Evrim Ağacı
Reklamı Kapat
Reklamı Kapat

Bu yazı, Slate.com isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

İnsanlar sivilcelidir. Bu bizi hayvanlar aleminin geri kalanından farklı kılan bir parçadır. Diğer türleri etkileyen ‘acne vulgaris’ hastalığının farklı bir formu olsa bile -- kılsız meksika köpekleri ve deneysel gergedan farelerinin bazılarında rastlanmıştır -- akneler yanlız olan melun türümüzün büyük bir derdidir.( Ergenlerin %85’inden fazlasında sivilce ortaya çıkar -- bu biraz da yetişkinliğin göstergesidir.) Neden volkanik komedonlar, papüller, pastüller, nodüler apseler, kabarık çıban ve bazı ağır vakalarda kalıcı yara izleri eğilimi insan türüne özgüdür? Stephen Kellet ve Eaul Gilbet gibi evrimsel kuramcılara göre, muhtemelen bu tatsız kusurları kendi iyiliğimiz için maymun derimizi hızla kaybetmeye borçluyuz.

Uyumlu olmak için giderek gelişen kılsız deri yapısına rağmen— sıcak ovalarda seyahat ettiğimizde atalarımızı serin tutmak için etkin olmuş olabilir – seçilen kılsız bedenler için hangi genlerin estetik problem yaratacağı merak ediliyordu. Kellet ve Gilbert kıllarla kaplı bedenimizle ilgili alışık bir durum olan sebase bezlerinin evrimini, görünüşümüzdeki bu ağır değişimleri gözlemlediler. Sonuç olarak, normalde kıllı bir deri yapısına ihtiyaç duyarak oluşan bütün o yağlı ve akışkan sebum için daha seyrek kıllı bir deri yapısı oluşmuştu. Bunun üzerine sebum gelişmeye ve gözeneklerimizi tıkamaya başladı.( Orada kişinin hipertrikozdan-- kurtadam sendromu olarak da bilinir-- endişelenmesi için birçok belirti vardır fakat akne bunlardan birisi değildir). Her halükarda bu evrimsel hesaplar akıllı tasarımın sivilcelerinden daha iyidir. Ne insafsız bir Tanrı’dır ki, insan gelişimimizin tam da dış görünüşümüzle en çok meşgul olduğumuz zamanlarda yağ bezlerimiz aşırı çalışıp derimizi yağlandırır.

Evrimin bize verdiği  akne salgınının işleri daha da kötü yapan bir diğer özelliğiyse bizi daha mutsuz bir ruh haline sürüklemesidir. Elbette diğer zihinlerdeki sarsılan duyarlılıktan bahsediyorum. Apaçık bir durum olmasına rağmen diğer türler, bizdeki zengin psikolojik bakış açısı ile bizim bu hassas yeteneğimizi paylaşması olası görünmüyor.( Başka bir yerde söylediğim gibi, insanlar ‘’zihin kuramı’’ bahşedilen doğal psikologlardır.) Eğer durum böyleyse, işin o zaman kötü yanını gördüğümüzde hatta biraz masumca merak ettiğimizde bile, onların tamamen bizim türümüze özgü itici özellikleri, fiziksel kusurları aldıklarını anlamış oluruz . Olgunluğa erişmiş her kimse, epidermal kaderinden dolayı burnunun ucunda çıkan tiksindirici sivilce yüzünden kişilerarası ilişkileri can sıkıcı hale gelmektedir .

Paul Sartre'ın "Çıkış Yok" oyunundaki bir sahneyi düşünürsek; burada dayalı döşeli bir cehennem odasına geldiğinin farkına varan 3 yabancı vardı. Fakat bu odada pencere, ayna olmayışı ve uyumanın yasak olması gibi şeyler şeytanın sinsiliğinin bir parçasıydı. Hatta basit bir göz kırpma lüksü için bile kişilerin gözkapakları felçli hale getirilmişti. Bu küçük zarif işkencenin altında göze çarpan çok farklı bir acımasızlık vardı. Sadist bir lezbiyen olan Inez, odadaki diğer kadınların dikkatini nasıl çekeceğini biliyordu. Estelle’nin yüzünü inceleyip ‘Bu da ne?’ diye sordu. ‘Yanağının altındaki kötü görünen kırmızı şey de ne? Sivilce mi?

Sosyetik ve şımarık bir kız olan Estelle ‘Ne, sivilce mi?’ diyerek zıvanadan çıkar bir biçimde cevap verdi’. Bu nasıl bir kabalık böyle?

Sarter’in alegorik cehennemi günlük hayatta gördüğümüz akne mağdurlarının yaşadıklarıyla gerçekten çarpıcı bir biçimde benzerlik gösterir. Örneğin, 2005'te British Journal of Health Psychology’nin bir raporunda Craig Murray ve Katherine Rhodes isminde iki psikolog en azından bir yıl boyunca akne sorunu yaşamış, hormonal tedavi görmüş ve antibiyotik kullanmış bir düzine kadar online akne destek grubuyla e-mail yoluyla röportaj yaptı. Biriyle yüzyüze konuşmak kadar rahat olduğunu söyleyen Michelle’in ifade ettiğine göre:

Bu konuşma ilerledikçe kendi kendimi boş yere tükettiğimi hissedebiliyorum. Sonuçta düşünce zincirime mani olamam ve bu duruma sessiz kalamam. Aydınlandım. Başkalarının düşüncelerinden bunalmış olabilirim¬. Onlara ait herhangi bir düşünceyi genellikle üstüme almam. Bunu yapmaya çalışmak çok üzücü sonuçlar verebilir. Onlara genellikle soğukkanlılıkla cevap veririm. Kendimi onların beni gördüğü gibi akneli kabul edebilirim ve aknelerimin varlığını daha az düşünebilirim.

Laura adında başka bir kadının maili:

İnsanlarla konuştuğum zaman, gözlerini yüzümde sivilce olan bölgelerde gezdirdiklerinde her zaman onların gözlerine dik dik bakarım. Ve genellikle onlar da gözlerime bakar.

Diğerler insanların görüşlerinden bahsetmişken, ne düşündüğünüzü biliyorum: Sivilceli, dışlanmış zavallılar ve dış görünüşü ile yargılananlar bu şekilde kendilerini toplumda aşağılanmış halde hissediyorlar. Kesinlikle katılıyorum. Ama onların cildindeki bu bozukluktan ne kadar acı çektiklerini bilmemize rağmen—belki biraz empati kurarak—hatta aramızdaki çok iyi kalpli insanlar istenmeyen türdeki aknelere sahip hastalarla arkadaşlık bağı kurarlar. En azından psikolog Tracey Grandfield’ın ve meslektaşlarının bulunduğu Sheffield Üniversitesinde Journal of Health Psychology'nin 2005 sayısında bildirdiği sonuçlar vardı. Örtük Çağrışım Testi’nin çeşitliliğini kullanan (insanların bilinçdışı tutum ve inançlarında kullanılan ampirik bir ölçümdür) yazarlar sivilcesiz kişiler ile sivilceli kişilere karşı tutumu değerlendirdiğinde çok tatsız sonuçlara ulaştı.

Kellet ve Gilbert ile birlikte bu yazarlara göre bazı kişilerce verilen bu haksız, bilinçsiz ve visseral tepkilerin nedeni ciddi sivilcelerdir. Fakat bu bizim evrimsel kökenimize ihanet etmek demektir. Önceki araştırmalar cilt yüzeyindeki önemli bozulmaların, kan, irin, ciltteki soyulma gibi, vitiligo yada doğum lekesi gibi mide bulandırıcı ve pislik bulduğu, izleyicilerin endişelendiği durumlardan olduğunu gösterir.

Çoğu insan için, özellikle toplumsal bakış açısının kişi nezlinde önemli olduğunu düşünenler için, akne küçük bir sıkıntı değil; ciddi bir problemdir. Kişinin benlik kavramına ve akıl sağlığı problemlerine ciddi bir şekilde etki eder, hatta yanık ve kazalarla oluşan yüzdeki şekil bozukluklarının stresiyle bile boy ölçüşebilir. Yeni Zelanda’da kendini sivilceli olarak nitelendirenlerin üçte biri intihar düşüncesine sahip, dörtte birinde depresyon klinik olarak yüksek seviyede, ve onda biri büyük kaygılar içerisinde. 1948’den önce klinik tedavi uzmanı olan Marion Sulzberger ve Saide Zaidens şu sonuca ulaştı:

Sivilcenin, sadece ruhsal tramvaya neden olan bir hastalığın olmadığı, ebeveynler ve çocuklar arasında daha fazla anlaşmazlığa neden olduğu, daha fazla genel güvensizliğe,aşağılık duygusuna ve ruhsal acıdan çok daha fazlasına neden olduğu bizim kabul gördüğümüz şeylerdir.

Tabii şimdi akne tedavi endüstrisi 60 yıl önce olduğundan çok daha fazla gelişti (yani psikiyatri psikodermatolojinin alt dalıdır). Her zaman tatsız yan etkileri olmasına rağmen, bugün eskiden her yeri irinle dolu akne hastalarının sadece hayal edebileceği sürekli gelişen eczacılığa dair merhemler, kremler ve haplar var. Hala sivilceye ilgili tedavilerde herkese eşit olanak tanınmıyor, ilaçlara karşı verilen önemli bireysel farklılıklar var ve tedbirli tedavi zor. Aslında, benim takıldığım nokta bugün şiddetli akne acısı çeken hastaların kendilerini önceki nesillere göre daha depresif görüyor olmasıdır. Bütün diyetleri denemiş ama başarısız olmuş kilolu insanlar gibi kendilerini akneden kurtarmak için giriştikleri her başarısız çabadan sonra kendilerini her zamankinden daha aciz bulduklarını bize bildiriyorlar.

Çoğu insan özellikleri gibi, bu durumun da çevrenin ve genlerin bazı kombinasyonlarıyla belirlenmesi bu zavallı insanlar için bir tesellidir. Tam olarak DNA’mızın biraz da güneş ışığına maruz kalmaya, yüz yıkama alışkanlığına, diyete yada başka faktörlere bağlı olduğu anlaşılmıştır. Ancak kılsız meksika köpeği ve kılsız maymunlar gibi bazılarımız diğerlerlerine göre akneye daha yatkınız. Hangi türden geldiğimiz aknenin oluşumunda nasıl yaşadığımıza oranla daha az etkilidir. İlginç olarak ve hala belirsiz sebeplerden dolayı, Papua Yeni Gine’deki Kitava adasında yaşayanlar ve Paraguay’daki Ache kabilesi gibi bazı belirli insan toplulukları, siyah nokta salgınından korunmuşlardır. Gerçi onların beslenme düzeni, hayat tarzları yani onların genleri bizden çok farklı.

Evet, mevcut durumda çok olanaklı görünmüyor. Çok azımız ipeksi deriye sahip olan Wookie’ler gibi ya da Kitava yerlileri kadar şanslıyız.İşin en güzel kısmı cildimiz sebum üretiminde çok işkolik bir yapıya sahip değil ve herkes gibi sadece zaman zaman orada burada birkaç firar görürsünüz. İdeal olarak psikolojik açıdan sivilceler oralarda bir yerdedir ve siz gözlerinizi kapar kapamaz kendilerini göstereceklerdir.

Eğer akne gençliğinizden 40’lı yaşlarınıza kadar kendini göstermeyecektir belki ama sebase bezleri bir gün bunu yapacaktır ve güvenin bana gösterdiğinde eski bir nehir yatağı gibi akacaktır. Onun görkemli kırışıklıklarında kolayca kaybolmama rağmen, 89 yaşındaki büyükannemin yüzünde tek bir akne bile hatırlamıyorum. Akneyi, kızarık yaranızdan çıkan o hoşnutsuz sızmayı hatırlayın, fakat bu geçici bir estetik musibet. Utanılacak hiçbir şey yok o yüzden eğer ihtiyacınız varsa yardım isteyin. Bu dertte yalnız değilsiniz. Zamanı geldiğinde yavaşça oluşan kırışıklıklar için biraz endişelenebilirsiniz. Her şeyden önemlisi, içinizdeki maymuna karşı nazik olun, çünkü o kıllarını çok hızlı bir biçimde yitirdi.

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

İlginizi Çekebilecek Sorular
Soru & Cevap Platformuna Git
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 1
  • Tebrikler! 1
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • İnanılmaz 1
  • Umut Verici! 1
  • Merak Uyandırıcı! 1
  • Üzücü! 1
  • Güldürdü 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  1. Çeviri Kaynağı: Slate.com | Arşiv Bağlantısı

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 28/09/2020 09:40:40 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/2980

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Karma
Agora
Savunma
Zihin
Lipit
Türleşme
Dağılım
Endokrin Sistemi
İhtiyoloji
Psikiyatri
Hafıza
Covıd-19
Köpekler
Mitler
Diş
Kalıtım
Yaşam
Moleküler Biyoloji Ve Genetik
Kadın
Abd
Tehlike
Gelişim
Bitki
Nöron
Ornitoloji
Bilim İnsanı
Fare
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bir politikacı bir sonraki seçimi, bir devlet lideri ise bir sonraki nesli düşünür.”
James Clarke
Geri Bildirim Gönder