Körelmiş Organlara Örnekler

Yazdır
  • Bu yazıyı 2 dakika 7 saniyede okuyabilirsiniz.
Körelmiş Organlara Örnekler

Darwin, "türlerin kökeni" sorununu araştırmaya başladığında, dönemin karşılaştırmalı anatomistleri oldukça ilgi toplayan körelmiş organları tespit etmiş ve tanımlamışlardı. Körelmiş organ, işlevini tamamen ya da kısmen yitirmiş; ancak türün yakın akrabalarında veya özdeşlerinde işlevini koruyan versiyonlarının bulunabildiği yapılardır. Bir körelmiş organ, illa tamamen işlevsiz olmak zorunda değildir. Kısmen körelme olabilir veya körelme sürecinde, orjinal görevden başka görevleri üstlenecek biçimde evrim geçirilebilir. Darwin, bu yapıların Evrim Teorisi ile tam olarak uyuştuğunu fark etmişti.

Günümüzde yüzlerce türde, binlerce körelmiş organ tespit edilmiştir ve her geçen gün bunların sayısı artmaktadır. Görselde (Özgün Boyut'ta bakmanızı tavsiye ederiz), 3 adet körelmiş organ örneği görmektesiniz. 

İlki, Meksikalı tetra balığı olarak da bilinen Astyanax mexicanus türüdür. Bu türün, göz çukurları halen bulunmaktadır ama bu çukurlar içerisinde gözler hiç oluşmaz. Zaten karanlık mağaralardaki sularda yaşayan bu türün, gözlere ihtiyacının olmamasından ötürü, zaman içerisinde giderek körelmiştir.

İkincisi, Kuzey Adası kahverengi kiwisi olarak bilinen Apteryx mantelli türüdür. Bu tür de artık uçamayan bir kuş türüdür; ancak tüylerinin arasında körelmiş, ufacık kanat kalıntılarını görmek mümkündür. Görselde bunu da görebilirsiniz.

Sonuncusu ise silgi boası olarak bilinen Charina bottae türüdür. Tüm yılanlar gibi, ataları bacakları olan türler olan bu boa yılanının da arka bacaklarının olması gereken yerde ufacık bacak çıkıntıları bulunmaktadır. 

Wilkens ve arkadaşları, 1971 senesinde körelmiş organların evrimsel açıdan önemli olduğunu basit bir gözlemle göstermişlerdir. Meksika tetrasının mağaralarda yaşamayan, su yüzeyinde yaşayan çok yakın akrabası olduğu düşünülen bir grup balık bulunmaktaydı. Wilkens ve ekibi, bu balıkları laboratuvar ortamında bir araya getirdiler ve iki grubun birbiriyle çiftleşebildiğini gördüler. Yani büyük ihtimalle, türleşme henüz tamamlanmamıştı; ancak evrimsel süreç içerisinde, izolasyona bağlı olarak farklılaşmalar sürüyordu.Daha sonra, 2000 yılında Yamamoto ve Jeffery'nin yaptığı yeni araştırmalar ise, tartışmalara son noktayı koyan cinstendi. Bu yüzeyde yaşayan ve gözleri olan tetralardan aldıkları lens dokusunu, mağaralarda yaşayan ve gözleri oluşmayan bireylere aktardılar. Bu canlılar, ışıklı ortamda yaşatıldıklarında, normal şekilde gözler geliştirebiliyorlardı. Dolayısıyla, bu deneyler, mağaralarda yaşayan Meksika tetrasının, yüzeyde yaşayanlardan ayrılarak evrimleşmeye başladığı fikrini doğrulamaktadır. 

Konuyla ilgili şu makalelermizi okuyabilirsiniz:

Körelmiş Organlar Nedir? Neden Körelirler? Neden Hala Canlılarda Bulunurlar?

20 Yaş Dişleri Üzerinden Giderek Körelmiş Organların ve Evrim'in Anlaşılması Üzerine...

Kaynak: Evolutionary Analysis, Scott Freeman ve Jon Herron

0 Yorum
Çağrı Mert Bakırcı
Çağrı Mert Bakırcı
Kurucu, Baş Editör
Profil
Geri Bildirim

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close