Genel Biyoloji & Genetik

Puan Ver
4
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Sentriyoller ve sentrozomlar DNA içermemelerine rağmen RNA içerirler. RNA'nın ise 3 tane muhtemel işlevi tahmin edilmektedir.

1) RNA sentrozomlar tarafından mikrotübül çekirdeklenmesi gerçekleştirilmesinde gerekli olabilir. Bir yapı iskelesi gibi davranak çekirdekleştirici mikrotübül proteinlerini organize ediyor olabilir

2) RNA işlevsel bir sentrozom ya da sentriyol oluşturmak için gerekli olabilir.

3) Sentrozomların yapısına katılarak onların hücre içinde pozisyon almalarına yardım ediyor olabilir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. ScienceDirect
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
60
Emre Şirin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Doğaç Sencer Yılmaz , Ziraat Mühendisi. Doktora Öğrencisi.

Merhaba Emre. Tarımsal üretimde insanların ve evcil hayvanların beslenmesi öncelikli hedeflerdir. Bunun yanında tarımdan ekonomik kazanç da elde edilmektedir. Bu durumun sürdürülebilir olması için üretimin verimli, çevre koşullarına, hastalık ve zararlılara dayanıklı çeşitler ile yapılması gerekmektedir. İşte hibrit çeşitlerin tercih edilmesinin nedeni burada karşımıza çıkıyor. Bu çeşitler az önce bahsettiğim özelliklere sahip olacak şekilde ıslah edildiği için yüksek verimli ve dayanıklı oluyor ve bu yüzden tercih ediliyor. Örneğin Norman Borlaug tarafından geliştirilen cüce buğday çeşidini ele alalım: Bu çeşit azotlu mineral gübrelere iyi yanıt vermesinin yanında kısa sapa sahip olduğu için yatmaya karşı dayanıklıydı. Böylece buğdayda yüksek verim elde edilmeye başlandı. Üreticiler de bu özelliklerinden dolayı bu buğday çeşidini tercih etmeye ve yetiştirmeye başladı.

Özetle hibrit tohum ve çeşit tercih edilme nedeni bunlardır. Kaynak olarak bu çeşitlere en çok ihtiyaç duyulan Afrika için yapılmış bir inceleme makalesini ekliyorum. Yeterince hibrit çeşit yetiştirilmeyen bir bölge için hibrit çeşitlerin önemini ve gerekliliğini anlamak için faydalı olacağını düşünüyorum.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Sciencedirect Hibrit çeşitlerin tarımda önemi ve gerekliliği
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Cihat Gülmezler
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Eğer tümör etkeni telomeraz enzimini inhibe ediyorsa böylelikle telomerler kısalmıyorsa telomeraz enziminin normal bir canlıda inhibe edilip yaşam süresinin uzatılması mümkün müdür?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Burak Bardakçı , Tıp fakültesi öğrencisi

Öncelikle şunları açıklığa kavuşturalım. Telomerler kromozomların tekrarlayan DNA dizlierini ve proteinler barındıran uç bölgeleridir. Telomeraz  enzimi ise telomerleri sentezler ve telomerlerin bakımlarını sağlarlar.  Kök hücreler ve kanser hücreleri gibi sürekli bölünen hücrelerde telomerazlar aktiftir(1). Ancak çoğu hücrede bu enzim çalışmaz, telomerler kritik bir seviyede kısaldığında hücreler bölünmeyi durduru ve  bu sebeple de yaşlanırız (tabi ki yaşlanmanın tek sebebi değildir.). Normal hücrelerin telomerlerinin her bölünmede kısalması ve belli bir uzunlukta durmasına Hayflick Limiti (fenomeni) denir (2).

Yani sorunun cevabı hayır tümör hürcrelerinde genellikle telomer boyu değişmez ve bu onlara sonsuz bölünme yeteneği sağlar. Bu hücreler bu kadar hızlı bölünürken bunların kısalmamasının sebebi ise telomeraz enzimidir.Şunu da belirtmeliyim ki  nasıl ki bir hücrenin bölünme hızı ne kadar çok olursa olsun ile DNA'sının kopyalanması asla bu hızın gerisinde kalmaz ve DNA'sı kısalmaz (bölünme işlemi kromozomların tamamının kopyalandığı kontrol edilip doğrulanmadığı sürece ilerlemez) aynı şekilde eğer bir hücrede telomeraz enzimi aktifse bu hücrenin de bölünmesi kromozomlarınun ucundaki telomerlerin boyları gereken uzunluğa tamamlanmadan başlamaz.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. TELOMERLERİN YAŞLANMA ve KANSERLE İLİŞKİSİ Bu makalede telomerler, telomeraz, kanser ve yaşlanma ile ilgili bilgi edinebilirsiniz.
  2. Hayflick limiti
  3. telomeraz telomeraz aktivitesi için başka bir kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Remi A
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Bunun icin rahimden amniyon denilen sivinin alinmasi gerekiyor. O siviyi almak icin de rahime disaridan mudahale gerekiyor. Bu mudahale, ihtimali dusuk olsa da cesitli komplikasyonlara yol acabilir ve cinsiyet tespiti gibi gorece onemsiz bir bilgi icin bu tehlike goze alinmaz. Cesitli hastaliklardan suphelenilmesi durumunda bu test yapiliyor.

Bunun haricinde etik kaygilar da mevcut. Erken donemde, henuz kurtaj icin yasal sinirlar icindeyken cinsiyetin ogrenilmesi sonucu (ornegin, kiz bebek olmasi durumunda) ebeveynler gebeligi sonlandirabilir.  Bu da etik degerler acisindan sakincali oldugu gibi toplumda bir cinsiyetin digerinden daha az bulunmasina sebep olabilir. Bu sebepten, hastalik suphesinde genetik test yapilmasi durumunda mumkun oldugunca aileye cinsiyet bilgisi verilmez. 

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
70
Hasan Kırkaya
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kanser hücrelerin aşırı ve kontrolsüz bölünmesi ve bu bölünme sırasında oluşan bir hata olduğunu kabul edersek ve çocuklarda hücre bölünmesi hızının yaşlılardan hızlı olduğunu da biliyoruz.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Bazi kanser turleri cocuklukta daha fazla gorulurken bazilari ise gec yetiskinlikte daha yuksek oranda gorulur. Her kanserin mekanizmasi ayni olmadigindan mumkun olan en genel cevabi vermeye calisacagim. 

Kanser, genel olarak, hucre dongusunun tum kontrol mekanizmalarini devre-disi birakacak sekilde mutasyonlarin ortaya cikmasi sonucu olusur. Bu mutasyonlarin bazilari aileden gelebilirken, tamamen cevresel etkilerle de ortaya cikmasi mumkundur. Tum bu mutasyonlarin birikmesi icin zamana ihtiyac vardir. Her ne kadar cocuklarda daha fazla hucre bolunmesi oldugundan daha hizli mutasyon birikmesi beklense de, cevresel etkilere maruz kalmak bakimindan (sigara vb. kotu aliskanliklar, kanserojen besinlerin daha az tuketilmesi) cocuklarin bir noktada yetiskinlere gore avantaji var. Yetiskinlige kadar gecen sure ilgili mutasyonlarin birikimini sagliyor ve bir noktada kanserlesme goruluyor. Zira, erken donemde daha fazla hucre bolunmesi gerceklesse de canlilik devam ettigi surece hucre bolunmeleri durmuyor. 

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
238
Burak Pala
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bu soru son videodan dolayı aklıma takıldı. Böyle bir şeyin mümkün olup olmadığını düşünmeden edemiyorum.
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Kusursuz şartlar yaratıp, bütün genlere ve çevresel koşullara %100 hükmedebilirsek elbette istediğimiz her şeyi yapabiliriz. Ancak bu düzeyde bir kontrol tabii ki pratik olarak çok zor ve çok uzak gelecekte olabilecek bir şey. Ölümsüzlüğün, en azından pratik olarak ölümsüzlüğün muhtemelen "daha kolay" ve bu kadar kapsamlı kontrolü mecbur kılmayacak yolları mevcut.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
7
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Biyolojik saatimize ters olduğu doğru fakat bunun neden yanlış olduğunu merak ediyorum
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Biyolojik olarak zararlı ve sakıncalı olduğunu düşünmüyorum. Dinen bir anlamı var dediğinizin ve o anlarda da uyuduğunuz için günah yazılacak değil tabii ki. Sadece uyanık ve bir işle meşgul olursanız sünnettir diye biliyorum.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
4
Puan Ver
18k
Akın Karahasan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Canlıların enerjiyi elde etme yöntemleri farklılık gösterse de kullandıkları enerji birimi genel olarak ATP, elbette farklı metabolik yolaklarda farklı versiyonları kullanılmaktadır. Neden GTP ADP AMP değil de ATP'nin canlılarda daha yaygın kullanım yelpazesi vardır? Enerji en iyi bu formda mı...
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Enerji kaynağı olarak GTPnin ADP nin kullanıldığı durumlar vardır.Bazı durumlarda da ATP direkt AMPye dönüşerek kullanılır.Burada neden adenozintrifosfat olduğuna evrimsel ve gelişimsel olarak cevap veremeyeceğim fakat adenozinler içinde neden trifosfat formu daha çok kulşanışır bunu açıklayabiliriz.Fosfat sayısındaki artış molekülde düzensizliği arttıracak ve kopma isteği de buna bağlı artacak.Metabolizmada atp-adp dönüşümünün atp-ampye kıyasla daha dık görülmesinin sebebi budur.Adpden fosfat koparmak atpye göre daha zordur

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Khan academy Atp
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
95
Kamuran Aksoy
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Burak Bardakçı , Tıp fakültesi öğrencisi

https://evrimagaci.org/soru/insanda-kucuk-dil-ve-ona-bagli-kusma-refleksi-nasil-evrimlesmistir-279#407 Bu soruda sizin sorunuzun da cevabını vermiştim. Olay, yediklerimizin doğal yutma refleksi ile yutulmasıyken yabancı bir cismin yutma olmadan boğaz ve çevresine dokunduğunda farklı bir refleksi çalıştırıyor olması.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
155
Mucahid Yazar
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İnternette aradım fakat çok düzgün bir içerik bulamadım bu konuyla ilgili.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Benim bildiğim kadarıyla köpekler ensest ilişkiye girmektedirler. Örneğin ortamda sadece bir dişi varsa kardeşleri hatta babası bile kızgınlık diye tabir ettiğimiz dönemde çiftleşirler. Eğer dişi kızgınlık döneminde değil ise çiftleşemezler. 
Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
85
Zerdüşt Mazda
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Sonuçta avcıya yerini belli eder ve hayat kalma şansını azaltır. Diğer canlı yavruları doğduklarında ağlamaz hatta çevrede avcı varsa çok da sessiz bir şekilde gizlenir. İnsanlarda neden tam tersi bir durum var ve bu şekilde yavrular\insanlar nasıl hayatta kaldı?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Bu daha çok annelikle ilgili bir yöntem. Şöyle ki ağlayan bir bebek yırtıcıları çekecektir ve bir anne de bunu bilir. Bu nedenle bebeğe derhal ne istiyorsa vermek ister. Fakat ağlamayan bebeklerin "Ne de olsa ses çıkarmıyor." mantığıyla daha az beslenir/ihtiyaçları karşılanır ve ölür.

Kısaca "Gen Bencildir".

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
90
Zehra Aksu
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Doğruyu söylemek gerekirse bu sorunun biyoloji kategorisine girip girmediğinden pek emin değilim, mazur görün lütfen.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Renkler ışığın farklı dalga boylarından başka bir şey değildir. Yani ışık dalga boyu kısa olacak şekilde yayılıyorsa mor, görece daha uzun dalga boylarıyla yayılıyorsa yeşil, daha da uzun dalga boylarıyla yayılıyorsa kırmızı görünür.  

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
4
Puan Ver
765k
Şule Ölez
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Wikipedia'da Genetic Diversity için şu bilgi var:Genetic diversity is the total number of genetic characteristics in the genetic makeup of a species. Genetic variability describes the tendency of genetic characteristics to vary.Özelliğin değişme potansiyeline sahip olup olmadığı belirlenebiliyor mu?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Selam Sule, 

Genetik varyasyon, daha tekil bir kavram diyebiliriz. Yani aslinda genetik materyaldeki herhangi bir degisime (tek bir nukleotid farkina yahut bir insersiyona veya delesyona) varyasyon diyoruz. Diversity genel olarak genetik cesitliligi, yani bunlarin toplamda olusturdugu oruntuyu refere ediyor. Ne kadar cok varyasyon varsa cesitlilik o kadar yuksektir diyebiliriz. 

Variablity icin direkt karsilik degiskenlik olabilir. Ornegin, "genetik degiskenlige yol acan faktorler" seklinde bir ifade kullanabiliriz. Yani aslinda kosullari tanimlarken kullanabilecegimiz bir kavram olarak gormek mumkun. 

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Human Evolutionary Genetics Bu kitapta ilgili kavramlarin aciklamalari bulunuyor.
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
385
Burak Sivari
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İnternette bir çok videoya denk geldim tavuk yumurtasına insan spermi enjekte ediyorlar. 40 gün beklettiklerinden sonra içinden garip organizmalar çıkıyor bunun gerçekliği nedir sizce
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
6
Puan Ver

Evet, tamamen uydurma. Bir bilimkurgu kitabı virali olarak hazırlanan ilk video (orada tavuk yumurtasından ziyade modüler vücut parçalarına sahip tuhaf bir film seti ekipmanı vardı) en başta düzgün bir şekilde çürütülmediği için YouTube üzerinde bazı "zekiler" bunu bir adım öteye götürerek CGI ve benzeri teknolojik araçları kullanarak bu videoları üretmeye başladılar. Sonra da patladı gitti.

Tavuk yumurtasına rastgele sperm enjekte ederek canlı elde edemezsiniz; iki canlının üreme hücreleri, kromozomları, vb. birbiriyle uyumlu bile değil. Dolayısıyla videolarda gösterilenlerin herhangi bir geçerliliği bulunmuyor.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Snopes Her şeyi başlatan "homunculus" videosu ve çürütmesi.
  2. Quora Epigenetik alanında doktorası olan Sarah Forsyth'in bu konudaki bir cevabı.
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
178
Murat Gök
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Şimdiye dek yaklaşık 110 milyar insanın doğduğunu da düşünürsek bu inanılmaz varyasyon çok düşündürüyor beni.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Harvey Specter , İnternet Kullanıcısı

Konuyla ilgili olarak içinde bulunduğumuz sitede oldukça doyurucu bir yazı var hali hazırda. Bu sonucu doğuran "rastlantısallık" konsepti ve genlerin etkisi açık bir şekilde paylaşılmış. Aynı zamanda parmak izlerimiz birbirinden farklı olmak zorunda da değil. Makalede ayrıntılı bir şekilde hepsine cevap bulabilirsiniz.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı Her İnsanın Parmak İzi Farklı mıdır?
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Erce Ergül
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Arkadaşlar birazcık çılgın bir örnek olacak ama boyu 1.93 olan efsanevi yüzücü Michael Phelps 2.10 kulaç (kol) uzunluğuna sahip. Bunun yanında bacakları da bir hayli kısa. Bu nasıl olabilir ? Boyuna göre uzun kolları var ama bacakları da kısacık. Açıklayabilirseniz sevinirim.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Merhabalar,

Bahsetmiş olduğunuz durum aslında seleksiyona ve doğal seleksiyon için çeşitliliğe güzel bir örnek. Normal ve günlük hayatını sürdüren insanlar için kol ve bacak uzunluğu orantılı fakat bu atletler için geçerli değil. Atletizmde görülen rekabet bir nevi bu alanda istenmeyen bir ıslah (kelime her ne kadar doğru olmasa da durum bunu gösteriyor) çalışmasına neden olmuş.

Aşağıda eklemiş olduğum kaynakta atletlerin yıllar içerisindeki değişimlerinden bahsedilmiş ve Kurzgesagt'ın Evrim nasıl işler videosunu izlemenizi tavsiye ederim.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Are athletes really getting faster, better, stronger? Atletlerin tarihi olarak gelişimleri ile ilgili bir video
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
canlılığın ilk dönemlerini düşünürsek, bazılarının neden dişi diğerlerinin de neden erkek formuna devam ettiklerini anlayamıyorum. ilk dönemler için erkek olmak avantajlı olsa gerek. dişiler de canlılığın devam etmesi için gerek. neden gerekli oldu ki, kendi kendimize üreyebilir hale neden gelmedik?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Merhaba mustafa, bu konuyu sana açıklamak isterim.

ana rahminde temelde hepimiz birer dişiye benzer olarak meydana geliriz. bunu takip eden süreçte klitoris penisi , yumurtalıklar testisi ve vajinanın bulunduğu bölgede scrotum oluşur.

şimdi bu kısmı anladıysak anlatmaya çalıştığım konuyu daha rahat anlayacaksın;

aslında bu doğanın biyolojik tehlikelere karşı kendini garantiye almaya çalışmasından kaynaklanıyor, şöyle düşün, bir tür bölünerek aslında kendisinin bi kopyasını oluşturur bi salgın veya tehlikede bi çoğu yok olur bu yüzden tek hücreliler veya mikto canlılar aşırı dedecede hızlı çoğalır ve onlara vuran herhangi bi salgında, tehlikede bi sıkıntı yaşamazlar çünkü evde bile bozulan bir gıda muazzam hızda gözle görülebilir bi şekilde çoğalma göstermekte.

ama bizim gibi atomik veya hücresel baza göre devasa yaratıklar bu denli bir hızlı bölünmeye olanak sağlayamıyoruz boyutlarımız çok büyük çünkü.

doğal olarak kendimize bir korunma yöntemi geliştirmeliyiz buda fix yani karıştırma yöntemidir bölünmek yerine farklı insanların dna yapılarını karmaları her insanın ufak bazdada olsa genetik manada birbirlerinden farklılık gostermesini sağlıyor. buda herhangi bi salgında aramızdan bazılarının kurtulmasına olanak sağlayacaktır çünkü genlerimiz tıpatıp aynı değildir.

yardımcı olabildiysem ne mutlu bana.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. evrimağacı türkçe kaynak bulmak zor. ingilizcesi olan arkadaşlar isterlerse çok sağlam kaynaklardan linkler verebilirim.
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
70
Aslıhan Akdemir
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Bazı hayvan türleri de tıpkı biz gibi diş çıkarırlar.Diğer soru ise şu şekilde açıklanabilir:

Geçmişte yaşayan atalarımız ateşi bulmadan önce besinleri çiğ olarak tüketiyordu bundan dolayı sert dişler,güçlü çene gibi yapılara ihtiyaç duymuşlardır.20'lik dişler tam da bu işe yarar fakat ateşin keşfi ile pişmiş besin tüketen insanlığın bu dişlere duyduğu ihtiyaç çok azalmıştır.Günümüzde insanların 5'inde 20'lik dişler çıkmamaktadır.Bu gidiş ile gelecek nesillerde yavaş yavaş ortadan kalkacağı savunulabilir.Uzun lafın kısası çok geçmişte olsa da şu an çok işlevli bir organ değildir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Science
Devamını Göster
Puan Ver
17
Puan Ver
720
Berkay Özkurt
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Deri kıyafet, göz, omuz, ayak, elmacık kemiği gibi şeylere neden ilgi duyuluyor bu diğer hayvanlarda da var mı ?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

İnsanların belli objelere karşı fetiş duyması ilginç bir konu bunu ayak fetişizminden örnek vererek anlatacağım. Ancak diğer objelere duyulan fetişin de buna benzer nedenlerden kaynaklanması muhtemel. Zaten az sonra anlatacağım üzere fetişlerin çok büyük çoğunluğu ayak ve ayağa dair fetiş unsurlarından meydana geliyor.Şimdi konuya geçelim. Ayak fetişizmi, en basit tabiriyle ayaklardan haz alma durumudur. Ayak fetişisti insanlar, ayaklardan etkilenir ve ilgi duyar. Kimi insanlar bunu hastalık olarak görürken kimi insanlar için gayet olağan bir durumdur. Birçok heteroseksüel erkekte, partnerinin ayaklarına ilgi duyma yani ayak fetişizmi vardır. Bu durum normal kabul edilmediğinde bazı insanlar bu fetişlerini saklarlar. Ayak fetişizmi sadece erkeklere özel bir durum değildir. Kadınlar da ayak fetişisti olabilir. Ve ayaklara ilgi duyabilir. Yapılan bir araştırmaya göre her beş erkekten birinde ayak fetişizmi vardır. Yapılan bir diğer araştırmaya göre ayak ve ayaklara özel aksesuarlar (ayakkabı, çorap vs.) , insan vücudunun cinsel bölgeleri haricindeki vücut kısımları ve çeşitli objeler arasında en çok fetiş duyulan şeylerdir. Yani insan vücudunda genital (cinsel) bölgelerden sonra en çok ilgi duyulan yerler ayaklar ve ayaklara ait eşyalardır... Ayak fetişizmi, tüm fetişler arasında yüzde elli yer kaplar. Yani insanların sahip olduğu tüm fetişlerin yarısı ayak fetişizminden oluşur. İnsan vücudunda kullanılan obje ve nesnelere duyulan fetiş arasında ise üçte ikisi ayakkabı fetişi ve çorap fetişi gibi ayaklarda kullanılan nesnelerin fetişlerden oluşur. Sigmund Freud'a göre insanlar penise benzediği için ayağı tercih etmektedir. Fakat günümüzde daha bilimsel olan bilgi, San Diego Kaliforniya Üniversitesi'nde Beyin ve Kognisyon Merkezi Müdürü. Vilayanur S. Ramachandran tarafından üretilmiştir. Ramachandran, Fantom Ekstremite Ağrısı'na yol açan beyin sorunlarını incelerken ayak fetişizminin gizemini çözmüştür. Fantom Ekstremite Ağrısı, savaş gibi sebeplerden ötürü uzuv kopmalarında veya uzvun çeşitli sebeplerle ampüte edilmesinden (kesilmesinden) sonra kişinin uzvu olmadığı halde ağrı hissetmesidir. Buna "Hayalet Ağrı" da denir. Yeni ampüte olmuş bir insanda sinir uçları açık kaldığı için beyne sinyal gönderilmeye devam eder ve bu yüzden ağrı, yanma, karıncalanma gibi belirtiler meydana gelmektedir. Ramachandran, insan beyninin bir haritasını çıkarmıştır. Bu haritada her bölge, vücutta bir uzva denk gelmektedir. Beyin haritasına göre vücuttaki her bölgenin bir karşılığı vardır. Ramachandran, deneylerinde hastaların beyinlerini açmış ve elektrotlar yerleştirmiştir.Deneylerinde deneklerin beyinlerinin çeşitli bölgelerine sinyaller göndermiştir. Bu elektrik sinyalleri deneklerin vücutlarının farklı yerlerinde hislere sebep olmuştur. Örneğindeneğin beyninde, bacağına denk gelen yere gönderilen sinyal, deneğin bacağına "dokunuluyormuş" gibi hissetmesine sebep olmuştur. Sinyal gönderilen alana denk gelen her vücut parçasında karıncalanma, gıdıklanma veya dokunma hissi oluşmuştur.

Bu durumda Ramachandran'ın tespiti şudur: 

"Kolu veya bacağı olmayan birinin beyninde halen o bölge yer almaktadır ve işlev görmektedir, beyinden silinmemektedir."  

Ramachandran'ın Ayak Fetişizmi'ni açıklamasını sağlayan ilginç olay, ayağı olmayan "Fantom (Hayalet Uzuv) Hastalarına" deney yaptığı sırada olmuştur.

Ramachandran, ayağı daha önceden kopmuş ya da kesilmiş olan hastaların beyinlerine elektrik sinyalleri göndermektedir. Ünlü nörolog, hastaların beyinlerinde hangi alana sinyal gönderiyorsa hastalar sinyal gönderilen yerleri vücutlarında hissettiklerini söylemektedir. Ramachandran beyinde kollara denk gelen yere uyarım yaptığında, hastalar, kollarına dokunulmadığı halde birisinin kollarına dokunuyormuş ya da kollarını tutuyormuş gibi hissettiklerini söylemektedirler. Ramachandran, bu sefer ayağı olmayan hastalarda, beyinde ayaklara denk gelen bölgeye sinyal gönderdiğinde ise ilginç bir şeyle karşılaşmıştır. Hastaların bazıları, sinyal ayaklarına gönderildiği halde cinsel organlarına sinyal gönderilmiş gibi cinsel haz duymuştur. Hatta durum öyledir ki, bazı hastalar bu zevkten dolayı orgazm olmuşlardır.Ramachandran, ayakları olmayan kişilerin beyinlerinin, bu bölgeyi silmek yerine en yakın yer olan "genital bölge" yani cinsel organların olduğu yere bağlaması yüzünden böyle olduğunu söyleyerek, cinsel zevk almalarının sebebinin bu olduğunu iddia etmiştir. Görselde de görüldüğü üzere ayaklar ve genital bölgeler beyinde yan yanadır. Ayağı olmayan birinin ayağına sinyal gönderildiğinde cinsel zevk almasının sebebinin bu olduğu iddia edilmektedir. Ramachandran'ın Fantom Ekstremite Sendromu çalışmalarından önce de insan beyninde ayaklarla cinsel organların yan yana olduğu biliniyordu. Ancak kimse Ramachandran gibi ayak ve cinsel organların çapraz bağlantıyla ayak fetişizmine sebep olacağını düşünmedi. Ramachandran "Beyindeki Hayaletler" kitabında Ayak Fetişizmi'ni şu şekilde açıklamıştır: 

"Belki de normal denilen insanda bile biraz çapraz bağlantı vardır ve bu da niçin ayak parmağı emmeyi istediğimizi açıklayacaktır..."

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Ela Gül
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Ancak doğan çocuk sadece kız çocuğu oluyormuş. Bir kaç yere baktım cevabını bulamadım. Size güveniyorum sayın Evrim Ağacı bunun doğruluğu var mıdır? Yoksa uydurma bir haber midir?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Doğrudur. Şöyle ki kadının yumurta hücrelerine belli işlemler sonucu çekirdek kaynaşması yapılabilir. Laboratuvar ortamında oluştural bebek bir süre sonra anne rahmine koyulur. Aslında bu yönüyle tüp bebek yöntemine benzer. Sadece kız olması ise şöyledir. Kdınların üreme hücrelerinde xx kalıtımı bulunurken erkeklerde xy bulunur. Bir anneden bir babadan alınan kalıtımlar sonucunda cinsiyet belli olur. Anneden kesin x alacağından cinsiyeti belirleyen babadan gelen kalıtımdır. Anne kendinden bebek sahibi olduğunda mecburen ikiside x olacağından genetiği xx  olacaktır. Yani yavru birey kız çocuk doğacaktır. İyi günler...

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. saltuerk.wordpress.com Cinsiyet Genleri
  2. Milliyet gazetesi Yazımı Onaylayan Haber
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
140
Tolga Kaçar
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bir bilgisayara zihnimizi aktarırsak bu bilgisayarda yaşamaya devam mı ederiz yoksa bilgisayar kendisini biz sanan bizim anılarımıza sahip bir makinemi olur. Yaşama içgüdüsu olur mu? Hayal kurabilir mi?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Elon Musk geçtiğimiz günlerde bunun basit bir denemesini yaptı ve başarılı oldular.Şuan tüm sorularını cevaplamak için erken bir noktadayız.Çalışmayı yürüten bilim insanları da seninle benzer soruları taşıyorlar.Sorular için sadece zihin aktarımı değil aynı zamanda benlik farkındalığı ve sorgulaması da olmalıdır.İlerleyen zamanda bunun mümkün olabileceğini fakat insanların bir noktada buna ket vuracağını düşünüyorum.Tamamen şahsi fikrim ????

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Forbes Linking the brain with microchips
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Dila Türkmen , Bilimsever, okur, doğa-gözlemcisi

Meyvelerdeki kurtlar, aslında hayat döngülerinde metamorfoza uğrayan kanatlı böceklerin (Holometabola) larvalarıdırlar. 

Meyvelerde rastlanan bu kurtlar (larvalar) genellikle güveler (moths) (böcekler (Insects) sınıfı, kelebekler ve güveler (Lepidoptera) takımından) olmakla birlikte kınkanatlılar (Cleoptera) ya da sinekler (Diptera) gibi farklı böcek takımlarından da olabilirler. Bu takımların sınıflandırmasına ait bir şema [1] numaralı kaynakta görülebilir.

Dişi böceklerin yumurtalarını meyvelerin çeşitli safhalarında buralara bırakmaları sonucu bazı meyvelerde kurt dediğimiz bu larvalar karşımıza çıkabilmektedirler. Örneğin kiraz meyvesinde, dişi böcek meyve henüz gelişmekte iken yumurtalarını meyve içerisine, kabuk üzerinde açıtığı küçük bir delikten bırakır, bu sebeple dışarıdan bakıldığında yüzeyde meyveye kurt girişinin olduğu bir delik görülmeyebilir [2].

Elma kurdu olarak bildiğimiz canlının erişkin formu olan sinek (Diphtera takımından Rhagoletis pomonella - apple maggot) de meyve içerisine benzer şekilde yumurtalarını bırakır. Elma ağaçta iken kurt gelişimini sürdürür, gelişimini tamamlaması ise genellikle elmanın ağaçtan düştüğü döneme denk gelir ve böylece elmadan çıkarak toprağa geçer ve burada koza (pupa) halini alır. Daha sonra kozadan yeni sinek bireyi çıkar [3]

Güve larvası olan meyve kurtlarına bir örnek ise, şeftali ve kayısılarda görülebilen Anarsia lineatella Zeller (peach twig borer) 'dır [4]

İngilizce literatürde arama yapmak için "fruit worm" anahtar kelimesini kullanabilirsiniz.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Wikipedia İlgili böcek takımlarının sınıflandırmasını gösteren bir şema da içeren, anlamaya yardımcı bir kaynak.
  2. Colostate Kiraz kurdu görsellerine ve canlının yaşam döngüsü detaylarına ulaşılabilecek akademik bir kaynak.
  3. Entnemdept Elma kurdu görsellerine ve canlının yaşam döngüsü detaylarına ulaşılabilecek akademik bir kaynak.
  4. Bctfpg Şeftali/kayısı kurdu görsellerine ve canlının yaşam döngüsü detaylarına ulaşılabilecek akademik bir kaynak.
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
135
Ercan Mutlu
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Halk arasında yaygın bi inanış köpekten korkarsan saldırır. Bu gerçekten olabilir mi? İnsan korktuğunda koku mu salgılıyor?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Hakan Altıparmak , Üniversite Öğrencisi

Köpeklerin çok iyi birer vücut dili okuyucusu olduklarını bilmek gerekir. İnsanlar korku hissine kapıldıklarında ter bezleri normalden daha aktif çalışır ve bu nedenle vücut kokusu üretirler. Bu kokuyu rahatlıkla alabilen köpekler korktuğumuzu anlarlar yani mit doğrudur diyebiliriz.

Peki korkan birisine neden saldırırlar?

Bunun sebebi ise çoğunlukla korkan kişinin kendi vücut dili dahil olmak üzere köpeğin de vücut dilinden bihaber olmasından kaynaklıdır. Korkan kişi genellikle köpekle birebir göz kontağı kurar ki bu köpekler için bir meydan okuma olarak algılanır, bu da köpeğimizi savunma pozisyonuna sokar.

Eğer köpeklerden korkuyorsanız en iyi yöntem; sakinliğinizi korumaya çalışmak, birebir göz kontağından kaçınmak, bağırmamak ya da tekme atmaya çalışmamak, koşarak kaçmaya çalışmamak ve son olarak yavaşça olay yerinden uzaklaşmak. Tabii bir diğer yöntem ise; fobimizi yenip bu sevimli dostlarımızın aslında birer tüy yumağından ibaret olduğunu fark etmek.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
5
Anł Özlr
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Mahir Açan , Fen lisesi öğrencisi

zamanla karmaşık organizmaların DNA’larındaki birçok değişim, seçilimden ziyade sürüklenmeden kaynaklanır genom karşılaştırması yaparken benzer ya da korunmuş dizilimlere bakılır Doğal seçilim hayati işlevlerdeki dizilimleri korur, fakat genomun geri kalanı ise genetik sürüklenmeden kaynaklı olarak değişir yani tür değişmediği için ayrıca mutasyonların büyük kısmı dna nın sessiz kısmında olduğu için artmaz. Seçilim ayrıca populasyon un büyüklüğü ile de ilişkilidir. Birey bazında değerlendirme yanlış olur Sadece bir bireydeki mutasyon onun hayatı sona erince biter. Ama populasyon da tamamlanan mutasyon seçilimi etkiker

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Biyoloji kitapları Kaynak adını hatırlamıyorum önceden öğrenmiştim öğretmenim anlatmıştı
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Ferhat Demir
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Lyonizasyon sonrası gen resesif de kalıtılsa hastalık oluşabiliyor.Bu bağlamda düşündüğümüz zaman genin resesif veya dominant olmasının pek bir anlamı kalmıyor. Çünkü hastalık kendini her türlü gösterebiliyor.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

    X kromozomu inaktivasyonunda X kromozomlarından seçilmiş bir tanesi inaktive olmaz. Her hücre içindeki X kromozomlarından rastgele bir X kromozomu inaktive olur. Oran çoğu zaman 50:50'dir yani hem hastalık genini taşıyan hem de taşımayan kromozom bireyin hastalık durumunu etkiler. (Bazı durumlarda ise oran yarı yarıya değildir. Örneğin tek yumurta ikizlerinde bir hastalık ikizlerin birinin ölümüne sebep olmuşken diğer ikiz hiçbir belirti göstermeden yaşamaya devam etmiştir.)

    Genlerin kişiyi hasta etme mekanizması proteinler üzerinden işler. Genler hasarlıysa genlerin kodladığı protein hasarlıdır ve işlevini yerine getiremez. Kodlanan proteinin bozukluk oranına bağlı olarak (bozuk olsa da proteinler bir miktar işlev görebilir) aktif kromozom üzerindeki genin ve inaktif kromozom üzerindeki genin (inaktive olan X kromozomu üzerindeki genler bile aktiftir) ürettiği proteinlerin hücreye, hücrelerin de toplu olarak vücuda etkisi hastalığın klinik seyrini belirler. Farklı hastalıklara sebep olan mutasyonlar ve proteinler birbirinden farklı olduğundan tüm bu süreç de hastalıktan hastalığa fark gösterir. 

    Bu sorunun asıl cevabı ise baskın ve çekinik kavramlarının neye bakılarak hastalıklarla ilişkilendirildiğinde saklıdır. Bu kavramlar hastalığın fenotipte görülüp görülmemesine bağlı olarak araştırmalar sonucunda belli hastalıklarla ve bu hastalıklara sebep olan genlerle ilişkilendirilir. Yani genlerin üstüne kazınmış bir şekilde "dominant" veya "resesif" yazmaz, o genlerin bir bireyde bulunması sonucu, işleyen çok farklı mekanizmalarla, hastalığın diğer hangi bireylerde görüldüğüne(soy ağacı) bakılarak hastalığın dominant veya resesif geçişli olduğuna karar verilir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Pubmed İkiz örneği
  2. Evrim Ağacı
  3. NCBI
  4. Human Pedigree Analysis Soy ağacı
Devamını Göster

Toplam 302 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Her ne kadar doğanın bir türü yaratabilmesi için binlerce veya milyonlarca yıl gerekse de, insanın o türü yok etmesi için birkaç düzine yıl yeterlidir.”
Victor Scheffer
Geri Bildirim Gönder