Neden Dudaktan Öpüşürüz?

Yazdır
  • Bu yazıyı 4 dakika 34 saniyede okuyabilirsiniz.
Neden Dudaktan Öpüşürüz?

Neden sevdiğimiz birini dudaklardan öperiz? Ya da mesela düşünüz mü, neden el ele tutuşuyoruz? Bu davranışlar nereden geliyor? Neden "aşk" ve "sevgi" gibi duyguları ifade etmekte kullanılıyor? Neden bu duygularımızı başka şekillerde ifade etmiyoruz? Mesela, romantik tutkuyu ifade etmek için neden alınlarımızı birbirine sürtmüyoruz? Ya da dirseklerimizi birbirine kenetleme gibi bir davranış sergilemiyoruz? Hatta kulaklarımızı birbirine sürterek de gösterebilirdik, ama yapmıyoruz. Örneğink imi Inuitler (Eskimolar), neden sevgiyi burunlarını birbirine sürterek ifade ediyorlar da, bu toplumun genelinde yaygın değil? Konu aşka gelince dudakları aday olmaya hazır diğer bütün organlarımızdan daha özel kılan şey nedir?

Bu soruyu cevaplamadan önce dudaktan dudağa romantik öpüşmenin evrensel olmadığını vurgulamak önemli. İnsan topluluklarının yaklaşık olarak sadece yarısı dudaktan öpüşüyor. Diğer yarısı, her ne kadar çoğunlukla "kıyıda köşede kalmış", primitif kültürler olsalar da, bu eylemi "iğrenç" buluyorlar. Bazı kültürlerde ağız gibi bir organı birbirine değdirmek, aynı kaba türüküp hep birlikte yemek gibi bir şey!

Fakat yine de insan nüfusunun yarısı dudaklarını birbirlerine yapıştırarak ve sıklıkla dillerini birbirine değdirerek cinsel yakınlık gösteriyor. Dolayısıyla bu davranış, bir açıklamayı hak ediyor.

 

Neden?

Baştan beliretlim: Bilimsel araştırmalar, henüz bu konuyu kesin olarak cevaplandırabilmiş değil. Fakat Figür 1'e bakarak, bir açıklama geliştirmemiz olası:

Dokunma Hissi Homünkülüsü
Kaynak: EBM Consult

 

Figür 1'in sol yarısı, derinin bir noktasına dokunulduğunda taktil (somatosensöryel - dokunma duyusu ile algılanan) beynin hangi kısımlarının nöral aktivite gösterdiğini betimliyor. Yani beynimizin yüzey alanının ne kadarlık bir kısmı işaret parmağına, ne kadarlık bir kısmı yüzün tamamına ayrılmış, bunu görmemizi sağlıyor. Grafikten de görebileceğiniz gibi, başparmağınızın, gövdenizin geri kalanı kadar somatosensöryel korteks alanına sahiptir. Yani tek bir parmağınızdan gelen verilere ayrılan yüzey alanı, vücudun geri kalanından gelenlere ayrılan kadardır! Bu, gövdeler başparmaklardan çok daha büyük olmasına rağmen başparmağa yöneltilmiş taktil bir uyaranın (dokunmanın) bütün gövdeden daha fazla beyin dokusu aktifleştirmesi anlamına gelmektedir. Aynı zamanda, beyninizde dudaklar ve dil için de ciddi büyüklükte bir alanın ayrıldığına dikkat edin.

Duyusal beyin, dudak gibi bir organa çok fazla nöral doku atadığında bu organın taktil hassasiyeti (deriye temas eden nesnelerin küçük detaylarını vb. fark etme kabiliyeti) artar. Buna bağlı olarak duyusal beyin, kol gibi bir vücut parçasına çok az nöral doku atadığında bu vücut parçası kendisine temas eden objelere karşı hissizleşir.

Figür 1'de gördüğümüz beyin haritasını tam bir insan temsiline çevirdiğimizde Figür 2'de gördüğümüz homunkulüs isimli tuhaf görünümlü karaktere ulaşırız. Homunkulüs beyninizin, en azından somatosensöryel korteksinizin sizi nasıl algıladığını gösterir. Homunkulüs üzerinde ifade edilen bir vücut parçası bu parçanın fiziksel gerçeklikteki boyutu ile eş değildir. Homunkulüsün boyutu, Figür 1'de gördüğümüz duyusal korteksteki beyin dokusu oranları ile şekillenir. Yani eğer ki vücudumuzdaki organların büyüklükleri, beynin onlara verdiği öneme göre belirlenecek olsaydı, kabaca buna benzerdik:

Homünkülüs
Kaynak: Brown Üniversitesi

 

Ne dediğimi kavramak adına hızlı bir deney yapalım.

Üst dudağınızı alt diş sıranızda gezdirin. Dişlerinizin keskin kısımlarındaki küçük detaylara dikkatinizi verin.

Ardından kolunuzun ön kısmını (sanki kolunuzu ısıracakmışsınız gibi), aynı şekilde aynı dişleriniz üzerinde gezdirin.

Dudağınızın duyumsadığı küçük detayların kolunuza tamamen "görünmez olduğunu" fark ettiniz mi? Bunun sebebi nedir? Bunun sebebi, somatosensöryel korteksinizde bulunan nöronların kolunuza göre çok çok daha fazlasının dudaklarınızı okumak adına işlem yaptığıdır. Daha fazla nöron = Daha yüksek taktil kesinlik.

 

Böylelikle öpüşme konusuna dönüyoruz.

Figür 3 iki insan öpüştüğünde neler olduğunu gösteriyor (solda kadın, sağda erkek).

Figür 3 Kaynak: CC SA 4.0 mpj29 Haseltine

Bu figürlerdeki vücut parçalarının boyutunun bu vücut parçalarına ayrılan beyin dokusunu gösterdiğini hatırladığımızda, A kişisinin öpüşme eylemi ile B kişisinin beyin dokusunu büyük bir oranda uyardığını (ve kendisinin de uyarıldığını) görüyoruz. İşin içine dilleri de kattığımızda iki bireyin beyin dokularının etkileyici bir bölümü "bir araya geliyor."

Beynin penceresinden baktığımızda öpüşmek (özellikle dil de rol oynuyorsa) beyinden beyine 'samimiyetin' kurulması ve zengin bir duyusal deneyim için oldukça verimli bir yol.

 

Daha bitmedi!

Figür 1'e geri dönün. Figürün sağ kısmı farklı vücut parçaları içinde kasları kontrol etmeye ayrılan motor korteksin miktarını gösterir. Motor korteksin belli bir kısmı aktif olduğunda figürde gösterilen bedenin ilgili kasları hareket eder.

Duyusal işlemlemede de olduğu gibi beyin, bir vücut parçasına çok fazla motor korteks alanı atadığında motor hassasiyet (küçük ve keskin hareketler yapabilme kabiliyeti) artar. Bu, dudak ve dillerin mesela sırtımıza göre çok daha incelikli hareket edebilme özelliğine sahip olduğu anlamına gelir. Dilimiz ve dudaklarımızı hassas motor kontrol gerektiren konuşma eylemi için kullandığımızı da düşündüğümüzde bu durum mantıklı bir tablo çiziyor.

Yani, bir başka insan ile dudak kenetlemek yalnızca duyusal beynin büyük bir kısmını uyarmak ile kalmıyor, aynı zamanda iyi motor kontrol ile bir başka beyni zarifçe uyarma imkanı da tanıyor.

Şu noktaya kadar birçoğunuz homunkulüs figürlerinin ellerinin de (hem duyusal, hem de motor beyin alanlarında) çok büyük olduğunu fark etmişsinizdir. Bu özellik parmaklarımızın yüksek taktil kesinliği ve ileri motor kabiliyetleri ile uyumludur.

"Beyinden Beyne Yakınlık Teorisi" diyebileceğimiz bu teoriye göre, insanların beyin dokusundan beyin dokusuna temas hususunda yalnızca öpüşmek ile kalmayacaklarını, Figür 4'te gösterildiği gibi el ele tutuşacaklarını da tahmin edebilirsiniz.

Figür 4 Kaynak: CC SA 4.0 mpj29 Haseltine

Ve gerçekten, romantik el ele tutuşma eylemi üzerine yapılan araştırmalar seyrek olsa da romantik açıdan birbirine ilgi duyan insanların el ele tutuştuğuna dair anektodal kanıtlar bulunuyor.

Elbette bu teori, şu anda yaygın kabul gören ve hakkında detaylı çalışmaların olduğu bir teori değil. Ancak bu teori, bilim insanlarına bir araştırma sahası sunuyor.


Yazan: Dr. Eric Haseltine

Kaynak: Psychology Today

Görsel: Wikipedia

1 Yorum
Mert Karagözoğlu
Mert Karagözoğlu
Çeviri Genel Editörü
Profil
Geri Bildirim

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close