Kimya

Puan Ver
0
Puan Ver
245
Mother Ship
Teşekkür
Hatırla
Takip
Ateş yakmak için illaki oksijenli ortam mı gerekli. Dünya dışı, akıllı bir medeniyetin gelişebilmesi için ateş olmazsa olmaz bir unsurdur çünkü insanlar ateş sayesinde şu an bulunduğu noktaya geldiler eğer yukarıdaki sorunun cevabı hayır iseöte gezegendeki oksijenin, drake denklemine eklenmesi gereken önemli bir unsur olduğunu düşünüyorum
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Oksijen olmadan maalesef böyle birşey mümkün değil. Çünkü zaten ateşin bileşenlerinin arasında oksijen var, oksijen olmayan yerde ateş yakılamaz. Ama diğer gezegenlerde farklı ama ateşe benzer oluşumlar olabilir elbette. Oksijen ise her zaman bulunmaz, o yüzden drake denklemine eklenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Diğer varlıklar oksijensiz evrimleşmiş olabilirler, bunu şimdilik bilemiyoruz. Ama ileride çoğu şeyi öğreneceğiz sanırım. Bilimle kalın

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
1,855
Alim Karaçay
Teşekkür
Hatırla
Takip (1)
Bunu klasik mantıkla yapmak çok kolay ama işin içine orbitaller girince kafam karışıyor Orbitallerin üst üste gelmesi ne demek orbitaller çakışınca elektron illaki kesişim bölgesinde olcak diye bir şart yok ki hala daha her yerde olabilirler ve hala daha orbitalin herhangi bir yerinde olma ihtimalleri kesişim bölgesinde olma ihtimallerine eşit orbital mantığıyla Atomları bir arada tutan şey ne ?
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Teşekkür
Hatırla
Takip
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

İki ilaç da tedavi sürecinin belli aşamalarında tercih ediliyor. Fakat bu ilaçları doktor onayı, kontrolü ve doz belirlemesi olmaksızın kullanmak sağlığı tehlikeye atar. Olası bir tehlike anından kastı bilmiyorum neyi kastediyorsunuz ama şuan virüsü yeniyor olan çinde dahi böyle bir uygulama yapılmadı. Güncel gelişmeler için sağlık bakanımız Fahrettin Koca 'yı ve bakanlık sayfasını takip edebilirsiniz. Viral ilaçlar ya da antibiyotikler kişilerin kendileri karar alarak kullanabileceği ilaçlar değildir.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. Algoritmalar sağlık bakanlığının klinik yaklaşım tablosu
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
630
Mahsun Yaşar
Teşekkür
Hatırla
Takip
iki molekül arasında zayıf etkileşimler oluşur: dipol-dipol, iyon-dipol gibi peki iki iyon arasında yani NaCl ile MgO arasında etkileşim olur mu kimyada buna ne denir?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

İnternette yaptığım kısa bir araştırmaya dayanarak söyleyebilirim ki görebildiğim kadarı ile her hangi bir iyon-iyon etkileşimi yok.

Schollar da bu konu ile ilgili her hangi bir kaynak yok.

Wikipedia da aynı durumda,Haliyle şu anda böyle bir durumun mevcut olmadığını söyleyebiliriz.

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
35
Gülşen Sezen
Teşekkür
Hatırla (1)
Takip
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Merhaba kaynatılmış suyun beyaz tonlarda olması durumu suyun içeriği ile ilgilidir. Kastettiğiniz su saf su ise bu suyun ısıtılıp ısıtılmamasının rengi üzerinde bir etkisi olmayacaktır.

Buz ışığı herhangi bir değişime uğramadan geçiriyorsa şeffaftır. Belli bir dalga boyundaki ışığı yansıtıyorsa, yansıttığı ışığın renginde görünür. Eğer buz görünür dalga boyundaki ışık ışınlarının tamamını yansıtıyorsa beyazdır.

Isıtılan sularda birçok organikler, partiküller mineraller, uçucular ve safsızlar ya dibe çöker ya da suyu büyük ölçüde terk ederler. Siz bu esnada tortu ile karışmamış yüzey suyundan buz elde ettiğinizde bu buz olabildiğince temiz olur. Ancak hiç kaynatılmaya maruz kalmamış bir suyunda berrak olması söz konusudur. Tıpkı ırmak ve göllerin suları gibi. Çünkü söz konusu berraklık suyun kristal yapısıyla doğrudan ilişkilidir.

Donmuş su yani buz renksizken yine sudan oluşan kar beyaz görünür. Bu durumun nedeni buz kristalleri ile kar tanelerinin ışıkla farklı şekillerde etkileşmeleridir. Güneş ışığı elektromanyetik spektrumdaki bütün dalga boylarındaki ışık ışınlarını içerir. Ancak gözümüz sadece görünür dalga boyundaki ışık ışınlarını algılayabilir. Işık bir cisimle etkileştiğinde cisim tarafından soğurulabilir, yansıtılabilir ya da geçirilebilir.

Teşekkür (1)

Kaynaklar

  1. IŞIK VE SPEKTRUM Görünür Işık Dalgaları
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Berna Tecim
Teşekkür
Hatırla
Takip
Bulunduğum bölgede su çok kireçli. Su ve üstüne yüzen mumlar koyduğum dekoratif bir cam kasem var. Kenarları kireç lekesi oluyodu ben de suyu kaynatıp içine limon tuzu ekledim kirecı çözsün diye. Ilıyınca cam kaseye koydum. Icine de denizden kendim topladığım taşları koydum. Ertesi gün kasenin dibi ve taşlarin etrafı beyaz biseyle kaplanmisti. Ama taşlardaki doku olusturmus baya. Fotograf ekleyebilsem cok guzel olurdu:)
Puan Ver
1
Puan Ver
470
Ali Bayraktar
Teşekkür
Hatırla
Takip
İnternetten demirin pH değeri olarak arattım ama bir sonuç bulamadım.Sadece suda çözünen maddelerin mi pH değeri vardır?
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Evet çünkü pH değeri H iyonunun molaritesinin negatif logaritması alınarak bulunur. Molarite ise çözünenin molü bölü çözeltinin hacmidir. Yani ortada bir çözelti olması gerekir. Aynı şekilde demirin de suyun içinde çözelti halinde bulunması gerekiyor.

Teşekkür (1)
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,855
Alim Karaçay
Teşekkür
Hatırla
Takip (1)
bu nasıl oluyor iş enerji değişimi ifade etmiyor mu w :=E(son)-E(ilk) değil mi nasıl iş hal fonksiyonu değilde enerji hal fonksiyonu hal fonksıiyonu kavramını " detaylı " bir şekilde açıklar mısınız belliki bir şeyleri anlamamışım
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Teşekkür
Hatırla
Takip
cO2 apolar bir molekül olmasına rağmen su gibi polar bir çözücüde çözünür. Bu benzer benzeri çözer ilkesine aykırı değil midir?
Puan Ver
0
Puan Ver
130
Ahmet Kaya
Teşekkür
Hatırla
Takip
aynı şekilde portakal uyuşturucunun testlerde ortaya çıkmasını da engeller veya zorlaştırır mı?
Puan Ver
0
Puan Ver
405
Arda Erşen
Teşekkür
Hatırla
Takip
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

(Şaka Amaçlı)

Bit pazarından iki hidrojenle bir oksijen alıcaksın sonra uzay mekiğine koyucaksın, Mars'a gidince birleştiriceksin ve su üretilmiş olucak yeeğenim. İşte bu kadar yani bilim adamları niye bu kadar uğraşıyor anlamıyorum

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
2,770
Mert Duran
Teşekkür
Hatırla
Takip
İngilizcesini iyi kötü okuyabilirim ama Türkçe olursa okumak daha kolay olucaktır benim için. İngilizcesinin linki aşağıdadır.
Puan Ver
0
Puan Ver
130
Arjin Acar
Teşekkür
Hatırla
Takip
Kataliz aktivasyon enerjisini yükseltebilecek bir işlevde bulunabilir mi? Bu teoride mümkün müdür?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Ahmet Kerem Algüzey , Kimya mühendisliği lisans öğrencisi Onaylı Kullanıcı

Katalizörler kimyasal dengeyi değiştirmeden, reaksiyon hızını etkileyen maddelerdir. Esasen, aktivasyon enerjisi daha düşük bir "yol" açarak, istenilen reaksiyonun daha hızlı gerçekleşmesini sağlarlar. Katalizörler aktivasyon enerjisini yukarı çıkartmazlar, daima indirirler. Aksi hâlde katalizör olmazlardı. Kataliz olayının işlevi tamamen aktivasyon enerjisini düşürmekten ibarettir.

Ancak reaksiyonu durduran veya yavaşlatan maddeler de vardır. Bunlara inhibitör adı verilir ve kimya, biyoloji gibi dallarda karşımıza çıkarlar. İnhibitörler kimyasal reaksiyonları yavaşlatıp durdurabileceği gibi, biyolojik faaliyetleri de enzimlerin yapısına katılarak durdurabilirler. Nitekim enzimler de bir biyolojik faaliyet için gereken enerjiyi azalttığından, esasında katalizördürler. Aktivasyon enerjisini artırmak için ortamdan katalizörü çıkartmak veya ortama katalizörün etkisini azaltacak inhibitör maddeler eklenmesi gerekir.

Bu konuda çok genel anlamda bilgi sahibi olmak için Vikipedi'deki kimyasal kinetik sayfasına bakılabilir. İleri okuma için Chemistry LibreTexts sitesindeki The Arrhenius Law: Activation Energies adlı yazıya bakabilirsiniz.

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
85
İhtiyar Hu
Teşekkür
Hatırla
Takip
Geri dönüşüme getirme imkanımız olmadığında yakmayı tercih edelim yoksa olduğu gibi kalmasını mı?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Ahmet Kerem Algüzey , Kimya mühendisliği lisans öğrencisi Onaylı Kullanıcı

Hiçbiri.

Plastik atıklarınızı lütfen yakmayın. Plastik atıkları yakmak çevreye oldukça zararlı bir eylemdir. Doğadan direkt olarak alıp kullandığınız odunları ısınma amaçlı yakarken bile polisiklik aromatik hidrokarbon (PAH) adı verilen, sağlığa zararlı, kanserojen maddeler açığa çıkar. Plastik atıkları yaktığınızda ise dioksin, furan, civa ve klorlu bifenil bileşiklerini doğaya salmış olursunuz. Bu bileşiklerin sağlığa olan zararlarını kelimelerle ifade etmeye kalkmak dahi oldukça güçtür. Üstelik açığa çıkan karbondioksit gazı da, küresel ısınma etkilerini artıran başlıca sera gazıdır.

Özellikle dioksin adı verilen kimyasal kansere yol açar, üreme organlarına zarar verir, vücudun gelişimini bozar ve bağışıklık sistemine zarar verir. Plastiği yaktığınızda açığa çıkacak olan bu ve bunun gibi gazların çevreye, insan sağlığına olan zararları çok fazladır. Plastik atıklarınızı geri dönüşüme verme imkanınız yoksa lütfen yakmayın. Biriktirip çöpe atın veya temizlenebilecek durumdaysa lütfen tekrar kullanın.

"Faydalılık" sorunuza gelince, plastiği ne yakmak faydalıdır, ne de olduğu gibi doğaya bırakmak. İkisi de inanılmaz derecede zararlıdır. Plastik doğada binlerce yıl bozunmadan kalabilir. Yaktığınızda da üstte bahsettiğim gazları atmosfere yayarak, hem kendinizin hem sevdiklerinizin sağlığı ile oynarsınız. Nerede yaşadığınızı bilmediğimden, eğer plastik atıklarınızı geri dönüşüme vermek istiyorsanız en azından ÇEVKO'nun ücretsiz danışma hattını bir deneyin derim. Kırsal bir yerde yaşıyorsanız yardımcı olurlar mı bilemiyorum, ama şehirde yaşıyorsanız atıklarınızla zaten belediyenizin ilgileniyor olması gerekir. Bu konuda yerel belediye ve ÇEVKO ile iletişime geçmeniz daha doğru olur. Sağlıcakla kalın.

Yanarken zehirli gazlar yayan plastik atıklar.
Yanarken zehirli gazlar yayan plastik atıklar.
The Conservation
Teşekkür (1)
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Teşekkür
Hatırla
Takip
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Kısa cevap : X ışınları yüksek enerji olduklarından düşük enerjiye geçmek isterler (entropi nedeniyle), bu sebeple enerjilerinin bir kısmını foton salarak kaybederler. Foton dediğimiz şey ise ışığı oluşturan taneciktir ve biz parlama görürüz.

Uzun cevap : Katot tüpünde yüksek voltaj ile katottan (- yüklü tungsten) anota doğru elektronlar koparak yol alır. Yüksek voltaj nedeniyle katottan çıkan elektronlar hızlanarak anota (+ yüklü hedef) doğru yol alır. Dolayısıyla anota çarptıklarında momentum korumundan dolayı enerjilerini aktararak foton salarlar. Ve bizim parlama dediğimiz olay gerçekleşir.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. Yakın Doğu Üni ders notu X-ışınları
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,855
Alim Karaçay
Teşekkür
Hatırla
Takip
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Kısa cevap : Bir yerinde olma olasılığı, her yerde olma olasılığından daha yüksektir.

Uzun cevap: Bu sorunun cevabı kuantum mekaniğinde ve atom fiziğinde yer almaktadır. Biz elektronların çekirdek etrafında bulunabileceği yörüngeleri s (sharp), p (principal), d (diffuse), f (fundamental) olarak adlandırıyoruz. Elektronlar bu orbitalleri en düşük seviyeden itibaren doldurmaya başlar. Çünkü evrendeki herşey " minimum enerji, maksimum düzensizlik (entropi)" ilkesine uymaktadır. Bu termodinamik yasasıdır.

Gelelim elektronların orbitalin neresinde olduğuna. Bunu kesin olarak bilemiyoruz. Çünkü Belirsizlik İlkesi'nden dolayı, elektronların konum ve momentumları aynı anda % 100 kesinlikle bilinemez. Planck Sabiti kadar bir belirsizlik vardır. O yüzden olasılıklardan bahsederiz. Kİ kuantum mekaniğinde ilk bu ilke öğretilir. " Bulunma Olasılığı" (Probability Density) dediğmiz olasılık hesabı yapılır. Bunu yapmak için elektrona ait Schrodinger Dalga Fonksiyonu vardır. Bu fonksiyonu bulup, bulunma olasılığı hesaplanır. Tabii bu dalga fonksiyonunun 1 elektron barından en basit atom olan Hidrojen atomu için bile çözümü sayfalar almaktadır. Ki ortaya çıkan şey birer olasılıktır. Bu yüzden biz " elektron bulutu" kavramı kullanırız. Bir de çok elektronlu atomlar için düşündüğünüzde iş iyice zorlaşmaktadır. Tabi burada devreye " Pertürbasyon Teorisi" girmektedir. Kuantum Fiziği'nde amaç Schrodinger Dalga Fonksiyonu'nu çözmektir. Bu fonksiyon elektronun hareket denklemidir bir nevi.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. Kuantum Mekaniği'ne Giriş - David J. Griffiths Lisans Kuantum Mekaniği Ders Kitabı
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
85
İhtiyar Hu
Teşekkür
Hatırla
Takip
Çünkü karbondioksit üflüyoruz oksijen yakar yoksa oksijeni itelediğimizden mi?
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Merhaba

Aldığımız havada yaklaşık %21 oksijen varken verdiğimiz havada yaklaşık %16 olur yani aldığımız oksijenin yaklaşık %25'ini kullanır, %75'ini geri vermiş oluruz.

Tutuşmamış ama köz halinde olan bir sobada yakıt(kömür/odun vb.) etrafındaki havada "yakıttan çıkan gazlar ve hemen etrafindaki oksijeni yavaşda olsa harcamasından" dolayı oksijen orani normal havanınkinden düşüktür, biz üfleyerek bu yabancı gaz bariyerini deleriz. Daha fazla oksijenle temas eden yakıt alev alır.

Ayrıca gaz tanelerinin hızını arttırarak çarpışma sayılarınıda etkilemiş oluruz buda tepkimeyi hızlandırır ve ek olarak rüzgar(üfleme) yakıtın yanmamış kısmının üzerine birikmiş kül, is vb. maddeleri savurur ve yanmamış kısmın hava ile temasını mümkün kılar buda alevi arttırabilir.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. Oksijen Oranı Güzel bir kaynak bulamadım
  2. Solunum Solunum hakkında daha fazla bilgi
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,855
Alim Karaçay
Teşekkür
Hatırla
Takip
sonuçta bir kuvvetin bunları elektrota doğru çekmesi gerek bu hangi kuvvet ve bu çekme işlemi nasıl gerçekleşiyor ?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Kerem Güray , Eski bir YKS öğrencisi

Galvanik pillerde anot katot arasındaki iletken metal teller anottan katota doğu elektron akışını sağlamaktadırlar. Bu elektron akışı sayesinde Anot elektrot oksidasyona uğrarken, Katot elektrot redüksiyona uğrar. Soruna gelecek olursak galvanik pillerde katot kabında bulunan bir maddenin derişim farkından yararlanmak istiyorsak o maddenin suda (yani kap sıvısında) çözünebiliyor olması gerekir. Bu yüzden katot kabındaki maddeler redüksiyon esnasında çözünen madde oldukları için çökelti oluşturamazlar. Aynı zamanda metal telden katot kaba gelen elektronlar taşıdıkları negatif enerjıden dolayı + yüklü iyonlara çekim uygulayacakları için suda bulunan iyonları katot elektroda çekerek yapışmasını sağlar. Tabi bu şekilde çalışmayıp platin, altın gibi pasif metaller sayesinde değişikliğe uğramayıp olduğu gibi kalan inert elektrotlar da var ama bu elektrotlar da genelde suda bulunan H(+) iyonlarını indirgeyerek iyonun gaz şeklinde çıkmasını sağlıyor..

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,855
Alim Karaçay
Teşekkür
Hatırla
Takip
eğer açık hava basıncı bir yüzeyin üstündeki havanın ağırlığından dolayı oluşuyorsa bunu bir elektronik tartıda gözlemliyor olmamız gerekmez mi? tartının üstündeki hava kesiti bayağı ağır olmalı açık hava basıncı ağırlıktan dolayı mı oluşuyor yoksa gaz taneciklerinin hareketinden dolayı mı?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Açık hava basıncı adı üstünde bir basınç türüdür. Bu yüzden formülü de P=F/A(basınç=kuvvet/yüzey alanı). Bu formülden yola çıkarak hem hareketin hemde yerçekimi kuvvetinin basınca etki ettiğini söyleyebiliriz. Ancak atmosferin basıncı ölçülürken hareket formüllerde dahil edilmez. Çünkü milyonlarca tanecik milyonlarca farklı yön izlemektedir ve bunları aynı anda ölçülmesi imkansızdır.

Tartı sorunuza dönecek olursak tartılara açık hava basıncı etki etmektedir. Ancak çıkacak absürt değeri engellemek için 1 atm basıncın etki edeceği kuvvetin değeri tartı ölçümünden çıkarılır. Kalan değer ise maddenin ağırlığı olur.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. Açık hava basıncı Açık hava basıncıyla ilgili temel bilgiler ve görseller
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,855
Alim Karaçay
Teşekkür
Hatırla
Takip
elimde bir çeviri kitap var bu kitapta ''gaz difüzyon ve efüzyonu gelişigüzel molekül hareketlerini kanıtlar'' diyor nasıl kanıtlıyor ? teşekkürler
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Kinetik teori veya gazların kinetik teorisigazların basınçsıcaklıkhacim gibi makroskopik özelliklerini moleküler bileşim ve hareketlerine bağlı olarak açıklayan teoridir. Esas olarak, teori Isaac Newton'un kanısının tersine basıncın moleküller arası statik itmeden kaynaklanmadığını, bunun yerine belli hızlarda hareket eden moleküller arası çarpışmalardan kaynaklandığını söyler. Kinetik teori aynı zamanda kinetik-moleküler teori veya çarpışma teorisi olarak da bilinir.

Kabuller

Bir ideal gazın moleküler modeli, bir gazın içinde bulunduğu kabın duvarlarına uyguladığı basıncın, gaz moleküllerinin bu duvarlara çarpmalarından ortaya çıktığını kabul eder. Bu modeli geliştirmek için aşağıdaki yaklaşımlar yapılır

  1. Gazlar, birbirinden bağımsız her yönde gelişigüzel hareket eden taneciklerden (soy gazlar atomlardan, diğer gazlar moleküllerden) oluşur. Bir gaz, moleküllerin yaptığı doğrusal ya da zikzaklı hareketlerin (Brown hareketi) sonucu bulunduğu kabı tamamen doldurur. Aynı nedenle bir gaz başka bir gaz içine konulduğunda, tüm kaba dağılarak homojen karışım oluşturur. Onun için bir gazın hacmi, içinde bulunduğu kabın hacmine eşittir.

...

Brown hareketini anlamak için sezgisel bir metafor

Çapı 10 metre olan büyük bir balon düşünün. Bu top futbol stadyumu gibi kalabalık bir yerde olsun. Balon o kadar büyüktür ki aynı anda kalabaklıktaki birkaç kişinin üzerinde olacaktır. Taraftarlar heyecanlı oldukları için balona rastlantısal zamanlarda rastlantısal yönlerde vuracaklar. Sonuçta balon rastlantısal yönlere itileceği için ortalama olarak çok fazla hareket etmeyecektir. 20 taraftarın topu sağa, 21 taraftarın da sola ittiğini ve her taraftarın kuvvetinin eşit olduğunu varsayalım. Bu durumda iki yönden uygulanan kuvvetler dengede değildir ve top yavaşca sola gidecektir. Bu dengesiz kuvvet her an vardır ve topun rastlantısal hareketine yol açan budur. Eğer bu sahneye taraftarları göremeyecek şekilde yukarıdan bakarsak büyük balonu rastlantısal hareketler yapan küçük bir nesne olarak görürüz.

Brown'ın suda yüzen parçacığına dönelim. Bir su molekülü yaklaşık 1 nm boyundadır, polen parçacığı ise yaklaşık 1 µm'dir yani su molekülünden yaklaşık 1000 kat büyüktür. Bu yüzden polen parçacığını minik su molekülleri tarafından sürekli itilen büyük bir balon olarak düşünebiliriz. Sıvıdaki Brown hareketinin sebebi parçacığa uygulanan kuvvetlerdeki anlık dengesizliklerdir.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. Kaynak 1
  2. Kaynak 2
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,855
Alim Karaçay
Teşekkür
Hatırla
Takip
so3 e ne yapıyoruz da so4-2 oluyor detaylı bir şekilde anlatırsanız sevinirim
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Teşekkür
Hatırla
Takip
Hibritleşme deyince sigma bağlarını ve ortaklanmamış e ele alıyoruz ama N2 ve NH3 moleküllerinin ikisinde de sigma var. Hib. fark neyden kaynaklı?
Puan Ver
0
Puan Ver
1,855
Alim Karaçay
Teşekkür
Hatırla (1)
Takip
neden dibe batmıyor HCl' nin benzen içindeki çözünmesinin mekanizmasını DETAYLI bir şekilde açıklar mısınız
Puan Ver
0
Puan Ver
535
Hüseyin Ardal
Teşekkür
Hatırla
Takip
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Belli bir süre aynı kaynaktan beslenme, belli düzeylerde farklı ihtiyaçları olan organizma için kronik strese neden olur. Vücut, sürekli aynı şekilde gelen kaynağı, ihtiyacı olanlara dönüştürmekte bir süre oldukça iyi çaba gösterir. Ancak değişmeyen statik bir beslenme, kronik strese girmeyi garanti eder. Bu durumda kişi bilindik anlamda zehirlenmez, ancak ihtiyacı olan esansiyeller açısından hem depolarını tüketmeye başlar, hem de gelene besin öğesini ihtiyacı olanlara dönüştürme kapasitesi hızla azalır.

Kronik stres, inflamasyona neden olur. Mantık olarak bakarsak, bu da zehirlenmenin düşük bir versiyonu olarak kabul edilebilir. Giderilmesi gereken bir sorundur.

İnsan organizması için major bir sorun yoksa, 40 gün tek kaynaklı beslenme için tölere edilebilir bir zaman dilimi. Ancak bu, yaşamda kalmayı referans alırsak böyle.

Yaşamında alışkanlıklarından dolayı uzun süreli statik diyet uygulayan kişilerin özellikle alzheimer demans gibi rahatsızlıklara daha kolay maruz kalmakta.

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
2,340
Ünal Canlı
Teşekkür
Hatırla (1)
Takip
Mesela su olmasaydı, 2H ve 1 oksijenin tepkimeye girmesi "tatsız, tuzsuz, renksiz, akışkan" bir ürün oluşturacağı bilgisine sahip olabilir miydik?

Toplam 82 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bu Dünya'ya sırf bir biyolojik tesadüf sonucu gelip de insan kibri nedeniyle yok olmak ironilerin en büyüğü olurdu.”
Richard Leakey
Geri Bildirim Gönder