Bilimkurgu & Fantastik

Puan Ver
1
Puan Ver
22k
Serhat İbin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Elimde tam bir kanıt olmasa da cevabım hayır. Eğer ısı ölümünde zaman duruyorsa (düşüncenden yola çıkarak söylüyorum) madde ısındıkça zamanda hızlanmalıdır. Ancak biz deneylerimize göre aynı yükseklikteki 40 oC lik ortamla -40oC lik ortamda zaman, aynı ilerler.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Bu soru bilim kurgu ile alakalı. Sizin de düşüncenizi almak isterim. Milyonlarca yıl sonra sizce bilim kurallarıyla oynayabilir miyiz? Ve diyelim böyle bir teknolojiye ulaştık,sizce bu teknolojiye eriştiğimizde evrenin en büyük kaosunu mu yaşarız yoksa hep aradığımız düzene mi kavuşuruz?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Bence değiştirebiliriz ama buradaki asıl soru bence nerede değiştirebiliriz. Yani yaşadığımız suanki boyut/gerçekliktemi yoksa kendi yarattığımız ve simüle ettiğimiz bir gerçeklik seviyesindemi sanırım 2. Si daha yakın tarihte olabilir

Ayrıca evrim ağacının simülasyon videosanu izleyebilirsin

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Video Burada
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
85
Ersin Güçer
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Altan Özerenler , Biyoteknoloji Öğrencisi

Cordyseps cinsi mantarlar keseli mantarlar grubundadır. Bu türler iç parazitik mantarlardır ve genellikle böcekler ve diğer eklembacaklılar içerisinde yaşarlar. Bir kısmı ise başka mantarlar üzerinde yaşarlar. Örneğin bir karıncaya yerleşen Cordyseps mantarı sporu, bir süre sonra karıncanın iç organlarına ve beynini ile geçirir. Karıncanın zehirlenen beyni bir nevi mantar sporlarının kontrolü altındadır ve mantar sporları karıncayı istediği doğrultuda yönlendirir. Karıncalar tarafından fark edilen bu ele geçirilmiş karınca koloniden uzaklaştırılır. Çünkü karınca üzerinde yetişecek Cordyseps mantar sporları, tüm koloniyi yok edebilir. Cordyseps mantarının baş kısmı karıncanın beyninden çıkmaya başlar. Mantar olgunlaştığında uçlarından ölümcül sporlar etrafa dağılarak diğer böcekler ve karıncalar için ciddi tehlike oluşturur.

Kelebek larvasında çıkan Cordyseps mantarları, olağanüstü doğal antibiyotik halini almaktadır ve birçok hastalığa iyi gelen bir ilaç olarak kullanılmaktadır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
2,651
Halil Gün
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Mehmet Ünlü , Araştırma Sever (Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Öğrencisi)

Buza dokunduğunda kısmi olarak onu eritmeye başlarsın erimiş olan bu su bedenin ve buz arasındayken buz sudan ısı alarak kısmi olarak erimiş olan cismi yeniden dondurur. Özellikle nemli isen (terlemek diyebiliriz) ısı iletkenliği yüksek olan, soğuk, başka bir cisme dokunduğunda da aynı durumu yaşarsın.

Daha bilimsel açıklamak gerekirse ısının yayılma prensibi gereği her cisim kısmı olarak hal değiştirmeye başlar ve bu değişim geri dönüşümlüdür çünkü ısı tek boyutlu tek doğrultu da işlemez. Kaynak gösterme zorunluluğun sebebiyle internetten yaptığım ilk araştırma da çıkan kaynağı atıyorum.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Tübitak
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Sasas Sasas
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
film ödevim var [hayat (Life)] filmini izleyen arkadaşlar kısaca filmi anlatabilirse çook sevinirim
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Serhat Kaya , Şimdilik sadece serhat

Filmde uzayda kalan 6 kişilik bir ekip uzay isatsyonundayken marstan(yada uzaydan bir yerden emin değilim) bir canlı kalıntısı alıp bunu istasyonda geliştirip, evrimleştirmeye çalışıyorlar. Hücre gelişiyor ve sonunda büyüyerek giderek deniz yıldızı gibi bir canlıya evrimleşiyor ve kollarını çok iyi kullanabiliyor. fakat bu süreçte canlı bilinç kazanıyor ve ekipteki astronotları teker teker öldürmeye başlıyor. Bunu insanın ağızdan girerek iç sistemini kemirip ağzından ve burnundan kan getirerek yapıyor. Ekipte zaten özellikle ağzını veya burnunu korumaya çalışıyor ki ölmesin. Sonra canlı insan yedikçe(içini) büyüyor ve ekip canlarını kurtarmak için ilk olarak onu öldürmeye çalışıyor fakat canlı uzay istasyonun boruları ve havandırması içine kaçıyor. Ekip artık sadece canını kurtarmak istiyor ve kendini istasyonun bir bölümün tüm girişlerini kapatıp havalandırma boru gibi tüm delikleri kapatıyorlar. Sonra son deneme olarak kaçış istasyonuna ulaşıp istasyonu patlatmak istiyorlar çünkü canlı gitgide daha güçlü ve ölümsüz oluyor hatta istasyonun dışına bile çıkıp, uzayda gezebiliyor. Son kaçan bir erkek ve bir kızdan ikiside kaçış istasyonuna zar zor ulaşmışken kaçış kabinine giriyorlar. Ama erkeğin bindiği kabine canlı çoktan girmiş oluyor kız da bunu hoparlör den konuşurken duyuyor. Bir uzay yürüşüyü yaparak onu kurtarmaya çalışırken yaratık bir şekilde onla birlikte aynı kabinde kalıp dünya yüzeyine iniyor. Denizde dururken balıkçılar gelip pencereden bakıyorlar fakat bişey anlamıyorlar çünkü canlı tüm kabini ağ gibi sarmış şekilde kalmış. Bende açma açma derken balıkçılar kapağı açıyor ve film orda bitiyor artık gerisini sen düşün.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
85
Hasan Kara Kara
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Koralp Erin , Astrofizik meraklısı...

Büyük ihtimalle donarak ölürler.

Antarktika buzlarla kaplı bir kara parçasıdır, Arktika ise, deniz üstünde yüzen buzlardan oluşur. Dolayısı ile Antarktikanın iklimi çok daha sert ve soğuktur. Kutup ayıları bu iklime dayanamaz, aslına bakarsanız hiç bir hayvan bu iklime dayanamaz, penguenler hariç.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
22k
Serhat İbin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Mesela birkaç milyar yıl sonra dünya yok olacak.Dünya yok olmadan zamanda önce geri gidip bunu bir döngü haline getirsem sonsuz zaman yaşayabilir miyim?
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Bu, zamana bakış açısından güzel bir yaklaşım.

Ancak, geçmişi ve geleceği ile -ki bize göre geçmiş bize göre gelecek öyle bir şey yok-, evren eninde sonunda yok olacağı için sonsuza kadar bu şekilde yaşamak mümkün değil. Ayrıca geçmişe gidildiğinde, yaşam deneyimimi şu anın aynısı olacak mı bilmiyoruz, belki de sadece gözlemci olarak geçmişte bulunabiliyoruz. Yani gerçek anlamda yaşamak mümkün olmayabilir.

Bu arada taraflı bir haber de olsa, Leonardo da Vinci nin el yazmalarında, kendisini 500 yıl sonraya götüren birinden bahsetmekte olduğu yayınlandı. Günümüze gelerek kendisine saygı duyulduğunu gördüğüne sevindiğini ve bazı teknolojik yenilikleri yazmış olduğu açıklandı önemli bir dergide. Aslında bu zaman yolculukları teknik olarak mümkün olmasına rağmen, kalıcı olarak başka bir zaman diliminde deneyime devam etmek çok da bize göre mi bilemiyoruz hem yapısal hem zihinsel vs farklı açılardan.

Evren mutlak entropiye hızla koştuğu için, kısaca bir şekilde yok olacağı için bu şekilde yaşam, ya da simülasyon içine kendini aktararak yaşamak, vücut ya da kafasını dondurmak vs vs hiçbir yöntem kalıcı olmayacak.

Hepsini geçtik, evren saatiyle kısa bir süre sonra, samanyolu galaksimiz, andormeda galaksisi ile çarpışacak. Evet, bu çarpışmada dünyanın nasıl etkileneceğini bilmiyoruz. Belki de kıyamet denen şey budur ve evren yok olmadan biz yok olacak olabiliriz.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,008
Öykü .
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
O geçmişte kendimizle karşılaşabilir miyiz?O geçmişte yaşadığımız biz mi yoksa şu anda başka bir gerçeklikte yaşayan bizden biraz farklı olan biz mi?
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Modern fizik, şu an - geçmiş - gelecek ayrımının tamamen RÖLATİF deneyimlenen sahte ayrımlar olduğunu net olarak ortaya koydu. Yani zamana ait bu ayrımlar sadece kütleli cisimlere göre var. Aslında yok.

Biliyoruz ki, mekanda hareket, zamandakini yavaşlatmakta. Kütleli cismin hızı arttığında, zaman boyutunda yavaşladığı için, doğal olarak zamanda hareket etmiş olur. Kaldı ki, özel ve genel görelilik bu konuyu gözlemci açısından net şekilde ortaya koymakta.

Dünya çevresinde dönen uyduların saatleri sürekli olarak güncellenmek zorunda. Çünkü, dünyanın kütlesine uzak olduğu için, zamanda hızları artmaktadır.

Yani kısaca, geçmişe gittiğimizde kendimizi görebiliriz, büyük ihtimalle zaten zaman boyutu içindeki ben lerin toplamıyım. Bu nedenle uzayzaman dizilimlerindeki ayrı ayrı ben lerin birbirini görmesi son derece mümkün. Biz, ANlardan birindeki BENin, gerçek ben olduğumu düşünecek kadar kısıtlı bir yapıda olduğumuz için anlayamıyoruz ben ler toplamına ait BENi.

Bilim insanlarına göre, daha önce gerçekleşmiş olan gerçekliği yaşarız, ancak oraya ait olmadığımız için değişiklik yapamayız diyorlar.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
70
Furkan Çimen
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Işık hızında olsanız, zaman diye bir şey olmazdı. Sizin de algınız olmazdı. Yani zaman durur, siz de bir şey algılayamazdınız. Zaten ışık hızına çıkmamız da olanaksızdır. Bunun nedeni de kütlemizin oluşudur.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
165
Emre Ayhan
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Marsın üzerinde bir milyar yıldan daha uzun sürede su bulunuyormuş ve yaşam dünyadan çok daha önce başladıysa ve biz insanlar veya bizim atalarımız daha önce marsta yaşayıp marsın atmosferinin inceldigini bildigi için dünya ya gelmiş olabilir mi?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Bunun için mars üzerinde yaşadığımız zamanda çok gelişmiş bir toplum haline gelmemiz gerekiyor. Çok gelişmiş bir medeniyet olduğumuzda atmosferin inceldiğini görüp Dünyayı yaşanacak bir yer olarak belirleyip dünyaya geldiğimizi varsayamayız. Çünkü şuanda marsa insanlı bir iniş gerçekleştiremedik. Eğer tüm insanlık eskiden Marstan Dünyaya gelecek kadar gelişmiş olsaydı neden tüm teknolojisini dünyaya getirmiş olması gerekirdi. Belki tüm teknolojilerini getiremezlerdi ama yinede teknolojik ürünlerinin bir kısmını geri getirebilirlerdi. İnsanları Mars dan Dünyaya getirebilen bir teknolojinin izine de rastlamak zor değil. Ancak şuanda böyle bir ize henüz rastlanamadı. Mantıklı düşündüğümüzde de rastlanamayacağını anlarız. Çünkü 6. sınıf Sosyal Bilgiler dersinde bile günümüzden binlerce yıl önceki insanların taş devrini yaşadığını, madenleri yeni yeni ve yavaş bir biçimde kullanmaya başladığı öğretiliyor. Eğer insanları Marstan Dünyaya gönderebilecek kadar büyük bir teknoloji olsaydı taş devri gibi devirleri hiç yaşamazdık. Aynı zamanda Yüksek teknolojimiz sayesinde de Dünya madenleri çok hızlı bir biçimde kullanmayı öğrenir ve günümüzün teknolojisi çok daha ileride olurdu.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
22k
Serhat İbin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Demek istediğim;depremden korunmak için depreme dayanıklı binalar yapacağımıza bu binaları ve bütün şehri balonlarla veya manyetik kuvvetle yeryüzünden bağımsız olarak birazcık havada tutsak yani yeryüzüyle bağlantısını kessek daha mantıklı olmaz mı ?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Böyle bir şey yapmak denildiği kadar kolay değil maalesef. İstanbulda 16 milyon kişi yaşamakta dolayısıyla yüz binlerce bina var. Bu yüz binlerce binayı havada tutmak için çok fazla miktarda paraya ihtiyaç var. Hatta İBB bütçesini aşıp devlet bütçesine ihtiyaç bile duyulabilir. Yani böyle bir proje çok maliyetli olur. Zaten her gün yeni binaların yapıldığı bir şehir söz konusu burada. Aynı zamanda depremin ne zaman olacağını bilemiyoruz bu yüzden böyle bir proje olacaksa binaların her daim manyatik kuvvet ile yukarıda tutulması gerekecek. Ancak İstanbullular bu olaydan pek memnun olmaz büyük ihtimalle. Ne de olsa kimse apartmanının havada kalmasını istemez. İstanbulda çok fazla büyük bina var. En küçük binaları bile balonla havada tutamayacağımızdan manyetik kuvvete muhtacız. Ancak bu manyetik kuvvet İstanbul daki tüm binaları her an tutabilmesi çok zor. Bunun için çok para lazım. Üstelik İstanbula her gün yeni binalar yapılıyor. Anlayacağın bu proje çok masraflı.

Bunun yerine daha az para harcayarak binaları ve yolları daha sağlam yapabiliriz. Zaten böyle bir proje yapılsa dahi olası bir depremde bu sefer yollar çökecektir. Ve herkes yollar tamir edilene kadar binalarda mahsur kalır. Eeğr yolları da manyetik kuvvet ile havaya kaldırmak istersek bu sefer iyice batarız çünkü proje çok daha masraflı hale gelir. Yolları havaya kaldırmayıp sadece daha sağlam yapsak bile anlattığın proje kulağa güzel gelmiyor. Çok masraflı :(

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
22k
Serhat İbin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Lütfen insanın kütleçekim kuvvetini ve hava akımıyla oluşabilecek tsunamileri görmezden gelerek cevap veriniz.
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Mantıklı düşünmek gerekirse bir odanın içerisinde 1 kişi varken ki oksijen ve karbondioksit seviyesi ile 10 kişi varken ki bir değildir. Bundan dolayı Jüpiter büyüklüğünde bir insan Dünya'dan bir nefes alıp bir nefes verse heralde Dünya'daki Oksijen/Karbondioksit oranında anlık olarak büyük değişim olucaktır.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
1,770
Arda Özünver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Mesela oluşturulan karadelik A. Einstein'ın teorisindeki tasvir ile çizilmiş ve filme aktarılmışır.
Puan Ver
-2
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Mesela, canlilar evrim gecirdi ve cesitli turlere donusturler, cinler de evrim gecirerek gorunmez sekilde evrilmis olamaz mi ?. Ayni sekilde melekleri de dusunebiliriz.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Cinlerin ve cinlerin olduğunu söyleyen dinlerin doğruluğunun hiçbir bilimsel kanıtı yoktur. Olmaları için de bir sebep yoktur. Bu yüzden olmadığının ispatı olmasa da yok saymamız gerekir. Mesela kaf dağının da olmadığının ispatı yoktur ama yok sayarız. Çünkü ispat yükümlülüğü o şeyin olduğunu iddia edendedir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
44k
Ersals Krononot
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kendi seçmediği zeka, Kendi seçmediği karakter-kişilik, Kendi seçmediği bilinç e sahip olarak, bunların yapay olmadığını iddia edebilecek referanslara sahip olamama hali, bir çelişki olabilir. Yapay zekanın ileri düzey versiyonu yeterli kompleksliğe ulaştığında deneyim yoluyla öğrenen bir bilince kavuşacak. Duygu,insanı üstün yapar mı
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Yapay zeka, tamamen toplanmış verilere dayanarak analiz yaparken karar ve cevap verme konusunda oldukça objektiftir. Ancak, insanların kararları, duygulara, psikolojiye, çevresel faktörlere ve daha birçok şeye göre değişiklik gösterebilir. Bu da bizim çoğu zaman hata yapmamıza sebep oluyor, doğru bildiğimiz şeylerden bile şaşıyoruz.

Sonuç olarak, duygu insanları asla üstün kılmaz. Hatta duyguların şu an bize verdiği zararların pek farkında olmasak da, bu zararlar ileride çok ciddi boyutlara ulaşacak. Yapay zeka, insan ırkını her alanda geride bırakacak ve bunların en büyük sebeplerinden birisi duygularımız olacak.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
200
Hüseyin Gülgen
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Sizce de evrenimiz yaşayan bir canlının içindeki hücre olamaz mı ? Biraz fazla fantastik gibi ama evrenimizin ve hücrelerin fotoğraflarının birbirine benzemesi garip.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Bu şekilde düşünen kişiler gruplar var.

Öncelikle, evrendeki bütün boyutları kapsayan bir -silsile-vari bir katmanlar bütünlüğü söz konusu.

Her alt katmanlar birleşerek üst katmanları oluşturuyor.

Bir canlı hücresi, tek başına bir evren.

Hücre içindeki bir molekül için, o evren ulaşabileceği sınırları temsil etmekte. Bir organelden diğerine gidebilmesi inanılmaz zor, imkansız gibi gelecektir. O molekül için, o evrenin, başka evrenlerle birleşerek çok çok çok daha büyük yeni bir evreni (dokuyu) oluşturduğunu, onların da birleşerek bambaşka bir evreni oluşturduğunu (sistem), böyle devam ettiğini ASLA anlatamayız. Ya da o, bunu kavrayacak yapıda olmayacak (umwelt)

Bu nedenle bizim de kendi evrenimiz için, daha büyük-üst bir katmanın altyapısı olup olmadığı konusunda kesin yargıya varmamız çok doğru olmayacaktır. Çünkü bu gözlemi yapabilecek yapıda değiliz şimdilik.

Ancak görünen -örüntü- yapısına göre, hiçbir ŞEY, tek başına değil, bütünün bir parçası olarak var.

Bu nedenle aşırı insan merkezli düşünen bizlerin kabul etmesi zor da olsa, canlı olup olmamasından bağımsız olarak, kendi evrenimizin de başka bir üst evreni oluşturduğu önermesi mümkün olabilir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
22k
Serhat İbin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Nice'z Kok , Lisans Öğrencisi

Merhabalar

Zamanı bir milyon yıl hızlandırdığımızı varsyalım.Bu durumda her bir milyon yıl bir yıl gibi hissedilirdi.Ortalama bir insanın 5 ila 75 yıl arasında çözümleyebileceği bu görüntelerin basit bir hesapla yetmiş milyon yıl boyunca izleyebilirdi.Bu da var olmuş ve var olacak olan evrenin biçilen ömrünün çok küçük bir kısmı olduğundan bırakın tüm olasaılıkları tamamını bile izleyemezdik.

Ancak varsayımsal konuşalım.Tüm evren tarihini başından sonuna kadar,bütün evren çapında izleyebileceğimizi ve bir insanın ömrüne sığacak kadar hızlandırdığımızı varsayalım.Bu durumda bütün olası durumları gözlemleyebilir miydik ?

Cevabımız hayır.Çünkü bir olay için binlerce olasılık biçilse de,yalnızca biri gerçekleşmektedir.Bu yüzden tüm olasılıkların gerçekleştiğini gözlemlemek imkansızdır.

Pratikte gözlemleyemesek de matematiğin sihirli sayısı pi'ye bir bakmak gerekir.Çünkü pi bitmeyen bir sayıdır, bu bağlamda geçmişteki ve gelecekteki her olayın harf sistemi gibi oldukça sınırlı bir yapıya dökseniz bile gerçekleştiğini göreceksiniz.Pi'nin içinde bütün yaşamınız hatta var olmuş bütün canlıların bütün yaşamları gizlidir.Çünkü bu sayının bir sonu bulunmamaktadır!

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
22k
Serhat İbin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Düşününce sırf bi simulasyonda haritayı(evreni) doldurmak için oluşturulan dünyamız bir simülasyon için çok ayrıntılı,ama belkide dünyamızdaki ayrıntı onlar için 8 bit oyun kalitesinde ve biz bu ayrıntıyla doğdumuzdan daha fazlasını kavrayamıyoruz.
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Nice'z Kok , Lisans Öğrencisi

Merhabalar,

Bilimsel olarak kanıtlanamayacak bir soru sorduğunuz için nacizane kendi fikirlerimden bahsedeceğim.

Bizden entelektüel olarak çok daha gelişmiş bir türün yaratmış olduğu yapay zekalar olabileceğimiz ihtimalini kabul ediyorum.Çünkü bilincin kendisi,varlığı ve yokluğu halen tartışılır bir şeydir.Örneğin insan zekasına ve insan duygularının algoritması yüklenmiş bir yapay zeka insan mıdır ? Hakları var mıdır ?Bu tür sorular bilincin sorgulanması nedeniyle henüz cevaplanamayacak sorulardır

Tabi bu net olmayan durum beraberinde bizim de bir yapay zeka olmadığımızın kanıtının olmayışını da beraberinde getirir.Teknolojileri çok yüksek olan bir türün yaratmış olduğu gerçekçi(belki de oldukça ilkel :)) bir oyunun içindeki npcler bile olabiliriz.Çünkü bunu yalanlayan veya çürütebilen herhangi bir kanıt,olgu veya çalışma bulunmamaktadır

Yani , işin özü , kanıtlanamamakla birlikte böyle bir durumun varlığı ihtimal dahilindedir.(Tüm npc'lere selam olsun :))) )

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
22k
Serhat İbin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Nice'z Kok , Lisans Öğrencisi

Merhabalar,

Sorunuzu tam anlayamamakla birlikte,'Bir olayın gerçekleşebileceği her muhtemel şeklin bilgisine sahip olan bir yapay zeka geleceği öngörebilir mi ?'olduğunu tahmin ediyorum.Sorunuzun cevabı,günümüz veyahut yakın gelecekteki teknolojilerimizle; hayır öngöremez.Bunun sebebi birçok olayın neredeyse yüzde yüz ihtimalle neler olabileceğini bilsek bile,bu olayın nasıl sonuçlanacağı tamamen fizik kanunlarına göre işlemekte ve bunların tamamı anında gözlemlenemediği için tutarlı tahmin yapılamamaktadır.

Örnek olarak bir parayı dış etkilerden izole edilmiş ideal bir ortamda havaya atarsanız,ihtimallari bellidir.Ya yazı gelir ya tura gelir ya da çok küçük bir ihtimal olan dik gelir.Tüm bu olasılıklar bilinmesine rağmen sonuçta hangisinin gerçekleşeceğini kestirmek bizler için yalnızca şans işidir.

Sorudan biraz dışarı çıkarak bu varsaydığınız şeyin var olabileceğini imkansız bir örnekle belirtmek isterim.Evrendeki bütün olaylar neden sonuç ilişkisine dayanarak meydana gelir.Bir olay kendisinden sonraki olayın nedeni olabildiği gibi kendisinden önceki bir olayın da sonucu olabilmektedir.Buna bağlı olarak bütün olayların fraktal tarzında birbiri peşi sıra gerçekleştiği yani bir olayın gerçekleşmesinin kendisinden önceki olaya bağlı olduğu ve kendisinden sonra gerçekleşecek olayı da etkilediğini söyleyebiliriz.

Sonuç olarak her bir olay temelde zamanın ve mekanın başı olan Bigbang'e bağlıdır.Bigbang'i ve tüm mevcut fizik yasalarını çözdükten sonra quantum işlemcili bilgisayarlara öğretilen algoritmalarla varolmuş ve varolacak bütün olay ve olguların tahmini yapılıabilir.

Bu harika soru için kendi adıma ve bilimseverler adına teşekkürlerimi sunarım.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
208
Esmanur Koşucu
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Sonuçta insan bilinci nöronlar arası elektriksel iletimse, yapay olarak bir robota yüklenemez mi?
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Elbette insanlar gibi duygulara sahip olabilecek robotlar da üretilebilir ama bu insanlarınki gibi doğal bir süreçten geçmediği için insanları taklit eden şekillerde olabilir. İnsanlardaki hormonal değişiklikler mimiklerine kadar yansıdığı için (sinirliyken kaş çatılması gibi) buna benzer şekilde robotlara da bu tür özellikler yüklenebilir. Ancak bu özellikle bu amaç doğrultusunda yani robotlar, bilinçli bir şekilde duyguları taklit etmesi için üretildiğinde bu mümkün olacaktır. Bu da insanların böyle bir ihtiyacı (duygulara sahip bir robot) olduğunda olabilecek bir şey.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Yusuf Yücel
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Sanmıyorum çünkü eğer onun mucidi onun içine yok edici bir kod yüklemediyse.Teknik olarak bu imkansız hem insanlar onu yaptıysa kolayca onu bozup buna engel olur yada kendi bakımlarını yapamadıkları için bozulurlar.

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. Kodlama dersi Okulda öğrendim.
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Biliyoruz ki gökyüzüne baktığımızda aslında geçmişe bakıyoruz, yıldızlardan çıkan fotonların bize geliş süresinden ötürü. Çok çok gelişmiş şuan var olmayan bir teleskop ile uzaydan belli bir mesafeden dünyaya baktığımızda geçmisi izleyebilir miyiz? Bu bir zaman yolculuğu sayılır mı?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Nikola Tesla , uzaya meraklı bir öğrenci

Mesala Dünyadan 1 milyon ışık yılı ötede olsaydık ve çok gelişmiş teleskoplarla baksaydık dünyanın 1 milyon yıl önceki halini görürdük ancak dünyadan 1 milyon ışık yılı uzaklaşmak 1 milyon yıldan daha fazla sürer ve dünyada o kadar gelişmiş teleskoplar yok. Ve zaman yolculuğu sayılıp sayılmayacağını bilemem. Umarım yardımcı olmuşumdur :D

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. ışık hızı ışk hızını geçemeyiz bu yüzden 1milyon yıldan uzun sürer
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
315
Selin Önder
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Kayıt yapılan andaki bütün anılar ve düşünceler dijital ortama aktarılabilir mi? Beyindeki her olayın nöronlar arası elektriksel olaylar ve biyolojik birtakım durumlardan meydana geldiğini düşünürsek bir gün bu gerçek olabilir mi?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Şu an için pek mümkün görülmese de, bazı yatırımlar ve çalışmalar ile gerçekleştirilebileceği öngörülüyor.

İnsan beyni yaklaşık 100 milyar nöron içerir ve bu nöronlardan her biri, yeri geldikçe 10.000 sinaps yapabilmektedir. Ve sinapslar hareketlidir, bu akıl almayacak sayıda bir karmaşıklık demektir. Bu noktada düşünüldüğünde, şu an bilinen herhangi bir bilgisayar veya sistem bu denli karmaşık bir veri akışını karşılayacak düzeyde bir yazılıma veya donanıma sahip değildir.

Ama yapılan bazı araştırmalar ve özellikle beyin görüntüleme teknolojilerindeki gelişmeler bunun öngörülemeyen bir zaman sonra mümkün olma ihtimalinin olduğunu gösteriyor. Özellikle kuantum bilgisayarları gibi çok kısa sürelerde çok fazla işlem yapabilen cihazların zamanlı gelişmesi, bunun mümkün olabileceğini gösterir niteliktedir.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
70
Sinan Küçük
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
hepsi için geçerli olmasa da, bazıları kahve falı baktırıp,söylenenlerin çıktığını söylüyor. geçmiş, aşk,çevren,isimler. kendi içimizde, yok canım öyle şeyler dense de, bazen insanı korkutacak kadar şeyler çıkıyor. bunun bilimsel bir açıklaması var mı ? neden fallar çıkıyor, ya da biz çıktığını sanıyoruz ?
Cevap
Puan Ver
6
Puan Ver

Merhaba,

Anladığım kadarıyla nasıl oluyorda fallar doğru çıkabiliyor diye soruyorsunuz. Buna psikolojide Barnum Etkisi deniliyor. Aynı zamanda Forer Etkisi olarak da bilinen çalışma bireylerin, özellikle kendileri için hazırlanmış gibi görünen ama aslında büyük çoğunluktaki insanlara uyacak kadar genel ve belirsiz kişilik betimlemelerine yüksek puan verme eğilimlerini anlatan bir gözlem. 

1948 yılında verdiği derste öğrencilerinin tümüne aynı falın yazılı olduğu kağıdı dağıtan B.R. Forer, öğrencilerinden kağıtta yazanların kendilerine ne kadar uyup uymadığını değerlendirmelerini ister. 

Öğrencilere dağıtılan kağıtta şunlar yazıyordur: "Başkalarının sizi beğenmesine, size hayran olmasına ihtiyaç duyuyorsunuz, ama aynı zamanda kendinize karşı eleştirel olmaya da eğilimlisiniz. Kişiliğinizin bazı zayıf yönleri var ama genelde bunları telafi etmeyi başarıyorsunuz. Kendi yararınıza çevirebileceğiniz halde kullanmadığınız önemli bir kapasiteye sahipsiniz. Dışardan disiplinli ve özgüvenli gözükürken, içten içe kaygılı ve güvensizsiniz. Bazen doğru kararı verip vermediğiniz ya da doğru şeyi yapıp yapmadığınız konusunda kafanızda ciddi şüpheler uyanıyor. Belli bir miktarda değişiklik ve farklılığı tercih ediyorsunuz; kısıtlamaların, sınırlandırmaların içinde kalmak sizi mutsuz ediyor. Bağımsız bir düşünür olmakla gurur duyuyorsunuz ve başkalarının iddialarını tatmin edici kanıt olmadan kabul etmiyorsunuz ama kendinizi başkalarına açarken çok açık, çok içten olmayı akıllıca bulmuyorsunuz. Bazı zamanlar dışa dönük, sokulgan ve sosyalsiniz; bazı zamanlarsa içe dönük, sakıngan bir kapalı kutu oluyorsunuz. Bazı çok gerçekdışı arzularınız var."

Öğrenciler kağıtta yazılanlara 1 ile 5 arasında bir puan verir. Sınıfta yapılan değerlendirme sonucu herkes için kağıtta yazanların 4.20 civarında doğru olduğu ortaya çıkar. Forer'in bu çalışmasında insanların çok genel, hemen hemen herkese uyabilecek sözleri, biraz övücü bir tonda ise rahatlıkla kendilerine özgüymüş gibi algılamaya eğilimli olduklarını gözler önüne serildi.

Bu zaafın sebebi ise, insanların kendileri hakkında özellikle de bir şeyler duymaya olan kör edici ihtiyaçları. Bu durum astroloji gibi, grafoloji gibi, falcılık gibi bilimsel olarak objektifliği kanıtlanamamış pek çok alana gösterilen yoğun rağbetin temelinde yatan en güçlü mekanizmalardan birini açığa çıkarıyor. 

Favorilerime Ekle

Kaynaklar

  1. evrim ağacı evrim ağacı oldukça açıklayıcı bir içerik üretmiş
Devamını Göster
Puan Ver
-1
Puan Ver
22k
Serhat İbin
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Beyin dalgalarımızı hızlandırdığımızda zaman algımızın değişeceğini yani zamanın bizim için yavaşlayacağını düşünüyorum.Böyle olunca da düşünme hızımız artacak ve buna bağlı olarak reflekslerimiz de gelişecektir.Sizin bu konu hakkındaki düşünceleriniz neler ?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Özgür Aras , Fizikçi, Yazılımcı ve Felsefeci

Beyin dalgalarından kastınız nöronların aktivasyon hızları sanırım. Böyle bir durumda da zaman algınızın çok değişeceğini sanmıyorum. Zaman algımızı oluşturan şey çevremiz ile oluşan etkileşimimizdir.

Zeki insanlarda aktivasyon hızları daha yüksektir ve IQ ile zaman algısı arasında bir benzerlik görülmemiştir. Zira daha hızlı algılasanız bile herkes benzer şekilde algılayacağından bunun günlük hayatınıza çok fazla bir etkisi olmayacaktır. Sadece daha çok şeyi daha kısa zamanda öğrenip, problemleri daha hızlı çözeceksiniz. Günlük 8 saatlik çalışma fazla olacak şu an için fakat herkes öyle olduğunda iş de iki katına çıkacaktır.

Zaman ile ilgili algılar fiziksel süreçleri değiştirmez.

Favorilerime Ekle
Devamını Göster

Toplam 54 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Modern biyolojinin her parçası, türlerin birbiriyle akraba olduğunu ve atasal türlerden zaman içindeki kademeli değişimler sonucu var olduklarını doğrulamaktadır.”
Helena Curtis
Geri Bildirim Gönder