Puan Ver
0
Puan Ver
25
Burak Eren
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bildiğim kadarıyla karbon testi elli bin yıl öncesine kadar sağlıklı veri veriyor. Bundan öncesine ait yaş bilgileri nasıl üretiliyor?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Kullanılan yöntem, maddenin sürekli olarak elektromanyetik nedenlerle maddenin içeriğinden parçacıkların kaybolması üzerinden geliştirilmiş. Atomsal yapısı değişiyor yani maddenin.

Madde sürekli olarak hangi parçacıkları kaybeder.

alpha partikülleri - iki proton iki nötron helyumun çekirdeği

beta partikülleri tanecikleri - elektron

gama   elektromanyetik spektrumda bir ışın. 

Örneğin, Uranyum kurşuna dönüşür zamanla. Karbon yöntemi yardımıyla bu maddesel dönüşüm süreci kullanılan yöntemlerden biri.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Oğuzhan Biçen
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Uzay - zaman bir bütündür ve her cisim uzay - zamanda ışık hızında hareket eder. Bu kısımda her cismin ışık hızından bahsediliyor. Eksik ifade mi?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Özel görelilik, fizik yasaları herhangi bir eylemsiz referans çerçevesinde aynıdır,

Işığın hızı tüm gözlemciler için aynıdır, gözlemciler hareketli olsalar bile. demektedir kabaca.

Newton mekaniğinde olduğu gibi, doğa yasalarının tüm gözlemcilere aynı görünmesi gibi farklı gözlemciler tarafından kullanılan ilgili uzay zaman koordinatlarından oluşan bir dizi matematiksel dönüşümler vardır. Ancak özel görelilikte uzay zaman dönüşümleri gözlemcinin hızına bakılmaksızın sabit olan ışık hızının bıraktığı temel bir özelliktir.

Özel görelilik ilkesi, herhangi bir maddesel cismin ışık hızına ulaşana kadar hızlanamayacağını söyler ve bu da yıldızlararası yolculukların pratikte olamayacağını gösterir ama yakın yıldızlara bir ihtimal yolculuklar yapılabilir. Özel görelilik, ışık hızına yakın hızlarda hareket eden cisimler -çok hızlı bir uzay aracı ve mürettebatı- için özel şartlar da sağlayabilir. Çünkü bu hızlarda zaman yavaşlar, özel görelilik ilkesine göre. Teoride, bu zaman genişlemesi astronotlar çok kısa sürelerde de olsa yeterince yüksek hızlarda hareket ettiklerinde zaman genişlemesine uğrayarak samanda yolculuk yapmış olabilirler.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Sercan Sefunc
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bir durumla alakalı rivayet varsa birçok kişi bu rivayetleri doğrular ve çoğu kendisi de gördüğüne gerçekten inanır. Gerçeklikle alakası olmayan bir durumun bir topluluk tarafından nasıl 'gözlemlenebilir' hale geldiğini merak ediyorum.
Puan Ver
0
Puan Ver
230
B Doğa
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
ikisininde kitabını okudum ve açıkçası aralarındaki benzerlikler dikkatimi çekti (örn:Marx'ın işçi sınıfı misyonu ile darwin'in doğal seçilim kuramı)
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Olamaz. Çünkü Karl Marx'ın işçi sınıfının sosyalizme geçiş sürecindeki rolüne ve daha genel olarak sınıf çatışmasına ilişkin tezlerinin en özet ve yalın hali ilk kez 1848'de (Komünist Manifesto), Darwin'in Türlerin Kökeni isimli kitabı ise ilk kez 1859'da yayınlandı.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
210
Sigmoond Freid
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Koralp Erin , Astrofizik meraklısı...

Aslında tüm hidrojen atomlarında nötron yoktur diyemeyiz. Hidrojenin üç izotopu bulunur. En bilinen formunda bir proton ve çekirdek vardır. Döteryum formunda bir proton ve bir nötron bulunur. Trityum formunda ise bir proton ve iki nötron bulunur. İlk ikisi dengelidir ama Trityum radyoaktiftir.

Sorunun cevabına gelirsek, önce fizikteki dört temel kuvvetten, elektromanyetik kuvvet ile güçlü nükleer kuvveti anlamamız lazım. Eğer protonlar birbirlerine çok yaklaşırsa, elektromanyetik kuvvet tarafından ikisi de pozitif olarak yüklenir ve birbirlerini iterler. Yani sadece iki protonla kararlı bir çekirdek oluşmaz. Ancak bir nötron eklersek, güçlü nükleer kuvvet devreye girer, protonları ve nötronları öyle sıkı bir arada tutar ki, elektromanyetik kuvvetin oluşturduğu itme etkileşimini yener. Böylelikle kararlı bir atom oluşur ama etki mesafesi çok sınırlıdır. Yaklaşık olarak 1 femtometre kadar. (10-15metre) Bu mesafeden sonra güçlü nükleer kuvvet etkisini kaybeder.

Ancak Hidrojende bir proton vardır. Yani bir proton ve bir çekirdek kararlıdır. İki proton olursa atom bozulacaktır. Bir proton ve bir nötron olursa zaten Döteryum formunda olur. Görüldüğü gibi en basit haliyle tek protonlu bir atomun olması gerekir. Biz de buna Hidrojen diyoruz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Neden mümkün olmasın? İktiyozis vulgaris (balık pulu hastalığı) hiperkeratozis (kabuklaşma) ve turn-over'da bozukluk ile seyreden bir deri hastalığıdır. Dermatoloji uzmanı muayene ve biyopsi ile tanı koyabilir. O yüzden hayali bir şekilde söz konusu hasta üzerinden konuşmak doğru olmaz. Kaldı ki grupta hasta-vaka gibi konularda bilgi almak için konu açmak yasak. Bu yüzden paylaşımı yoruma kapatıyorum. Eğer "İktiyozis vulgaris nasıl bir hastalıktır?" şeklinde sorarsanız, o zaman onaylayabilirim. Böylece tartışabiliriz. Ayrıca otozomal dominant kalıtılır yaygın formu. Bir sürü alt tipi var zaten. Bu yüzden dişilerde görülmez diye bir şey yok.

Sevgiler. :)

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Evrim... ve insan beyni. Crotalaria cunninghamii türü yeşil kuşbitkisi bu.

Başta, yerli halkın bitkiyi kuşa benzediği için yapay seçilim yoluyla türleştirdiğini savunmuştu. Mantıklı, olabilir. Fakat olay bununla bitmiyor. Çünkü bu perspektiften kuş gibi gözükse de, aslında kuş ile alakası yok. Başka açıdan böyle duruyor:

Gerisini beynimiz tamamlıyor. Bu da simulakrum adı verilen pareidolia gibi apofeni (ilişkisiz iki obje arasında bağlantı kurma) fenomenlerinden biri. Böylece ilişkisiz bir objeyi, orada olmayan başka bir canlıya benzetiyoruz. Çünkü doğada insan beyni bunu yapmazsa hayatta kalamaz.

Yırtıcıların hepsi bu sistemi kullanarak kamufle olur zaten. Evrimsel süreç ekosistem içerisinde her parametre ile ilişkili süregelir. Ağaçların arasında gölgedeki bir leoparı fark edemezsek, neslimizi devam ettiremeyiz. Dolayısıyla şemalara bu kadar önem verip, veri tabanındaki her şey arasında bağlantı kurmaya çalışan şey, beynimiz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
2,893
Turgay Aydın
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
yapılan deneylerde bir koku koklatılırken elektrik verilen farelerin kokudan korktuğunu bu özelliğin yavrularındada olduğu gözlemlemlendi.Bu nasıl olabilir
Puan Ver
0
Puan Ver
2,280
Altan Özerenler
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Oksijenli solunum açısından, metabolizmanın paslanma - okside olma bedelini ödeyerek ömür satın alması durumu paradoks içerir. Oksijenle ömür kazanır, ancak aynı nedenle ölümü öder.

Oksijenli yanma, yüksek enerji getirir, ancak proton kaçakları nedeniyle asitlenme artar ve ölümlülüğe programlanmış biyoloji, sonunu getirir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. ETS Elektron transport zinciri
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
40
Burak Kaygısız
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Özgün orijinal düşünceden uzak bireylerin yetiştiği kültürlerde, sahip olunan bilginin bir RENGİ olmak zorundadır. Şucu, bucu, şu ist, bu ist vs vs renkler üzerinden kendini ve başkasını kalıba sokmadan muhatap olamayan kapalılık, fanatizmin karşıda da bunu arama güdüsü.

Görünüşte aranır renge dair bulgular önce. Sonra düşünce yapısı inançlı inançsız ayrımıyla tanımlanmaya çalışılır hızla. Bu ikisinden biriyse, onun hangi kolu diye gider.

Kendi özelliğinin farkına varamamış, hayatı yorumlamada bireysel bir çıkarımda bulunma çabasına girememiş, kalıplara sığmaya, o şekilleri almaya çalışan zihinlerin kendine özgü bir düşüncesi, düşünce yapısı ve arayışı olması imkansıza oldukça yakındır. Derinleşmek yerine rengini koyulaştırma çabasında kalırlar malesef.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Merhabalar,

Bu konuda henüz bir yazımız yok; ancak Leeds Üniversitesi Dünya ve Çevre Fakültesi'nden Jeff Peakall'ın şu kısa metni konuyla ilgili temel bilgileri veriyor. Biz de bu konuda yakın gelecekte bir yazı yayınlayabiliriz.

Sevgiler.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
-1
Puan Ver
5
Ziya Agir
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Gıda terörü zaten ortada, biz ortoreksikler de azınlıkta olduğumuza göre vicdanen doğru olmadı bu araştırma. Elbette bilgi kısıtlanamaz asla ama bu doğru olmayan bir yerlere yeni bir yanlışla içinden çıkılmaz hale getirmek oluyor. Ben bir dr olarak dişi çürüyen birine diş macunu kullanma dediğimde ortoreksi mi oluyor
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Sözünü ettiğiniz yazıyı inceledik. Yazının daha ilk cümlesinden itibaren aynen alıntı yapıyoruz:

"Ortoreksi (orthorexia), oldukça yeni bir beslenme bozukluğu ve bu sebeple, henüz resmi olarak psikolojik hastalık sayılmıyor. Yani şu anda DSM-V içerisinde yer almıyor; ancak ABD Ulusal Beslenme Bozuklukları Organizasyonu ortoreksiyi çoktan tanımaya başladı."

Dolayısıyla sorunuzun hatalı olduğunu söyleyebiliriz:

"dsm-v e girmediği halde neden girmiş gibi yayın"

Sorunuzun şu kısmına gelecek olursak:

"Ben bir dr olarak dişi çürüyen birine diş macunu kullanma dediğimde ortoreksi mi oluyor"

Hayır, olmuyor. Ortoreksinin hekim tavsiyesi ile bir ilgisi yok; beslenme tipine aşırı takıntılı olmak ile ilgisi var. Dolayısıyla aradaki ilişkiyi nasıl kurdunuz bilemiyoruz. Yazıda böyle bir ibare, ima veya ifade bulunmuyor.

Sevgiler.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
388
Ege Yeşil
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Mesela profile resim, çıkartma vb.
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Uyum Puanı sistemimiz, çok daha karmaşık ve üst düzey bir etkileşim sisteminin parçası olarak geliştiriliyor; yani basit bir "puan toplama" sisteminden çok daha fazlası olacak. Dolayısıyla teknik olarak maddi karşılığı olacak bir şey olmasa da, ilerleyen dönemde belirli UP'a erişen (veya UP üzerine inşa ettiğimiz ek sistemlerde belirli seviyelere ulaşabilen) okur ve takipçilerimize özel sürprizlerimiz olacak, evet.

Takipte kalınız.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
50
Yağmur Nida Arık
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Neandertal ve sapiensin çiftleşmesinden meydana gelecek melez türün kısır olması ve genlerini aktaramaması gerekmez miydi?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Altan Özerenler , Biyoteknoloji Öğrencisi

Aslında bu bilgi %100 doğru değildir. Her melez canlı kısır olacak diye bir şey yok. Herkes eşek+at=Katır örneğini veriyor. Bunun sebebi at ve eşeğin kromozom sayılarının eşit olmamasından kaynaklıdır. At'ın 64 kromozomu eşeğin ise 62 kromozomu vardır. Çaprazlanması sonucu katırın 63 kromozomu olur. Bitkilerde farklı türleri melezleyip verimli döl elde edebiliyoruz. Homo sapiens ve homo neandertal türleri eşit kromozom sayısına sahiptir. Ancak türler arası farklılıklar olduğu için yineden verimli döl verebilmekte zorlanmaktadırlar.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Arkeofili Daha detaylı incelemek istersen Dimitri papagianni& Michael A.Morse'nin neandertal kitabını okuyabilirsin.
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
571
Uluğ Artun Efe
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Keşfedilen gezegenlerin, etrafında döndükleri yıldıza olan uzaklıklarından tahmin yapmaktadır. Güneş sistemimizde ki gezegenlerin güneşe olan mesafelerini ve atmosfer durumlarını baz alarak tahmin yürütmekteler fakat bunun ne kadar doğru olduğunu Venüs gezegenine bakarak anlayabilirsiniz. Güneşimize çok yakın olmamakla beraber atmosferi Yaşama son derece elverişsiz herhangi bir organizmaya yaşam alanı oluşturmayacak şekildedir ancak Venüs'ün atmosferinde yaşayan ve iç atmosferin de ki karmaşadan korunmuş bir şekilde canlı mikroorganizmaların olduğu düşünülmekte. Ancak bu da tahmin üzerinedir. Kısaca gezegenin kendi içerisinde ki çeşitli kimyasal reaksiyonlardan ötürü cehenneme dönmüş olma ihtimali de mevcut.

Yıldızların ise genellikle hacimlerinden ve renklerinden içerisinde ki nükleer reaksiyonun ne durumda olduğu yüksek ihtimaller ile anlaşılmaktadır. Tabi ki Hiçbiri Kesinlik ifade etmez evrende mevcut olan değişkenler net şekilde tespit yapılmasına engel teşkil etmektedir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,710
Diyojen 1
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bir bilgisayar mühendisi biyoinformatiğe yönelirse çalışma alanı nedir?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Altan Özerenler , Biyoteknoloji Öğrencisi

Moleküler biyoloji ile bilgisayar teknolojisini ve bununla ilişkili veri işleme aygıtlarını bünyesinde barındıran bilimsel disiplin. Bir diğer tanımla, karmaşık biyolojik verilerin derlenmesi ve analiz edilmesi bilimidir. Büyük miktarda biyolojik verinin yorumlanması, depolanması ve elde edilmesi için informatik tekniklerinin uygulanır.

2 önemli dalı vardır proteomik ve genomik olmak üzere. Proteom en genel tanımı vücudumuz içindeki proteinlerin tümüdür. Proteomikte bunu inceleyen bilim dalıdır. Genom ise bir canlıda bulunan genetik materyalin tümüdür. Genomikte farklı türlere ait genomların tüm yapısal ve işlevsel yönelerini inceleyen bilim dalıdır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Esra Kurt
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Ben biyoloji öğrencisiyim .Köyde köpeklerin ezan okuduğunda ulama sesi çıkardığı küçüklükten beri dikkatimi çekmişti ,bunu hocalarıma sorduğumda dini bir gözlemle açıklamasını yaptı ama biyoloji okuduktan sonra kafama takıldı bu soru. Bir gözlemlediğim olay ise daha cok akşam ezanınada köpeklerin ulama tepkisi
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver
Altan Özerenler , Biyoteknoloji Öğrencisi

Köpekler sadece ezana karşı tepki vermiyor. Yakından geçen bir ambulans veya itfaiye sesinede aynı tepkiyi veriyorlar. Fakat biz en sık ezan sesini duyduğumuz için sadece ezana karşı bir tepki veriyor sanıyoruz. Ulumalarının veya havlamalarının sebebi ise köpeklerin kulakların en ufak tiz seslerini bile ilgilayabiliyor yani kısacası bizim duymadığımız sesleri bile algılayabiliyor bu sebeble rahatsız oldukları için böyle bir tepki veriyorlar.

Ayrıca köpeklerin altıncı hislerininde çok yüksek olduğu biliniyor deprem vs. doğal afetlere tepki olarak uluma veya havlama tepkisini gösterebilir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kendi dönemini çok iyi bir biçimde yansıtır Eserin adı nedir ?​
Cevap
Puan Ver
6
Puan Ver

Giuseppe Arcimboldo, İtalyan ressam, mimar, sahne tasarımcısı, mühendis ve sanat danışmanı. Resimlerinde meyve, sebze, hayvan, kitap gibi birçok nesneyi, insan portrelerini andıracak şekilde düzenlemiştir. 

Doğum tarihi: 5 Nisan 1526, Milano, İtalya

Ölüm tarihi ve yeri: 11 Temmuz 1593, Milano, İtalya

Sergilendiği yer: Louvre MüzesiViyana Sanat Tarihi MüzesiSkokloster Castle, Diğer

Dönem: Maniyerizm

Tanındığı alan: Resim

Seri: The Four SeasonsThe Four Seasons (Louvre series)The Four Elements

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Nurullah aytar Tam olarak Arcimboldo olabilir eser hakkında bir bilgim yok
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
520
Halil Gün
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Mehmet Ünlü , Araştırma Sever (Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Öğrencisi)

Buza dokunduğunda kısmi olarak onu eritmeye başlarsın erimiş olan bu su bedenin ve buz arasındayken buz sudan ısı alarak kısmi olarak erimiş olan cismi yeniden dondurur. Özellikle nemli isen (terlemek diyebiliriz) ısı iletkenliği yüksek olan, soğuk, başka bir cisme dokunduğunda da aynı durumu yaşarsın.

Daha bilimsel açıklamak gerekirse ısının yayılma prensibi gereği her cisim kısmı olarak hal değiştirmeye başlar ve bu değişim geri dönüşümlüdür çünkü ısı tek boyutlu tek doğrultu da işlemez. Kaynak gösterme zorunluluğun sebebiyle internetten yaptığım ilk araştırma da çıkan kaynağı atıyorum.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Tübitak
Devamını Göster

Toplam 3122 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bariz olanı analiz etme merakı için sıradışı bir zihne sahip olmak gerekir.”
Alfred North Whitehead
Geri Bildirim Gönder