Genel Biyoloji & Genetik

Puan Ver
0
Puan Ver
125
Alper Alper
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İnsan vücudunda bulunan elementlerin hemen hemen hepsi topraktaki elementler ile aynı bu insanın topraktan oluştuğunu mu gösterir? Göstermez ise bu neden böyledir?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Aytekin Karaca , Bilimsever bir öğrenci

Verilen bilgi doğrudur, topraktaki bazı elementler insanda da bulunur. Ancak bu insanın topraktan geldiğini mi gösteriyor? Kesinlikle hayır. İnsanların maymunlardan geldiği artık tartışmaya yer bırakmayacak şekilde ispatlanmıştır. "Yaratılış mı gerçek, yoksa evrim mi?" tarzı tartışmalar bile artık son derece gereksiz ve zaman kaybı olarak görülmelidir.

İnsanın vücudunda toprakta bulunan elementlerin de olmasının sebebi, toprak ile aynı yerde gezegende bulunmamız. Başka nereden bu elementleri alacaktık zaten? Bitkiler topraktan alır, biz bitkilerden alırız, toprak bizden alır. Bu böyle devam eden bir süreçtir. Yani insandaki elementler ile bitkilerdeki elementler de ortaktır, ancak bu bizim muzdan, şalgamdan veya nardan oluştuğumuzu göstermez.

Ayrıca, insan vücudunun %18'i karbon atomlarından oluşmasına rağmen toprakta karbon yoktur. Bu da insanın topraktan yaratıldığı fikrini çürütmektedir, tabii eğer samimi olunursa.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Bilimdili İnsan vücudundaki elementler
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
4,835
Mahmut .
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Halk arasında yaygın olarak ''bunun metabolizması hızlı'' tarzı tabirlerin bilimsel olarak karşılığı nedir ?
Puan Ver
0
Puan Ver
44k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Çekirdeği çıkarılan hücrenin yaşamaya devam etmesi, membranların dış uyaranlara tepki verip bunu saklayabilmesi açısından zarlar beyin görevi mi görür
Puan Ver
0
Puan Ver
4,835
Mahmut .
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Ortalama insan uzunluğuna 1.75 metre, genişliğine de 1metre desek. Neden 40.000 kilometre uzunluğunda bir kılcal damar yapısına ihtiyaç duyuyoruz
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Birkaç arkadaşım arasında başlayan bu tartışmaya birçok farklı fikirle cevap verdiler, internette çok bir bilgi yok bu konuda, sadece etkilemez diyip geçiyor nedeni ne acaba?
Puan Ver
0
Puan Ver
44k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Sadece biyolojik kökenli sorunların olmayıp, olayları algılama biçimi üzerinden olumlu olumsuz sonuç üretiyor olması, tıbbi olarak nasıl yorumlanabili
Puan Ver
1
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
örneğin kendini pc konusunda geliştiren bir insan ve bunun doğan çocuğu var.çocuk pcye genetik olarak yatkın olur mu? eğitim ya da babadan görme yok.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Gayet basit bir düşünce deneyiyle bu duruma cevap vermek isterim. 100 nesil uzunluğunda bir sülale düşünün. Her nesil kendini bir konuda yetiştiriyor. O zaman 101. çocuğun 100 farklı şeyde becerili ve başarılı olması gerekirdi.

Şu anda insanın öne çıkan özellikleri bir elin parmağını geçmezken ve neslimizin ne kadar uzun olduğunu tahmin edebilirken eldeki verilerle olması gereken şey çelişiyor.Eğer bu teori gerçek olsaydı başarısız olacağımız bir alan bulunmazdı.

Toparlayacak olursak örnekte verdiğin gibi çocuğun babası gibi bilgisayar ile ilgilenmesi için bilgisayarlı ortama ve bu fikre mağruz bırakılmalıdır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
65
Mehmet Pürselim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İnsanlar el ve ayak gibi bakışımlı uzuvlarda bir tarafı da çok kullanıyor. Biyolojik ve evrimsel bir açıklaması olmalı.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Merhaba,

Sorunuzu "İnsanlar neden çoğunluk olarak sağ elini kullanmak zorunda kaldı? veya "insanlar neden bir elini baskın olarak kullanmak zorunda kaldı?" olarak düşünüp cevabın anlaşılırlığını kolaylaştırmak isterim.

Bu tür bir farklılık öncelikle beynimizde başlamaktadır. Yaptığımız her şey beynimizin sağ ve sol yarımküresinde gerçekleştirilmektedir. Beynimizden vücudumuza giden ve vücudumuzdan da beynimize gelen sinirler beynimizin medulla oblongata bölgesinde çapranlanmaktadır (deküzasyon), bunun sonucu olarak da sağ elimiz, sağ bacağımın gibi vücudumuzun sağ kısmı sol yarımküre tarafından, vücudumuzun sol kısmı ise sağ yarımküre tarafından kontrol edilmektedir. Bu iki yarımküre bir araya gelerek tüm vücut fonksiyonlarımızı oluştururlar. *1

İnsanların %74-%96'sı sağ elini baskın olarak kullanmaktadır.

Ayakta duran ilk hominid(insansı) olan Australopithecus anamensis'ten tam dik yürüyen Homo habilis'e ve ondan da bizlere kadarki süreçte şuan el olarak kullandığımız uzuvların fonksiyonu ve beyindeki yerleri farklılıklar göstermiştir. Bu farklılıklar beyin büyüklüğünü olumlu yönde etkilemiştir. *3

Peki ya insanlar neden sağ elini baskın olarak kullanmaya başlamıştır?

Sağ elliliğin 500.000 yıllık bir baskınlık durumu olduğu biliniyor olsa da bu soru henüz tam olarak cevaplanamamıştır, üzerinde hâlâ çalışmalar devam etmektedir. Uzmanlar, dilden kaynaklı olabileceği hakkında görüşler bildirmişlerdir. Yani dilin sol yarımküre ile yönetiliyor olmasının sonucu olarak, bir yan etki, hatta biraz da tesadüfi olarak sağ el baskın gelmiş olabilir. *2

Bununla birlikte sağ elliliğin toplumsal ve kültürel mekanizmalardan etkilenebileceği bilinmektedir, buna örnek olarak öğretmenlerin veya ailelerin çocuğu sağ el yerine sol el, sol el yerine sağ el kullanmasına yönelik baskılaması söylenebilir. *5

Tüm bunlardan ayrıca söylemem gerekir ise diğer primatlarda insanlardaki kadar sağ el-sol el ayrımı yoktur. Bu da uzmanların beyin-el ilişkisi üzerinde şüphelenmesine sebep olmaktadır. *4

Konu hakkında daha fazla bilimsel çalışma yapılmalıdır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
7k
Atahan Sır
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kılın ağırlığından ya da başka bir etmen yüzünden mi bir noktaya kadar uzayıp uzama duruyor. Yoksa kıl yapısı gereği bir noktadan sonra kırılıyor ve uzama devam etse bile aynı boyda kaldığını mı düşünüyoruz ?
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Charles Darwin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Evet var, beyninin yarısını uyanık tutup suda hareket halinde olmak zorunda oldukları için köpek balıkları ve yunuslar hayatta kalabilmek için suda süzülmeleri gerekir. Bunu da beyinlerinin yarısını uyanık halde tutarak sağlarlar.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
30
Sena Çakır
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
exon ve intron kısımlar
exon ve intron kısımlar

Dna'dan ilk başta pre-mRNA sentezlenir. Bu DNA'nın direk bir kopyasıdır. DNA da gen bölgeleri (exon) ve intron kısımlar yani protein sentezinde görev almayan kısımlar bulunur. Bir pre-mRNA da hem exonlar hem de intronlar bulunur. (exonları e olarak kısaltalım, intronları ise i olarak kısaltalım.) bir pre-mRNA DA e1-i1-e2-i2-e3-i3 bölgeleri bulunur. Sonra bu premRNA daki intron yani protein sentezinde görevli olamayan bölgeler enzimler yardımıyla çıkarılır ve sadece protein sentezinde görev alan exon kısımlar kalır. mRNA da e1-e2-e3 bölgeleri kalır. Bazı enzimler ise intron kısımları atarken exon kısımları da atar. Yani exon 2 yi attığını var sayalım. e1-e3 oluşur. Örneğin, e1-e2 siyah göz rengiyse, e1-e3 mavi göz rengidir.

mRNA'nın hücre çekirdeğindeki porlardan çıkması için ise mRNA'ya bazlar eklenir ve bu bazlar mRNA'nın hücre çekirdeğinden sitoplazmaya çıkmasını sağlar.

Görsel 2'de exonların farklı kombinasyonlarının farklı protein sentezlediğini anlatıyor.

görsel 2
görsel 2

https://www.youtube.com/watch?v=_asGjfCTLNE (konu anlatımı tarzında.)

https://www.youtube.com/watch?v=u6HoUlQMcTk ( türkçe khan akademi videosu.)

https://www.youtube.com/watch?v=aVgwr0QpYNE (animasyon)

https://www.youtube.com/watch?v=CdwLKwseP9Q (animasyon 2)

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
65
F F
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Örnek veriyorum bir şey diğerinin daha ilkel halidir denince ne denmek istiyor yani bir şeyin diğerinin ilkel halı olduğu nasıl anlaşılıyor direkt olarak daha eski ise daha ilkeldir mi deniyor yoksa başka bir ayırt edici nokta da var mı ya da sadece daha eski hali mi demek?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

İlkellik: eski halinde kalmış olan, gelişmemiş olan anlamına gelir

Bir şey başka bir şeyden daha eskidir diye ilkel olacak hali yok. Çünkü tanımdan da anlaşılacağı gibi ilkellik gelişmemiş olan anlamına da gelir. Eski bir şey yenisine göre daha gelişmişse yenisi daha ilkeldir.

Dolayısıyla iki şey arasında daha ilkel olanı diğerine göre daha az gelişmiş olanıdır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
220
Kerem Üllenoğlu
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Daha önce okuduğum bir yazıda kılların vücut sıcaklığıyla ilgili olduğunu öğrenmiştim. Bugün öğretmenimle konuşurken kılların işlevi konusu açıldı ve ben kılların vücut sıcaklığını koruma işlevi olduğunu söyledim ve o da bana bu soruyu sordu ve araştırmamı istedi.
Puan Ver
0
Puan Ver
285
Yaşar Gürt
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Bilim öldükten sonra olacaklara çare arar.

Bu önerme ye sahip bir kişinin kendini ciddi anlamda geliştirmesi gerek.

Bilimi reddeden, karşısına alan, önemsiz zanneden hicbir kültür ayakta kalamaz. Hicbir birey gelişemez bilim üretmeden.

Yaşlanma ya büyük anlam yükleyebilir kişi. Iyi isler yaparak yaşlanmak gerektiğini ifade edebilir. Bunu inançlı da inançsız da ifade edebilir.

Ancak inançlı kişi, daha iyi yaşlanmayı bilim ifade edemez derse, inançsız da, biyolojik temel kurallara uymamanın da inançlı açısından manevi olarak suç olacağını, din in de yaşlılığa çare bulamıyor olmasına rağmen bilimden hesap sorulduğunu ifade edebilir.

Dini de bilimi de anlamamış kişiler, din in yaptığını düşündükleri üzerinden bilimi yargılayacak kapaliliga sahip olabiliyor buradaki gibi.

Burada temel sorun, bir yaşam biçimini üstün, onun dışındakileri aşağı görme yanılsaması.

Ikincisi, bilimi hakir gören kişi, bilim insanlarının inançlı inançsız ayrımının olmadığını nasıl düşünemiyor.

Ayrıca inanç referanslarını bilimi yanlislamak için öne süren kişi, biyolojik genetik gerekliliklerini bilmiyor, temel yaşam kurallarını uygulamıyor. Bu ne yaman çelişkidir. Din literatüründe FITRAT olarak geçen öz varoluşa zıt yaşayıp bilimin ölüme yaşlılığa çare bulamadığı üzerinden prim yapmak ilginç bir varoluşsal çelişki.

Genelde Bu tarz hatalı sorulara cevap vermem ancak kültürel kapalılık ve kutuplasmislik hastalığına sahip düşünceleri görme sıklığı konuşmayı gerekli hale getiriyor...

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
115
Yusuf Tunarın
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver

Adaptasyon: Canlıların ortamlarında başarılı bir şekilde yaşamasını sağlayan kalıtsal değişikliktir.

İnsan vücudu 3 bin metre yükseğe çıktığında bulunduğu ortama uyum sağlamaya çalışır. Yükseklere çıkıldığında normal bir solukta alınan oksijen miktarı normal seviyeden daha az miktara gelir. Bu nedenle kalbimiz bulunduğu ortama uyum sağlayarak daha fazla çalışır.

Ancak bu bir adaptasyon değildir. Çünkü adaptasyonlar kalıtsal değişikliklerdir. Kalbimizim daha fazla çalışması ise havadaki oksijen miktarına göre belirlenen ve genleri etkilemeyen bir değişikliktir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak
  2. Kaynak2
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Rosa Rosarum
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Örneklersek; A ve B tek yumurta ikizi iki kadın. Y ve Z de tek yumurta ikizi iki erkek. K, A ve Y'nin çocuğu. L, B ve Z'nin çocuğu. K ile L'nin birbirlerine genotip ve fenotip açıdan tek yumurta ikizi gibi benzemelerinin olasılığı nedir, neden?
Puan Ver
0
Puan Ver
85
Ümit Sancaklı
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Ben Bilgisayar Mühendisliği okuyorum fakat her zaman biyolog olmak isterdim. Ülkemizde iş bulma sıkıntısı olduğundan bir diğer sevdiğim alan olan yazılıma yöneleyim dedim fakat yazılım dersleri hariç hiçbir ders ilgimi çekmiyor. Gerçekten hakkıyla biyoloji bölümünü bitiren birinin iş bulma olasılığı nedir Türkiye'de?
Puan Ver
0
Puan Ver
175
Mustafa Güzel
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Mesela sürekli yaşayan bakteriler olduğu söyleniyor bu doğru mu ?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Daha once sorulmustu soru.

Evrensel hakimiyeti olan -entropi- kanunundan dolayı herşey mutlak entropi-bozulmaya gitmekte. O nedenle baştan bilmek gerekir ki, bütün sistemler bozulmaya eğilimlidir. Canlılar da buna dahildir. Canlılık, entropiyle mücadeleyi ilerletme biçimidir aslında. Biyolojik sistem ne kadar fabrika ayarlarında çalışırsa, o kadar geç entropiye yenilir.

Diğer yandan bazal metabolizma, doğru yaşam şartları ile geriye gidebilir. Çok bilinmediği için gidebilir diyorum, geri gider. Geriye yaşlanma mümkün. Ancak biz genetik yapımız ve antropolojik kökenimizle o kadar zıt bir yaşam şekline geçtik ki, genetik olarak bize verilmiş 130-140 yılı yaşayamıyoruz. Daha önce olumsuz çevresel şartlar -avlanma, soğuk, yırtıcı hayvanlar vs- nedeniyle ortalama ömür düşüktü, modern dönemde bu tehlikeler kalktı, bu sefer de gereksinim ve doğamıza göre değil, keyfimiz ve kafamıza göre bir yaşam modeline geçtiğimiz için potansiyel yaşam süremizi kullanamıyoruz.

35 yaşındaki bir futbolcunun metabolizma yaşı 19 çıkmıştı transfer edileceği sırada. İşte profesyönel olarak sporla uğraşan birinin elde edebileceği bu geriye yaşlanmayı herkes yapabilir kendi hayatında içinde bulunduğu kısır döngüleri-yanlış yaşam şartlarını kırarak.

Hayvanlar çevresel uyumu bize göre yüksek canlılar oldukları için, özellikle denizde yaşayanlar çok uzun süre yaşabilmektedirler. Özellikle bir tür denizanası bu konuda üst bir noktadadır. Detay linkte. Ancak o da ölümlüdür nihayetinde.

Son söz, eğer bir canlı entropiyi bir şekilde aşmayı başarıp ölümsüz olabilseydi -ki imkansız-, yine de ölümsüz olması imkansız olurdu, çünkü

samanyolu galaksisi, evrensel saatle biraz sonra andromeda galaksisi ile çarpışmak üzere,

2. evren mutlak entropiye hızla koşmakta. Yani canlılığı bırak, fiziksel evren bile kalmayacak bir noktada.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
145
Niyazi Niyazioğlu
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Herhangi bir konudaki bilgimizin çokluğu (yani hafızamızda o konudaki verinin çokluğu), o konuda ufak tefek ayrıntıları, değişiklikleri fark etmemizi sağlar. Az tanıdığımız şeyler üzerine kabaca bilgimiz vardır, ufak tefek ayrıntıları karşılaştırarak görebileceğimiz farklılıkları göremeyiz. Bu nedenle az bilinen şeyler kolaylıkla aynı çuvala atılır, genelleme yapılır. Uzmanlık alanı hayvanlar olan birisi veya çok kedi besleyen birisi onları da birbirinden rahatlıkla ayırabilir. Öte yandan örneğin eğer pek fazla Çinli görmemişseniz, onları birbirinden ayırmakta zorlanabilirsiniz. Bir başka neden (bu neden insanlar hakkında çok veri topladığımızla ilgili) insanlara daha çok dikkat ederiz, çünkü onlarla ilişkimize önem verir, ne düşündüklerini, ne hissettiklerini, bizi nasıl algıladıklarını vb. bilmek, ne tepkiler göstereceklerini, ne yapacaklarını tahmin etmek, onları etkilemek, hakkımızdaki düşüncelerini pozitife çevirmek filan isteriz. Sosyal varlıklarız çünkü, hayatımızda hayvanlardan çok insanların etkisi vardır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Milyarlarca nörona sahip olmamız hayati öneme sahip midir yoksa çöp DNA hipotezi gibi nöronlarında yüksek bir kısmını halhazırda kullanmamakta mıyız ?

Toplam 443 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Yapmadığınız atışların yüzde yüzünü ıskalarsınız.”
Wayne Gretzky
Geri Bildirim Gönder