Genel Biyoloji & Genetik

Puan Ver
0
Puan Ver
245
Ali Yücel
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Faydalı mutasyonlara örnek nelerdir ? Bu mutasyonlara neden faydalı deniliyor?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Faydalı mutasyon konusu aslında kolay bir konudur. Ancak evrim karşıtları faydalı mutasyon konusunu çeşitli çarpıtmalar ile insanlara anlattığı için bazı kişiler gerçekten faydalı mutasyon olmadığına inanıyorlar.

Bu eğitimsizliğin bir ürünüdür. Çünkü 8. Sınıf öğrencisi bile her mutasyonun zararlı etki göstermediğini bilir.

8. Sınıf Fen Bilimleri Kitabında Faydalı Mutasyonlarla İlgili 56. Sayfadaki Yazı.
8. Sınıf Fen Bilimleri Kitabında Faydalı Mutasyonlarla İlgili 56. Sayfadaki Yazı.
2018-2019 8. Sınıf Fen Bilimleri Kitabı

Faydalı Mustasyon: Canlıların çevreye uyum sağlamasına, yaşam ve üreme şansını arttırmaya yarayan mutasyonlardır.

Bu tanıma uyan tüm mutasyonlar faydalı mutasyon olarak kabul edilir. Faydalı mutasyonları daha iyi anlamak istiyorsanız bu yazıyı öneririm: https://evrimagaci.org/mutasyon-nedir-110

Faydalı Mutasyon Örnekleri:

  1. Orak Hücre Anemisi
  2. HIV (AIDS Virüsü) Direnci
  3. E. coli Bakterilerinde Sıcaklık Değişimine Bağlı Evrim
  4. Chlamydomonas Cinsi Algde Karanlığa Adaptasyon

bunlar gibi birçok faydalı mutasyon örneği verilebilir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
345
Arda Arslan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bildiğim kadarıyla hücrelerimiz öldükçe yenilenen hücreler bir süre sonra telomerlerin kısalmasıyla artık kendini iyi bir şekilde yenileyemez ve insan yaşlanır. Peki bu süreci uzatmak mümkün müdür. Yani bunun için vücudu hareketsiz kalmamak kaydıyla hiç yormamamız mı gerekiyor ?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Uzun yaşam bölünememeden değil bölünmeden geçiyor aslında. Bazı hücrelerimiz neredeyse hiç bölünemiyor örneğin. Sinir hücrelerimiz neredeyse hiç bölünemiyor. Kas hücrelerimizde bölünme çok çok az. Ölmemizin asıl sebebi bu hücrelerdeki kayıplar. Sinir hücresi kaybımız telafi edilemiyor aynı şekilde kas hücresi kaybımız da (en önemlisi kalp kalp kası). Ölüm dediğimiz şey ise insan için örneğin aslen beyin(sinir) hücrelerimizin kaybı. Yani diğer hücrelerimiz gayet iyi çalışsa da beyin hücrelerimiz öldüğü zaman tıpta beyin ölümü deniyor ki duymuşsunuzdur bu ölüm anlamına geliyor. Peki bu hücreleri bölünebilir hale getirebilir miyiz? Evet getirebiliriz aslında ama burada sıkıntı başlıyor. Niye? Çünkü bölünen sinir hücresi sıfırlanıyor yani bilgi tutamıyor. Yassı solucanların bir türünde bunun deneyi yapıldı. Yassı solucan kırmızı ışıkta elektrik yiyip canının yanacağına koşullandırıldı. Kırmızı ışık yandığında kaçmayı öğrendi. Bu tür kesildiğinde tekrar kesilen kısımlar birer canlı meydana getiriyor. Bu canlının sinir hücresinin gövdesinin bulunduğu kısımdan üreyen canlı kırmızı ışıkta yine kaçınma hareketi yaptı ancak sinir gövdesinin bulundurmaya kısım kendini yenilediğinde kırmızı ışıktan kaçınma bilgisini kaybetmişti. Sinir gövdesi kesilirse bilgi tamamen kayboluyordu. Yani aslında ölüm bilgiyi korumak için evrimleşen bir şeydi. Ölmezsek bilgi sahibi de olamıyor, tecrübe kazanamıyorduk mevcut genetik bilimizden öte. Ölmeyen canlı bir şeyler öğrenemez anlamına geliyor bu. Yani yaşamı uzatmanın yolu bulunabilir ama uzayan yaşam kim olduğunuz dahil bilgilerinizin silinmesi ile elde edilebilir gibi duruyor. İşte aşılmaya çalışılan asıl sıkıntı bu. Bu aşıldıktan sonra bu durumda bu süreden henüz çok daha fazla bölünme döngüsüne sahip bölünebilen hücrelerimizin bölünebilme sayısını kısıtlayan telomer sayısına sıra gelir elbet.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
28k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İçgüdü nün bilimsel tanımı, ve bilinçdışı ile olan ilişkisi nasıldır...
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Güdüler insanların istemli veya istemsiz olarak davranışlarda bulunmasına neden olan uyarıcılardır.bu kelime daha çok organizmanın gereksinimleri için kullanılır. Dürtü de güdü ile aynı anlama gelir.Dürtüler organizmanın nasıl ve neden hareket edeceğini sağlayan bir yapıdır.Organizmaya içeriden veya dışarıdan uyarıcılar gelir.Bu uyarıcılar sonucunda organizma hareket eder ve davranış gerçekleşir.Gerçekleşen davranışa ise motivasyon denmektedir. Motive edilmiş davranış organizma tarafından yerine getirilmezse bu davranış organizmaya gerginlik getirir. Temelde dürtüler 2 ye ayrılır fizyolojik ve sosyolojik dürtüler.Sorunun bilimsel kısmına fizyolojik dürtüler kısmından bakabilirsin fakat bilinçdışı dürtüler konusunda yeterli bilgi birikimine sahip olduğumu düşünmediğim için seni yanlış yönlendirmek istemem. İyi günler...

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
45
Can Günay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İnsanın saçları ve cinsel bölgesindeki kılları neden diğer bölgelerdeki kıllar gibi zayıflamadı? Saçlarımız bize evrimsel olarak ne gibi avantajlar sağladı?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

çağrı nın bi videoda söylediğini hatirliyorum

kılların amacı vucut sıcaklığını dengelemek desem yanlis olmaz galiba

maymunlarda kıl olmasının nedeni vucut sicakligini dengede tutmak

Kafamızda saç olmasının nedeni aslinda biraz dusununce hemen akla geliyor

çünkü beyin var içerde. beynin sıcaklığını korumak saçın görevi diyebiliriz galiba .

cinsel organ icin de aynisi denebilir.

sonucta yasamaktaki amacimiz uremek.

özet:üremek ve düşünebilme yeteneğimiz çok önemli

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
395
Gülseren Turan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

A: Aktif taşımada Atp harcanır. Atp canlılarda temel enerji birimi olduğu için atp harcanmadan taşınabiliyor olması enerji harcanmadan taşınabiliyor anlamına gelmektedir.

Yağların yapısındaki Hidrojenler karbonhidrat ve proteinlerdekinden fazladır.

Peki neden yağlar 2. enerji kaynağı olarak kullanılmaktadır ? Çünkü yağların yıkımı karbonhidratlara göre daha zordur çünkü yağlar daha az oksijen içeririler.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Enes Öz
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Peki bu mümkün müdür?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Körelmiş organ sadece kullanılmamış organ demek değildir. Körelmiş organların bir kısmı artık hiçbir işlevi yerine getirmez ama bazı körelmiş organlar ise asıl işlevlerini yitirip farklı işlevler yapabilmektedirler. Bu nedenle normal görevinden farklı bir görev yapan organlara da körelmiş organ denilmektedir.

Bir organın körelmesi evrimsel süreçtir. Çünkü evrimsel süreçte eskiden ihtiyacımızın olduğu bazo organlara artık ihtiyacımız yok. Bu nedenle kullanılmadığı için bu organlar köreliyor ya da farklı bir işlev için kullanılıyor.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak
  2. Kaynak 2
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
35
İbrahim Nar
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Ateist birisiyim, evrime de inanıyorum ancak bana böyle bir soru yöneltildi. Sizin yardımcı olabileceğinizi düşündüm.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Aslında benzer açıklamalar olsa da sağlam olması açısından iki kaynaktan da alıntı yaptım.

Kaynak 1: Bilindiği gibi eşeyli üreme ilk olarak, cinsel olarak farklı organlar henüz evrilmeden önce başladı ve daha sonra bu organlar zamanla birbirine paralel şekilde geliştiler. Örneğin birçok bitki hermafroditiktir: yani bu bitkilerin hem erkek hem de dişi cinsel organları vardır. Fakat eşeyli olarak çoğalan ilk organizmalar tek hücreli bir bakteriyum idi ve dolayısıyla cinsel organları hiç yoktu.

Eşeyli olarak çoğalan organizmalar çok hücreli formlara dönüştüğü ve hücreleri özelleşmeye başladığı zaman, bazı hücreler hem kademeli olarak, hem de aynı anda evrim geçirerek erkek ve dişi üreme fonksiyonuna sahip olacak şekilde özelleşmeye başladılar.

Fosil kanıtlar, dişi ve eril cinsel organların ilk olarak tüm bireylerde aynı anda ikisi birden var olarak (zaten birçok bitkide de olduğu gibi) evrilmeye başladığını ve daha sonra bazı türlerde bu çift cinsiyete sahip bireylerin ortam yani çevre faktörlerine göre cinsiyet sahibi olabilecek şekilde bir cinsel çeşitliliğe sahip olarak evrildiklerini ön görmektedir (zaten birçok sürüngenlerde olduğu gibi, mesela sıcaklık gibi çevre faktörlerine bağlı olarak bazıları erkek bazıları da dişi organlar geliştirirler) Ve daha sonra da bu cinsiyet farklılıkları zaman içinde nihayet bir kromozom mutasyonu olarak DNA’ya eklendi. Tabi ki bütün bunlar, herhangi bir memeli canlının var olmasından çok önce meydana gelmiş olan şeyler. Yani, yeryüzündeki ilk memeliler hali hazırda daha önceden genetik olarak DNA’ya sabitlenmiş şekilde cinsiyetlere ve “birbirine uyan” yani “birbirleriyle eşleştirilmiş” görünümüne sahip cinsel organlar geliştirmiş şekilde var oldular, dolayısıyla bu organlar da ilk memelilerde hali hazırda böyleydi (yani balıktan sürüngenlere kadar olan süreçte çoktan evrilmişlerdi bile). Biz insanların üreme organları da, memelilerin atalarının cinsel organlarının sadece evrimleşmiş versiyonlarıdır, bu yüzden genital organlarımız maymun ve primatlarla olduğu gibi hemen hemen aynıdır. Ve memeli üreme organları da zaten ataları olan sürüngenlerin üreme organlarının başka bir versiyonlarıdır, bu yüzden memelilerin cinsel organları da (kuşlara, böceklere veya balıklara nazaran) en çok sürüngenlerin cinsel organlarına veya onların genital bölgelerine benzemektedir.

Sorulan sorunun asıl anlamı, yani cinsel organların şekilsel olarak birbirlerine “uyumlu” olmak zorunda kalmaları aslında canlılık tarihinin çok geç dönemlerinde oluşmuş bir gelişmedir. Örneğin, balıkları ele alırsak balıklar asla cinsel organlarını birbirlerine temas ettirmez bile. Erkek organlar, daha önce kadın tarafından dışarıya bırakılmış yumurtaları dişiye temas etmeden döllemek zorundadır.

Bu prosedür çok yavaş bir şekilde sürüngenlerde, yumurta henüz dişinin içindeyken erkeğin yumurtayı döllemeye başladığı bu en yaygın sisteme evrilmiştir, ki başlangıçta bu cinsel organların birbirlerine sadece “kabaca” uyacak bir şekilde görünümleri vardı. Fakat bu bir kez başladığında gitgide birbirlerine daha iyi uyacak şekilde gelişmeye devam ettiler. Daha sonra bu sürüngenlerden bazıları gerçek bir yumurta ihtiyacını ortadan kaldıracak şekilde “canlı doğum” yapmaya başladılar ve onlardan da bildiğimiz gibi memeliler evrildi, bu yüzden sürüngenler gibi artık yumurta bırakmıyoruz. Dolayısıyla, insanların cinsel organları arasındaki görüntüsel “uyum” milyarlarca yıl içinde aşamalı olarak gelişmiş ve memeliler henüz ortaya çıkmadan önce evrilmiş bir özelliktir.

Kaynak 2: Bu soruya da bilim adamları cevap verebilmektedir, eldeki bulgulara dayanarak. İlk cinsel organların iki farklı organizmada evrimleşmiş olabileceği düşünülmektedir:

Funisia dorothea: 565 milyon yıl kadar önce yaşamış olan bu tübüler omurgasızların ilk cinsel organları evrimleştiren canlılar olduğu düşünülmektedir.

Günümüz süngerleri ve resiflerinin ataları olan bu canlılar (süngerler, hayvanlar alemindendir). F. dorothea canlısında, ilk defa spermleri ve yumurtaları barındıran organların geliştiği düşünülmektedir. Çünkü bu hayvandan önceki hayvanlarda böyle özelleşmiş yapılar bulunmuyordu.

Ancak University of California'dan bazı bilim adamları, bu canlıların eşeyli olarak ürediklerinin kesin olduğunu, ancak özelleşmiş üreme organları bulunduğu konusunda şüpheleri olduğunu söylemektedirler.

Materpiscis sp.: Bir tür balık olan bu hayvanın ilk defa cinsel organlar geliştirdiği düşünülmektedir. Bu hayvan, ilk defa eşeyli üremeyi yaklaşık 410 ila 400 milyon yıl önce evrimleştirdiği düşünülmektedir.

Çene gelişimini beslenmeye değil, çiftleşmeye bağlayan Los Angeles Doğa Tarihi Müzesi bilim adamları, pek çok köpek balığında çenenin ve dişlerin, dişiyi sabit tutmaya yaradığını belirtmektedirler. Bilim adamları, kalça kemiklerinin özelleşmesi sonucu cinsel organların geliştiğini düşünmektedir.

Ayrıca, böyle özel organların gelişmesinin sebebi şudur: Deniz, son derece kaotiktir ve pek çok balık batmamak üzere sürekli yüzmek zorundadır. Bu da, spermler ile yumurtaların buluşma şansını düşürmektedir. Bu sebeple ilk defa bu balıklar, kanca benzeri yapılar geliştirerek, dişilerin yumurta keselerine tutunmaya çalışmışlardır. Milyonlarca yıllık evrim sonucu, dişilerin de yumurtalarına giden çukurluk genişleyerek dişi cinsel organının oluşturmuştur. Yani cinsel organların evrimleşme sebebi, sperm ile yumurtanın daha kısıtlı bir ortamda, daha yüksek verimle birleşebilmesidir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak 1
  2. Kaynak 2
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
375
Ata A.
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Örneğin bir insanın doğması 9 ay ve bu 9 ay hem anne hem de yakınları için kolay bir süreç değil.Bu uzun ve yorucu süreç doğal seçilimde dezavantaj
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Eşeylli üreme evrimleşebilmiştir çünkü belli başlı birçok avantajı vardır:

  1. İki farklı canlının genlerinin karışımından ötürü yüksek bir çeşitlilik potansiyeline sahiptir. Bu sayede her yavru, ebeveynlerinden birçok açıdan farklı olabilmektedir; ancak aynı zamanda ikisinden de bir parça taşımaktadır. Böylece hem güçlü özelliklerin aktarımı yapılırken, aynı zamanda bu özelliklerin üzerine ek birleşimlerin eklenmesi mümkün olmaktadır. Çünkü kimi zaman bir gen, tek bir alel olarak bir bireyde bulunurken deaktif olabilir; ancak eğer bu iki alel, bir yavruda birleşirse, aktive olarak yepyeni bir ürünün ortaya çıkmasını sağlayabilir.
  2. Eşeyli üremede rastlantısal bileşimlerin oranı daha yüksektir. Crossing-over denen olay sayesinde, iki taraftan (iki ebeveynden) gelen genlerin bir kısmı tamamen rastlantısal olarak karışır. Bu karışım, yepyeni özelliklere sahip bireylerin oluşabilmesi demektir. 
  3. Çeşitliliği arttırıcı özelliğinden ötürü farklı koşullara farklı şekillerde dayanıklı olabilen bireyler oluşabilmektedir. Bu sayede Evrimsel süreçte belirli genlere avantajlar sağlayabilir.
  4. Mitoz ile çoğalan popülasyonlar aşırı hızlı büyüyebilir, dolayısıyla kaynaklar çok hızlı tüketilebilir. Ancak mayoz ile üreyen bireylerde, üreme hızı çok daha sınırlandırılmıştır. Kısaca mitozla üreme hırçın bir şekilde ilerleyen bir toplum yaratırken, mayoz ile üreyen türler daha yavaş ama emin adımlarla ilerlerler ve çoğalırlar.
  5. Mayoz ile üreme (ya da genel olarak eşeyli üreme) daha yavaş bir süreçtir. Dolayısıyla sürecin hızından kaynaklanabilecek hataların önüne geçilmiş olur. Süreç sırasında meydana gelen gerek genetik, gerek süreçsel hatalar düzeltilebilir. Açıkçası Eşeyli Üreme sırasında ciddi bir hata ayıklama mekanizması da evrimleşebilmiştir.
  6. Mayozla üreme, daha uzun vadeli enerji planlaması yapılması gerekmektedir. Bu da canlılar üzerinde ilk bakışta olumsuz görünen, ancak aslında son derece faydalı olan bir seçilim baskısı yaratır. Canlılar, üremeye giden yolda ortama çok daha adaptif özellikler geliştirmek zorunda kalırlar. Mitozla üreyen canlılar genellikle çok kısa sürede üreme zamanına erişebildikleri için, fazla bir özellik geliştirmeleri gerekmez.

Mayoz ya da genel olarak eşeyli üreme ile ilgili olarak daha birçok olumlu yön saymak mümkündür; ancak bu kadarı yeterli olacaktır. Elbette ki eşeyli üremenin getirdiği bazı zorluklar da vardır:

  1. Mayoz ile üreme hızı mitoza göre daha düşük olmasının yukarıda sayılan bazı avantajları olsa da, kısa bir sürede üremek varken çok daha fazla enerji harcayarak üreme hücreleri üretilmektedir. Bu enerji sarfiyatı, yukarıda bahsedilen olumlu yanlarla aşılır.
  2. Eğer tür yeterince şanslıysa, mitoz ile çok kısa sürede başarılı bir genetik yapıya (genotipe), dolayısıyla fiziksel yapıya (fenotipe) sahip olunabilir. Ancak tabii yukarıda sayılan sebeplerle bu yapının yok olması da aynı derecede kolaydır. Mayozda ise elenen birçok fenotip olur, çünkü ciddi miktarda çeşitlilik üretilebilmiş olur. Ancak doğa, hisleri olan ve insani hisleri okşayacak bir yapı olmadığı için, vahşeti de gayet doğal bir şekilde bünyesinde barındırmaktadır. Bu yoğun çeşitlilik, ancak nadir uyumluluk hali (fitness), ciddi bir varolma mücadelesi yaratmaktadır. İşte Evrim'i tetikleyen en önemli unsurlardan biri budur (ki buna Doğal Seçilim diyoruz). Bu süreç sayesinde, bu zorluk da göz ardı edilebilecek bir bedel olmaktadır. Çünkü Evrim geçiriyor olmak, bir tür için iyi bir durumdur.
  3. Eşeyli üremenin bir diğer sıkıntısı, "eş bulma derdi"dir. Çünkü eşeysiz üremede birey kendiliğinden çoğalabilmekteyken, eşeyli üremede bir de karşıt cinsiyetten bir birey bulmak ve hatta çoğu durumda onu kendisiyle üremeye ikna etmek durumundadır. Bu da ciddi bir enerji sarfiyatı demektir. Ne var ki bu da Evrim'i tetikleyen mekanizmalardan biri olarak karşımıza çıkar (ki buna Cinsel Seçilim diyoruz). Cinsel Seçilim, Evrim'in en önemli unsurlarından biridir.
  4. Eşeyli olarak üreyebilmek için, eşey organlarının üretilmesi de ek bir yük getirmektedir. Ancak bir "organ"a sahip olan bir çok hücreliden bahsedebilmemiz için, mayoz bölünmenin sağladığı çeşitlilik ve dolayısıyla Evrim gerekmektedir. Bu sebeple üretilen ve ömür boyunca taşınan bu organ, ödenebilir bir bedeldir.

Görülebileceği gibi, eşeyli üremenin evrimleşebilmesi için birçok bedel ödenmiştir; ancak karşılığında alınanlar, tür için doğrudan ya da dolaylı olarak sayısız avantaj sağlamaktadır. Bu sebeple de doğa tarafından elenmemiş ve türler içerisinde tutulmuştur.

Daha detaylı bilgiye makaleden ulaşabilirsiniz.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
480
Furkan Kaya
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Çok parlak ışık saçan cisimlere bakmakta neden zorlanırız?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

güneşe bakabiliriz ama çıplak gözle bakamayız çünkü güneş üç faklı tür ışın yayar bunlar kızılötesi, morötesi ve UV dir. bunlar arasında vücudumuz için en zaralısı (bu diğerlerinin de zaralı olmadığı anlamına gelmez) morötesi ışınlardır. güneşe çıplak gözle baktığımızda morötesi ışınlar gözümüzde bir nevi göz yanığı oluşturmaya başlar. gözümüzün dışını kaplayan saydam tabaka şiser ve çatlar göz yanması, sulanması gibi belirtileri vardır ama bunlar az maruz kaldığında oluşur fazla miktarda morötesi ışına maruz kalınması körlüğe dahi yol açabilir .

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
250
Serhat Altuncan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

kromozom sayısı canlının gelişmişlik düzeyini belirtmez canlının gelişmişlik düzeyini belirten kromozom sayısı değil kromozomlar üzerindeki genlerin yapı ve düzenleriyle alakaladır. örneğin eğrelti otunun 500, deniz yıldızın 100, at kuyruğun ise 216 kromozom sayısı vardır insanalrın ise sadece 46 tane eğer gelişmişlik ile alkalı olsaydı aulacantha(1600) en gelişmiş canlı olurdu.

kromozom sayıları herhangi bir şeye göre belirlenmiyor hücrenin bölünmesi sırasında metafaz evresinde karyotip analizi ile sayılıyor ve hücrenin kromozom sayısı bulunuyor..

canlı türü ile kromozom sayısı arasında doğrudan bir ilişki yoktur aynı türün kromozom sayıları aynı olur (istisnalar yani sağlılklı olmayanalrı saymıyoruz.) fakat aynı kromozom sayısına sahip olup farkı türler de olabilirler.

aslında akrabalıkla ilgisi tam olarak kanıtlanmasada az da olsa var olduğu düşünülünüyor. en bilindik örneği ise maymun ve insanlar maymunların kromozom sayılarının yakın olması ondan öte gen dizilimlerinin benzer olması maymunların 48 insanların ise 46 kromozomu vardır (eğer tanrı varsa bize güzel fake atıyor konuyla alakasızdır.)

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
110
Bee United
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
merhaba videoyu ilgi ile izledim. çok beğendiğimi ifade etmek isterim. Buradaki ırklar ve karabalıklar listesine nasıl ulaşabilirim?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Videonun açıklama bölümünde verdikleri Nature da yayınlanan makaleden indirebilirsiniz.

https://www.nature.com/articles/srep29890

Nature dergisinde yayınlanan makaleyi PDF olarak indirin. Liste PDF dosyasının içinde.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Yıldırım Çatal
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
taksonomi, sınıflandırma
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Evrim Ağacında tüm canlıların sınıflandırıldığı bir veri tabanı zaten bulunmaktadır.

Evrim Ağacı sitesindeki "Gözlem" bölümünde tüm canlıların sınıflandırıldığı veri tabanına ulaşabilirsiniz.

https://evrimagaci.org/yasam-agaci

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
250
Serhat Altuncan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
ince ve dayanıksız boyun neden elenmedi?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Tek seçilim baskısı boyundan ölüm olmadığı için mesela 2 kuş olsun 1 tanesinin boynu kalın 1 tanesinin ince olsun. Kedi geldi kalın boyunlu olanı tek seferde ısırıp yedi. İnce boyunlu olan yaşadı.

Uzun boyunlu zürafa gibi canlıların zaten boyunları kalındır. Ama küçük kuşların öyle bir seçilim baskısı yok.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Emre Çukur
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Hayır, böyle bir şey yok. Bu sorunun bir benzerini biyoloji öğretmenime sormuştum. Verdiği cevap olumsuzdu.

Zeka gelişimini belirleyen birçok aktör vardır. Zeka sadece x kromozomundan gelmez. Ancak anne ve baba genleri zeka da etkilidir. Anne ve baba dan ayrı olarak alınan vitamin ve düzenli beslenme de zeka gelişiminde etkilidir. Örneğin Omega 3 almak zekayı grliştiren unsurlardandır. Anne baba konusunda da annenin de babanın da genleri etkilidir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
4,631
Atahan Sır
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Ders çalışırken bir kaynakta bu bilgiye rastladım ama nedenini tam anlayamadım. No 23rd amino asit başlıklı linkteki yazı.
Puan Ver
1
Puan Ver
375
Ata A.
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bunun bilimsel etik kurallarına aykırı olduğunu farkındayım fakat bunu bir düşünce deneyi olarak varsayalım.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Homo Neanderthalensis gibi canlıları günmüze getiremeyiz. Çünkü öyle bir teknolojimiz yok ve uzun sürede olmayacak. Homo Neandertal gini canlılar milyonlarca yıl önce yaşadılar ve geriye sadece fosilleri kaldı. Onları canlandırmak için bir homo Neandertal Bireyinin tüm Dna ve Gen dizilimini elimizde bulundurabilmek ve bu dizilimleri klonlamamız lazım. Bu da şuanlık mümkün değil.

Eğer canlandırabilirsek Homo Neandertal günümüze uyum sağlayamayacaktır. Kendi aralarında ürediklerinde yeni Homo Neandertal yavruları bir araya gelecek ve bu sayede sayıları çoğalacaktır. Milyonlarca yıl süren evrimleri tekrar yeni türlere evrimleşmesini sağlayacaktır. Ancak evrimleştikleri türler tam anlamıyla bizim gibi olamayabilir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
28k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
ETS deki 5 istasyon un kullanımı, en ideal hale gelirse, besinlerin enerjiye dönüşmesinde meydana gelen proton kaçakları en aza inerse yaşam uzar mi?
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Uğur Yurdakul
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Hayır değildi. Afrika insanlarının fizyolojik değişimi çevresel şartlara bağlıydı. Yaşadıkları bölgeye uyum sağladılar, adapte oldular.

Aşağıdaki yazıyı Wikipedia'dan aldım. Yıldızladığım yerde siyah derinin kabaca işlevini anlatıyor.

''Siyahi ırkın en belirgin ortak özelliği, derinin, iris ve tüylerin bol miktarda melanin boya maddesi (pigmenti) içermesi nedeniyle koyu renkli oluşudur. Renk sarı-kahverengi ya da kırmızıdan, abanoz siyahına dek değişir. *Bu koyu renkler Güneş ışınlarını soğutarak deri altındaki dokuları korurlar. Öte yandan vücuttaki çok sayıdaki ter bezleri ısının dağılmasını sağlar.* Deride çok az kıl bulunur. Saçlar genellikle kıvırcık, bazen de biber tanesi biçiminde örgülüdür. Ağız bölümleri oldukça etli, dişleri ise çok kuvvetlidir; çene kemikleri çok sağlam olup, uzun ve dışarı çıkıktır. Dudakları kalın ve sarkık; kulaklar küçüktür. Burnun aşırı geniş oluşu da sıcak ve özellikle nemli-nemli sıcak ortama uyma özelliğine bağlanır.''

İkinci kaynak Evrim Ağacı'nın bu konuda yazdığı güzel bir yazı var. İkinci kaynakta belirttim.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
22k
Mustafa Ozan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Üremek canlıların ortak özelliği diye biliyoruz. Ancak kısır insanlarda canlı olduğuna göre. Üremek nasıl ortak özellik oluyor?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Burçu Nova , ünsüz düşünür

her canlı yaşamsal faaliyetlerin yanı sıra (beslenme vb.) soyunu devam ettirmek için savaş verir.Bu evrimsel süreçte de böyle olmuştur. Soyunu devam ettirebilmiş, dayanıklı canlılar hala yaşamaktadır. Günümüzde asıl amaç üreyip soyunu devam ettirmek olmasa da-çünkü türümüzden yeterince var- insan içgüdüsel olarak üreme amacıyla yaşar. Aileler çocukları iyi bir üniversiteye gitsin isterler, iyi bir işi olsun diye; iyi bir iş yaşam kalitesini arttırır ve böylece gelecek nesile daha kaliteli bir yaşam sunulabilir. Kısırlık ise bir hastalık durumudur. Kısacası her canlının evrimsel amacı türünü devam ettirmektir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Sude Özcan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Genetik Mühendisliğiyle elde edilen besinlerin genetiğiyle oynanmaktadır. Genetiğiyle oynanan besinlere GDO yani "Genetiği Değişmiş Organizma" denmektedir.

Dünyada artık pek çok GDO’lu ürün bulunmaktadır. Bunların başlıcaları; mısır, patates, domates, pirinç, soya, buğday, kabak, bal kabağı, ayçiçeği, yer fıstığı, bazı balık türleri, kolza, kasava ve papayadır. Bunların dışında, muz, ahududu, çilek, kiraz, ananas, biber, kavun, karpuz ve kanola gibi ürünler üzerinde çalışmalar devam etmektedir.

GDO'lu besinlerin yararları bulunmaktadır. Örneğin:

Alerjik reaksiyonlara sebep oldukları belirlenen yer fıstığı, fındık, soya, buğday, inek sütü, yumurta, balık ve kabuklu deniz canlıları gibi bazı besinlerin içindeki alerjik proteinler çıkartılarak veya yapısı değiştirilerek bu besinlerin neden olduğu reaksiyonların azaltılması hedeflenmiştir. Bu GDO'lu besinlerin yararlarından bir tanesidir.

Ancak GDO'lu besinlerin yararlarının yanı sırada zararları da vardır. Örneğin:

GDO’lar hakkında tartışılan diğer bir konu da, gen aktarımının başarılı olduğu organizmaları seçmek için işaretleyici gen olarak kullanılan dirençli genlerin aktarılmak istenen asıl genle birlikte kullanılmasıdır. Sözgelimi antibiyotiğe dirençli genlerden bu amaçla yararlanılmaktadır. Ancak bu genlerin patojen mikroorganizmalara geçmesi durumunda ortaya çıkacak enfeksiyonların kontrol altına alınmasının zor olacağı hatta transgenik bitki üretiminde kullanılan bu genlerin doğaya yayılması halinde büyük bir tehlike oluşturacağı düşünülmektedir.

Daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız kaynak bölümündeki makaleyi okuyabilirsiniz.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Baris Ozaydin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bir yerimiz kesildiği zaman, beynimize sinyal gidiyor ve beyin de gerekli yerlere sinyaller yollayıp onarımın başlatılmasını mı sağlıyor? eğer öyle ise beynimize dışarıdan bir şekilde fake sinyaller yollayıp kesilen kolumuzun da tekrar çıkarılması sağlanamaz mı? çok mu yanlış biliyorum :)
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Çok yanlış biliyorsunuz. Yaraların iyileşmesi beyin ile alakalı değildir. Tamamen hücre bölünmesi ile alakalıdır. Hücreler bölünür ve yaranız iyileşir.

Bir parmağınızın üzerindeki küçük bir kesiğin iyileşip bir kolunuz kopduğunda kolunun geri gelmemesinin nedenlerinden biri zarar gören hücre sayısıdır. Bir kol koptuğunda çok fazla hücre zarar görürdüğü için kol yeniden çıkmaz. Ancak bir parmağınız da kesik oluşunca çok fazla hücre zarar görmez ve bu kesik onarılır.

Dolayısıyla bunun beyin sinyalleriyle ilgisi yok. Her işi hücre bölünerek yapıyor.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster

Toplam 407 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“İnsanları kendisinin de insan olduğuna ikna edebilen bir bilgisayar 'zeki' olarak görülmelidir.”
Alan Turing
Geri Bildirim Gönder