Mikrobiyoloji

Puan Ver
0
Puan Ver
25
Mehmet Can Uzunkaya
Teşekkür
Hatırla
Takip
Son zamanlarda sars cov2 hakkında nerede ne kadar zaman virüsün aktif olarak kaldığı ve bulaşabilir olduğu hakkında çok farklı yorumlar var. Bu konu hakkında şimdiye kadar bildiklerimiz düşünülürse doğru olanlar nelerdir? Kimileri havada 3 saat asılı kalıyor derken kimisi 2 saat kalıyor havada kalmayıp yere çöküyor gibi yorumlar var.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Çok iyi bir açıklama yapmak mümkün değil.Ama insan vücuduna girdiğinde bağışıklığa göre 7-14 gün arasından öldürüldüğünü biliyorum.Eğer bağışıklığı çok düşükse maximum 4-5 gün.

Eskiden bir hastalığınız(kanser gibi vb.) daha riskli oluyorsunuz.

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür
Hatırla (1)
Takip
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Öncelikle şunu açıklamak gerekiyor; Coronavirus bir virüs türü değil, bir virüs aile grubunun ismidir. Bu virüs aile grubunun içinde 2003 yılında Çin'de ortaya çıkan SARS, 2012 yılında Suudi Arabistan'da ortaya çıkan MERS, son olarak 2019 yılında ortaya çıkan ve 2003 yılındaki SARS virüsünün mutasyon geçirmesi sonucu ortaya çıkan SARS-Cov 2 gibi bir çok virüs türünü içine alan bir virüs grubudur. Bu virüs ailesi 1960 yılından beri bilinen bir virüs ailesidir. Dolayısı ile Dünya olarak bu virüs ile daha önce tanışmış ve şuanda hali hazırda SARS-Cov 2 dışında diğer virüslerin enfektivite oranlarını hemen hemen bitirme noktasına getirmiş bulunuyoruz.

Sorduğunuz soruya gelirsek;

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Ateş Kara'nın açıklamaları ile birlikte bilinen şey; Coronavirus aile grubuna mensup daha önceki virüslerin Güneş ışınından etkilendiği yönünde fakat Sars Cov-2 virüsü üzerinde henüz çalışmalar bitirilmediği için bu virüse ait etkilenip etkilenmeyeceğine dair bir çalışma yok ama virüs eğer güneş ışınına karşı bir mutasyon geçirmesi söz konusu olmamış ise Sars Cov-2 de daha önceki yakın akraba olduğu virüs türleri gibi güneş ışınından etkilenecektir.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. Prof. Dr. Ateş Kara açıklaması / Sabah Coronavirus aile grubunun güneş ışınından etkilenmesi
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Harun Ünal
Teşekkür
Hatırla
Takip (1)
Merhaba ben özel bir firmada giriş kalite kontrol departmanında çalışıyorum. Yurt dışından ve yurt içinden ağırlıklı metal olmak üzere farklı kalemlerde malzemeler geliyor. Bu sireçte ekdiven kullanmam fayda sağlarmı yoksa ellerimi düzenli dezenfekte etsem yeterlimi?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Dünya Sağlık Örgütü, salgından etkilenen ülkelerden gelen kargolar ile temasta olanlar için bazı öneriler yayınlamıştır.

Buna göre;

Maske kullanımı önerilmemektedir,

Eldiven kullanımı ise COVID-19 bulaşını engellemekten çok kişinin kendi sağlık durumu ile ilişkilidir ve eldiven kullanımı el hijyeni uygulama önerilerine uyulması gerekliliğini ekarte ettirmez.

Şu ana kadar bu yolla bulaş bildirilmemiştir, rutin hijyen uygulamaları yeterlidir denmektedir.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. WHO
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
60
Basak Koc
Teşekkür
Hatırla
Takip
Plastik üzerinde virüsün 2 gün boyunca kalabildiğini ve hatta iki gün sonra virüs yogunlugunun arttığının gözlemlendiğini sitenizde okuduğum için soruyorum.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Alışverişe giderken eldiven kullanılması Dünya Sağlık Örgütü tarafından sağlıklı bireylerde önerilmemektedir. Rutin el hijyeni uygulamaları (alkol bazlı dezenfektan kullanımı ve sabunlu su ile yıkamak) yeterlidir. Eldiven kullanımının virus yayılımını arttırabildiğine dair görüşler bulunmaktadır. Virus yüzeylerde uzun süre saptanabilmektedir. Ancak virüs yüzeye temasınızdan değil o temastan sonra elinizi yüzünüze götürmeniz ile burun, göz ve ağız yoluyla bulaşmaktadır. Cansız yüzeylerde virusun genetik materyaline son insan temasından 17 gün sonra dahi rastlanmıştır. Ancak bu bulgunun hastalığın yayılımı ve hastalık yapıcı etkisi bilinmemektedir.

Özetle, hijyen ve sosyal mesafe uygulamalarına dikkat etmeniz yeterlidir. Maalesef, ülkemizde maske ve eldiven kullanımı yanlış yorumlanıyor. Koruması gereken ekipmanlar yanlış kullanılırsa tam tersi etki yapabilir.

Teşekkür (1)

Kaynaklar

  1. WHO
  2. CDC
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
10
Osman Bulut
Teşekkür
Hatırla
Takip
Corona virüsün tanımlanması için kitler mevcut fakat benim sorum raman veya ftır spektroskopileri ile ölçümleri yapılıp tanımlanması gerçeklenebiliyor mu? Çünkü, bildiğim kadarıyla bir çok virüs için raman analizi yapılabliyor.
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver
Pedram Türkoğlu , Evrim Ağacı Biyoloji Genel Editörü Onaylı Kullanıcı

Bahsettiğiniz yöntemler daha çok akademik çalışmalar ve araştırmalar için kullanılan yöntemler. Virüsün klinik tanısından ziyade taksonomik olarak suşları (aynı türün farklı genetik varyasyonlarını) belirlemek için kullanılıyor. Hastanelerde klinik tanı yöntemleri için daha pratik olan RT-PCR ve ELISA kullanılıyor. Bunların ana amacı kandaki viral RNA'yı tespit etmek ve virüse karşı oluşan özgül bağışıklığı görmek.

Teşekkür (2)

Kaynaklar

  1. WHO Kaynaklar kısmından bakabilirsiniz.
  2. Evrim Ağacı "Teşhis Yöntemleri" başlığı altında görebilirsiniz.
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
470
Ali Bayraktar
Teşekkür
Hatırla
Takip
Interferonların anti viral ilaç olarak kullanıldığını okudum.Hepatit c virüsünde kullanıldığı gibi bu yeni Corona virüste de kullanılamaz mı??
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

WHO, bir mega çalışma tasarımındaki (Solidarity) kollardan birinde ikili antiviral ve interferon kombinasyonunu deneyecek şeklinde bir bilgi var. Bazı endişeler paylaşılmış olsa da şu an içinde bulunduğumuz durumda sonuçları merakla beklenecektir diyebilirim.

Teşekkür (1)
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Ceyla Yener
Teşekkür
Hatırla
Takip
Diğer bir sorum da daha önce zatürre geçirmiş bir kisi Sars-CoV-2 ile enfekte olduğunda etkisi nasıl olabilir?
Puan Ver
0
Puan Ver
35
Serdar Atilir
Teşekkür
Hatırla
Takip
Yaşamdaki temel amaç hayatta kalmak olduğuna göre doğal evrimsel süreçte her hangi bir bakteri ya da virüsün tutunduğu canlıya ihtiyacı vardır. O canlıyı öldürmek o bakteri ya da virüsün de ölmesi anlamına geleceğine göre, bence ölümcül olan virüsler ve bakteriler doğal yolla oluşmamış olmalılar. Belirtmeliyim ki bilimsel hiçbir kaynağa dayanarak değil, yaşamı anlamaya çalışan birisi olarak bu görüşteyim.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

https://evrimagaci.org/covid19-koronavirus-salgini-insan-yapimi-degil-ve-dogal-yollarla-evrimlesti-8381 şöyle bir cevap var ama... Evrimsel ve Genetik Analizler, SARS-CoV-2'nin Kökeninin Doğa Olduğunu Ortaya Koyuyor!

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
85
Uğur Çakır
Teşekkür
Hatırla
Takip (1)
2) Hastalandıktan sonra hastalık tekrar bulaştığında yine 2_14 gün kuluçka süresi oluyor mu?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Muhtemelen bir dereceye kadar. Almanya'dan yapılan geçici araştırmalar, 2003 SARS salgınının aksine COVID-19 bulaşıcılığının erken zirve yaptığını ve hafif semptomları olan hastaların iyileşmesinin ilk hastalandıktan 10 gün sonra düşük riskli hale geldiğini ileri sürdü. Ancak bir Wuhan hastanesinde dört tıp uzmanının yaptığı araştırmanın ardından , virüsün izlerinin semptomların ortadan kalkmasından sonra iki haftaya kadar vücutta kalabileceğini ortaya çıkardı; hastalar artık öksürme veya hapşırmadığı için potansiyel bulaşma yolları çok azalmış olsa da. Daha az iyimser olan, geçen hafta The Lancet tıp dergisinde virüsün bir Çinli hastanın solunum yolunda 37 gün boyunca hayatta kaldığını gösterdi - kritik hastalık durumu olanlar için 24 günün ortalamasının çok üstünde. Ama yine başka bir araştırma daha var bu çalışmaya göre, SARS-CoV-2 ile enfekte olmuş maymunların yok olan semptomlarından sonra, yeniden SARS-CoV-2'ye maruz bırakıldı ve maymunlarda enfekte olduktan 5 gün sonra ne nazofaringeal ve anal swablarda viral yükler ne de viral replikasyon saptanmadı.

Şu an için her şey erken, zamanla her şey daha açık olacak.

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
-2
Puan Ver
Anonim
Anonim
Teşekkür
Hatırla
Takip
Right pointing backhand indexABD Hastalıkları Kontrol ve Önleme Merkezi, Koronavirüs'ün yüzeylerde, açıklanandan çok daha uzun süre yaşayabildiğine dikkati çekerek #Japonya ve #California'daki yolcu gemilerinde, tahliyeden 17 gün sonra bile virüsün izine rastlandığını bildirdi.
Puan Ver
0
Puan Ver
10
Ahmet Gökkaya
Teşekkür
Hatırla
Takip
Corona virüse yakalanıp geri iyileşen hastaların vücudu virüse karşı bağışıklık kazanmış olduğu için onların kanlarından alınan antikorlar aşı üretiminde kullanılamaz mı ?
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Emre Küçük
Teşekkür
Hatırla
Takip
Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver
Buğrahan Şengül , Araştırmacı(Moleküler Biyoloji)

İtalya'da yapılan test sayısı 20 Mart 2020 tarihi son ölçümüyle 206.886 dır. Milyon Kişi başına düşen test sayısı ise 3.498. Yine milyon başına düşen vaka sayısı ise 678. İtalyanın nüfusu 2019 yılı itibarıyla 60.550.075 dir.

Teşekkür (1)
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
610
O. Gencay Gürkal
Teşekkür
Hatırla
Takip (2)
İlk sorum için: Covid-19 hastalığı bütün kronik hastalıklar için aynı oranda tehlike arz eder mi yoksa tip1 diyabet için farklı, kalp-damar hastalıkları için farklılıklar var mıdır? İkinci sorum için: Henüz yeni bir hastalık olmasına rağmen elimizde paylaşılmış veri/veriler var mıdır? Yaş faktörünü gözardı edebilirsiniz.
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Buğrahan Şengül , Araştırmacı(Moleküler Biyoloji)

COVİD -2019'un insanları nasıl etkilediğini hala öğrenirken, yaşlı kişiler ve önceden var olan tıbbi durumları olan kişiler (yüksek tansiyon, kalp hastalığı, akciğer hastalığı, kanser veya diyabet gibi) diğerlerinden daha sık ciddi hastalıklar geliştiriyor gibi görünüyor.Yeni Korona virüsün neden olduğu belirti ve hastalıklara gelirsek belirtisiz olgular olabileceği bildirilmekle birlikte, bunların oranı bilinmemektedir. En çok karşılaşılan belirtiler ateş, öksürük ve nefes darlığıdır. Şiddetli olgularda zatürre, ağır solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği ve ölüm gelişebilmektedir.Elde edilen veriler doğrultusunda ileri yaş ve eşlik eden hastalığı (astım, diyabet, kalp hastalığı gibi) olanlarda virüsün ağır hastalık oluşturma riski daha yüksektir. Bugünkü verilerle hastalığın %10-15 olguda ağır seyrettiği, yaklaşık %2 olguda da ölümle sonuçlandığı bilinmektedir.

Teşekkür (3)
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Deniz Ay
Teşekkür
Hatırla
Takip (1)
Hidrojen peroksit veya alkol gibi maddeler COV-19'a veya diğer mikroorganizmalara neler yapıyor? Öldürüyor mu, etkisiz mi kılıyor veya hapis mi ediyor? Etkisiz kılınan mikroorganizma vücutta olsa bağışıklık sistemimiz ile dışarı atılır ancak dışarıda ise bu maddelerin etkisi geçince virüs yeniden aktif hale gelir mi?
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Kaynak kısmına birkaç tane link ekledim. Asıl cevaplara oradan erişebilirsiniz. Ama bundan önce antiseptik ve dezenfektan arasındaki farkları yazmak istedim.

Antiseptik nedir: Antiseptik, zararlı organizmaların büyümesini bu mikroorganizmaları öldürmeden durduran ya da yavaşlatan kimyasal bir maddedir. Özellikle ameliyat ve diğer tıbbi işlemler sırasında enfeksiyon risklerini azaltmak için sıkça kullanılır. Tıbbi ortamlarda farklı tiplerde antiseptikler kullanılmaktadır. Örneğin, cerrahlar ameliyatlara girmeden önce ellerini ve kollarını antiseptiklerle temizler, böylece ameliyat sırasında oluşabilecek enfeksiyon riskleri en aza düşürülmüş olur. En çok kullanılan türleri alkol, batikon ve oksijenli sudur.

Dezenfektan nedir: Dezenfektanlar mikroorganizmaları öldürmek veya tamamen ortadan kaldırmak için kullanılır. Bir diğer kullanım alanı ise cansız nesne ve yüzeylerin (tıbbi cihazlar, ekipmanlar, duvarlar, zeminler vb.) üzerinde bulunan virüs ve mikropları etkisiz hale getirmektir. Güçlü kimyasal maddeler kullanılarak hazırlanan dezenfektan çözeltileri cilt ve canlı yüzeylere temas etmemelidir; geçici veya kalıcı zararlar verebilirler. Örneğin cerrahi herhangi bir işlem sırasında doktor işlem uygulanacak bölgeyi antiseptikle temizler ancak ameliyat masasını sterilize etmek için bir dezenfektan kullanır.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. medikalakademi.com.tr Antiseptik nedir? Ne işe yarar?
  2. medikalakademi.com.tr Dezenfektan nedir? -COVID-19'a karşı- nasıl kullanılır?
  3. Ankara.edu.tr Antiseptik ve dezenfektanlar
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
750
Yunus Emre Çelik
Teşekkür
Hatırla
Takip
Bir virüsün veya bakterinin bir yüzeyden bize bulaşması için elimizi o yüzeye ne kadar süre tutmalıyız? Aynı şekilde, damlacıklar ile yayıldığı söylenen korona virüsünün bu şekilde bulaşıcılığı nasıldır? Tek bir virüsün 1 milyon tane virüsten daha az tehlikeli olduğunu düşünmek mantıklı geliyor. Resimde 2. ve 3. madde konuyla ilgili.
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Murat Varlı
Teşekkür
Hatırla
Takip
Su anda griple ugrasiyorum ve diger salginlarin bulasmasini istemiyorum
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Temel olarak burun,boğaz,bronşları ve daha ender olarak akciğerleri etkileyen influenza virüsüne bağlı olarak ortaya çıkan gribal enfeksiyonlarda vücudumuz bağışıklık sisteminin gelişmişliğine bağlı olarak bu virüsler ile savaşır.Pek tabii virüsler zorunlu hücre içi parazit oldukları için insan vücüdunda bir hücreye DNA sını yollayarak çoğalır ve bu yüzden insan bu süreç boyunca bitkin düşer.Aynı zamanda dışarıdan gelecek başka bir hastalığa karşı daha savunmasızlaşır.Bu sebepten ötürü diyebiliriz ki evet,bu gribal enfeksiyon üzerine başka bir tip enfeksiyon ile daha enfekte olursak iyileşme süreci ve bu savaş epey zorlaşır.Tabii ki 2 kat 3 kat gibi bir yorum yapılamaz, bu az önce de belirttiğimiz gibi vücudunun bağışıklık sistemine bağlıdır.Virüslerin çalışma mekanizmasını daha detaylı anlamak için okuyabilirsiniz.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. influenzavırusA Characterisation InfluenzavırusA Characteristation
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
155
Devrim Özdoğan
Teşekkür
Hatırla
Takip
Virüs ve bakterilere karşı nasıl dezenfekte eder ? Onları nasıl vucudumuzdan söküp atar ?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

İlk olarak Evrim Ağacı'dan biraz uzun, ikinci olarak Tübitak'tan daha kısa cevabı paylaşacağım.

1)

Sabunu Bu Kadar İyi Yapan Şey Ne?

Eğer sabunun neden bu kadar iyi bir öldürücü ve arındırıcı olduğunu merak ediyorsanız, bir miktar supramoleküler kimya, nanobilim ve viroloji öğrenmemiz gerekecek. Gelin bunu terimlerde çok fazla boğulmadan, herkesin anlayabileceği şekilde yapalım.

Virüsler gerçekten etkileyici yapılardır; çünkü nanobilim ile supramoleküler kimyanın buluştuğu noktadan "doğan" varlıklar olarak görülebilirler. Birçok virüsün 3 ana yapıtaşı vardır: RNA, protein ve yağlar.

RNA, tıpkı DNA gibi bir genetik malzemedir.

Proteinlerin birden fazla görevi vardır: hedef hücrenin içine sızmayı sağlamak, virüs replikasyonunu (çoğalmasını) sağlamak ve basitçe, virüsün yapısını oluşturan bir "tuğla" görevi görmek.

Yağlar (lipitler) ise virüs etrafında bir zırh oluştururlar ve virüsü dış faktörlere karşı koruyup, yayılmasına ve hücre enfeksiyonuna katkı sağlarlar.

RNA, proteinler ve yağlar kendi kendilerine organize olarak virüsü oluştururlar. Burada kritik olan nokta şudur: Bir virüsün yapısında güçlü kovalent bağlar bulunmamaktadır. Dolayısıyla virüsün parçalarını bir arada tutan, parçalaması zor kimyasal bağlara rastlamayız. Bunun yerine virüslerin parçaları, kendi kendilerine organize olurken zayıf ve "kovalent-olmayan" bağlarlar birbirlerine bağlanırlar. Bunu bir nevi cırt-cırt gibi düşünebilirsiniz. Parçalaması zordur; ama imkansız değildir.

Virüsler Nasıl Çoğalır?

Birçok virüs (buna koronavirüs de dahil) 50-200 nanometre büyüklüğe sahiptir. Dolayısıyla bunlar, gerçek birer nanoparçacıktırlar. Nanoparçacıklar, üzerlerinde bulundukları yüzey ile karmaşık fiziksel ve kimyasal etkileşimlere geçerler. Bu, virüsler için de böyledir: Derimiz, çelik, odun, kumaş, boya ve porselen gibi farklı yüzeylerde virüsler farklı şekillerde davranırlar; çünkü bunlar bambaşka yüzeylerdir.

Bir virüs bir hücreyi enfekte ettiğinde, RNA isimli genetik malzemesi o hücrenin biyokimyasal yolaklarını ele geçirerek kendi RNA'sını kopyalamaya zorlar; adeta bir bilgisayar virüsü gibi! Bu RNA'da, virüsün parçalarına (örneğin proteinlerine) dair bilgiler vardır. Bu RNA parçaları kopyalanıp hücre tarafından okundukça, virüsün ihtiyaç duyduğu proteinler de büyük bir hızla ve miktarda üretilir.

Bu aşırı miktarda üretilen proteinler, hücre içinde halihazırda bulunan yağlarla kendi kendilerine birleşerek sayısız yeni virüsü oluştururlar. Yani virüsler kendilerinin "fotokopisini" çekmezler; parçalarından abartılı miktarlarda üretirler ve bunlar kendi kendine organizasyon sürecinden geçerek yeni virüsleri oluştururlar.

Virüsler Nasıl Bulaşır?

Hücre içinde hızla biriken bu virüslerden ötürü hücre giderek şişmeye başlar ve nihayetinde ölür veya patlar. Bu sayede yeni üretilen virüsler etrafa saçılır ve daha fazla sayıda hücreye bulaşabilirler. Eğer bu virüsler şans eseri akciğerlerdeyse (veya akciğerlere ulaşabilirlerse), buradaki mukus tabakası içinde çoğalmaya devam ederler.

Öksürdüğünüzde veya hapşırdığınızda, akciğerlerinizde bulunan mukus, ufak damlacıklar halinde 10 metreye kadar etrafa fırlayabilir. Bu damlacıklardan daha iri olanları, koronavirüs gibi virüslerin asıl taşıyıcısıdırlar ve bunlar, çoğu zaman 2 metre kadar bir mesafeye öksürük veya hapşırık sayesinde fırlayabilirler. İşte bu nedenle öksürürken veya hapşırırken ağzınızı ve burnunuzu kapatmanız, hastalığı saçmamak adına büyük öneme sahiptir.

Bu ufak damlacıklar çoğu zaman çeşitli yüzeylere ulaşırlar ve kısa sürede kuruyarak dağılırlar. Ama damlacıkların taşıdığı virüslerin kendileri halen aktiftir! İşte bu noktada, supramoleküler kimya devreye girer ve kendi kendine organize olmuş nanoparçacıkların (örneğin virüslerin) etraflarıyla nasıl etkileştiklerini anlamak gerekir.

Supramoleküler Kimya ve Nanoparçacıklar

Supramoleküler kimya, birden fazla veya çok sayıda molekülden oluşan kimyasal sistemlerin yapılarını inceleyen kimya dalıdır. Bu noktada, supamoleküler kimya araştırmalarındaki önemli bir bulgudan söz etmek gerekir: Benzer moleküller, kendilerinden daha farklı olan moleküllerle genellikle daha güçlü bir şekilde etkileşirler.

Bu nedenle tahta, kumaş ve tabii ki deriniz, virüslerle çok daha güçlü bir şekilde etkileşir. Ama çelik, porselen ve teflon gibi bazı plastikler ile o kadar güçlü etkileşemez. Tabii ki yüzey özellikleri de önemlidir: Bir yüzey ne kadar pürüzsüz ise, virüs de o yüzeye o kadar zor tutunacaktır. Daha girintili çıkıntılı yüzeyler, virüse tutunabileceği bir alan sağlar.

Peki virüslerin bu yüzeylerdeki davranışı neden bu kadar farklıdır? Virüs, hidrojen bağı adı verilen ve su moleküllerinde de bulunan bir kimyasal bağ ve bu bağa ek olarak hidrofilik (su-seven) veya yağ-benzeri dediğimiz kimyasal etkileşimlerle bir arada tutulur. Örneğin kumaşların veya tahtanın yüzeyleri çok sayıda hidrojen bağı kurabilmeye açıktır. Öte yandan çelik, porselen veya teflon virüs ile o kadar fazla sayıda hidrojen bağı kuramaz. Bu nedenle de virüs bu yüzeylere tutunamaz. Ama şu iyi anlaşılmalı: Virüs, iyi tutunamadığı yüzeylerde de stabil bir şekilde kalabilir; ancak çelik ve teflon gibi yüzeylerde, odun ve kumaş gibi yüzeylerde olduğu kadar uzun süre aktif kalamaz.

Peki bu durumda ne tür sürelerden söz ediyoruz? Virüsler ne kadar aktif kalabiliyor? Bu sorunun çok net bir cevabı yok. SARS-CoV-2 virüsünün birkaç saat ila 1-2 gün kadar aktif kalabildiği düşünülüyor. Çözünmeye neden olan nem, parçalanmaya neden olan mor ötesi ışınlar (güneş ışınları) ve moleküler hareketlere neden olan ısı, virüsü daha stabil yapan unsurlar arasındadır.

Ama şunu söylemek çok zor değil: Deriniz, bir virüsün varlığını sürdürebileceği en ideal ortamlardan birisidir! Organik yapılıdır ve deri yüzeyinizdeki ölü hücrelerde bulunan proteinler ve yağ asitleri, hidrojen bağları ve "yağ-benzeri" hidrofilik etkileşimler için biçilmiş kaftandır! Dolayısıyla bir çelik üzerinde bir virüs varsa ve siz bu çeliğe dokunacak olursanız, virüs derinize yapışacak ve çelikten kurtulacaktır.

Dikkat edin: Henüz enfekte olmuş değilsiniz; ancak eğer yüzünüze dokunacak olursanız, virüs de elinizden yüzünüze geçer. İşte bu, virüsün solunum yollarınıza tehlikeli miktarda yaklaşması demektir. Burun ve ağzınız içindeki mukus tabakasına ulaşması halinde, virüs, sisteminize ulaşmış olur ve artık hızla bölünebilir. İşte artık enfekte olmuşsunuz demektir. Eğer savunma sisteminiz yeterince güçlüyse, ilk bulaşma anında bu yabancı parça yok edilebilir. Yoksa... Geçmiş olsun.

Sabun Ne Kadar Etkili? Neden Sabun Kullanmalıyız?

Ne yazık ki yapılan incelemeler, ortalama bir insanın her 2-5 dakikada en az 1 defa yüzlerine dokunduklarını gösteriyor. Dolayısıyla eğer virüs elinize ulaşacak olursa, yüzünüze ve solunum yollarınıza ulaşması işten bile değil.

Peki, dümdüz suyla ellerimizi yıkamayı seçtik diyelim ki. Şanslıysanız, çalışacaktır! Ancak su, kimyasal olarak sadece deri ile virüs arasındaki hidrojen bağları ile rekabete girer. Virüs, oldukça "yapışkan" bir yapıdır ve dolayısıyla su moleküllerine boyun eğmeyebilir. Bu nedenle sadece su yeterli değildir. Çünkü amaç, virüsü tutunduğu yüzeyden söküp atmaktır.

Sabunlu su, işte burada devreye girer; çünkü kimyasal yapısı tamamen farklıdır. Sabun içinde amfilifiller adı verilen yağ-benzeri yapılar vardır. Bunlar, yapısal olarak virüsün zırhındaki yağlara çok benzerdir. İşte bu sabun molekülleri, virüsün tutunduğu yüzeyi geçtik, virüsün doğrudan zırhındaki yapılar arasındaki bağlarla rekabete girer!

Sabun molekülleri aynı zamanda diğer kovalent olmayan bağlarla da güçlü bir rekabete girer. Hatırlayın, bu bağlar virüsün proteinlerinin, RNA'sının ve yağlarının birbirine tutunabilmesini sağlayan bağlardır. Sabun, virüsün yapıtaşlarını birbirine bağlayan yapıştırıcıyı efektif olarak sökmeye yarar. İşte buna bir de suyu eklediğinizi hayal edin: Harika bir sökücü ve çözücü!

Sabun, aynı zamanda virüsün deriye tutunmasını sağlayan kimyasal bağlarla da rekabete girer. Bunca rekabet etkisi altında kalan virüs, nihayetinde yüzeyden kopar ve dağılır. Virüsten kurtuldunuz, tebrikler!

2)

Ellerimizi sadece suyla yıkadığımızda kirlerin bir kısmı uzaklaşsa da su molekülleri yağ ve benzeri kirleri çözemediği için ellerimiz tam anlamıyla temizlenmiş sayılmaz. Bir maddenin diğerini çözebilmesi için bu maddelerin benzer yapıda olması gerekir. Başka bir deyişle polar maddeler polar çözücülerde, apolar maddeler ise apolar çözücülerde çözünür. Hidrojen ve oksijen atomlarından oluşan polar su (H2O) molekülleri genellikle yağ ve benzeri maddelerden oluşan apolar kirleri çözemezler. Bu nedenle ellerimizi temizlemek için sabuna ihtiyaç duyarız. Sabun molekülleri polar ve apolar olmak üzere iki kısımdan oluşur. Sabun molekülünde baş kısım polar, kuyruk kısmı ise apolardır. Ellerimizi yıkarken sabunun uzun hidrokarbon zincirlerinden oluşan apolar kısımları yine apolar olan kirlere tutunur hatta onları çevreler, polar kısımları ise su molekülleri ile etkileşir. Etrafı sarılan yağ tanecikleri birbirlerinden ayrılarak su içerisinde dağılırlar. Böylece yüzeyden ayrılan yağ molekülleri su ile birlikte kolaylıkla akıp gider.

Sona da bir görsel koyayım:

Görsel
Görsel
Evrim Ağacı
Teşekkür (2)

Kaynaklar

  1. Kaynak 1
  2. Kaynak 2
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Teşekkür
Hatırla
Takip
Koronavirus kuluçka süresi genel olarak 14 gün kabul ediliyor. Bu süre içinde virüsü bulaştırmak mümkün müdür? Asemptomatik yayılma bu kuluçka süresi içinde mi gerçekleşiyor? Kuluçka süresi içinde aksırıp tıksırarak virüsün yayılması gerçekleşir mi? yoksa virüs henüz aktive olmamış mı sayılır? Kaynak gösterilirse sevinirim.
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Ceyhun Karataş
Teşekkür
Hatırla
Takip (1)
Elinde sonunda insanların çoğu Coronavirusle enfekte olacak demiştiniz, peki çin salgını nasıl minimuma indirdi hatta durma noktasına getirdi. Benim anladığım karantina ya hiç bitmeyecek ya da biterse yeniden salgında patlama olacak, bilgilendirirseniz sevinirim.
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Murat Can Atlı
Teşekkür
Hatırla
Takip (1)
UV ışınlar çoğu bakteri ve virüsü ortadan kaldırmak için kullanılan bir yöntem. Havalar ısındığında korona virüsün gücü zayıflayacak denmesinin sebebi de güneşten gelen UV ışınlar olabilir diye düşünüyorum.
Puan Ver
6
Puan Ver
205
Arda Balaban
Teşekkür
Hatırla
Takip
Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver

Virüsler yapıları doğru konağa canlı bir şekilde ihtiyaç duyarlar. vücutta 36.5 derece gibi size söylenen değerin üzerinde yaşayabilmelerinin sebebi budur. cansız ortamda varlıklarını sürdürmeleri kısıtlı olacaktır. güncellenen verileri sağlık bakanlığının sitesinden, dünya sağlık örgütünün covid 19 a ayrılmış kısmından takip edebilirsiniz

Teşekkür (1)
Devamını Göster

Toplam 54 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Eğer paranın çevreden daha önemli olduğunu düşünüyorsanız, bir de nefesinizi tutarak paralarınızı saymayı deneyin.”
Guy McPherson
Geri Bildirim Gönder