Genel Biyoloji & Genetik

Puan Ver
0
Puan Ver
50
Yağmur Nida Arık
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Neandertal ve sapiensin çiftleşmesinden meydana gelecek melez türün kısır olması ve genlerini aktaramaması gerekmez miydi?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Altan Özerenler , Biyoteknoloji Öğrencisi

Aslında bu bilgi %100 doğru değildir. Her melez canlı kısır olacak diye bir şey yok. Herkes eşek+at=Katır örneğini veriyor. Bunun sebebi at ve eşeğin kromozom sayılarının eşit olmamasından kaynaklıdır. At'ın 64 kromozomu eşeğin ise 62 kromozomu vardır. Çaprazlanması sonucu katırın 63 kromozomu olur. Bitkilerde farklı türleri melezleyip verimli döl elde edebiliyoruz. Homo sapiens ve homo neandertal türleri eşit kromozom sayısına sahiptir. Ancak türler arası farklılıklar olduğu için yineden verimli döl verebilmekte zorlanmaktadırlar.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Arkeofili Daha detaylı incelemek istersen Dimitri papagianni& Michael A.Morse'nin neandertal kitabını okuyabilirsin.
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
140
İhsan Akkanat
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Yani hata oldukta sonra G-T olan zincir G-C olarak da A-T olarak da onarılabilir? Bunu DNA nasıl doğru olarak onarabiliyor?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Onarım yapabilir. Ekzonükleaz aktivitesi olarak adlandırılan dna polimeraz enzimi tarafından gerçekleştirilen bir işlemdir. Tek yönde gerçekleşen sentezin bir anda duraksayıp yön değiştirerek ilave edilen nükleotidleri çıkarabilme aktivitesini ifade eder. Bu aktivite sentezde hata olup olmadığını kontrol edip doğrusunu yerleştirir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Kerem Yalçın
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
hiçbir sorun yokken birden insan ölebilirmi
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Ani kardiyak ölüm, bahsi geçen konuyla ilişkili olabilir. Görülme sıklığı, etkiyen faktörleri içeren makale gerekli bilgiyi verecektir.

Bunun dışında sigaraya bağlı ani ölüm görülmektedir. Şikayet görülmeyen, belirtileri gözlemlenemeyen ciddi bir durum olması yönüyle risk grubunu tehdit etmekte.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
415
Hüseyin Ardal
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Doğada evlenme, boşanma gibi kavramlar yoktur. Bu kavramlar insanlara ait kavramlardır. Doğadaki bazı hayvanlar tek eşli olduğu gibi çoğu çok eşlidir. Eski insan kabilelerinde insanın çok eşli olduğunu biliyoruz. Hatta doğa için evlenmeden ilişkiye girmekle, evlendikten sonra ilişkiye girmek arasında da fark yoktur yani tek eşlilik, evlilik gibi kavramlar insana ve insanın sosyal ilişkileri ile alakalıdır. Bugün modern toplumlar olarak tek eşliyiz ve erken evlilikler yasa dışı çünkü kadının sosyal hakları var, eğitim hakkı vb. Bunlardan öte ergenlik sadece cinsel organların geliştiği bir dönem değil, insanın düşüncelerinin, piskolojisinin de geliştiği, karakterinin geliştiği bir dönemdir. Bir kız ya da erkek çocuğu cinsel olarak gelişse bile evlilik gibi karmaşık bir sosyal olayı kafasında oturtamıyor ve anlayamıyor olabilir. Ayrıca erken bir evlilik bireylerin eğitim hayatından da kopması demektir. Bireyler ergenlik çağında üremeye hazır olsa bile birçok açıdan evlilik gibi karmaşık bir kavrama hazır değillerdir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Makale
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
4,646
Atahan Sır
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Serbest ribozomlardan çıkan proteinler tersiyer yapıları nerde kazanırlar ? serbest ribozomlardan çıkan proteinler nerde kullanılır ?
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Fatih Ertekin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Fotosentezin ana amacı glikoz üretmektir. Glikozda bulunan hidrojen sudan oksijen ve karbon karbon dioksitten alınmaktadır.
Puan Ver
1
Puan Ver
60
Burak Butur
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
440 hz seslerin evrenin ve dolayısıyla bizim doğamızla uyumlu olmadığı ve modern müzikte de tonlamanın 440 hz üzerinden yapılarak insanlığa aykırı olduğu söyleniyor. 432 hz ise internetteki birçok içerik üreticisi tarafından 'doğanın sesi, sesle tedavi' gibi argümanlarla savunuluyor. Bu konuda bilimsel bir araştırma ve sonuç var mıdır?
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Daha önce benzer bir soruya yazdığım cevabı paylaşayım.:

"Öncelikle 440 hz. müzik diye birşey yoktur. 440 hz. Ortalama insan sesinin bulunduğu oktavdaki la notası olarak standardize edilmiştir. İnsan kulağı 20 ile 20000 hz. Frekans aralığındaki sesleri duyabilir. Birbirinin 2 katı frekanstaki titreşimler kulağa aynı gelir. Yani 220, 110 ve 55 frekanslar daha kalın la notalarıdır. 27,5 frekans olması gereken la piyanolara dahil edilmemiştir. Piyanolar bundan 2 nota daha ince olan do ile başlar. Bunların dışında 440 yerine 432 hz. Olarak akord edilmiş bir telin tam la sesi vermediğini büyük çoğunluk farkedemeyecektir bile. Ayrıca bu standardizasyon doğu müziğindeki perdesiz telli enstürmanlar ve 9 koma 1 ses sistemi içerisinde çok az şey ifade eder. "

Bunun dışında bu video tamamen zırva. Evrenin bir sırrı veya frekansı yoktur. Başlığından tutun da çakra noktaları, doğu mistisizmi, müzikle şifacılık gibi türlü sahtebilim örneklerine dayandırılması da zaten zırva olduğunu ele veriyor. Herkes enstürmanını (akord edilebilir bir enstürmansa) istediği frekansa akord etmekte özgürdür. Bu işin matematiği de açıktır. 432 hertzin yasaklanmış olması gibi iddialar cehaletin sınırlarını zorlamaktadır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
125
Kadir Okşaş
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Bu uzun şeritlerin boyutları, şekilleri ve aralarındaki mesafeler, genetik faktörlerden etkileniyor gibi gözükmektedir. Araştırmalar farklı genlerin bir araya gelerek etki gösterdiğini, yani kalıtım deseninin kolay anlaşılabilir olmadığını ileri sürmektedir. Kas, yağ ve deri altı kan damarları gibi katmanların gelişimini kontrol eden genlerin hepsi şerit desenlerinin oluşumunda rol oynayabilmektedir. Fetüs gelişiminde, rahim içi ortam koşulları da dahil olmak üzere sayısız değişken bu şeritlerin daha ince detaylarının oluşumunda etkilidir. Bu tarz değişimler her insanın parmak izlerinin farklı olmasının sebebidir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı = Daha detaylı bakmak istersen.
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
10
Mitek Papilio
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Sosyal Medyada şöyle bir yazıya denk geldim ve kafama takıldı, bana pek inandırıcı gelmedi ama size danışayım dedim. Facebook sayfasında 05.11.2019 tarihine ait Nasıl Geri Zekalı Olduk Yazısı. Teşekkürler.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Attığınız Facebook gönderisini bulamadım. Ancak sorunuzun cevabına gelecek olursak insan zekasında birçok etmenin rol oynadığı söylenebilir. Bir hipoteze göre çocuğun zekasını belirleyen sadece anne genleriydi. Ancak bu hipotez bilim camiasında çok fazla tutmadı.

Zekanın gelişimi konusunda birçok etmen rol oynar. Anne ve Baba genleri bunların bir tanesidir. Ancak çocuklukta tüketilen besinler Omega 3 vitamini gibi birçok etmen de zeka konusunda rol oynamaktadır. Örneğin Omega 3 Vitamini zeka gelişimine destekler. Sağlıklı beslenmekte zeka gelişiminde çok fazla rol oynamaktadır. Sağlıksız besinler tükettiğimizde beynimiz çok iyi çalışmaz ve zeka gelişimimiz düşer. Ancak sağlıksız besinler yerine sağlıklı besinler tüketirsek hem beynimizi daha iyi kullanırız. Hemde zeka gelişimimize fayda sağlarız.

Bu nedenle zeki insanlar soylarını devam ettirmezse düşüncesi yanlıştır. Çünkü zeka gelişimini etkileyen birçok etmen de bulunmaktadır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Evrim Ağacı bu sorunun cevabını zaten vermişti. Aşağıdaki yazıyı okumanızı tavsiye ederim:

https://evrimagaci.org/gen-benzerligi-genetik-benzerlik-nedir-insan-genomu-diger-canlilara-ne-kadar-benzer-32

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
170
Yusuf Avcı
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Sonuçta rejenerasyon yetenekleri vb. de derisi dikenlilerin daha az gelişmiş olduğu yönünde. Somut örneklerle açıklayabilir misiniz?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
7
Puan Ver
Pedram Türkoğlu , Evrim Ağacı Biyoloji Genel Editörü Onaylı Kullanıcı

Sayılmıyor. Evrimsel olarak hiçbir tür, bir diğerinden "gelişmiş" değildir. Her bir tür bulunduğu çevre ile şekillenmiştir. Echinodermata üyeleri rejenerasyon konusunda daha başarılı sayılıyor olabilir. Arthropoda üyeleri ise mobilite (hareket) konusunda ve çevresel faktörlere karşı daha başarılı olabilir. Bu da canlıların bulundukları biyocoğrayada hayatta kalmaya yetecek özellikler ile seçilim gösterdiklerini anlatıyor. Evrimsel biyolojide kastedilen gelişmişlik, fizyolojik değil kronolojiktir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı Gelişmiş Tür
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
395
Gülseren Turan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
teşekkürler.
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Türkçede yüzer noktalar denir ingilizce de ise floaters anlamına gelir genellikle parlak yüzeylere baktığımızda gözükürler.İnsanlarda zaman zaman gözün önünde beliren bu cisimcikler binaen vitröz sıvısının opaklaşmasından (aynı zamanda retinalbozukluk ve retina yırtılması, hasar alması gibi sebeplerinden ötürü de) meydana gelir, bundan dolayıdır ki bu cisimciklerin olgusu çocuklarda deneyimlenmez lâkin çocukların vitröz sıvıları şeffaftır. Fosfen'le benzerlik gösterir ancak ayrı ele alınırlar. Ortamdan (fotoresöptör hücreleri uyarmak amacıyla) göze gelen ışık, bu yapılara çarpar ve retina üzerinde bu yapıların "gölgelerinin" oluşmasına sebep olur, oluşan bu gölgeler de göz önünde birtakım cisimcikler oluşturur.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. https://www.webmd.com/eye-health/benign-eye-floaters#1
  2. https://www.youtube.com/watch?v=jEaETRlZ4mo&t=49s evrim ağacının güzel vidolarından biri daha fazla bilgi veriyor
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
748
Tuna Özdür
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bakterilerin DNA'sı halkasal olduğu için telomerleri yok. Peki bakteri dışındaki canlıların neden DNA'sı telomere gerek duymayacak şekilde değildir?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

İlk olarak telomerler kromozom uçlarında bulunurlar. Telomerler kromozomları koruyan yapılardır. bakterilerinde kromozmları olamadığı için onlerı korumaya da gerek yoktur bu yüzden bakterilerde yok. Halkasal dna ya sahip olmaları ile telomerlerinin alakası yoktur.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
170
Yusuf Avcı
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Metagenez en basit tanımı ile eşeyli ve eşeysiz üremenin sırasıyla birbiryle bağımlı şekilde gerçekleşmesidir. Çiçeksiz bitkilerde(örn karayosunu),plazmodyumlarda(kendileri sıtma yapmadan sorumludur) ve bazı mantarlarda görülürler.

Hayvanlarda ise deniz analarında görülürler. deniz anaları hidranın aslında tomurcuklanarak üremesi sonucu oluşurlar. hidralar hayatlarına medüz(ana canlıdan koparak) veya polip(ana canlı ile koloni oluşturular) olarak devam ederler. medüzler ddniz analarını oluştururlar (hepsi değil) ve oluşan deniz anaları biri dişi biri erkek olmak üzre metagenez ile üreler.

deniz analarının üremesini görseli
deniz analarının üremesini görseli
Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
1,040
Hüseyin Özgür Ceylan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Mesela australopithecuslarla ilgili çalışma var mı? fosilleşmiş canlılar için dolayısıyla sorduğum soru
Puan Ver
0
Puan Ver
250
Ahmet Akbulut
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Evrim Ağacı'nda "Memeliler" ile ilgili 2 makale buldum. Bazı bilgiler aynı olsa da ikisini de paylaşayım.

Sözlük girdisi:

Memeliler, gençlerini meme bezleri tarafından üretilen sütle besleyen omurgalı hayvanlardır. Hayatlarının herhangi bir noktasında, yalnızca birkaç tane olsa bile (çoğu balina gibi), saçları vardır.

Genellikle endotermiktirler (sıcakkanlı), vücut ısılarını kendileri üretirler. Foklar gibi bazı türler, ürettikleri metabolik ısıya ek olarak düzenli olarak güneşi veya diğer çevresel ısı kaynaklarını kullanırlar.

Çoğu memeli türü canlı doğum gerçekleşir - önemli istisnalar arasında derimsi kabuklu yumurta bırakan, Avustralya'da ve Güney Pasifik'de yaşayan monotrimler (ornitorenkler ve Dikenli karıncayiyengiller) bulunur.

Yaklaşık 5000 tür memelilnin boyutları, 30 m uzunluğundaki mavi balinadan, 30-40 mm uzunluğundaki Yabanarısı yarasalarına, kadar değişir.

Çeşitli memeli türleri yüzebilir, tırmanabilir, koşabilir ve uçabilir.

Memelilerin dünya üzerindeki tüm kıtalara ve çoğu adaya dağılmış bir yayılımı vardır.  Memeli bulundurmadığı söylenen adalar bile, yakın sularında balina bulundurur.

Taksonomi girdisi:

Memeliler, beyinlerinde neokorteks bulundurmaları ile sınıflandırılan bir grup endıtermik amniyot omurgalı sınıfıdır. Amniyot canlılar, gerek yumurta olarak dışarıya bırakılan gerekse vücut içinde gelişen, amniyon kesesi sahibi canlılardır. Memelilerde tüy yoktur, kıl bulunur. Üç tane iç kulak kemiği (çekiç, örs, üzengi) bulundururlar. Sürüngenlerde ise 1 tane (üzengi) bulunur. Diğerleri halen çene kemikleri olma özelliğindedir. Bütün dişileri, yavrularını süt ile beslerler. Neredeyse hepsi yavrularını doğurur (vivipar); ancak ornitorenk (Ornithorhynchus anatinus) tek delikliler (Monotreme) üyeleri yumurtlayarak çoğalır. Gezegende yaşayan 30 metre boyunda en büyük hayvan olan mavi balinadan (B. musculus), 30–40 mm boyutundaki en küçük memeli olan eşek arısı yarasasına (Craseonycteris thonglongyai) kadar farklılık gösterirler. Ağaçlarda, su altında, çölde, havada, pek çok coğrafyada uyum sağlamışlardır. İletişim kurmada ve alet kullanmada oldukça başarılıdırlar.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
310
Cemil Harran
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
bir hücrenin göz veya kan hücresi olması ne zaman büyüyüp ne zaman öleceği nasıl mümkün olabiliyor?
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Dna kodlarını anne ve babamızdan alırız. İlk hücremizde de aynı DNA kodlarına sahiptik şimdi ki hücrelerimizde de aynı DNA kodlarına sahibiz. Ama biraz daha derin düşünürsek DNA'daki kodların neden öyle olduğunu sorgularsak karşımıza evrim, doğal seleksiyonlar, mutasyonlar çıkar.

Bunu anlamak için fareler ve renkleri üzerine bir örneği inceleyelim.

Siyah bir ortamda yaşan beyaz farelerin var olduğunu düşünelim. Bu fareler DNA'larında beyaz gen içeriyor olsun ve belirli bir süre sonra bir mutasyon sonucu yeni doğan bir farede beyaz gen siyah gene dönüşmüş olsun. ( dna binlece mutasyona maruz kalmaktadır. Çoğu, canlı için zararlı olabilirken bazıları ise yararlıdır.) Bu siyah gene sahip fare siyah bir ortamda, yaşan fareler için avcılardan korunma imkanı sağlayacaktır ve siyah gene sahip olan fareler daha az ölücek daha çok gen aktarımı yapıcaktır. Böylece fare popülasyonu siyah gene sahip olmuş olucaktır. Örneğin bir mutasyonun da fareleri parlak beyaz yaptığını düşünelim. Bu parlak beyaz genlere sahip olan fareler daha çok avlanıcak ve daha az yavrulucağı için parlak beyaz geni yok olucaktır.

Genetik dizilimlerde zamanla çevreye en uyum sağlayan genetik dizilişe sahip olan genler ayakta kalarak oluşmuştur. Dna mutasyona uğramış, doğal seleksiyon geçirmiştir. Bir heykelin yontulması gibi yaşama uyum sağlayamayan parçalar atılmış ve yaşama uyum sağlayanlar ayakta kalmıştır.

Zaten rna Edna'dan kopyalanmaktadır.

Hücrelerin farklılaşması ise güzel bir konudur. Göz hücremiz ile mide hücremiz aynı dna'ya sahiptir ama aktif genleri, genlerin dışa vurumu farklıdır. Hücre bazı karmaşık mekanizmalar kullanarak genleri kombine etmekte, aktif bölgelerini değiştirmekte hatta sentez sonrası aminoasit zincirlerine şekiller vererek farkı fonksiyonlar kazandırmaktadır. Buna gen ekspresyonu denmektedir.

Aslında bu süreci kolayca anlatmak gerekirse beton ve tuğlayla hastane de yapabiliriz, okulda. Beton ve tuğla DNA'mız olsun, beton ve tuğlayı farklı şekillerde kullanarak binalara farklı işlemler kazandıra bilmekteyizdir. Hastane hasta bakarken, okul eğitim vermektedir. Göz görme işlevini yerine getirirken, mide sindirim yapmaktadır. Yapı maddesi beton ve tuğla olsa da onları farklı işlemlerden geçirerek farklı binalar üretebilmekteyizdir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
310
Cemil Harran
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bunu bana açıklayacak birine 2. sorum olacak teşekkürler.
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

DNA

Dna en basit açıklamayla tüm canlılar için bilgi depolama birimidir. Dna genetik bilgi içermekedir. Bu genetik bilgiler vücudumuzdaki enzimleri, dokuları, organları, hücreleri ve aklımıza gelebilicek insan yapılarının bilgilerini içermektedir. Dna tüm canlılarda bulunduğu gibi canlıların farklı olmasının nedeni de odur. Bir kedi ile insan faklı gen dizilimlerine sahiptir ve bu farklı gen dizilimleri insanı insan, kediyi ise kedi yapmıştır.

Basit bir örnekle açıklamak gerekirse bir binanın kağıt üzerindeki planı DNA'dır.

Peki bu dna genetik bilgileri nasıl içinde barındırmaktadır ?

Dna 4 koda sahiptir. Bu kodların farklı kombinasyonları genleri oluştur. DNA sadece genlerden de oluşmamaktadır. DNA birçok farklı kısımı da içinde barındırmaktadır. Bu kısımlar genlerin kolay mutasyona uğramasını engellemekte, dna yapısının korunmasına yardımcı olmaktadır. Hatta öyle ki, DNA'nın %1,5'undan azı protein sentezi için gerekli olan bilgileri taşımaktadır.

Dna çift sarmallı bir yapıya sahiptir.

DNA
DNA

RNA

Rna'nın işlevi ise dna'daki genetik kodu sentezlemek, taşımak ve yorumlamaktır. Kısaca bu süreçten bahsetelim: Hücre çekirdeğinde dna belirli enzimler sayesinde pre-mRna olarak yazılır bu pre-mRna belirli süreçler geçirerek, mRna yani genetik kodları taşıyan Rna'ya dönüşür. mRNA, çekirdekten çıkarak ribozomal RNA yani ribozoma gider ve orda tRNA'lar, mRNA' daki kodları çözerek uygun amino asitleri yani proteinlerin yapı taşlarını birleştirir ve protein sentezlenir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
415
Hüseyin Ardal
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Gençleşen canlı var mı? Hepimiz aynı türden geliyorsak birimizdeki bir özellik diğerine aktarılabilir mi?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Evrensel hakimiyeti olan -entropi- kanunundan dolayı herşey mutlak entropi-bozulmaya gitmekte. O nedenle baştan bilmek gerekir ki, bütün sistemler bozulmaya eğilimlidir. Canlılar da buna dahildir. Canlılık, entropiyle mücadeleyi ilerletme biçimidir aslında. Biyolojik sistem ne kadar fabrika ayarlarında çalışırsa, o kadar geç entropiye yenilir.

Diğer yandan bazal metabolizma, doğru yaşam şartları ile geriye gidebilir. Çok bilinmediği için gidebilir diyorum, geri gider. Geriye yaşlanma mümkün. Ancak biz genetik yapımız ve antropolojik kökenimizle o kadar zıt bir yaşam şekline geçtik ki, genetik olarak bize verilmiş 130-140 yılı yaşayamıyoruz. Daha önce olumsuz çevresel şartlar -avlanma, soğuk, yırtıcı hayvanlar vs- nedeniyle ortalama ömür düşüktü, modern dönemde bu tehlikeler kalktı, bu sefer de gereksinim ve doğamıza göre değil, keyfimiz ve kafamıza göre bir yaşam modeline geçtiğimiz için potansiyel yaşam süremizi kullanamıyoruz.

35 yaşındaki bir futbolcunun metabolizma yaşı 19 çıkmıştı transfer edileceği sırada. İşte profesyönel olarak sporla uğraşan birinin elde edebileceği bu geriye yaşlanmayı herkes yapabilir kendi hayatında içinde bulunduğu kısır döngüleri-yanlış yaşam şartlarını kırarak.

Hayvanlar çevresel uyumu bize göre yüksek canlılar oldukları için, özellikle denizde yaşayanlar çok uzun süre yaşabilmektedirler. Özellikle bir tür denizanası bu konuda üst bir noktadadır. Detay linkte. Ancak o da ölümlüdür nihayetinde.

Son söz, eğer bir canlı entropiyi bir şekilde aşmayı başarıp ölümsüz olabilseydi -ki imkansız-, yine de ölümsüz olması imkansız olurdu, çünkü samanyolu galaksisi, evrensel saatle biraz sonra andromeda galaksisi ile çarpışmak üzere, 2. evren mutlak entropiye hızla koşmakta. Yani canlılığı bırak, fiziksel evren bile kalmayacak bir noktada.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
350
Murat Bayındır
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
bazı canlılar avlanırken kamufle olurlar;renk uyumu ile.her canlıda renk algısı farklı ise kamufle olayı nasıl oluyor?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Bu gözlerde'ki renk algısından kaynaklanır insanlarda 3 tane renk konisi(fotoreseptör) bulunur sarı,yeşil ve mavi evrende gördüğümüz her şey bu 3 rengin karışımı ile oluşmuştur.Ama bir köpek insanın görebileceğinden farklı renkler görür bunlar farklı bir sarı felan değildir sarı onun için yine sarıdır ama onun gözündeki koniler daha az olduğu için farklı görebilir mesela kırmızıyı köpekler siyah-beyaz olarak görür o yüzden fazla ilgilerini çekmez.Ama bazı canlılar bizden daha fazla koniye sahip ve onlar Dünya'yı bizim gördüğümüzden daha farklı görür.O yüzden insan yeni bir renk hayal edemez ama daha fazla renk olduğunu bil.Mesela serçe'ler mor ve ötesi görebilirler biz gökkuşağına baktımızda mordan sonra bir renk görmeyiz biter ama serçeler için bu durum böyle değildir morun yanında daha fazla renk görürler, bizim için bile bu kadar güzelken daha fazla renklere sahip gökkuşağın olduğunu düşünmek, harika.Kelebekler hem mor ötesi hem kızıl-ötesi renkleri'de görürler ki gökkuşağına baktığında bir görsel şölen görüyorlar ebru sanatı gibi.Köpekler'de 2, insanlarda 3,  serçe ve kelebeklerde 5-6 adet koni var.Düşün tek koni eklendiğinde yüzlerce farklı renk yaratılıyor.Peygamberdevesi karidesinde tam 16 adet adet koni var, muhteşem bir şey düşün dicemde insanız düşünemeyiz.

Işık bir nesneye veya bir canlıya çarptığında o şeyin elektronlarına çarpar ve gözümüze ulaşır o elektronlarda o şeyin rengini ve biçimini bize anlatır.Yeşil bir yaprağın üstünde yeşil bir canlı görüyorsak başka bir canlı içinde mor bir yaprağın üstünde mor bir canlı görücektir.Tam anlatamadım galiba ama.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
sıvı olan yumurta cok kısa sürede katıya dönüşüyor bu nasıl gerçekleşiyor?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Yumurtanın yapısında yağ ve protein vardır,yumurtaya ısı vermeye başlayınca proteinlerin arasındaki bağlar kopmaya başlar bu bağlar koptukça proteinin yapısı bozulmaya başlar bu bozulmayla birlikte yumurta katılaşmaya başlar.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
250
Serhat Altuncan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Vücudumuzdaki hiçbir kılın uzama hızı veya gürlük miktarı, kılların kesilmesiyle alakalı değildir. Bugüne kadar bu iddiayı ele alan hiçbir araştırma kılların kesilmesini uzama hızı veya kıl gürlüğü ile ilişkilendirmediği gibi, yapılan tüm araştırmalar arada hiçbir bağlantı bulunmadığını göstermektedir. Bu durum, hem erkekler hem de dişiler için geçerlidir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı
Devamını Göster

Toplam 409 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Beynin evrimi sadece antik insanın ihtiyaçlarını aşmadı, aynı zamanda evrimsel süreç içerisinde bir hayvanın kullanmayı bilmediği bir organ edinmesine dair tek örnek oldu.”
Arthur Koestler
Geri Bildirim Gönder