Botanik & Mikoloji

Puan Ver
1
Puan Ver
225
Yusuf Avcı
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
12. sınıf biyoloji yazılı sorumdu. Birinde sıcaklık iyi ışık kötü, diğeri tam tersi. Bir karşılaştırma yapamadım. Nedeniyle beraber açıklar mısınız.
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Elimde herhangi bir kanıt olmadan şunları söyleyebilirim:

Bir bitki fotosentez yapabilmek için görünür ışığa ihtiyacı vardır. Eğer kırmızı ışıkla yeşil ışığı karşılaştırırsak bitki kırmızı ışıkta daha iyi fotosentez yapar. Belki çok uzun süre gözlemlersek sonuçlarını 2 eş tür bitkide görebiliriz.

Sıcaklık açısından bakarsak, ideal sıcaklıkta yetişen bir bitki ile daha sıcak ya da soğukta yetişen bitki arasındaki bitkideki farkları hemen gözlemleyebiliriz.

Bu yüzden sıcaklık bitkide hayati önem taşırken, ışığın rengi o kadar da mühim olmuyor. Sonuçta her türlü ışık alması bu soruda yeterlidir.

Bu yüzden cevap 25 derecelik olmalıdır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
425
Gülseren Turan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Örneğin 10 metre uzunluğunda bir çam ağacı düşünelim. Alt dalları canlı ortadaki kollar kuru üsttekiler yine canlı. Anlayamadığım konu su orta kısma neden uğramadı?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Aslında bu soruyu tam olarak anlamadan doğrudan ve net bir şekilde cevap verilemez.Çünkü buna sebep olabilecek birden fazla neden olabilir.

Bitkilerde biz insanlar gibi hastalanabilirler. Hastalık etmeni olarak virüsel,fungus(mantari),bakterisel veya sistemik bozukluklar(genetik bozulmalar) gibi bir çok neden ile olabilmekte. Bunun dışında lokal olarak bitki özsuyunun ulaşamamasınında birçok neden olabilmekte. Örneğin bitkide bakır,çinko ve bor eksikliklerinin herhangi birisi durumunda yapraklarda sararmalar bitkide lokal kurumalar olabilmekte bunun olası nedenlerini sıralayacak olursak.Toprakta bitki besin maddesi azlığı,Herhangi bir enfeksiyonun besin maddesi alınışına engel oluşu,Bitkide zararlı bir konukçunun(Başka bir bitki veya böcek,hayvan) doğrudan veya dolaylı yoldan zarara uğratması olabilir.(Ülkemiz çam ağaçları için çamökse otunu, yuva yapan bir ağaç kakan veya Çamkese böceği gibi)Tüm bunlar dışında herhangi bir elementin bitki bünyesine bir şekilde fazla girişide, toksisite dediğimiz olması gereken miktarın üstünde ve canlıyı zehirleyen bir duruma yol açabilmekte. Etrafımızda gördüğümüz bitkiler tüm bu olası nedenlerden birinden etkilenerek kuru dallar meydana getiriyor veya geçmişte getirmiş olabilir.Ancak tüm bu stres koşulları altında bitki yaşamına devam etmeyi iyi bilen bir canlı.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Ada Yıldırım
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Doğu ladini diğer türlerden ayıran özellikler nelerdir?
Puan Ver
0
Puan Ver
6k
Diyojen 1
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Mısır ısıyı görünce nasıl o beyaz şeklini alıyor?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Patlayan mısırların yavaşlatılmış karelerini inceleyen araştırmacılar, patlamış mısırın kimyasını çözdü.

Her bir mısır tanesinin içerisinde az miktarda su bulunur. Çekirdekler ısıtıldığında su buharlaşır ve içerisindeki nişasta yapışkan bir hal alır. Yüksek baskı altındayken nişasta bir anda kabuğu deler ve mısır tanesinin kabuğundan dışarı fışkırır. Ardından hızlıca soğuduğunda bildiğimiz patlamış mısır şeklini alır.

Mısırın "pat" sesini çıkarmasının sebebi ise yine içerisindeki suyun buharlaşmasıdır. Yeterli sıcaklığa ulaştığında mısır tanesinin içerisindeki su buharlaşır ve dışarı çıkarken minik titreşimli boşluklar oluşturarak "pat" sesi çıkar. Patlamış mısırın renginin beyaz olmasının sebebi de içerisindeki nişastadan dolayıdır.

Mısır patlatmanın kimyası

Mısırın patlaması işte bu kalın kabuk sayesindedir. Bu kabuk yanmadan ısıtıldığında ısıyı nişastalı iç kısma doğru iletir. Isı arttıkça kabuğun içinde biriken buhar dışa doğru basınç uygular. Isı 200 dereceye ulaşıp atmosferdeki basıncın dokuz katına çıktığında mısır kabuğu parçalanır ve içindeki nişasta ile buhar dışa doğru yayılır.

Mısırların ısıtıldığı kaptaki basınç vakum yoluyla düşürülerek patlamış mısırların daha büyük olması sağlanabilir. Çin'de ise geleneksel yöntem, ateş üzerinde çevrilen ve kapağı tamamen kapatılan demir bir kaba dayanır. Kabın ısısı belli bir noktaya ulaştığında kapak açılır ve kabın ağzına yerleştirilen çuvalın içine doğru hep birden patlar mısır taneleri.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak 1
  2. Kaynak 2
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
6k
Diyojen 1
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver

Bıçağı soğanın üzerine vurup onu kestiğinizde, lakrimatör-faktör sentaz enzimini havaya saçarsınız. Bu enzim, soğan içerisindeki sülfoksitleri sülfenik aside dönüştürür. Dengesiz yapıda olan sülfenik asit, kısa sürede kendisini syn-propanethial-S-okside dönüştürür. Bu da havaya karışarak gözlerinize ulaşır. Bu kimyasal, gözlerinizi yakar ve buna engel olmak isteyen gözyaşı bezleri de çalışmaya başlayarak gözyaşlarını üretir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,410
Ufuk Can Yıldız
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Suyun bu özel durumunun aksi olmuş olsaydı, neden göller denizlerde canlılar yaşayamaz olsunlar?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Suyun yoğunluğu 0,9998 gr/cm3 iken, donmuş suyun yani buzun yoğunluğu 0,919 gr/cm3’tür. Diğer sıvılardan farklı olarak suyun donması sırasında birim hacimdeki yoğunluğu azalır ve hacmi de %8-9 oranında artar. (Bunun nedeni, normalde oksijen atomuna bağlı 2 hidrojen atomu arasındaki 104,5 º’lik açının donma sırasında altıgen şekilli buz kristallerini oluşturmak üzere artarak 108 º’ye ulaşması.)

Yoğunluk bir materyalin belirli bir uzay hacminde sahip olduğu maksimun kütle olarak özetlenebilir. Bir maddeyi ısıttığımızda atomları birbirinden uzaklaşmaya, bu nedenle hacmi genişlemeye ve dolayısıyla yoğunluğu da azalmaya başlar. Bildiğiniz gibi buz suda yüzer bu da onun katı haldeyken yoğunluğunun azaldığını gösterir peki öyleyse su ne zaman en yoğun halini alıyor cevap oldukça net:4 santigrat derece ısıda bu su moleküllerinin birbirlerinden en yakın durdukları sıcaklık.

 Su 4 derecenin altındaysa soğuk su üste çıkar, sıcak su aşağı iner ve su üstten donmaya başlar.

Bundan sonrası kendi fikrimdir: Belki de paralel evrenler varsa farklı koşullar, yasalar olabilir ve canlılar buna göre evrimleşir. Ancak bir başka açıdan da bakacak olursak (şu anki canlılar açısından) şartlar birden değişirse o soğukta hayatlarını devam ettiremezler ve ölürler.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak 1
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
3,785
Oguzhan Atas
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bitkiler hisseder mi?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

"Yapılan araştırmalar, bitkilerin de hissedebildiğini ortaya koyuyor! Süper-hassas ve lazerle kontrol edilen mikrofonlarla yapılan araştırmada, yaprakları koparılan veya bozulmaya başlayan bitkilerin "ağladığı" tespit edildi. Yani bir dahaki sefere, bir bitkiyi koparırken ya da onu ağzınıza atarken, sebep olduğunuz acıyı düşünmeniz gerekiyor.

Bitkileri kesmek için kullandığımız aletlerin her bir vuruşu, ortalama bir bitkinin acı içerisinde inlemesine neden oluyor olabilir. Almanya'nın Bonn kentinde bulunan Bonn Üniversitesi'nin Uygulamalı Fizik Bölümü'nden araştırmacılar, "saldırı" altındaki bitkilerin tüm yüzeylerinden etilen isimli bir gaz salgıladıklarını keşfetti." Evrim Ağacı

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,410
Ufuk Can Yıldız
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Tohumlarda çekirdeklerde canlılardaki özelliklerin hangileri yok ki bunlar cansız kabul ediliyorlar? Canlı kabul edilmenin şartları; bildiğim kadarıyla "Beslenme, Solunum, Hareket, Etki-Tepki" olarak gösteriliyor.Bunların hangileri tohum ve çekirdeklerde vardır, hangileri yoktur?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Evet bitki hücresi gibi hücre çekirdeği ve tohumlarda canlı olarak kabul edilir. Hücreyi kontrol eden yapı taşı hücre çekirdeği dir. Bu nedenle hücre çekirdeğinin canlı olması gerekmektedir. Tohumlar ise suladığımız da yeşerip büyürler bu da tohumların canlı olduğunun göstergesidir. Daha detay bilgi çin kaynaklara bakabilirsin

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak 1
  2. Kaynak 2
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
1,410
Ufuk Can Yıldız
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Yılanları öldürünce farelerin çoğalmasında denge bozuluyor mesela. Bu ekolojk dengenin korunması sadece hayvanlar alemine has bir durum mudur yoksa bitkiler, ağaçlar, çiçekler için de geçerli midir? Şart değil ama bir örnek de verebilirseniz sevinirim.
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Bitkiler dışındaki canlılar ekosistemde üretici bir canlıya ihtiyaç duyar. Bir bitki soyunu yok etmemiz ondan enerjisini karşılayan 1. tüketicinin de aleyhine olacaktır ve bununla birlikte onu tüketen 2. tüketicinin de aleyhine olur ve bu ekosistemin son basamağındaki canlıya kadar devam eder.Mesela buğday-çekirge-kertenkele-yılan beslenme zincirinde çekirgenin soyunu tüketirsek bitki sayısında artış olur diğer tüketicilerin sayısı da kötü etkilenir,eğer buğdayın soyunu tüketirsek bu tüm tüketicileri etkileyecektir.Toparlamak gerekirse ekosistem bir bütündür hangi parçasını çıkartırsan diğerleri etkilenir.Ekosistemin parçalarını bozmamamız gerekir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Impact of Ecosystem Destruction ingilizce kaynaktan özetleyerek ve örneklendirerek yazdım umarım faydalı olmuşumdur
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Merhaba, bir evrimağacı videosunda, yangınların ormanların yaşam döngüsündeki yeri incelenmişti ve aslında ormanların hayatta kalması için bunun (doğal periyodunda) gerekli olduğu sonucuna varılmıştı. Dev Amazon yangını bunun neresinde? Şimdiden teşekkürler.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Amazon ormanları dünya için çok büyük bir önem taşıyor. Amazon ormanlarının yanması çok kötü bir olay. Dünya üzerinde bilinen tüm canlı çeşitlerinin yüzde onuna Amazon bölgesi ev sahipliği yapıyor. Gezegenin en büyük yağmur ormanı olma özelliğine sahip Amazon Ormanları aynı zamanda yerkürenin en geniş biyoçeşitliliğini de içinde barındırıyor. Ayrıca, özellikle ormanların henüz tam anlamı ile araştırılmamış olan bölgelerinde henüz bilinmeyen çok sayıda canlı türü olduğu bilim insanları tarafından kabul edilen bir gerçek. 

Bu biyolojik çeşitliliğin korunması, tüm canlı türlerinin varlığını sürdürebilmelerini sağlaması açısından önemli. Sağlıklı ve çeşitliliği bol olan ekosistemlerin, örneğin orman yangınları gibi felaketlerin ardından toparlanmaları da daha hızlı ve kolay oluyor.

Biyolojik çeşitliliğin korunması, bölgedeki diğer ekosistemlerin istikrarı açısından çok önemli. Mesela devasa boyutlardaki Amazon Mercan Resifi, küresel ısınma tehdidi altındaki mercanların yurdu sayılıyor.

Rio de Janeiro kentindeki Federal Fluminense Üniversitesi'nden Biyolog Carlos Eduardo Leite Ferreira'ya göre bu resif, okyanuslarda zarar gören bölgelerde yeniden mercan varlığı oluşmasına katkı sağlayabilir. Ancak Total ve BP gibi enerji devlerinin Amazon Mercan Resifi yakınlarında petrol arama faaliyetine girme gibi planları var. Bu planlar hayata geçirilirse bölgenin ekosistemi büyük zarar görebilir. 

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
1,410
Ufuk Can Yıldız
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kışın bitkiler neredeyse hiç fotosentez yapamadığı halde nasıl oluyor da kışın, havanın oksijen dengesi bozulmuyor? Yoksa bitkilerin fotosentez yaparak oksijen dengesini sağladığı bir palavra mı?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Kışın bitkiler fotosentez yapabilir. Ama kışın bitkilerin daha az fotosentez yaptığı doğrudur. Dünya Kuzey ve Güney olmak üzere iki yarım küreden oluşur. Kuzey yarım küre de kış yaşanırken Güney yarım kürede yaz yaşanır. Yani ülkemizinde bulunduğu Kuzey yarım kürede kış yaşandığı için bitkiler daha az fotosentez yapamazken Güney yarım kürede yaz yaşandığı için bitkiler fotosentez yapabilmektedir. Bu nedenle dünyadaki oksijen dengesi bozulmaz. Yani Güney yarım kürede üretilen oksijen Kuzey taraflarına gelir ve bu doğaldır. Bakarsanız dünyanın oksijen kaynağının çoğu Güney Küre ülkesi olan Brezilya dan geliyor. Ama oradan gelen oksijeni bizde kullanıyoruz.

Aynı zamanda kışın bitkilerin neredeyse hiç fotosentez yapamadığı da yalandır. Çünkü kışın eğer güneş varsa bitkiler fotosentez yapabilirler. Çünkü su ihtiyacı da kışın karşılanabilir karbondioksit zaten diğer canlıların ürettiği birşey olduğu için bulmak kolay. Yani kış mevsiminde de fotosentez daha az olsa bile yinede gerçekleşebilir. Kışın gerçekleşen fotosentez olayının tek başına dengeyi sağlayıp sağlıyamayacağı ise zamana göre değişir. Ancak her zaman denge sağlanır çünkü ülkemizde kışın üretilen fotosentez tek başına değildir birde güneyden gelen oksijen vardır. Tabi eğer ağaç katliamlarına devam edersek denge bozulur

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak Kaynak Wikipedia olduğu için şuanda kapalı ama Vpn kullanarak kolayca girebilirsin
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
2,092
Recep Enes Şahin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Hayvanlarla beslenen bir bitki olan Venüs bitkisi her bireyinin üzerinde 7 tane kapan barındıran bir koloni bitkisidir. Kapanlar, aslında bitkinin yapraklarıdır. Bu yapraklar, bildiğimiz diğer yapraklardan farklı bir görev üstlenmektedir. Üzerine konan sinekleri, arıları ya da üzerinde yürüyen karıncaları tıpkı fare tuzağı gibi yakalar ve sindirirler.

Venüs bitkisinin yaşadığı bölgelerdeki toprak, çok uzun jeolojik dönemler boyunca azot, vitamin ve mineraller konusunda yetersiz olacak şekilde gelişmiştir. Bu da, bu bölgelerde yaşayan bitkilerin azot, vitamin ve mineral alımı için çok farklı evrim süreçlerinden geçmelerine sebep olmuştur. Bu sadece Venüs bitkisini değil, bu tür topraklarda yaşayan canlıların hepsini, özellikle de birçok bitkiyi etkilemiştir.

Venüs bitkisinin nasıl çalıştığına bakacak olursak; Yaprakların üzerinde, hemen her yaprakta olduğu gibi tüysü yapılar bulunur. Bu yapılar, bitkinin hücrelerini uyarmak üzere özelleşmiştir. Bir böcek, bu tüylere dokunarak uyarırsa, tüylerin hareketi elastiklik, turgor basıncı ve büyümede ani değişimlere sebep olur ve bunun sonucunda bilimsel adıyla hızlı bitki hareketi olayının gerçekleşmesine sebep olurlar.

Venüs bitkisi, bir yağmur damlasının ya da rüzgar tabanlı alakasız bir cismin etkisini ayırt edebilecek şekilde de özelleşmiştir. Kılların farklı noktalarının, düzenli olarak uyarılması gerekir. Kılların uyarımı belli bir eşiği aştığı anda mekanizma tetiklenir ve yaprak dokusu hızla gerilerek karşılıklı olarak kapanır. Bu süre 100 milisaniye civarında olabilmektedir; ancak kapanma hızı nem, ışık, böceğin büyüklüğü, genel büyüme durumu gibi pek çok faktörle belirlenmektedir. Kapan, genellikle 12 saat boyunca kapalı kalır. Bu süre zarfında yapraklardan bazı sindirim asitleri salgılanır ve böcek sindirilir. Tek amaç ise böceğin yapısındaki azotun ve vitamin ile minerallerin alınabilmesidir.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı Ben özet geçtim ancak daha ayrıntılı bilgi için kaynaktaki linke bakabilirsin.
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
295
İlknur Özdemir
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Geven(astragalus) bitkisi bağışıklık sistemini arttırıcı özelliklere sahip yararlı bir bitkidir. Ancak tek başına bizi kanserden koruyamaz sadece küçük hücreli olmayan akciğer kanserini tedavi etmek için kullanılan Kemoterapi ilaçlarının yararlı etkilerini arttırır ve yan etkilerini azaltır.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak Dr. Öz Doğan'ın sitesinde yazanlar iddialarımı destekliyor
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
205
Pınar Dağaşan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Saksıdaki biberime böcek yumurtaları vardı. Büyüdüklerinde böcekler besin olarak biberi de tüketebilirler mi merak ediyorum
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Böceklerde duyu organları insanlardan farklıdır. Koklama duyuları burun,işitme duyuları kulak şeklinde değildir.

Tavus güvesinin tüylü duyargaları vardır.Koklama duyusu bu duyargalarda bulunur. Koklama duyusu bu duyargalarda bulunur. Duyarga üzerinde her yöne doğru uzanan tüylerde binlerce duyu hücresi vardır.Bir erkek güve,kilometrelerce uzaktaki bir dişinin kokusunu bu yolla alabilir. Böceklerde koku alma duyusu,besin ve eş bulmada önemlidir,bazen de yumutalarını nerede bıraktıklarını kokuyla bulurlar.

Bazı tırtıllar,yakınlarında gürültü olmuşsa vücutlarını yukarı kaldırırlar. Havadaki titreşimler,bunların vücutlarındaki tüyleri hareket ettirmiştir.

Böceklerin vücudundaki tüyler,duyu organlarıdır.Bir arının vücudu tüylüdür,arının petekgözlerinin üzerinde de tüyler bulunur. Bu tüyler arıya,uçarken rüzgarın hangi yönde estiğini bildirirler.

Kelebeklerin çoğunun tatma duyusu ayaklarındadır. Tatlı bir sıvının çok yakınında oldukları halde bu sıvıyı emmezler,fakat sıvıya bastıkları anda onun tadını alırlar ve emmeye başlarlar.

Erkek çekirgeler,kanatlarını birbirine sürterek ses çıkarırlar.Bunların sağ kanatlarının sert kenarı,sol kanattaki bir eğe gibi dişlidir.Dişi çekirge bu sesi arka ayaklarındaki kulaklarıyla duyar.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,410
Ufuk Can Yıldız
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Şayet kurusalardı, çıkması muhtemel sorunlar hayati önemde midir yoksa ufak sorunlar şeklinde mi? Teşekkür ederim şimdiden...
Puan Ver
0
Puan Ver
3,785
Oguzhan Atas
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Merhaba arkadaşlar, bitkiler bizim gibi soğuk havalarda üşür mü? ölürler mi ölmezler mi diye sormuyorum lütfen karıştırmayın, nasıl biz soğuk havalarda üşüyorsak onlarda da böyle hisler var mı?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Üşüme dediğimiz his sinirlerle alakalı bir olgudur.

Uyartının beyine ulaşması sonucu oluşan bir his olduğu için ve bu uyartılar sinir sistemiyle iletildiği için ve bitkilerdede sinir sistemi olmadığı için bitkilerin acı üşüme gibi hisleri yotkur.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İki bitki ele alalım. 1.bitkinin 3, 2.bitkinin 4 yaprağı var ve yapraklarının boyları aynı. Bitkilerin türleri, ortam koşulları(su miktarı, sıcaklık vb) her şey aynı. Derslerde gördüğüm kadarıyla bitkilerde yaprak sayısı arttıkça fotosentez miktarı artar ancak su ihtiyacı da artar. Peki bu iki bitkiden hangisi daha fazla fotosentez yapar?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Su miktarı aynı ise 4 yapraklı olan kısa sürede daha çok fotosentez yapar ama daha da çok su tüketir.

Uzun sürede yapılan toplam fotosentezi bilemem ama aynı su miktarı ile 3 yapraklı olanın daha uzun yaşayabileceğini söyleyebiliriz.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. fikir.gen
Devamını Göster
Puan Ver
-1
Puan Ver
350
Murat Bayındır
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
"ağaç bayramı" yada "bitki bayramı" veya buna benzer doğaya sahip çıkma adına bir farkındalık günü var mı? yoksa,evrim ağacı ailesi olarak bizler neden böyle bir şeyi başlatmıyoruz? oturmaya mı geldik... haydin beyinler,yürekler,kaslar ortaya (!) 80 milyonluk ülkenin 50 milyonunu geçtim 30 milyon ağaç eder her yıl...
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Katılıyoruz acilen ''Ağac Bayramı'' ilan edilmeli ve toplumun Dünyamızın akciğerlerine saygı duyması sağlanmalıdır toplumumuz acilen bilgilendirilmeli ve gerekli olan her şey yapılmalıdır.Ancak bizim de bir sorumuz var bunu küresel ölçüde nasıl yayacagız?

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. BBC Buldugumuz bir makale.
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Melda Alımlı
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Çalışma doğru bir şekilde mı yapıldı? Bitkilerin hissetme gibi insana özgü tepkileri verdiği düşüncesini kabul edebilir miyiz? Bunun üzerine yapılan yeni çalışmalar var mı? Varsa ne ölçüde doğrular?
Puan Ver
3
Puan Ver
115
Sezgin Kutlu
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Merhaba dünya üzerinde bu kadar çok meyve sebze ve bitkilerin ilk oluşumu, çeşitliliği ve günümüze kadar gelişi ile ilgili bilgi edinmek istiyorum Yani kısacası nasıl bu hale geldi bu tabiat?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Şahsen ben tabiat ve tüm kainatın akıllı bir tasarım olduğunu düşünüyorum.Bilimsel olarak konuşursak canlı çeşitliliğinin en büyük sebebi evrimdir Dünya'nın ve gezegenlerin ise değişimi su,rüzgar,magma gibi etkilerle olmaktadır.Yani benim tasarlanmış olduğunu düşündüğüm tabiat bilime göre mükemmel tesadüfler zinciridir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
550
Görkem Çanak
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Memelilerde ve daha başka bir çok canlı türünde melezlik mevcuttur. Peki bitkilerde bu var mı?
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Onur Sevinç
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Son zamanlarda sıkça gündeme gelen biyoçeşitliliğin azalması durumu gerek insan yaşamını gerekse dünyanın akışını nasıl etkiler bu etkilerin sonucunda gündelik hayatımızda da değişecek şeyler nelerdir? Verdiğim linkte de dediği gibi biyoçeşitlilik çok sık geçiyor ve azalmasından sıkça söz ediliyor.

Toplam 41 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Her şeyi kötü gözle gören herkesin içinde, hayal kırıklığına uğramış bir idealist vardır.”
George Carlin
Geri Bildirim Gönder