Sahtebilim & Şüphecilik

Puan Ver
0
Puan Ver
340
Ahmet Güzel
Teşekkür (1)
Hatırla
Takip
Merhabalar bildiğiniz gibi son zamanlarda Sumak adı altında coronavirus tedavisi konuları konuşuluyor. Ben bunun dini duyguları sömürerek oluşturulan bir sömürme kampanyası olduğunu düşünüyorum ama çevredekiler etkili olabileceğini diyorlar. Sumak Coronavirus için etkili mi?
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Ali Emir Orhan , Enfeksiyon kliniği ve Yoğun bakımda staj yapmış ve bu konuları yerli-yabancı kaynaklarda araştırma yapmaktayım.

COVID-19 virüse yönelik -Dünya Sağlık Örgütünün- de açıkladığı üzere hiçbir kesin tedavi yöntemi yoktur, kendi sayfalarında da açıkladıkları gibi sarımsak vb. antimikrobiyal özelliğe sahip besinlerin bizleri COVID-19 virüsünden koruduğuna veya tedavi ettiğine dahil hiçbir kanıt yoktur. Sumak birçok türü bulunan ve Türkiye de sıkça kullanılan bir baharattır, mevcut türleri arasında -Rhus aromatica- ve -Rhus coriaria L- üzerinde daha yoğun çalışmalar yapılmıştır. Sumağın antiviral, antibakteriyel ve antifungal başta olmak üzere birçok farklı etkisi olduğuna dahil mevcut çalışmalar bulunmaktadır, lakin antiviral olduğuna dahil yapılan çalışmalar ''HSV-1'' virüsü üzerinde yoğunlaşmış olup güçlü bir aktivite gösterdiği kanıtlansa dahi antiviral etki şekli ve farmasötik bileşenin güvenliği hakkında çok fazla spikülasyon ve bilgi bulunmaması dolayısıyla temkinli yaklaşım oluşturduğu söylenmektedir, dolayısıyla COVID-19 ile veya benzer türevleri üzerinde sumak ile yapılan bir çalışma mevcut değildir. Ayrıca Sumağın hipertansiyon, hamile ve emziren kadınlarda kullanılmaması gerektiğini söyleyen kaynaklarda mevcuttur, Türkiye Bilim Kurulu üyesiyle yapılan röportajda uzmanlar korkularının, dini duyguların istismarından dolayı yanlış bilgilerin artması ve rüya ile anlatılan sumak suyu gibi önerilerin patlama etkisi yapmasından endişe duyduklarını belirtmiş olup eski Diyanet çalışanları, ilahiyatçılar ve bazı sosyal medya kullanıcılarının iddiası üzere bilginin paylaşıldığı yer olan Şırnak-Cizre'de Cizre Müftülüğün olayı yanlışlığını vurgulamış ve tepki koymuşlardır, işin gerçeklikten uzak olduğu ifade edilmiştir.

Teşekkür (1)

Kaynaklar

  1. Çukurova Tarım ve Gıda Bilimleri Dergisi Sumak üzerine genel bilgiler, antiviral ve antibakteriyel etkileri ve kullanılmaması gereken gruplara dahil.
  2. PubMed Rhus aromatica'nın Herpes Simpleks virüsüne etkisi
  3. Thieme HSV-1 virüsüne, Sumağın etkileri, güvenliği ve daha detaylı bilgi
  4. Hürriyet Gazetesi Bilim Kurulu üyesinin tepkisi
  5. DiniHakikatHaber Dini yönden ileri kaynak için, duruma tepki ve yalanlamalar.
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
75
Baran Şansal
Teşekkür (1)
Hatırla
Takip (3)
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Kara mürver, black elder veya sambucus nigra olarak adlandırılabilmektedir.

Uzunca yazmaktan ziyade hızla özetleyecek olursak;

COVID-19 özelinde bildirilen bir çalışma sonucu henüz bulunmuyor.

Mekanizma olarak virusun (influenza) hücre içine girmesini engellediği invitro (lab) çalışmasında gösterilmiş.

İnsan çalışmaları influenza virusu ile enfekte olan kişilerde yapılmış, görece az sayıda hasta ile yapılan çalışmalar. Genellikle çalışmalara getirilen eleştiriler hasta sayısının azlığı ve metodoloji hakkında olmuş.

Bu çalışmaların sonucunda enfeksiyon belirtilerinin tamamen ortadan kalkmasına kadar geçen sürenin kısaldığı, hastalık belirtilerinin anlamlı oranda azaldığı, rescue medication - kurtarıcı ilaç ihtiyacını azaltığı gözlenmiş.

Tekrar hatırlatma gereği duyuyorum; bu çalışmalar infleunza virus ağırlıklı çalışmalar olup henüz bu konuda COVID-19 ile ilgili veri bulunmamaktadır.

Teşekkür (2)

Kaynaklar

  1. PUBMED
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
50
Mert Karaduman
Teşekkür
Hatırla
Takip
Almanya'da Roberth Koch Enstitüsü'nün 2012'de hazırladığı raporda bununla ilgili bilgiler veriyor.
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

SARS-CoV-2 virüsün adı, COVID-19 (Coronavirus Disease 2019) ise bu virüsün sebep olduğu hastalık. Biraz daha açalım. SARS-CoV-2, 2019-20 koronavirüs pandemisinin nedeni, COVID-19 ise bu pandeminin sonucu.

Teşekkür (1)

Kaynaklar

  1. SARS-CoV-2
  2. COVID-19
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
160
Bora Bostancı
Teşekkür
Hatırla
Takip
Arkadaşlar son günlerde çıkan haberi bir çoğunuz duymuşsunuzdur. 2005 basımı olan Sylvia Browne tarafından yazılan Kehanetler adlı kitabın 312. sayfasında 2020'lerde patlayan hastalıktan bahsediliyor. BU NASIL OLDU ? GERÇEKLEĞİ NEDİR ?
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Genelde birkaç yöntemleri vardır. Gözlemlediğim kadarı ile:

1) Birçok iddiada bulun.

Örneğin 1000 iddia uydur, 1'i tutarsa sadece tutan iddiayı vurgula. Geri kalan 999 iddia ile ilgilenme. Kitapta da birçok iddia var ama sadece birine odaklanılıyor.

2) İddianı olabildiğince genel ve esnek tut.

"2020'lerde, akciğerleri ve bronşları ciddi oranda etkileyen, tedaviye ise zalimce direnen zatürre benzeri bir hastalığın patlaması nedeniyle ortalıkta ameliyat maskeleri ve plastik eldivenlerle dolaşan çok daha fazla insan göreceğiz. Hastalık hakkında kafa karıştırıcı olan şey ise; bir kış boyunca müthiş bir paniğe yol açtıktan sonra, on yıl içerisinde hem sebeplerini hem de tedavisini gizemli bırakarak tamamen ortadan kaybolması olacak."

Görüleceği üzere zamanda da genelleme yapılmış, hastalıkta da genelleme var. Bu tür etkiler yapan o kadar çok hastalık var ki.

Buna benzer soru daha önce sorulmuş: https://evrimagaci.org/soru/neden-bazi-kahinlerin-soyledikleri-tutar-ve-gercek-olur-bilimsel-aciklamasi-nedir-4739

Buna benzer bir konu, benzer yöntemler; Deprem kahinliği analizi: https://evrimagaci.org/dyson-lin-gibi-kisiler-depremleri-nasil-onceden-tahmin-edebiliyorlar-8226

Tevfik Uyar'ın güzel bir Tweet'i: https://twitter.com/tevfik_uyar/status/1241487174652043267

Teşekkür

Kaynaklar

  1. Haber
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
445
Oğuzhan Kömcü
Teşekkür
Hatırla
Takip
BU birçok toplumda vardır.Nazar değicek diye bir korku vardır.Birçok enteresan olayda nazara bağlanır .Her ne kadar batıl bir inanc olsada bazen böyle durumlara bizde denk gelebiliriz. Peki NAZAR var mı ?
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Teşekkür
Hatırla
Takip
bilimsemis gibi yayılan, pseudo-science mahsulü olan bir safsata mıdır? (mumkunse, wikipedia ve benzeri derme catma veri ahirlari kaynak gosterilmezse cok mutlu olurum)
Puan Ver
0
Puan Ver
661
Ahmet Can
Teşekkür
Hatırla
Takip
Merhabalar Hızlı okuma kursları insanların 1300 kelimelik düşünebilme kapasitemiz olduğunu bu yüzden yavaş okuyan insanların okurken hayallere daldığından bahsediyor. Böyle bir durum gerçekten var mı? Gerçekten hızlı okursak daha iyi mi anlarız?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Bora Menderes , Meraklı bir lise öğrencisi

Kardeşim bunu hızlı okuma öğrenmeye çalışan ve hızlı okumayı halihazırda uygulayan biri olarak söylüyorum. Tamamen kendi deneyimlerimden.

Bu hobiye tam bir ay önce 20 Şubat'da başladım. O anki deneyimlerim:

Okuken yavaş okuyordum, okurken yavaş okumamdan dolayı -bu herkesde olmaz ama- nedense kafam karışıyordu ve baştaki sözcüklerle alakalı bağlantıyı unutabiliyordum. Ayrıca dediğin gibi yavaş okurken beynimi ve göz kaslarımı az kullandığım için (burada kastığım şey normal okuma yapmak) hayallere dalıyordum.

Yani şöyle örnekleyebilirim: Bir bilgisayar oyunun yavaş oynarken sıkılabilir mayışabilirsiniz. Fakat o bilgisayar oyununu tam teşekküllü ve aksiyonlu şekilde oynarsan oyuna kendini kaptırırsın yani oyuna "kendini verirsin". Hızlı okumada böyle yavaş okurken göz kaslarını çok kasmıyorsun doğal olarak kendini tam vermediğin için dalabiliyorsun. Ağır bir roman olan "Karamazov Kardeşler'in" dopdolu sayfalarını 1,5~ dakika civarında okuyuyordum.

Okuma hızım: 300~

Bugün 20 Mart.

Hızlı okumamı geliştirdim. Ağır bir roman olan "Karamazov Kardeşler'in" dopdolu sayfalarını 45~ saniye civarında okuyabiliyorum. %80 anlıyorum. Eğer ne kadar aralıksız okursan ve romana kendimi kaptırırsam bu süre daha da kısalabiliyor. Mesela 3 göz gezdirmede okuduğum satırı 2 göz gezdirmede okuyabiliyorum.

Önceki aya göre odaklanmam arttı. Bunu ciddi söylüyorum. Kitap okurken çok yorgun değilsem %85~ oranında odaklanıyorum. Anlama seviyesine gelirsek tabi ki hızlı okuma öğrenme sürecimde (hala devam ediyor) anlama oranımın azaldığı günler oldu çünkü yıllardır gözüm ve beynim normal okuma şeklinde okuyordu. Fakat şu anki hızım itibariyle anlama oranımın bir romanda 80-85~ olduğunu gözlemledim.

Bu sayı hızlı okumaya başladığımdan bir hafta sonra %55-60~'dı. Tabi ki bu romanda böyle, düşünce kitaplarında işler değişiyor. Bu arada eski okuma tarzıyla "büyük ölçüde" içimden cümleleri tekrarladığımdan dolayı kafam bazen karışabiliyordu. Hele sesli ortamda gerçekten büyük problem. Ufak bir bilgi olarak da hızlı okuma şuana kadar edebi hazzı azaltmadı aksine arttırdı. Şahsen böyle gözlemledim.

Okuma hızım: 550~

Kısa Cevap: "Tecrübelerime göre evet". Bu arada Kennedy de 1200 sözcük/dakika ile okuyormuş edebiyat terminatörü.

Not: Kaynak olarak ne kadar bilimsel olmasa da burada kendi tecrübelerimi aktardım. Tabi ki de işin bilimsel yönü vardır. Kaynak eklemek zorunlu olduğu için dolduruyorum bir şeyler.

Teşekkür (1)

Kaynaklar

  1. Tecrübem bu link de sitem. Bu kaynak kendi tecrübemdir.
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
1,915
Antigravity 74100
Teşekkür
Hatırla
Takip (1)
Günümüzde bir çok kişi bilimin sadece günümüzde doğru olarak kabul edilen bilgiler olduğuna inanmaktadır.
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Koralp Erin , Astrofizik meraklısı...

Bu soru için, bilimin genel tanımını yaparak cevabı uzatmayacağım. Bilim hiç bir zaman bir bilgiyi savunmaz, aksine tüm bilgilere şüpheci yaklaşır. Bilinmeyeni keşfetmek ise bir sonuçtur. Kimse oturup da, bilinmeyen bir şey keşfedeyim diye araştırmaya başlamaz. Araştırılan fenomen, bize bilinmeyeni veya beklenmeyeni verebilir ki bu da kesin değildir.

Sonuçta bilim, doğayı ve evreni anlamamız için bir araçtır, bir ideoloji değildir. Dilden, dinden, ırktan, kültürden etkilenmez.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı Bilimin Aradığı Sorulara Örnekler
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür (1)
Hatırla (2)
Takip
Güvenilir mi yoksa taraflı bir bakış açısı mi var? Yüksek ıq'le kara mizah arasindaki korelasyon espiri anlayip gülme mi yoksa yapma becerisi arasındaki korelasyon mu? Sizinde ansilmazi zor kara mizah örnekleriniz var mi?
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Viyana Tıp Üniversitesi'nde yapılan bir deneyde öncelikle katılımcılar IQ testlerine tabi tutuluyor, sonrasında kara mizah örneklerine verdikleri tepkiler gözlemleniyor. Burada ortaya çıkan bağlantıda daha yüksek IQ'lu kişilerin bu tür mizaha daha pozitif tepki verdikleri belirlenmiş. Yani taraflı bir bakış açısından söz edemeyiz.

Bununla beraber burada takdir ve takip edilen davranış biçimi; esprinin beklenmeyen yerden gelişini çözümleyebilme ve buna cevap verebilme yeteneği. Bu yeteğeni ele alırken de yüksek zeka, daha girift bağlantılar zincirlerinden çıkarımlar yapabilmenin bir parametresi olarak tespit edilmiş. Espriyi anlayıp gülmekle, espri yapmak arasında bir farktan söz edilmemiş, ikisi de bir bütünün parçaları olarak görülmüş.

Teşekkür (1)

Kaynaklar

  1. Evrimağacı
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
580
Kadir Karaca
Teşekkür
Hatırla
Takip
Çoğu kişi evrimin insanları dinden çıkarmak için uydurulduğu bir yalan olduğunu (bazıları dikkat çekmeye çalışmakla suçlar) söylüyor. Peki bütün insanlar evrim nedeniyle dinlere inanmayı bıraksa bu kime ne kazandıracaktır? (Yoksa İsrailli Harari bir siyonist ajanı mıdır? :) ????
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Bir insanın varoluşu tanımlama anlamlandırması, bir teoriyle, bir açıklamayla, bir kitapla vs tamamen değişebiliyorsa, bu kişinin bakış açısı yeteri kadar derinleşmemiş, varoluşu anlamak anlamlandırmak için yeterli gayreti göstermemiş demektir. Aynı şekilde başka bir teori, kitap vs ile tekrar değişecektir.

Bunun yanında bilimsel hiçbir teori, araştırma, bulgu vs ideolojik, planlamacı, arka planı farklı olan amaçlarla yapılmış kurgular değildir. -Darwinizm gibi bilim dışı, ideolojik yapılanma olması haricinde.-

Yani bütün insanlar dinlere inanmayı bıraksa da, kimsenin elde edeceği bir kar bulunmamakta. Herkes dinlere inansa da bu böyle.

Diğer yandan zeki insanların inançsız, zeki olmayanların inançlı olduğuna dair hiçbir istatistiki veri bulunmamakta. Aksine, bütün istatiksel veriler, eşit oranda inançlı ve inançsız insan olduğunu gösteriyor. Bu bütün sosyal kültürel sınıflarda aynı. Zeki, bilim insanı statüsündeki insanlar da bu şekilde. Bunu anlamak zorundayız.

Varoluşu yorumlama anlamlandırma tamamen kişiseldir, kimsenin bakış açısı diğerinden üstün ya da özel değildir, zeki olmanın varoluşu yorumlamada doğrudan bir üstünlük sağladığı sağlamadığı konusu gerçekçi değildir. Veri işleyebiliyor olmada üstün olmak, onu anlamlandırmada da çok iyi olmak demek değildir. Bu nedenle holistik bakış açısı çok yavaş gelişmekte. Hemen yaygınlaşamamakta.

Teşekkür (1)

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Onur Çevik
Teşekkür
Hatırla (1)
Takip (1)
Linkten görebileceğiniz üzere böyle bir durum söz konusu. Konuyla ilgili epey spekülasyon ve bilgi kirliliği var. Herhangi bir bilimsel kaynağa rastlayamadım. Gerçekliği nedir, ne derecede mümkündür?
Puan Ver
-2
Puan Ver
903
Ahmet Akbulut
Teşekkür
Hatırla
Takip
Ve bunun Jeolojik geçmişi 1400 yıl mıdır?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Görsel
Görsel
Evrim Ağacı Twitter

Fotoğraftaki satırlar, "Nick Thomas Willson" (?) isimli bir yazarın "Çocuk Gezegeni" yayınevinden (?) çıkan "Gizemli Evren" kitabından alındı.

Facebook Okur Paylaşım Grubu'muza bir ebeveynin attığı bu fotoğraf sonucu, çok ilginç bir (potansiyel sahtekarlık) vakası tespit ettik.

Öncelikle satırları okuyup şaşıranlar için: NASA Ay'da böyle bir yarık bulmadı, çünkü Ay'da böyle bir yarık bulunmuyor.

Bu satırlar, 2015 yılında "Kirpi Haber" isimli, Zaytung-benzeri bir satirik haber sitesinin yaptığı sahte haberden (ç)alınmış: https://kirpihaber.tumblr.com/post/124560931425/nasadan-aydaki-yarık-açıklaması

Ancak bu yalan haberin İngilizcesini arattığımızda karşımıza hiçbir sonuç çıkmadı. Siz de "crack", "moon", "Tim Wrightler" gibi anahtar kelimelerle aratabilirsiniz.

Yani Kirpi Haber ya tamamen özgün bir satir içerik hazırlamış ya da çok az bilinen bir içeriği dile kazandırmış.

Bu da ilginç bir diğer merakı doğurdu: Nasıl olur da "Nick Thomas Willson" gibi yabancı isimli biri, Kirpi Haber veya onun kaynağı kadar az bilinen, potansiyel olarak sadece Türkçe bir platformdan ve içeriğinden haberdar olup, sahte NASA başkanı ismini bile birebir kullanır?

Bu da bizi "Nick Thomas Willson"ın kim olduğunu aramaya itti: https://dar.vin/vTOLX

Çok ilginç bir şekilde, bu ismi aratınca, *İngilizce Google aramalarında bile* sadece Türkçede bulunan kitaplar çıkıyor.

Siz de deneyebilirsiniz; belki biz bir şeyleri gözden kaçırdık.

Ama eğer kaçırmadıysak, sorulması gerekiyor: "Çocuk bilim kitabı" adı altında hiçbir bilimsel temeli olmayan iddiaları yazan, aslında keşfedilmemiş şeyleri "keşfedilmiş" gibi anlatan, satirik sitelerden alıntılarla bilim kitabı yazıp çocuklarımıza satan "Nick Thomas Willson" kim?

Türkiye'de bazı yazarlar, artık her kimlerse, yabancı isimler kullanarak "Yabancı biri diyorsa doğrudur." algısı mı yaratmaya çalışıyor?

Birileri, bilimsel gerçekleri çarpıtarak çocuklar üzerinde algı yönetimi peşinde mi?

Eh, bu sonuncusu pek şaşırtıcı olmadı gerçi...

Benzer şekilde, bu kitabı basan "Çocuk Gezegeni" isimli yayınevi nedir, kime aittir?

Çünkü bu yayınevi de aratıldığında dikkate değer hiçbir sonuç çıkmıyor; bolca çocuk kitabı haricinde: https://dar.vin/LO1K6

(...)

Bu zincire olan ilgi artınca birkaç kişi Ay'dan rastgele yarık isimleri ve fotoğrafları ile paylaşmaya başladılar. Detaylandıralım:

Ay levha tektoniği zaten çalışılmakta olan bir sahadır. Levha hareketi ve antik volkanizma dolayısıyla yüzeyinde bol miktarda yarık bulunur.

Zincirde olmadığını söylediğimiz yarık, bir gök cisminin boydan boya ikiye yarılıp birleşmesi sonrasında oluşacak, uydunun tümünü kapsayan bir yarıktır.

Yoksa Ay yüzeyinde zaten bolca tektonik yarık mevcut. https://evrimagaci.org/uydumuz-ay-jeolojik-olarak-hl-aktif-ayda-yasanan-depremler-ve-ayin-giderek-kuculmesi-7801

Hatta bu yarıklar astrojeoloji açısından büyük öneme sahip; çünkü diğer gezegen ve uydularda yaşam arayışımıza yön veriyor.

Ay'ın jeolojik faaliyetleri bilimsel anlamda önemli; ancak uydumuzun 4.5 milyar yıllık tarihinde "ikiye yarıldığına" dair hiçbir bilimsel veri yok.

Ay'daki lokal yarıkların (hatta Rima Ariadaeus gibi 5.1 kilometre genişliğinde ve 300 kilometre uzunluğundaki "rille" sistemleri de) 3 temel kaynağı vardır:

• Tektonik faaliyet

• Volkanik faaliyet

• Meteor çarpması

https://www.nasa.gov/mission_pages/LRO/multimedia/lroimages/lroc_20090928_ariadaeus.html

Zaten Ay'ın yaklaşık 11.000 kilometrelik çevresine yaklaşabilen hiçbir sistematik yarık bulunmamaktadır. NASA'dan Brad Bailey'in de dediği gibi:

"İnternette okuduğunuz her şeye inanmayın. Ay'ın geçmişinde yarılıp tekrar birleştiğine yönelik hiçbir akademik bulgu bulunmuyor."

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
218
Fərid Mehdizadə
Teşekkür
Hatırla
Takip
Bilimsever olarak felsefeye başladım ????
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Burada mantıktan kasıt, metodoloji, veriyi işleme biçimindeki zihniyet, sonuca gitmede kullanılan kavramsal yöntem sanırım.

Farklı disiplinlerin veri işleme analiz, sonuca varma yöntemleri kendine hastır aslında. Farklı konulardaki bulgular, tabii ki farklı yöntemlerle ele alınmak durumundadır. Diğer yandan birbirleri ile çok yakından alakaları olduğu için etkileşimleri süreklidir.

Felsefe ve bilimin yöntem olarak benzediği kabul edilebilir. Başka kuşkuculuk, farklı olasılıkları gözönünde bulundurma, -yargı- ve -önyargı-dan uzak olmaları açısından oldukça benzerdir. Ancak bilim kesin sonuçlarla ilgilenir. Felsefe için kesinlik söz konusu bile değildir. Hatta sorular temeldir. Bilim sonucun netliğine odaklanmışken, felsefe süreci merkeze koyar, derinlemesine süreci işler. Epistemoloji, bu konuyu anlamada önemli.

Antik dönemde bilim ve felsefe iç içe geçtiği için antik felsefeyi bilmeden, bilimsel metodolojinin doğuşu da gölgede kalacaktır. Farklı disiplinlerin yöntemi benzer olabilir ancak aynı olmasını beklemek metodolojik bir hata olacaktır ironik olarak.

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Alp Eren Erdoğan
Teşekkür
Hatırla
Takip
KPSS'ye hazırlananlardan 1 milyon kişiye ulaşan, tarih anlatan Ramazan Yetgin, " https://youtu.be/tOPMdpOeZpU?t=163 " anında bahsediyor. Bir tarihçinin bunu muhakeme edemese bile henüz günümüzde gerçekleşen bi olayı araştırması beklenirdi. Böyle bir olguya, Müstehcen meyve veren bir ağaca ihtimal vermemesi gerekiyor.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

böyle bir ağaca doğu ve diğer mitolijelerde sık rastlanır. meyvesi insan olan ağacın adı vakvak ağacıdır. 1656'da osmanlinin ekonomik durumun bozulmasi nedeniyle yeniçerilerin öldürülüp ağalarının çınar ağacına asılması nedeniyle halk ağacı mitolojideki vakvak ağacına benzetmiştir. vakvak ağacına ait mitolojik minyatürler de mevcuttur doğal olarak, insana benzeyen meyvesi olan bir ağaç yoktur. yapay anlamda olgunlaşmamış meyveleri kalıplara sokarak, büyüdüklerinde bulundukları kabın şeklini alan meyve veya sebzeler vardır. doğal olarak yetişen böyle bir ağaç bulunmamaktadır, mitolojik bir kavramdır.

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
-1
Puan Ver
Teşekkür
Hatırla
Takip (1)
kod yazıyorum yazılımcıyım yaptıgım eserler beni sonsuz eder mi
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz?ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz? ICQTurk nedir ve siz kimsiniz?

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
111
Kerem Özay
Teşekkür
Hatırla (1)
Takip
Geleceği bildiğini iddia eden insanlar nasıl bazı şeyleri biliyor?
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Birinin ortaya 1000 iddia attığını düşünelim bu iddialardan 10 tanesi tutsa, kişinin tutturma oranı yüzde 1'dir ama geri kalan 990 tane yanlış olsa dahi odak yanlışlarda değil doğru iddialarda oluyor.

Ayrıca falcı gibi kişilerin söyledikleri şeyleri yuvarlama ve tüm insanlara uyabileceği sözler olduğunu görebilirsiniz.

Şu yazılara bakmanızı öneriyorum:

https://evrimagaci.org/forer-barnum-etkisi-astroloji-ve-fallar-neden-bize-uyuyor-astrolog-ve-falcilar-kisiliginizi-nasil-tahmin-ediyorlar-2898

https://evrimagaci.org/kahve-fincani-ve-ouija-cin-tahtasi-kullanarak-ruhcinolu-cagirmak-mumkun-mudur-2808

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
111
Kerem Özay
Teşekkür
Hatırla
Takip
Bu gibi olaylar kuantum dolanıklılıkla, Birleşik alan teorisiyle veya enerjinin etkileşimi gibi şeylerle açıklanabilir mi?
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Bu durum bilim insanlarınca, algıda seçicilik üzerinden açıklanıyor. Nasıl.

Birini düşündüğümüzde onunla karşılaşıyor ya da o bizi arıyor olduğu durumlar tek tüktür. Nadir rastlanır. Ancak, bizim birini düşündüğümüz, bir şeyi istediğimiz ama o kişinin bizimle irtibata geçmediği ya da karşılaşmadığımız, ya da istediğimiz şeyin olmadığı durumlar o kadar çoktur ki, sıradanlaşmıştır ve özel değildir. Duygudurum değişmez. İşte arada derede tek tük olan bu durumlar yüksek dopamin salınımına neden olur, seviniriz ve duygudurum ani değiştiği ve yükseldiği için de unutamayız. Yani objektif kalamayız bu durumlara. Yaşamın yüzde 95ine değil, yüzde 5ine inanmak isteriz, onu kabul etmek isteriz çünkü hoşumuza gider.

Diğer yandan, bir kişiyi düşündüğümüzde onun ile ilgili bir durumun gerçekleşmesi oldukça mümkün.

1- Beyin ve kalbin elektromanyetik alanları yoluyla başka bir kişi bilinçdışı yoluyla uyarılabilir. Mutlak olur değil. Olabilir.

2- Ortak bilinç yoluyla.

Bunlar tamamen teorik olasılıklar. Bu yollarla mutlak surette başka birine ulaşırız asla ve asla değil.

Ancak doğa olayları gibi fenomenlerin bizim isteğimizle olmasına inanmak, gerçekçi olmaz. Çünkü o kadar fazla değişkene bağlı ki, 5 günün üzerinde hava tahmini inanılmaz düşer.

Beyin, duygudurumun hızlı değiştiği durumları özel olarak kodladığı için unutamıyoruz. Olumlu ya da olumsuz. Ancak bu durumlar yaşamın oldukça küçük bir kısmını kapsıyor. Ne oluyorsa arada kalan nötr alanda oluyor ve kaçırıyoruz galiba.

Teşekkür (1)

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
725
Gürkan Seymen
Teşekkür
Hatırla
Takip
Son zamanlarda çevremde gerek numeroloji gerek "aya gidilmedi" vs. çok fazla komplo teorisi ve sahte bilim türedi.Bu konu hakkında konuşan insanların çoğu da benden otoriter olarak daha üst konumda olduğu için podcastinizdeki yöntemi uygulayamıyorum.Sizlerin önerileriniz ve bu konu hakkındaki görüşleriniz nedir teşekkür ederim.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Tartışmak için, öncelikle özgür bir ortama , demokrasiye ve daha da önemlisi öğrenmek için hevesli insanlara ihtiyaç vardır.

Çok tanrılı politeist dinlerin,doğrudan katılımlı meclis yönetiminin var olduğu mutlak otoritenin tanınmadığı Antik Yunan Şehir devletlerinde İnsanlık Tarihinde ilk kez Demokrasi Felsefe ve Özgür düşüncenin ortaya çıkması, Fakat mutlak otoritenin ve katı bir hiyerarşinin yer bulduğu orta çağda bütün bu değerlerin kaybedilmesi bunun en güzel örneğidir.

Yani özetle , sizin amiriniz-üstünüz olan insanlar ile (üstelikle belirli bir yaşın üstündeyse bu kişiler) bunu tartışmak cidden zaman kaybı olabilir.

Öğrenmeye hevesi olmayan bağnaz bir kişiyi ikna etmek yerine aynı efor ve enerji ile 10 tane öğrenmeye hevesli, genç insan pek çok şey öğretilebilir.

Ne kadar inkar ederlerse etsinler, ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar gerçek ile başa çıkamayacaklar garanti ederim.

Galileonun kendisinden dünyanın döndüğünü inkar etmesini isteyen Engizisyon Yargıçlarına zevkle dünya dönmüyor dedikten sonra mahkeme çıkışında NASILSA DÜNYA DÖNÜYOR demesi gibi,sözler gerçekleri değiştirmez

Ne İskenderiye Kütüphanesini yıkmak işe yaradı,Ne Filozofları yakmak,Ne Bilgeleri Asmak

Gerçek her zaman galip geldi er ya da geç.

Teşekkür (1)
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,120
Merve Özcan
Teşekkür
Hatırla
Takip
Medikal Medyum adlı kitapta tıpta otoimmün olarak adlandırılan hastalıkların aslında EBV’den kaynaklandığı söyleniyor ve çeşitli tedavi yöntemleri sunuluyor. Okuyanlar yorumlarsa sevinirim. :)
Puan Ver
2
Puan Ver
395
Ender Şahin
Teşekkür (1)
Hatırla
Takip (2)
Donmuş solucanların tamamı binlerce yıl sonra hayatlarına kaldığı yerden devam ettikleri görüldü. Karbon metodu ile solucanların birinin 41.700 diğerinin ise 32.000 yaşında olduğu belirlendi.
Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür
Hatırla
Takip (1)
Bir şeyin inanç olup olmadığını nasıl anlarım?
Puan Ver
6
Puan Ver
210
Deniz Sıkıkaya
Teşekkür
Hatırla
Takip (1)
Videodan gördüğünüz gibi, Yılancı Hacı Macit kişisi akrep zehrini çıkarıyor. Daha sonra kendisinin dua ile efsunladığını söylediği tuzu kişiye yutturuyor ve bu uygulanan kişinin elinde ve kolunda akrepler hiç kıpırdamadan sabit duruyor. Bu nasıl olabilir, bunun bilimsel açıklaması nedir? Kendisinin sayfasına başkasına da aynı şeyleri uyguladığını gördüm. Metafiziğe ve dinlere inanmamama rağmen yıllardır kafamı karıştıran bir olaydır bu.

Toplam 105 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Hayvanların oyun oynama nedeni, oyunun yaşam mücadelesindeki önemidir. Oyun sayesinde pratik yapar, yetişkinlikte gereken yetenekleri edinirler.”
Susanna Millar
Geri Bildirim Gönder