İnsan Türünde Ergenlikte Görülen Değişimler

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Çoğu aile büyüğü evin delikanlısından şikayetçidir. Bu şikayetin ardından da çoğu zaman da bildiğimiz o cevap gelir: “Ergenlik dönemindedir, kötü davranmayın”. Peki, neden şikayetçidirler? Çünkü delikanlımız bugüne kadar sözlerinin dışına çıkmadığı aile büyüklerine başkaldırmaya başladı, başına buyruk hareket etmeye başladı; evlerinin küçüğü artık yetişkin olma yolunda...

İnsan, doğumundan yaşamının sonuna kadar birçok dönemden geçer. Bunlardan en fırtınalı, heyecanlı ve stresli dönemi ise ergenliktir. Bu dönemde birey artık ailesinden uzaklaşmaya, kendi görüşlerini, düşünceleri oluşturmaya başlar. Toplumda bir statü sahibi olmak ister, dış görünüşüne ve diğer insanlara daha fazla önem vermeye başlar, artık bazı davranışları cezadan korktuğu için değil yapılmaması gerektiği için yapmamaya başlar. Kısacası çevreye ve kendisine daha duyarlı olmaya başlar.

En çok görülen bir başka davranış ise bireyin ailesini her ortamda eleştirmesidir. Eskiden beri annesini ve babasını evrenin merkezinde ve süper kahraman gibi gören bireyimiz bu dönemlerde bu süper kahramanların hatalarını görüp onları arkadaş çevresinde eleştirmeye başlar.

Bu dönemin ağır geçirilip geçirilmemesi de aileye ve bireyin çevresine bağlıdır. Eğer beklediği ilgiyi ve değeri görürse birey bu dönemi kolay atlatabileceği gibi ilgi görmediğinde ise ailesine ve çevresine zorluklar yaşatabilir. Bu dönemde de yapılması gerekenlerden en önemlisi de bireyin fikirlerinin aile için değerlendirilmesi, sorumluluk duygusunu oluşturacak görevler verilmesidir.  

Tabii ki size oturup ne yapmanız gerektiğini anlatmayacağız. Davranışlardan hafiften bahsettikten sonra size ergenlik dönemi boyunca vücutta gerçekleşen değişimlerden bahsedeceğiz.

Ortam şartlarına ve diyete göre değişse de genel olarak kızlarda ortalama 10 yaşında erkeklerde ise ortalama 12 yaşında ergenlik dönemi başlar (sıcak iklimlerde ergenliğin yaşı kızlarda 7-8 erkeklerde 9-10 yaşına kadar düşerken; soğuk iklimlerde bu yaş iki cinsiyet için de 20'lere kadar çıkabilmektedir).


Cinsel Gelişim

Kişilik gelişiminin yanında tabii ki de fiziksel gelişim de oluyor. Bebekliğinden beri büyüyen ve gelişen birey bu döneme geldiğinde cinsiyetine göre salgılanan hormonlar sayesinde cinsel gelişimini de tamamlıyor.

Erkeklerden başlayacak olursak, ergenliğin ilk dönemlerinde önce testis ve skrotum, bunların ardından da penis gelişir. Penis gelişirken de beraberinde seminal kesecik ve prostat gelişir. Bu gelişmelere birincil cinsel karakter gelişim aşaması denir. İlerleyen zamanlarda ise ikincil cinsel karakter gelişimi oluşur: sesin kalınlaşıp erkeksi özelliği alması, vücudun gelişmesi ve sakal çıkması izler.

erkek <span class=üreme organları" src="/public/uploads/photos/insan%20turuyle%20ilgili%20gercekler/erkek_Areme_organlarA.jpg" style="width: 560px; height: 332px;" />

 

 


Kızlarda ise erkeklerin aksine ilk olarak ikincil cinsel karakter özellikleri gelişir. Yani, üreme yeteneği vücutsal gelişimin ardından olur.  Sesin incelmesi, büyüme hormonlarının etkisiyle vücudun gelişmesinin ardından cinsiyet hormonlarının da etkisiyle vajinada ve rahimde büyüme, cinsel organlarda gelişme ve adet döngüsü başlar. Fakat ilk adet olunduktan yaklaşık 1 yıl sonra birey üreme yeteneğini kazanır.

 

 

                                 kadın üreme organları

Gelin şimdi bu gelişmelere neden olan hormonlardan ve bezlerden bahsedelim.

Büyüme hormonu (GH): Ön hipofizden salgılanan, peptit yapılı bir hormondur. Hayvanlarda ve insanlarda büyümeye yardımcı olur. Çocukluk döneminde çok aktif olan bu hormon ergenlik döneminde de büyümeye fazlaca katkı sağlar.

Epifiz: 1-2 yaşına kadar büyüdükten sonra bu bez sabit kalır. Bu bezin çocuklukta melatonin hormonu salgılaması sayesinde cinsel olgunluğu inhibe ettiği düşünülüyor. Ergenlik döneminde de bu bez melatonin salgısını azaltıyor.

Androjen: Erkek cinsel alıcılar ve dişi cinsel alıcılar üzerinde etki gösterir (prostatın, atmık kanalların, klitorisin büyümesi gibi). Fakat sadece cinsel organlar üzerine değil, cinsel olmayan organlar üzerinde de etkisi vardır: kollarda ellerde ve yüzde kılların uzaması; kaslarda proteinlerin sentezlenmesi ve bünyeye katılması için uyarı; sesin kalınlaşması gibi.

Dihidrotestosteron (DHT): Erkek vücudunda bulunan testosteron hormonunun aktif versiyonu olan güçlü metobolitine verilen addır. Ergenlik döneminde ikincil cinsiyet karakterlerinin meydana gelmesini ve erkek tipi farklılaşmayı meydana getirir. Böylece ergenlik döneminden önce kız çocuğundan kolay kolay ayırt edilemeyecek olan erkek çocuğu gittikçe farklılaşır ve çocukluktan erkekliğe adımını atar. Sakalları ve bıyıkları çıkmaya, sesi kalınlaşmaya, boyu uzamaya, kas kütlesi artmaya, penisi büyümeye, testisleri sperm üretmeye başlar. Tüm bu farklılaşmayı testosteron, DHT hormonuna dönüşerek meydana getirir.

Folikül Uyarıcı Hormon (FSH): Hipofiz bezinden salgılanan bir hormondur. Erkekte ve dişide benzer bir protein yapısı taşır. Lütein yapıcı hormonla beraber yumurtalığın ve erbezlerinin işlevlerine katkıda bulunur. Kadınlarda yumurtalık foliküllerinin olgunlaşmasını, erkekte spermatozoonların üretimini ve olgunlaşmasını sağlar.

Luteinleştirici Hormon (LH): Hipofizin ön lobunda üretilen glikoprotein yapıda bir hormondur. Kadınlarda ani bir artışla ovulasyonu başlatır ve korpus luteumun (sarı cisimcik) büyümesini sağlar. Erkeklerde ise testosteron salgılanmasını uyarır.

 

                             erkek ve kadınlarda üreme hormonları döngüsü

 

1. FSH
2. LH
3. Progesteron
4. Österojen
5. Hipotalamus
6. Hipofiz Bezi
7. Ovaryum
8. Gebelik
9. Testosteron
10. Testis
11. Harekete geçirici organ
12. Prolaktin

Hormonlar hakkındaki bilgilerin tümüne “emedicinehealth”  adresinden ulaşabilirsiniz.


Beyindeki Gelişmeler

Önemli gelişim ve değişim bir de beyinde yaşanıyor bu dönemde. Fakat beyin gelişimini tamamlamamış oluyor. Yapılan araştırmalara göre beynin 10-25 yaşları arasındaki değişimleri genellikle davranışı etkileyen bölgelerde oluyor. Ergenlik kısmında da bu bölgelerin gelişiminin ve değişiminin tamamen bitmemesi tutarsız davranışlara sebep olduğu düşünülüyor. Çünkü beyindeki en önemli değişim ise korteksin duygusal bölgelerinde gerçekleşiyor.

Daha da detaya inecek olursak; ergenlik dönemi boyunca beyindeki beyaz madde artmaktadır. Sinaptik budama denen bu süreçte gereksiz nöronlar ortadan kaldırılır ve beyindeki gri madde miktarı azaltılmış olur. Tabii ki bu beynin işlevselliğini kaybettiği anlamına gelmez, aksine artan miyelinasyon ve kullanılmayan yolların azaltılması beyin için daha yararlıdır. İlk olarak budanan bölgeler ise duygusal alanlarla ilgili olan sinirlerdir.

Beyinde gerçekleşen diğer önemli değişimler ise karar verme ve diğer önemli bilişsel işlevlerin yer aldığı prefrontal kortekstedir. Prefrontal korteksteki sinaptik budamanın artması, bilgi işleme verimliliğinin artmasını ve prefrontal korteks ile beynin diğer bölgeleri arasındaki bağlantıların güçlenmesini sağlamıştır. Bu da risk durumlarında daha iyi kararlar vermeye yardımcı olur.

Bu bölge harici, dorsolateral prefrontal korteksin gelişmesi dürtülerin kontrolü ve plan yapma gibi davranışlar için önemlidir. Orbitofrontal korteks gelişimi ise ödül ve risk durumlarının değerlendirmesi için önemlidir.

Beynin bölümleri


Beyin gelişiminden ve değişiminden bu kadar bahsettik fakat bunlara sebep olanlar ne? Şimdi biraz da bunlara bakalım. Ergenlikte beyin gelişimi için 2 tane önemli nörotransmitter rol oynar. Glutamat ve dopamin. Glutamat uyarıcı bir nörotransmitterdir. Biraz önce bahsettiğim sinaptik budamayı denetleyen nörotransmitterler uyarıcı nörotrnasmitterlerdir. Bu yüzden ergenliğin başında, bireyin beyninde uyarıcı nörotransmitterler çok bulunur.

Dopamin ise bireyin karar verme sırasında ortama göre davranmasında etkilidir (Yapılmaması gerek davranışların korktuğu içi değil, yapılmaması gerektiği için yapılmaması). Ergenlik döneminde limbik sistemde dopamin ve prefrontal kortekse dopamin girişi artar. Dopaminin artması, gençlerin risk alma, tehlikeli sporlarla ilgilenme isteklerini de artırıyor.

Limbik sistemin değişmesi ise duygusal açıdan bireyi etkiliyor. Örneğin, limbik sistemdeki dopamin ve serotonin düzeylerindeki değişikliklerin bireyi duygusallaştırdığı görülmüştür.

Limbik sistemin merkezi


İşte ergenlik dönemindeyken vücudumuzda gerçekleşen olaylar zincirinin çok küçük bir kısmı böyle. Daha çok beyin üzerindeki değişme ve gelişmeler ergenlik dönemindeki bireyin davranışlarında etkili olurken, neden duygusal olduklarını, neden tehlikeyi sevdiklerini ve neden sosyal ilişkilere önem verdiklerini açıklamış olduk.

İlk açıklamalarımız da kişinin fiziksel gelişimi ve cinsel gelişimi üzerine oldu. Tabii hepsi bu kadar değil, ergenlik üzerine yapılan çok değişik alanlarda bir çok araştırmalar var, biz ise en önemlilerini sizinle paylaştık.

 

Kaynaklar ve İleri Okuma:

1) Geneva Foundation for Medical Education and Research
2) Adolescent Physiology, Kathryn L. Eckert, Vincent A. Loffredo, Kathleen O’Connor, Behavioral Approaches to Chronic Disease in Adolescence, 2009, pp 29-45
3) Colburn, T., Dumanoski, D. and Myers, J.P. Our Stolen Future, 1996, Plume: New York
4) Herman-giddens, ME; Slora, EJ; Wasserman, RC; Bourdony, CJ; Bhapkar, MV; Koch, GG; Hasemeier, CM (1997). "Secondary sexual characteristics and menses in young girls seen in office practice: a study from the Pediatric Research in Office Settings network.". Pediatrics 99 (4): 505–12. doi:10.1542/peds.99.4.505. PMID 9093289
5) Plant TM, Lee PA, eds. The Neurobiology of Puberty. Bristol: Society for Endocrinology, 1995. Proceedings of the latest (4th) International Conference on the Control of the Onset of Puberty
6)Tanner, JM; Davies, PS (1985). "Clinical longitudinal standards for height and height velocity for North American children.". The Journal of pediatrics 107 (3): 317–29. doi:10.1016/S0022-3476(85)80501-1. PMID 3875704
7)Sizonenko, PC. Role of sex steroids during development—integration. in Bourguignon, Jean Pierre & Tony M. Plant. The Onset of Puberty in Perspective: Proceedings of the 5th International Conference on the Control of the Onset of Puberty, Held in Liège, Belgium, 26–28 September 1999. Elsevier. Amsterdam & New York 2000. ISBN 0-444-50296-3
   

Glyptodon

Evrenle İlgili 20 Gerçek!

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim