Evrim & Abiyogenez

Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Asıl yüzleşmekten korktukları şey inançlarını yitirmek mi?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Buna sebep olarak birçok şey söylenebilir. En önemli sebeplerinden birisi, seninde yazdığın gibi inancını yitirme korkusudur. Bunun üstünde kısaca durmak faydalı olacaktır: Genel olarak dine inanlarda, din adamlarına bağlılık vardır. Onların din hakkında söyledikleri şeyleri, subjektif yorumlar olarak değil de, din gerçekten böyle söylüyor gibi anlarlar. Bunun için din adamları sözlerini ispat edecek delil getirselerde getirmeselerde doğru kabul ederler. Bunu gören din adamları da delil getirmek için değil, insanların duygularına hitap etmek için uğraşırlar. Mesela Türkiye'de samimi ve bilgisiz bir müslüman, bir din adamına evrimi sorduğunda, (maymundan geldiğini kabul eder misin?) gibi yanıtlar alacak ve bu yanıtlardan ikna olacaktır.

Bana kalırsa bunun bir sebebi de, bilim adamlarının kullandıkları dil ile alakalıdır. Yukarıda da yazdığım gibi, evrimi reddeden kimselerin çoğu, bilimsel bir delile dayanmadan, duygusal hareket ederek reddederler. Böyle bir kimseyi evrimi kabul etmediği için cahillik ile suçlarsanız, hiç kabul etmeyecektir. Siz ona cahil dediğiniz için sizi dinlemeyecektir. Her şekilde olaya duygusal olarak yaklaşacaktır. [Örnek vermek gerekirse, büyük jeolog Celal Şengör'ün insanlarda yarattığı etki böyledir.] Bu yüzden (halk) ile nasıl konuşmak gerektiğini öğrenmemiz gerekmektedir.

Sevdiğim bir yazarın bir yazısından alıntıyla bitireyim: (... Onlar memleketin yükselmesi için çalışsalardı, itaate ve teslimiyete alışmış diyerek kötüledikleri bu millet, onlara da teslim olur, yükselmekte güçlük çekilmezdi. Kabahat millette değil, milleti doğru yola sürüklemeyen koltuk sahibi ilericilerdedir).

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Oktay Cevik
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Evrim milyonlarca yıl süren bir süreç ise yumurtlamadan doğurarak üremeye geçiş nasıl olmuştur?Balinalar nedn yumurlayacak şekilde evrimleşememiştir?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Araştırmalardan varsa kopyala yapıştır yapılır zaten ben kendi görüşümü söyleyeyim memeliye geçiş anfibian atalarımızın suda yaşamdan fazlaca uzaklaştıklarında yavrularıyla yuvada kalırken yavruların emme eylemini daha uzun gerçekleştirmesi sonucu oluştuğunu düşünüyorum bu eylem muhtemelen sudakende yapılıyordu deriden ve altından besleyici sıvı yağ süt tvrevi çıkarıyorlardı ki o zamanki balık anfibian sürüngenlerin derileri bu günkü insan buffalo vesaireye göre saydam kağıt gibi olmalıydı bu gvn bile uzun süre kolunuzu emseniz bazı sıvılar çıkar yumurtlamayıda başkaları cevaplasın fakat balinaların yumurtlama evrimleştireceğine fazla ihtimal vermem yavrulama yumurtlamaya göre gelişmiş bir mekanizma ilkele dönmezler

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Severek İzliyoruz
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Insan elleri gibi yada aynı veya fazlası işlevselli benzer organları olmuyan canlıların bu seviyelere çıkabilmesi çok zor görüyorum zeka geliştirebilselerde kısıtlı olur bizimkisi ise kompleks kişisel görüşüm

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
350
Gökalp Yoleri
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Gutter oil fare(canlı ölü leş) hatta dışkı bilimsel açıdan aslında evrimsel bir başarı değilmi yaptıkları kaynakları kullanma geri dönüşüm adaptasyon
Puan Ver
0
Puan Ver
350
Gökalp Yoleri
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Jaguarların su yazamına geçmiş diğer canlılara benzemeğe başladığını düşünüyorum kısalan güçlü kuyruk kafanın şekli fakat insan faktorunden yarım
Puan Ver
0
Puan Ver
245
Murat Yılmaz
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Yaratılışçı görüşün sık sık Behe'den alıntı yaptığını görüyoruz. Acaba Behe'nin evrim görüşünü Darwinizmden ayıran nedir? Ayrıntılarda mı temelden mi?
Puan Ver
0
Puan Ver
150
Alper Alper
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
(sade bir anlatım olursa çok memnun kalırım teşekkürler)
Puan Ver
0
Puan Ver
35
Volkan Coşkun
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Burada yine bilimsel metodu, bilimsel argümanları görmezden gelerek, kendi bakış açısını mutlaklaştıran bir yaklaşım söz konusu. Bu tarz bakan arkadaşlara acilen düşmanı oldukları bilim ile barışmalarını tekrar söylüyorum. Defalarca burada konusu geçti. Çünkü bir noktada kaale alınmazlıkları nedeniyle dalga geçilme konusu oluyorlar. Kötü niyetli olmadıklarını düşündüğüm için bilimle barışmalarını öneriyorum.

Ben soruyu tekrar sorayım,

Bir organizmanın başka türlere faydalı olmasının gerekliliği tanrı ile bağdaştırılıyor ise ve bunda samimi iseniz, diğer türlere zararlı olanların da tanrısızlığa delil olmasını kabul etmeniz gerekir. Bu, bitkisel gelişim süreçlerinin, meyvenin eşeyli üremedeki rolü, canlılığın ortak gelişimi ve hepsinin birbiriyle DİREKT yakınlığı vs vs milyon tane süreci hiçe sayarak bodoslama hatalı bakış açısını sunmak arkadaşlar üzgünüm.

Eğer bir ağacın meyvesini bile tanrı yapmak zorunda kalıyorsa, tanrı bu düzeni eksik mi yaratmış tek başına elma bile yapamıyor ağaç.....

Ne dersiniz.

(Konu tanrı var yok değil. Keşke onu tartışacak durumda olunsa da konuşsak. Burada temelde sorunlu bir bakış açısı var onu irdelemek istedim. Kesinlikle tanrı var yok anlamı çıkarılmasın)

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
355
Oğuzhan Kömcü
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kanguru, koala ve tükenmiş veya hala yaşan başka tür hayvanlarda var . Bunlar neden keseli olmayı seçti evrim sürecinde.Develerin Avustralya da işi ne
Puan Ver
1
Puan Ver
245
Murat Yılmaz
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Tür içi evrim reddedilemez çünkü açıktır. Ancak türler arası geçiş ve türlerin ortak atadan geldiğini savunan makro evrim ispatlanamaz iddiası...
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Yazının video hali için: https://youtu.be/vx1SLKZL5Ls

Konuyu anlamak için, size şunu soralım: Bize Dünya'nın döndüğüne dair gözlenebilir bir kanıt sunabilir misiniz? Hadi ama, hemen şimdi! Gösteremiyor musunuz? Güneş'e mi işaret edeceksiniz? Ya Güneş, Dünya'nın etrafında dönüyorsa... Ne bileceğiz?

Peki, kıtaların hareketinin gözlenebilir bir kanıtını sunun! Hadi, bekliyoruz! Jeolojik kayıtlardan, kıtaların birbirine bakan taraflarındaki fosillerin örtüşmesinden, uydulardan çekilen uzun dönem fotoğraflardan mı söz edeceksiniz? Üzgünüz, bunlar gözlenebilir kanıtlar değiller. Ya eskiye aitler, ya da uydurma fotoğraflar olabilirler.

Peki, iklim değişikliğinin kanıtlarını gösterin? Hani, dışarı bakıyoruz, iklim değişmiyor? Buzulların merkezinde hapsolmuş oksijen izotoplarından mı bahsedeceksiniz? Fosil polenlerden mi? Göl ve okyanus birikintilerinden elde edilen kanıtlardan mı? Üzgünüz, onlar milyonlarca yıl öncesine ait, yani gözlenebilir değiller.

Peki, bir yıldızın oluşumunun gözlenebilir bir kanıtını sunun... Sonuçta yıldızların süpernova sonucunda oluşan bulutsulardan arta kalanlar olduğunu iddia ediyorsunuz. Hadi, nerede kanıtınız? Teleskoptan bakacağız da, milyonlarca yıl öncesinin ışığını göreceğiz de... Büyük Patlama'ya da kanıtınız, milyonlarca yıl öncesinden kalma radyasyondur kesin. Reziller, bilim dedikleri şeye bak!

Ne yaptığımızı (daha doğrusu yaptıklarını) görüyor musunuz? Bilimin "gözlenebilir ve test edilebilir olmasıyla" ilgili temel ilkesini kullanıyoruz, evet. Ama bu "gözlenebilirliği", şu anda, anlık olarak gözleyebileceğimiz şeylerle kısıtlıyoruz. Test edilebilirliği de, sadece şu anda olup biteni test etmekle sınırlandırıyoruz. Böylece tek bir hamleyle jeolojiyi, kozmolojiyi, kuantum fiziğini, iklimbilimi, paleobiyolojiyi, minerolojiyi ve daha nice bilimi silip atmış olduk.

Neden? Çünkü bu bilim dallarında, örneğin kütleçekiminin etkilerini gözlemek istediğimde yaptığımız gibi, anlık olarak bir topu yere bırakıp da düştüğünü göremiyoruz. Demek ki bunların hiçbiri kanıt değil! Bilimlerin yarısı çöpe gitti!

Böyle bir şey elbette ki söz konusu değil. Evrim, popülasyon içi gen ve özellik dağılımlarının nesiller içerisindeki değişimi olarak tanımlanmaktadır. Yani tanımı, bir türün diğerine dönüşmesi değildir. Ancak popülasyon içi gen ve özellik dağılımlarının nesiller içerisindeki değişimi, uzun vadede türlerin yeni türlere evrimleşmesiyle de sonuçlanır, evet. Ancak bu tip bir makroevrim, tanımı gereği uzun zaman dilimlerinde olan bir süreçtir. Tıpkı yıldız ve galaksilerin oluşumu gibi... Diğer kozmolojik olayların uzun zaman dilimlerinde gerçekleşmesi gibi.... Tıpkı iklim değişikliğinin, kıtaların hareketinin, astronomik cisimlerin hareketinin aşırı uzun zaman dilimlerine yayıldığında net bir şekilde gözlenebilmesi gibi... Ancak örneğin birkaç gün boyunca Dünya'nın Güneş'e ve diğer yıldızlara göre olan konumunu bir teleskopla takip edecek olursanız, yörüngesinin ufak bir kısmını gözleyebilirsiniz. Bu demek değil ki yörüngenin tamamını bilemeyiz. Sadece çok uzun zaman dilimlerinde gözlemeniz gerekmektedir.

Dolayısıyla size "Evrime gözlenebilir tek bir kanıt sunabilir misiniz?" diye sorulduğunda, fosil kayıtlarından, genlerden, laboratuvar deneylerinden, doğadaki gözlemlerden örnekler vermenizde hiçbir sakınca yok. Yani verdiğiniz cevap doğru! Karşı taraf, sözcüklerin anlamlarını değiştirip, gerçeklerin içini boşaltarak sahtekarlık yapıyor. Ya da bir laboratuvar deneyinde ya da doğa gözleminde bir türün diğerine dönüşmüyor olması, evrimin olmadığı anlamına gelmiyor.

Kıtaları uyduyla gözlerken de 2-3 santimetrelik hareket görüyoruz. Hiçbir zaman kıtaların bundan 200 milyon yıl önce Pangaea denen tek bir kıta olduğunu uydu verilerine bakarak görmeyeceğiz. Bu konuda daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Benzer şekilde, bundan 10 milyon yıl sonraki kıta konumlarını da, 10 milyon yıllık bir gözlem haricinde doğrudan bilmenin bir yolu yok. Ya da bundan 20 milyon yıl öncesinin ikliminin neye benzediğini... Ya da Samanyolu Galaksisi oluşurken tam olarak olan her şeyi...

Zaten bilim, işte burada devreye giriyor. Zeki ve çalışkan insanlar tarafından sürdürülen analizler sayesinde, bugünkü ufak değişimlere bakarak, doğadan ve laboratuvarlarımızdan elde ettiğimiz verileri inceleyerek, geçmişe ve geleceğe dair çok isabetli tespitlerde bulunabiliyoruz.

Daha önceden ele aldığımız üniformitaryanizm ilkesi çerçevesinde, günümüzde gözlediğimiz doğa yasalarının, milyonlarca yıl önce de bu şekilde olduğunu, milyonlarca yıl sonra da bu şekilde olacağını öngörüyoruz. Şu anda topu bıraktığımızda yere düşüyor. 200 milyon yıl öncesine gidip topu bıraksanız da yine yere düşecekti. Çünkü bu tip yasalar, Evren'in dokusundan kaynaklanan doğa yasalarıdır. Evren'in dokusu ve yapısı değişmedikçe, bu yasalar da değişmeyecektir.

Evrimi laboratuvarda şu anda gözleyebiliyoruz. Bakteriler, yepyeni özellikler kazanıyor. 2012 senesinde Minnesota Üniversitesi'ndeki bir laboratuvarda, tek hücreli maya mantarları yapay seçilim yoluyla olan evrim sayesinde çok hücreli yapılara evrimleşti! Hem de sadece 60 günde! Bu tip yepyeni özellikler, uzun vadede bir araya gelerek yepyeni canlı türlerini yaratmak zorundadır; çünkü canlı türleri ve çeşitleri, birbirinden genetik, ekolojik ve eşeysel gibi çeşitli biçimlerde ayrılan canlılar olarak tanımlanırlar. Yeterince özellik bir bakteri türü üzerinde ufak ufak ama kademeli bir biçimde biriktiğinde, yeni bir canlı türü türleşmiş olacaktır. Çünkü o yeni özelliklerle donanmış canlı, deneyin başlangıcındaki atasından genetik, ekolojik ve eşeysel olarak farklı yapıda olacaktır. Bu yüzden laboratuvar deneylerinde gözlediğimiz değişiklikler, evrimin gözlenebilir kanıtlarıdır.

Benzer şekilde... Doğaya bakıp, hem günümüzde süregelen evrimsel değişimleri görebiliyoruz, hem de geçmişte olanları... Örneğin dikensırtlı balıklar, gölün farklı bölgelerinde farklı balık türlerine evrimleşiyorlar. Galapagos Adaları'ndaki ispinozlar, bundan milyonlarca yıl önce farklı kuş türlerine evrimleştiler. Fosil kayıtlarına bakıp, balinaların karasal memelilerden nasıl evrimleştiğini tespit edebiliyoruz. Aynı zamanda balinaların iskeletlerine bakarak, bu evrimin izlerini halen vücutlarında bir damga gibi taşıdıklarını görüyoruz. İnsanın genlerine bakıyoruz ve 48 kromozomlu atalarından kalma izleri sentromerlerinde görebiliyoruz. Canlıların davranışlarına, fizyolojilerine, anatomilerine, genlerine, fosil kayıtlarına bakıyoruz ve bu farklı kanıt tipleri, aynı tarihi, bambaşka açılardan doğruluyor. Eğer ki bu kadar farklı açıdan, her seferinde aynı sonuca ulaşamıyor olsaydık, belki de tekil benzerlikler yüzeysel kalacaktı. Ancak daha önceden de işlediğimiz üzere, bu benzerlikler yüzeysel değil! Tutarlı ve birbirini bütünleyen bir biçimde...

Hatta tüm bunları geçtik, canlıların vücutlarına bakıp da görebileceğiniz her bir özellik, evrimin gözlenebilir birer kanıtıdır! Zira, örneğin bundan 375 milyon yıl önceki atalarınızda görülen 5, 6 ve 7 parmaklılık arasından 5 parmaklılık seçilmemiş olsaydı, bugün bir elinizde 5 parmağınız olmayacaktı. Tıpkı tüm karasal omurgalı kuzenlerinizde olduğu gibi... Ancak amfibilerde, balıklarda veya bitkiler gibi diğer alemlerde bu özelliğe rastlamıyoruz, çünkü ortak atamız 5 parmaklılığın ortaya çıkmasından öncesine dayanıyor, sonrasına değil! Bu konuda daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Sonuç

Unutmayın! Bilim sadece şu anda, anlık olarak, sürecin bütünün bir anda gözleyebildiğiniz şeylerle ilgili değildir. Bilim, gerçekte var olanı sistemli bir şekilde gözleyerek, deneye tabi tutarak, inceleyerek ortaya çıkarma sanatıdır. Bunun metodolojisi, yüzlerce yıllık bilim tarihinde, milyonlarca bilim insanının zorlu emekleri sayesinde geliştirilmiştir. Sahip olduğumuz her şeyi, sadece telefonlarımızı, internetimizi, arabalarımızı değil, evrimsel tarihimize dair tüm bildiklerimizi bilime ve metodolojisine borçluyuz.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
48k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
nin evrimsel sürecinde özerk yapısı, 2. beyin tanımı açısından benzerlik söz konusu olabilir mi?
Puan Ver
0
Puan Ver
355
Oğuzhan Kömcü
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İnsanlar bu hayvanları aynı grupa rahatlıkla koyabiliyorken mamut - fil ,kurt -tilki -çakal-köpek . Neden insanı maymungıllerle aynı familyaya koymu
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

sorduğun soruyu anlamamış bulunmaktayım.tekrar açık bir şekilde sorar mısın? şu kısım özellikle anlaşılır değil Neden insanı maymungıllerle aynı familyaya koymu ad

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. sad sad
Devamını Göster
Puan Ver
-1
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Mutasyonu tamamlamak nedir?Gerçekten de herhangi bir tür için cinsiyetler arasında gelişmişlik farklılıkları görülebilir mi? Varsa örnekleri nelerdir?
Puan Ver
1
Puan Ver
210
Cihat Öksüm
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Yapay seçilim ise; bizden önce evrilen biri düzenledi. Doğal seçilim ise; işlevsel bir organ (fittest) neden kaybolur.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Merhaba,

Atalarımızın kuyruğunun varlığının bilinmesi fakat bizim kuyruğa sahip olmamamız, doğal seçilimin bir ürünüdür.

Kuyruk, birçok hayvanda denge ve kimi zaman tutunma amaçlı kullanılan bir organ olup genellikle yerden yüksekte yaşayan hayvanlar tarafından kullanılmaktadır.

Kuyruk, atalarımız olan insansı maymunların ağaçlardan inmeye başlamasıyla birlikte yitirilmeye başlanmıştır. Bu süreç içerisinde de kuyruğa ihtiyaç kalmaması, kuyruk üretiminin ve kuyruğa sahip olmanın enerji kaybı olması dolayısıyla kuyruk, doğal seçilim ile evrimsel süreçte yok olmuştur.

Bilimle kalın.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
210
Cihat Öksüm
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
mutasyon bilgi eksiltirken, nasıl eksilen birşey daha büyük olur. (mesala fil)
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Bir mutasyon çeşidi olan duplikasyonda genetik materyalde artış gözlenir.Duplikasyon, bir kromozomun bir parçasının o kromozom üzerinde iki veya daha fazla sayıda tekrarla görülmesi şeklindeki kromozom anomalisidir. Yani kromzomun bir kısmının kendi kendini eşlemesi olarak da tanımlanabilir.

Gen duplikasyonu olayının evrimde önemli bir rol oynadığı kabul edilmektedir.

konuyla ilgili ilginç bir bilgi:

https://noroblog.net/2019/12/31/huntington-hastaligi-yuksek-zekamizin-bedeli-mi/

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
110
Mustafa Güzel
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Ben öyle biliyorum yinede sorayım dedim.
Puan Ver
1
Puan Ver
210
Cihat Öksüm
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
-Sanat, simetri (güçlü ve uygun olmak gibi) bir kriter olmadığı halde neden her hayatta kalanlarda simetri ve güzellik var.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Simetri, canlılara avantaj sağlayan bir özelliktir ancak bu kesinlikle genellenemez. 

Örneğin deniz tabanında bulunan süngerler (Porifera filumu) tamamen asimetriktir ve hiçbir simetriye rastlanmaz.

Ayrıca Uca pugnax isimli bir yengeç türünün bir kıskacı diğerinden onlarca kat büyüktür.

Denizgergedanlarının bir boynuzu aşırı uzunken, diğeri çok kısa kalabilir.

En ilginç örneklerden biri yassı balık denen bir türdür. Bu tür, deniz tabanında yaşar ve gözleri asimetrik olarak evrimleşmiştir. Normalde bir vatoz gibi düşünebilirsiniz, vatozda gözler kafanın iki yanındadır. Bu hayvan da benzer şekilde hareket etmesine rağmen, bir göz yukarıya kayıp kocaman olmuştur; diğeri aşağıya kayıp küçük kalmıştır. Bunun sebebi avcıların hep üst taraftan gelmesi, alt tarafta ise besinlerin bulunması ve yassı balığın küçük bir gözle bile görülebilecek besinlerle beslenmesidir.

Benzer şekilde pek çok baykuşun kulakları asimetriktir.

Ayrıca dış görünüşümüz simetrik olsa bile, iç organlarımız kesin bir asimetriye sahiptir: kalp soldadır, akciğerler asimetriktir, karaciğer, dalak, bağırsaklar, bunların hepsi asimetriktir.

Simetri, temel olarak hayvana avantaj sağlar, çünkü genellikle doğada bir tehlikenin veya avın sağda veya solda olması ihtimali, yukarıda veya aşağıda olma ihtimali büyük oranlarda aynıdır. Bu sebeple simetrik canlılar evrimleşmiştir. Ayrıca, bazı fiziksel yasalardan ötürü de simetri avantaj sağlayabilir: Örneğin asimetrik bir çita, yeterince hızlı koşamayabilir veya kartal yeterince etkili uçamayabilir (bkz: hava sürtünmesi, moment gibi kavramlar).

Ancak kimi zaman doğa, çevresel etkenler altında simetriyi bozabilir zaten tam bir simetriye sahip olmak istatistiki olarak mümkün değildir. En bilinen örneği, yüzünüzün iki yarısının birbirinden oldukça farklı olabilmesidir. Kollarınızın uzunlukları milimetrelerle de olsa farklı olabilir. Şu anda ODTÜ Biyoloji Bölümü'nde Doç. Dr. Meral Kence ve Evrim Ağacı ekibinden 2 kişi "Dalgalanan Asimetri" (Fluctuating Asymmetry) denen bir konu üzerinde çalışmaktayız. Çünkü canlıların simetriden sapma yani asimetrik olma yüzdelerine bakarak evrimsel geçmişlerini ve akrabalıklarını ortaya çıkamamız mümkündür. Evrim, milyarlarca farklı açıdan desteklenebilmektedir.

Eğer canlı simetrikse, bunun sağlanması ise genetik olarak olur; hemen her zaman olduğu gibi. Genler, buna göre düzenlendiği için kol ve bacaklarınız iki yanınızda simetrik olarak çıkar. Ancak bu da, gelişim bozukluklarına bağlı olarak değişebilir. Örneğin bazı insanlarda bacaklar asimetrik olur ve bu kemiklerin şekillerinin bozulmasına ve ileride bel ve sırt ağrılarına kadar gidebilir. Genetik bozukluklar ve mutasyonlar da bu simetride sapmalara ve bozulmalara sebep olabilir.

Sanat ve güzellik için https://evrimagaci.org/sanat-mental-denge-ve-evrim-anlam-yukleme-ve-estetik-kavrami-146 Buraya bakabilirsiniz.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak 1 Simetri.
  2. Kaynak 2 Daha önce sorulmuş benzer bir soru.
  3. Kaynak 3 Sanat, Mental Denge ve Evrim: Anlam Yükleme ve Estetik Kavramı
Devamını Göster
Puan Ver
5
Puan Ver
175
Mert Duran
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kitapta geçen paragrafın linki alttadır.İnternette araştırdım fakat bu ders kitaplarından başka "Karakter Kayması" teriminin geçtiği bir yer bulamadım
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Aytekin Karaca , Bilimsever bir öğrenci

Yazıdan anladığım kadarı ile burada evrimden bahsediliyor. Evrim teorisini yaratılışa ters düştüğü için kaldırmışlar, ancak evrim biyolojinin temeli olduğu için tamamen kaldıramazlar tabii ki. Daha önce de isim değiştirerek sık sık evrimden bahsetmişlerdi.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
23k
Ufuk Derin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Sahelantrphus tchadensis mi Orrorin tugenensis mi yoksa başkası mı, kesin değil ise neden?
Puan Ver
0
Puan Ver
438
Ahmet Akbulut
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Teknelerle Avustralya gibi kıtalarla gidildiği söyleniyor.Bunun kanıtı varmı ve ilk tekne ne zaman icad edildi veya kalıntıları var mı?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Evrim ağacında ilk sorunuz sonraki zamanlarda da soruldu ve ''İlker TUNÇKOL'' tarafından görselli bir şekilde cevaplandırıldı.

2.sorunuza gelirsek okyanusla ayrılmış kıtalara erişimin nasıl olduğu bilim adamları tarafından hala tartışılsa da genel kanı dünyamızda oluşan mini buzul çağları içerisinde donan okyanusun karalara yakın olduğu yerlerden geçildiği düşünülüyor.

ıce ages ile ilgili görsel sonucu

mini buzul çağında oluşan tahmini buz kütlesi görseli.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. 1. soru cevabı 1. sorunun görsel cevabı
  2. buzul çağı buzul çağı ile ilgili bilgi(ENG)
  3. buzul çağı buzul çağı ile ilgili bilgi(TR)
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
438
Ahmet Akbulut
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

EVET! Bütün Homo türleri,homo türleri Afrika kökenlidir.MÖ 7 milyon yıl önce göç başlamış bulunmakta ve ordan asya avrupaa ve diğer tüm kıtalara dağılmıştır.

İnsan Türleri dağılışı
İnsan Türleri dağılışı
Tüfek Mikrop ve Çelik , syf 31
Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
95
Ahmet Okur
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Sorum gayet net. İnsanlar evrimleştikçe zihinleri de gelişti. Dolayısıyla bir Japon bir Arap'tan daha zeki olabilir mi? Veya bir Alman bir Türkten?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Canlılar yaşadıkları ortama ayak uydurabilmek için evrim geçirirler. Bu yüzden coğrafi ve kültürel faktörler insan gelişimine etkilidir.

Bence verilebilecek en iyi örneklerden birisi İzlandalılardır. İzlanda toprakları bildiğiniz üzere gayet zorlu ve yaşaması güç topraklardır. Bu ortama ayak uydurabilmek için güçlü ve dayanıklı insanlara ihtiyaç duyulur. Zayıf insanlar bu koşullara dayanamazlar ve neslini devam ettiremezler. Böylelikle İzlanda halkı güce önem veren dayanıklı bir toplum olmuştur.

Kısaca her ırkın kendine özgü özellikleri bulunur. Bu yüzden bir ırkın diğerinden fazla evrimleştiği gibi bir kanaatte bulunamayız.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
110
Mustafa Güzel
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Evrimin tartışılan yönleri nelerdir tam olarak kanıtlanamayan kısımları.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Çağrı Mert Bakırcı, (Evrim Kuramı ve Mekanizmaları) kitabında, evrimin bütün mekanizmalarını yazmıştır. Kitabın sonunda da, bütün bu mekanizmalar maddeler halinde vardır. Evrim yasasının tam olarak bilinmeyen yönleri de yazılmıştır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster

Toplam 809 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Gerçek olarak isimlendirdiğimiz her şey, gerçek olarak niteleyemeyeceğimiz şeylerden oluşuyor. Eğer ki Kuantum Mekaniği sizi derinden sarsmadıysa, onu henüz anlamamışsınız demektir.”
Niels Bohr
Geri Bildirim Gönder