Genel Biyoloji & Genetik

Puan Ver
0
Puan Ver
25
Mehmet Salmas
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Gunes gormeyen kapali ve gorece sicak bir alanda bol bol vakit geciren birisinin ten renginde bir degisim olurmu ?
Puan Ver
3
Puan Ver
385
Burak Sivari
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İnternette bir çok videoya denk geldim tavuk yumurtasına insan spermi enjekte ediyorlar. 40 gün beklettiklerinden sonra içinden garip organizmalar çıkıyor bunun gerçekliği nedir sizce
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
6
Puan Ver

Evet, tamamen uydurma. Bir bilimkurgu kitabı virali olarak hazırlanan ilk video (orada tavuk yumurtasından ziyade modüler vücut parçalarına sahip tuhaf bir film seti ekipmanı vardı) en başta düzgün bir şekilde çürütülmediği için YouTube üzerinde bazı "zekiler" bunu bir adım öteye götürerek CGI ve benzeri teknolojik araçları kullanarak bu videoları üretmeye başladılar. Sonra da patladı gitti.

Tavuk yumurtasına rastgele sperm enjekte ederek canlı elde edemezsiniz; iki canlının üreme hücreleri, kromozomları, vb. birbiriyle uyumlu bile değil. Dolayısıyla videolarda gösterilenlerin herhangi bir geçerliliği bulunmuyor.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Snopes Her şeyi başlatan "homunculus" videosu ve çürütmesi.
  2. Quora Epigenetik alanında doktorası olan Sarah Forsyth'in bu konudaki bir cevabı.
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Dila Türkmen , Bilimsever, okur, doğa-gözlemcisi

Meyvelerdeki kurtlar, aslında hayat döngülerinde metamorfoza uğrayan kanatlı böceklerin (Holometabola) larvalarıdırlar. 

Meyvelerde rastlanan bu kurtlar (larvalar) genellikle güveler (moths) (böcekler (Insects) sınıfı, kelebekler ve güveler (Lepidoptera) takımından) olmakla birlikte kınkanatlılar (Cleoptera) ya da sinekler (Diptera) gibi farklı böcek takımlarından da olabilirler. Bu takımların sınıflandırmasına ait bir şema [1] numaralı kaynakta görülebilir.

Dişi böceklerin yumurtalarını meyvelerin çeşitli safhalarında buralara bırakmaları sonucu bazı meyvelerde kurt dediğimiz bu larvalar karşımıza çıkabilmektedirler. Örneğin kiraz meyvesinde, dişi böcek meyve henüz gelişmekte iken yumurtalarını meyve içerisine, kabuk üzerinde açıtığı küçük bir delikten bırakır, bu sebeple dışarıdan bakıldığında yüzeyde meyveye kurt girişinin olduğu bir delik görülmeyebilir [2].

Elma kurdu olarak bildiğimiz canlının erişkin formu olan sinek (Diphtera takımından Rhagoletis pomonella - apple maggot) de meyve içerisine benzer şekilde yumurtalarını bırakır. Elma ağaçta iken kurt gelişimini sürdürür, gelişimini tamamlaması ise genellikle elmanın ağaçtan düştüğü döneme denk gelir ve böylece elmadan çıkarak toprağa geçer ve burada koza (pupa) halini alır. Daha sonra kozadan yeni sinek bireyi çıkar [3]

Güve larvası olan meyve kurtlarına bir örnek ise, şeftali ve kayısılarda görülebilen Anarsia lineatella Zeller (peach twig borer) 'dır [4]

İngilizce literatürde arama yapmak için "fruit worm" anahtar kelimesini kullanabilirsiniz.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Wikipedia İlgili böcek takımlarının sınıflandırmasını gösteren bir şema da içeren, anlamaya yardımcı bir kaynak.
  2. Colostate Kiraz kurdu görsellerine ve canlının yaşam döngüsü detaylarına ulaşılabilecek akademik bir kaynak.
  3. Entnemdept Elma kurdu görsellerine ve canlının yaşam döngüsü detaylarına ulaşılabilecek akademik bir kaynak.
  4. Bctfpg Şeftali/kayısı kurdu görsellerine ve canlının yaşam döngüsü detaylarına ulaşılabilecek akademik bir kaynak.
Devamını Göster
Puan Ver
-2
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Merzifon eşeğini diye özel bir tür olmadığını duydum. Buna rağmen ismi çok bilinir.
Puan Ver
0
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
canlılığın ilk dönemlerini düşünürsek, bazılarının neden dişi diğerlerinin de neden erkek formuna devam ettiklerini anlayamıyorum. ilk dönemler için erkek olmak avantajlı olsa gerek. dişiler de canlılığın devam etmesi için gerek. neden gerekli oldu ki, kendi kendimize üreyebilir hale neden gelmedik?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Merhaba mustafa, bu konuyu sana açıklamak isterim.

ana rahminde temelde hepimiz birer dişiye benzer olarak meydana geliriz. bunu takip eden süreçte klitoris penisi , yumurtalıklar testisi ve vajinanın bulunduğu bölgede scrotum oluşur.

şimdi bu kısmı anladıysak anlatmaya çalıştığım konuyu daha rahat anlayacaksın;

aslında bu doğanın biyolojik tehlikelere karşı kendini garantiye almaya çalışmasından kaynaklanıyor, şöyle düşün, bir tür bölünerek aslında kendisinin bi kopyasını oluşturur bi salgın veya tehlikede bi çoğu yok olur bu yüzden tek hücreliler veya mikto canlılar aşırı dedecede hızlı çoğalır ve onlara vuran herhangi bi salgında, tehlikede bi sıkıntı yaşamazlar çünkü evde bile bozulan bir gıda muazzam hızda gözle görülebilir bi şekilde çoğalma göstermekte.

ama bizim gibi atomik veya hücresel baza göre devasa yaratıklar bu denli bir hızlı bölünmeye olanak sağlayamıyoruz boyutlarımız çok büyük çünkü.

doğal olarak kendimize bir korunma yöntemi geliştirmeliyiz buda fix yani karıştırma yöntemidir bölünmek yerine farklı insanların dna yapılarını karmaları her insanın ufak bazdada olsa genetik manada birbirlerinden farklılık gostermesini sağlıyor. buda herhangi bi salgında aramızdan bazılarının kurtulmasına olanak sağlayacaktır çünkü genlerimiz tıpatıp aynı değildir.

yardımcı olabildiysem ne mutlu bana.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. evrimağacı türkçe kaynak bulmak zor. ingilizcesi olan arkadaşlar isterlerse çok sağlam kaynaklardan linkler verebilirim.
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
21
Hakan Öztür
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İlkokul beden eğitimi hocam:” gece vakti yemek yemeyin çünkü mideniz ve diğer sindirim sistemi organlarınız kepenk indirir” derdi hep. Bu argüman oldukça sahte gelse de, yine de meraklıyım ve bu merakı gidermeliyim. Teşekkürler
Puan Ver
1
Puan Ver
135
Ercan Mutlu
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Halk arasında yaygın bi inanış köpekten korkarsan saldırır. Bu gerçekten olabilir mi? İnsan korktuğunda koku mu salgılıyor?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Hakan Altıparmak , Üniversite Öğrencisi

Köpeklerin çok iyi birer vücut dili okuyucusu olduklarını bilmek gerekir. İnsanlar korku hissine kapıldıklarında ter bezleri normalden daha aktif çalışır ve bu nedenle vücut kokusu üretirler. Bu kokuyu rahatlıkla alabilen köpekler korktuğumuzu anlarlar yani mit doğrudur diyebiliriz.

Peki korkan birisine neden saldırırlar?

Bunun sebebi ise çoğunlukla korkan kişinin kendi vücut dili dahil olmak üzere köpeğin de vücut dilinden bihaber olmasından kaynaklıdır. Korkan kişi genellikle köpekle birebir göz kontağı kurar ki bu köpekler için bir meydan okuma olarak algılanır, bu da köpeğimizi savunma pozisyonuna sokar.

Eğer köpeklerden korkuyorsanız en iyi yöntem; sakinliğinizi korumaya çalışmak, birebir göz kontağından kaçınmak, bağırmamak ya da tekme atmaya çalışmamak, koşarak kaçmaya çalışmamak ve son olarak yavaşça olay yerinden uzaklaşmak. Tabii bir diğer yöntem ise; fobimizi yenip bu sevimli dostlarımızın aslında birer tüy yumağından ibaret olduğunu fark etmek.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
-1
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Aslında sorum tam olarak neden büyük değil. Görmeye alıştığımız çekirgeler mi evrimleşerek küçüldü yoksa bahse konu tür çekirge mi evrimleşerek büyüdü?
Puan Ver
0
Puan Ver
70
Aslıhan Akdemir
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Bazı hayvan türleri de tıpkı biz gibi diş çıkarırlar.Diğer soru ise şu şekilde açıklanabilir:

Geçmişte yaşayan atalarımız ateşi bulmadan önce besinleri çiğ olarak tüketiyordu bundan dolayı sert dişler,güçlü çene gibi yapılara ihtiyaç duymuşlardır.20'lik dişler tam da bu işe yarar fakat ateşin keşfi ile pişmiş besin tüketen insanlığın bu dişlere duyduğu ihtiyaç çok azalmıştır.Günümüzde insanların 5'inde 20'lik dişler çıkmamaktadır.Bu gidiş ile gelecek nesillerde yavaş yavaş ortadan kalkacağı savunulabilir.Uzun lafın kısası çok geçmişte olsa da şu an çok işlevli bir organ değildir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Science
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
30
Hms Beagle
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Her canlının hücrelerinde, hatalı veya yabancı genleri ayıklayan mekanizmalar vardır. Örneğin virüsler vücudumuza girdiğinde kendilerini kopyalamak için genlerini bize enjekte ederler ve bizim hücrelerimizin kopyalama mekanizmalarından faydalanarak kendi kopyalarını üretirler. Bunu engellemenin yollarından birisi virüsleri hücrelere bulaşamadan önlemektir ve savunma sistemimizin yaptığı da budur. Ancak bakterilerde buna ek olarak çok ilginç bir diğer savunma mekanizması bulunmaktadır: CRISPR-Cas9 sistemi.

Bakteriler çok hücreli olmadıkları ve organları/sistemleri olmadığı için virüslere karşı kendilerini önceden savunamazlar. Bunun yerine, virüs bakteriye bulaştıktan sonra kendilerini savunabilirler. Bunun için de, virüslerin kendilerine enjekte ettikleri genleri tespit edip, yapıştıkları yerlerden keserek koparırlar. Genlerinde ve hücre içi proteinlerinde buna özel mekanizmalar evrimleşmiştir.

İşte biz de, bu mekanizmanın kullandığı yöntemleri taklit ederek, virüs genlerini değil ama istediğimiz genleri kesip yapıştırmayı deniyoruz. Meşhur CRISPR yönteminin ardında yatan temel mekanizma bu. Bakterilerin virüslerin genlerini tanımak için kullandıkları işaretleyicileri genetik yöntemlerle değiştirip, herhangi bir canlının herhangi bir genini kesmekte kullanıyoruz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Ela Gül
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Ancak doğan çocuk sadece kız çocuğu oluyormuş. Bir kaç yere baktım cevabını bulamadım. Size güveniyorum sayın Evrim Ağacı bunun doğruluğu var mıdır? Yoksa uydurma bir haber midir?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Doğrudur. Şöyle ki kadının yumurta hücrelerine belli işlemler sonucu çekirdek kaynaşması yapılabilir. Laboratuvar ortamında oluştural bebek bir süre sonra anne rahmine koyulur. Aslında bu yönüyle tüp bebek yöntemine benzer. Sadece kız olması ise şöyledir. Kdınların üreme hücrelerinde xx kalıtımı bulunurken erkeklerde xy bulunur. Bir anneden bir babadan alınan kalıtımlar sonucunda cinsiyet belli olur. Anneden kesin x alacağından cinsiyeti belirleyen babadan gelen kalıtımdır. Anne kendinden bebek sahibi olduğunda mecburen ikiside x olacağından genetiği xx  olacaktır. Yani yavru birey kız çocuk doğacaktır. İyi günler...

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. saltuerk.wordpress.com Cinsiyet Genleri
  2. Milliyet gazetesi Yazımı Onaylayan Haber
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
80
Serj Tankianonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Sosyal medyada dolaşan bir bilgiye göre kulak kiri ve vücut kokusu arasında bir bağlantı var. Buna göre, Asyalılar kulak kirleri ve vücut kokularıyla diğer insanlardan ayrılıyorlar. Bu sav ne kadar doğru?
Puan Ver
-1
Puan Ver
720
Berkay Özkurt
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Deri kıyafet, göz, omuz, ayak, elmacık kemiği gibi şeylere neden ilgi duyuluyor bu diğer hayvanlarda da var mı ?
Puan Ver
0
Puan Ver
5
Anł Özlr
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Mahir Açan , Fen lisesi öğrencisi

zamanla karmaşık organizmaların DNA’larındaki birçok değişim, seçilimden ziyade sürüklenmeden kaynaklanır genom karşılaştırması yaparken benzer ya da korunmuş dizilimlere bakılır Doğal seçilim hayati işlevlerdeki dizilimleri korur, fakat genomun geri kalanı ise genetik sürüklenmeden kaynaklı olarak değişir yani tür değişmediği için ayrıca mutasyonların büyük kısmı dna nın sessiz kısmında olduğu için artmaz. Seçilim ayrıca populasyon un büyüklüğü ile de ilişkilidir. Birey bazında değerlendirme yanlış olur Sadece bir bireydeki mutasyon onun hayatı sona erince biter. Ama populasyon da tamamlanan mutasyon seçilimi etkiker

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Biyoloji kitapları Kaynak adını hatırlamıyorum önceden öğrenmiştim öğretmenim anlatmıştı
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
720
Berkay Özkurt
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Yer yön bulurken, yeni taşındığımız evden dışarıya çıkıp gezerken evimizi nasıl unutmuyoruz ? Beyinin neresi görevli? İnternette sağlıklı bilgiye ulaşamadım. Teşekkür ederim.
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Ferhat Demir
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Lyonizasyon sonrası gen resesif de kalıtılsa hastalık oluşabiliyor.Bu bağlamda düşündüğümüz zaman genin resesif veya dominant olmasının pek bir anlamı kalmıyor. Çünkü hastalık kendini her türlü gösterebiliyor.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

    X kromozomu inaktivasyonunda X kromozomlarından seçilmiş bir tanesi inaktive olmaz. Her hücre içindeki X kromozomlarından rastgele bir X kromozomu inaktive olur. Oran çoğu zaman 50:50'dir yani hem hastalık genini taşıyan hem de taşımayan kromozom bireyin hastalık durumunu etkiler. (Bazı durumlarda ise oran yarı yarıya değildir. Örneğin tek yumurta ikizlerinde bir hastalık ikizlerin birinin ölümüne sebep olmuşken diğer ikiz hiçbir belirti göstermeden yaşamaya devam etmiştir.)

    Genlerin kişiyi hasta etme mekanizması proteinler üzerinden işler. Genler hasarlıysa genlerin kodladığı protein hasarlıdır ve işlevini yerine getiremez. Kodlanan proteinin bozukluk oranına bağlı olarak (bozuk olsa da proteinler bir miktar işlev görebilir) aktif kromozom üzerindeki genin ve inaktif kromozom üzerindeki genin (inaktive olan X kromozomu üzerindeki genler bile aktiftir) ürettiği proteinlerin hücreye, hücrelerin de toplu olarak vücuda etkisi hastalığın klinik seyrini belirler. Farklı hastalıklara sebep olan mutasyonlar ve proteinler birbirinden farklı olduğundan tüm bu süreç de hastalıktan hastalığa fark gösterir. 

    Bu sorunun asıl cevabı ise baskın ve çekinik kavramlarının neye bakılarak hastalıklarla ilişkilendirildiğinde saklıdır. Bu kavramlar hastalığın fenotipte görülüp görülmemesine bağlı olarak araştırmalar sonucunda belli hastalıklarla ve bu hastalıklara sebep olan genlerle ilişkilendirilir. Yani genlerin üstüne kazınmış bir şekilde "dominant" veya "resesif" yazmaz, o genlerin bir bireyde bulunması sonucu, işleyen çok farklı mekanizmalarla, hastalığın diğer hangi bireylerde görüldüğüne(soy ağacı) bakılarak hastalığın dominant veya resesif geçişli olduğuna karar verilir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Pubmed İkiz örneği
  2. Evrim Ağacı
  3. NCBI
  4. Human Pedigree Analysis Soy ağacı
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
85
Emirhan Garip
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bir yerde görmüştüm sanırım önceki nesillerin deneyimini bir sonraki nesile aktardığını ama; “Sinekler bunu çözemeyecek kadar zeki değiller mi ?”,”Yavrularına bakmadıkları için mi öğrenemiyorlar” sadece ilgi mi çekti bence üstüne düşünülebilir
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Bunun nedeni camın varlığın anlayamamlarıdır ve görememeleridir.

Bunu bir örnekle anlatayım:

Çok eski zamanlarda yaşayan bir mağara adamı olduğunuzu düşünün ve camın ne olduğundan haberiniz olmasın.

Bu mağara adamına gidip camı gösterirsek varlığını kavrayamacaktır görünmez bi cisim gibi gelecektir ona 

Ya da farklı bir şey deneyelim :

Camdan bir duvar yapalım ve mağara adamından camı geçmesini isteyelim 

Mağara adamı camın ne olduğunu kavrayamadığı için cama çarpacaktır ve bunun görünmez bir güç alanı olduğunu sanacaktır.

Sineklerde örnekteki mağara adamı gibi camı anlamazlar ve göremezler ve bu yüzden öğrenememktedir.Bunun sebebi de sineklerin gözlerinden çok duyularıyla hareket etmesidir

Kısaca sinekler camı transparent(saydam) görürler.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Buğra Genç
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Saç rengi,Göz rengi gibi şeyleri değiştirmek için sadece
Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver

Biyokinezinin bilimsel olarak kantılanmış herhangi bir tarafı yoktur.

İnternette araştırdığınızda Biyoinezi temelde dna ya hükmederek göz rengi değiştirme , saç rengi değiştirme gibi şeylerin yapıldığını görürsünüz ve bunları yapabilmek için uzun yıllar gerektiğini söylerler.

Ama bu tür haberlerin gerçek olduğunu düşünmüyorum çünkü bilimsel olarak kanıtlanmamıştır.

Hevesinizi kırmak gibi olmasın ama internetteki (özellikle türkçe) kaynaklardaki bilgilerin sahte olduğunu düşünüyorum.

KISACA biyokinezi telekinezi gibi gerçekliği kanıtlanmamış bir kavramdır.

Youtubedeki biyokinezi ile alakalı videolar da büyük bir kandırmacadır.İnsan dnasına hükmedemez.Biyokinezi yapmak plasebo etkisinden öteye geçmez.Ama biyokinezi denilen şey birgün nanoteknoloji sayesinde gerçek olabilir.

Gelecekte nanobotlar üretilebilir ve bu nanotbotlar dnamızı istediğimiz gibi değştirerek biyokinezideki göz rengi değiştirme gibi olayları teknoloji sayesinde yapabiliriz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
980
Batuhan Vural
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Canlının dnasındaki örüntüyü okuyup bir simülasyonla o canlının genlerindeki değişikliğin sonuçlarını öngöremez miyiz , dna örüntüsünde evrimin yeri nedir
Puan Ver
1
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Öncelikle cok güzel bir soru olduğunu bildirmek istiyorum. Deniz kabukluları yaşam kalitelerinin daha uzun olması öncelikle güneşin uv ışınları daha az almasından, daha sonra beslenmeden kaynaklanmaktadır. Plaktonlarla beslenen bu canlıların  vücudunda biriken zehir oranı düşük seviyede olduğu için yaşam kaliteleri hetetrof ve ototroflara göre daha yüksektir. En fazla yaşayan deniz kabuklusunun 500 yaşında olduğu bilinmektedir. Bu bilgiyle beraber okyonus dibinde yaşayan canlıların yaşam ömürleri daha uzundur bunun ilk nedeni ise uv ışınlarının etkisidir. Kaynak... http://www.hasangulesci.com/?page=Tr/hakkinda/deniz-kabuklari-bir-tabiat-harikasi/22
Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Deniz kabukluları Deniz kabuğu hakkında merak edilen özellikler
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Eren Avşar
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Evet var. Atların yelelerinin insanların sacı gibi kesilmediği sürece uzadığını biliyorum. Ama en cok uzayan kıl insan sacıdır. Daha sonra İse bu sıralamada atların yelleri gelir. Erkek aslanların yelelerinin de vucündaki kıllara oranla daha uzun olduğunu ve bunun doğuştan değil büyürken uzadığını bilmekteyiz. Erkek aslanların yelelerinin kesilmediği sürece vucüdün daki kıllara oranla daha uzundur. Bu örnekler gibi başka hayvanlar bulmakta mümkündür. 

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
-1
Puan Ver
5
Ferhat Narin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kanada Brock Üniversitesi'nin ''düşük zeka seviyesine sahip insanlar ırkçı ve ön yargılarla beslenen ideolojileri daha kolay benimsemektedir.'' diye bir araştırması bulunmaktadır. Makale Psychological Science dergisinde yayınlanmıştır.
Puan Ver
2
Puan Ver
720
Berkay Özkurt
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Dışarıda ki kaynaklarda yeterince güvenilir ve dolgun bilgi olmadığından siz Evrim Ağacı okurlarına soruyorum. Teşekkürler.
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Hayır, kalın bağırsak sindirim organıdır.

Bu çok sık düşülen bir hata, çünkü "boşaltım" sözcüğü birazcık kafa karıştırıcı: "E popomuzdan da boşaltıyoruz işte!" diye düşündürüyor insanı ister istemez. Ancak boşaltım sistemindeki "boşaltım" sözcüğü aslında "dolaşım sistemindeki (özellikle de kandaki) istenmeyen maddeleri boşaltım" anlamında kullanılıyor.

Kalın bağırsak bir sindirim sistemi organı, çünkü asıl işlevi sindirim yapmak. Daha doğrusu, sindirim sürecinin en son ve en önemli basamaklarından biri emilimi sağlamak. Kalın bağırsakta neler olduğuna bir bakalım:

  • Sindirim kanalı bakterileri tarafından üretilen temel vitaminlerin emilimi burada oluyor.
  • Besinlerin içindeki suyun geri emilimi burada oluyor.
  • Sindirilemeyen bazı besin artıklarının fermentasyonu burada yapılıyor.
  • Sindirim sonucu artan asidite, kalın bağırsaktan salgılanan bikarbonat sayesinde düşürülüyor. 

Tüm bu işlemlerden geriye kalan posa (ya da "dışkı") nihayetinde dışarı atılıyor, doğru. Fakat bu, kan ile ilişkili bir temizleme olmadığı için boşaltım sayılmıyor; sindirimin bir parçası olarak görülüyor.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Khan Academy
Devamını Göster
Puan Ver
4
Puan Ver
2,092
Recep Enes Şahin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Beyni geliştirmek için birçok şey yapabilirsin bunun için kitap okuyabilirsin. Kitap okurken kelime hafızan gelişir ayrıca nöronlar arası bir bağ oluşur. Satranç , sudoku,  mangala tarzı oyunlar da olay beynin olay çözmesinde etkilidir.Ayrıca yardımcı kaynak ekliyorum

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Beyinizi geliştirmek Bu video da daha detaylı bakabilirsiniz
Devamını Göster

Toplam 443 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bir gün atomun enerjisini serbest bırakacağız, gezegenler arası yolculuklar gerçekleştireceğiz, ömrü uzatıp, kanseri ve tüberkülozu tedavi edeceğiz; ama en düşük seviyeli kişiler tarafından yönetilmiş olmanın sırrını asla çözemeyeceğiz.”
Anonim
Geri Bildirim Gönder