Astronomi & Kozmoloji

Puan Ver
1
Puan Ver
55
Realite Reality
Teşekkür
Hatırla
Takip (1)
Mesela insanlık bu kadar kısa sürede teknolojide önemli mesafe katetmişken binlerce yıl içerisinde mesela güneş sisteminin kaderini değiştirebilir mi?
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver
Serhat Kesen , B Sc Engineer, Author

Kozmonot Nikolai Kardeshev'in bu konuyla ilgili "Kardeshev Scale" adı verilen bir teorisi var. Bu teoriye göre, medeniyet düzeyleri - bir gezegendeki baskın tür için - sıralanmış. 0'dan başlayarak 3'e kadar toplam 4 medeniyet seviyesi bulunuyor. Günümüzde gelinen bilgi ve teknoloji seviyesinin getirdiği gözlenebilirlik sayesinde geliştirilen yeni fikirlere göre bunun 4. veya 5. seviyelerinin de olduğu tartışmalı bir şekilde dile getiriliyor.

Teoriye göre, bir gezegendeki türün ihtiyaç duyduğu ve karşılayabildiği enerji seviyesi, gezegenin medeniyet seviyesini belirliyor. Aşağıda görülen formüle göre, K watt briminde enerjiyi, P ise gücü sembolize etmektedir. Bu hesaba göre 10^16 W, 1. Medeniyet Seviyesi'ne (Type 1 Civilization Status) ulaşıldığını gösteren minimum enerji kapasitesidir. Bu miktar enerji, gezegendeki enerji kaynaklarıyla sağlanamayacak kadar büyüktür ve en yakın yıldızdan, doğrudan sağlanır.

Type 2 CS için tanımlanan minimum enerji miktarı ise 10^26 W'tır. Bu büyüklükteki bir enerjinin karşılanabilmesi için, Star Wars evreninde görülen Death Star'a benzer ve ondan çok çok daha büyük bir santral gerekir. Öyle ki, bir yıldızın etrafını tamemen çevreleyecek kadar büyük olmalıdır. (Avengers: Endgame'de bu konu işlenmiştir. Lakin o bilim kurgudan çok fantazi kategorisine giriyor)

Type 3 CS için gerekli olan enerji seviyesi 10^36 W. Bu seviyedeki bir enerji, bir galaksinin tamamı enerji kaynağı olarak kullanıldığında elde edilebilir. Bu seviye ve ötesine (Kardeshev'den bağımsız olarak tartışmaya sunan çevrelerin iddia ettiği 4. ve 5. seviyeler) ulaşmış bir tür, göksel varlıklar (tanrısal) olarak değerlendirilebilir. Ulaştıkları seviye, günümüz bilgi ve teknolojisiyle hayal edilemeyecek kadar ileridir. Işınlanma, zamanda yolculuk, yeni türler yaratma vb. gibi konular onlar için sıradan olaylardır.

Bunun yanı sıra, günümüz itibariyle Dünya gezegeninin bulunduğu seviye Type 0'dur. Type 1'e en erken önümüzdeki yüzyıl içerisinde geçilebileceği tahmin ediliyor.

Dysen.Globe
Dysen.Globe
Dysen.Globe.2
Dysen Globe
Dysen Globe
Dysen.Globe1

) Dyson Küresi denilen bu santralin

Dysen Globe
Dysen Globe
Dysen.Globe
Formül
Formül
Kardeshev.Scale
Teşekkür

Kaynaklar

  1. Wiki
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,800
Bora Menderes
Teşekkür
Hatırla
Takip
Güneşimiz hidrojen yakıtını bitirdikten sonra kendi üzerine çöküyor. Çekirdeği ısınıp yoğunlaşıyor ve genişleyip kızıl dev oluyor. Sorum şu: Güneşimiz kızıl dev olduktan sonra gene yakıtı bittiğinde Beyaz cüce oluyor. Ve yıldız kücülüyor. İlkinde genislerken neden şimdi daralıyor ?
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Eren Cengiz
Teşekkür
Hatırla (1)
Takip (2)
Uzayda bazı bölgelerde atom sayısı sıfıra yakınsa o bölgelerde hiçlikten bahsedebilir miyiz? Peki atomların olmadığı bölgelerde sıcaklık nasıl -270 lere düşüyor? Atomların olmadığı yerde sıcaklığı yani ısıyı hangi faktörler etkiliyor da ısı oluşuyor? Atomun olmadığı yerde nasıl ısı oluşuyor da belirli bir sıcaklıktan bahsedebiliyoruz?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Koralp Erin , Astrofizik meraklısı...

Evet o bölgelerde (göreceli) hiçlikten bahsedebiliriz. Evrende bazı yerlerde, özellikle galaksiler arası bölgelerde madde yoğunluğu o kadar azdır ki, normal boşluğun (supervoid dışı bölgeler) onda biri oranında madde yoğunluğuna sahiptir. Uzayda ısı, ışınım yolu ile yayılır ve bu bölgeler 100 megaparsek büyüklüğünde olabilir. Işık boşluğa girdiğinde, evren hızla genişlediği için, boşluk da genişler ve ışığın dalga boyu uzar. Dolayısı ile frekansı azalan ışık demetinin yaydığı enerji de az olacaktır. Biz de bu bölgeleri daha soğuk olarak görürüz.

Sıcaklığın bir alt limiti vardır. 0 (sıfır) Kelvin. Mutlak sıfır da denir. Bir maddenin sahip olabileceği veya ulaşabileceği en düşük teorik sıcaklıktır. Yani madeyi oluşturan atomların en hareketsiz (titreşme) halidir.

0 Kelvin = -273,15 °Celsius = -459,67 °Fahrenhayt

Aslında mutlak sıfırda atomların tüm hareketleri durur fakat kuantum mekaniği, maddelere mutlak sıfıra ulaşma izni vermez. Çok yaklaşılabilir ama mutlak sıfıra ulaşılamaz.

Gözlemlenebilir evrenin en soğuk yeri, bilinenin aksine atomların çok seyrek olduğu galaksiler arası bölgelerden biri değil Bumerang nebulasıdır. Burada hızla genişleyen gazlar nedeniyle sıcaklık da çok düşüktür. Gazlar genişledikçe soğuduğundan, saatte 600 bin km gibi bir hızla genişleyen nebula, şu anda tespit edebildiğimiz en soğuk yerdir. -272,15 °Celsius yani 1 Kelvin'dir.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. Rasyonalist Evrendeki En Soğuk Yer
  2. Kozmik Anafor Supervoid
  3. Kozmik Anafor Mutlak Sıfır Nedir
  4. Evrim Ağacı Mutlak Sıfır
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Ali Dikme
Teşekkür (1)
Hatırla (1)
Takip (1)
"İçinde yaşadığımız çağda, karadeliklerin oluşmasına sebep olabilecek yüksek yoğunluklar sadece yıldızlarda mevcuttur. Fakat Büyük Patlama’dan kısa bir süre sonra evrenin çeşitli bölgelerindeki yüksek madde yoğunlukları da karadeliklerin oluşmasına sebep olmuş olabilir." Bu çok dikkatimi çekti...
Puan Ver
1
Puan Ver
120
Serdar Kalay
Teşekkür (1)
Hatırla
Takip (1)
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

bana kalırsa öyle gibi gözüküyor astronom edwin hubble gökyüzünde bazı yıldızları yada galaksi kümelerini gözlemlemiş ve renklerinin kırmızıya kaydını fark etmiş bu kırmızıya kayma sebebinin ise gözlemlediği cismin uzaklaşması olduğunu düşünmüş bu buluşu hubble yasasıdır yani gökyüzündeki cisimler gitgide birbirlerinden uzaklaşıyor tabi bu uzaklaşma galaksiler arasında oluyor galaksilerin arasında mesafe genişliyor ve bu genişleme ivmeli olarak artıyor bilim insanları eğer evren bu şekilde ivmeli olarak genişliyorsa zamanda geriye gidildiğinde bütün galaksiler bir araya toplanır diye düşünmüşler aynı filmi geriye sarmış gibi o zaman her şey bir noktadan çıkmış gibi görünüyor işte o nokta tekillik olarak adlandırılıyor bütün evren toplu iğnenin başından daha küçük bir yerden çıkmış büyük patlama dedikleri bu karadeliklerdede tekillikler vardır, tekilliklerin boyutsuz gibi bir anlamı var geometrideki nokta gibi

Teşekkür (2)
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
580
Kadir Karaca
Teşekkür
Hatırla
Takip
teori olgunun sürekli veya defalarca denendikten sonra yapılan bir bir açıklaması olarak biliyorum. peki ama iki farklı görüşteki teori kabul edilebilir mi?
Puan Ver
0
Puan Ver
65
Sedat Ömer
Teşekkür
Hatırla
Takip
Yıldızlar, güneşin kütlesinin 3 katına veya Chandrasekhar limiti geçtiği zaman patlıyor diye biliyorum. Peki yıldızların veya nötron yıldızlarının sürekli patlama sebebi nedir? Enerji biriki yüzünden mi sürekli patlarlar?
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver
Koralp Erin , Astrofizik meraklısı...

Bu uzun bir konu ama kısaca cevap verirsek:

Dev kütleli yıldızların merkezlerinde aşırı basınç ve sıcaklık yüzünden hidrojen tepkimeye girerek helyuma dönüşür.

Helyum, hidrojenden ağır olduğu için çekirdekte toplanır. Sonunda helyum tepkimeye girer ve hidrojene nazaran daha fazla enerji üretir. Bu tepkime sonucunda karbon ortaya çıkar ve o da çekirdekte birikir, sonra sırasıyla, neon, oksijen ve silisyum oluşur.

Bu dönemde yıldız devasa boyutlara ulaşır, çünkü her element bir öncekinden daha fazla enerji açığa çıkarır. Bu enerji yıldızın kendi içine çökmesini engeller hatta kütle çekimini yenerek yıldızın şişmesine sebep olur. En son silisyum tepkimeye girerek demiri oluştur. Artık yıldızın sonu gelmiş olur çünkü demiri tepkimeye sokacak kadar enerji üretemez. Enerji üretimi duran yıldız, saatte 100 bin km gibi bir hızla kendi içine çöker.

Chandrasekhar limitinin altındaki (1,44 güneş kütlesi) yıldızlarda, bu çökme elektron basıncı tarafından durdurulur. Bu limitin üstündeki yıldızlarda çökme devam eder. Merkezdeki demir atomlarını neredeyse birbirine değecek kadar yaklaşır. Elektronlar protonlar tarafından yakalanır ve yüksüz nötronlara dönüşür. Artık yıldızın çekirdeği demir yerine nötronlardan oluşan bir yapıya dönüşür. Bundan sonra çökme durur çünkü nötron basıncı bunu engeller. Çökmenin devam edebilmesi için çok daha büyük kütle gerekir.

Çekirdeğin bu ani çöküşü çok güçlü bir kütleçekimsel şok dalgası yaratır ve muazzam bir enerji ile dışa doğru yayılır. Yıldızın dış katmanları da büyük bir patlama ile uzaya yayılır. Artık deyim yerindeyse devasa bir atom çekirdeğine dönüşen yıldız, nötron yıldızı olarak hayatına devam eder.

Teşekkür (1)

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı Yıldızların Ömürleri, Evrimleri ve Hertzsprung Russell Diyagramı
  2. Evrim Ağacı Süpernova Nedir?
  3. Fizikist Yıldızların Ölümü
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
3,943
Turgay Aydın
Teşekkür
Hatırla (1)
Takip (1)
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver
Koralp Erin , Astrofizik meraklısı...

Öncelikle, soruyu soruş şeklinden kafanda bir cevap olduğunu görüyorum. Galaksi kollarında yıldız oluşmadığını düşünüyorsun ki bu bilgi yanlış.

Kendi galaksimizden örnek verirsek, yıldız oluşmu galaksimizin merkezinde çok yavaştır ama yıldız yoğunluğu çok fazladır. Galaksimizin sarmal kolarında ise yıldız oluşumu devam eder çünkü nebulalar sarmal kollarda yoğunlaşmıştır. Buna karşı, bu bölgede yıldızlar seyrektir. Merkezden 20 bin ışık yılı çapındaki bölgelerde parsek başına 5 yıldız varken sarmal kollarda bu rakam 2 civarıdır. Sayı az olsa da, bu bölgelerde her geçen gün yeni yıldızlar doğmaktadır.

Teşekkür (1)

Kaynaklar

  1. Kozmik Anafor Samanyolu’nda Kaç Tane Yıldız Var?
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
730
Selçuk Urgancı
Teşekkür (1)
Hatırla
Takip
Tıpkı ay gibi güneşin sadece bir yüzünümü görüyoruz?
Cevap
Puan Ver
4
Puan Ver

Güneşin iki çeşit dönme hareketi vardır.

  • Kendi ekseni etrafında dönme hareketi
  • Samanyolu Galaksisi etrafında dönme hareketi

Güneşin kendi ekseni etrafında dönüş yönü batıdan doğuya doğrudur. Dönme hızı kutuplarında ekvatorunda farklı farklıdır. Bu da Güneşin katı halde olmadığını gösterir.

Üzerindeki lekelerden güneşin dönüş hızı tespit edilebilir. Ekvatordaki bir dönüşünü 25 günde tamamlarken kutuplarda 34 günde tamamlar. Samanyolu Galaksisinde yaklaşık olarak saniyede 220 km hızla, Samanyolu Galaksisinin ortasındaki dev kara deliğin (Sagittarius A*) etrafında hareket eder. Güneş, Samanyolu galaksisindeki bir dönüşünü 250 milyon yılda tamamlar ve Samanyolu Galaksisinin merkezinden 30.000 ışık yılı uzaklıkta bulunur

Güneş’in gök ada düzlemi boyunca yatay hareketinin yanı sıra yukarı ve aşağı yönde dikey olarak hareket etmesine neden olduğu düşünülüyor. Güneş yukarı ve aşağı yönlü bu hareketini yaklaşık 75 milyon yılda tamamlar.

Teşekkür (1)
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
730
Selçuk Urgancı
Teşekkür
Hatırla
Takip
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Düz Dünya zaten çoktan çürümüştür. Ancak bazı komplo teorisyenleri tarafından hala dile getiriliyor. Ya bilimden anlamayarak ya da çarpıtarak çoğunlukla da komplo teorileri uydurarak savunmaya devam ediyorlar. İlgili komplo teorisini, bilimsel şüphecilik ile farkını, insanların neden komplo teorilerine inandığı ve onlarla nasıl konuşulması gerektiği gibi birçok sorunun cevabı için: https://evrimagaci.org/yazi-dizisi/komplo-teorileri-37

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
9
Puan Ver
Teşekkür
Hatırla (1)
Takip (2)
Değişir ise kazanılan kütle nereden gelir veya kaybedilen kütle nereye gider ? Sabit ise evren genişlediği halde kütle nasıl sabit kalır ?
Cevap
Puan Ver
5
Puan Ver

Einstein'ın bize gösterdiğine göre enerji ve kütle (madde) aslında aynı şeylerdir. Termodinamik yasalarına göre evrendeki toplam enerji sabit olmalıdır. Çünkü sabit olmaz ise enerji korunum yasaları ihlal edilir. Enerji yoktan var olamaz ve vardan da yok olamaz, sadece dönüşebilir. Tabii buna göre toplam enerji sabitken, enerjinin dönüşümü ve kütle enerji eşleniği ile yeni maddeler oluşabilir ki oluşmakta da zaten. Ama her durumda yine toplam enerji sabit kalmak koşuluyla, dönüşmektedir.

Ayrıca evrene baktığımızda evrenin %74'ü karanlık enerji, %22'si karanlık madde ve geriye kalan yaklaşık sadece %4'ü bizim görebildiğimiz türden maddedir. :)

Teşekkür (5)
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
85
Taner Eker
Teşekkür
Hatırla
Takip
alttaki cisim ay, fakat üsttekini merak ettim. hem yıldızdan parlak, hemde çok yakın bir cisim. nedir bu?
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

GooglePlay den ''SkyView'' adlı uygulama ile hangi gök cismi olduğunu öğrenebilirsiniz. :)

Teşekkür (2)
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Yunus Arıkan
Teşekkür
Hatırla
Takip
Kurama göre: Evren sürekli genişlemektedir. Evren genişledikçe gezegenler arasındaki mesafe sürekli artar. Gezegenler arasındaki mesafe arttıkça, gezegenlerin birbirine etki ettiği kütleçekimsel kuvvet azalır. Gezegenlerin birbirlerini çektiği kütleçekimsel kuvvet azaldıkça Dünyanın merkezenin yer küreye etki ettiği kütleçekimi baskınlaşır ve yerküreyi iyice kendini çeker, yoğunlaştırır. Sonuç olarak zaman geçtikçe gezegenlerin hacmi azalır.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Bu konuyu Kerem Cankocak açıklıyor.

Bardaktaki su, eğimle yere dökülür. Çünkü su miktari, büyük kuvvetlerin etkiyecegi kadar çoktur. Ancak su iyice azaldığında, bardağı ters de cevirsek, su artık yere akmaz. Çünkü miktar az olduğu için artık ufak kuvvetlerin etkisindedir. Bunun gibi, gezegenler arası boşluk değişmez. Evren 'in genişleme etkisi genel ve büyük kuvvetlerin etkisinde ilerler. Gezegenler arası küçük kuvvetlerin etkisindedir ve evrensel genislemeye bagli olarak değişmez.

Teşekkür (2)
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
65
Sedat Ömer
Teşekkür
Hatırla
Takip
En temel düzeyde, en basitleştirilmiş kitaplar arıyorum.
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Bu konuda Alfa Yayınları'ndan oldukça popüler bilim kitapları var, okuduklarım ve tavsiyelerim şunlar

Zamanın Resimli Kısa Tarihi - Stephan Hawking

Büyük Patlamanın Işığı - Marcus Chown

Üç Adımda Evren - David Garfinkle

Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar - Stephan Hawking

Büyük Resim - Sean Carroll

Zamanın Kozmolojik Tarihi - Sean Carroll

Kara Delikler - Stephan Hawking

Evrenin Yaşamı - Lee Smolin

Evreni Yöneten Dört Yasa - Peter Atkins

Zamanın Kısa Tarihi - Stephan Hawking

Kara Delikler ve Bebek Evrenler - Stephan Hawking

Atomların Dansı - Marcus Chown

Ceviz Kabuğundaki Evren - Stephan Hawking

Kozmos - Carl Sagan

Teşekkür (2)
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
60
Tunahan Akgül
Teşekkür
Hatırla
Takip
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

bu sorunuzun cevabı cyclic(döngüsel) model olarak geçmekte, evren sanki bir kalp gibi patla, genişle, dur daral, çök ve yeniden patla sıralaması ile gidiyor kabaca. fakat şorun şu ki evren gittikçe genişliyor (daha doğrusu galaksi kümelerinin arası açılıyor) ve üstelik bu genişlemenin hızı artıyor. bu durumda evreni içine çöktürecek kütle çekim kuvvetinin evreni genişletecek karanlık enerjiye baskın geleceğini gösteren bir gözlem yok.

bu arada döngüsel model için : https://science.sciencemag.org/content/296/5572/1436.abstract

Teşekkür (2)
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
55
Irmak Tarkan
Teşekkür
Hatırla
Takip
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Kütleçekim dalgaları enine dalgalardır. Yani elektromanyetik dalgalar gibi düşünülebilir( ama farklı özellikleri de vardır). Aynı zamanda yayılmaları için maddesel ortama ihtiyaç duymazlar.

Frekans konusuna gelince ise teoride kütleçekim dalgaları herhangi bir frekans değerinde olabilir. Ama çok küçük değerlerde saptanması oldukça zordur. (LIGO-VIRGO deneyleri).Yüksek değerlerde ise saptanan bu dalgaların kütleçekim dalgası olup olmadıklarına karar vermek zordur(Başka etkilerden dolayı).

Teşekkür (1)

Kaynaklar

  1. wikipedia Kütleçekim Dalgaları
  2. Ligo.Caltech Kütleçekim dalgalarının tipleri ve kaynağı
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
730
Selçuk Urgancı
Teşekkür
Hatırla
Takip
Ay'ın ışığı olduğunu ve bu ışığın soğuk olduğunu iddia edenlere ne cevap verilebilir? Evrende soğuk ışık varmı? video linki aşağıda.
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Ay'ın kendi ürettiği bir ışık olamaz. Çünkü ay dediğimiz cisim, bir uydu, yani yıldız değil. Bir gökcisminin ışık üretebilmesi için çekirdeğinde nükleer tepkimelerle foton (ışık) salması gerekir. Ama gezegenlerde ve uydularda böyle bir nükleer reaksiyon (hidrojen-helyum)olayı yok.

Gezegenler vs yıldızlardan gelen ışığı yansıtırlar ancak.

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Mount Banner
Teşekkür
Hatırla
Takip
Dağların küremize olan etkisini anlatabilir misiniz dünyanın dönüşünde veya yörüngesinde ilerlerken her hangi bir sorun olur muydu dağlar olmasaydı?
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Dağların dünyanın ne kendi etrafındaki dönüşüne, ne de güneş etrafındaki yörüngesine bir etkisi yoktur. Dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşü kendi kütlesi ve hem kendisinin hem de güneşim manyetik alanlarının etkileşiminden kaynaklanmaktadır. Güneş etrafındaki dönüşü ile güneşin kütlesi ve dünyanın kütlesi arasında kurulan matematiksel denklem olan "Newton'un evrensel çekim yasası" ile kuramsallaştırılmaktadır. Sonuç olarak dağların bulunduğu dünyanın dış kabuğu diğer kısımlarına nazaran daha az bir kütleye sahiptir.

Dağların dünyamıza en büyük etkisi iklimle alakalıdır. Canlıların dünya üzerine yayılımını da kısıtladığından evrimsel etkisi olduğunu da söyleyebiliriz.

Teşekkür

Kaynaklar

  1. Explainer: Earth — layer by layer Dünyanın tabakaları
  2. What are the layers of the Earth? Dünyanın tabakaları
  3. Gravity and Orbits Yer çekimi ve yörüngeler
  4. Newton's Law of Universal Gravitation Newton'un evrensel çekim yasası
Devamını Göster
Puan Ver
-1
Puan Ver
Anonim
Anonim
Teşekkür
Hatırla
Takip
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Günü gelir sende benden çekip gidersen

Gidipte bir daha, dönmeyeceksen

Al ömrümü koy ömrünün, üstüne

Senden gelsin ölüm başım, üstüne

Yüreğimi koy altının içine

Senden gelsin ölüm başım, üstüne

Al ömrümü koy ömrünün, üstüne

Senden gelsin ölüm başım, üstüne

Teşekkür

Kaynaklar

  1. al ömrümü
Devamını Göster
Puan Ver
2
Puan Ver
766
Uluğ Artun Efe
Teşekkür (1)
Hatırla
Takip
Videolarda güneş sistemindeki gezegenlerin sesleri içeriği yer alıyor. Dünyanın sesinde rüzgar,motor sesleri vs var O sesler uzaya kadar gidebilir mi ? Bana palavra gibi geldi.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Sadece marsa gönderilen araçların gönderdiği sesi bilebiliyoruz. Onun dışında hiçbir gezegenin sesini atmosferine girmeden duyamayız (boşlukta ses yayılmayacağı için). Güneş zaten ihtimal dışıdır.

Ancak bilim insanları yakınlarımızdaki gök cisimlerinin yüzeyinde gerçekleşen fiziksel olayları detaylı bir şekilde bildikleri için çıkacak sesleri de simüle eddbilirler.

Teşekkür
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
165
Seyit Ali Yiğit
Teşekkür
Hatırla
Takip
Bir süpernovadan arta kalan nötron yıldızlar, pulsarlar ve kara delikler çok yüksek hızlarla dönmekte, bunu yaydıkları ışınımlarla görebiliyoruz. Peki bu yüksek dönüş hızını sağlayan nedir? Kendi etrafında 1 günde dönen bir yıldız, süpernovadan sonra nasıl saniyede 600 kere dönen bir pulsara dönüşür?
Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver

Basitce acısal momentumun korunumu denebilir.

Açısal momentum, cizgisel momentum ile donme ekseninin uzunlugu olarak tanimlanir.

L= r× mv

Bu tanim orbital acisal momentum icin uygun olsa da, konumuzdaki gibi spin durumunda çizgisel hiz yerine acisal hizi kullanmak daha dogrudur. Açisal hiz, radyan olarak alinirsa, ω=v / r oldugundan,

L = r^2 m ω

olur. Yukardaki iki formulun anlami, yaricapi iki kat azalttigimizda, açisal momentumun korunumu icin cizgisel hizin iki kat, cemberin boyu da iki kat azaldigindan acisal hizin 4 kat artmasıdır.

Sordugun soruya gelirsek, supernova patlamasi kaotik bir olaydir. Yildizin dis katmanlari, kutlesinin daha buyuk bir kismini beraberinde goturerek uzaya sacilir. Daha az kutleyle ic katmanlar merkeze coker. 10 gunes kutleli bir yildiz, iki guneş kutleli notron yildizina donusur. Yildizin ne kadarinin uzaya sacilacagini ve bunun yildizin momentumundan ne kadarini çalacağıni hesaplamak imkansiz olmakla birlikte, sadece bir fikir vermesi acısından guncel meshur supernova adayı Betelgeuse'ye bakalim.

Wiki, yildiz icin 12 gunes kutlesi, 600 milyon km. yaricap ve 5 km/s cizgisel hiz degerleri veriyor.

ω = v/ r =~ 10^-8 radyan/s

Muhtemel bir supernova patlamasi sonrası yildiz 20 km. yaricapli bir notron yildizina donusecek. Eger supernova patlamasi, uzaya sacilma olmasaydi, yildiz butun kutlesi ile kendi uzerine çökseydi, yaricapindaki 30 milyon kat azalma, acisal hizinda bunun karesi kadar, yaklasik 10^15 kat artisa neden olacakti. 10^-8 r/s acisal hiz 10^7 radyan/s acisal hiza dönüşecek, bunu 2π ye bolersek yaklasik1 milyon devir/saniyelik bir rotasyon hizina sahip olacakti. Dedigim gibi supernova patlamasi ile, en dış katman olarak en yuksek açısal momentuma sahip parcaciklarin uzaya sacilmasi yildizin acisal momentumunu onemli bolumunu calar. Ancak geri kalan da, pulsari saniyede milyon olmasa bile binlerce tur attirmaya yeter.

Peki beyaz cuceler niye bu kadar hizli donmuyor? Ayni nedenle. Notron yildizina donusecek yildizin, beyaz cuceye donusecek yildizdan 2-3 kat fazla yaricapli, 15-20 kat daha agir, sonucta 100 kusur kat fazla acisal momentuma sahip olmasi bir yana, beyaz cuce olurken bir kac bin km. yaricapa indigini, notron yildizinin beyaz cuceden bin kat daha kucuk ve bu nedenle milyon kat daha hizli donme imkanina sahip oldugunu dusunursek, birinin saniyede binlerce kez donerken, oburunun 3-5 gunde bir tur atması sasirtici olmasa gerek.

Teşekkür (3)
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
400
Fatih İpekci
Teşekkür
Hatırla
Takip
Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Öncelikle her gezegenin halkası yoktur. Güneş sistemimizdeki halkası olan gezegenler Satürn, Jüpiter, Neptün, Uranüs gezegenleridir. Fakat bunlardan Uranüs, Jüpiter, Neptün gezegenlerinin halkaları görünemeyecek kadar ince bir yapıya sahiptir. Fakat Satürn'ün halkaları devasa sayılabilir.

Halkaların nasıl oluştuğuna gelirsek:

Güneş sistemimizin oluşmasından beri gezegenlerin çevrelerindeki artıklar, gök taşları ve uyduların zaman içerisinde parçalanıp, parçalarının gezegenin etrafında kütleçekim etkisiyle birleşmesi sonucu gezegen halkaları oluşur. Dünyamızda da çok eski zamanlarda halka oluşumu olmuştur fakat sonradan kalıcılığını koruyamamıştır.

Teşekkür (2)
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
78
Tolga Aydın
Teşekkür
Hatırla
Takip
Çok fazla video izledim bunun hakkında fakat herkes verdiğim linkteki gibi düşünmemizi istiyor fakat o çarşaf gibi düşündüğümüz şey her yerdeyse ay nasıl sabit bir yörüngede hareket ediyor buna anlam getiremiyorum nedenini bilen varsa yazabilir mi merak ediyorum da.
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Kütlesi olan ŞEYlerin uzay zamanı bükmesi, ekte koymuş olunan görseldeki gibi, ancak bunun 3 boyutlu hali şeklinde gerçekleşmektedir. Orada bükülme etkisinin göze kolay gelen, anlamayı kolaylaştırılan hali verilmiştir. Kütlenin merkezinden başlayarak kütle miktarı oranında uzayzaman dokusu bükülür. Bunu, jöle ile dolu alana giren demir top gibi düşünebiliriz. Top alana girdiğinde jöleyi itecek, kendi kütlesi miktarınca jöle kenarlara itilecektir. İşte uzay zaman da aynen bu şekilde bükülür. Eğim kütle merkezinden kenarlara doğru azalır.

Kütle miktarı gezegenlerde o kadar çok ki, uzay zaman büyük açılarla bükülür ve diğer bütün maddeler uzayda bu bükülmenin etkisine girerler yakınlıkları oranında. Uydular, bu bükülme etkisine girerek, aslında büyük kütleye doğru DÜŞERLER. Bu düşme o kadar yavaş olur ki, bir aynı yörüngede dönüyor zannederiz. Elimizle attığımız bir taş da eğri çizerek yere düşer. Yani dünyanın kütleçekim etkisinde hareket ederek bir daireyi tamamlamak isterken, çok yakın olduğu için daire tamamlanmadan düşer. İşte uydular, uzaklıkları, ve kendilerinin de uzayzamanı bükmelerinden dolayı düşmeleri çok uzun zaman alır. Bu etki tepki bazen de bizim AYımız da olduğu gibi uzaklaşma ile sonuçlanabilir. Uzaklık ve kütle miktarları burada belirleyicidir.

Bununla ilgili yapılan bir sürü belgesel vs var. En açık anlaşılır olanlardan birini koyuyorum kaynağa.

Teşekkür (2)
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
6K
Kadir Arı
Teşekkür
Hatırla
Takip
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver
Aytekin Karaca , Bilimsever bir öğrenci

Şuanlık net bir şekilde bilemiyoruz. Ama kuantum dalgalanmalardan bir evrenin oluşabileceğine dair güçlü delillerimiz var. Şuanda boşlukta kuantum dalgalanmalardan ötürü sürekli olarak sanal parçacıklar yoktan var oluyor ve tekrar ölüyorlar. Var olmak için gereken enerjiyi bu kuantum dalgalanmalardan alıyorlar, öldüklerinde ise tekrar 'iade ediyorlar'. Bizim evrenimizde buna benzer bir şekilde oluşmuş olabilir. Tabii ki minicik bir sanal parçacık ile devasa bir evren arasında bir fark var. Ama matematiksel olarak aşırı derecede küçük bir ihtimal olsa bile mümkün. Ve kuantuma göre, bir şeyin var olması için 0 olmayan bir ihtimal varsa, o şey olur. Bu kuramı destekleyen en güçlü şey ise evrendeki pozitif enerji ile negatif enerjinin toplamının 0 olması, yani hiç. Bu yüzden evren hiçlikten var olmuş olabilir. Bu konular biraz fazla detaylı, net bir şekilde öğrenmeniz için birkaç satıra değil birkaç kitaba ihtiyacınız olacaktır.

Teşekkür (2)
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
25
Mehmet Mehmet
Teşekkür
Hatırla
Takip
Jupiter kendi etrafında döndüğüne göre üzerindeki devasa fırtınanın da dönmesi gerekmiyor mu? Sadece 1 tane timelaps videosu buldum ve fırtına hep aynı yerdeydi. Bunun sebebi nedir?

Toplam 238 soru

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Biyoloji bir bilimdir. Evrim ise onu eşsiz kılan gerçektir.”
Jared Diamond
Geri Bildirim Gönder