Genel Biyoloji & Genetik

Puan Ver
1
Puan Ver
80
Bilen Kılınç
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver

Nefes açlıktan kokar bunun sebebi ise Açlık ve ağır diyetlerde vücudun enerji gereksinimini sağlamak için yağları yakmasıdır. Yağların yanması keton denilen kötü kokulu bir bileşiğin ortaya çıkmasına neden olur. Ketonların bir bölümü de nefes yoluyla dışarı atılır. Nefesteki keton da çok kötü bir kokunun çevreye yayılmasına neden olur.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Mert Dinçkal
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Her insanin kendine özgü kokusu var mıdır yoksa bu tamamen deterjan ile mi ilgilidir? Eğer herkesin kendine özgü bir kokusu varsa bu nasıl evrimleşti?
Puan Ver
1
Puan Ver
1,770
Arda Özünver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Crispr (Cas9, rRna) teknolojisi desteği ile glr-3 geninin insan mekanizmasından yok edilmesi durumunda insan üstü koşullara dayanabilen bir kış askeri yaratmak mümkün olabilir mi?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Shawn Xu ve ekibi bu gene sahip olmayan bazı memelilere ve kurtlara glr-3 genini eklediklerinde canlıların soğuk algısını hissetmeye başladıklarını gözlemlemiştir. Ekip, soğuğa karşı hassasiyete sahip solucanlardan bu geni aldıklarında ise solucanların artık soğuktan kaçmadıklarını söylüyor. Gen, eklendiği gibi çıkarılabiliyor. Bunu insanlarda denediğimizde nasıl bir sonuç çıkar bunu şuan söylemek mümkün değil. Fakat memeli bir canlı, sahip olduğu gen ondan çıkartıldığında soğuk hassasiyetini kaybediyorsa, insanlarda da büyük olasılıkla başarılı sonuç alınabilir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Bera Efe
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Biyoloji dersimizde DNA'nın iki farklı işlevi olan zincirden oluştuğu söyledi Öğretmenimiz. Anlamlı zincirden mRNA transkripsyonla üretilip ribozoma protein sentezlenmesi için gönderiliyormuş. Ama tamamlayıcı zincirin herhangi bir işlevinden bahsedilmedi. Tamamlayıcı zincirin işlevlerini nerak ediyorum.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Merhaba Bera

DNA cift zincirden oluşur bu zincirlerin her ikiside anlamlı zincir olabilir önemli olan mRNA nın hangi zincirden olustuğudur hangisinden olusuyorsa ona Anlamlı Zincir deriz, Diger taraftan DNA nin çift zincirli olmasinin sebebi DNA nın daha kararli bir yapıda kalmasını,replikasyon sirasinda olusan hataların karşı zincire bakarak düzeltilmesini sağlar, mutasyonları azaltır, örneğin bazı virüsler DNA yerine RNA taşır, RNA ise tek zincirlidir ve Mutasyona karşı çok dirençsizdir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Aypars Teddybear
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Yaşıyoruz , bir canımız var diyoruz. Fakat bu can hakkında tek bildiğimiz işlevleri , yapabildikleri , yapabilecekleri , yaptıkları , yapıyor oldukları. Fakat nerede bu can? Diye bir soru sorunca neden yanıt alamıyoruz? Ben çevreme sorduğumda şu tür yanıtlar aldım. Beyin,vücut ,ruh ,sen. Can nerede?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Öncelikle kelimenin anlamına bakalım,

Can, yaşayan varlıkların yaşamasını sağladığına ve ölümle varlıktan ayrıldığına inanılan madde dışı varlık, özellikle insan ve hayvanlarda yaşam tözü, yaşam ilkesi. Buradan kelimenin gerçek anlamını ele alınca bunun metafiziksel bir kavram olup, duyu organları ile gözlemlenebilmesinin imkansız olduğunu anlıyoruz. Tıpkı ruh gibi, ki bu kelimenin çoğu kullanımı deyim şeklindedir. Yani ortada can adı verdiğimiz herhangi bir organ,sistem, doku veya hücre mevcut değil.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. TDK
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
190
Sabir Aliyev
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Aşağıdakı videoda doktorların bir hasta üzerinde çalışmaları sırasında mitokondriyal DNA-in çoçuğa dedesinden geçtiği tespit edildiği anlatılıyor. Lütfen izleyip yorumlayınız. Eğer gerçekten böyle ise, bu bugüne kadar "Mitochondrial Eve" kimi çalışmaların sonuçlarını da şübhe altına alacaktır.
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Video kaynaklarından 4 yaş erkek çocuk vakası ile olan raporu inceledim. İlgili aileye dair bulgular kesinleştirilmiş. Yani heteroplazmik bir mitokondriyal genom söz konusu. Hem anneden hem de babadan geçiş olmuş. Bunu daha önce alg ve bitkilerde de gözlemişler fakat insan üzerinde sonuca net ulaşılıp güçlü üniversiteler tarafından onaylanan bir çalışma olmamış. Bu rapor Harvard Med Fac. tarafından onaylanmış. 3 ayrı testte de aynı sonuç yani heteroplazmi verilmiş. Nasıl gerçekleştiğine dair olası senaryolar ise

1-fertilizasyon sırasında paternal(babaya ait) mtd dna sını yok eden lizozomal genlerde mutasyon sonucu paternal mtd dna sının matriks zarına yerleşmesi

2-Normalde maternal(anneye ait) mtd dna sının replike olmasını sağlayan genlerde mutasyonlar ya da ilgili moleküllerin varyantları sonucu paternal mtd dnasının da sürece dahil olması

Aynı zamanda bu deneyleri birbirinden farklı 3 ailede farklı yöntemlerle tespit etmişler. Oluşum süreci, sonuçları ve etkileri bazında aydınlatılmamış çok yer olsa da bu alandaki bilgileri değiştirecek bir çalışma. Özellikle mitokondriyal hastalıkların tedavisinde sonuçlarını göreceğiz gibi duruyor.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
7k
Tarık Sonmez
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

RNA evrimsel olarak DNA'dan önce oluşmuştur. Yani gen aktarımı sağlamada öncü RNA'dır. Burada bir teknolojik cihaz gibi düşünelim. Bir telefonun her şeyinden memnunuz ama bataryası zayıf, o zaman yeni çıkaracağımız modelde batarya daha güçlü olsun. Evrim de en basit haliyle böyle işler. Peki bu DNA ve RNA temelinde nasıl olur? Genomumuzda bulunan bazlar çeşitli değişikliklere uğrayabilir.Genomumuzda değişim olması her zaman ölümcül olmasa da ilerleyen nesillerde ölümcüllük riski oldukça artar. Gelelim urasil ve sitozin bazına. Sitozin bazı deamine olarak urasile dönüşebilmektedir. RNA tek zincirli olduğundan burada oluşan mutasyon DNA daki kadar tehlikeli olmaz. Çünkü deamine kısımlar ayırt edilip düzeltilebilir. Fakat dnada bu olsaydı deamine olmuş sitozin(artık urasil olmuş yani) ve gerçek urasil ayırt edilemezdi. Haliyle dna da eşleşme bazında ciddi komplikasyonlar olurdu. Evrimsel süreçte de bu karmaşa önlenmesi adına dnada sadece sitozin ve adeninin karşılığına timin gelmiştir. Aksi takdirde urasil rnada olduğu gibi dnaya geçseydi hücre deamine sitozin ve gerçek urasili ayırt edemeyecekti

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. ...
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Melih Arik
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Suda yüzen memeli akrabalarımız gibi biz de beynimizin yarim kürelerini farkli zamanlarda uyku haline sokabilir miyiz?
Puan Ver
0
Puan Ver
50
Volkan Karademir
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Dış görünümleri kalça,penis,tüy,kıvırcık saç vs. Bakımından neden bu kadar farklılar.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

deride bulunan melanin pigmentinin miktarına bağlı gelişen durumdur. ayrıca, bundan 1.2 milyon yıl öncesinden yaklaşık 100.000 yıl öncesine kadar bütün insanlar siyah ten renkliydi ve bu evrim tamamen güneşin UV ışınlarına maruz kalmakla gelişmiştir, yani çok güneşli bir kıtada yaşayanların ten rengi ile, soğuk bir kıtada yaşayan insanların ten rengi farklıdır.

sebebi ve nasıl geliştiği ise;

Atalarımız tüylerini kaybetmeye başladıklarında, Afrika çayırlarındaki yüksek sıcaklık onları cilt kanserine karşı yüksek risk altında bırakacaktı.Ancak yavaş yavaş eumelanin (saça ve deriye kahverengi siyah rengi veren pigment) üretimine doğru evrimleşme olduğunda, UV ışınlarının hasarlarından ve buna bağlı olarak cilt kanserinden korunulmaya başlanmıştı. Eumelanin ayrıca DNA hasarına karşı da doğal bir koruma sağlıyordu. Koyu renkli ilk insanlar daha az cilt kanserine yakalandıkları için, erken ölümler azaldıkça üreme potansiyelleri de önemli ölçüde artmış oluyordu.

Kısacası, derimizin rengi ne olursa olsun, bundan 1.2 milyon yıl öncesine kadar, günümüzde var olan bütün insanların tek bir ortak atası mevcuttu ve Afrika'da yaşayan bu atamızın deri rengi siyahtı. Daha sonradan meydana gelen göçlerle beyaz ten rengi evrimleşti. Düşüncelerimiz, ten renklerimiz, sonradan icat edilen milletlerimiz ve neyimiz farklı olursa olsun, unutmamalıyız ki biz tek bir hayvan türüyüz. Tek bir atadan geliyoruz ve bu kadar farklı olmamızın tek sebebi, ait olduğumuz doğanın farklı şartlarının bizi soktuğu farklı evrimsel yollar. Bundan başka, hiçbir farkımız yok.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
-1
Puan Ver
448
Ege Yeşil
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Evet, kemikler darbe etkisiyle zamanla sertleşip kalınlaşırlar.Aslında olan şey kemikte darbelerle küçük çatlaklar olması ve kemiğin kendini tamir ederken daha yoğun bir hal almasıdır.

Kemiklerinizin içi bildiğiniz üzere sünger gibi odacıklarla doludur.Ya da anlatması daha kolay olsun diye bal peteğine benzetebiliriz.Darbe aldıkça peteği oluşturan duvarlar çatlar veya kırılır ve vücut bu çatlakları onarırken tabiri caizse malzemeyi fazla kaçırır.Böyle olunca kemiğin yoğunluğu ve dayanıklılığı artar.

yine de kemiklerinizi sert yerlere vurmayın!

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
4
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Doğayı gözlemlediğimizde pek çok canlının belirli çiftleşme zamanları vardır (Örnek: Kedilerin mart ayında çiftleşmesi) ama insan, maymun, at ve eşek gibi canlılar üreme dönemleri dışında cinsel dürtüyle hareket edip çiftleşebiliyor. Bunun sebebi nedir?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Ufuk Can Yücel , Moleküler Biyoloji ve Genetik Öğrenci

Evrimsel süreçte canlılar, çok çeşitli türleşmelere maruz kalmıştır.Bu türleşmeler sonucu aynı atadan gelen iki veya daha fazla tür çiftleşemeyecek kadar farklılaşır.Fiziksel bariyerlerin varlığında meydana gelen türleşmeler (Allopatrik Türleşme) coğrafi izolasyon, zorunlu göç, ekstrem veya optimal dışı durumlar gibi senaryolar sonucu en uygun hayatta kalma, üreme yöntem ve sezonlarını seçme eğilimine gitmiştir.Homo Saphiensler olarak en büyük silahımız olan zekamız ile geleceğe yönelik hayatta kalma beslenme ve en uygun yavru birey yetiştirme sezonlarımızı kendimiz seçebiliyoruz (Eskiden hayatta kalabilmeleri için yavru bireyler optimal sıcaklıklarda doğacak şekilde çiftleşme söz konusu olsa da günümüzde modern tıp ve teknoloji sayesinde bu geçerli değildir. ) . Şuan günümüzde çoğu canlı türünün (direk olarak gözlemlediğimiz) habitatları insan eli ile değiştirilmiş, yok edilmiş, evcilleştirme yöntemi ile farklılaştırılmış olmasının da getirdiği koşullar üreme potansiyellerinde ve sezonlarında değişiklik göstermektedir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
At NAlı yengeci üretimi yapan işletmelerin internet üzerinden bağlantıları varmıdır? Onlarla nasıl iletişime geçebilirim?
Puan Ver
0
Puan Ver
50
Melih Karayel
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Dendritler bilince etki ediyorsa, bir şekilde kedi veya köpek gibi bir hayvanı insanlar gibi bilinç sahibi yapabilir miyiz?
Puan Ver
0
Puan Ver
530
Mahsun Yaşar
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Çekirdek sentrozom sayesinde ikiye bölünür iki kopya oluşturur ama diğer organeller yeni hücrede yeniden nasıl oluşur? İnternetteki bölünme olayını gösterenlerde diğer organeller yok bölünme sırasında organeller ne yapıyor?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Nice'z Kok , Lisans Öğrencisi

Merhabalar,

Hücre bölünmesi oldukça komplikedir. Dna bölünmesinden sonra hücre iki parçaya bölünür, kendine özgü dnası olan mitokondri sentrozom ve kloroplast gibi organeller hariç dna yeni organalleri baştan oluşturur.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
410
Kardelen X
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Bu hususta İngiltere'de yapılan bir araştırmayı okumuştum. İki binden fazla örneklem ile gerçekleştirilen çalışmada kişilerin damak tadlarında kültürel, coğrafî, sosyoekonomik unsurların yanında bireylerin genetiğinin de bir hayli etkili olduğu belirtilmişti. Hatta diğer unsurlara göre gen mirasının, kişilerin damak tadlarında daha etkili olduğu, bugün yemeyi, içmeyi tercih ettiğimiz gıdaların aslında bizlere birkaç jenerasyon evvelki akrabalarımızdan miras kaldığı sonucuna ulaşılmıştı.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
At Nalı Yengeci (Horseshoe Crab) yetiştiriciliği yapılabilir mi? Yapılabilirse nasıl yapabiliriz. Bunu yapan örnek işletmeler varmıdır? Varsa hangileridir? Teşekkür ederim..
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

At nalı yengeçlerinin kanları bilimsel çalışmalarda ve ilaç endüstrisinde kullanılıyor. Mavi kanları için bu canlıların yetiştiriciliğini yapan şirketler mevcut. Yılda yaklaşık 40.000 yengeç bu iş kullanılıyor ve ölüyor.Ancak sadece kanlarını alıyorlar herhangi bir şekilde yemek için kullanılma durumları yok. Bu canlıların kanlarının 4 litresi 60.000 $'a kadar alıcı buluyor. Jeak Ling Ding adındaki bir araştırmacı aynı görevi görecek sentetik sağlayıcılar üzerine bir proje yürütüyor.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. The Atlantic Jeak Ling Ding'in ayrıntılı haberi
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
30
Kobra Muzaffer
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Merhabalar! İnternette pek kaynak bulamadığım -belki de doğru şeyleri yazamadığım için- bir konu hakkında bir sorum var. Efendim, yaşadığımız coğrafya fiziksel özelliklerimizi ne kadar etkiler ve bu ne kadar zaman alabilir? Örneğin Amerika'ya göç eden Avrupalılar da gelecekte fiziksel olarak değişimler görebilir miyiz, yada gördük mü?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Bu konuda şöyle bir örnek verilebilir bir insan yüksek irtafalı bir yerde yaşamaya başlarsa eğer daha fazla oksijene ihtiyaç duyacaktır ve doku oksijenasyonunun devamı için hemoglobin miktarını dakikada nefes alma sayısını ve zamanla akciğer kapasitesini ve kan hacmini artıracaktır. Bu olay nispeten hızlı bir değişim olduğu için bununla başlamak istedim.

Bunun yanında aynı hayvan türlerinin çölde yaşayanların daha çok ısı kaybetmek kutuplarda veya soğuk yerde yaşayan türdeşlerinin ise ısıyı muhafaza etmek üzerine evrimleştiklerini görebiliriz.

Pek tabi farklı coğrafyalara göç eden insanlarda da bu tarz değişimlerin görülmesi muhtemeldir. Amerikalılarla avrupalıları karşılaştırmanın sağlıklı olduğunu düşünmüyorum çünkü 500 yılı aşkın süreçte avrupanın her yerinden afrikadan ve amerika yerlilerinden oluşan 3 ayrı kıta insanlarının karşılaşıp karıştığı bir popülasyonda çevrenin etkisinin önüne genetik karışımın daha çok geçmiş olması daha olasıdır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
50
Melih Karayel
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Eğer dendritlerin bilince bi etkisi varsa kedi veya köpek gibi bir hayvanı bi şekilde insanlar kadar bilinç sahibi yapabilir miyiz?
Puan Ver
0
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
At Nalı Yengeci (Horseshoe Crab) yetiştiriciliği yapılabilir mi? Yapılabilirse nasıl yapabiliriz? Bu konuda örnek kuruluşlar varmıdır? Teşekkür edrim..
Puan Ver
0
Puan Ver
52k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Halen ilk homosapiens in genetik koduna sahibiz. Çevresel şartlara uyumlanarak türün değişimi için gereken süre homosapiensin meydana gelişine göre çok daha fazla. aynı genetik koda sahip olmamıza rağmen, yaşam şartlarımız tamamen değişti. şartlardan bağımsız türe ait fabrika ayarı var mı?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Merhaba dostum,sorunu biraz daha açmalısın eğer demek istediğin homo sapiense evrilmeden önceki atalarımıza ait genlerimiz de kalan bir kalıntı bir dna var mı ise cevap evet. Genlerimizde hala atalarımızın izlerini taşıyoruz, bir gün genetik bilimi geliştiğinde eski bir atamızı klonlaya bilicez desem çokta yanlış bir tabir olmaz, buna fabrika ayarı diyemeyiz ve buna geride dönemeyiz çünkü şuan ki halimize evrilme sebebimiz yaşamak için mecbur olmamızdır, evrim bunu bizim için bizi değiştirerek yapar. şuan, bizim doğal ortamımız, atalarımızın değil.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
550
Görkem Çanak
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bazı canlılar (Mesela tek hücreli canlılar.) bölümüyle çoğalıyolar. İnsanların bölünerek üremesini beklemiyorum ama neden dış bir faktöre ihtiyaç var?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Atom>molekül>organel>hücre>>>tek hücreli canlı. Atom>molekül>organel>hücre>doku>organ>sistem>organizma>>>çok hücreli canlı. Tek hücreli canlılarda organ olmadığı için mitoz bölünme denilen bölünme çeşidini geçirerek çoğalırlar. Çok hücreli canlılarda ise organ (eşey organı) bulunur. İnsanlar çok hücreli canlılardır. Bu nedenle eşeyli üreme (mayoz+döllenme) gerçekleştirirler.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Wikipedia
Devamını Göster

Toplam 478 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“İnsanların sahip olduğu hiçbir duygu, içinde bulundukları sosyal şartlardan bağımsız değildir.”
Zhang Jie
Geri Bildirim Gönder