Puan Ver
-4
Puan Ver
140
Emir Kuyumcu
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Yani bunun bir ton açıklaması olabilir ama bir de sizin yorumunuzu duymak istedim.Günümüzde pornagrafinin kolay ulaşılır halde olmasından mı kaynaklı yoksa seks aslında bundan ibaret ve biz yıllarca bunu gözümüzde büyütüyor muyuz?
Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Ben o zamanlarda da böyle hastalıkların olabileceğini düşünüyorum fakat merak ettiğim şey o zamanlarda tıp olmadığından insanlar böyle zor hastalıklara yakalandığında türün yok olması gerekmez miydi?
Puan Ver
0
Puan Ver
2,785
Orhan Kahraman
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Tür çeşitliliği ile kıyıdan uzaklık arasında belirli bir orantı var mı?
Puan Ver
2
Puan Ver
17K
Eyüp Akman
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Kargaların 200-300 yıl yaşayabildiğine dair birçok iddia görüyorum. Bu ne kadar doğru? Bu kadar uzun yaşayabilen bir karga var mı?
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

"Birkaç yüz yıl yaşayabilen tek bir karga türü dahi yoktur. Hatta kargalar, insan ömrünün yarısı kadar bile uzun yaşayamazlar. Bilinen onlarca karga (Corvus cinsi hayvanlar) türünün ve kuzgunların (Corvus corax türü karga) ilk hemen hepsinin vahşi yaşamdaki ömürleri en fazla 15-20 senedir. Bazılarının ömrü sadece 4-8 yıldır. Ancak çok özel bakım altında, 30 yıla kadar yaşayabildikleri bilinmektedir. Kayıtlar altında bilinen en uzun karga ömrü ise 40 yıldır."

Yukarıdaki metin Evrim Ağacı'nın Gerçeklik Analizi Araştırmalarından alıntılanmıştır. Belirtilen evrim ağacı araştırmasına aşağıdaki kaynaktan ulaşabilirsiniz. 

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. Kargalar Gerçekten 200 Yıl mı Yaşar? Evrim Ağacı Gerçeklik Analizi Araştırmaları
  2. Kargalar Gerçekten 200 Yıl Yaşar mı? YouTube Videosu
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Huawei Honor Band 4'de nabız ölçer olarak Huawei TruSeen 2.0 kullanıyorum. Bu lazer uzun vadede melanosit aktivitesini nasıl etkiler (etkiler mi) DNA'yı hasara uğratabilir mi?
Puan Ver
2
Puan Ver
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Hız, cismin aldığı yol bölü zaman olarak bulunuyor. Yani foton için zamanın durduğunu düşünürsek hızının limitte sonsuz olması gerekmekte. Ayrıca bir düşünce deneyi olarak foton üzerinde zamanın durduğunu görmemiz gerekiyorsa bu sonsuz hızda olmamız gerektiği anlamına gelmez mi?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Işık hızı zaten evrenimizin üst limitidir ve bağıl hareketten de bildiğimiz gibi gözlemciye göre hız değişir ışık hızını formül ile ifade ederken zaten gözlemci bizizdir ve zamanı kendimize göre referans alırız foton için zamanın durması burada önemsiz sorunun başında verdiğin argüman burada patlıyor ve kendi felsefi görüşüm ışık hızı veya -273 celcius gibi üst limitler evrenimizin sınırları buradan sonra 4. bariyer kırılıyor olabilir bu düşüncede çıkış noktam evrenin bir simülasyon olduğunu düşünmem.

Tabi bu düşüncemin herhangi bir bilimsel değeri yok sadece fantezi.

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. Hyper pysics relative motion documents Net bir cevabım yok farklı bir yöne doğrultabilirim
Devamını Göster
Puan Ver
19
Puan Ver
22K
Serhat İbin
Teşekkür Et (1)
Sonra Cevapla
Takip Et
Demek istediğim kuantum dolanıklıkta benzer parçacıklardan birini alıp bir şey yaparsak aynı anda diğer parcacıkta da bu gerçekleşir. Peki bu durumu karadeliğin içindeki olayları öğrenmek için kullanabilir miyiz ?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

bu soylediginiz sorunun kismen cevabi suskind ve hawkingin uzerinde birlestikleri konu olan holographic principle hani hologragik prensiptir. karadeligin tam olay ufkunun cizgisinde sanal parcaciklar olusmasi sonucu bi parcanin olay ufkundan iceri girip digerinin karadelik yuzeyinde kalmasi sonucu hologragik prensip olusmustur. suskind bunu tum evrene uyarlamis ve evrenimizin 2 boyutlu olabilecegini, 2 boyutlu olmasinin matematik ve fizik acisindan daha mantikli sonuclar verdigini da ispat etmistir. tabi bu teori benim burda yazdigim 3-5 kelime ile anlasilabilecek bi teori degil. yani "aslinda 2 boyutluyuz hehe" demek hic degil. ama bence hologragik prensip cok saglam dayanaklari olan bi teoridir, daha derin arastirmanizi oneririm.

Teşekkür Et
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Charles Darwin
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Diğer canlılara kıyasla daha zeki olabiliriz ancak her canlının birbirinden farklı üstünlükleri var ölümsüz canlılar var beynini kopyalayabilen canlılar var insanoğlunun egosu diyebilir miyiz?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Talha Gülmez , Öncül Analitik Felsefe Dergisi Yazarı Onaylı Kullanıcı

Rasyonalite (ya da düşünme) kapasitesinin değersel açıdan özel bir yeri olup olmadığına dair bir tartışma gerektiriyor bu soru. Diğer hayvanların bizden üstün yanları gerçekten var; bazıları bizden çok daha hızlı koşabiliyor, bazı hayvanların kısa süreli hafızası bizden daha iyi, bazıları uçabiliyor vb. Peki akıl kapasitesinin bunlardan ayrı olduğunu (ve bir bakıma, nihai olarak üstün olduğunu) düşünebilir miyiz? Bence bu gayet olası görünüyor. Neden?

Akıl kapasitesi demek, neden ve sonuçları değerlendirebilmek, ahlaki sorumluluk alabilmek, yaratıcı aktivitelerde bulunabilmek, değer üretimi yapabilmek, entelektüel araştırmalarda bulunabilmek demek. İçsel yahut araçsal değeri olan şeylere ulaşmada ve ortaya çıkarmada, dahası bunu bilinçli olarak yapmada asli rolü var. Diyelim, yaşama kapasitesi sonsuz gibi görünen Su Ayıları (Tardigrada) ile ortalama 80 yıl gibi çok kısıtlı bir ömre sahip insanı nasıl karşılaştırıp insanın daha üstün olduğunu söyleyebiliriz? Su Ayıları'nın sonsuz ömrü olsa da,  bu ömürlerinde değer yaratımı ve keşfine dair herhangi bir şeyi (özellikle bilinçli olarak) yapmamalarından dolayı. Sokrates'e atfedilen "Sorgulanmayan yaşam, yaşamaya değmez" sözü (biraz dramatik olsa da) duruma uygun bana kalırsa. 

Bunu insanmerkezcilik değil bu arada, akıl merkezcilik. Eğer en az bizim kadar zeki uzaylı türleriyle karşılaşırsak, onların hayatının da en az bizimki kadar değerli olduğunu söylemek hiç abes kaçmaz. 

Teşekkür Et
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
1,625
Tolga Sağlam
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Yoktan var olabilen enerjiyi ( pozitif yüklü elektronu veya her neyse ) anlamakta güçlük çekiyorum, yardımcı olursanız sevinirim.
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Soner Albayrak , Fizik Doktora Öğrencisi Onaylı Kullanıcı

Sanırım en basit olup da çok da yanlış olmayacak bakış açısı şöyle:

Heisenberg eşitsizliği gereği bir sistemdeki bazı kardeş özellikleri aynı anda tam olarak bilemeyiz! Bunun en meşhur örneği konum ve hızdır: Bir sistemin konumunu çok iyi biliyorsak hızını iyi bilemeyiz, hızını iyi biliyorsak konumunu iyi bilemeyiz. Enerji ve zamanı da bu tarz kardeş özellikler olarak düşünebiliriz: Bir sistemin zamanda nasıl değiştiğini ne kadar iyi biliyorsak, enerjisini de o kadar bilemeyiz! Örneğin elimde boş bir kutu olsun. Ben bu kutuyu her saniye kontrol ediyorsam, bu kutunun toplam enerjisi ile ilgili bir belirsizliğim vardır. Saatte bir kontrol etmeye başlarsam enerjisini artık daha net bir şekilde söyleyebilirim. Bu sebeple bu kutu için enerjisi sıfır hiç enerjisi yok diyebilmemin tek yolu ancak kutuyu hiç açıp bakmamamdır, bu durumda da kutunun içinde bir şeylerin var olup yok oluyor olmasının da bir sakıncası yok, çünkü zaten ben onları gözlemlemiyorum (kutuyu açmıyorum).Bir başka bakış açısı da şöyle: Boş kutumun enerjisindeki ve zamandaki belirsizliğin çarpımı 10 birim, bir elektronun kütlesi de 1 birim, bir protonun kütlesi de 1000 birim olsun. Bu durumda bu boş kutumda bir elektron yoktan oluşup 10 saniye var olup  tekrar yok olabilir. Fakat bu boş kutuda oluşan bir protonun saniyenin 100'de biri gibi bir sürede tekrar yok olması gerekmektedir. Kısacası enerji ve zamandaki belirsizliklerin çarpımına uyulduğu sürece yoktan parçacık oluşup oluşmamasının bir sakıncası yok. 

ÖZET: Heisenberg belirsizliği bakış açısından dolayı zaten enerjiyi net ölçemediğimizden yoktan var oluyor demek bir derece hatalı oluyor, çünkü zaten yok dediğimiz durumda bile enerji sıfırdan farklı olabilir (bir belirsizlik var).

DİPNOT: Bu bakış açısına energy-time uncertainity deniyor, ekteki kuantum mekaniği kitabının 2.1. bölümünde de açıklanıyor. Fakat aslında bu belirsizliğin Heisenberg belirsizliği ile bir alakası yok, yani benim yukarıdaki açıklamalarım teknik olarak hatalı! Teknik tabirle konumun ve hızın kuantum mekaniksel operatörleri conjugate variables, fakat enerji ve zamanın böyle bir ilişkisi yok. Yine de özünde anlatmaya çalıştığım şey doğru.DİP NOT 2: Basitçe anlatabilmek için genel kuantum fiziği argümanları kullandım, kuantum alan teorisine girmedim. Oysa kuantum alan teorisine girmeden yoktan parçacık oluşumunu açıklayabilmek mümkün değil. Eğer anlattığımın bir üst düzeyinde bu durumu anlamak isteyen olursa Feynman'ın path integral yöntemini araştırsın (açıkcası fizikçi olmayan ya da ingilizce bilmeyen birine tavsiye etmem).

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. Google Books Modern Quantum Mechanics
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Yüksek proteinli diyet ile beslenen insanların düşük proteinli diyet uygulayan insanlara oranla kansere yakalanma riskinin daha yüksek olduğu doğru mudur? Bilhassa hayvansal proteinler hakikaten kanserle ilişkili midir?
Puan Ver
1
Puan Ver
385
Burhan Akalan
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Yapılıyorsa nasıl yapılıyordur?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Evet yapılabilir. Yazı bilimi (typography)'de ve beden dilinde  uzmanlaşmış kişiler kişinin yazdığı yazıdan sağlak yada solak olduğunu harflerin birbirine olan yakınlığından yada karmaşıklığından hangi ruh halinde olduğunu rahatlıkla anlayabilir. 

Örneğin: Sağa yatık yazıyorsanız iletişim yeteneğinizin iyi olduğu düşünülür. Eğer dik yazıyorsanız bağımsızlığınıza düşkün olduğunuz öngörülür. Satırlarınızın arası geniş ise olaylara geniş ve sakin bir perspektiften bakmanız daha olasıdır.

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. El yazısı
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
543
Lvcretivs .
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Çok saygı duyguğum ve gerçekten bilgili olan feslsefe hocama sınıfça bu soruyu sormuştuk. Şöyle cevap verdi; Evrimsel süreçte ağaçlarda uyurken bazen dengeyi sağlayamayıp düşermişiz. Bu yaşadğımız olay o zamanlara kadar dayanıyormuş. Doğruluğu tartışılır ancak benim için tatmin edici bir cevaptı.
Teşekkür Et
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
95
Nisanur Baltacı
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Bir grup insanın herkesi kendi işlerine gelecek şekilde yönetmesi mi yoksa ticari mi?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Bilinmezlik insanı korkutur ve çok rahatsız eder. Herhangi bir doğa olayı gördüklerinde anlamlandıramayıp ona kendileri anlam yüklemek istemiş olabilirler. Örneğin şimşek çaktığında veya volkan patladığında 'tanrılar kızdı' diyip adak verirlermiş. Bu bana göre ilk çıkış sebebi. Ancak zaman ilerledikçe her bölgeden kişilerin kendi yaşayış tarzlarına göre din çıkmaya başladı bu da ayrılıklar savaşlar getirdi. Kısacası fikir ayrılıkları ve politika temelli olabileceğini en azından kendi görüşüm çerçevesinde söyleyebilirim.

Teşekkür Et
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
203
Emir Sancaktar
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Evet doğru. Histamin yaraların iyileşmesinde önemli bir role sahiptir. Yaranın sağlıklı bir biçimde kapanması ve sağlıklı yeni deoku üretimi sırasında salgılanır. Ancak histamin alerjiyede neden olur ve bu sebeple yara kaşınmaya başlar. Kaşımamakta fayda vardı çünkü yeni çıkan deri narindir ve kaşırsanız iyileşme sürecini uzatmış olursunuz.

Teşekkür Et
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
30
Alperen Yilmaz
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Ben daha çok otobüs yolculuklarında yaşıyorum bu durumu.
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Basınç değişimleri sebebi sonucu gerçekleşen olaydır. Bu durum kimilerinde hızlı bir şekilde geçerken bazı kişilerde ise daha uzun sürebilir. Bu durumu yaşadığınızda  sakız çiğneyebilir esneyebilir yada nefes alıp burun deliklerinizi ve ağızınızı kapatarak nefesinizi vermeye çalışabilirsiniz. (Son yöntemi yaparken fazla zorlamamaya dikkat edin.)

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. Milliyet Gazete haberi olduğunun farkındayım ancak yazanlar doğru.
Devamını Göster
Puan Ver
-1
Puan Ver
7K
Emre Ertürk
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Öncelikle ahlak kavramını ele almak gerekir ki bu durumda zaten farklı toplumlarda hatta toplumların kendi içlerinde bile bölge bölge değişiklik gösterebilir. Bu sebeple belirli bir ahlak kavramı belirlemek kurallar koymak pek uygun olmayacaktır. Ancak kendi fikrimi belirtmem gerekir ise faydacılık ilkesi benimsenir ise iyi sonuçlar alabiliriz.

Teşekkür Et
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
480
Furkan Kaya
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Bir insan yaşayabileceği en büyük sinir krizini veya deneyimleyebilecdği en büyük acıyı çekse beyninde ve vücuttunda ne gibi olaylar gerçekleşir?
Puan Ver
5
Puan Ver
Anonim
Anonim
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Üç renkli kediler için calico ırkı kedilerden bahsediliyor, bazı sitelerde böyle bir ırk olmadığı da yazıyor. Detaylı ve doğru bilgiye ulaşmama yardımcı olur musunuz?
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
7
Puan Ver
Burak Bardakçı , Tıp fakültesi öğrencisi

    Öncelikle şunu söylemek gerekir: kedilerin renklerini belirleyen genler X kromozomu üzerindedir. Dolayısı ile erkek kedilerde başka bir genetik durum söz konusu olmadığı sürece tek renk/desen gözlenir. Dişilerde iki adet X kromozomu bulunduğu için 2 renkliliğin doğal olduğu düşünülebilir ancak bu kadar basit değildir.   

    Gen inaktivasyonu dediğimiz bir durum söz konusu. Dişilerdeki bir X kromozomu inaktive edilir. Yani her hücrede yalnızca tek X kromozomu aktif olarak işlenir. Hangi hücrede hangi kromozomun inaktive olduğu döllenmeden, zigotun oluşumundan sonra (8-16 hücre döneminde olduğu düşünülüyor) belirlenir.

    İnaktive edilen X kromozomu ışık mikroskobunda dahi görülebilen Barr cisimciğini oluşturur.

 

    Burada mutasyonlu olarak işaretlenmiş hücreyi (pembe) ve diğer hücreleri (mor) farklı X kromozomları inaktive edilmiş hücreler olarak düşünürsek olayı görselleştirebiliriz diye düşünüyorum (X geni inaktivasyonunu gösteren güzel bir görsel bulamadım ama olay aynı buna mozaiklik diyoruz). 

    Yani elimizde henüz daha 8-16 hücre varken bunlardan bir kısmının anasal X kromozomu (1. X diyelim) bir kısmının babasal X kromozomu (2. X diyelim) aktif kalıyor, diğeri inaktive oluyor. bu hücreler bölündükçe bunlardan oluşan hücreler bu aktivasyon/inaktivasyon durumunu koruyorlar ve kedimizin renklerini ayırt edebilmeye başladığımız kadar büyüdüğünde 1. kromozomu aktif olan bölgeleri başka, 2. kromozomu aktif olan hücreleri başka renkte görüyoruz.    Tüm bunlara ek beyaz renk oluşumuna sebep olan defekt de eklenirse 3 renkli kedileri göremiz mümkün oluyor. eğer 2 veya daha fazla renkli kedi görüyorsak muhtemelen dişidir. ama farklı genetik mekanizmalar bunlara sebep olabilir. Örneğin klinifelter sendromunda olduğu gibi XXY şeklinde 3 eşey kromozomuna sahip bir kedide de bu mozaiklik durumu söz konusu olablir.

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. kedilerde renkler kedi renkleri ile ilgili daha çok bilgi buradan edinilebilir.
  2. 1. görsel
  3. 2. görsel
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Merhaba

"Anormal" davranışı tanımlarken günümüz psikolojisinde, siyah-beyaz bir anormal-normal yaklaşımından ziyade, bir ucunda normal diğer ucunda anormal davranışın yer aldığı bir doğru (spektrum) yaklaşımını benimsiyoruz. Dolayısıyla hiçbir davranış için tamamen bozukluk ya da tamamen normal diyemeyiz.

Psikopatoloji (psikolojik rahatsılık, psikolojik bozukluk, anormal davranış) tanımlaması yaparken 4 temel unsura dikkat ederiz [1]:

  • Deviance (normdan sapma): İstatistiksel olarak ortalamada görülen davranışın dışında kalan davranışlar.
  • Distress  (sıkıntı): Davranışın kişinin kendisi veya çevresi için yarattığı sıkıntı düzeyi.
  • Dysfunction (işlev bozukluğu): Davranışın, kişinin gündelik okul, iş, özel hayatındaki işeyişine olan negatif etkisi. Örn: Bir çoğumuz evden çıkmadan ocağın altını kapatıp kapatmadığımızı kontrol ederiz fakat, OKB hastaları bu kontrolü yapmak için evden çıkamayabilir ya da işine sürekli geç kalabilir.
  • Danger (tehlike) : Davranışın kişinin kendisi veya çevresi için oluşturduğu tehdit düzeyi. Örn: İntihar eğilimi kişinin kendisi için bir tehlike oluşturur.

"Kıskançlık" genelde bir çoğumuz için, yukarıda bahsettiğimi doğru içerisinde normal tarafa yakın düşse de bazı durumlarda (yukarıdaki unsurlar oluştuğunda örneğin) psikolojik bir bozukluk seviyesine gelebilir. Yukarıdaki bilgiler ışığında değerlendirdiğinizde hangi kıskançlığın psikolojik bozukluk hangisinin normal davranış olduğunu daha rahat anlayabilirsiniz.

Sevgiler

Teşekkür Et
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
100
Levent Yalçın
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
"Atmosferi uzaya karıştırmanın ve yok etmenin bir yolu var mı?" sorusuna verilen "(mealen) atmosferi oluşturan gazlar, dünyanın kütleçekimi nedeniyle uzaya kaçmaz. velev ki bu gazların oranı değişmesin" yanıtına istinaden sormak istedim.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Aslında küresel ısınma dediğimiz şey tamamen CO2 oranıyla alakalı. Yanılmıyorsam havadaki CO2 oranı %0.03 civarlarındaydı. %0.02 lik değişim oldu ve bugün Küresel Isınma tehtidi ile karşı karşıyayız. CO2 gazı sera etkisi yaratarak, dünyanın daha fazla ısınmasını, dolayısıyla buzulların daha fazla erimesini ve dolayısıyla güneş ışınlarının daha az oranda uzaya yansıtılmasına sebep oluyor. Bu da daha fazla güneş ışını, daha fazla sıcaklık, daha fazla buzul erimesi gibi geri dönüşü olmayan bir yola sokuyor. 

Atmosferde hiç var olmamış bir gazın atmosfere eklenmesi mümkün mü ? sorusunu tam anlayamadım. Ne gibi gazlar ? 

Teşekkür Et
Devamını Göster
Puan Ver
-7
Puan Ver
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Biyolojik olarak mümkün olmadığını biliyorum. Diyelim ki mümkün oldu, neden din adamları onların bedenlerini incelememize ve dünyaya göstermemize izin vermiyorlar? Bu dinin varlığını kanıtlamak için istedikleri bir fırsat olmaz mıydı?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Çünkü onlar da söylediklerinin yalan olduğunu biliyorlar. Dinler, binlerce yıl önce insanların bir arada yaşayabilmesi için toplum kuralları olarak uydurulmuş şeyler olduğunu düşünüyorum. Günümüzde hiçbir dine ve peygambere ihtiyaç kalmadı. İnsan olalım, doğaya, hayvana ve birbirimize karşı saygılı olalım yeterli.

Teşekkür Et
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
885
Hibrit Usta
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Dünya, doğa ve canlıların durumu daha iyi veya daha kötü olur muydu?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

İyi veya kötü görecelidir fakat, bence kesinlikle daha iyi olurdu. Çünkü doğada zekasını kullanarak alet edevat yapan, artık bırakan ve en önemlisi doğaya zarar veren tek bir canlı türü var ; insan. Ekolojik dengeyi bozuyoruz. İnsanoğlu hiç var olmasaydı şuan bence hala dünyanın her yeri cennet gibi olurdu. Tabiki milyonlarca yıl sonra belki bir asteroid çarpması sonucu canlılık son bulurdu, ama kesinlikle hayat şartları bu kadar değişmezdi. Organik besini bırak, temiz su bulamamaya başladık.

Teşekkür Et
Devamını Göster
Puan Ver
5
Puan Ver
22K
Serhat İbin
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Mesela şizofren bir insanla normal bir insan olsun şizofren olan normal olan göre farklı şeyler görür ama normal olan kişi bunların hayal olduğuna emindir.peki herkes şizofren olsaydı normal olan insan farklı olmazmıydı,demek istediğim kime göre gerçek kime göre hayal ?
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver
Talha Gülmez , Öncül Analitik Felsefe Dergisi Yazarı Onaylı Kullanıcı

Burada normallik ve anormalliği nasıl tanımladığımız önemli aslında. Şizofrenlerdeki sorun, bilişsel fonksiyonlarının olması gerektiği gibi çalışmasını engelleyen nörolojik birtakım kusurlardan muzdarip olmaları. Bunu "hayalet organ" vakalarındaki hastalara benzetebiliriz. Örneğin bir kaza sonucu kolu kopan insanlar, o organın halâ orada olduğuna dair  bir "eminlik" içerisinde oluyorlar, o organı hissediyorlar vb. Bunu, kollarının koptuğunun kanıtı gözlerinin önünde olmalarına rağmen yapıyorlar çünkü burada bilişsel bazı bozukluklar meydana gelmiş oluyor. Gerçeklik artık orada kolları olmaması olduğu halde, onlar orada olduklarını hissedebiliyorlar. Eğer hepimiz hayalet organ sendromundan muzdarip olsaydık ve bir kişi olmasaydı, yine de onun pozisyonu (artık bazı organlarımızın olmadığına inanmak) "normal" ya da gerçek pozisyon olurdu. 

Gerçek/normal olanın anomaliler üzerinden incelenmesi bilişsel psikologların sıkça başvurduğu bir yöntem.  Şizofrenilerin beyninin nasıl işlediğini öğrenerek aslında nasıl çalışması gerektiğini kavrayabiliyoruz mesela. 

Teşekkür Et
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Bazı veganlar süt ve süt ürünlerinin kanser riskini arttırdığını söylüyor. Bunu doğruluk payı nedir?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Faydaları da olsa bu zarar tamamen laktozdan kaynaklanıyor. Ayrıca bebeklik döneminde içilen sütte de laktik asit vardır. Laktozsuz sütün içilmesini tavsiye ederim. Tadında ve yağ oranında pek değişiklik olmuyor.

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. İlgili Makale
Devamını Göster

Toplam 3969 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Ben bir şeyin ismini bilmek istemiyorum. Nasıl çalıştığını bilmek istiyorum!”
Elizabeth Blackburn
Geri Bildirim Gönder