Kimya

Puan Ver
0
Puan Ver
953
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
sonuçta bir kuvvetin bunları elektrota doğru çekmesi gerek bu hangi kuvvet ve bu çekme işlemi nasıl gerçekleşiyor ?
Puan Ver
0
Puan Ver
953
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
eğer açık hava basıncı bir yüzeyin üstündeki havanın ağırlığından dolayı oluşuyorsa bunu bir elektronik tartıda gözlemliyor olmamız gerekmez mi? tartının üstündeki hava kesiti bayağı ağır olmalı açık hava basıncı ağırlıktan dolayı mı oluşuyor yoksa gaz taneciklerinin hareketinden dolayı mı?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Açık hava basıncı adı üstünde bir basınç türüdür. Bu yüzden formülü de P=F/A(basınç=kuvvet/yüzey alanı). Bu formülden yola çıkarak hem hareketin hemde yerçekimi kuvvetinin basınca etki ettiğini söyleyebiliriz. Ancak atmosferin basıncı ölçülürken hareket formüllerde dahil edilmez. Çünkü milyonlarca tanecik milyonlarca farklı yön izlemektedir ve bunları aynı anda ölçülmesi imkansızdır.

Tartı sorunuza dönecek olursak tartılara açık hava basıncı etki etmektedir. Ancak çıkacak absürt değeri engellemek için 1 atm basıncın etki edeceği kuvvetin değeri tartı ölçümünden çıkarılır. Kalan değer ise maddenin ağırlığı olur.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Açık hava basıncı Açık hava basıncıyla ilgili temel bilgiler ve görseller
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Çünkü karbondioksit üflüyoruz oksijen yakar yoksa oksijeni itelediğimizden mi?
Puan Ver
0
Puan Ver
953
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
elimde bir çeviri kitap var bu kitapta ''gaz difüzyon ve efüzyonu gelişigüzel molekül hareketlerini kanıtlar'' diyor nasıl kanıtlıyor ? teşekkürler
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Kinetik teori veya gazların kinetik teorisigazların basınçsıcaklıkhacim gibi makroskopik özelliklerini moleküler bileşim ve hareketlerine bağlı olarak açıklayan teoridir. Esas olarak, teori Isaac Newton'un kanısının tersine basıncın moleküller arası statik itmeden kaynaklanmadığını, bunun yerine belli hızlarda hareket eden moleküller arası çarpışmalardan kaynaklandığını söyler. Kinetik teori aynı zamanda kinetik-moleküler teori veya çarpışma teorisi olarak da bilinir.

Kabuller

Bir ideal gazın moleküler modeli, bir gazın içinde bulunduğu kabın duvarlarına uyguladığı basıncın, gaz moleküllerinin bu duvarlara çarpmalarından ortaya çıktığını kabul eder. Bu modeli geliştirmek için aşağıdaki yaklaşımlar yapılır

  1. Gazlar, birbirinden bağımsız her yönde gelişigüzel hareket eden taneciklerden (soy gazlar atomlardan, diğer gazlar moleküllerden) oluşur. Bir gaz, moleküllerin yaptığı doğrusal ya da zikzaklı hareketlerin (Brown hareketi) sonucu bulunduğu kabı tamamen doldurur. Aynı nedenle bir gaz başka bir gaz içine konulduğunda, tüm kaba dağılarak homojen karışım oluşturur. Onun için bir gazın hacmi, içinde bulunduğu kabın hacmine eşittir.

...

Brown hareketini anlamak için sezgisel bir metafor

Çapı 10 metre olan büyük bir balon düşünün. Bu top futbol stadyumu gibi kalabalık bir yerde olsun. Balon o kadar büyüktür ki aynı anda kalabaklıktaki birkaç kişinin üzerinde olacaktır. Taraftarlar heyecanlı oldukları için balona rastlantısal zamanlarda rastlantısal yönlerde vuracaklar. Sonuçta balon rastlantısal yönlere itileceği için ortalama olarak çok fazla hareket etmeyecektir. 20 taraftarın topu sağa, 21 taraftarın da sola ittiğini ve her taraftarın kuvvetinin eşit olduğunu varsayalım. Bu durumda iki yönden uygulanan kuvvetler dengede değildir ve top yavaşca sola gidecektir. Bu dengesiz kuvvet her an vardır ve topun rastlantısal hareketine yol açan budur. Eğer bu sahneye taraftarları göremeyecek şekilde yukarıdan bakarsak büyük balonu rastlantısal hareketler yapan küçük bir nesne olarak görürüz.

Brown'ın suda yüzen parçacığına dönelim. Bir su molekülü yaklaşık 1 nm boyundadır, polen parçacığı ise yaklaşık 1 µm'dir yani su molekülünden yaklaşık 1000 kat büyüktür. Bu yüzden polen parçacığını minik su molekülleri tarafından sürekli itilen büyük bir balon olarak düşünebiliriz. Sıvıdaki Brown hareketinin sebebi parçacığa uygulanan kuvvetlerdeki anlık dengesizliklerdir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak 1
  2. Kaynak 2
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
953
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
so3 e ne yapıyoruz da so4-2 oluyor detaylı bir şekilde anlatırsanız sevinirim
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Hibritleşme deyince sigma bağlarını ve ortaklanmamış e ele alıyoruz ama N2 ve NH3 moleküllerinin ikisinde de sigma var. Hib. fark neyden kaynaklı?
Puan Ver
0
Puan Ver
953
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
neden dibe batmıyor HCl' nin benzen içindeki çözünmesinin mekanizmasını DETAYLI bir şekilde açıklar mısınız
Puan Ver
0
Puan Ver
585
Hüseyin Ardal
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Belli bir süre aynı kaynaktan beslenme, belli düzeylerde farklı ihtiyaçları olan organizma için kronik strese neden olur. Vücut, sürekli aynı şekilde gelen kaynağı, ihtiyacı olanlara dönüştürmekte bir süre oldukça iyi çaba gösterir. Ancak değişmeyen statik bir beslenme, kronik strese girmeyi garanti eder. Bu durumda kişi bilindik anlamda zehirlenmez, ancak ihtiyacı olan esansiyeller açısından hem depolarını tüketmeye başlar, hem de gelene besin öğesini ihtiyacı olanlara dönüştürme kapasitesi hızla azalır.

Kronik stres, inflamasyona neden olur. Mantık olarak bakarsak, bu da zehirlenmenin düşük bir versiyonu olarak kabul edilebilir. Giderilmesi gereken bir sorundur.

İnsan organizması için major bir sorun yoksa, 40 gün tek kaynaklı beslenme için tölere edilebilir bir zaman dilimi. Ancak bu, yaşamda kalmayı referans alırsak böyle.

Yaşamında alışkanlıklarından dolayı uzun süreli statik diyet uygulayan kişilerin özellikle alzheimer demans gibi rahatsızlıklara daha kolay maruz kalmakta.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
2,360
Ünal Canlı
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Mesela su olmasaydı, 2H ve 1 oksijenin tepkimeye girmesi "tatsız, tuzsuz, renksiz, akışkan" bir ürün oluşturacağı bilgisine sahip olabilir miydik?
Puan Ver
-1
Puan Ver
5
Esra Ulaş
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Boss Virus , Lise Öğrencisi

n=3

x y f

1. agram 2 x y3

2. agram 1 x2yn burdan x lerin gramı aynı olduğu için förmülde de aynı yaparız ve 1. bileşiği 2ile çarparız çarptımızda 1.bileşik x2y6 ve 2. bileşik x2yn dir burdan da 6/n =2/1(atom sayısı ile kütle) olur oradan da n=3 'tür

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
270
Ali Göl
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Çeşitli yerlerde ateşin plazma olduğuna dair yazılar okudum. Bazende sadece bir ışınım ve dolayısıyla madde olmadığını okudum. Ateş gerçekte nedir?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Madde, kütlesi olan olan ve yer kaplayan herhangi bir şeydir. Alevin kendisi bir gaz karışımıdır (buharlaşmış yakıt, oksijen, karbondioksit, karbonmonoksit, su buharı vs.) Yani maddedir. Alevin ürettiği ışık ise madde değil enerjidir. Üretilen ısı da madde değil enerjidir.

Çoğu durumda ateş, sıcak gazların bir karışımıdır. Alevler, esasen havadaki oksijen ile odun veya propan gibi bir yakıt arasındaki kimyasal reaksiyonun sonucudur. Diğer ürünlere ek olarak, reaksiyon karbondioksit, buhar, ışık ve ısı üretir. Alev yeterince sıcaksa, gazlar iyonlaşır ve bir başka maddenin hali haline gelir: plazma. Magnezyum gibi bir metal yakmak, atomları iyonize edebilir ve plazma oluşturabilir. Bu oksidasyon türü, plazma ışığının yoğun ışığının ve ısısının kaynağıdır.

Sıradan bir yangında az miktarda iyonlaşma olmasına rağmen, alevdeki maddenin çoğu bir gazdır, bu nedenle Ateşin bir gaz olduğunu veya daha az miktarda plazma ile çoğunlukla gaz olduğunu söyleyebiliriz.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak 1
  2. Kaynak 2
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
953
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
iyonik bileşiğin çözünmesi için anyon ve katyonların su molekülleri tarafından sarılması gerek bunu yapabilmeleri için anyon ve katyonların arasındaki bağdan üstün gelmeleri gerekiyor bunu nasıl yapabiliyorlar sonuçta iyonik bağ her türlü hidrojen bağlarından da iyon - dipol ilişkisi sonucu oluşan ilişkiden de daha güçlü değil mi ?
Puan Ver
0
Puan Ver
953
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
yabancı kaynaklardan araştırma yaparken denk geldim anlamına baktığımda ''bir elektronun birden fazla atoma ait olması'' yazıyordu bu ne demek
Puan Ver
5
Puan Ver
177
Mehmet Ulusoy
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bu soru arkadaşımın '' saçlarımı soğuk suyla yıkayınca daha yağsız oluyor. Sıcak suyla sanki yağ yapışıyor. '' deyişiyle gelişen bir sorudur.
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Burak Eren
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bildiğim kadarıyla karbon testi elli bin yıl öncesine kadar sağlıklı veri veriyor. Bundan öncesine ait yaş bilgileri nasıl üretiliyor?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Kullanılan yöntem, maddenin sürekli olarak elektromanyetik nedenlerle maddenin içeriğinden parçacıkların kaybolması üzerinden geliştirilmiş. Atomsal yapısı değişiyor yani maddenin.

Madde sürekli olarak hangi parçacıkları kaybeder.

alpha partikülleri - iki proton iki nötron helyumun çekirdeği

beta partikülleri tanecikleri - elektron

gama   elektromanyetik spektrumda bir ışın. 

Örneğin, Uranyum kurşuna dönüşür zamanla. Karbon yöntemi yardımıyla bu maddesel dönüşüm süreci kullanılan yöntemlerden biri.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Nuri Tuncel
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Merhaba bu durumun birden fazla nedeni var. Öncelikle karışım metaller ile hazırlanmış blok yüzeylerin homojen yapısı her zaman düzenli olmayabiliyor. Bu nedenle yüzeyde bulunan metalin oksidasyonu hava ile temas etmeyen iç kesimlere nazaran daha fazla oluyor.

Bir diğer durum ise kesik ya da kırık uçların okside olmaması gibi bir durum aslında kimyasal olarak mümkün olmayacağıdır. Yüzeyin pürüzlü ve mükemmelden uzak bir satha sahip olması nedeniyle renk değişimini daha zor görürüz. Havada bulunan oksijenin aşındırıcı özelliği ona maruz bulunan her yüzey için geçerlidir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. High Temperature Oxidation and Corrosion of Metals metallerin oksidasyonu
Devamını Göster
Puan Ver
4
Puan Ver
953
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
tamam elektron alıp vermek protona göre daha kolay ama tek sebep bu mu hidrojen bir elektron verdiğinde farklı davranır ama adı hidrojen aynı o halde aynı kalan bir davranış olmalı bu hangi davranış lütfen detaylı bir şekilde anlatırsanız sevinirim şimdiden çok teşekkürler
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Mr Mir , Sadece Araştırmacı

Protonlar atomların seçici özelliklerindendir. Mesela örnek verecek olursak eğer sen 1 protonu olan atom dersen hangi atomu kastettiğin gayet açıktır ve hiç değişmez. Elektron alıp vermek protona göre daha kolay diye bir cümle kullanmışsın lakin proton alış verişi yapılamaz. Bir atom sadece elektron alabilir veya verebilir. Elektron alıp vermenin olması bazı atomların elektron alması veya vermesi durumunda birbirleri ile aynı elektrona sahip olmalarını sağlar. Böyle iyonlara izoelektronik denir. Örnek vermem gerekecekse 9F– , 10Ne , 11Na+  bu üç tanecikte de 10 tane elektron vardır. Eğer sen elektronlar ile atomu adlandırısan bu atomların hepsinin aynı element oluduğunu kabul etmen gerekecek. İşte bu yüzden her atomda farklı ve ona özgü olan proton sayılarını kullanmak atomları sınıflandırmada daha etkilidir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
953
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
katot ışınlarının hareket eden elektronlar olduğunu biliyorum beta taneciklerinin tanımında da aynı şey yazıyor ama hiçbir kaynak(en azından benim baktıklarım) bu ikisinin aynı olduğun söylemiyor aralarında bir fark var mı varsa ne ? Teşekkürler
Puan Ver
0
Puan Ver
953
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
elimde bir çeviri kitap var üniversite için bu kitapta yazıyor ki iyonik bileşikler kaba formülleriyle ifade edilir sebebini de yazmış uzun uzun yazmıyorum bu bir tane Na ile bir tane Cl ün birleşince kristal yapı oluşturmuş Na ve Cl lerin özelliklerini göstermeyeceği anlamına mı geliyor tam anlayamadım şimdiden teşekkürler
Puan Ver
1
Puan Ver
953
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
bildiğim kadarıyla 1900ler de bile bazı atomların kütle numarası vs biliniyordu bunu o tarihlerde nasıl yapabiliyorlardı hangi çıkarım veya deney ? şimdiden çok teşekkürler
Puan Ver
0
Puan Ver
953
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
nötr bir atom 2 elektron alabiliyorsa hatta negatif yüklü bir atom elektron alabiliyorsa bir atomun peşine elektron katamaması için sebep yok gibi ayrıca nasıl negatif yüklü olan bir atom(iyon) negatif yüklü olan elektronu kendisine çekebiliyor bunun elektrostatik çekime ters düşüyor olması gerekmez mi şimdiden çok teşekkürler
Puan Ver
0
Puan Ver
953
Alim Karaçay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
bu çıkarımın ne gibi sonuçları oldu neyi anlamamızı sağladı
Puan Ver
2
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Organik moleküller önemlidir çünkü karbonun özelliklerine bağlıdır. Karbon atomu dört kovalent bağ yapabilir.

Bu da birçok farklı elementle bağ yapmasını sağlar. İlgili resim (Metan)

Önemli karbon bileşikleri arasında yağlar, proteinler, karbonhidratlar ve nükleik asitler gelir. Bu bileşikler de canlılarda enerji, kalıtım, yapım ve onarım gibi önemli yaşamsal faaliyetleri gerçekleştirirler.

Ayrıca fotosentez yapan canlılar ortamdaki karbondioksiti kullanarak hem besin üretir hem de kendi yapısını oluşturur. Karbon da bu canlıları tüketen canlıların yapısına girer. Solunum olayı ile enerji üretmiş tüketici ortama karbondioksiti geri verir. Buna karbon döngüsü denir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster

Toplam 68 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Felsefe, bütün bilimlerin anasıdır.”
Marcus Tullius Cicero
Geri Bildirim Gönder