Puan Ver
0
Puan Ver
25
Bahtiyar Doğuş
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Limit hız olmazsa ne olur? başlığı adı altında fizik projem var ve öğretmenimiz somut bi deney yapmamı istiyor. Yardım edebilirseniz sevinirim :)
Puan Ver
1
Puan Ver
155
Zehra Demir
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Yetişkinler için en az 7-8 saat, çocuklar için ise en az 8-9 saat uyku yeterli olacaktır, uyku hakkında farklı türde araştırmalar mevcut. Ama bir yetişkinseniz en az 7 saat uyumanızı öneririm. Eğer yaşınız küçükse de en az 8 saat uyumalısınız. Bununla ilgili Evrim Ağacının birkaç makalesi var alta bırakıyorum.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
50
Onur Tınmaz
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İnsanoğlu'nun uzay-zamanı bükebilmesi teorik olarak mümkün mü?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Aklıma Kardashev Ölçeği geldi, bu ölçekte 3 tip medeniyet vardı.

  1. tip medeniyetler: bize benzer kendi gezegenlerini kolayca yönetebilen türde medeniyetlerdir.
  2. tip medeniyetler: kendi güneş sistemlerini tamamen kontrol edebilen medeniyetlerdir
  3. tip medeniyetler: kendi galaksilerini kontrol edebilen medeniyetlerdir.
  4. ve daha sonraki medeniyetler evrenlerini kontrol etmeye kadar gidebilirler.

Bu bağlamda 2. tip medeniyetlerden itibaren insanlık uzay zamanı bükebilir diye düşünüyorum. Çünkü artık enerji için belkide o zaman yıldızları çarpıştırabilecek hale gelebiliriz. Uzay zamanı bükmek bize o zaman çok kolay gelecektir. Tabikide bunu daha bilemeyiz. Bu tip bir medeniyet olduğumuzda uzay zamanı büken karadelikler bile oluşturabileceğiz. Biraz yüzeysel bir cevap oldu ama umarım yararı olmuştur. Konu ile ilgili Evrim Ağacının bir videosunu aşağıya bırakıyorum.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
175
Beril Yilmaz
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
insanların birbirine kötülük yapma sebepleri nelerdir öne geçme çabası mı kendini ispatlamak mı?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Bu çok sorulan bir soru hem felsefi hem de diğer açılardan. Konu ile ilgili evrim ağacının fazla vaktinizi almayacak bir makalesi var, alta bırakıyorum. Oradan direkt bilgi sahibi olabileceğinize inanıyorum. İyi okumalar

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
355
Oğuzhan Kömcü
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kanguru, koala ve tükenmiş veya hala yaşan başka tür hayvanlarda var . Bunlar neden keseli olmayı seçti evrim sürecinde.Develerin Avustralya da işi ne
Puan Ver
0
Puan Ver
600
Kerim Dibekli
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Sigara kullanan bir arkadaşımın akciğer filmi çekilmesi gerekiyordu. Hırıltılı şekilde, ciğerden gelen ve çok sık, çok kötü öksürüyordu. Filmde kötü bir şey çıkmasından korkuyordu. Filmin çekileceği sabaha uyandığı zaman öksürüğü geçmiş şekilde uyandı. Bir rastlantı mı, yoksa korkunun faydası var mı? Şu an öksürüğü kalmadı.
Puan Ver
0
Puan Ver
15
Atakan Özsan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Tardigradları oksijen üretecek şekilde modifiye edebilir miyiz?
Puan Ver
0
Puan Ver
50
Ethem Bera Sönmez
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Birkaç yıl önce Evrim Ağacı'nın da yayınlamış olduğu bakteri evrim deneyindeki kaplarda bakteri geçişi sağlanırken nasıl antibiyotik oranı korunuyor?
Puan Ver
1
Puan Ver
160
Mehmet Ali Gençay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
bir şekilde bir popülasyon üreme ektinliğinden yoksun kalsa fakat ölümsülük kazansalar evrim sürecini teknoloji ve kültürel olarak nasıl etkiler ?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Teknolojik ve kültürel olarak ne olur onu bilmiyorum ama evrimleşemezler.

En kısa tanımıyla evrim, popülasyon içi gen ve özellik dağılımlarının nesiller içerisindeki değişimidir.

Nesiller içindeki değişim: Evrimsel değişimden söz etmek için mutlaka en az 1 nesil geçmesi gerekir. Bir bireyin kendi ömrü (nesli) içerisinde geçirdiği hiçbir değişim evrimsel değildir. Ömrümüz içinde geçirdiğimiz değişimlere "gelişim" denir. Evrimsel biyoloji ile gelişimsel biyoloji iki farklı biyoloji sahasıdır.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
250
Samet Çelik
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Ben mantığımı konuşturarak cevap vermek istiyorum ki bence en az 2 milyon insan olması gerekir çünkü kelime milyon kelimesinin çoğul hali, yani doğal olarak 'bir milyon bir' sayısı sadece tek bir milyona sahip bir milyondan fazla olması bir şeyi ifade etmez. Çoğul olarak nitelendirebilmemiz için de 2 veya daha fazla olması gerekir diye düşünüyorum. Ayrıca soru matematik değilde Dil kategorisinde olsa daha doğru olurdu sanki.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
103
Ertugrul Zeytin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
ve ileriki yıllardaki yabancı dildeki dersleri tam olarak anlayıp yorumlayabilecek düzeye geliniyor mu ?
Puan Ver
1
Puan Ver
245
Murat Yılmaz
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Tür içi evrim reddedilemez çünkü açıktır. Ancak türler arası geçiş ve türlerin ortak atadan geldiğini savunan makro evrim ispatlanamaz iddiası...
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Yazının video hali için: https://youtu.be/vx1SLKZL5Ls

Konuyu anlamak için, size şunu soralım: Bize Dünya'nın döndüğüne dair gözlenebilir bir kanıt sunabilir misiniz? Hadi ama, hemen şimdi! Gösteremiyor musunuz? Güneş'e mi işaret edeceksiniz? Ya Güneş, Dünya'nın etrafında dönüyorsa... Ne bileceğiz?

Peki, kıtaların hareketinin gözlenebilir bir kanıtını sunun! Hadi, bekliyoruz! Jeolojik kayıtlardan, kıtaların birbirine bakan taraflarındaki fosillerin örtüşmesinden, uydulardan çekilen uzun dönem fotoğraflardan mı söz edeceksiniz? Üzgünüz, bunlar gözlenebilir kanıtlar değiller. Ya eskiye aitler, ya da uydurma fotoğraflar olabilirler.

Peki, iklim değişikliğinin kanıtlarını gösterin? Hani, dışarı bakıyoruz, iklim değişmiyor? Buzulların merkezinde hapsolmuş oksijen izotoplarından mı bahsedeceksiniz? Fosil polenlerden mi? Göl ve okyanus birikintilerinden elde edilen kanıtlardan mı? Üzgünüz, onlar milyonlarca yıl öncesine ait, yani gözlenebilir değiller.

Peki, bir yıldızın oluşumunun gözlenebilir bir kanıtını sunun... Sonuçta yıldızların süpernova sonucunda oluşan bulutsulardan arta kalanlar olduğunu iddia ediyorsunuz. Hadi, nerede kanıtınız? Teleskoptan bakacağız da, milyonlarca yıl öncesinin ışığını göreceğiz de... Büyük Patlama'ya da kanıtınız, milyonlarca yıl öncesinden kalma radyasyondur kesin. Reziller, bilim dedikleri şeye bak!

Ne yaptığımızı (daha doğrusu yaptıklarını) görüyor musunuz? Bilimin "gözlenebilir ve test edilebilir olmasıyla" ilgili temel ilkesini kullanıyoruz, evet. Ama bu "gözlenebilirliği", şu anda, anlık olarak gözleyebileceğimiz şeylerle kısıtlıyoruz. Test edilebilirliği de, sadece şu anda olup biteni test etmekle sınırlandırıyoruz. Böylece tek bir hamleyle jeolojiyi, kozmolojiyi, kuantum fiziğini, iklimbilimi, paleobiyolojiyi, minerolojiyi ve daha nice bilimi silip atmış olduk.

Neden? Çünkü bu bilim dallarında, örneğin kütleçekiminin etkilerini gözlemek istediğimde yaptığımız gibi, anlık olarak bir topu yere bırakıp da düştüğünü göremiyoruz. Demek ki bunların hiçbiri kanıt değil! Bilimlerin yarısı çöpe gitti!

Böyle bir şey elbette ki söz konusu değil. Evrim, popülasyon içi gen ve özellik dağılımlarının nesiller içerisindeki değişimi olarak tanımlanmaktadır. Yani tanımı, bir türün diğerine dönüşmesi değildir. Ancak popülasyon içi gen ve özellik dağılımlarının nesiller içerisindeki değişimi, uzun vadede türlerin yeni türlere evrimleşmesiyle de sonuçlanır, evet. Ancak bu tip bir makroevrim, tanımı gereği uzun zaman dilimlerinde olan bir süreçtir. Tıpkı yıldız ve galaksilerin oluşumu gibi... Diğer kozmolojik olayların uzun zaman dilimlerinde gerçekleşmesi gibi.... Tıpkı iklim değişikliğinin, kıtaların hareketinin, astronomik cisimlerin hareketinin aşırı uzun zaman dilimlerine yayıldığında net bir şekilde gözlenebilmesi gibi... Ancak örneğin birkaç gün boyunca Dünya'nın Güneş'e ve diğer yıldızlara göre olan konumunu bir teleskopla takip edecek olursanız, yörüngesinin ufak bir kısmını gözleyebilirsiniz. Bu demek değil ki yörüngenin tamamını bilemeyiz. Sadece çok uzun zaman dilimlerinde gözlemeniz gerekmektedir.

Dolayısıyla size "Evrime gözlenebilir tek bir kanıt sunabilir misiniz?" diye sorulduğunda, fosil kayıtlarından, genlerden, laboratuvar deneylerinden, doğadaki gözlemlerden örnekler vermenizde hiçbir sakınca yok. Yani verdiğiniz cevap doğru! Karşı taraf, sözcüklerin anlamlarını değiştirip, gerçeklerin içini boşaltarak sahtekarlık yapıyor. Ya da bir laboratuvar deneyinde ya da doğa gözleminde bir türün diğerine dönüşmüyor olması, evrimin olmadığı anlamına gelmiyor.

Kıtaları uyduyla gözlerken de 2-3 santimetrelik hareket görüyoruz. Hiçbir zaman kıtaların bundan 200 milyon yıl önce Pangaea denen tek bir kıta olduğunu uydu verilerine bakarak görmeyeceğiz. Bu konuda daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Benzer şekilde, bundan 10 milyon yıl sonraki kıta konumlarını da, 10 milyon yıllık bir gözlem haricinde doğrudan bilmenin bir yolu yok. Ya da bundan 20 milyon yıl öncesinin ikliminin neye benzediğini... Ya da Samanyolu Galaksisi oluşurken tam olarak olan her şeyi...

Zaten bilim, işte burada devreye giriyor. Zeki ve çalışkan insanlar tarafından sürdürülen analizler sayesinde, bugünkü ufak değişimlere bakarak, doğadan ve laboratuvarlarımızdan elde ettiğimiz verileri inceleyerek, geçmişe ve geleceğe dair çok isabetli tespitlerde bulunabiliyoruz.

Daha önceden ele aldığımız üniformitaryanizm ilkesi çerçevesinde, günümüzde gözlediğimiz doğa yasalarının, milyonlarca yıl önce de bu şekilde olduğunu, milyonlarca yıl sonra da bu şekilde olacağını öngörüyoruz. Şu anda topu bıraktığımızda yere düşüyor. 200 milyon yıl öncesine gidip topu bıraksanız da yine yere düşecekti. Çünkü bu tip yasalar, Evren'in dokusundan kaynaklanan doğa yasalarıdır. Evren'in dokusu ve yapısı değişmedikçe, bu yasalar da değişmeyecektir.

Evrimi laboratuvarda şu anda gözleyebiliyoruz. Bakteriler, yepyeni özellikler kazanıyor. 2012 senesinde Minnesota Üniversitesi'ndeki bir laboratuvarda, tek hücreli maya mantarları yapay seçilim yoluyla olan evrim sayesinde çok hücreli yapılara evrimleşti! Hem de sadece 60 günde! Bu tip yepyeni özellikler, uzun vadede bir araya gelerek yepyeni canlı türlerini yaratmak zorundadır; çünkü canlı türleri ve çeşitleri, birbirinden genetik, ekolojik ve eşeysel gibi çeşitli biçimlerde ayrılan canlılar olarak tanımlanırlar. Yeterince özellik bir bakteri türü üzerinde ufak ufak ama kademeli bir biçimde biriktiğinde, yeni bir canlı türü türleşmiş olacaktır. Çünkü o yeni özelliklerle donanmış canlı, deneyin başlangıcındaki atasından genetik, ekolojik ve eşeysel olarak farklı yapıda olacaktır. Bu yüzden laboratuvar deneylerinde gözlediğimiz değişiklikler, evrimin gözlenebilir kanıtlarıdır.

Benzer şekilde... Doğaya bakıp, hem günümüzde süregelen evrimsel değişimleri görebiliyoruz, hem de geçmişte olanları... Örneğin dikensırtlı balıklar, gölün farklı bölgelerinde farklı balık türlerine evrimleşiyorlar. Galapagos Adaları'ndaki ispinozlar, bundan milyonlarca yıl önce farklı kuş türlerine evrimleştiler. Fosil kayıtlarına bakıp, balinaların karasal memelilerden nasıl evrimleştiğini tespit edebiliyoruz. Aynı zamanda balinaların iskeletlerine bakarak, bu evrimin izlerini halen vücutlarında bir damga gibi taşıdıklarını görüyoruz. İnsanın genlerine bakıyoruz ve 48 kromozomlu atalarından kalma izleri sentromerlerinde görebiliyoruz. Canlıların davranışlarına, fizyolojilerine, anatomilerine, genlerine, fosil kayıtlarına bakıyoruz ve bu farklı kanıt tipleri, aynı tarihi, bambaşka açılardan doğruluyor. Eğer ki bu kadar farklı açıdan, her seferinde aynı sonuca ulaşamıyor olsaydık, belki de tekil benzerlikler yüzeysel kalacaktı. Ancak daha önceden de işlediğimiz üzere, bu benzerlikler yüzeysel değil! Tutarlı ve birbirini bütünleyen bir biçimde...

Hatta tüm bunları geçtik, canlıların vücutlarına bakıp da görebileceğiniz her bir özellik, evrimin gözlenebilir birer kanıtıdır! Zira, örneğin bundan 375 milyon yıl önceki atalarınızda görülen 5, 6 ve 7 parmaklılık arasından 5 parmaklılık seçilmemiş olsaydı, bugün bir elinizde 5 parmağınız olmayacaktı. Tıpkı tüm karasal omurgalı kuzenlerinizde olduğu gibi... Ancak amfibilerde, balıklarda veya bitkiler gibi diğer alemlerde bu özelliğe rastlamıyoruz, çünkü ortak atamız 5 parmaklılığın ortaya çıkmasından öncesine dayanıyor, sonrasına değil! Bu konuda daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Sonuç

Unutmayın! Bilim sadece şu anda, anlık olarak, sürecin bütünün bir anda gözleyebildiğiniz şeylerle ilgili değildir. Bilim, gerçekte var olanı sistemli bir şekilde gözleyerek, deneye tabi tutarak, inceleyerek ortaya çıkarma sanatıdır. Bunun metodolojisi, yüzlerce yıllık bilim tarihinde, milyonlarca bilim insanının zorlu emekleri sayesinde geliştirilmiştir. Sahip olduğumuz her şeyi, sadece telefonlarımızı, internetimizi, arabalarımızı değil, evrimsel tarihimize dair tüm bildiklerimizi bilime ve metodolojisine borçluyuz.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
75
Mert Arslaner
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bu duruma östrojenin fazla olması mı neden olur? Eğer böyleyse ve feromonun 'özelliklerinin' belirlenmesinde cinsiyet hormonlarının etkisi varsa, bu duruma sahip olan bir erkeğin karşi cins üzerindeki etkisinde 'normal' olandan farklı bir durumla karşılaşılabilir mi?
Puan Ver
1
Puan Ver
1,035
Tolga Sağlam
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Çin'den yayılmakta olan bu virüsün aşısı henüz yok ve uzun yıllar üretilecek gibi durmuyor.
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Durumun potansiyel vahametini anlamak adına: Yeni salgın tehdidinin ardındaki 2019-nCoV isimli pozitif polariteli tek zincirli RNA virüsü, SARS (Severe Acute Respiratory Syndrome, Şiddetli Akut Solunum Sendromu) virüsünün yakın bir kuzeni. Ancak henüz SARS virüsü kadar ölümcül mü, bilinmiyor. SARS, bulaştığı her 10 kişiden 1'ini öldürdü. Benzer bir virüs olan ve Orta Doğu'da görülen MERS (Middle East Respiratory Syndrome, Orta Doğu Solunum Sendromu) salgınında ise her 10 kişiden 4'ü ölmüştü. Geçirdiğimiz bu salgınlar Corona virüsünden daha tehlikeliydi ve daha çok can aldı korkmaya gerek yok :) Not: Ölülerin yaş ortalamasına bakılırsa çoğunlukla yaşlıların öldüğünü görebiliriz bir çeşit nüfus temizleme aracı olarak görebiliriz bunu çin hükümetinin gözünden bakarsak ;)

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
50
Bilal Çelik
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Gözümüzün ortalama fps değeri 18,gözümüzle telefonların ise 24-30.Neden gitar teli telefon videosunda daha akıcı görünür?
Puan Ver
0
Puan Ver
48k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
nin evrimsel sürecinde özerk yapısı, 2. beyin tanımı açısından benzerlik söz konusu olabilir mi?
Puan Ver
0
Puan Ver
155
Zehra Demir
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kendimde ve yakın çevremde gözlemlediğim bir sorun tam olarak bir sorun mu bilemedim ama görüşlerinizi merak ediyorum.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Bağcılar kekosu: "Zirveyi görmek için önce dibi görmek gerekir." :)

Yani en nihayetinde belli bir tecrübe seviyesine ulaşmak gerektiğinde başarılı oluruz diye düşünüyorum. Diğer türlü olsa herkes başarılı olurdu sanırım. O belirli seviyedeki tecrübeye ulaşmak için de sürekli deneyip, hata yapmak, moral bozuklukları, maddi veya manevi kayıplar gibi kötü tecrübeleri/başarısızlıkları mantıklı bir şekilde lehimize kullanmamız gerekir.

"tabii bunların hepsi genelleme" ilk denemesinde başarılı olan da çok vardır mutlaka :)

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Srcngncl Srcngncl
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Hatta bu davranışı açıklayan bir sav vardı onunda adını verirseniz sevinirim( savın açıklaması bir güvercinin yaptığı tuhaf bir davranış üzerinden anl
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Pigeon Superstition/Güvercin Hurafesi

Yaşadığımız deneyimleri aslında hiç de ilişkili olmadıkları birtakım nedenlere bağlama durumumuzun, yani batıl inançların, basit bir şartlanma süreciyle oluşabilecekleri deneysel olarak ortaya konulmak istenmiş, neticesinde aşağıdaki yazımda belirttiğim sonuçlara ulaşılmış.

Bahsettiğiniz durum, "Mr. Nobody" filminin girişinde de küçük bir kesitle yer verilmiş olan; Amerikalı psikolog Burrhus Frederic Skinner'ın güvercinlerle yaptığı "batıl inanç" konulu deneye dayanan bir fenomendir. Amerikan Psikoloji Birliği'nin verilerine göre deneyin işleyişi şu şekilde özetlenebilir:

  • Güvercin, iyi bir şekilde beslenme koşuluyla ağırlığının 3/4'üne düşürülerek belirli bir açlık düzeyine getirilir.
  • Her gün, birkaç dakikalığına deneysel bir kafese konur. Kafese ilişik bir besleme haznesi, güvercin yiyebilsin diye harekete geçer.
  • Kafese bağlı bir gıda hunisi yerine, bir solenoit ve bir zamanlama rölesinden oluşan bu mekanizma, her takviyede hazneyi beş saniyeliğine yerinde tutar.
  • Yiyecek haznesi, düzenli aralıklarla kuşun davranışına herhangi bir referans olmaksızın besin sunacak şekilde düzenlenmişse genellikle edimsel koşullama (Bir davranışın gücünün ödüllendirme veya cezalandırma yoluyla değiştirildiği bir tür ilişkisel öğrenme süreci.) gerçekleşir.
  • Güvercin, hazne göründüğünde verdiği tepkiyi öğrenmeye ve bu tepkiyi kendisine verilen yemle bağdaştırmaya meyillidir. Tepki ortadan kaldırılabilir ve yeniden koşullandırılabilirdir. Örneğin, eğer güvercine tepkisini vermediği hâlde yem verilirse; buna önce şaşırır, sonra hangi diğer hareketi sonucu bu ödülü hak ettiğini bulmaya çalışır.
  • Denemenin bir tür batıl inanca işaret ettiği söylenebilir. Güvercin, böyle bir ilişki olmamasına rağmen, davranışı ile gıda sunumu arasında nedensel bir ilişki varmış gibi davranır.

Benzer deneyler sonucu insanların ve bazı diğer hayvanların da zamansal olarak eş düşen olgular arasında bağlantı kurabildikleri, batıl inançlar geliştirebildikleri gözlemlenmiştir. Buna verilebilecek bir diğer örnek Gregory Wagner ve Edward Morris tarafından sürdürülen, üç ve altı yaş arasındaki çocukları hedef alan palyaço deneyi olabilir.

  • Bu deneyde mekanik bir palyaço, çocukların hareketlerine bağlı kalmaksızın belirli zaman aralıklarıyla ağzından bir bilye çıkarır. Çocukların, bilyelerin çıkma nedenini birbirinden farklı değişkenlerle ilişkilendirdikleri de görülmüştür.

Ayrıca değinilmesi gereken bir diğer nokta da, deneğin kendisini ödüle götürdüğünü düşündüğü hareket ya da hareket dizisinin sınır tanımaması. Üstüne üstlük sonuçla alakası bile yokken! Neden mi bahsediyorum?

Yemliği itmeye çalışan, yemlik üstünde kanat çırpan, zıplayan, kendi etrafında dönen güvercinlerden tutun, palyaço Bobo'nun karşısına geçip dil çıkaran, onu öpen ve burnuna dokunan çocuklara kadar uzanan, oldukça geniş çeşitliliğe sahip yelpazede davranışlarla ve hatta daha aşırı, daha kompleks örnekleriyle karşılaşılmıştır.

Bir şeye ulaştıktan sonra, nasıl ulaştığımızdan emin olma kaygısını gütmeden; önceden izlediğimiz deseni, aynen tekrarlamaktan çekince duymadığımız söylenebilir.

Bu benim ilk yazım ve on beş yaşındayım. Umarım bildiklerimi ve araştırma sonucumu etkili şekilde aktarabilmişimdir.

Bilimle kalın!

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
55
Eren Avşar
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Anneden bebeğe embriyonik dönemde plasenta yoluyla mı geçer?
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Bebek, anne karnından çıkana kadar tamamen sterildir. Bebek, vicudunda bulunacak bakterileri anne karnından çıktığı an çıktığı bölgeden alır ve aldığı koloniler gelişmeye başlar. Bu gelişimde anne sütünün bile etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Bakterilerin bebeğin vicudunda 2 sene içinde gelişimini tamamlar ve biğnevi yerleşmiş olur. Bu durum bağırsak hücreleri içinde geçerlidir.

Atacağım videoda türkçe altyazı mevcut. Oradan daha ayrıntılı ve animasyon şeklinde görebilirsin.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Bakteriler ile ilgili bilgi(sizin sorunuzada belli bir bölümünde değiniliyor.)
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
355
Oğuzhan Kömcü
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İnsanlar bu hayvanları aynı grupa rahatlıkla koyabiliyorken mamut - fil ,kurt -tilki -çakal-köpek . Neden insanı maymungıllerle aynı familyaya koymu
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

sorduğun soruyu anlamamış bulunmaktayım.tekrar açık bir şekilde sorar mısın? şu kısım özellikle anlaşılır değil Neden insanı maymungıllerle aynı familyaya koymu ad

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. sad sad
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
4,615
Ömer Alpöz
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
burada kerem cankoçak tarafından 17:00 dan birazcık önce bozunumdan bahsedilip sonra kendiliğindenlikten bahsediliyor
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Kendisi takdir edilecek biçimde iyi bir bilim insanı. Ancak, evren tamamen hiçlikten var olmuştur, kuantum mekaniği kendi kendineliğe sahiptir gibi yaklaşımlar yorumdur. Evet kuantum fiziği zaten evreni bir olasılıklar okyanusu olarak tanımlar, ancak biz bu olasılıklar arası etkileşim, ilişkileri anlayamamaktayız aynı zamanda. Evrenin hiçlikten oluştuğu da yanlış denebilecek bir şey değildir. Ancak asıl olan, bilinemezlik tir. Bir de bize göre hiçlik tanımı söz konusudur. vs vs.

Biz henüz, daha fizik evrendeki olayları açıklamakta belli bir düzeye ulaşamadık. Tesadüf kavramı, bizim bütününü kavrayamadığımız olayın, algı düzeyimize girmiş ufacık kısmına taktığımız isim. Kaos teorisi bu tanımı getirdi, tamamen bilinemez, anlaşılamaz olmaktan çıkardı tesadüfü. Tesadüfen oldu demek, olayın nedensellik ilişkileri o kadar kompleks ki, anlamak imkansıza yakın olduğu için tesadüfen oluştu demek aslında. Aynı şekilde kuantum mekaniğindeki kendi kendinelik, evrenin kendi kendine oluşumu - dışarıdan başka güce ihtiyac duyulmaması gibi durumlar henüz tam olarak tanımlanmış, her yönüyle ortaya konmuş açıklanabilmiş değil. Bir de parçacıklar dünyası bizim makro kabul ettiğimiz evrenden o kadar farklı ki, bilgimiz bir anda anlamsız kalmaya başlıyor. Anlamakta zorlanıyoruz.

Kerem Cankoçak takip ettiğim değerli bir insan, ancak herkeste olduğu gibi onun söylemlerinde de kendi bireysel yorumları var, olmalı da zaten. Ama ben okur olarak bunları ayırıp anlam yüklenmişlik ile literal bilgiyi ayırabilecek zemine sahip olmak zorundayım. Özellikle Dawkins gibi yorumlarını bilimle birlikte sunan bilim insanlarına ait kaynakları okurken, yorum - literatür ayrımını yapacak zemin olmadan elde edilecek sonuçlar sorgulanmalı. Önce kişi kendini bu ayrımı yapacak düzeye ulaştırması gerekliliğini anlaması gerekir.

Yazar ya da konuşmacı, sözün her noktasında şu anda FACT bilgi veriyorum, şu anda kendi yorumumu yapıyorum demeyecektir nihayetinde. Hatta çoğu zaman bu ikisi birbirine çok daha yoğun şekilde karışıp yer değiştirecek kadar flu noktalara gidecektir. Bir konuyu hem literal kaynağından, hem de farklı bilim insanlarından farklı yorumlarda almak en iyisi gibi görünüyor. Sentez, fermente sonuç gibi en faydalı olanı sanırım.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
48k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Yüzyıllardır benzer şekilde kaldı, neden yeni gelişmelere uyumlu bir şekilde değişmedi?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Yaşam şekli olarak sadece 1 yüzyılda bile ciddi yaşam değişiklikleri yaşadığımızı/gözlemlediğimizi düşünüyorum. Ancak dediğiniz gibi benzer bir yaşam şekli kaldı. Hala aynı temellere kuruluyuz. Peki ya neden ?

Elimde bir kanıt olmasa da elimde 2 sebep var. 1. sebep yaşam şeklinin yeterliliği. İnsan ırkına bu yaşam şekli yetmekte ve çok ciddi reformlara başvurmamıştır. Aztek ve İnka ırkları düşmansızlıktan dolayı nasıl belli bir askeri teknolojide kaldıysa. Tam tersi şekilde ilk ve orta çağda Çin klanlarının iç savaşlarından dolayı askeri teknolojileri üstün bir düzeye ulaşmıştır. İşte bu durum insanlığın ortama göre yaşam yeterliliğinden kaynaklanan gelişmelerdir.

Bu yüzden insanlar da kendini aç bırakıp açlığa dayanıklı nesiller yetiştirme tarzı düşüncelerde değildiler çünkü ihtiyaçları yok. Yaşam şekilleri üreme şansı veriyor zaten.

2. sebebim ise kültür ve belli zamanlarda ortaya çıkan yaşamlara duyulan aşırı bağlılık durumudur. Her ırkın belli bir kültürü vardır ve bu kültür üzerinde yürüyen ırkın versiyonun gelişimi belli bir yere kadar olur. Irk, daha geniş bir yelpazeden ziyade özel bir bölgeden gelişim gösterirler. Bu da daha üstün versiyon yaratma durumununun süresini uzatır. Irkı daha geniş yelpazede geliştirebilmek için ırkın kültüründe ciddi reformlar yapmalı yada yok edilmelidir. Irkın kültüründe değişim yapmakta[Türk filmlerindeki töre meselesi misali :) ] gayet zordur. Yani başka konularda geliştirmek çok zordur.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster

Toplam 3682 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bir politikacı bir sonraki seçimi, bir devlet lideri ise bir sonraki nesli düşünür.”
James Clarke
Geri Bildirim Gönder