Goldilocks Bölgesi: Yaşanabilir Sınır

Yazdır
  • Bu yazıyı 4 dakika 40 saniyede okuyabilirsiniz.
Goldilocks Bölgesi: Yaşanabilir Sınır

Astrobiyolojide ''Goldilocks bölgesi'', diğer adıyla ''yaşanabilir sınır'', yüzeyinde sıvı su tutabilmek adına yeterli atmosferik basınca sahip bir gezegen için, yıldız etrafında teorik olarak mümkün olan bölgeyi niteleyen, bilimsel bir terimdir. Kavramın önemi, sıvı suyun, yaşamın bilinen tüm formları için gerekli olmasından ve yeryüzündeki hayat için elverişli koşulların, uzaydaki benzerlerini keşfetmemiz şansını bize tanımasından gelir. Yıldızlararası yaşam bölgesi, yıldızın etrafındaki uzayı çevreleyen hayali bir küre olarak düşünülebilir. Bu kürenin içinde bulunan bir gezegenin yüzey sıcaklığı, üzerindeki suyu sıvı halde kalmasına
izin vermektedir.

Yaşanabilir bölge, genel olarak hayata elverişli bölgeleri nitelemek amacıyla kullanılır. Kübalı astronom, Guillermo Gonzalez'in 1995 yılında ortaya attığı hipotezi, Dünya'nın Samanyolu Galaksisi içindeki konumu itibariyle (sadece Dünya için değil; diğer olası gezegenler için de) bir ''galaktik yaşanabilir bölge'' olduğunu söyler. Eğer farklı türlerde yaşanabilir sınırlar kabul edilirse, bunların kesişim bölgeleri, hayat içermesi en muhtemel bölgeler olarak görülür.

Gezegenlerin ve doğal uyduların yerleri, yıldızlarının yirüngesinde, belli bir yaşanabilir sınırda bulur, fakat yaşanabilirin hemen dışında da gezegensel yaşanabilirlik mümkün olabilir. ''Goldilocks gezegeni'' terimi ise ''gezegensel bölgenin yaşanabilirliği'' anlamında kullanıldığında, Dünya ile kabaca karşılaştırılabilecek koşullardaki gezegenleri betimleyebilir. Ancak bu terim, her an bir çöküntü veya ekstrem bir olayın içine girebilecek (meteor yağmuru, büyük çaplı volkan patlamaları, vs.) durumdaki gezegenlerin gezegensel yaşanabilir bölge olmalarını engellemez; yani bunlar için de kullanılabilir. ''Goldilocks'', ''düğün çiçeği'' demektir ve bu ismin kaynağı ise orijinal adı ''Goldilocks and Three Bears'' olan ''Üç Ayı'' masalı. Masalda, bir küçük kız, her şeyi ''çok büyük/çok küçük, çok sıcak/çok soğuk, vs.'' kriterlerle sınıflandırır ve sürekli bir ''orta yollu''sunu bulmaya meyleder. Goldilocks bölgesinin cazibesi de burada ''ortalama'' şartlarda bulunmasıdır. Kepler uydusu'ndan gelen bilgilere göre, Samanyolu'nda en az 500 milyonu aday olmak üzere, 54'ü kesin aday, bir düzinesi de kesinlikle yaşanabilir bölgede bulunan gezegen vardır.

Bununla birlikte, yaşanabilir suınırlar, sabit değildir. Bir yıldızın hayatı boyunca, oluşturduğu yaşanabilir bölge de belli değişikliklere uğrar. Astronomik nesneler, söz konusu sınırda konuşlanırken, Güneş patlamalarından, gelgit kuvvetlerinden ve diğer zararlı etkilerden izole bir yerde konuşlanmışsa, yaşanabilirlik katsayısı artar.

Galaktik yaşanabilirlik ile birlikte, bu ve diğer bazı dışlayıcı faktörler, zıt bir teori olan ve yıldızlararası, hayatın var olamayacağı bir bölge fikrini güçlendiriyor (Nadir Dünya Hipotezi).

Bazı gezegenbilimciler, basit ve sınırlı bir şekilde, kabataslak bir yaşanabilir bölge tasvir edebiliyorlar. Yıldızların etrafında, diğer çözücü sıvıların dengeli miktarda bulunduğu (metan ve amonyak gibi) eşdeğer bölgelerin de desteği, bu konuda ihmal edilemez. Astrobiyologlar bu ortamları, alternatif biyokimyevi ortamlar olarak değerlendiriyorlar. Ayrıca bir olasılık da, Dünya-dışı gezegenlerde, yeraltı okyanusları olasılığıdır. Burada da yukarıda söz konusu olan sıvıların bolca bulunması söz konusudur. Yaşanabilir sınırlar için bu istisnalar da göz önünde bulundurulmalıdır.

Pekiyi...

Goldilocks bölgeleri nedir, neyi nitelemez, ne anlama gelmez?

Öncelikle şunu anlamamız gerekmektedir: bu yaşanabilir sınırlar, yani ''goldilocks bölgeleri'', ÖNCEDEN ÖZELLİKLE SEÇİLMİŞ ya da BELİRLENMİŞ DEĞİLLERDİR. Bu sınırların ya da bölgelerin oluşması, Güneş Sistemi'nin ya da söz konusu sınırların bulunduğu bir başka sistemin evrimi sürecinde devinen fiziksel yasalarca yönetilir. Bu bölgelerin oluşmasında, ana yıldız kadar, diğer bütün gezegenlerin katkısı vardır; katkısı ihmal edilebilecek hiçbir gezegen olamaz. Kütlelerinin sebep olduğu gravitasyonel kuvvet, sistemdeki yıldızlararası maddeyi ve diğer bazı maddeleri yönlendirmede önemli rol oynar. Bu sadece bir örnektir. Kısaca söylemek gerekirse, bu bölgeler zaten oluşacaktır.

Açıklayalım: herhangi bir yıldız düşünelim. Bu yıldız ne kadar büyük ve ne kadar sıcak olursa olsun; belli bir sınıra varıncaya kadar, ilettiği sıcaklığının ve etkinliklerinden kaynaklanan etkilerinin azalacağını biliriz. Bu sınırdan sonra ise bir ''ortalama'' kuşak başlar ve bunun da sonrasında, soğuk kuşak gelir. İşte bu ortalama kuşak, eğer başka faktörler söz konusu değilse (meteor kuşağının etkisi altında olan bölgeler gibi), goldilocks bölgeleri için ilkel adaylar olarak düşünülebilir.

Belli başlı bazı ''kaynak''lar, bu bölgelerin ya da sınırların, bazı inançların kutsal kitaplarında yer alan pasajlarca bildirildiğini söyleyebilseler de, hepimizin tahmin edebileceği gibi, bunlar, mızrağı çuvala sığdırma çabalarıdır. Biz, ''Bunlar bizim için oluşturuldu!'' diye düşünebiliriz. Bu, bizim elimizdedir. Belli bir sonuç bulur, objektiflikten uzak bir şekilde ona nedenler uydurmaya çalışabiliriz. Ancak bilimsel yöntem, bu değildir.

Umarız faydalı olur.

Sevgiler.

Teşekkür: Emre Oral

0 Yorum
Evrim Ağacı
Evrim Ağacı
Site Yöneticisi
Profil