Bir Bilene Sor

Bir Bilene Sor, Evrim Ağacı çatısı altında derlenen sorulara cevap vermek istediğini belirten uzmanlara doğrudan soru sorabileceğiniz bir alandır.

Eğer bu makalemizdeki kriterleri tatmin edici bir şekilde sağladığınızı düşünüyorsanız, buradaki formu doldurunuz.

Bu uzmanlar, çeşitli şekillerde sıralanan sorular içinden seçtiklerini, istedikleri zaman aralıklarında yanıtlandıracaklardır.

Sorulara cevap garantisi veremediğimiz gibi, bu alanda söz konusu uzmanlardan başka kimsenin yanıt yazmasına izin verilmemektedir.

Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Merhabalar,

Bu konuda henüz bir yazımız yok; ancak Leeds Üniversitesi Dünya ve Çevre Fakültesi'nden Jeff Peakall'ın şu kısa metni konuyla ilgili temel bilgileri veriyor. Biz de bu konuda yakın gelecekte bir yazı yayınlayabiliriz.

Sevgiler.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
-1
Puan Ver
5
Ziya Agir
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Gıda terörü zaten ortada, biz ortoreksikler de azınlıkta olduğumuza göre vicdanen doğru olmadı bu araştırma. Elbette bilgi kısıtlanamaz asla ama bu doğru olmayan bir yerlere yeni bir yanlışla içinden çıkılmaz hale getirmek oluyor. Ben bir dr olarak dişi çürüyen birine diş macunu kullanma dediğimde ortoreksi mi oluyor
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Sözünü ettiğiniz yazıyı inceledik. Yazının daha ilk cümlesinden itibaren aynen alıntı yapıyoruz:

"Ortoreksi (orthorexia), oldukça yeni bir beslenme bozukluğu ve bu sebeple, henüz resmi olarak psikolojik hastalık sayılmıyor. Yani şu anda DSM-V içerisinde yer almıyor; ancak ABD Ulusal Beslenme Bozuklukları Organizasyonu ortoreksiyi çoktan tanımaya başladı."

Dolayısıyla sorunuzun hatalı olduğunu söyleyebiliriz:

"dsm-v e girmediği halde neden girmiş gibi yayın"

Sorunuzun şu kısmına gelecek olursak:

"Ben bir dr olarak dişi çürüyen birine diş macunu kullanma dediğimde ortoreksi mi oluyor"

Hayır, olmuyor. Ortoreksinin hekim tavsiyesi ile bir ilgisi yok; beslenme tipine aşırı takıntılı olmak ile ilgisi var. Dolayısıyla aradaki ilişkiyi nasıl kurdunuz bilemiyoruz. Yazıda böyle bir ibare, ima veya ifade bulunmuyor.

Sevgiler.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
418
Ege Yeşil
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Mesela profile resim, çıkartma vb.
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Uyum Puanı sistemimiz, çok daha karmaşık ve üst düzey bir etkileşim sisteminin parçası olarak geliştiriliyor; yani basit bir "puan toplama" sisteminden çok daha fazlası olacak. Dolayısıyla teknik olarak maddi karşılığı olacak bir şey olmasa da, ilerleyen dönemde belirli UP'a erişen (veya UP üzerine inşa ettiğimiz ek sistemlerde belirli seviyelere ulaşabilen) okur ve takipçilerimize özel sürprizlerimiz olacak, evet.

Takipte kalınız.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
10k
Ufuk Derin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bu uyarıyı almamak için ne yapmalıyım?
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Bu uyarıyı alma sebebiniz, yazınızdaki bir kelimenin veya kelime öbeğinin güvenlik filtremize takılmış olması. Bu konuda yapabileceğiniz çok fazla bir şey yok; her yazdığınız bu filtreye takılmayacaktır ancak takılan yanıtlarınızı ekibimiz en kısa sürede gözden geçirip onaylamaya (veya bir karara varmaya) çalışacaktır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Ziya Mırmır
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Son zamanlarda yapay zekalar daha önce “imkansız” olarak atfedilen birkaç beceriyi de günümüzde yapmaya başladılar (örneğin AlphaGo yapay zekası dünyanın en iyi Go oyuncusunu namağlup yenmesi). Bu gibi gelişmeler de doğal olarak yapay zekaların geleceği hakkında merak uyandırmaktadır.
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
5
Puan Ver
Cem Say , "50 Soruda Yapay Zekâ" kitabının yazarı. Onaylı Kullanıcı

Zekâyı ölçmenin farklı yöntemleri var. Eğer "zekâ"yı "satranç oynama başarısı" diye tanımlarsak yapay zekâ insan zekâsını çoktan geçti. Sözlü IQ testlerinin benzerlikler görme gerektiren bir kategorisinde insan ortalamasını aşan bir yapay öğrenme uygulaması 2015'te duyuruldu. "Yeni ve farklı problemleri anlayıp çözebilecek esneklik ve işlem gücü" gibilerden daha esnek bir tanım yaparsak YZ henüz zeki insanlarla aynı seviyeye ulaşamadı. Yakın gelecekte de işlerin böyle süreceğini, yani birçok dar konuda YZ'nın insanüstü seviyelere çıkacağını ama günlük yaşamın şu an alışık olduğumuz her alanında bir insanın yerini tümüyle pürüzsüzce doldurabilecek hale daha onlarca yıl gelemeyeceğini tahmin ediyorum. Tabii (mesela engelliler için şehrin düzenlenmesi gibi) bilgisayarın işini kolaylaştıracak şekilde günlük yaşamı düzenlersek iş değişebilir.

Benim görebildiğim kadarıyla zekânın (doğal veya yapay) çoğalması ve yaygınlaşması ihtiyaç duyulan bir şey, o bakımdan uzun vadede insanlığa artılarının eksilerinden çok olacağını düşünüyorum.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Atasercan Gökcek
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Uyarılmış helyum atomu neden 115 derecelik açı yapamıyor ve buradan hareketle nasıl X17 parçacığına ulaştılar ?
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Canlılığın evrimi hakkında tonla içerik bulmak mümkün fakat başlangıcı hakkında kör gibiyiz. Sadece biyokimyasal deneyler hakkında -Türkçe- spesifik bilgi var. Sizden ricam organik maddelerin toplanması ve canlılık arasındaki süreç hakkında bilgilerinizi bizimle paylaşmanız. Teşekkürler.
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Oğuzhan Ocak
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Joy of satan adlı birgrup var. Bu kişiler tanrılarla iletişim kurduğunu söylüyor. Türkiyede temsilcileri: spirituelsatanizm.org sizden ricam bu konu benim kafamı karıştırıyor dedikleri doğru mu?
Puan Ver
0
Puan Ver
50
Zekeriya Ulu
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Mesela Sofia(747'nin oldukça eski bir versiyonu).
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Aras Taşkıran
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İnsan türünde saçlarının cinsel seçilimde bir kriter olmasının nedeni nedir, bu konuda baya düşündüm hiç bir faydasını veya karşı cinse ne mesaj verdiğini çözemedim.
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Furkan Ağca
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Aynı soruyu dünyanın eliptik yörüngesinde de düşünebiliriz. Güneşten uzaklaştığımızda dünyanın ortalama sıcaklığı düşer mi? Son olarak milyonlarca yıldır gezegenimize bir çok kaynaktan sürekli olarak ışık geliyor, nasıl oluyor da bu enerjiler birikerek şimdiye kadar bizi bir alev topuna dönüştürmedi? Soğuma mekanizmamız tam olarak nedir?
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Merhabalar,

Uzay boşluğunda hareket eden fotonların (ışık parçacıklarının), hiçbir başka parçacık ile etkileşime girmeseler bile, kütle çekimsel potansiyelleri, bu nedenle de enerjileri değişir. Renkleri, kütleli bir cisme yaklaştıklarında maviye, ondan uzaklaştıklarında ise kırmızıya kayar. Ayrıca, uzayın genişlemesinden kaynaklanan kozmolojik bir kızıla kaymaya da uğrarlar.

İkinci soru aslında az önceki yargıdan bağımsız bir konu hakkında. Bir yıldız-gezegen sisteminde, gezegenin termodinamik dengedeki ortalama sıcaklığı, gezegenin yıldızından olan uzaklığının karekökü ile ters orantılıdır. Bu nedenle, eliptik yörüngedeki cisimlerin ortalama sıcaklıkları, yörünge boyunca artıp azalabilir. Ama yıldızın etrafında dönme süresi azaldıkça, bu sıcaklık değişimi de azalır.

Son olarak, gezegenimize milyarlarca yıldır her istikametten elektromanyetik ışıma düştüğü doğrudur. Dünya'nın enerji bütçesini düşündüğümüzde, bu enerji girdisinin en büyük kısmını açık ara ile Güneş ışığı oluşturmakta. Gerisini de diğer yıldız ve galaksilerden, galaksiler arası ortamdan ve son saçılım yüzeyinden (i.e., Kozmik Arka Plan Işıması) gelen fotonlar oluşturmaktadır. Fakat, unutmamak gerekir ki, dengede olan bir termodinamik sistemde, birim zamanda sisteme giren enerji, çıkan enerjiye eşittir. Dünya örneğine gelirsek, Dünya’nın enerji çıktısının iki büyük bileşeni vardır: termal (kızılötesi) ve yansıyan (optik) ışık. Dünya, ortalama sıcaklığına (~15 C) bağlı olarak yaklaşık bir kara cisim olarak ışıma yayar. Bu termal ışıma, kızılötesinde en güçlüdür. Dünya, bunun haricinde Güneş’ten gelen optik dalga boylarındaki ışığın da bir kısmını yansıtır. Bu sayede, Dünya her saniye aldığı enerji kadar enerjiyi kaybetmektedir. Eğer Dünya'yı harici bir enerji kaynağı ile ısıtsaydık, sıcaklığı ve yaydığı termal ışıma artar, sonucunda yine termodinamik dengeye ulaşırdı.

Tansu

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
50
Hasta Fenerli
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Meşhur ateş ve pamuk örneğinde bahsedildiği üzre; ateşle pamuk yan yana geldiğinde pamuk yanar peki pamuğu yakan nedenin ateş olduğunu nereden biliyoruz? günümüzde kullanılan ve yaygın kabul gören bilimsel metoda bu ciddi eleştiriler karşısında nasıl güvenebiliriz? son olarak bilim insanları bu tip sorulardan rahatsızlık duyar mı?
Puan Ver
0
Puan Ver
755
Fırat Oğhan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Gazali nedensellik değil ardışıklık var der, bu aslında modern fizikteki zamanın B teorisi ile aynı şey değil mi? Veya zamanın B teorisi ile Gazali'nin bu görüşü daha do güçlendi diyebilir miyiz?
Puan Ver
0
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
İlgili kitapta karşılaştığım türdeki büyük patlama karşıtı iddialar ne kadar elle tutulurdur? Elimizdeki göstergelerin tekillik ve hiçten varolma ile açıklanması tek ihtimal midir? Özellikle büyük patlama öncesinin bilinmezliği ile bilimin ilkelerine ihanet edildiği düşüncesi beni etkiledi. Teori bilim felsefesi açısından sorunlu mudur?
Puan Ver
3
Puan Ver
150
Kaan K.
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Varsayımsal olarak düşünürsek, biz kanıtladık, gözlemledik vs. Bu teorinin işlemediği bir evren bulunabilir mi?
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver
Mete Atatüre , Cambridge Üniversitesi Fizik Profesörü Onaylı Kullanıcı

Paralel evren konusunun gerçek olduğunu varsayarsak, benim tahminim bütün evrenlerin aynı fizik kurallarıyla işleyeceği yönünde. Evrenlerin dinamikleri ve zaman akışı farklı olsa da, birbiriyle çelişen fizik kuralları barındırmaması gerekir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
2,275
Ceyhun Köroğlu
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Dünyadan marsa haber gönderirken örneğin, ışığın yol alırken geçen zamanı beklemek zorunda kalmamak için.
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
7
Puan Ver
Mete Atatüre , Cambridge Üniversitesi Fizik Profesörü Onaylı Kullanıcı

Kuantum dolanıklık nesnelerin aradaki mesafeden bağımsız ilintili olmasına izin veriyor ve bu ilinti herhangi bir hızla değil, anında paylaşılıyor. Ancak, kuantum fiziğinde bir de gözlem problemi mevcut. Yani olasılıksal yapısı gereği tek bir gözlem ile bir nesnenin kuantum durumunun tamamını bilemiyoruz. Haberleşebilmek için birbirinden uzakta iki ilintili nesnenin hangi gözlemleri yapması gerektiğini birbirine bildirmesi gerekiyor. Bu da ışık hızından daha hızlı olamıyor

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Işık içerisindeki fotonların enerji seviyesi renkleri görmemizi nasıl mümkün kılıyor? Bununla birlikte Güneş'ten gelen ışınların oluşturduğu renklerin sıcaklığı gündüz mavi günbatımında kırmızı-sarı olurken tekrar "enerji kazanıp"(?) hava kararmaya yakın nasıl maviye dönebiliyor?
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
5
Puan Ver
Mete Atatüre , Cambridge Üniversitesi Fizik Profesörü Onaylı Kullanıcı

Işık, kütlesi olmayan foton adlı parçacıklardan oluşur. Bu parçacıkların eş zamanlı olarak dalga özelliğine sahip olması, ışığın elektromanyetik (Maxwell) denklemlerine uymasına izin verir. Işığın dalgaboyu (ya da frekansı), bizim gözlemleyebildiğimiz rengini belirler. Belli bir frekanstaki bir ışık huzmesinin enerjisini ise, o huzmeyi oluşutran fotonların sayısı belirler.

Sıcak yüzeylerden saçılan karacisim ışımasındaki fotonların frekansı yüzeyin sıcaklığıyla ilintili, dolayısıyla Güneş ışınlarının "rengi" aslında hep aynı. Ancak gün doğarken ve batarken, Güneş ışınlarının atmosferimizde kırınması yüzünden yeryüzüne daha uzun dalgaboylu fotonlar (kırmızı-sarı) erişiyor.

Gün içinde durum daha farklı. Göğe baktığımızda aslında ışık görmemeniz gerekirken, yine atmosferde gerçekleşen Rayleigh saçılması kısa dalgaboylu fotonları (mavi) yeryüzüne saçıyor. O yüzden gökyüzü gündüz mavi gözükür.

Güneş battıktan sonra gözlemlenen yine Rayleigh saçılması. Yani Güneş ışınları zaman içinde enerji kaybetmiyor, kazanmıyor. Sadece biz tüm spektrumun bazı kısımlarını farklı zamanlarda gözlemleyebiliyoruz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
115
Savaş Temel
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Tıpkı kütle çekiminin 3 boyutta yayılıp uzaklığın karesiyle ters orantılı olması gibi. Ayrıca moleküller arası kuvvetler akışkan dinamiğini etkiliyor olabilir mi? Akışkan dinamiği de kuantum elektrodinamiği gibi açıklaması zor bir alan. Genel olarak bütün bunların bağlantısı nedir?
Öne Çıkarılan Cevap Öne Çıkarılan Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Mete Atatüre , Cambridge Üniversitesi Fizik Profesörü Onaylı Kullanıcı

Burada 7. kuvvet ile ters orantılı dediğimiz ünlü Lennard-Jones potansiyelinin uzak mesafe davranışı. Boyut ile kuvvet arasında kütleçekiminde de elektrostatikte de bir bağlantı yok. İkisi de üç uzay bir zaman boyutunda tanımlanıyorlar. Uzaklık dediğiniz bir uzay boyutundaki davranışı, diğer iki uzay boyutunda da aynı davranışa sahip.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster

Toplam 256 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Her kim olursa olsun, hayatında iyi bir romanın tadına hiç varmamış biri, dayanılmaz derecede aptal olmalıdır.”
Jane Austen
Geri Bildirim Gönder