Öncül Analitik

Felsefe

Puan Ver
0
Puan Ver
25
Oğuzhan Ocak
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Joy of satan adlı birgrup var. Bu kişiler tanrılarla iletişim kurduğunu söylüyor. Türkiyede temsilcileri: spirituelsatanizm.org sizden ricam bu konu benim kafamı karıştırıyor dedikleri doğru mu?
Puan Ver
0
Puan Ver
50
Hasta Fenerli
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Meşhur ateş ve pamuk örneğinde bahsedildiği üzre; ateşle pamuk yan yana geldiğinde pamuk yanar peki pamuğu yakan nedenin ateş olduğunu nereden biliyoruz? günümüzde kullanılan ve yaygın kabul gören bilimsel metoda bu ciddi eleştiriler karşısında nasıl güvenebiliriz? son olarak bilim insanları bu tip sorulardan rahatsızlık duyar mı?
Puan Ver
0
Puan Ver
770
Fırat Oğhan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Gazali nedensellik değil ardışıklık var der, bu aslında modern fizikteki zamanın B teorisi ile aynı şey değil mi? Veya zamanın B teorisi ile Gazali'nin bu görüşü daha do güçlendi diyebilir miyiz?
Puan Ver
0
Puan Ver
543
Lvcretivs .
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Celal Şengör analitik felsefe için öldü diyordu, Popper’ın critical rationalism kavramının artık günümüzde geçerli olduğunu söylüyor. (Ki Popper’da analitik gelenekten) Celal Bey’in haklılık payı nedir, eleştirel rasyonalizm yeni bir gelenek mi yoksa analitik felsefe içerisinde bir yöntem mi?
Puan Ver
0
Puan Ver
543
Lvcretivs .
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Analitik Marksizm ile Geleneksel Marksizm’in yöntemsel farkları nelerdir? Analitik Marksistler kendilerini aşırı(radikal) sol olarak görüyor mu?
Puan Ver
0
Puan Ver
30
Emre Özyurt
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Merhaba, Ben olmak, tek bir bedende bulunmak özel olduğumuzu düşündürüyor. Ruh varmış gibi, özel bir kimliğimiz olduğu hissi ve düşüncesi. Bir insanın zihnine girebilsem " Burdada ben varım ama farklı düşünüyorum farklı etkilere farklı tepkiler veriyorum ama yine bu farklı bedende de yine ben varmışım mı derim acaba? teşekkürler
Puan Ver
4
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Ölümden sonra yaşamın olmaması bana(hiç bir dine inanmıyorum) ürkütücü geliyor önceden kitap okumaktan her şeyi öğrenmekten keyif alırdım artık hangi işi yaparsam yapıyım boşuna geliyor nasıl olsa ölücem diyorum yaptığım her şey benimle birlikte boşa gidecek.Bütün günlerim boş geçiyor intihar daha mantıklı geliyor bu konuda ne yapmalı ?
Puan Ver
0
Puan Ver
285
Sinan Çetin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Mantığın yasalarının tüm varlıkları kapsadığını neden düşünelim ki? Bunun için makul bir gerekçe var mı? Bu konuda filozofların genel kabulünün gerekçesi ne?
Puan Ver
0
Puan Ver
640
Almi Çalı
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Günümüz filozoflarının bu konu hakkındaki görüşlerinden bahseder misiniz? En yaygın görüş hangisidir?
Puan Ver
0
Puan Ver
285
Sinan Çetin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kusal Kitap'ta da Kur'an'da da Allah ateizmin kesinlikle rasyonel olamayacağını söyler gibi duruyor. Bu bakımdan, dini dışlayıcı olan ya da kapsayıcı olan biri reformcu epistemolojiyi benimseyemez mi? Yoksa reformcu epistemolojiye göre ateizmin -tıpkı unicorn gibi- rasyonel olmadığı söylenebilir mi?
Puan Ver
0
Puan Ver
285
Sinan Çetin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Örn. ahlakı psikolojiye indirgeyenlere karşı sunulan gerekçe "Ama ahlak öyle bir şey değil." gibi bir neden oluyor, bu genelde ahlaki sezgiye dayandırılıyor. Fakat ahlaki sezgimize neden güvenelim? Ahlakı tartışırken "Ama ahlak ... değil." deyip öznel gerekçeler vermek boşa konuşmak değil de nedir?
Puan Ver
0
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İnsanın oluşturduğu bir dil olan matematiğin; hayal edemediğimiz 4,5 boyutlu alanlarda, kuantumda aynı zamanda da gördüğümüz dünyada aynı anda işe yaraması bize matematiğin saf doğru bir bilgi olduğunu gösterir mi ? bu dili diğerlerinden ayıran özellik nedir ?
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
30 yaşından sonra felsefe bitirsem atamam yapılabilir mi? Türkiye şartlarında felsefeci olmak, bu alanda eğitim almak mantıklı mı? Felsefeye karşı bir tutkum olmuştur her zaman. Şuan 27 yaşındayım. Felsefe okumaya ancak 30 yaşımda başlayabilirim ve bitiminde 34 oluyorum.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Selamlar. En son atamalarda 84.25 puan ile 151 felsefe öğretmeni atanmış görünüyor. İyi bir karşılaştırma yapmanız için başka branşlardan bir kaç atama sayısından daha söz edebiliriz: İngilizce Öğretmenliği 1960, Özel Eğitim Öğretmenliği 1410, İlkokul Matematik Öğretmenliği 1448, Sınıf Öğretmenliği 2011, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği 1922 ve Fen Bilimleri Öğretmenliği 1149.

Eğer hedefiniz felsefe öğretmeni olmaksa devlete atanmanız bir hayli zor görünüyor. Diğer bir seçenek özel eğitim kurumlarında çalışmak;ancak orada da tablo pek iç açıcı değil. Felsefe öğretmenleri genellikle rehber öğretmenliği ve diğer departmanlarda bölümleriyle alakasız işler yapıyorlar; yoğun bir çalışma temposu ve yüksek olmayan maaş alıyorlar. Bende uzun zamandır öğretmenlik yaptığım için şunu rahatlıkla söyleyebilirim; bir kaç isim yapmış kolej dışında çalışacağın tüm eğitim kurumlarında mutlu bir iş hayatının olması bir hayli zor felsefe öğretmenliğinde. Bu nedenle tavsiye etmezdim.

Mesleki kaygılar ile felsefe bölümü yazarsan pek mutlu olmayabilirsin kısacası, akademik kariyer veya kendini geliştirmek için okumanı tavsiye ederdim. Tabi burada şöyle bir durum söz konusu; üniversitelerin felsefe bölümleri arasında ciddi bir kalite farkı var; Berat Mutluhan Seferoğlu ile beraber yaptığımız şu yayını izleyebilirsin. https://www.youtube.com/watch?v=FM3m4gqfny4

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
115
Şevket Kurt
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Merhabalar.

Cemre Demirel'in din felsefesi hakkındaki görüşleri hakkında detaylı bilgiye sahip değilim. Din felsefesinin çoğu konusu hakkında yorumda bulunduğunu da görmedim. Özellikle yorum yaptığını gördüğüm iki konu var: Tanrı-ahlak ilişkisi ile Tanrı ve hayatın anlamı konusu.

Özetle bu konularda söyledikleriyle ilgili şunları düşünüyorum:

  1. Argümanlarının başı sonu belli değil ve sistematik değil. Başladığı öncüller ve ulaştığı sonuçlar arasında bir sürü boşluk var. Mesela hayatın sonlu olmasından anlamsızlığına nasıl ulaştığı açık değil. Hatta hayatın anlamıyla kastettiği şey bile açık değil. Yine Tanrı olmadan ahlakın olamayacağından neyi kastettiği açık değil. Bazen cennet-cehennemin olmaması nedeniyle adaletin sağlanmayacağı dolayısıyla eleştiriyormuş gibi görünüyor. Bazense ahlaki değerlerin olamayacağından hareketle eleştiriyormuş gibi görünüyor. Düşünceleri netleştirilmiş ve organize değil.
  2. Hayatın anlamıyla kastettiği şey bir tür yaratılma amacıysa bu tür bir şeyin ateizmde olamayacağı bariz gibi. Bazı filozoflar bu noktada hayatın anlamı ve anlamlı hayat arasında ayrım yapar. Anlamlı hayat objektif anlamda değerli olan hayattır. Ölümün ve dolayısıyla yaşamın sonlu olmasının anlamlı bir hayatla ilgili ne tür bir fark yarattığı konusu hiçbir şekilde açılmıyor yaptığı videolarda. İki kişi de ölüp yok olmuş olsa bile yaptıklarının onların hayatlarını daha farklı derecelerde değerli kıldığı oldukça bariz görünüyor halbuki.
Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
285
Sinan Çetin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İnancımıza güvence (warrant) veren şey nedir? Tanrı inancı bir güvenceye sahipken absürt birtakım varlıklara dair inancımız neden güvenceye sahip olmasın? Ve reformcu epistemoloji doğru bilgiyi bulmaktansa sadece inançlarımıza caizlik statüsü vermiyor mu? Bu bakımdan başarısız bir teori gibi duruyor
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Merhabalar.

Bu soruya iyi bir yanıt verebilmek için reformcu epistemolojinin iddialarını biraz açmam gerekiyor. Reformcu epistemoloji en yanlış anlaşılan felsefi düşüncelerden biri. Bunun en büyük nedeni reformcu epistemolojinin Plantinga ve Alston gibi savunucularının eserlerinden okunmaması. Bunun yanı sıra reformcu epistemolojinin anlaşılabilmesi bazı temel epistemoloji tartışmalarını, özellikle de içselcilik-dışsalcılık tartışmasını bilmeyi gerektiriyor. Bunun dışında bilinmesi gereken iki konu Plantinga'nın delilciliğe (evidentialism) ve klasik temelciliğe yaptığı eleştiriler. Reformcu epistemoloji savunulurken delilciliğin ve klasik temelciliğin problemlerinden hareket ediliyor zira. Bunların hepsine kısaca bakalım. İçselcilik-dışsalcılık tartışması ve temelcilikle ilgili detaylı bilgi için Taner'in yazdığı Epistemolojiye Giriş yazısını okuyabilirsiniz.

Kısaca dışsalcılık şunu iddia eder: Gerekçelendirme sadece kişinin zihnine içkin ve bir tür erişime sahip olduğu gerçeklerle ilgili değildir. Kişinin dışındaki ve herhangi bir erişiminin olmadığı olgular gerekçelendirmenin bir parçasıdır. Mesela dışsalcı gerekçelendirme teorilerinden biri olarak bilgiyi 'doğru şekilde neden olunmuş inanç' şeklinde tanımlayan teoriyi ele alalım. Kişinin inancı doğru şekilde nedenlenmişse onun bilgiye sahip olabilmesi için nasıl bildiğini bilmesi ya da o şeyi bildiğinin farkında olması gerekmiyor. Plantinga'nın reformcu epistemolojisi kendisinin sahip olduğu uygun işlevselci (proper functionalist) gerekçelendirme ya da teminat (warrant) teorisine dayanıyor. Kabaca bu teorinin söylediği şey güvenilir bilişsel yetilerin faaliyeti sonucunda ve güvenilir bir çevrede, yani o yetinin çalışmasını baltalamayan çevresel koşullarda, ortaya çıkmış inançlar bilgidir. Ya da hiç değilse bilgi olmak için son derece güçlü adaylardırlar.

Şimdi uygun işlevselci gerekçelendirme teorisini dini epistemolojiye uygulayalım: Şayet Tanrı varsa bizim bilişsel yetilerimizi o tasarlamıştır. Bu durumda onun bize Tanrı inancına uygun işlevselci gerekçelendirme teorisinin söylediği şekilde ulaşmamızı sağlaması mümkündür. Dolayısıyla Tanrı varsa ve uygun işlevselcilik doğruysa, Tanrı inancının güvenilir bilişsel yetilerle doğru şekilde ortaya çıkması mümkün olduğundan dolayı herhangi bir delile sahip olmadan da Tanrı inancının upuygun bir şekilde gerekçelendirilmiş ve rasyonel olabileceğini söyleyebiliriz. Üstelik bu durumda Tanrı inancının upuygun bir şekilde gerekçelendirilmiş olması için herhangi bir argümana ya da kanıta sahip olmak da gerekmiyor. Güvenilir bilişsel yetilerin söz konusu inancı üretmiş olması ve Plantinga'nın belirttiği birkaç koşulun daha sağlanması Tanrı inancının rasyonel olması için yeterli.

Plantinga'nın tezi radikal bir tez gibi görünse de yaptığı şey dışsalcı gerekçelendirme teorilerini teizmle birleştirmek sadece. Dışsalcı gerekçelendirme teorilerinin, belki Plantinga tarzı uygun işlevselci teoriler popüler olmasa da, oldukça popüler olduğunu düşünecek olursak ortada teizm ve dışsalcılığın doğal sonucu denebilecek bir tez var.

Reformcu epistemoloji Tanrı'nın varlığını 'kanıtlamaya' çalışmıyor. Reformcu epistemolojiyi kullanarak unicornları ve balkabaklarını kanıtlayamazdık o yüzden. Olsa olsa unicornlara ve balkabaklarına olan inancın rasyonel 'olabileceğini' kanıtlayabilirdik. Eğer Tanrı olsaydı ve unicornlara inancı güvenilir bilişsel yetilerin doğru şekilde çalışmasıyla ortaya çıkarsaydı bu durumda unicornlara olan inanç gerçekten de rasyonel olurdu. Bunu kabul etmekte sıkıntı görünmüyor. Ama unicornlar yokken unicornlara inancı rasyonel kılamıyoruz reformcu epistemolojide. Göz ardı etmemek gereken bir nokta bu. Unicornların olmadığını düşünmek için çürütenlere (defeater) sahibiz. Mevcut deneyimlerimiz, atlar hakkında bildiklerimiz gibi veriler unicornlara inanç için çürüten statüsünde. Reformcu epistemoloji çürütenlere sahip olmamız durumunda inançlarımızın temel inanç statüsünü yitirebileceğini kabul ediyor zaten. Yani önümüze gelen her şeyi temel inanç yapamıyoruz reformcu epistemolojide de.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
61k
Ekin Baran Sunar
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Felsefenin tatlı yanlarından biri olan "düşünce deneyi" yapalım: Çağdaş akıl denilen sahip olduğumuz bu aklı, son iki yüz bin yıllık maddesel gelişmeyle bilginin onardığı bir akıl olarak ele alalım; öyle bir akıl düşünelim ki, ne iki yüz bin yıl maddesel gelişmeden, ne de bilgiden yararlanmış olsun.
Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver

Merhabalar.

Bu sorunun felsefeyle ilgili bir olduğunu sanmıyorum. Ama sorunun yanıtı bariz bir şekilde evet gibi görünüyor. Sonuçta geçmişte birileri Tanrı düşüncesine ulaşmış. Bir daha ulaşılamayacağını düşünmemiz için bir neden yok. Kaldı ki insanların olayları/varlıkları amaçsal şekilde açıklama yönünde doğuştan bir eğilimi varmış gibi görünüyor. Bu yolla Tanrı'ya ulaşılması çok da zor değil gibi görünüyor. Tabi bir insanın tek başına ulaştığı Tanrı tasavvurunun günümüz organize dinlerindeki kadar 'rafine' bir Tanrı tasavvuru olmayacağı bariz. Sonuçta bu dinlerin yüzlerce yıllık felsefi gelenekleri var. Ama bir tür yaratıcı zihne ulaşmak çoğu insanın eğilimleri gereği pek zor olmasa gerek.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
-1
Puan Ver
5
Gotlob Frege
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Tıp pozitif bilim kategorisine girmiyorsa biyoloji ile arasındaki fark nedir?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Merhabalar.

Pozitif bilim muğlak bir terim olduğu için biraz açmak gerekiyor. Sanırım insan bilimleri ve sosyal bilimlerin aksine doğa bilimlerini nitelemek için kullanıyorsunuz bu ifadeyi. Genellikle bu ayrım yapılırken bir bilimin pozitif bilim ya da normatif bilim olduğu şeklinde ayrım yapılır. Pozitif bilimler sadece olguları raporlamakla, normatif bilimlerse bir şeylerin nasıl olması gerektiğiyle ilgili öneriler ve değer yargıları sunmakla ilişkilendirilir. Sizin sorunuz da bu bağlamda değerlendirilmeli bence. Esas soru tıbbın normatif bir bilim olup olmadığı yani.

Normatif ve pozitif bilim ayrımının keskin bir şekilde yapılabileceğinden şüphe duyulabilir aslında. Bir kere bütün bilimlerin objektif olmak, belli türden yöntemlere dayanmak ve dahası o bilimin iyisi/kötüsü şeklinde çeşitli normların bulunması gibi anlamlarda normatif olduğu iddia edilebilir. Öte yandan bunun bütün bilimlerin önemsiz bir anlamda normatif olduğunu gösterdiği ve normatif bilimlerin sadece epistemik normlar içermek anlamında değil, epistemik olmayan değer yargıları içermek açısından normatif oldukları iddia edilebilir. Normatif bilimler derken bu ikincisi kastediliyor dememiz daha doğru olur.

Mesela bu ikinci anlamda düşünürsek ekonomi bir pozitif bilim midir yoksa normatif bilim midir? İkisi de olabilir. Pozitif ekonomi sadece ekonomik olguları tasvir ederken, normatif ekonomi çeşitli politikalar önermeye çalışır. Ekonomik açıdan şu şu politikanın benimsenmesi daha uygundur türü normatif yargılarda bulunur. Bu şekilde düşünecek olursak tıbbın hem pozitif hem de normatif tarafları var gibi görünüyor. Belli organların belli koşullarda nasıl çalıştığına dair olguları toplamak ve mekanizmalar öne sürmek gerek mesela. Bu anlamda tıbbın belli türden olguları tasvir ettiğini yani pozitif bir bilim olduğunu söylemek doğru görünüyor. Ama hastalık kavramına başvurduğumuz zaman da tıbbın normatif tarafı açığa çıkıyor. Çünkü hastalık tanım gereği olumsuz görülür. Yani bir durumun hastalık olduğunu söylemek normatif bir yargıda bulunmaktır. Hastada 'yanlış giden bir şeyler' olduğunu söyleriz. Bunun dışında alanın uzmanları tarafından sağlık politikalarının öneriliyor olması da söz konusu olduğu için tıbbın yine normatif bir tarafı varmış gibi görünüyor. Yani tıp hem pozitif bilimlerden hem de normatif bilimlerden bir şeyler içeriyor.

Sonuç olarak eğer pozitif bilimden kastınız normatif bilimlerin zıttıysa tıbbın normatif bir bilim olduğunu söyleyebiliriz. Ancak pozitif bilimlerden gündelik dilde insanların kastettiği şey daha farklı olabiliyor. Pozitif bilimleri 'objektif bilimler' olarak görüp diğer bilimlerin objektif olmadığını da savunanlar, hatta bilim olmadıklarını savunanlar oluyor gündelik dilde.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster

Toplam 35 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Sıradışı olun. Tuhaflığınız, sizi sihirli yapan şeydir.”
Parker Lewis
Geri Bildirim Gönder