Genel Biyoloji & Genetik

Puan Ver
0
Puan Ver
40
Emre Bedir
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Arkadaşlar Sol Göğüsümün biraz yukarısında küçük Ay Yıldız Tasfiri Bir Doğum Lekesi var ama harbi ay yıldız yani :) rastlantısal olduğunu düşünmek bana saçma geliyo sizin fikirleriniz nelerdir Fotoğraf Link tedir
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Ahmet Aykut Aslan , Tarih Öğrencisi ve Araştırmacı

Böyle tesadüfen oluşan bir izden dolayı şu ırktan'ım demek oldukça güç hatta imkansız bununla beraber dünyamızda sürekli göçlerden dolayı safkan Türk Arap vs gibi iddalar pek geçersiz kalıyor ayrıca tüm insanlar ait olduğu ırk ile aynı ırkı taşıyan ülkede doğmuyor misal ülkemizde doğan Kürtler Farsi ırktan ama Türk ırkına ait bir ülkede doğuyor.O yüzden gen ile sembol aktarımı pek bilimsel doğmuyor.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kemanı örnek alalım. Her bir tel ve aynı telde herhangi 2 farklı nokta ayrı ses verir. DNA dizilimindeki herhangi bir değişiklik, normal(mutasyona uğramamış) bir hücreden farklı bir ses aralığı vermeli midir?
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Berkin Üregen
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Yıllar önce bir belgeselde insanların dillerine konulan bir parça sayesinde görebildiklerini görmüştüm. Aklıma bunun tersi mümkün olabilir mi sorusu geldi. Yani gözlerimiz ile tat alabilir miyiz?
Puan Ver
0
Puan Ver
40
Emre Bedir
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Herkesin Lucy filmini izlediğini varsayıyorum zeka arttıkça bedenini istediği şekilde değiştirebiliyordu evrim bize neden bu özelliği kazandırmadı biraz fantastik olsada dış varlıklar tarafından dnamıza erişim yasağımı getirildi :) asıl sorum teoride bunu yapmamız nekadar mümkün
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Merhabalar

Öncelikle lucy filmini izledim tam bir saçmalık ve hiçbir bilimsel gerçek olmadan hazırlanmış bedeninin heryerine erişmek senin için avantaj değil dezavantaj olurdu çünkü herşeyi kontrol etmek zorunda kalırsan günlük işlerini bile yapamaz duruma gelirsin örnek olarak susadin ayağa kalktın kan basıncı ve kan şekerini kontrol etmen gerecek sonra vücut sıcaklığına bı bakman gerekecek suyu içtikten sonra suya nerede ihtiyaç oldugunu bulup suyu oraya doğru bir şekilde iletmen gerekecek ve bunların hepsini su içerken yapman gerekecek kısaca bu tam kontrol durumu bize avantajdan çok dezavantaj getiriyor

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
563
Veysel Çelik
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
şempanze gebelik süresi 8 ay olmasına rağmen yavru insan yavrussuna göre daha az bakıma muhtac. bebeğin gelişimine etki eden gebelik süresi değilde gelişim hızı olabilirmi ? aydınlatırsanız sevinirim .
Puan Ver
1
Puan Ver
110
Furkan Öztürk
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Yemeği yüz derecenin üzerinde pişirmemize ve kapağının kapalı bir halde tencerede beklemesine rağmen bir süre sonra kurtcuklar oluşuyor. Bu nasıl olabilir açıklarsanız çok sevinirim forumlarda bir cevabını bulamadım. Şimdiden teşekkürler iyi çalışmalar:)
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Tamamen kapalı, havası alınmış ve hiç bir şekilde hava alması mümkün olmayan herhangi bir kap içinde böyle bir oluşum mümkün değildir. Söz konusu tencere veya kapta en ufak bir hava alan bölge varsa veya kapağı herhangi bir şekilde bir kaç saniyeliğine dahi açılmış olsa, kurtlanma gözlenebilir. Bunun sebebi yemeğin kendi içinden kurt meydana çıkartması değil, dışarıdan içeriye larva girişidir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
4
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Sentriyoller ve sentrozomlar DNA içermemelerine rağmen RNA içerirler. RNA'nın ise 3 tane muhtemel işlevi tahmin edilmektedir.

1) RNA sentrozomlar tarafından mikrotübül çekirdeklenmesi gerçekleştirilmesinde gerekli olabilir. Bir yapı iskelesi gibi davranak çekirdekleştirici mikrotübül proteinlerini organize ediyor olabilir

2) RNA işlevsel bir sentrozom ya da sentriyol oluşturmak için gerekli olabilir.

3) Sentrozomların yapısına katılarak onların hücre içinde pozisyon almalarına yardım ediyor olabilir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. ScienceDirect
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bir genin baskinligi cevreye göre değişebilir mi?
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Koralp Erin , Astrofizik meraklısı...

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütüne (FAO) göre dünya üzerinde 2 milyar insan düzenli şekilde böcek tüketiyor. Yani dünya nüfusunun yaklaşık 3'te 1'i. Bu da, aslında böceklerden hala tiksinmediğimizi gösterir. (genel olarak)

Zaten milyonlarca böcek türü arasından sadece 1900 kadarı yenilebilir olarak belirlenmiştir. Bunların içinden de, sadece 500 kadarı hali hazırda tüketiliyor. Böcekle beslenmek, hem insan hem de çevre için sağlıklıdır fakat nüfus fazla olunca ihtiyacı karşılamak çok zordur. Sağlıklı bir insan günde ortalama 2000 kalori (metobolizmaya bağlı olarak) tüketir. Besin değeri en yüksek böcek çekirgedir. Bir tanesi ortalama 4 kaloridir. Yani bir insanın günde, ortalama 500 çekirge tüketmesi gerekir ki, eğer böcek çiftliğiniz yoksa bunları doğadan toplamak imkansız olur.

2015 yılında FAO'nun yayımladığı yenilebilir böcek raporunda, halkı, daha çok böcek tüketmeleri konusunda teşvik etmektedir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
543
Lvcretivs .
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Merhaba,

Bağışıklık sistemimizin bir bileşeni olan Histamin, kaşıntının ardındaki en önemli sebeplerden biridir. Peki nedir bu Histamin? Kısaca değinmek gerekirse, pek çok fonksiyonu olan biyojenik bir amindir. Sinir sisteminin kendi içindeki iletişimde, sindirim sisteminde ve bağışıklık sisteminde pek çok görevi olan, nörotransmitter madde olarak salgılanan azot yapılı bir bileşiktir.

Bazı durumlarda kaşıntı hissi karaciğer hastalıkları, böbrek hastalıkları, dermatit, alerji gibi çeşitli hastalıkların belirtisidir. Bunun dışında, normal durumda, kaşıntı, cildimiz ile cilt çevresinde meydana gelen tahriş edici bir madde arasında etkileşim olduğunda ortaya çıkar. Sivrisinek ısırığı veya arı sokması tahriş edici maddelere örnek gösterilebilir. Aslında, çoğu zaman, kaşıntı, bağışıklık sistemimizin aktif ve sağlıklı olduğumuzun bir işaretidir.

Bununla birlikte, kaşıntı hissine neden olan şey sadece Histaminler değildir; kaşıntı verebilecek, Histamine duyarlı sinir liflerinden başka pek çok sinir lifleri bulunmaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz başlıca rahatsızlıklarla ilintili sinir lifleri bunlara örnektir. Acıya duyarlı sinir lifleri içerisinde özelleşmiş C Lifleri fonksiyonel olarak farklılaşmıştır ve sadece kaşıntı hissini beyne iletir. Öte yandan, nöropeptid natriüretik polipeptid b (Nppb) olarak bilinen ve gerçek kaşıntı bölgesinden uzakta bulunan sinir hücreleri tarafından salınan bir molekül, beyne kaşınacağı zamanın geldiğini söyleyen bir dizi elektrokimyasal basamağı tetikler.

Evrimsel olarak, "çizilme refleksi"nin bu kaşıntı hissi ile ilgilisi var. Çizilme refleksi, kısaca, çevresel uçları vücut yüzeyinde bulunan duyusal nöronların aktivasyonuna bir cevaptır. Bazı duyusal nöronlar, vücut yüzeyinde bir parazit gibi harici bir cisimle uyarılarak aktive edilebilir. Alternatif olarak, bazı duyusal nöronlar, kaşıntı hissi üreten kimyasal bir uyarıcıya yanıt verebilir.

Cildin kaşıntı hissi, bu hisse sebep olan içeriğin termal, mekanik veya kimyasal aracıların ilgili sinir uçlarını uyarmasıyla oluştuğunu belirttik. Bunlar arasında belli başlı faktörler şunlardır:

  • İmmün yanıt için kimyasallar (histaminler) ve ağrı kesiciler (opiods)
  • Beyinde salgılanan ağrı düzenleyici haberciler içeren endorfin gibi nöropeptitler
  • Asetilkolin ve Serotonin gibi nörotransmitterler
  • Diğer fonksiyonların yanı sıra, spinal sinir hücrelerinde ağrı hissi yaratan lipitler olan prostaglandinler

Bu konuda derinlemesine araştırmalar devam etmekte ve her defasında daha detaylıca açıklık kazanmaktadır. Fikir birliğine varılmış ortak kanı, evrimsel bir avantaj olarak, vücudumuzun pürüzler, dikenler gibi tahriş edici maddelere, belli başlı kimyasal maddelere, toz, bakteri ve virüs gibi patojenlere veya patojen içerikli nesnelere karşı geliştirilen bir çeşit savunma mekanizmasıdır.

Konuyla ilgili bilgilendirici TED videosu:

https://www.ted.com/talks/emma_bryce_why_do_we_itch/transcript

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Scientific American Konuyla ilgili detaylı içerik.
  2. Time Konuyla ilgili belli başlı nüanslar.
  3. Quora Konuyla ilgili temel genel içerik.
  4. J.H Health Review Konuyla ilgili genel bir içerik.
  5. Uplifers Histamin üzerine ilgili içerik.
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
70
İdris Tevekkül
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

İnsanda omentumdan deri grefti ile vücuttan bağımsız istenen dokuyu geliştirebiliyoruz.Fakat yüz nakillerinde dikkat ettiyseniz kıl oluşumu daha geç dönemde oluyor.Koyundan bağımsız deri üstünde yün üretimi teorik olarak sağlanabilir fakat maliyeti göz önüne aldığınızda hayvancılığı tercih edebilirler.Yün tarlası fikrine gelmeden hayvandan bağımsız üretim maliyeti düşük iplikler geliştirileceği kanısındayım.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Tez Net bir kaynak belirtemiyorum kusura bakmayın
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
140
Tolga Kaçar
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bir bilgisayara zihnimizi aktarırsak bu bilgisayarda yaşamaya devam mı ederiz yoksa bilgisayar kendisini biz sanan bizim anılarımıza sahip bir makinemi olur. Yaşama içgüdüsu olur mu? Hayal kurabilir mi?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Elon Musk geçtiğimiz günlerde bunun basit bir denemesini yaptı ve başarılı oldular.Şuan tüm sorularını cevaplamak için erken bir noktadayız.Çalışmayı yürüten bilim insanları da seninle benzer soruları taşıyorlar.Sorular için sadece zihin aktarımı değil aynı zamanda benlik farkındalığı ve sorgulaması da olmalıdır.İlerleyen zamanda bunun mümkün olabileceğini fakat insanların bir noktada buna ket vuracağını düşünüyorum.Tamamen şahsi fikrim ????

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Forbes Linking the brain with microchips
Devamını Göster
Puan Ver
4
Puan Ver
18k
Akın Karahasan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Canlıların enerjiyi elde etme yöntemleri farklılık gösterse de kullandıkları enerji birimi genel olarak ATP, elbette farklı metabolik yolaklarda farklı versiyonları kullanılmaktadır. Neden GTP ADP AMP değil de ATP'nin canlılarda daha yaygın kullanım yelpazesi vardır? Enerji en iyi bu formda mı...
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Enerji kaynağı olarak GTPnin ADP nin kullanıldığı durumlar vardır.Bazı durumlarda da ATP direkt AMPye dönüşerek kullanılır.Burada neden adenozintrifosfat olduğuna evrimsel ve gelişimsel olarak cevap veremeyeceğim fakat adenozinler içinde neden trifosfat formu daha çok kulşanışır bunu açıklayabiliriz.Fosfat sayısındaki artış molekülde düzensizliği arttıracak ve kopma isteği de buna bağlı artacak.Metabolizmada atp-adp dönüşümünün atp-ampye kıyasla daha dık görülmesinin sebebi budur.Adpden fosfat koparmak atpye göre daha zordur

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Khan academy Atp
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
220
Mert Karaaslan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Genler ilgili fonksiyona etkiyen nükleotit dizilerinin bütününe denir.Bunu açıklarken genden ziyade ilgili kısmı kasteden "nükleotit" terimini kullanacağım.Nükleotitler transkripsiyon(yazılım) sonucu mrna ile taşınıp ribozoma gelirler burada translasyon(okuma) gerçekleşir.Okunan diziler 3lü nükleotitler içerir bunların her birine mrna üstündeyken kodon denmekte ve stop kodonları(UAA, UAG, UGA) hariç tamamı bir aminoasit üretmektedir.Aminoasitlerin birleşmesi ile de proteinler oluşur.Bunlar da ilgili kısma özgülleşerek bizim fonksiyonlarımızı meydana getirirler.Genlerin aktifliği ve işlenmesi konusu çok kapsamlıdır.Ayrıca proteinler dışındaki moleküllerin üretimi yine sinyal yolakları ve uyarıcı moleküllerle kontrol edilir

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Genetik Tıbbi Biyoloji ve genetik
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Ömer Altıntop
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Pepsin enzimi proteinleri sindirirken neden kendi protein yapısını sindirmez veya tripsin enzimi neden kendini sindirmez
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Enzimler çalışma sistemleri anahtar kilit gibi işler legolara da benzetebiliriz.Tabi ki bu moleküler bazda olmaktadıt ve her enzim substrata özgüdür.Biz pepsin protein sindirir derken polipeptitleri parçalar deriz.daha küçük peptiy forma getirmez örneğin.Bu moleküler parçalanma yapılırken belli aminoasitlere bağlanır ve onları esas alır.Kendisinde uygun anahtar modeli olmadığından kendisini sindiremez.Buna ek unutmamalıyız ki protein sindiren enzimler kompleks çalışır inaktif formda salgılanır.En kısa haliyle uygun moleküler yapıyı sadece substratına özel ürettiğinden kendini sindiremez

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Protein sindirimi Tıp fakültesi ders içeriği
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
225
Esat Okuyan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Mısır sümer gibi uygarlıkların bunu neden, nasıl ve ne amaçla keşfetmiş ve figürlerinde neden kullanmış olabilirler?
Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver
İhsan Doğu , Sinirbilim meraklısı

  Epifiz bezi (pineal bez) omurgalıların çoğunda bulunan, melatonin üreterek günlük ve mevsimsel döngülere adaptasyonu sağlayan, beynin ortalarında bulunan ve çifti olmayan bir endokrin bezidir.

  Omurgalılarda, pineal bezin düzenlediği sirkadyen ritim beslenme ve üreme için gece-gündüz döngüsü geliştiren ilk canlılardan itibaren vardır.

  Dünyanın güneş ve kendi etrafında dönmesi sebebiyle yaşayan bütün canlılar bu döngülere uyum sağlayacak şekilde evrimleşmiştir. Prostistler göz lekesi denen bir bölgeye yoğunlaşan ışıklar sayesinde ışığa yönelirler; farklı bir koldan oluşan bitkiler farklı şekillerde, ışığı kullanma ve ışığın konumuna göre hareket etme özelliklerine sahiptirler.

  Asıl takip edeceğimiz kısm olan hayvanlarda göz noktasına sahip olan tek hücreli kolonilerden köken alan Prekambriyen döneminde yaşayan hayvanlar ilkel ışık reseptörlerine sahiptiler ve Kambriyen döneminde (545 - 540 milyon yıl önce) gerçek fotoreseptörleri olan karmaşık gözler ortaya çıktı.

 Hayvanların çoğu Sefalizasyondan sonra ortaya çıktığı için bilateral simetriye sahiptirler, yani kafanın iki yanında gözlere sahiptirler.

  Epifiz bezi ilkin omurgalılarda kafatasından iki gözün ortasında ayrı bir oyuktan beliren parietal göz ve pineal organ olarak ortaya çıkmıştır. Erken tetrapodlar da kafatasından çıkan bir göze sahipti, daha sonra ortaya çıkan kuşlar ve memelilerin erişkin dönemlerinde tamamen ortadan kalkar. Sadece beynin içerisinde gözden gelen sinyallerle melatonin salgılayan bir bez halinde bulunur.

  Shiva ve diğer Hindu tanrıları genellikle alnındaki değişmez bir üçüncü gözle tasvir edilir.  Bu göz, daha yüksek varoluş ve yüksek alemlerini görme yeteneği olarak bir farkındalığı veya aydın olmayı temsil eder.  Birçok kişi bu üçüncü gözü epifiz bezi olarak yorumlamaktadır. Shiva’nın yılanlara sarılı, korkunç saçları, pineal bezle bir çam kozalağına çarpıcı bir şekilde benzediği görülür. Hinduizmde çakralar denen uydurma ve bilim dışı ögeler de üçüncü gözle ilişkilendirilir. Antik Mısır’da da Hinduizmdekine benzer üçüncü göz figürleri ve ayrıca tanrıları betimleyen pineal bezle ilişkilendirilen göz figürleri vardır.

René Descartes epifiz bezinin diğer yapılar gibi eşi olmadığı için çok özel olduğunu düşünüyordu. Descartes epifiz bezi için “ruhun ana koltuğu” ve “düşüncelerin oluştuğu yer” demiştir.

  Sonuç olarak bu bilim dışı ögelerin tamamen yanlış olduğu, evrimsel biyoloji, evrimsel psikoloji ve sinirbilim ve beyin görüntüleme çalışmaları sayesinde bilinmektedir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
75
Emrah Altun
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bir caretta caretta doğar doğmaz yüzüyor, bir inek doğar doğmaz yürüyor fakat bir insan yavrusu diğer canlılardan çok daha fazla bakıma muhtaç?
Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver

İnsanlar gelişmiş bir beyne ve dolayısıyla diğer hayvanlarınkine kıyasla büyük bir beyin hacmine sahiplerdir. Beynimiz, vücudumuzun tamamına oranla oldukça iridir. Beynimiz evrimsel süreçte irileştikçe doğum yapmak da bir o kadar zorlaştı çünkü iri bir kafatasının doğum kanallarından geçmesi güçleşiyordu. Bu durum erken doğum yapmayı avantajlı hale getirdi ve insanlar arasında erken doğum yapanlar avantajlı bireyler oldular. Nesiller içerisinde türümüzün tamamı erken doğum yapacak şekilde evrimleşti. Yani günümüzdeki gebelik süresi aslında olması gerekenden daha kısa. Bu sebeple insan bebekleri, gelişiminin belli bir kısmını doğumundan sonra tamamlamak zorundalar ve diğer hayvanların yavrularına kıyasla çok daha uzun süre bakıma muhtaç olurlar.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
4
Puan Ver
145
Serkan Eren
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Furkan Çalışkan , Makine Mühendisliği öğrencisi

Gözlerde odaklanma işlemini siliyer kaslar yaparlar. Konrea'da kırılan ışık göz merceğine gelir. Siliyer kaslar göz merceğini gerip serbest bırakarak merceğini şeklini geçici olarak değiştirebilir. Siliyer kaslar uzağa bakıldığında gevşer, yakına bakıldığında ise kasılır.

Yakına uzun süre bakmanın yetişkinlerde siliyer kasları uzun süre kastırdığı için siliyer kas spazmı(~pseudomyopia~) durumuna yani geçici miyopa sebep olduğu bilinmektedir. Çocuklarda ise göz küresi henüz gelişimini tamamlamamıştır ve uzun süre yakına bakmak göz küresinin şeklini değiştirebilir. Bu durum miyopiye sebep olur.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Belgesellerde hep izleriz bufaloyu 5 aslan öldürmeye çalışır sürü ise bunu izler oysa sürü daha kalabalık.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Şimdi sana şöyle bir soru sorayım 50 kişilik bir gruptasın ve silahlı 5 kişi geliyor sizi vurmaya başlıyor kaçar mısın yoksa saldırır mısın?

Bu beyninin verdiği bir karardır kaç veya savaş.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Benim fikirlerim Kaynak be url ekleme zorunluluğu olduğu için böyle yapmak zorunda kaldım.
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
208
Ozan Dogan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Anne sütü yalnızca bir besindir. Süt kardeş evliliği asla akraba evliliği gibi bir durum değildir. Almış olduğunuz herhangi bir besin ile hiç kimseyle genetik bağlantıya girmiş olmazsınız. Bir yabancıdan farkı yoktur. Bu tip sakıncaların olduğunu ancak dini kaynaklar belirtir. Bilimsel hiç bir alt yapısı yoktur. Dolayısıyla kaynak talebinize ancak anne sütünün özelliklerini ekleyebilirim.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
75
Enver Uçar
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Ekin Baran Sunar , Bilim meraklısı, araştırmacı.

Merhaba,

Evrim Ağacı'nın bu konuyla ilgili farklı alanlardan pek çok makalesi var aslında; paylaşacağım şu linkte soruna cevap bulacağına inanıyorum:

https://evrimagaci.org/ufacik-boceklerle-beslenen-orumceklerin-bazilarinin-zehri-neden-insani-oldurebilecek-kadar-gucludur-3729

Özet geçmek gerekirse; hem av hem avcı potansiyeli olmaları sebebiyle, savunma amaçlı olduğu kadar saldırı için de geçerlidir. Avın, avcıya oranla çok daha hızlı olması, zehir avcı tarafından zerk edildikten çok kısa bir süre içinde etki göstermesi gerekliliğini doğuruyor ki avın avcıdan uzaklaşma ihtimali ortadan kalksın.

Öte yandan, "Kızıl Kraliçe Hipotezi"ne göre ise avcılar zehir gücü artacak şekilde evrimleştikçe(güçlü zehirler), avlarda da güçlü savunma sistemi evrimleşmektedir. Bazı canlılar savunma mekanizması olarak zehir geliştirirler ve hatta bunu avlanırken de kullanırlar. Zehirleri nörotoksik etki gösteren Zehirli ok kurbağası ve Güney Amerika ağaç kurbağaları buna örnek gösterilebilir. Büyük alveolar bezler barındaran derileri, toksissitesi yüksek, alkoloid salgılardır.


Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı Konuyla ilgili olduğunu belirttiğim ve detay paylaştığım bağlantı.
  2. Adameros Herptil Türkiye Kurbağaların deri yapısıyla ilgili kaynak.
Devamını Göster

Toplam 444 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Her şeyin nasıl başladığı sorusu çözülmüş değildir. Dolayısıyla, şahsım adına konuşmam gerekirse, bu konuda agnostik olduğumu söylemek durumundayım.”
Charles Darwin
Geri Bildirim Gönder