Felsefe

Puan Ver
0
Puan Ver
60
Ş.ismet Esmeray
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Ahmet Arslan'in felsefeye giriş adli kitabini okuyor,not tutuyorum bol bol. Peki sonra neleri okumaliyim? Kitap listesi onerir misiniz? Çok tşkkrler
Puan Ver
-1
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Neden evrim ağacı kırmızı asaya cevap vermiyor e.a. bilimi kullanarak kendi ideolojik propagandasını mı yayıyor sözler köşküne anında cevap geldi neden?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Evrim ağacı bu konuları toptan açıklayıp tekrar üzerinde durmamak için sözler köşküne cevap vermişti. Onları kaale aldığı, onlara cevap vermesi gerektiğini düşündüğü için değil. Zaten verilen cevabı izlerseniz, bunu net anlayabilirsiniz. Bu tarz gençlerin bilimi anlamadan dinlemeden eleştirmeye, yargılamaya kalkması gerçekten inanılmaz cahilce yaklaşımlar. Bilmediği anlamadığı bir konuyu yargılayabilme konforuna sadece ergen olmakla açıklanamaz bir gerekçeyle, akılsızlıkla ihtiyaç hissedilebilir.

Evrim ağacının ideolojik propagandasını yaptığını iddia eden kişi, sözler köşkü vs nin kendi ideoloji-bakış açısının propagandasını yapmasına neden karşı çıkmıyor sormak gerekir. Neyi afişe ettiğin önemli değil çünkü, bunu yapıyor olmayla suçluyorsa kişi, tarafında durduğu odağın da yapmıyor olması gerekir içsel tutarlılık açısından.

Hepsini geçtim, bilim hakkında az da olsa bir araştırma, anlama çabası olsa keşke bu tarz gençlerde. Sadece dini açıdan bile ilim çinde de olsa alınız emrini unutmuş, karşısına alıp düşman olabilmiş manipüle edilmiş bu zihinler kendi bakış açılarından nasıl utanmıyor anlamak imkansız. Hiçbir dini referans bilimin kötü gereksiz anlamsız dine karşı olduğunu KESİNLİKLE YAZMAZ. Nasıl oluyor da bu insanlar kendilerini geliştirecek bir disipline düşman olabiliyor...

Bilimi anlasalar, sahip çıkıp dini referanslarla olan ortaklığını ortaya koyarak bütünsel bir bakış açısına geçme çabasına girerlerdi. Ancak gelişim odağında durmadıkları için, anlama kavrama çabasına girmek yerine, kısa yoldan inanarak, taraflaşarak, kutuplaşarak, fanatikleşerek inançlarını afişe etmeye çalışmanın ötesine gidemiyor bu kişiler malesef. Yani evrim ağacı ya da bilimsel odakları suçladıkları niteliklere bizzat sahipler ve daha da kötüsü bu hallerini savunacak kadar körler.

Bakış açınız, inancınız, diğer bakış açılarını, inançlarını kapsamıyor, onları bir yönüyle beslemiyor ise şüphe duyunuz. Ya siz inancınızı hiç anlamamışsınız, ya da inancınızı anlamak için daha çok bilgiye, referansa ihtiyacınız var.

Böyle inancını afişe ederek varolmaya çalışan gençlerin maç seyretmeye gitmekle aynı faaliyette olduğunu düşünüyorum. Umarım bir noktada kendilerin dikey objektif bakabilmeyi başarırlar ve artık dalga konusu olmaktan çıkarlar.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
44k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kendi bakis açımızı derinlemesine ele almasi gereken bilincleriz. Bir bakis açısını afişe etmek, objektif olamama kanıtı olabilir mi?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Selim Dönmez , İstatistik bölümünde doktora yapan araştırma görevlisi

İnsanın objektif olması gördüğüm kadarıyla daha akıllı olmasıyla (Bundan kastettiğim insanın toplumu, kendisini ve dünyayı anlamaya yaklaşmasıdır. Buna evreni anlamak da eklenebilir ama evrenin anlaşılması daha çok gerçeklikle ilgili bir sorundur) doğru orantılı olarak ilerleyen bir süreçtir ve merakımız devam ettikçe hep süreceğini düşünüyorum. Hepimiz duygularımızı denetlemeyi kendi kendimize öğrenmek zorundayız çünkü her birey özgün yan barındırıyor ve bundan dolayı toplumsal yaşantımızda kendimiz dışındakilere bir miktar mesafeli bir miktar da samimi oluyoruz (Burada mesafeli ile samimi iki zıt kategori olarak ifade etmeye çalıştımç daha doğru zıt kategoriler varsa öğrenmek isterim). Tabi bu konuda hiç yardım almamalıyız diye bir şey yoktur. Ben bu konuda Spinoza'nın Etikasında ve Erich Fromm'un Yaşama Sanatında geçenlerden istifade ettim.Bakış açısını afişe etmek, bana objektif olmamanın kanıtı değil de işareti gibi geliyor. Bu ayrımı yapmamın sebebi, kanıt kesin bir şey olmak zorunda gibi bir manaya gelmesidir. İşaret ise bir ipucudur. Örneğin, Bir insanın bilinçsiz ya da bilinçli olarak bir davranış sergilemesi aklından geçenlerin işaretidir. Ancak senin verdiğin örnekte bakış açısını afişe etmek, objektif olamama işaretidir. Ben kanıtladığım şeylerin yanlışlığını pek düşünmem çünkü büyük oranda mantıksızdır. Böyle bir şey düşüneceğim zaman, olanı daha iyi anlamaya çalışıyorumdur. Umarım sorunun yanıtını verebilmişimdir

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
175
Mustafa Güzel
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
yANİ EVRENİN BÜYÜK BİR PATLAMA SONUCU OLUŞTUĞU KESİN Mİ ?
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

1 - Big Bang'in gerçek olup olmaması ile, teori veya hipotez olup olmaması arasında bir ilişki yoktur. Bu konu hakkında eklediğim kaynakta geniş bilgi bulabilirsin.

2 - Big Bang [her ne kadar büyük patlama demekse de] evrenin büyük bir patlama sonucu meydana gelmesi değil, evrenin genişlemesidir. Yoksa herhangi bir madde sıkışıp patlayarak etrafa bir şeyler saçmış ve evren meydana gelmiş değildir.

3- Big Bang teorisi esasen iki temel fikir üzerine kuruludur: Fiziksel yasaların evrenselliği ve kozmolojik prensip. Kozmolojik prensip, evrenin makro ölçeklerde homojen ve izotrop olduğunu varsayar. Bu fikirler önceleri birer hipotez konumundaydılar, fakat günümüzde gözlemlerle desteklenmektedirler.

Gözlemsel kozmoloji alanındaki gözlemsel gelişmeler Big Bang’a kesin bir destek sağlamaktadır. En azından bu alanda çalışan araştırmacılar arasında bu görüş ortaktır. Big Bang’ın karşısındaki temel teori olan "durağan hal teorisi" de kozmik arka plan ışımasına ilişkin gözlemleri, hafif elementlerin salınmasını ve galaksilerin evrimini açıklamakta yetersiz kalışı nedeniyle günümüzde tümüyle marjinal bir duruma gelmiş bulunmaktadır.

Big Bang aslında, hâlen gözlemlerin bir yanlışını çıkaramadığı genel göreliliğin bir sonucudur. Dolayısıyla kimilerine göre Big Bang’ı reddetmek genel göreliliği reddetmek demektir.

Buna karşılık birçok dönem veya fenomenin hâlen pek fazla bilinmediği bir gerçektir. Örneğin, antimaddeye kıyasla hafif bir madde fazlasının söz konusu olduğu baryogenez dönemi ve kozmik şişme evresinin sonuna ilişkin ayrıntılar, özellikle ısınma-öncesi ve ısınma evreleri... Geliştirilecek yanları olan Big Bang modelleri hâlen gelişim içinde olmakla birlikte, artık Big Bang’ın genel kavramını tartışmak yeterince güçleşmiş bulunmaktadır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Kamuran Turamanov
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Kısaca tüketicinin kişisel mali durumları ile genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ve gelecek dönem beklentileri ve yakın gelecekteki harcama ve tasarruf eğilimleridir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Tüketici Eğiliminin Tekstildeki önemi linkteki metni kısaca okudum ve sonucu kısaca bildirdim sizlere
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
21k
Ufuk Derin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Bilimin temel varsayımları, rasyonel nedenlere bağlı oluşmuş bulguların oluşturduğu zeminlerdir.

Kütlelerin birbirini çektiği -düşünülüyordu.- Ama daha detaylı bir analiz geldi ve dedik ki, kütlenin uzay zamanı büktüğünü düşünüyoruz.

İnanç, sonuca dair ÖZNEL bireysel bir çıkarımda bulunmaktır. Bence sidir olayın.

Aynı inanca sahip olup, bu inanca farklı yollarla nedenlerle ulaşmış olabilir bireyler. Ancak değer yargıları tamamen bireysel olacaktır. Bu nedenle aynı inanç biçimlerinin bile sonuca gitme metodları farklı olabilecektir.

Oysa bilimdeki genel kanılar, bireysel kişisel olmaktan uzak, rasyonel bilgiye ve matematiğe yakın olmak durumundadır.

Şöyle denebilir, bilimsel bulguların ilerlerlemesi, açıklamaların derinleşmesi, belli konularda kişilerde farklı inançlara neden olabilir mi ? Belki olabilir. Olmayabilir de. Ancak her iki durumda da genellenemez. Bireysel kalır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
225
You'll Never Know
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Eğer daha iyi bir methot varsa bu bilim insanları tarafından benimsenecektir zaten. Şu anda bu metotun yanlış olduğunu söyleyenler daha iyi bir yöntem sunamamaktadırlar. Sadece lafta kalıyor söyledikleri ve genelde kişisel inançlarını kabul ettirmek için bilimin temel yollarını sorgulatıyorlar. Kısaca bilim herhangi bir siyasi amaç gütmez. Hangi yol daha iyi ise o benimsenecektir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
4
Puan Ver
225
You'll Never Know
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Bunlar spekülatif yaklaşımlar. Şuan bir kelebeğin rüyasında da olsan, bunun farkına da varsan, simülasyondaki bir makine de olsan, eğer zekan varsa, hissedip anlam verebiliyorsan, görüp duyabiliyorsan GERÇEKLİK vardır. İstediğin gibi senaryo düşün. Senaryo ne olursa olsun, Anladığın, algıladığın ve hissedip anlam verebildiğin herşey gerçektir ve gerçek bir hayat yaşıyorsundur. Aksi takdirde bu soruyu zaten soramazdın, sormazdın.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
65
Mustafa Şahin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Sonuçta mana deney ve gözleme dayanmaz. Peki burdan mana bilim dışıdır diyebilir miyiz?
Puan Ver
0
Puan Ver
225
You'll Never Know
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

hayır göstermez diyelim ki elinizde bir cep telefonu aldınız ve o cep telefonunu çekiç gibi kullandığımızı ve bu sayede masalar sandalyeler yapmış olalım şimdi burada cep telefonuınun asıl amacı cebimize sığabilecek kadar iletişim aracı olması biz onla iletişim kurmayıp bu doğrultuda kullanmaz isek bu doğru olmaz

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
225
You'll Never Know
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Mesela kütle çekiminin var olması kütle çekimini uygulayan birinin olmadığını göstermez fakat uygulayan yasanın kendisiymiş gibi anlatılıyor.
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Bilim anlatılırken, bilimsel bulguya anlam yüklenemez. Tanrı yapar ya da tanrı yapmamıştır diye bilimsel bir argüman olmaz. Bilim etiği, bilimsel bulguyu bütün inanç inançsızlık bakış acılarının faydalanacağı şekilde yorumsuz olarak sunar. Bir konunun bilimsel olarak açıklanıyor olması, onun bir tasarımcıya ait olmadığını göstermez. Bilim evrenseldir. Tanrısal ya da aksi bir anlam sonradan, o bilgiye ulaşan kişi tarafından yüklenir ve özneldir. Genele ait gibi sunulamaz. Öyle olursa, bizim gibi inanmayanlara taraflı bir bilgi sunmuş oluruz

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
2,105
Şevval Güneş
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Zihinde tasarlanana verdiğimiz olumlu ve olumsuz tepkimeler midir onları engellemek ya da hayata geçirmek için aldığımız pozisyonun ölçütü?
Puan Ver
0
Puan Ver
44k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Somut kanıt var mı, yoksa hepimiz dolaylı nedenlerle mı sonuca gidiyoruz. Neden kabul edemiyoruz bir türlü? Yok
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

İnançlı kimselerin de, inançsız kimselerin de, inanmak veya inanmamak için çok kuvvetli ve neredeyse eşit delilleri vardır. Ancak, bana kalırsa neredeyse hiçbir delil inanmak veya inanmamak için yeterli değildir. Açıkçası ben bugüne kadar kusursuz olan hiçbir delil duymadım. Bu durumda en az mantıksız olanı seçmek, en mantıklı iş oluyor. Gazali, imanın akıl işi değil, bir nasip ve vicdan meselesi olduğunu söylüyor. Çünkü, bir delili inceleyen birçok kimse, farklı farklı sonuçlara ulaşmaktadır. Halbuki hepsi aynı delili inceliyor. Fakat, doğruya ulaşmak için yetmiyor. Kaldı ki, aynı veya farklı sonuçlara ulaşmak, delili inceleyen kişilerin elinde değildir. Çünkü, bir kimseye bir delil, aynı derecede mantıklı ve mantıksız geliyor ve o kimse bunlardan birini seçiyor değildir. Ya mantıklı ya da mantıksız geliyor.

Delilleri inceleyip, %100 doğruya ulaştığını düşünenleri hiçbir zaman anlayamamışımdır.

Celal Şengör'ün, (eğer bir Tanrı varsa çok iyi saklanıyor) sözü bana çok mantıklı geliyor.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
175
Mustafa Güzel
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
ÇÜNKÜ teist inançlarında direk ol dedi oldu der. Evrimse zamanla olan bir şey yani yalnızca bu açıdan baktığımızda bile evrim yaratılışı çürütür.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Nasılki gayet mahir bir san'atkâr; ziyade kolay bir tarzda, elini işe dokundurur dokundurmaz, makine gibi işler.

Ve o sür'at ve mahareti ifade için denilir ki:

O iş ve san'at, ona o kadar musahhardır ki;

güya emriyle, dokunmasıyla işler oluyor; san'atlar vücuda geliyor.

Öyle de:

Kadîr-i Zülcelal'in kudretine karşı eşyanın nihayet derecede musahhariyet ve itaatine ve o kudretin nihayet derecede külfetsiz ve suhuletle iş gördüğüne işareten,

ﺍِﻧَّﻤَٓﺎ ﺍَﻣْﺮُﻩُٓ ﺍِﺫَٓﺍ ﺍَﺭَﺍﺩَ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﺍَﻥْ ﻳَﻘُﻮﻝَ ﻟَﻪُ ﻛُﻦْ ﻓَﻴَﻜُﻮﻥُ

ferman eder.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
15
Hamit Kaya
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bilim gerçeği arar ama dün uçuk bir teori okudum replitianlar ile ilgili Tanrı fikrine inanmayanlar bunu daha gerçekçi bulmuş ona inanıyorlar
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Halk arasında yaygın olarak kullanılanın aksine "teori" sözcüğü bilimde "ispatlanmamış veya asılsız düşünce" anlamına gelmez. Tam tersine, uzun süreli, çok açılı, çok disiplinli gözlemler ve incelemeler sonucunda elde edilen verilerin "neden" ve "nasıl" o şekilde olduğunu açıklayabilen bilgi bütünleri anlamına gelir.

Sizin dediğiniz teori değildir, hipotezdir. Hatta "Dünyayı reptilanlar yönetiyor, aslında onlar insan değil, kılık değiştirdiler." tarzında bir şeyi kast ediyorsanız bu komplo teorisidir. Bilimsel anlamda teori ile ilgisi yoktur.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak 1 Tanımı buradan aldım.
  2. Kaynak 2 Hipotez, teori, kanun gibi kavramlar için buna da bakabilirsiniz.
  3. Kaynak 3 Bilimsel yöntemin örnekler ile açıklanması için bakabilirsiniz.
  4. Kaynak 4 Komplo teorileri için de buraya bakabilirsiniz.
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Dilara Özata
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
verdiği ingilizce eğitiminin kalitesi gerekçesiyle odtü ama çok da revaçta olmayan bir bölüm mü yoksa ortalama okul daha revaçta olan bi bölüm mü?
Puan Ver
-1
Puan Ver
6k
Diyojen 1
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Ben Çağrı Abinin ne düşündüğünü daha çok merak ediyorum. Cevap verirsiniz umarım :)
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Bence izlemeye bile gerek yok çünkü bu kanalın özellikle bu tarz: ''ona cevap verdik.'' vb. videolar yayınladığını düşünüyorum. Amaçları olası bir tartışma yaratıp kendi popülerliklerini artırmak bence. Zaten bir dini savunuyorlar evrim ağacı gibi bir oluşumla aslında ilgileri yok. Kendileri evrim karşıtı olmasa da altaki yorumları okuduğunuzda kitlelerinin evrim karşıtı, koyu inanırlar hatta laiklik karşıtı olduklarını görebilirsiniz. Yaptıkları ''kırmızı asa'' serisi de laik eğitim karşıtlığını savunuyordu. Bazı videolarındaki kapak resimlerinin de özellikle tartışma yaratmak için saldırgan olduğunu görebilirsiniz. Bu oluşumlar kendi düşünceme göre tartışma ile besleniyorlar. Ayrıca eleştirdikleri insanların temel görevleri onların iddialarının tersine dinsizliği yaymak değil. Evrim ağacı bir bilim oluşumu ve din olarak bir fikri bize pompalamıyor, bu oluşumda dindar insanlar da var inançsızlar da. Celal Şengöre baktığınızda 5-6 teke tek programını izlemiş biri olarak konuşmalarının belki sadece yüzde %5'inde dinden bahsediyordur. Sadece 2 saat bir doğa tarihi müzesi üzerine konuştuğu bir programı dahi vardır. Öte yandan Efe Aydal ateizmi savunan biridir ama son 10 videosuna baktığında bunların, filmler, günlük olaylar ile ilgili olduğunu görebilirsiniz yani kendilerine rakip olarak gördükleri insanlar şu anda aktif olarak din eleştirisi yapmamaktır ama bu kanal sürekli bir dini tartışmaya girmek istemektedir. Bunun nedeninin en başta söylediğim gibi tartışmadan beslenmek ve izlenmelerini artırmak istemlerine bağlıyorum.

Yani bence evrim ağacı gibi bilim oluşumlarının sadece körü körüne dinin bir yorumunu videolarla bizlere sunan bir kanalla tartışması gereksizdir. Öte yandan inanırlar da onların düşündüğü ve bahsettiği şekilde inanmak zorunda değillerdir. Ve yine bana göre bu tarz tartışmalar da videolar da vakit kaybı.

bazı videolarının kapak resimleri
bazı videolarının kapak resimleri
Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Zihinsel tasarım, nöronal aktiviteyle yakından alakalı. Düşünce bu nedenle sadece dış uyaranlardan elde edilen malzemelerle değil, aslında o malzemeleri analiz etmek için kurulmuş sinir ağları ile oluşur daha çok. Beyin, bilinen en kompleks yapı olmasının getirisiyle, gerçeği modelleyerek, hiç olmamış olasılıkları üretebilir. Yeni bir evren tasarlayabilir - elbette ki ne kadar orijinal olursa olsun, bildiğimiz evren malzemesini esas alarak bunu yapabilir-, yepyeni organizmaları kendine has biyolojisi ile tasarlayabilir. Ancak canlı, organizma ve tasarlamak bile bu evrene ait kavramlar.

Evet, sinir sistemi dış uyaranlara bağlı gelişir, ancak ŞEYler arasında farklı ilişkiler kurma, ŞEYlerin yapısı hakkında tutarlı yeni tasarımlar oluşturma gibi düşünsel üretimlerde bulunabilir.

Aslında felsefe, bu konuda oldukça ileri bir sofistike sonuç insanlık açısından. Felsefenin malzemesinin salt dünyaya ait olduğunu söylemek bazen oldukça zorlaşacaktır. Varlığı anlamlandırma çabası, o varlığı büyük resimde ele alma çabası olarak ŞEYLER ÜSTÜ bir sonucu aramaktır.

Matematik de bu anlamda salt kendi başına doğada olmayıp, bizim doğadaki ilişkileri ele alarak ürettiğimiz bir sonuç. Hem gerçek malzemesi olan, hem de olmayan bir dal bu açıdan. Hibrit bir düşünce ürünü denilebilir. Çok bilinmeyenleri denklemlerden başlayıp ileri matematiğe doğru gittikçe kullandığımız fizik evren malzemesi buharlaşmaya başlar.

Bilinç gelişimi mağaradan beri oldukça ilerledi. Şu anda halen fizik evrene bağımlı bir zihinsel tasarıdan bahsediyoruz olmamız, yeni bilinç düzeylerinin de bu sınırlarda kalacağı sonucunu doğurmaz. Şimdilik gerçeği simüle edebiliyor, yeni yorumlar getirebiliyoruz. Ancak bilincin gelişimiyle oluşacak yeni nöronal yapıların neler yapabileceği -belki de yapay zekanın da katkılarıyla- tahmin edilemez.

Ya da kesin konuşmamak gerek, hiç böyle bir şey olamaz yerine, olasılıklara açık olmak gerek. İçinde bulunduğumuz zamana ait teknoloji, bir zamanlar tamamen gerçekleşmesi İMKANSIZ şeyler idi. Değil mi...

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. İyi bir Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
44k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Gerçegi kendi inanma inanmama şekline göre manipüle eden kitleler taraflı mı bakıyor somut gerçekliğe. Bunun ayrımını yapabilecek bir kriter var mı.
Puan Ver
1
Puan Ver
764
Ix Chel
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Fakat her şey için deney ve gözlem gerekiyorsa deney ve gözlemin mutlak doğru olduğuna dair deney ve gözlem nedir(bilim düşmanı değilim)
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Bu konuda direk olarak internette gördüğüm bir yazıyı kopyala yapıştır yapacağım. Bence çok güzel özetlemiş durumu.

İddia: Bilim doğalcılığa, yani var olan her şeyin doğada gördüklerimizden ibaret olduğuna yönelik kanıtlanmamış varsayımlara dayanır.

Cevap:

1. Bilimin benimsediği doğalcılık, yöntemsel bir doğalcılıktır. Yöntemsel doğalcılık, var olan her şeyin doğada gördüklerimizden ibaret olduğunu değil; sahip olduğumuz tek nesnel standartın doğa olduğunu söyler.

Doğaüstü, a priori olarak bertaraf edilemez; bilimsel olarak araştırılabilecek olan gözleme dayalı sonuçlar ileri sürüyorsa, bunlar bilimsel olarak araştırılır. Çok az ilgi görür çünkü hiçbir zaman güvenilir bir şekilde gözlemlenemez. Buna rağmen, doğalcılığı kullanan ama doğadan fazlası olduğuna da inanan birçok bilim insanı vardır.

2. Doğalcılığın böylesi, yaratılışçılar da dahil olmak üzere günlük hayatta herkes tarafından kullanılmaktadır. İnsanlar, doğalcı varsayımlar yapmadan hayatta kalamazlar. Yaratılışçılığın kendisi bile, kutsal kitapların son okunduğu andan bu yana hiç değişmediği yönündeki doğalcı varsayıma dayanmaktadır.

3. Doğalcılık işe yarar. Yöntemsel doğalcılığı kullanarak sanayi, ilaç, tarım ve birçok alanda muazzam gelişmelere imza atmış bulunuyoruz. Doğaüstücülük ise bizi hiçbir yere götürmez, götürmemiştir de. Örneğin Newton, teolojiye fizikten çok daha fazla zaman ayırmış, teoloji konusunda çok daha fazla kitap yazmıştır. Ancak teolojik çalışmalarının çoğu unutulmuştur; çünkü tarihe özel bir merakınız yoksa, bunları hatırlamak için de herhangi bir sebebiniz olmamıştır. Ancak fiziğe özel bir ilgisi olmayan insanlar bile, Newton’un ismini hayatında en az bir kez duymuştur.

4. Doğaüstücülük çok tartışmalıdır. Oysa bilimsel bulgular somut kanıtlara dayanır ve bilim dünyasındaki tartışmalar, bu kanıtların ortaya konmasıyla kolaylıkla çözümlenebilir. İnsanlar, doğaüstü konular hakkında birbirinden çok farklı ve uyumsuz olan fikirlere sahiptir; ve görünen o ki, ortak bir karara varma konusunda bugüne dek buldukları en etkili çözüm yolu da genellikle karşıt fikri veya sahibini öldürmektir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
44k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bir teorinin geçersizliğini ortaya koymak yerine ondan daha kapsamlı bir teori sunmak gerekliliği açısından ateizmin bir önerisi olmuş mudur...
Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver

Buna lüzum yoktur. Ateistlerin, bir Tasarımcı'nın var olmadığını ifade edebilmeleri için, bir Tasarımcı'nın var olmasını geçersiz kılacak, daha kapsamlı bir yaklaşım sunmaları için, öncelikle bir Tasarımcı'nın var olduğunu iddia edenlerin bunu ispat etmeleri gerekir. Örnek vereyim: Bir Yaratıcı'nın var olduğunu iddia edenler, şu argümanı getirirler: (1) Nedensiz hiçbir olgu yoktur. (2) Her olgunun nedeni, kendi dışında bir olgudadır. (3) Nedensel bağıntı sonsuza kadar geri gidemez.

Etki gücü yatsınamayan bu argüman bir ispat değildir; ulaşılan sonuç, mantıksal geçerlilikten yoksun olduktan başka, öncülleri oluşturan sayıltıların doğruluğu kesin olmaktan uzaktır. İlk iki sayıltı David Hume'dan beri sürekli tartışılmıştır. Pek çok filozofun dayanaksız, dahası keyfi bulduğu bu sayıltılar, kuantum teorisinde (belirsizlik ilkesi)nin ortaya çıkmasıyla büsbütün sarsılmıştır. Üçüncü sayıltı da, ilk ikisinden sağlam değildir. Bir kere nedensiz bir ilk neden niçin zorunlu olsun? Evrende sonsuz bir güç olarak sunulan Tanrı'ya olanak varsa, nedensel bağıntının sonsuza kadar gidişine neden olanak görülmesin? Denebilir ki, nedensel bağıntı dizisinde her olgu bir önceki olgunun etkisine gidilerek açıklanmakta, oysa, dizi dışında bir ilk etkene gitmeksizin dizinin tümünü açıklamaya olanak yoktur. Bir kere, dizinin tümünü bilinen yöntemle açıklamayı ilkede olanaksız kılan bir neden gösterilebilir mi? Diziyi oluşturan olguların her biri açıklanabiliyorsa tümü neden açıklanamasın? Kaldı ki, ulaşılan sonucun kesinliğini bir an için kabul etsek bile, nedensiz ilk nedenin Tanrı olduğunu nasıl saptayacağız? İlk nedene koruyucu, iyiliksever, bağışlayıcı, her şeyi bilen bir üstün gücün niteliklerini vermeye bizi zorlayan nesnel bir neden gösterilebilir mi? Her şey bir yana, ulaşılan sonucu, öncüllerini oluşturan kanıtlardan bağımsız olarak yoklayabilir miyiz? Kuşkusuz, pek çok olay Tanrı'nın varlığına kanıt olarak gösterilebilir. Ne ki, bu her hipotez için doğrudur. Önemli olan doğrulayıcı kanıtlar bulmak değil, hipotezin ne gibi gözlemler ile yanlışlanabileceğini önceden söyleyebilmektir. Oysa teologlar hiçbir zaman Tanrı'nın varlığına ilişkin savın, hangi gözlemler yapıldığında yanlışlanabileceğini bize söyleyebilmiş değildir. Söyleyemezler. Çünkü (Tanrı vardır) önermesi nesnel bir yoklama için gerekli olgusal içerikten yoksundur.

Kısacası, bir Tasarımcı'nın var olduğunu iddia edenler, bunu ispat edemiyorlar ise, Evren'in nasıl meydana geldiğini onlarda bilmiyor, ateistler de bilmiyor demektir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
44k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İnançlı bireyler, bu anlamda bakış açılarını nasıl yenilediler, bizim mükemmel tanımımız bile mükemmel olmayn beynin ürünü. Düşüncleri nasıl etkilendi
Cevap
Puan Ver
5
Puan Ver

Bakış açılarını yenilemediler. Taktik değiştirdiler. Mükemmel olmadığı söylenilen şeylerin, mükemmelliğin bir parçası olduğunu söylüyorlar. Mesela (her şey zıddı ile bilinir) kaidesi gereğince, mükemmel olan şeylerin kıymetinin bilinmesi için, mükemmel olmayan şeylerin de yaratıldığını söylüyorlar. Karl Popper'in dediği gibi, her şey teorilerine uyuyor...

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
44k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bunu dışa vurması gerekmez. Icsel olarak kendini sadece inanç biçiminden dolayı üstün, kendi gibi olmayanı aşağı olarak hissetmek yeterli.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Selim Dönmez , İstatistik bölümünde doktora yapan araştırma görevlisi

Kavramlar üzerinde anlaşılmazsa tartışmak anlamsız olur. Kafamıza göre kavram oluşturamayız çünkü oluşturduğumuz kavramlar bize önyargı kazandırabilir. Bir önermenin öncülleri ne kadar yanlış iseler vardığımız sonuçlar daha yanlış olur çünkü öncüllerdeki yanlış olan noktalara göre kusur bulabilir ve vardığımız sonucu öncüllere göre daha kolay yanlışlayabiliriz ama öncüller doğruysa tutarlı sonuçlara ulaşabiliriz ve böylece şayet varsa tanrıyı anlamak için bir gelişim mümkün olur. Dilersen ekte koyduğum geometrik yöntemi açıklayan siteye bakabilirsin. Bunun yanında Spinoza'nın Etika'sı ile Teolojik Politik İncelemesini de bakman faydalı olabilir. Bunlar bana doğayı anlamanın tanrıyı anlamak demek olduğunu ve tanrıyı anlamanın önündeki engellerden birisinin "tanrı öyle olmasını istedi" demek olduğunu gösterdi. Eğer bir şeyi anlamamızın önünü engelleyen şeyler varsa, onlar kaldırılmalıdır. Anlamadan harekete geçmek, trajik yanlışlara sebep olur ve şeyleri anlama becerimiz zaman içinde gitgide körelmeye mahkum olur. Bunun sebebi bir önermeyi değerlendirirken hata yapabiliyorsak, başka bir önermeyi değerlendirirken de hata yapabiliriz.

Doğadaki süreçlerin nasıl işlediğini anlamamız durumunda tanrının olmayacağını düşünmek yanlıştır çünkü tanrı gerçekliğin(doğanın) nedenidir ve doğayı anlamamız doğanın neden o şekilde olduğunu anlamamız demekse o zaman zaten tanrıyı bir miktar anlıyorsun demektir. Şayet bu saçma geliyorsa, bahsettiğim tanrının evrenden bağımsız tanrı olmadığını belirtmem gerekiyor. Spinoza'nın tanrısı yaptıklarıyla kendisini doğada gösterir ve kesinlikle bu evrenden bağımsız değildir. Tanrı hayatın içinde faaliyet gösterirken, tanrıyı yoksaymak için bir neden göstermek anlamsızdır. Spinoza'nın tanrısı gerçek değil dersen, Etika Spinoza'nın tanrısını ispatlıyor. Spinoza'nın tanrısını ve yöntemini eleştirmek istersen de buna açığım.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. geometrik yöntem spinoza'nın geometrik yöntemi
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
6k
Diyojen 1
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kendi haline bırakıldığında hiçbir şey yapmayacak olan sıradan insanlar, bir uyaran olduktan sonra çalışmaya başlarlar. Yani hep bir iradeye bağlıdır.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Ceren Özcan , Meraklı bir öğrenci

Eğer şanslı doğmamışsak içimizdeki o yaşam tehdidini istesek de kendimizden uzaklara atamayız bundan dolayı iradeyle olsun ya da olmasın o tehdit yaşama tutunmamız adına bizi yönlendirecektir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster

Toplam 240 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Eğer tarih tekerrürden ibaretse ve beklenmedik şeyler olmaya devam ediyorsa, bu, insanın deneyimlerinden ne kadar az öğrendiğini gösterir.”
George Bernard Shaw
Geri Bildirim Gönder