Fizik & Kuantum

Puan Ver
0
Puan Ver
50
Sigmoond Freid
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Kerem Gun , Çobanlık(Felsefenin ve bilimin kurucu mesleği)

1. Lazer ortamdam cok etkilenir, havadaki molekuller fazla ilerlemesine izin vermeyebilir.

2. Isigi tam tur attiracak kadar bukebilmek icin cok buyuk kutlelere ihtiyacin var. Karadelik kadar mesela.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
40
Emre Ayhan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Burada yükten kastımız fazla yük. Öreğin, negatif yüklü bi iletken ele alalım... Bu iletkende aslında hem pozitif hem negatif yükler olacak. Bunların sayısal dengesi olmadığında, yani negatifler fazla olduğunda cisim negatif yüklü olur. Şimdi, iletkenin özelliğinin direncinin düşük olması olduğunu biliyoruz. Yani yükler üzerinde rahatça hareket edebilir. Bu durumda ortamdaki fazla negatif yükler birbirini itecektir. İtilen yükler de olabildiğince uzağa gidecekler. Bu durumda en uzak yer, her zaman cismin dış yüzeyi olur.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Mirsad Özgen
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Gaz basıncı "P" ile gösterilir. Birimi "atm" dir.

Bu ilişkiyi temel bir formülden kurabiliriz:

P.V=n.R.T

P= atm cinsinden basınç

V= Gazın litre cinsinden hacmi

n= Gazın mol sayısı

R= Sabit değer(0,0821)

T= Kelvin cinsinden sıcaklık

Yani formülden bakacak olursak basınç artarsa sıcaklık da artar. Basınç azalırsa sıcaklık da azalır.(Tabii hacmi değişmeyen sabit bir kapta)

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
15k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Yapılan farklı deneylerde, kasıtlı faaliyetlerin sonuçları saptırdığı biliniyor. Bunun rasyonel açıklaması yapılabilir mi
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Burada üç durumu açıklamak gerekir:

İlki, nedensellik. Yani zamanın oku diye bildiğimiz olgu. Burada, entropinin sürekli arttırğı evrende zamanın tek yönde akma zorunluluğu ortaya çıkıyor. Bi rşeyin nedeni, sonucundan önce olmak zorundadır. Bu da bize bir olgunun ölçümü ile elde edilen sonucun zaten önceden nedeninin gerçekleşmiş olmasını gerektiriyor.

İkincisi Shrödünger'in kedisi düşünsel deneyi... Bu deneyde bir kedi bir kutunun içine kapatılıyor ve kutuda bir düzenek var. Düzenekte %50 olasılıkla bir kuanum spininin durumuna göre çalışacak veya çalışmayacak bir zehir var. Burada kedinin ölü olup olmadığını kutuyu açmadan bilemeyiz. Kutuyu açana kadar, kedi hem ölü hem canlı kabul edilir. Çünkü olasılık %50'dir. Kutuyu açtığımızda ise olasılık birden %100 bir yönde olur. Yani içine baktığımızda diğer olasılığı sıfırlamış oluruz. Yani kutuya bakmak, sonucu değiştirmiştir. Artık kedi hem ölü hem canlı değildir. Ölüdür veya canlıdır.

Son olarak da elektronlarla çift yarık deneyi var. Burada elektronlar, çift yarıktan geçirilerek perdeye düşürüldüklerinde, dağılımları dalga fonksiyonu ile olur. Biz bir elektronun hangi delikten geçtiğini ölçmeye kalkarsak, bu kez de parçacık dağılımı gösterir. çünkü ölçüm aletimiz sonucu etkiler. Elektronun ister istemez momentumunu değiştirir. Bu da davranışını... Çünkü sisteme müdahale etmeden ölçüm yapmak olanaksızdır.

Ek olarak, burada belirsilzik ilkesinin de etkisinden söz etmek gerek. Bir şeyi kesinleştirmeye çalıştıkça, diğer bir değişkenin belirsizliğini istemesek de artırırız.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
75
Eren Şahin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Din Kültürü öğretmenimiz bahsetmişti. Bir elektron aynı anda 2 farklı yerde bulunabilir diye. Bu nasıl mümkün olabiliyor ve bu elektronlardan birini karadeliğin içine gönderme şansımız olsaydı diğer elektronla karadeliğin içindeki değişimleri anlayabilir miydik?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Öncelikle karadelik henüz bizim için bilinmez bir ortam. O konuyu o yüzden geçiyorum. Ancak elektronun aynı anda nasıl iki yerde olduğu konusunu açıklayayım...

Aslında öyle bir şey yok. Yani gerçekte yok. Bu düşüncenin iki ayrı nedeni var. İlki şu:

Elektronlar, çok küçük parçacıklar ve çok hızlı hareket ediyorlar. Fizikte de Broglie diye biri hareketli her cismin hareketinin bir dalga hareketi oluşturduğuna ilişkin bir kuram ileri sürdü. Buna göre, siz, ben, bir araba veya bir elektron... Hareket halinde olduğumuz sürece bir dalga hareketi yaparız. Ancak kütlesi büyük ve nispeten yavaş cisimler için bu dalga hareketinin hissedilmesi olanaksız. Ancak cisim küçüldükç ve hızlandıkça bu hissediliyor. O yüzden elektron, yaptığı dalga hareketi nedeniyle birbirine çok yakın iki delikten geçmeye çalıştığında aynı anda ikisinden de geçiyormuş gibi bir iz bırakıyor. Ancak bu elektronun yalnızca yaptığı dalga hareketinden ötürü etkisi. Bu durumda elektronun aslında hangi delikten geçtiğini bilmiyoruz. Ölçmeye kalktığımızda ise, tüm düzenek farklı sonuç veriyor.

İkinci olay ise şu: Heisenberg'e göre bir parçacığın hızını ve konumunu aynı anda mutlak olarak ölçmek olanaksızdır. Bunun nedeni ölçüm aletilerimizdeki hassasiyet sorunu değil. İşin doğasından ileri geliyor. Burada elektronun nerede olduğu konusunda bir belirsizlik var. Bu belirsizlik, elektronun o andaki konumu için olasılık vermemize neden oluyor. Bu da aynı anda birden fazla yerde olabilme olasılığının yansıması.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Naim Bostancıoğlu
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Uzayda 2 bilyeyi aralarında az bir mesafe bırakarak ve hiç bir ivme uygulamadan bıraksak bu iki bilye bir birini çeker mi ?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Kütleçekim, newton fiziği sonrası daha detaylı açıklandı. Einstein, uzayzaman dokusunu kütlenin büktüğünü söylemesi, bakış açılarını kökünden değiştirdi.

Kütle, uzayzaman dokusunu büker, ve diğer kütleler, bu bükülmenin etkisine girer, ya da bu kütle daha büyük bir kütlenin bükülme etkisine girebilir.

Temel olan şey, bütün kütle sahibi nesnelerin, uzay zamanı büküyor olmasıdır. Bükülmüş uzayzaman, diğer kütlelerin durumunu doğrudan etkiler.

Gezegenin yıldızın etrafında dönmesi, yıldızın büktüğü uzayzaman dokusunun etkisinde kalarak, yıldıza doğru uzun vadede düşmesi demek aslında.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
350
Murat Bayındır
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
sabit hızlarla ilerleyen cisimlerde etkileşimin sonuçları nelerdir? aynı hzıla giden iki araçtan birinden diğerine atlasam ne olur?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Üçüncü bir gözlemciye göre hareketsiz olan bir mermi ve insan arasında ne etkileşim oluyorsa, aynı üçüncü gözlemciye göre sabit ve eşit hızla ilerleyen bir mermi ve insan arasında da aynı etkileşim olur.

Üçüncü bir gözlemciye göre hareket eden bir araçtan, aynı gözlemciye göre aynı hızla giden ikinci bir araca atlamak, aynı üçüncü gözlemciye göre durağan bir araçtan, aynı gözlemciye göre durağan bir başka araca atlamakla da aynıdır (hava sürtünmesi ihmal edildiğinde).

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
420
Mahsun Yaşar
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Rudolf Clausius tarafında Q simgesi ısı için seçilmiştir. Bilinen bir nednei yok. Bir dilde karşılığı olduğuna ilişkin bir bilgi de yok. Bazıları, "quantity" sözcüğü ile ilgisi olduğu görüşünde.

Bu arada, ısı ile ilgili yanlış bilinenlerden de söz etmek gerekir.

Öncelikle "ısı enerjisi" ifadesi terimsel olarak hatalıdır ancak ne yazık ki okullarımızda hala böyle denmekte. Yalnızca "ısı" denir. Çünkü ısı, enerji biriminde olmasına karşın enerji türü değil, enerjinin akışıdır. Isı, aralarında termal dengesizlik bulunan iki sistem arasındaki enerji akışına verilen addır. Mekanikteki "iş"in, termodinamik karşılığıdır denebilir. Asla sistem tarafından depolanmaz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Melike Bulutovsky
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

En basit haliyle, varlıkların varoluş sergilemekte kullandıkları alanlar olarak tanımlanabilir.

  1. Boyutta varlıklar kendilerini sadece nokta olarak ifade edebilir.
  2. Boyutta, varlıklar kendilerini çizgi olarak ifade edebilir.
  3. Boyutta varlıklar kendilerini derinlikli cisim olarak ifade edebilir.

Yani bir varlık, varoluş sergilemeye başladığında, farklı boyutlarda farklı görünür, çünkü kendi varoluşunun sadece o boyutun izin verdiği kadarını ortaya koyabilir. Bir kürenin, 2 boyutlu yüzeyde daire olarak görünmesi gibi. Aynı küre, 1. boyutta sadece nokta olarak varolabilir. Çünkü o boyutun izin verdiği varoluş biçimi o.

Durum böyle olunca, tabii ki derinlikli 3boyutun da bir varlığı ifade etmede mutlak yeterliliğe sahip olamayacağı anlaşılır. Biz henüz 3 boyut dışını deneyimleyemediğimiz için, bu gerekliliği anlayamıyoruz. Ancak şöyle düşünebiliriz ki, 2. boyuta yansıyan bütün 2boyutlu şekiller, 3 boyutlu derinlikli bir nesnenin derinliğini kaybetmiş halleri olacak. Hmmm demek ki, 3. boyutta görünen bütün derinlikli cisimler, bir üst boyuttaki varlıkların özelliklerini kaybetmiş halleri olabilir o zaman.... Ve bu boyut hiyerarşisi sonsuza kadar da gidebilir.

Bizim boyutumuzda olup, bu boyuttaki varlıklardan farklı davranan fenomenler, üst boyutu anlamakta faydalı olabilir. FOTON ve ELEKTRON, asla bu boyuta ait bir şey gibi davranmazlar örneğin. Foton için zaten zaman diye bir şey yok. Kütlesi yok. Elektronun da nerede bulunduğu net olarak ölçülemez. Orbital, bir elektronun varolma ihtimallerinin en yüksek olduğu alanlar. Mutlaka orada olduğu alanlar değil. Ayrıca biliyoruz ki, elektronlar (fotonlar ve moleküller de), gözlemci etkisinde ve gözlemcinin olmadığı durumlarda farklı hareket ediyor. (Dalga - parçacık) Bunun gibi fenomenler, belki de üst boyuttan en az kayba uğrayıp burada kendini ifade eden şeyler olabilir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,045
Atahan Sır
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Sıcaklık değişimi maddeler arasındaki enerji değişimidir diye bilmekteyim.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

İlk olarak evrenin dışı diye bir yer yoktur ,madde evrendir dışı diyerek kastteğiniz yer zaten yoktur .

Uzay ve zaman Büyük Patlama'da yaratıldı. Evrenin başlangıcında uzay tamamen madde ile doluydu. Madde, başlangıçta çok sıcak ve çok yoğundu. Daha sonra, sonunda bugün evrende gördüğümüz yıldız ve gökadaları oluşturacak şekilde genişledi ve soğudu.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
15k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Madde, uzay zaman dokusunu büker. Bunu artık bilmeyen yok. Peki antimaddenin hem uzayzaman dokusu ile olan etkileşimi, hem de diğer madde ve antimaddeler ile olan etkileşimi nasıl olabilir?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Antimadde, madde ile tümüyle aynıdır. Tek farkı, spin yönlerinin farklı oluşu. Bu durumda madde uzay-zaman dokusuna ne yaparsa, antimadde de aynısını yapar. Bir fark olmaz. Madde ve antimadde ile uzay-zamanın etkileşimi aynı olur.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
240
Ayşe Bal
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
neden bazı zamanlar bulutların hiz değişimini görürüz de bazı zamanlar bunu göremeyiz?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Bulutların hareketi rüzgarın hızına bağlıdır. Rüzgar havadaki bir miktar bulutu sürükler bu yüzden hareket ettiklerini, hareket ederken şekillerinin değiştiğini görürüz. Ancak bazen duruyorlarmış gibi gözlemleriz. Bu bulutlar genelde çok hızlı hareket etseler de hem çok yüksekte olduklarından hem de rüzgarla hareket ederken sürekli yeni bulut damlaları oluştuğundan hareketsiz gözükürler.

bulutlar ile ilgili görsel sonucu

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
160
Mayiyo Yildiz
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Uzayzaman, heryeri kaplayan bir yoğunluk olarak düşünülebilir basitleştirmek ,anlamak için.

Bu yoğun ortama giren nesne, kütlesi nedeniyle yer kaplayacak ve yüzeyi boyunca eğecektir içine girdiği ortamı. Yani eğim, dışa doğru olacaktır. Kütlesi olan herşey, uzay zamanı kütlesi-yüzeyi boyunca büker. Işık da ilerlerken, bükülmüş uzay zamandan geçtiği için gözlemci tarafından sapıyor olarak görülür. Işığa insan bilincini yüklemiş olsaydık, sapıyor gibi algılamazdık. Dümdüz gidiyor olurduk. Gözlemci bu sapmayı tespit edebilir.

Bizler de dünyanın büktüğü uzayzamanı deneyimliyoruz.

Yani bükülmüş bir uzayzamandayız. Bu nedenle zamanımız, uzayda bükülme etkilerinden uzak bir gözlemciye göre daha yavaş geçer. Bükülme eğrisi, uzayda dümdüz olana göre bir uzama demektir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. https://www.mutlakbilim.com/izafiyet-kurami/ https://www.mutlakbilim.com/izafiyet-kurami/
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
20
Gökalp Yoleri
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Evrenin en büyük sırlarından biri bence bir ritm calarken uyumsuz nota basınca suratlar ekşir memnuniyetsizlik vesaire istisnasız her insanda, bununla ilgilide bir teorim var fakat kelime sınırlarından vesaire ayrıntılı yazamıyorum.
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Bunun sebebi insanın estetik algısıdır. Bu algı da altın oran üzerine kuruludur. Güzel ile estetik iki ayrı kavramdır. Bir şey altın orana ne kadar yaklaşırsa estetiği o kadar artar. Fakat estetik olan her şey güzel veya güzel olan her şey estetik değildir. Güzellik algısı kültürel bir kavramdır. Estetik algısı ise tamamen matematikseldir. Dolayısıyla estetik bir müzik duyduğumuzda alkışlarız. Estetik dışı olduğundaysa hoşnut olmayız. Örneğin Arabeski çirkin, rock müziği ise güzel bir müzik türü olarak tanımlayalım. Bir başka insan bunun tam tersi olarak arabeski güzel rock müziği çirkin tanımlayabilir. Bu kültüreldir. Fakat tüm notaların ahenk ve estetikle çaldığı bir arabesk veya rock müzik parçası hiç şüphesiz herkes için estetiktir. Estetiğin olmadığı ve ahenkin bozulduğu parçalar ise hangi türde olursa olsun kulak gıcıklayıcı gelebilir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
1,020
Ufuk Can Yıldız
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Elektronların saniyedeki hızı bir yerde 2000 km okudum, başka bir yerde ışık hızı kadar diye. Hangisi doğru?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Her ikisi de doğrudur. Çünkü e- hızı değişkendir.

Düşük Hız: Elektirik tellerinden geçen e- hızı yaklaşıl olarak sn 0.024 cm dir.( telin kalınlığı=0.2 cm/ akım=10)

Yüksek Hız: Bohr atom modeline göre ise e- hızı sn 2000 km dir.

Çok Yüksek Hız: Atom parçalanması sonucunda e- hızı 300 000 000 m/s ye (ışık hızı) çok yakındır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Ruru Ay
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
aşağıdaki linkin 16.06. saniyesinden sonrasıni izlersek pamuk demrden daha mı ağır oluyor yani?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

konunun açıklanmasında pamuk zor bir örnek olsada ( içinde hava olması gözenekli yapısı felan ) dikkat çekici olduğu için kullanılır. Onun yerine bal kabağı dense daha kolay anlaşılır. Ağrılık ortama göre değişir evrim ağacıda bu konuyu işlemiş

https://evrimagaci.org/1-kilo-demir-1-kilo-pamuk-ile-esit-kutleye-sahiptir-ama-daha-agir-ceker-4282

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,020
Ufuk Can Yıldız
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Atomların birden fazla yörüngeleri mi var? Tek yörüngeye sahip atomlar var mı?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Elektron mu demek istediniz anlayamadım.

Atomun yörüngesinden kasıt nedir?

Elektronların ORBİTALleri vardır, çünkü yörünge sabit nesneler için geçerlidir. Oysa elektronların BULUNMA OLASILIKLARInın en fazla olduğu alanlardır orbitaller.

Ancak atomların yörüngesinden neyi anlatmak istediğiniz anlaşılmıyor.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. http://www.siirt.edu.tr/dosya/personel/20161016159340.pdf http://www.siirt.edu.tr/dosya/personel/20161016159340.pdf
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
6k
Tarık Sonmez
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Telefonların yaydığı radyosyanın zararlı olmadığını bir yerden duymuştum bu doğru mu? Doğruysa neden zararlı değildir?
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Tek başına elektromanyetik dalganın etkileri ele alındığında, uzun vadeli sonuçlara ulaşılamaz bu 1.

İkincisi, bir çok elektromanyetik alan, vücut tarafından IŞIK olarak algılanmakta. Bu da, gece- akşam, melatonin miktarını düşürmektedir. Hatta kortizol vs stres hormonlarının salınımını uyarabilir bu yolla.

Yani ne açıdan baktığına bağlı oluyor zarar - fayda durumu.

Bir çok otör, akıllı telefon KULLANMIYOR. Acaba niye?

Biz zararsızdır diyerek onlardan daha iyi biliyor olmuyoruz kısaca.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/196632 https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/196632
  2. https://www.researchgate.net/profile/Alpaslan_Turkkan/publication/312628249_Elektromanyetik_Alan_ve_Saglik_Etkileri/links/588735f84585150dde4d31c0/Elektromanyetik-Alan-ve-Saglik-Etkileri.pdf https://www.researchgate.net/profile/Alpaslan_Turkkan/publication/312628249_Elektromanyetik_Alan_ve_Saglik_Etkileri/links/588735f84585150dde4d31c0/Elektromanyetik-Alan-ve-Saglik-Etkileri.pdf
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Hız kütleyi etkilediği için maddelerin kütlelerini hesaplarken durağan kütlesi hesaplanır ve ışığın durağan kütlesi yoktur.Peki kütlesi olmayan şeyler de hızlanabilir mi yoksa ışığın da kütlesi var mıdır?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Foton ve graviton gibi parçacıklar genelde NR-Particle (Never Rest Particle) denir. Yani sürekli belirli bir hızla giderler ve bu c'ye eşittir. Bu parçacıklar sabit bir hızla gittiği için ivmelenme söz konusu olamaz. Evet fotonların durağan kütlesi yoktur ama buna takılmamak lazım çünkü fotonlar durmaz. 

Hareket eden bir fotonun kütlesinin de

fakat foton kütlesiz olduğu için m=0 alırız. Böylece;

formülünden de anlayacağımız gibi foton momentumundan dolayı enerji kazanır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Uzak gök cisimlerinden bize gelen sadece ışığın spektrum tayfı olduğuna göre bir gök cismini karşı maddeden ayrı tutulmasını sağlayan nedir? Verdiğim makaledeki "Within experimental limits, the result shows no difference compared to the equivalent spectral line in hydrogen." ifadesi görüşlerimi doğrular nitelikte.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Evet, hidrojen ve antihidrojenin spektral çizgisi aynıdır fakat bu iki maddeyi kıyaslarken bakacağımız tek özellik değildir. Hidrojenin aksine antihidrojen, antiproton ve pozitrondan oluşur ve bunlara bakarak da ayırt edilebilir. Zaten doğada çok sık görülmez çünkü çok hızlı yok olurlar. CERN'de yapılan deneylerde de kısa süreliğine oluşturulur ve bu ölçümler yapılır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
QFD ile ilgili araştırma yaptım ancak tam olarak tatmin olamadım çünkü QFD sayesinde neden kütle kazandırdığını anlayabiliyorum ama nasıl kazandırdığını anlayamadım.Higgs Alanındaki Bozonlarla etkileşimi sayesinde mi ? Peki bu etkileşim nasıl bir etkileşim ki kütle kazandırıyor ?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Kaynaktaki videoda bir maddenin nasıl kütle kazandığı basit bir şekilde açıklanmış faydalı olacağına inanıyorum.

https://www.youtube.com/watch?v=joTKd5j3mzk

Basit bir cümleyle; Higgs alanıyla ne kadar etkileşirse o kadar büyük kütlesi olur. Etkileşmeyenlerin kütlesi olmaz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

En basit yanıt: Kanatları da küçüldüğü için... Şöyle ki, eğer kuş küçükse, kanadı da küçüktür. Bu durumda, aynı vücut-kanat oranına sahip iki kuş ele alalım. Bunlardan biri, diğerinin iki katı boyutlara sahip olsun. Yani kanat boyu ve gövde boyu olarak oranları aynı ancak biri diğerinin iki katı... Bu durumda büyük kuşun yüzey alanı 22 = 4 kat artar. Yani kanatlarının altındaki hava miktarı da 4 kat fazladır. Bu havayı iterek kanat çırparlar. Yani 4 kat fazla havayı itip, kendilerine daha fazla bi yükselme sağlayabilirler. Bu yüzden aynı sürede daha az sayıda kanat çırpmaları havada kalmaları için yeterli olur. Diğer yandan, kanatları büyük olduğundan kanat çırparken alacakları yol da uzar. Bu da aynı hızda kanat çırpsalar da daha az sayıda kanat çırpmalarına neden olacaktır. Küçük kuşlarda ise durum tam tersi...

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
240
Ayşe Bal
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
her bulutun bir şekli vardır ancak bu bulutlar şeklini neye göre alır.
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Bulutlar atmosferdeki toz partiküllerine yerleşen minik su veya buz kristallerinden oluşur. Damlacıklar o kadar küçüktür ki her metreküpte 100 milyon damlacık vardır. Bunların rastgele dağılması sonucunda bulut şekilleri oluşur.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Quora
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
1,820
Arda Özünver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Sizlerin de bildiği gibi zaman kütleyle eş orantılıdır. Buna göre on insandan ortalama sekizinin zaman algısı birbirinden farklı olur. Peki bu mantığa göre karadeliği sıyırır geçersek çıktığımızda zamanda yolculuk yapmış olur muyuz? (Benim fikrim: Oluruz.)
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Evet. Ama böyle bir teknolojinin var olması neredeyse olanaksız. çünkü olay ufkuna girdiğiniz an, zaman durur. Bu yüzden nedensellik gereği çıkmaya neden olacak bir şey de yapamazsınız. Yani zamanın donduğu anda zaten bir şey yapmanız olanaksızdır. Zamanın donduğunu bile anlamaya zamanınız olmaz. Kaldı k, spagettileşme yüzünden çoktan moleküllerinize ayrılmış olursunuz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
17k
Mustafa Ozan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bulunduğumuz konumdan yukarı doğru zıpladığımızda belli bir yüksekliğe kadar çıkar sonra düşeriz. Peki neden yer çekimi bize belli bir yüksekliğe çıktığımızda etki eder. Yani yer çekimi biz zıplamaya çalıştığımız an neden bizi yere doğru çekip zıplamamızı engellemiyor
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Dünyanın bize uyguladığı yerçekimi ivmesi yaklaşık 10 m/s dir. Biz bu kuvvete zıt yönde ve daha fazla güç  uygularsak yerçekimi kuvvetini yenmiş ve zıplamış oluruz. Uzaya gönderilen roketler de bu şekilde çalışır roketlerin çoğunluğu dünyanın yerçekimini yenmek için kullanılır.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Yer çekimi ivmesi
Devamını Göster

Toplam 261 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Uydurma gerçekler bilim için fazlasıyla zararlıdır; çünkü uzun süre varlıklarını korurlar. Az kanıtla desteklenen uydurma görüşlerse pek zararlı değildir, çünkü onları çürütmekten herkes keyif duyar.”
Charles Darwin
Geri Bildirim Gönder