Genel Biyoloji & Genetik

Puan Ver
0
Puan Ver
5
Anł Özlr
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Mahir Açan , Fen lisesi öğrencisi

zamanla karmaşık organizmaların DNA’larındaki birçok değişim, seçilimden ziyade sürüklenmeden kaynaklanır genom karşılaştırması yaparken benzer ya da korunmuş dizilimlere bakılır Doğal seçilim hayati işlevlerdeki dizilimleri korur, fakat genomun geri kalanı ise genetik sürüklenmeden kaynaklı olarak değişir yani tür değişmediği için ayrıca mutasyonların büyük kısmı dna nın sessiz kısmında olduğu için artmaz. Seçilim ayrıca populasyon un büyüklüğü ile de ilişkilidir. Birey bazında değerlendirme yanlış olur Sadece bir bireydeki mutasyon onun hayatı sona erince biter. Ama populasyon da tamamlanan mutasyon seçilimi etkiker

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. Biyoloji kitapları Kaynak adını hatırlamıyorum önceden öğrenmiştim öğretmenim anlatmıştı
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
720
Berkay Özkurt
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Yer yön bulurken, yeni taşındığımız evden dışarıya çıkıp gezerken evimizi nasıl unutmuyoruz ? Beyinin neresi görevli? İnternette sağlıklı bilgiye ulaşamadım. Teşekkür ederim.
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Ferhat Demir
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Lyonizasyon sonrası gen resesif de kalıtılsa hastalık oluşabiliyor.Bu bağlamda düşündüğümüz zaman genin resesif veya dominant olmasının pek bir anlamı kalmıyor. Çünkü hastalık kendini her türlü gösterebiliyor.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

    X kromozomu inaktivasyonunda X kromozomlarından seçilmiş bir tanesi inaktive olmaz. Her hücre içindeki X kromozomlarından rastgele bir X kromozomu inaktive olur. Oran çoğu zaman 50:50'dir yani hem hastalık genini taşıyan hem de taşımayan kromozom bireyin hastalık durumunu etkiler. (Bazı durumlarda ise oran yarı yarıya değildir. Örneğin tek yumurta ikizlerinde bir hastalık ikizlerin birinin ölümüne sebep olmuşken diğer ikiz hiçbir belirti göstermeden yaşamaya devam etmiştir.)

    Genlerin kişiyi hasta etme mekanizması proteinler üzerinden işler. Genler hasarlıysa genlerin kodladığı protein hasarlıdır ve işlevini yerine getiremez. Kodlanan proteinin bozukluk oranına bağlı olarak (bozuk olsa da proteinler bir miktar işlev görebilir) aktif kromozom üzerindeki genin ve inaktif kromozom üzerindeki genin (inaktive olan X kromozomu üzerindeki genler bile aktiftir) ürettiği proteinlerin hücreye, hücrelerin de toplu olarak vücuda etkisi hastalığın klinik seyrini belirler. Farklı hastalıklara sebep olan mutasyonlar ve proteinler birbirinden farklı olduğundan tüm bu süreç de hastalıktan hastalığa fark gösterir. 

    Bu sorunun asıl cevabı ise baskın ve çekinik kavramlarının neye bakılarak hastalıklarla ilişkilendirildiğinde saklıdır. Bu kavramlar hastalığın fenotipte görülüp görülmemesine bağlı olarak araştırmalar sonucunda belli hastalıklarla ve bu hastalıklara sebep olan genlerle ilişkilendirilir. Yani genlerin üstüne kazınmış bir şekilde "dominant" veya "resesif" yazmaz, o genlerin bir bireyde bulunması sonucu, işleyen çok farklı mekanizmalarla, hastalığın diğer hangi bireylerde görüldüğüne(soy ağacı) bakılarak hastalığın dominant veya resesif geçişli olduğuna karar verilir.

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. Pubmed İkiz örneği
  2. Evrim Ağacı
  3. NCBI
  4. Human Pedigree Analysis Soy ağacı
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
85
Emirhan Garip
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Bir yerde görmüştüm sanırım önceki nesillerin deneyimini bir sonraki nesile aktardığını ama; “Sinekler bunu çözemeyecek kadar zeki değiller mi ?”,”Yavrularına bakmadıkları için mi öğrenemiyorlar” sadece ilgi mi çekti bence üstüne düşünülebilir
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Bunun nedeni camın varlığın anlayamamlarıdır ve görememeleridir.

Bunu bir örnekle anlatayım:

Çok eski zamanlarda yaşayan bir mağara adamı olduğunuzu düşünün ve camın ne olduğundan haberiniz olmasın.

Bu mağara adamına gidip camı gösterirsek varlığını kavrayamacaktır görünmez bi cisim gibi gelecektir ona 

Ya da farklı bir şey deneyelim :

Camdan bir duvar yapalım ve mağara adamından camı geçmesini isteyelim 

Mağara adamı camın ne olduğunu kavrayamadığı için cama çarpacaktır ve bunun görünmez bir güç alanı olduğunu sanacaktır.

Sineklerde örnekteki mağara adamı gibi camı anlamazlar ve göremezler ve bu yüzden öğrenememktedir.Bunun sebebi de sineklerin gözlerinden çok duyularıyla hareket etmesidir

Kısaca sinekler camı transparent(saydam) görürler.

Teşekkür Et
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Buğra Genç
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Saç rengi,Göz rengi gibi şeyleri değiştirmek için sadece
Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver

Biyokinezinin bilimsel olarak kantılanmış herhangi bir tarafı yoktur.

İnternette araştırdığınızda Biyoinezi temelde dna ya hükmederek göz rengi değiştirme , saç rengi değiştirme gibi şeylerin yapıldığını görürsünüz ve bunları yapabilmek için uzun yıllar gerektiğini söylerler.

Ama bu tür haberlerin gerçek olduğunu düşünmüyorum çünkü bilimsel olarak kanıtlanmamıştır.

Hevesinizi kırmak gibi olmasın ama internetteki (özellikle türkçe) kaynaklardaki bilgilerin sahte olduğunu düşünüyorum.

KISACA biyokinezi telekinezi gibi gerçekliği kanıtlanmamış bir kavramdır.

Youtubedeki biyokinezi ile alakalı videolar da büyük bir kandırmacadır.İnsan dnasına hükmedemez.Biyokinezi yapmak plasebo etkisinden öteye geçmez.Ama biyokinezi denilen şey birgün nanoteknoloji sayesinde gerçek olabilir.

Gelecekte nanobotlar üretilebilir ve bu nanotbotlar dnamızı istediğimiz gibi değştirerek biyokinezideki göz rengi değiştirme gibi olayları teknoloji sayesinde yapabiliriz.

Teşekkür Et
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
980
Batuhan Vural
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Canlının dnasındaki örüntüyü okuyup bir simülasyonla o canlının genlerindeki değişikliğin sonuçlarını öngöremez miyiz , dna örüntüsünde evrimin yeri nedir
Puan Ver
1
Puan Ver
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Öncelikle cok güzel bir soru olduğunu bildirmek istiyorum. Deniz kabukluları yaşam kalitelerinin daha uzun olması öncelikle güneşin uv ışınları daha az almasından, daha sonra beslenmeden kaynaklanmaktadır. Plaktonlarla beslenen bu canlıların  vücudunda biriken zehir oranı düşük seviyede olduğu için yaşam kaliteleri hetetrof ve ototroflara göre daha yüksektir. En fazla yaşayan deniz kabuklusunun 500 yaşında olduğu bilinmektedir. Bu bilgiyle beraber okyonus dibinde yaşayan canlıların yaşam ömürleri daha uzundur bunun ilk nedeni ise uv ışınlarının etkisidir. Kaynak... http://www.hasangulesci.com/?page=Tr/hakkinda/deniz-kabuklari-bir-tabiat-harikasi/22
Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. Deniz kabukluları Deniz kabuğu hakkında merak edilen özellikler
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
55
Eren Avşar
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Evet var. Atların yelelerinin insanların sacı gibi kesilmediği sürece uzadığını biliyorum. Ama en cok uzayan kıl insan sacıdır. Daha sonra İse bu sıralamada atların yelleri gelir. Erkek aslanların yelelerinin de vucündaki kıllara oranla daha uzun olduğunu ve bunun doğuştan değil büyürken uzadığını bilmekteyiz. Erkek aslanların yelelerinin kesilmediği sürece vucüdün daki kıllara oranla daha uzundur. Bu örnekler gibi başka hayvanlar bulmakta mümkündür. 

Teşekkür Et
Devamını Göster
Puan Ver
-1
Puan Ver
5
Ferhat Narin
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Kanada Brock Üniversitesi'nin ''düşük zeka seviyesine sahip insanlar ırkçı ve ön yargılarla beslenen ideolojileri daha kolay benimsemektedir.'' diye bir araştırması bulunmaktadır. Makale Psychological Science dergisinde yayınlanmıştır.
Puan Ver
2
Puan Ver
720
Berkay Özkurt
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Dışarıda ki kaynaklarda yeterince güvenilir ve dolgun bilgi olmadığından siz Evrim Ağacı okurlarına soruyorum. Teşekkürler.
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Hayır, kalın bağırsak sindirim organıdır.

Bu çok sık düşülen bir hata, çünkü "boşaltım" sözcüğü birazcık kafa karıştırıcı: "E popomuzdan da boşaltıyoruz işte!" diye düşündürüyor insanı ister istemez. Ancak boşaltım sistemindeki "boşaltım" sözcüğü aslında "dolaşım sistemindeki (özellikle de kandaki) istenmeyen maddeleri boşaltım" anlamında kullanılıyor.

Kalın bağırsak bir sindirim sistemi organı, çünkü asıl işlevi sindirim yapmak. Daha doğrusu, sindirim sürecinin en son ve en önemli basamaklarından biri emilimi sağlamak. Kalın bağırsakta neler olduğuna bir bakalım:

  • Sindirim kanalı bakterileri tarafından üretilen temel vitaminlerin emilimi burada oluyor.
  • Besinlerin içindeki suyun geri emilimi burada oluyor.
  • Sindirilemeyen bazı besin artıklarının fermentasyonu burada yapılıyor.
  • Sindirim sonucu artan asidite, kalın bağırsaktan salgılanan bikarbonat sayesinde düşürülüyor. 

Tüm bu işlemlerden geriye kalan posa (ya da "dışkı") nihayetinde dışarı atılıyor, doğru. Fakat bu, kan ile ilişkili bir temizleme olmadığı için boşaltım sayılmıyor; sindirimin bir parçası olarak görülüyor.

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. Khan Academy
Devamını Göster
Puan Ver
4
Puan Ver
2,092
Recep Enes Şahin
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Beyni geliştirmek için birçok şey yapabilirsin bunun için kitap okuyabilirsin. Kitap okurken kelime hafızan gelişir ayrıca nöronlar arası bir bağ oluşur. Satranç , sudoku,  mangala tarzı oyunlar da olay beynin olay çözmesinde etkilidir.Ayrıca yardımcı kaynak ekliyorum

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. Beyinizi geliştirmek Bu video da daha detaylı bakabilirsiniz
Devamını Göster
Puan Ver
-1
Puan Ver
70
Ege Çakar
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Acaba ölürkende mi halüsinasyon görüyoruz çok merak ediyorum.
Puan Ver
2
Puan Ver
60
Burak Burak
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Başka bir galaksi veya gezegendeki muhtemel canlılar H2O dışındaki başka bir kaynak ile varlığını sürdüyor olamaz mı?
Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver

Çünkü artık dünyadaki kaynakların sınırsız olmadığını ve eğer diğer gezegenlerde kolonileşmezsek dünyadaki yaşamın sona ereceğini biliyoruz.Nüfus artışı ve kayankların azlığı kolonileşme ihriyacımızı artıtıyor.Dünyadaki nüfus çok fazla olduğu için dünyadaki kaynaklar yetmemeye başladı.Bizde çözüm olarak başımızı yukarı çevirerek yaşanılabilir gezegenleri aramaya koyulduk.

Açıklamadaki sorunuzun cevabı ise evet ,başka gezegenlerde karbondioksitle nefes alıp oksijen veriyor olabilirler ve su yerine daha farklı maddeler kullanıyor olabilirler.Tabi durum böyle olduğunda oradaki canlılar ortama göre evrimleşirler .Yani bize göre oksijen yerine karbondioksit su yerine başka maddeler kullanabilmelk için de evrimleşirler.Eğer bizim dünyamız da bu ortam gibi olsaydı biz de öyle evrimleşirdik.

Teşekkür Et
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
95
Berk Şenol
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
8
Puan Ver

Bir insanın ilerde kel olup olmaması saçının uzunluğundan ya da kısalığından değildir.Kellikte genetik çok büyük bir etkendir.Eğer babanız kelse sizin de kel olma olasılığınız çok yüksektir.

Özetle saçınızın ne kadar uzun olduğunun hiçbir önemi yoktur,Kellik çoğunlukla genetiktir yani ister  yakın veya ister uzak akraba olsun sizinle aynı geni taşıyan biri kelse sizin de kel olmanız olasıdır.

Yani Gençken saçı uzun olan ilerde kel olur sözü kesinlikle yanlıştır.Saç her zaman dökülür ama bu her insanda olan birşeydir.Böyle bir söz söylenmesinin nedeni ise uzun saçta dökülmenin kısa saça göre daha kolay fark edilmesidir.

Teşekkür Et
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
335
Kenan Yüksel
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Bildiğim kadarıyla biyolojik ritmi hipotalamusun suprakiazmatik çekirdeği melatonine bağlı olarak ışık varlığında yapar.peki kör canlılar ya da karanlıkta yasayanlar biyolojik ritimlerini nasıl ayarlıyorlar? teşekkür ederim
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Veysel Çelik , YKS mağduru bilimsever

Biyolojik ritimin temeli tamamen göze bağlı değildir.başka organlar aracılığı ile de biyolojik ritim ayarlanabilir.

 örnek olarak gözün sıcaklığı algılama gibi bir özelliği olmamasına rağmen günün belirli saatlerinde vücut sıcaklığının değişmesi biyolojik ritmin sadece göz ile ilgili olmadığını gösterir. biyolojik ritim günlük döngü şeklinde devam eder ( eğer başka etken yoksa).

Ayıların kış mevsiminin geldiğini anlayıp (belki göz belki deri sayesinde) biyolojik ritimlerinin vurguladığı emre uyarak uykuya dalmaları gibi. kendi uyku düzenimiz gibi eğer mevsimsel döngülerde bir sıkıntı yaşandıysa ayının biyolojik ritmi ona uyacaktır.

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      

Teşekkür Et
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
2,092
Recep Enes Şahin
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Yani demek istediğim şu kadın xx erkek xy kadın hastalık genlerini taşıyabiliyor x genleriyle ama erketede x geni varken nasıl taşıyıcı olamıyor orda özel bir özellik mi var ?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Erkekler de X kromozomunda taşınan hastalıkların taşıyıcısı olabilirler, bu konuda bir engel yok. Tabii erkeklerde sadece 1 adet X kromozomu bulunduğu için, bir erkeğin X kromozomu üzerinde taşınan bir hastalık için hasta değil de taşıyıcı olarak nitelendirilebilmesi için, söz konusu hastalığın çekinik özellikte olması gerekiyor. 

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. Mayo Clinic
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Çok çirkin veya çok güzel bir insanla tanıştık belli süre sonra onun çirkinliği veya güzelliği ilk zaman ki gibi gelmiyor ortalama standart insan gibi gelmeye başlıyor .Uzun süreli duygusal birlikteliklerde de bu durum mevcut duygusal vr fiziksel bunun sebebi düşük gizli baskılama mıdır?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Merhaba, dusuk ket vurma sadece esyalar uzerinde olmuyor, kendimden ornek verirsem bir lokantaya veya topluluk alanina girdigimde hic farkinda bile olmadan insanlarin giydigi ayakkabi renginden tutunda kravatin modeline kadar hatirliyorum ancak bu istemsiz sekilde oluyor ben farkinda bile degilim.

Dusuk ket vurma anlik olarak cisimleri ve insanlarin ozelliklerini ve ayrintilarini hafizaya yazmadir. 

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı Düşük Ket Vurma
Devamını Göster
Puan Ver
4
Puan Ver
50
Emrah Öztürk
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
5
Puan Ver

Zeka gelişiminde çevre ve genetiğin etkili olduğu biliniyor. Zekaya yönelik aile içi, özellikle de ikiz ve evlatlık çalışmalarıyla genetiğin zekaya etkisinin P civarı olduğu da gösterilmiş ancak hangi kromozomun veya hangi genlerin zeka gelişimine etkisinin ne kadar olduğuna dair henüz kesin bir sonuç yok.

Sizin okuduğunuz gazete yazısının kaynağı olan blog yazısında gösterilmiş kaynakların geçersizliği ve iddianın kaynağının yüksek sayıda takipçisi olan bir Facebook hesabı olduğu bir Forbes yazısında gösterilmiş. İddianın ortaya atılma sebebi X kromozomu olmadığında hücrenin yaşayamayacağı olabilir ancak bu da böyle bir iddiayı doğrulamaz.

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. National Library of Medicine Temel bilgiler
  2. Forbes İddianın yalanlanması
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
2,785
Orhan Kahraman
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Tür çeşitliliği ile kıyıdan uzaklık arasında belirli bir orantı var mı?
Puan Ver
2
Puan Ver
17K
Eyüp Akman
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Kargaların 200-300 yıl yaşayabildiğine dair birçok iddia görüyorum. Bu ne kadar doğru? Bu kadar uzun yaşayabilen bir karga var mı?
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

"Birkaç yüz yıl yaşayabilen tek bir karga türü dahi yoktur. Hatta kargalar, insan ömrünün yarısı kadar bile uzun yaşayamazlar. Bilinen onlarca karga (Corvus cinsi hayvanlar) türünün ve kuzgunların (Corvus corax türü karga) ilk hemen hepsinin vahşi yaşamdaki ömürleri en fazla 15-20 senedir. Bazılarının ömrü sadece 4-8 yıldır. Ancak çok özel bakım altında, 30 yıla kadar yaşayabildikleri bilinmektedir. Kayıtlar altında bilinen en uzun karga ömrü ise 40 yıldır."

Yukarıdaki metin Evrim Ağacı'nın Gerçeklik Analizi Araştırmalarından alıntılanmıştır. Belirtilen evrim ağacı araştırmasına aşağıdaki kaynaktan ulaşabilirsiniz. 

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. Kargalar Gerçekten 200 Yıl mı Yaşar? Evrim Ağacı Gerçeklik Analizi Araştırmaları
  2. Kargalar Gerçekten 200 Yıl Yaşar mı? YouTube Videosu
Devamını Göster
Puan Ver
5
Puan Ver
Anonim
Anonim
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Üç renkli kediler için calico ırkı kedilerden bahsediliyor, bazı sitelerde böyle bir ırk olmadığı da yazıyor. Detaylı ve doğru bilgiye ulaşmama yardımcı olur musunuz?
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
7
Puan Ver
Burak Bardakçı , Tıp fakültesi öğrencisi

    Öncelikle şunu söylemek gerekir: kedilerin renklerini belirleyen genler X kromozomu üzerindedir. Dolayısı ile erkek kedilerde başka bir genetik durum söz konusu olmadığı sürece tek renk/desen gözlenir. Dişilerde iki adet X kromozomu bulunduğu için 2 renkliliğin doğal olduğu düşünülebilir ancak bu kadar basit değildir.   

    Gen inaktivasyonu dediğimiz bir durum söz konusu. Dişilerdeki bir X kromozomu inaktive edilir. Yani her hücrede yalnızca tek X kromozomu aktif olarak işlenir. Hangi hücrede hangi kromozomun inaktive olduğu döllenmeden, zigotun oluşumundan sonra (8-16 hücre döneminde olduğu düşünülüyor) belirlenir.

    İnaktive edilen X kromozomu ışık mikroskobunda dahi görülebilen Barr cisimciğini oluşturur.

 

    Burada mutasyonlu olarak işaretlenmiş hücreyi (pembe) ve diğer hücreleri (mor) farklı X kromozomları inaktive edilmiş hücreler olarak düşünürsek olayı görselleştirebiliriz diye düşünüyorum (X geni inaktivasyonunu gösteren güzel bir görsel bulamadım ama olay aynı buna mozaiklik diyoruz). 

    Yani elimizde henüz daha 8-16 hücre varken bunlardan bir kısmının anasal X kromozomu (1. X diyelim) bir kısmının babasal X kromozomu (2. X diyelim) aktif kalıyor, diğeri inaktive oluyor. bu hücreler bölündükçe bunlardan oluşan hücreler bu aktivasyon/inaktivasyon durumunu koruyorlar ve kedimizin renklerini ayırt edebilmeye başladığımız kadar büyüdüğünde 1. kromozomu aktif olan bölgeleri başka, 2. kromozomu aktif olan hücreleri başka renkte görüyoruz.    Tüm bunlara ek beyaz renk oluşumuna sebep olan defekt de eklenirse 3 renkli kedileri göremiz mümkün oluyor. eğer 2 veya daha fazla renkli kedi görüyorsak muhtemelen dişidir. ama farklı genetik mekanizmalar bunlara sebep olabilir. Örneğin klinifelter sendromunda olduğu gibi XXY şeklinde 3 eşey kromozomuna sahip bir kedide de bu mozaiklik durumu söz konusu olablir.

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. kedilerde renkler kedi renkleri ile ilgili daha çok bilgi buradan edinilebilir.
  2. 1. görsel
  3. 2. görsel
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
225
Cem Barut
Teşekkür Et
Sonra Cevapla
Takip Et
Oksijen insan ve diğer hayvanlari yavas, yavas genetik yapisini bozarak (deriyi ve organları yaşlandirarak) 70 veya 80 yıl sonra ölduren bir gaz mıdir?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Hayır. Sahte haberlere ve hiçbir dayanağı olmayan teorisyenlere itibar etmeyiniz. dar.vin/CemBarut bu habere bakarak oksijenin bizim için nasıl bir hazine olduğunu anlarsınız. Üstelik 70 80 yıl yaşayan hayvan sayısı çok az, ölümsüzlüğü istiyor olabiliriz ama entropiye karşı koyamayız. Yüzyıllarca yaşayan ağaçlar var, bunu aslında bizim acizliğimiz olarak da değerlendirebiliriz. Ayrıca doğadaki hiçbir madde bir canlıyı öldürmek ya da yaşatmak için oluşmamıştır.

Teşekkür Et

Kaynaklar

  1. Örnek Sahte Haber Bunun gibi sayısız haber var, bu tamamen bilimi yanlış yönde popülerleştirmeye çalışmaktır.
Devamını Göster

Toplam 479 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“İnsan ruhu, görünmez bir güç tarafından itilmektedir ve her zaman şunu soracaktır: Onun ötesinde ne var?”
Louis Pasteur
Geri Bildirim Gönder