Puan Ver
4
Puan Ver
445
Talha Kaya
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Aynı türden bireylere ya da kendine zarar vermenin evrimsel açıdan pek bir avantaj getireceğini sanmıyorum. Cevaplarsanız sevinirim, şimdiden teşekkürler :)
Puan Ver
2
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Matematikte limit konusunu işlerken ODTÜlü hocamız 2+2 nın hiç bir zaman 4 etmediğini 3,999999... şeklinde sonsuza kadar gittiğini söylemişti o zaman çok dikkat edip soramamıştım yıllardır aklımda bu soru var
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Bunun için önce sonsuzluk kavramını iyice anlaman gerekiyor ki 3,999... sayısının 4'e eşit olduğunu söyleyebilirsin. Bu sayı 4'e sonsuz 9 kadar yakın olduğu için aslında sayı doğrusunda 4'ün üstündedir. 

En basit olarak şöyle gösterelim. 

x=0,999... olsun. O zaman 10x=9,999... eder. Bunu 10x= 9 + 0,999... diye de yazabiliriz. Eşitliğin sağındaki devirli sayı x'e eşit olur. O zaman 10x = 9 + x diyebiliriz. x'i karşıya atarsak da 9x = 9'dan x = 1 buluruz.  

Farklı bir şekilde 1/9 = 0,111... diye gösterilirse eşitliğin iki tarafını 9 ile çarparsak 1 = 0,999... olur. 

Bırakacağım Wikipedia linkinde daha detaylı ve farklı şekilde ispatlarını inceleyebilirsin.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Wikipedia Daha fazla ispat için
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
385
Burhan Akalan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Bilim adamları şu anki bilgilerle ışınlanmanin mümkün olamayacağını düşümüyorlar çünkü ışınlanma için sahip olduğun atomların konumunu ve hızını aynı anda bilmemiz gerekmektedir ve bu  Heisenberg Belirsizlik ilkesi doğrultusunda imkansızdır.Klasikleşmiş basit bir örnek vericek olursam:Bir mikroskop altında elektronun gözlemlediğini düşünün.Elektronu gözlemlemek için üzerine ışık düşürmek zorundayız.Ancak bu ışık elektronun hızını değiştirir.Bu ilkeden dolayı ışınlanma şimdilik imkansızdır ve bir diğer elden eğer mümkün olurda bir insan üzerindeki bütün atomları ışınlamak için dünya üzerindeki kullanılan bütün elektirik enerjisinden daha fazla bir enerjiye ihtiyaç olunacağı düşünülüyor.
Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Heisenberg Belirsizlik İlkesi Atomun konumunun ve hızını neden aynı anda saptayamayacağımızın daha detaylı ve basit açıklaması
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
2,923
Turgay Aydın
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

bence;

insan düşünebilen ve sorgulayabilen bir canlı olduğu için işleri dahada kolaylaştırmak istemiş olabilir bu yüzden de icat ettiği mızrak ,sopa ,sivri taşlar vb. maddeleri kullanarak kendi tırnaklarını gereksiz kıldı ve böylece sivri tırnaklara veya pençelere gerek kalmadı.

bu sadece benim görüşüm.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
20
Mapiya Aiyanna
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bükülen ya da eğilen uzayın, zamanı döngüselliğe sokma olasılığı var mıdır? Zaman bu bükülmeden dolayı dışarıya doğru değil de içeriye doğru sonsuz bir döngüye kapılmış olabilir mi? Ya evrenin kendisi böyle bir döngünün tezahürüyse? Her döngünün başlangıcında tekrar başladığımız yere mi dönüyoruz?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

"Bir Solukta Evrenin Resimli Tarihi"adlı kitapta da geçtiği üzere zaten zamanin doğrusal olduğu hakkında bir teori vardir ve big bang ile big crunch' ın(evrenin sonu) aynı şeyler olduğunu savunur.Ve bu teoride bu döngüsellik için bükülen ya da eğilen uzayın etkisinin olmadığını anımsamaktayım.Daha kesin bilgiler için kitabi okumanı öneririm 80 sayfa uzunluğunda.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
130
Emre Taşdemir
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Biz insanlar olarak birbirimize bakarak Evrim'in en önemli mekanizmasını yani Doğal seçilim'i kaldırarak Evrim'i sekteye uğratmış olmuyor muyuz?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Evet doğal seçilimi tabikide yok ediyoruz doğayı yok ederek.Ama şunu unutma evrimin tek mekanizması doğal seçilim değil.Cinsel seçilim,Yapay seçilim,Akraba seçilimleride var.Bu soruyu yanıtlamak için, biyolojik evrim mekanizmalarıyla kültürel evrim mekanizmaları arasındaki farkın akılda tutulması önemlidir.Diğer bütün bitki ve hayvan türleri gibi, insan türü de çeşitli bireylerin toplumlarından oluşur. Bu çeşitlilik kısmen genetiktir ve bu yüzden kalıtımla geçebilir ve potansiyel olarak doğal şeçilime tabidir. Örneğin, DNA`nızda sistik fibrosis geni taşıyorsanız, bunu çocuklarınıza aktarma şansınız vardır.Ancak insanların bireysel değişikliklerinin büyük kısmı kültüreldir. Bu insanın öğrenmesinin ve sosyal deneyiminin bir ürünüdür ve bu tür şeyler biyolojik üremeyle altsoylara aktarılamaz. Örneğin kişilik ve sosyal konum gibi şeylerle ilgili durum budur. Varlıklı insanlar çocuklarına varlıklarını ve ayrıcalıklarını “geçirebilir”; onlara para, eğitim, sosyal avantajlar vb. verebilir. Fakat bunların hiçbirinin yumurta ve sperm yoluyla aktarılan herhangi bir genle ilgisi yoktur. Veya insanlar çocuğunuzun amcasının öfkesini ya da sizin espri anlayışınızı aldığını söylerse, çocuğunuzun bunları örnek olarak ya da taklit ederek öğrenmiş olması çok olasıdır. Ancak bunun biyolojik kalıtım ya da aktardığınız genlerle bir ilgisi yoktur.
Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Evrim ağacı
Devamını Göster
Puan Ver
5
Puan Ver
150
Muzaffer Mahoni
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Ayrıca florürün vücutta birikme yaptığı ve bu sebeple bir çok zararı olduğu da söyleniyor. Yani belki de duş aldığımızda elimizi yüzümüzü yıkadığımızda da buna maruz kalıyoruz. Paylaştığım belgesel hakkındaki görüşlerinizi de merak ediyorum.
Puan Ver
5
Puan Ver
371
Nehir Nehit
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Daha önce okuduğum bir makalenizde, ilk insanın asla var olmadığını öğrendim. Ama İslam dinine göre ilk insan Hz Adem'dir. Bu durumda İslam dini ile Evrim teorisi çelişiyor mu ?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

sevgili dostum ilk önce şunu anlaman gerekiyor ki türkiyede yaşadıgımız için kuranı örnek alalım kuran bırakın bilimle çelişmeyi kendisiyle çelişen bir kitaptır bir yerde yasak ettigini bir yerde helal kılmıştır bunu kuranı mantıken okudugun zaman görüceksindir şunuda bilmen gerekiyor ki hz.adem ile hz.havva aynı dönemde yaşamamıştır :D malesef ki insan elinden çıkma olan Semavî dinler bir çok yanlış bilgi vermektedir 

sana soruyorum yıldızlar nedir? neyden oluşur? şekli nedir? kurana göre kandil 

insanların dini ile bir derdim yok ancak bağzı şeyleri sorgulayan inanlara sende sorguluyorsun sanırım senin gibi  insanlara sadece su anda mensup olduğun dinin kitabını okumanı saçmalıkları görmeni söyleye bilirim sadece insanlık din denilen şeylerin etkisi altında çok kaldı artık çıkması gerek bilmenide isterim ki ben ateistim 

ve evet ilk insan yoktur din bilimle  her zaman çatışır bir hadis vereyim

''dünya balığın sırtındadır, balık kımıldadıkça deprem olur'' 

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. kuran mantık :)
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Hamit Koç
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Örneğin süt verme konusunda ineklere uyguladığımız yapay seçilim?
Puan Ver
8
Puan Ver
22k
Serhat İbin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
9
Puan Ver
Soner Albayrak , Fizik Doktora Öğrencisi Onaylı Kullanıcı

Dünya Ay'ı da astronotları da aynı şiddette çekiyor (Dünya'dan eşit uzaklıkta olduklarını varsayarsak). Newton fiziği de Einstein fiziği de herhangi bir cismin kendisinden eşit uzaklıktaki diğer bütün cisimleri aynı şiddette çekeceğini söyler.Burada şiddetten kastım kütle başına düşen çekme kuvveti. Yani Dünya'dan Ay kadar uzakta bulunan bir astronot da Ay da kütleleri başına eşit miktarda bir kuvvetle çekiliyorlar. Pratikte astronotlar Dünya'ya Ay'dan daha yakın olduklarından Ay'a kıyasla çok daha fazla bir şiddetle çekiliyorlar!

Sanırım sormak istediğin Ay 'ın Dünya'nın çekimi yüzünden Dünya etrafında dönmesine rağmen astronotların dönmemesi idi. Bunun sebebi açısal momentumun korunumu. Ay'ın halihazırda bir dönme momentumu var, bu momentumun korunumundan ve Dünya'nın çekiminden dolayı Dünya etrafında dönüyor. Eğer bu tarz bir momentumla astronotu fırlatırsan o da döner (nitekim fırlatılan uydular bu şekilde dönüyor). Ki Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki astronotlar da bu şekilde Dünya etrafında dönüyorlar, çünkü belirli bir açısal momentumları var.

Bir açısal momentum verilmeden doğrusal bir şekilde uzaya fırlatılan bir cisim ise (örneğin bir astronot) sırf Dünya'nın çekimi yüzünden Dünya etrafında dönmeye başlayamaz. Bunun sebebi kütle çekiminin doğrusal bir kuvvet olmasıdır, açısal momentumu değiştirmez. Bu sebeple dümdüz uzaya fırlatılan bir astronot ya Dünya'nın çekiminden dolayı yere geri düşer ya da başka bir gök cisminin çekim alanına girene kadar uzayda düz bir şekilde ilerler.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Çok çirkin veya çok güzel bir insanla tanıştık belli süre sonra onun çirkinliği veya güzelliği ilk zaman ki gibi gelmiyor ortalama standart insan gibi gelmeye başlıyor .Uzun süreli duygusal birlikteliklerde de bu durum mevcut duygusal vr fiziksel bunun sebebi düşük gizli baskılama mıdır?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Merhaba, dusuk ket vurma sadece esyalar uzerinde olmuyor, kendimden ornek verirsem bir lokantaya veya topluluk alanina girdigimde hic farkinda bile olmadan insanlarin giydigi ayakkabi renginden tutunda kravatin modeline kadar hatirliyorum ancak bu istemsiz sekilde oluyor ben farkinda bile degilim.

Dusuk ket vurma anlik olarak cisimleri ve insanlarin ozelliklerini ve ayrintilarini hafizaya yazmadir. 

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı Düşük Ket Vurma
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
930
Tolga Sağlam
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Boş uzayda izlediğim videoya göre sürekli enerji gidip geliyormuş, bunun entropi ile ya da kuantum dalgalanması ile olan ilişkisi nedir ? Ya da şöyle soracak olursam hiçlikte enerji var mıdır ?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Soner Albayrak , Fizik Doktora Öğrencisi Onaylı Kullanıcı
  1. Antimadde dediğimiz şey antiparçacıklardan oluşmuş maddedir. 
  2. Antiparçacık her konuda parçacığın zıttı demek değildir. Antiparçacık, ona karşılık gelen parçacığa göre bazı kauntum özellikleri ters olan parçacıktır. Energy, kütle, klasik anlamda bildiğimiz momentum ve açısal momentum gibi kavramlar bu ters olan özelliklere dahil değildir!
  3. Antiparçacıkların parçacıklardan temel farklarının bazı kuantum özellikleri olmasından dolayı, bu parçacıklar normal parçacıklardan çok da farklı değillerdir. Örneğin elektron'un antiparçacığı olan pozitron elektronla hemen hemen aynıdır; tek farkı elektrik yükü eksi değil artı işarete sahiptir. Yani bir proton elektronu çeker fakat protonu iter. Bunun dışındaki enerji momentum gibi özellikleri tıpatıp aynıdır.
  4. Ters olabilecek bir kuantum özelliği olmayan parçacıkların antiparçacığı kendisidir! Örneğin fotonun antiparçacığı gene aynı fotondur.

Kavram kargaşasını kenara koyup antimaddenin ne olduğunu şimdi daha iyi anladığımıza göre başlıktaki üç soruna da cevap verebiliriz:

  1. Normal maddenin enerjisi nereden geliyorsa antimaddenin de oradan geliyor.
  2. Antimadde maddenin tam zıttı değil.
  3. Antimaddenin enerjiyi kendine çekmesi gerekmiyor.
Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
2,092
Recep Enes Şahin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
8
Puan Ver
Soner Albayrak , Fizik Doktora Öğrencisi Onaylı Kullanıcı
  1. Takyon hipotetik bir parçacıktır, gözlemlenmemiştir, gözlemlenmesini de beklemiyoruz.
  2. Önemli olan şey bilginin ışık hızından hızlı iletilmemesidir. Bilgi iletilmediği sürece bir şey ışık hızını geçebilir. Gözlemlenebilir bütün parçacıklar bilgi iletiminde kullanılabileceği için de gözlemlenebilir hiçbir parçacık ışık hızını geçemez. Kuantum alan teorisinde gözlemlenmeyen parçacıklar hesaplarda kullanılıyor ve bu parçacıklar ışık hızından hızlı olabilir.
  3. Bilginin ışık hızından hızlı iletilmemesini beklememizin sebebi nedenselliktir (causality): Işık hızından hızlı bilgi iletiminde sonuçların nedenleri etkilemesi mümkündür (gelecek geçmişi etkiler) bu da nedensellik ilkesine aykırıdır.
Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Wikipedia Fizikte Nedensellik
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
85
Mustafa Soysal
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver
Soner Albayrak , Fizik Doktora Öğrencisi Onaylı Kullanıcı

Basit bir bakış açısıyla, bir galaksiden çıkan ışık bize gelebiliyorsa o galaksinin bizden uzaklaşma hızı ışık hızından azdır. Bir galaksinin bizden uzaklaşma hızı da evrenin genişleme hızı ile galaksinin bizden uzaklığının çarpımı ile orantılı. Bu sebeple bazı galaksilerden bize ışığın ulaşabilmesi evrenin genişlemesinin yavaş olduğu anlamına gelmez, o galaksi bize yakın olduğu için ulaşıyor da diyebiliriz.

Yukarıdaki açıklamam gayet mantıklı olsa da teknik olarak tam doğru değil, çünkü İzafiyet kuramında hızları lise fiziğinden bildiğimiz gibi toplayıp çıkaramayız. Hatta aslında uzayın bükümlü olmasından dolayı hız kavramı bile alışkın olduğumuzdan biraz daha farklı gerçekte. Fakat yukardaki açıklama kabaca özünde doğru.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
20
Emrah Öztürk
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver

Zeka gelişiminde çevre ve genetiğin etkili olduğu biliniyor. Zekaya yönelik aile içi, özellikle de ikiz ve evlatlık çalışmalarıyla genetiğin zekaya etkisinin P civarı olduğu da gösterilmiş ancak hangi kromozomun veya hangi genlerin zeka gelişimine etkisinin ne kadar olduğuna dair henüz kesin bir sonuç yok.

Sizin okuduğunuz gazete yazısının kaynağı olan blog yazısında gösterilmiş kaynakların geçersizliği ve iddianın kaynağının yüksek sayıda takipçisi olan bir Facebook hesabı olduğu bir Forbes yazısında gösterilmiş. İddianın ortaya atılma sebebi X kromozomu olmadığında hücrenin yaşayamayacağı olabilir ancak bu da böyle bir iddiayı doğrulamaz.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. National Library of Medicine Temel bilgiler
  2. Forbes İddianın yalanlanması
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Güneş'in enerjisi bittiğinde, diğer gezegenlere zarar verecek olan "şey" ışıktan daha hızlı hareket edemeyeceğine göre; Dünya 8 dakika sonra, Jüpiter 43 dakika sonra mı etkilenecek?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Güneşin enerjisi bitmeden önce de zaten kırmızı dev olduğunda ışıktan hızlı olmasa da dünyamız bundan etkilenecektir.  Tabi sormak istediğiniz soru "Güneş bir anda yok olsaydı ne olurdu? " ise dediğiniz gibi 8 dakika boyunca dünyada bunu fark edemezdik. İşin garip tarafı (hala anlayamasam da) genel görelilik teorisine göre dünya da bu olaydan eş zamanlı olarak etkilenmeyecek ve güneş hala varmışçasına 8 dakika boyunca yörüngesinden sapmayacaktır. Buna sebep olarak ışık hızından hiçbir şeyin hızlı olmadığı varsayıldığı için (takyon varsayımı hariç) kütle çekim dalgalarının ışık hızında hareket ederek etki ettikleri düşünülmekte. Dolayısıyla dünya güneşin kaybolduğunu ancak ışık hızıyla fark edecektir, sırasıyla da diğer gezegenler.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Webtekno Güneşin akıbeti hakkında güzel bir makale.
  2. Evrim Ağacı Evrim Ağacından bir yanıt.
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
105
Ahmet Kaya
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İnsanlar genetik müdahaleler de yapıyorlar bunlar evrimi kontrol altına aldığımız anlamına mı geliyor? Evrim kontrol edilebilir bir şey mi?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Evrim kontrol edilebilir bir şeydir evet.Ama engellilere karşı olan ilginin sebebi akraba seçilimidir.Ve akraba seçilimi doğada da sıkla rastlanılan bir durum.Evrim kontrol edilebilir ki zaten şu anda da bu yapılıyor.Okulda verilen eğitimler zekamızın ve hafıza kuvvetimizin zamanla daha da artmasını ve kalıtsal hale gelmesini sağlıyor mesela.Bilgi birikiminin zekaya olan etkisi varsayılmazsa siz orta çağda yaşamış birine nispeten daha çabuk kavrayabilen ve daha sık bir şekilde aklında tutabilen bir bireysiniz mesela.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
-4
Puan Ver
140
Emir Kuyumcu
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Yani bunun bir ton açıklaması olabilir ama bir de sizin yorumunuzu duymak istedim.Günümüzde pornagrafinin kolay ulaşılır halde olmasından mı kaynaklı yoksa seks aslında bundan ibaret ve biz yıllarca bunu gözümüzde büyütüyor muyuz?
Puan Ver
0
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Ben o zamanlarda da böyle hastalıkların olabileceğini düşünüyorum fakat merak ettiğim şey o zamanlarda tıp olmadığından insanlar böyle zor hastalıklara yakalandığında türün yok olması gerekmez miydi?
Puan Ver
0
Puan Ver
2,225
Orhan Kahraman
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Tür çeşitliliği ile kıyıdan uzaklık arasında belirli bir orantı var mı?
Puan Ver
2
Puan Ver
16k
Eyüp Akman
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kargaların 200-300 yıl yaşayabildiğine dair birçok iddia görüyorum. Bu ne kadar doğru? Bu kadar uzun yaşayabilen bir karga var mı?
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

"Birkaç yüz yıl yaşayabilen tek bir karga türü dahi yoktur. Hatta kargalar, insan ömrünün yarısı kadar bile uzun yaşayamazlar. Bilinen onlarca karga (Corvus cinsi hayvanlar) türünün ve kuzgunların (Corvus corax türü karga) ilk hemen hepsinin vahşi yaşamdaki ömürleri en fazla 15-20 senedir. Bazılarının ömrü sadece 4-8 yıldır. Ancak çok özel bakım altında, 30 yıla kadar yaşayabildikleri bilinmektedir. Kayıtlar altında bilinen en uzun karga ömrü ise 40 yıldır."

Yukarıdaki metin Evrim Ağacı'nın Gerçeklik Analizi Araştırmalarından alıntılanmıştır. Belirtilen evrim ağacı araştırmasına aşağıdaki kaynaktan ulaşabilirsiniz. 

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kargalar Gerçekten 200 Yıl mı Yaşar? Evrim Ağacı Gerçeklik Analizi Araştırmaları
  2. Kargalar Gerçekten 200 Yıl Yaşar mı? YouTube Videosu
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Huawei Honor Band 4'de nabız ölçer olarak Huawei TruSeen 2.0 kullanıyorum. Bu lazer uzun vadede melanosit aktivitesini nasıl etkiler (etkiler mi) DNA'yı hasara uğratabilir mi?
Puan Ver
2
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Hız, cismin aldığı yol bölü zaman olarak bulunuyor. Yani foton için zamanın durduğunu düşünürsek hızının limitte sonsuz olması gerekmekte. Ayrıca bir düşünce deneyi olarak foton üzerinde zamanın durduğunu görmemiz gerekiyorsa bu sonsuz hızda olmamız gerektiği anlamına gelmez mi?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Işık hızı zaten evrenimizin üst limitidir ve bağıl hareketten de bildiğimiz gibi gözlemciye göre hız değişir ışık hızını formül ile ifade ederken zaten gözlemci bizizdir ve zamanı kendimize göre referans alırız foton için zamanın durması burada önemsiz sorunun başında verdiğin argüman burada patlıyor ve kendi felsefi görüşüm ışık hızı veya -273 celcius gibi üst limitler evrenimizin sınırları buradan sonra 4. bariyer kırılıyor olabilir bu düşüncede çıkış noktam evrenin bir simülasyon olduğunu düşünmem.

Tabi bu düşüncemin herhangi bir bilimsel değeri yok sadece fantezi.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Hyper pysics relative motion documents Net bir cevabım yok farklı bir yöne doğrultabilirim
Devamını Göster
Puan Ver
19
Puan Ver
22k
Serhat İbin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Demek istediğim kuantum dolanıklıkta benzer parçacıklardan birini alıp bir şey yaparsak aynı anda diğer parcacıkta da bu gerçekleşir. Peki bu durumu karadeliğin içindeki olayları öğrenmek için kullanabilir miyiz ?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

bu soylediginiz sorunun kismen cevabi suskind ve hawkingin uzerinde birlestikleri konu olan holographic principle hani hologragik prensiptir. karadeligin tam olay ufkunun cizgisinde sanal parcaciklar olusmasi sonucu bi parcanin olay ufkundan iceri girip digerinin karadelik yuzeyinde kalmasi sonucu hologragik prensip olusmustur. suskind bunu tum evrene uyarlamis ve evrenimizin 2 boyutlu olabilecegini, 2 boyutlu olmasinin matematik ve fizik acisindan daha mantikli sonuclar verdigini da ispat etmistir. tabi bu teori benim burda yazdigim 3-5 kelime ile anlasilabilecek bi teori degil. yani "aslinda 2 boyutluyuz hehe" demek hic degil. ama bence hologragik prensip cok saglam dayanaklari olan bi teoridir, daha derin arastirmanizi oneririm.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Diğer canlılara kıyasla daha zeki olabiliriz ancak her canlının birbirinden farklı üstünlükleri var ölümsüz canlılar var beynini kopyalayabilen canlılar var insanoğlunun egosu diyebilir miyiz?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Talha Gülmez , Öncül Analitik Felsefe Dergisi Yazarı Onaylı Kullanıcı

Rasyonalite (ya da düşünme) kapasitesinin değersel açıdan özel bir yeri olup olmadığına dair bir tartışma gerektiriyor bu soru. Diğer hayvanların bizden üstün yanları gerçekten var; bazıları bizden çok daha hızlı koşabiliyor, bazı hayvanların kısa süreli hafızası bizden daha iyi, bazıları uçabiliyor vb. Peki akıl kapasitesinin bunlardan ayrı olduğunu (ve bir bakıma, nihai olarak üstün olduğunu) düşünebilir miyiz? Bence bu gayet olası görünüyor. Neden?

Akıl kapasitesi demek, neden ve sonuçları değerlendirebilmek, ahlaki sorumluluk alabilmek, yaratıcı aktivitelerde bulunabilmek, değer üretimi yapabilmek, entelektüel araştırmalarda bulunabilmek demek. İçsel yahut araçsal değeri olan şeylere ulaşmada ve ortaya çıkarmada, dahası bunu bilinçli olarak yapmada asli rolü var. Diyelim, yaşama kapasitesi sonsuz gibi görünen Su Ayıları (Tardigrada) ile ortalama 80 yıl gibi çok kısıtlı bir ömre sahip insanı nasıl karşılaştırıp insanın daha üstün olduğunu söyleyebiliriz? Su Ayıları'nın sonsuz ömrü olsa da,  bu ömürlerinde değer yaratımı ve keşfine dair herhangi bir şeyi (özellikle bilinçli olarak) yapmamalarından dolayı. Sokrates'e atfedilen "Sorgulanmayan yaşam, yaşamaya değmez" sözü (biraz dramatik olsa da) duruma uygun bana kalırsa. 

Bunu insanmerkezcilik değil bu arada, akıl merkezcilik. Eğer en az bizim kadar zeki uzaylı türleriyle karşılaşırsak, onların hayatının da en az bizimki kadar değerli olduğunu söylemek hiç abes kaçmaz. 

Favorilerime Ekle
Devamını Göster

Toplam 3137 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Kişi, söyleyecek bir şeyi olmadığında kötü söze başvurur.”
Voltaire
Geri Bildirim Gönder