Beslenme, Spor & Diyet

Puan Ver
0
Puan Ver
25
Arda Civilibal
Teşekkür
Hatırla
Takip
İçilen sütlerde hayvanın memesinde kan gelinceye kadar sömürülür. Yavrularından ayırılılar ki yavrusu içemesin insanlar içsin diye.Bedenin en ufak parçasına kadar sömürülür vücudu iflas edince de öldürülüp bedeni yenilir.Insanların bunu yapmaya hakkı var mı ?
Puan Ver
0
Puan Ver
6K
Diyojen 1
Teşekkür
Hatırla
Takip
Canan Karatay diyeti doğru bir diyet midir? Ya da bunu sadece diyet olarak düşünmeyelim sağlıklı bir beslenme bu şekilde midir?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Diyet, beslenme konusu ENERJİ METABOLİZMASIndan bağımsız olarak ele alınamaz.

En başta bunu kabul etmek zorundayız.

İnsan biyolojisi için DOĞRU ENERJİ KAYNAKLARInı anlamış olmak gerekir.

Bunun için de hangi tür besinin, nasıl süreçlerle enerjiye çevrildiğini anlamış olmak gerekir.

Diğer yandan doğru kaynakları bedene alma düzeni saati biyolojik saat açısından nasıl olmalıdır?

Bu temel konular açıklanmadan beslenme konusunda çok net konuşmak tehlikeli olacaktır.

Karatay diyeti oldukça iyi bir sistem. Ancak, konuyu ne yiyem, ne içeyim in ötesine taşıyacaksak, neyi niçin yiyeceğimizi moleküler düzeyde anlamak, ve artık neyin iyi neyin kötü olduğunu düşünmeyecek bir bilgi seviyesine çıkmak, diyet beslenmeyle ilgili soruları bitirmek gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdirde, kimin diyet kitabı varsa onu denemeye gider konu. Ve kısa sürede alınan sonuç üzerinden değerlendirileceği için sağlıklı olmaz.

Karatayın yaklaşımını daha derin ve güncel literatürle birleştiren isim, Ayşegül Çoruhlu. Aidin Salih in de benzer yaklaşımını Karatay bilimsel olarak derinleştirdi, Ayşegül Çoruhlu ise konuyu kuantum seviyeye taşıdı. Ve biraz bilimsel altyapısı olan, biyokimyayı seven kişiler için beslenmede soru işaretlerini bitirmeyi başardı.

En temel seviyede, beslenmenin amacı ELEKTRONa metabolizma yoluyla ulaşmak, ve temel yapıtaşlarını almak. İşte besinlere bu açıdan bakmak için çok detaylı bilimsel altyapı sunuyor AÇoruhlu.

Vücudun besin almasında bütün canlılarda olduğu gibi sirkadiyen ritm geçerli olduğu için, en doğru kaynağı bile alıyor olsak, biyolojik saate uygun zamanda almıyorsak, moleküler seviyede sorun a neden olmaktayız.

Bu temel bilgiye sahip olan bir kişi, neyi ne zaman ne için yiyeceği içeceği konusunda emin olabilir.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
4
Puan Ver
198
Berke Erbağcı
Teşekkür
Hatırla
Takip (1)
Herkesin ezbere söylediği "Kahvaltı günün en önemli öğünüdür." cümlesi ne kadar doğru? Bu cümlenin bir mısır gevreği markası olan Kellogg's firması tarafından yapılan reklam sonucu 1950lerde ortaya çıktığını öğrendim. Peki kahvaltı cidden en önemli öğün mü?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Canberk Çolak , Yazar-Beslenme bilimci

Kahvaltının günün en önemli öğünü diye addedilmesi, kahvaltının günün ilk öğünü olmasındandır. Son çalışmalara göre günlük toplam enerjimizin %15-20'sini kahvaltıdan almalıyız. Ki bu uygulandığı takdirde bilişsel sağlık açısından faydası da vardır. Metabolizmayı uyandırmak için önemlidir elbette. Ama tabii ki bu söz bir kahvaltı firmasının kendi ürünü için ürettiği bir reklam mottosu sadece. O yüzden hiçbir bilimsel dayanağı yok.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. Science Direct
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
130
Ayşe Nur Avcı
Teşekkür
Hatırla
Takip
Bugün hiç su içmedim cümlesini çok sayıda duyarken, bugün hiç yemek yemedim cümlesini duymayız. Nasıl oluyor da vücut alması gereken yemek miktarında doğru yönlendirirken, içmesi gereken su miktarında çoğunlukla etkisiz?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

En başta belirtmek isterim ki sorunuzu sorarken ortada genel olarak değil, kendinizi veya etrafınızda ki bir kaç kişiyi baz alarak sormuş gibi bir durum var çünkü; çoğu insan dediğinizin aksine susuzluk etkilerini hisseder. Sorduğunuz soruda genelleme yapmanızın sebebi büyük ihtimal suyu sevmenizin veya sevmemenizin ayrımından kaynaklanıyor. Bazıları su içmekten haz almaz. Sadece gerektiği için az miktarlarda içerler, bazıları ise su içmeyi sever ve tabiri caizse kana kana içerler. Özellikle spor yapıyorsanız 45 dakika - 1 saatlik ağır bir antrenman sonrası boğazının ve göğüs bölgenizin (yemek borusu) adeta yanarcasına sizi uyardığını açıkça fark edebilirsiniz. Ayrıca aşırı terlediğinizde vücut ağzınızda ki tükürük miktarını arttırır ki bunun sebebi vücudunuzda ki sıvı miktarının azalmasıdır.

Konuyu diğer yandan ele alırsak susuzluğun hissedilmemesi sürekli bir şeyler içtiğimiz için olabilir. Tek sıvı olarak ele aldığımız şey tabi ki su değildir. Bunlar kahve, çay, gazlı içecekler vb olabilir. Bunları gün içinde sıkça tüketiriz. Bunun sonucunda ise normal olarak susuzluğu hissetmemizin önüne bir set çekebilir.

Her insanın günlük olarak alması gereken sıvı miktarı vardır. Bu miktar insanların kilosu, yaşı, fiziksel aktivitesine göre büyük değişiklik gösterir. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi Standartlarına göre bu miktarlar;

Yetişkin erkekler için: 2500 ml/günlük

Yetişkin kadınlar için: 2000 ml/günlük, (Hamiler kadınlar için: 2300-2800 ml/günlük)

Standartlara göz attığımızda bu miktarların ortalama olarak verildiği görülmektedir. Yani günlük fiziksel aktivitesi neredeyse hiç olmayan ve sürekli masa başında oturarak iş yapan biri için yeterli olabilir ve susuzluk hissi çekmeyebilir fakat ağır fiziksel aktivite isteyen bir iş (inşaat, sporcu gibi) için yeterli olmayıp ağır susuzluk çekebilir.

Özetle: Gün içinde insanların susuzluk hissi yaşayıp, yaşamaması yaşantı stiline, kilosuna ve cinsiyetine göre değişiklik gösterebilir. Günlük standart miktarların altına düşülmesi vücut fonksiyonlarının yerine getirmesini zorlaştırır. Susuzluğun en yaygın (%70) gözüken etkisi baş ağrısı ve halsizlik olarak bilinmektedir. Vücudunuza sıvı sokmanız için susuzluk hissini beklemeniz zararlıdır çünkü; vücudunuzda bir şeylerin çoktan yanlış gittiğinin göstergesidir. Ek olarak yeterli miktarları kendi vücudunuzda gözlemlemek için idrar renginizi takip etmeniz en kolay yöntemlerden biridir. Sağlıklı idrar rengi açık renkli ve hafif sarı/yeşile dönük olan renk olarak bilinmektedir.(Kafein gibi maddeler vücuda sık sık alınıyorsa idrar rengi koyulaşacağı için alınan su miktarı arttırılmalıdır.)

Teşekkür (1)
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Ece
Teşekkür
Hatırla
Takip
Corona virüsünün sebebi olarak görülen pangolin lerin nasıl bir genetiğe sahip olduğunu öğrenmek istiyorum?
Puan Ver
0
Puan Ver
50
Babur Gafurov
Teşekkür
Hatırla
Takip
Örneğin domuz dana koyun ve çok severek tükettiğimiz tavuk öredek hindiler bunları tüketmek ne kadar sağlıklı?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Biraz klasik olacak ama, dengeli ve abartmadan yerseniz korkmanıza gerek yok hatta yerseniz yararlı bile testesteron seviyenizi arttırmada hayvansal yağlar önemlidir. Televizyon ve sosyal medyada çıkan "sözde" doktorları ciddiye almanıza gerek yok.

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
30
Emre Koyuncu
Teşekkür
Hatırla
Takip
Şeker insan sağlığına zararlı, peki sağlığa zararlı şeylerin genelde tadını kötü olarak algılıyorken şekerin tadı neden hoşumuza gider? İyi/kötü tat veya koku duygusu nasıl evrimleşmiştir?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Öncelikle şeker ve yapay işlenmiş şeker ayrımını göz önünde bulundurmak zorundayız. 6 karbonlu doğal şekerin yüzde 95i enerjiye dönüşür, kana hızlı karışır. Yapay şeker o kadar çok asitlenmeye neden olur ki, bir noktada kırmızı kan hücreleri ile, kollajen bağlar ile etkileşime girerek zarar verir. -Biyokimyasını anlatmak uzun sürer, tıpta 2. sigara olarak kabul edilir. Etki mekanizması çok benzerdir. Şeker hastalığı, oksijensiz kalmadır aslında şekerin kırmızı kan hücrelerine bağlanması nedeniyle-

Bu konuyu anlamak için, hemen fabrika ayarlarına yolculuk yapalım. Homosapiens doğada az miktarda şeker ya buluyor ya da hiç bulamıyordu. Meyvelerin gerçek halleriyle şimdiki halleri arasında oldukça büyük farklar var. Yenilebilir kısımları az idi, şeker miktarları da öyle. İşte evrimsel olarak biyolojinin şekeri hiç kaçırmaması, depo etmesi, hatta diğer bütün besin gruplarından önce metabolize edilmesinin nedenleri de yine bu fabrika ayarlarıyla alakalı. O kadar azdı ki, ulaşma sorunu ortadan kalktığında kişiler bağımlısı bile olabiliyor. Ve yapay şeker yüksek oranda karaciğere giderek trigliserid yani yakılması en zor yağa çevrilmekte.

En sağlıklı yiyeceği bile yiyor olsak, yanında şekerli bir şey yiyorsak, metabolizma en yararlı olanı bırakır, şekeri metabolize eder. Şeker, diğer bütün besin gruplarından yüzde 20 daha hızlı enerjiye döner. Böylesi hayatta kalmak için hızlı enerji kaynağının evrimsel olarak tat oranı içermesi oldukça uyumlu görünüyor. İşte bu enerjiyi kaçırmak istemez biyoloji. Bu kadar hızlı enerjiye dönüyor olmasına rağmen, en çok çöp üreten, metabolik atık üreten de yine şekerdir. Ve şekerin vücuttan atılma yöntemi YOKTUR. Ya yakılacak, ya birikecek. Obezite, diyabet gibi bir sürü sorunun kaynağı yapay şeker.

Teşekkür (1)

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Teşekkür
Hatırla
Takip
Esansiyel amino asit içeriği olabileceğini düşünüyorum ama mekanizmasını bilmiyorum açıklamanızı rica ediyorum
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Ali Kablan
Teşekkür
Hatırla
Takip
Merhabalar. Sorum başlıkta yazdığı gibi. Bununla ilgili makale ya da araştırmaları inceledim ancak çok fazla bir şey bulamadım. Uzun lafın kısası, elinde bu iddia ile ilgili araştırma olan arkadaşlardan ricam soruyu cevaplamaları, ileri okuma için kaynak bırakmaları.
Puan Ver
0
Puan Ver
40
İzzet Şipal
Teşekkür
Hatırla
Takip
Spor yaptığı halde zayıflamayan kişiler bulunmakta.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Yasam biçimini değiştirmekten bağımsız bir sağlıklı hale geçiş, tedavi, kilo kontrolü söz konusu değildir. Özellikle kilo fazlalığı, yanlış yaşam şartlarında ısrar sonucu vücudumuzun tepkisidir. Yanlış yoldasın alarmıdır.

Ve kilo kontrolünde amaç, zayıf olmak değil, ideal kiloya ideal vücut kitle indeksine ulaşmaktır. Fabrika ayarlarına dönmektir. Bunun için de fabrika ayarlarına uygun yaşam modeline geçmek esastır.

Biyolojik olarak insan hepobur kabul edilse de, otobur a daha yakındır. Bunun biyolojik nedenleri var. Bu nedenle bitkisel ağırlıklı yağdan zengin beslenme fabrika ayarına uygun olandır. Un yapay şeker gazlı içecek vs vs endüstri ürünleri upuzun bağırsağı kullanmayan lifsiz çöp lerdir. Metabolik atık üretirler ve hızlı yaşlılığa neden olurlar.

Sedanter yaşam ,Homosapiens açısından tarihte oldukça imkansız bir yaşam modeli. Insan daima hareket halinde avcılık, tarım vs faaliyet halinde yaşadı. Asla hareketsiz sadece beslenen bir tarzı olmadi. Günümüz sözde modern yaşam, biyolojimiz ile çelişmekte. Uyku nun önemi inanılmaz üst seviyede. Fabrika ayarı, akşam besin almamak üzere evrimleşmiş. Biz ise akşam yemeğini en önemli öğün yapmışız. Sadece akşam yememek, gece depolanmış trigliserit lerin yakılması yoluyla kilo kontrolü sağlar. Yağ yakimişu açığa çıkardığı için cilt de nemlenir.

Akşam gece yapay ışığa maruz kalmamak, hareketli yaşam, bitkisel yağ ağırlıklı beslenme, bir konuda uzmanlaşma çabası, doğadan kopmadan yaşamak gibi temel faktörler olmadan kilo kontrolünü sağlıyor olmak oldukça sahte sadece görünüm amaçlı bir sonuç elde etmek olur.

Daha sağlıklı olmayı amaçlamıyor isek, ne yaptığımızın da önemi kalmıyor.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,955
Alim Karaçay
Teşekkür
Hatırla
Takip (1)
bu konuda yapılmış bilimsel araştırma var mı varsa aşağıya link bırakırsanız sevinirim
Puan Ver
1
Puan Ver
1,955
Alim Karaçay
Teşekkür
Hatırla
Takip
sağda solda böyle şeyler okuyorum bunların doğruluk payı nedir ? bu konuda bilimsel bir çalışma var mı ? evrim ağacında bu konuyla ilgili bir yazı var mı ?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

bu musevilerin dininde geçen bir kural dostum. sağlıkla ilgisi olmayan bir konu. insanlar hayatları boyunca bu yemekleri birlikte yiyor. laktoz intoleransın yoksa da süt ürünleri tüketmende sakınca olmaz

Teşekkür

Kaynaklar

  1. Wiki musevilikte et ve süt ürünleri kuralı hakkında
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,685
Tolga Sağlam
Teşekkür
Hatırla
Takip
Dr. Öz'ün iddiaları gerçek mi, sahte mi ?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Koralp Erin , Astrofizik meraklısı...

Aslında Mehmet Öz; bu sözü, bir ürünü pazarlamak için yapılan kampanyaya dayanarak söylemiştir.

“Kahvaltı günün en önemli öğünüdür” lafı 1910'lu yıllarda James Caleb Jackson ve John Harvey Kellogg tarafından yeni icat edilen kahvaltılık gevreklerini satmak için söylenmiştir ama maalesef Mehmet Öz son zamanlarda, para ve şöhret uğruna bilimsel verilerden uzak kişisel açıklamalar yapmaktadır.

İlk olarak Mehmet Öz, uzun yıllar Amerikan halkı ile beraber yaşadığını söyleyelim ve orada gördüğü kahvaltı kültürü, mısır gevreği ve donut'tan oluşmaktadır, sanırım bu sözü de onlar için etti. Yani umarım öyledir çünkü çok talihsiz bir açıklama olurdu. (Mehmet Öz, kardiyoloji uzmanıdır, yiyecekler ve beslenme ile ilgili bilimsel bir çalışması yoktur, buna karşın beslenme ve diyet ile ilgili iki kitap yazmıştır.)

Diğer yandan işin bilimsel tarafına gelirsek, I.Dünya Savaşından sonra, çoğu askerin savaş sırasında kötü şartlarda, savaşamayacak kadar bitkin ve halsiz olmalarını, askerlerin yetersiz beslenmelerine bağlayan birçok gazeteci ve politikacı vardı. II.Dünya Savaşının hemen başında, bir insanın sağlıklı bir şekilde karar verebilmesi ve çalışabilmesi için sekiz saatte bir beslenmesi gerektiğine dair klinik çalışmalar yapılmıştır. (C.G.King ve Ole Salthe 1939-1945)

Bu durumda, sekiz saatte bir besleneceksek, kahvaltı mutlaka yapılmalıdır. Peki yapmazsak ne olur? Kesin olarak bilmiyoruz. Bu konuda uzun vadeli çalışmalar yapılmasına rağmen rasyonel bir sonuca ulaşılamamıştır. Bildiğimiz tek şey çevreye ve diyete göre beslenmenin değişiklik göstermesidir. Aşırı kuzeyde yaşayan insanların, sürekli protein ve yağca zengin et tüketmeleri, öğün sayılarını azaltmalarına ve buna alışmalarına olanak sağlamıştır. Bu insanlar aynı zamanda sağlıklıdır. Öte yandan Afrikanın çoğu ilkel kabilesinin tek öğün ile beslendiklerini biliyoruz. Bunun sebebi ise zorunluluktur. İnsanlar her iki duruma da adapte olabilmiş ve göreceli sağlıklıdırlar. Göreceli diyoruz çünkü, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, Alaska'da ortlama yaşam süresi 70-75 yıl iken, Etiyopya, Somali, Kenya, Güney Sudan gibi kıtanın ekvatora yakın kısımlarında ortalama ömür 45-55 yıl arasındadır. Tabi ki bu veriler sadece beslenme ile ilişkilendirilemez.

19.yy sonlarına doğru, üç öğün beslenmeye geçtiğimizden beri insan ömrünün kayda değer bir şekilde artığını savunan argümanlar olsa da, bu durumu sadece beslenmeye bağlayacak kanıtımız yok. Kaldı ki, obezite gibi son yüzyılda daha çok karşılaştığımız aşırı beslenme sorunları ile de mücadele etmekteyiz.

Sonuç olarak, eğer iki öğün besleneceksek bu öğünler sabah ve akşam olmak zorundadır. Her iki öğün arasında 12 saat bulunur. Diğer yandan sadece iki öğün beslenecek ama kahvaltı yapmayacaksak, bu öğünler öğle ve akşamdır. Öğle ve akşam arasında yaklaşık 8 saat, akşam ve öğle arasında yaklaşık 16 saat olur ki bu da düzensiz ve dengesiz beslenmeye örnektir.

Not: Bir insanın statüsü ve medyanın gücü birleştiğinde halkı kolaylıkla yanlış yönlendirebilir ve çok kötü sonuçlar doğurabilir ki bunu daha önce gördük. Yıllar önce Türk doktor Ziya Özel'in kansere çare buldum diyerek medya desteğini arkasına alarak açıklama yapması ver ardından insanların zakkum suyu içerek zehirlenerek ölmeleri, bu tür açıklamaların bilimsel verilere dayanmadan asla yapılmamasına en iyi örnektir.

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,250
Kafein Pierril
Teşekkür
Hatırla
Takip
Piyasada k protein tozlarının içinde ki proteinlerin amino asit profilleri birbirlerinden farklı değerlere sahipler. A markasında glutamin 4000 mg iken b markasında 8000mg'dır veya metiyonin birinde 400 iken diğerinde 600'dür. Bu farklılıklar niye vardır ve bu farklılık problem oluşturabilir mi ?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Protein tozu adı altında satılan ürünlerin içeriklerinin miktarından değil, var olmalarından kaynaklanan sorunlardan bahsetmemiz gerekir. İçeriklerin miktarlarından bağımsız, sadece kullanıyor olmak, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarını garantilemek oluyor.

Bu konuda tozların TİCARETİNİ YAPAN odaklardan değil, nutrigenetik, sporcu hekimi, biyokimya uzmanı, vb tıbbi hekimlerin KONSENSUS ortak kararları, hiç alınmaması gerektiği yönünde. 5 yıl öncesinde ulusal kanallarda bu ifade edilemiyordu, bireysel söylemler vardı sadece. Ancak artık bütün sağlıkla ALAKASI OLAN uzmanlar, bunların tamamen ticari ve zararlı olduğu konusunda net.

Eğer bunları kullanmazsam yeterli beslenemem gibi altı medikal olarak doldurulamayacak yaklaşımlar da tıbbi anlamda geçersiz.

Eğer sporu fiziksel görünüm için yapıyorsa kişi, bu yazdıklarım ona hitab etmiyor.

Eğer sporu sağlıklı olma amacıyla yapıyorsa kişi, uzun vadede kendini gerçekleştirmede sağlıklı bir beden arzuluyorsa, her yaptığında olması gerektiği gibi sporda da TEMEL BİYOLOJİK kuralları gözetmek zorunda. Bunları anlamış, öğrenmiş uygulamaya çalışan kişiler için geçerli yazılanlar...

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
6K
Diyojen 1
Teşekkür
Hatırla
Takip
Bana biraz zorlama gibi geldi. Her şeyin bir zararını bulup söyleyip duruyorlar. Fakat bilimsel olarak söylenenler ne kadar doğru merak ettim..
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Soru daha once soruldu. Link atamadim. Copy past yapiyorum o nedenle.

Ersals Krononot

1 hafta önce

İnek sütü, insan -yetişkin çocuk dahil- biyolojisi ile uyumlu değil. Bununla ilgili bilimsel bulgular 2005 ten sonra literatürde karşımıza çıkmaya başladı. -Araştırmaları daha eskidir büyük ihtimal.- Laktoz intoleransından bile bağımsız olarak, otörler bir buzağının kısa süre içinde ineğe dönüşmesi için gereken İÇERİĞİN, insan için uygun olmadığı yönünde net görüş bildiriyorlar. İlk dönemlerde çok tartışılmasına rağmen, biyokimya analizleri oldukça netti. O dönem açıktan ifade edilemedi, ancak BİREYSEL olarak doktorlar tarafından ifade edilmeye başlandı. Kalsiyum ile kemik koruması değil, asitlenme nedeniyle tam tersi etkiye neden olmaktaydı.

Bahsi geçen sorunlu durum, DOĞAL SÜT için geçerli. UHT süt ise mikroorganizmalardan arındırma amaçlı DEĞİL, raf ömrünü uzatmak için yapılan bir işlem, ve sütün zaten zararlı olan içeriğini bile yok ediyor. Kutuya konulmuş uht sütü içmenin herhangi bir mantığı bulunmamakta bu yüzden. Endüstrinin bu hiçbirşeyleştirme yoluyla para kazanma amacının doktorlar tarafından uzun süredir açıklanması nedeniyle, GÜNLÜK SÜT adı altında işleme maruz kalmamış süt satılmaya başlandı.

Süt ürünü için en ideal yöntem KEFİR. Sonra lor gibi minimum işlem gören peynir geliyor. Süt ise sadece keçi ve eşek gibi hayvanlardan kabul edilebilir olanları.

Endüstriyel yoğurdun, yoğurtla hiçbir ilgisinin olmamasına rağmen, halkın alması nedeniyle üretime devam etmesi gibi, konuya ayılmamış halkın UHT sütü almaya devam etmesi nedeniyle ne olduğu belli olmayan bu sıvı hala satılabilmekte. Bir insan kendi çocuğuna böyle bir şeyi neden ve nasıl içirir bilim burada çaresiz sanırım.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
30
Ekin Arli
Teşekkür
Hatırla
Takip
Sütün yararı sadece çocukluk yaşları ile sınırlı olduğu bilgisi doğru mudur? Yetişkinlerde yarardan çok zararı mı vardır?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

İnek sütü, insan -yetişkin çocuk dahil- biyolojisi ile uyumlu değil. Bununla ilgili bilimsel bulgular 2005 ten sonra literatürde karşımıza çıkmaya başladı. -Araştırmaları daha eskidir büyük ihtimal.- Laktoz intoleransından bile bağımsız olarak, otörler bir buzağının kısa süre içinde ineğe dönüşmesi için gereken İÇERİĞİN, insan için uygun olmadığı yönünde net görüş bildiriyorlar. İlk dönemlerde çok tartışılmasına rağmen, biyokimya analizleri oldukça netti. O dönem açıktan ifade edilemedi, ancak BİREYSEL olarak doktorlar tarafından ifade edilmeye başlandı. Kalsiyum ile kemik koruması değil, asitlenme nedeniyle tam tersi etkiye neden olmaktaydı.

Bahsi geçen sorunlu durum, DOĞAL SÜT için geçerli. UHT süt ise mikroorganizmalardan arındırma amaçlı DEĞİL, raf ömrünü uzatmak için yapılan bir işlem, ve sütün zaten zararlı olan içeriğini bile yok ediyor. Kutuya konulmuş uht sütü içmenin herhangi bir mantığı bulunmamakta bu yüzden. Endüstrinin bu hiçbirşeyleştirme yoluyla para kazanma amacının doktorlar tarafından uzun süredir açıklanması nedeniyle, GÜNLÜK SÜT adı altında işleme maruz kalmamış süt satılmaya başlandı.

Süt ürünü için en ideal yöntem KEFİR. Sonra lor gibi minimum işlem gören peynir geliyor. Süt ise sadece keçi ve eşek gibi hayvanlardan kabul edilebilir olanları.

Endüstriyel yoğurdun, yoğurtla hiçbir ilgisinin olmamasına rağmen, halkın alması nedeniyle üretime devam etmesi gibi, konuya ayılmamış halkın UHT sütü almaya devam etmesi nedeniyle ne olduğu belli olmayan bu sıvı hala satılabilmekte. Bir insan kendi çocuğuna böyle bir şeyi neden ve nasıl içirir bilim burada çaresiz sanırım.

Teşekkür (1)

Kaynaklar

  1. Kaynak
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
38K
Ufuk Derin
Teşekkür
Hatırla
Takip
Şu anki endüstriyel hayvancılıktaki sömürüden, işkenceden veya ihtiyaçtan fazla avlanmadan vs. Bahsetmiyorum.
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Boss Virus , Lise Öğrencisi

dağa bir döngü içindedi birileri birilerini yer o birileride başka birilerini(besin döngüsü) atlarımızın da enerji ihtiyacı bizden daha fazla olduğu için avlanmaya başladık peki şimdi o kadar enerjiye ihtiyaç duymamıza rağmen et yiyoruz bu acımasızlık mı peki bence değil asıl acımasız olan hayvanları doğal yollarla avlayarak değilde de onları hapsedip hızla kilo aldırıp hızlı büyümesini sağlamak veya daha fazla süt ve yumurta vermesi için farklı yöntemler uygulamak doğada her şeyin bir döngüsü var bir aslan ceylanı avlarken ceylan daha hızlı kaçars akurtulur ya da taö tersi aslan daha çevik davranır aç kalmaz ama insanlar hayvanları yerken hayvana bir şans vermiyoruz hatta onu doğal ortamından alıp onu doğal olmayacak şekilde çoğaltıyoruzvs asıl yanlış olan bence bu ama hızlı nüfüs atışı sebebiyle avlanarak beslenemeyez şu an yapabileceğimiz çok fazla şey yok 2014 verilerine göre dünyada toplam sadece 20.7 milyon vegan ve vejetaryen var onun dışında kalan geriye kalanı (2014 dünya nüfüsü 7.271 milyar) et ve sebze yemektedir bu nüfüsü sıfırlayamıcağımıza göre en azından onlara bakarken kötü davranmamlı onların da bir hakları olduğunu unutmamalı ve kesim öncesi öldürürken acısız şekilde öldürülmeli

Teşekkür

Kaynaklar

  1. https://bilimfili.com/et-yemek-ya-da-yememek-evrimsel-gecmisimiz/ olaylı bir kitap vardı ı-onun üzerine yazlılmış bir yazı et yeme evrim sürecimizi kısa bir şekilde özetliyor
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
30
Yagiz Kilic
Teşekkür
Hatırla
Takip
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

 Pişirme esnasında oluşan buhar, alüminyumun çözünmesine sebep olur ve çözünen alüminyum yiyeceklere nüfuz eder. Bunun sonucunda ise vücutta ağır metal birikimi yaşanır.Asitli ve yüksek ısıda pişirilen yiyeceklerde kesinlikle kullanmamalıyız. Ayrıca donmuş gıdaları sarmaktan da kaçınmalıyız.Alüminyumu saklamak, sarmak için bir araç olarak kullanabiliriz ancak bunu yaparken de gıdaların ıslak, asidik-bazik ya da çok tuzlu olmamalarına dikkat etmeliyiz.Alüminyum gibi mutfakta tercih edilen metali ısı işlemi yapmadan sadece koruma amaçlı kullanmak gayet uygun ve sağlıklı bir tercihtir.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. Bilimfili
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Cagri
Teşekkür
Hatırla
Takip
Merhabalar, son zamanlarda dolasan 'inek sutu anemiye yol aciyor, bebeklere belirlenmis orandan (gunde max 200ml'ydi sanirsam) fazla inek sutu icirmek risk faktorunu arttiriyor' kanisi/bilgisi sizce ne kadar dogru?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Anne sütü yerine sık sık inek sütü içen 1 yaşından küçük çocuklarda anemi görülmesi olası. Bu da çeşitli nedenlere bağlanıyor.

  1. Anne sütünden daha az Fe (demir) barındırması.
  2. İmmünolojik reaksiyondan dolayı bağırsaklardan ufak miktarda kan kaybı yapması.
  3. İçerisindeki kalsiyum ve kazein miktarı nedeniyle non-hem yapıdaki demiri bağlayarak, sindirim sisteminden emilimini baskılaması.
Teşekkür

Kaynaklar

  1. Medline Plus Anemia caused by low iron - infants and toddlers
  2. PubMed Consumption of cow's milk as a cause of iron deficiency in infants and toddlers.
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
Anonim
Anonim
Teşekkür
Hatırla
Takip
Laktoz intoleransı tedavi edilebilir mi?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver
Boss Virus , Lise Öğrencisi

Laktoz intorenası için bir kesin bir ilaç yoktur . Piyasada satılan takviye enzimler alınabilir veya beslenme alışkanlığı değiştirilerek ishal, şişkinlik, mide bulantısı gibi şikayetleri ortadan kaldırabilir ve septomları en aza indirir.

Gün içinde kullanılan laktoz miktarı ile septomların şiddeti veya sıklığı ile dpğru orantılıdır. yapılan araştırmalara göre laktoz intoleransına sahip bir birey günde 50 gramdan bir öğünde ise 12 gramdan fazla laktoz kullanmamalı.

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Anonim
Anonim
Teşekkür
Hatırla
Takip (2)
Louie Psihoyos'un yönettiği The Game Changers belgeselinin eleştirilebilecek bir yanı var mı? Gerçekten bu belgesel %100 doğru mu?
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Musa Atay
Teşekkür
Hatırla
Takip (1)
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Normalde öğünden sonra en az 5 saat midenin sindirimini tamamlaması beklenir. Yemekten sonra herhangi bir şey yersen bu sindirim düzeni bozulacaktır. Yani bu sadece meyve için geçerli değildir. Öğünden sonra çay,kahve içebilirsin. Çiğnenecek bir şey yenmemesi gerekir.

Teşekkür
Devamını Göster

Toplam 73 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Söz konusu bilimse, binlercesinin otoritesi tek bir bireyin mütevazı mantığından daha değerli değildir.”
Galileo Galilei
İnsan Zekasının Evrimi: Neden Sadece İnsanın Beyni Bu Kadar Evrimleşmiştir?
Geri Bildirim Gönder