Güzelliğin Evrim Üzerindeki Büyük Etkisi Görüşüne Karşı
Güzelliğin Evrim Üzerindeki Büyük Etkisi Görüşüne Karşı

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Eşler hakkındaki estetik yargılar adaptasyonla ilişkilendirdiğimiz özelliklere her zaman bağlı mıdır ve aktarmaya değer mi? Yoksa güzellik tesadüfen mi gelişmiştir?

Bir süre önce, Stanfordlu bir fizikçi beni şaşırtan retorik bir soru sordu:

“Neden bu kadar çok güzellik var?”

O söyleyene kadar dünyada bu kadar çok güzellik olduğunu düşünmemiştim. Fizikçi Manu Prakash, denizyıldızı larvalarının suda oluşturduğu desenlerle büyülenmişti fakat kendini oldukça zorlu bir bilmecenin içinde buldu: Güzellik neden var? Sahi, güzellik neden var?

Yale’de evrimsel biyolog ve kuş bilimcisi olan Richard O. Prum, yeni kitabı  The Evolution of Beauty: How Darwin’s Forgotten Theory of Mate Choice Shapes the Animal World — and Us’ta bu soruya kısmi bir cevap sunuyor. Prum tek bir güzellik türü (“oo, çok güzel/yakışıklı değil mi?” çeşidi) hakkında yazdığı kitabında genel olarak kuşları anlatıyor, insanları değil. Cevabı kısaca şöyle: Dişi kuşlar böyle seviyor.

Bu görüş akışkan dinamiğini veya gece göğünün çekiciliğini anlamamıza yardımcı olmuyor ancak Dr. Prum, Charles Darwin'in şu anda bile devrim niteliğindeki bir görüşünü hayata geçirmeye ve geliştirmeye çalışıyor.

Fikir şöyle: Kuşlar eşlerini seçerken (ki kuşlarda seçen, çoğunlukla dişilerdir) sadece estetik olarak adlandırabileceğimiz seçimler yapar. Kuşların bir güzellik algıları vardır. Dr. Prum bunu “birlikte evimleşen cazibe” olarak tanımlıyor. Kuşlar, genellikle süslü tüyler şeklinde olan o güzelliği arzularlar ve onların arzuları evrimin akışını değiştirir.

Bütün biyologlar kuşların eşlerini seçtiklerini kabul eder fakat şu andaki hâkim görüşe göre seçilen eş sağlık ve iyi genler açısından uygun başarısı en yüksek olandır. Herhangi bir süs veya desen, uyum başarısının yüksek olduğunun belirtisidir. Bu tür yararlı bir özellik nesneldir. Dr. Prum’ın  (veya Darwin'in) güzellik kavramı ise, estetik çekicilikten başka bir anlam taşımayan, daha öznel bir kavramdır.

Dr. Prum, evrimsel biyologların yararlılık ve güzellik, nesnellik ve öznellik konularına ilişkin varsayımlarını tekrar gözden geçirmelerini istiyor. Aynı zamanda evrimin teknik yönlerine uyup uymadığına dair açık bir mesajla halka ulaşmak istiyor. Prum, kendi eşini seçme arzusunun sadece insanlara ait bir özellik olmadığını söylüyor. Ördekler, sülünler ve diğer canlılarda da bu özellikler bulunur. Dr. Prum, New Haven yakınlarındaki bir kumsalda yapılan kuş gözlemciliği gezisinde şöyle diyor:

“Seçim özgürlüğü hayvanlar için önemlidir. Bunu gerçekten anlamaya ya da anlatmaya çalışmak yerine, üstünkörü açıklamalarla geçiştirmeye çalışıyorduk. Bu kitabın getireceği büyük değişikliklerden biri budur.”

Kitap, ayrıntılı bilimsel analizlerden spekülasyonlara kadar her düşünceyi içeriyor. Prum, meslektaşlarının  her konuda onunla aynı fikirde olmasını beklemiyor. Aslında, gelebilecek entelektüel çatışmaları düşündüğünde gözleri parlıyor. Samimi bir gülümsemeyle şöyle diyor:

“Aslında, benimle aynı görüşte olan kimseyi tanımıyorum. Hatta kendi öğrencilerim bile henüz o noktada değil.”

Richard O. Prum, Connecticut'taki East Rock parkında kuş gözlemciliği yürüyüşünde. Fotoğraf: New York Times, Christopher Capozziello
Richard O. Prum, Connecticut'taki East Rock parkında kuş gözlemciliği yürüyüşünde. Fotoğraf: New York Times, Christopher Capozziello

 

Dr. Prum’ın görüşlerini kavramak için biraz tarihe bakalım: Darwin,  doğal seçilimle gerçekleşen evrim fikrini önermişti, yani uyum başarısı en yüksek olanın hayatta kalması fikrini.  Basitçe söylemek gerekirse canlılar hız, renk, koklama hissi gibi kalıtsal özelliklerinde değişiklik gösterirler. Daha uzun yaşayan veya daha çok yavruya sahip olan bireylerin özellikleri daha yaygın hale gelir. Böylece zamanla daha hızlı antilopların daha çok yavruları olur, bu yavrulardan en hızlıları daha çok ürer ve sonuç itibariyle antilop çok hızlı bir hayvan haline gelir.

Fakat üremek için sadece çiftleşinceye dek hayatta kalmak ve sağlıklı olmak yeterli değildir. Bir eş bulmak zorundasınızdır ve -birçok türde- eşiniz sizi seçmelidir. Bu süreç cinsel seçilimdir. Kuşlarda seçici olan genellikle dişilerdir. Dişi kuşların seçimleri, erkek kuşların inanılmaz derecede güzel renkli ve muhteşem birer dansçı olmalarını, çardak kuşları gibi bazılarının da dişilerine göz alıcı yuvalar yapmalarını sağlar. Örneğin, dişiler uzun kuyruklu erkeklerden hoşlanırsa, uzun kuyruklu erkeklerin daha fazla yavrusu olur ve bu yavrulardan en uzun kuyruklu olanları daha çok ürer. Sonunda, uzun kuyruklu bir kuş türü oluşur.

Scarborough'daki Toronto Üniversitesi’de dekan yardımcısı olan, cinsel seçilim üzerine araştırma yapan ve evrim konusunu öğreten evrimsel biyolog Maydianee Andrade şöyle diyor:

Soruyu aslında şöyle sorabiliriz: Dişiler eşlerini seçerken onları yem arıyormuş gibi düşünebiliriz. Peki, ne arıyorlar? Arkanızda dev bir kuyruk taşıyorsanız bu, dişilere bir şey ifade ediyor olabilir. Büyük ve ağır bir kuyruk taşıyarak hayatta kalan erkek kısa bir kuyrukla hayatta kalan erkekten daha etkileyicidir.

Ancak hayatta kalmanın bununla hiçbir ilgisi olmayabilir. Bazı dişi ispinozlar, beyaz yumurtalarını kamufle etmek için yuvalarını beyaz tüylerle kaplar. Bir deneyde, kafalarında beyaz tüyler olan erkekleri diğerlerinden daha çok tercih etmişlerdi. Bu, estetik bir tercih gibi görünüyordu ve ayrıca zevklerin tartışılamayacağını da kanıtlamış oldu.

Avustralya'da bir erkek çardak kuşunun dişi kuş için sergilediği eser. Fotoğraf: Matthias Breiter/Minden Pictures
Avustralya'da bir erkek çardak kuşunun dişi kuş için sergilediği eser. Fotoğraf: Matthias Breiter/Minden Pictures

 

Darwin, seçilime dayalı eş seçiminin doğal seçilimden farklı olduğunu ortaya sürmüştü. Çünkü dişiler sağkalım, hız, güç gibi bazı nesnel niteliklere göre değil de genellikle gördükleri güzelliklere göre karar veriyorlardı. O dönemin bilim insanları, biraz da dişilere yapılan vurgudan dolayı bu görüşe olumsuz tepki göstermişti. Doğal seçilimin önceleri büyük bir destekçisi olan ama sonra doğal seçilimi eleştiren İngiliz biyolog George Jackson Mivart şöyle yazmıştı:

“Huysuz dişi kaprisi dengesizliğinin yaptığı seçilim eylemiyle hiçbir renk tutarlılığı üretilemezdi.”

Darwin ile aynı zamanda evrim teorisini ortaya koyan Alfred Russel Wallace, renklerin ve desenlerin bir anlam ifade ettiği fikrini savunuyordu. Bu işaretler ya doğru türün bir erkeği olduğunun göstergesiydi ya da altındaki uyum başarısının belirtisiydi. Belki de sadece güçlü ve sağlıklı bir erkek böyle büyük ve güzel bir kuyrukla hayatta kalabilirdi.

Evrim teorisinin doğduğu yıllarda bilim insanları cinsel seçilimin nasıl işlediğini tartışıyorlardı. Genlerin keşfedilmesi ve diğer pek çok gelişmede de bu tartışmaya devam ettiler.

Prum’ın Michigan Üniversitesi'nde yüksek lisans yaptığı ve şu anda Auburn Üniversitesi'nde profesör olan Geoffrey Hill ile aynı ofisi paylaştığı 1980'li yıllara ilerleyelim.

O yıllardaki hâkim evrim düşüncesi renk, desen gibi süslerin ve göz alıcı tüylerin bir uyum başarısı göstergesi olduğu fikrine doğru kaymıştı. Dr. Hill, en süslü hayvanların en iyi erkekler olduğunu belirtiyor. Bu, genetik uyum başarısının “dürüst sinyal”lerle dışa yansımasıdır. Hill, bu fikrin eski güzellik fikrini ezip geçtiğini söylüyor.

Büyük argus sülününün kanat tüylerinin yakın plan görüntüsü. Fotoğraf: Paul D. Stewart/Minden Pictures
Büyük argus sülününün kanat tüylerinin yakın plan görüntüsü. Fotoğraf: Paul D. Stewart/Minden Pictures

 

Dr. Hill en baştan beri tamamen ikna olmuştu ve hayvanlardaki süsleri “dürüst sinyal” olarak açıklayabileceğinden emindi. Ancak, sonradan görüşlerini tekrar gözden geçirdi. Ona göre, bazı aşırı süslerin sinyalle ilgisi yoktu, daha çok Dr. Prum'un desteklediği türden bir işlemin sonucuydu o süsler. Dr. Hill şöyle devam ediyor:

“Tavuskuşunun kuyruğunu ‘dürüst sinyal’ ile açıklayamazsınız.”

Dr Hill, Prum'un fikrinin çok önemli olduğunu ama bu fikre kendini biraz fazla kaptırdığını söylüyor. Kitap için şunları söylüyor:

“Harika bir kitap, canla başla çalışılarak yazıldığını söyleyebilirim ama bilimsel olarak hayal kırıklığı yarattı.”

Dr. Hill, Darwin’in kendisinin de cinsel seçilim üzerine yaptığı çalışmalardan memnun kalmadığını söylüyor. Evrimsel biyolojinin hâkim görüşü dişinin keyfi seçimi fikrine karşı değildir. Dr. Hill yakın bir zamanda cinsel seçilimi açıklamaya yönelik birkaç farklı süreci birleştirmeleri gerektiğini savunmuştur.

Dr. Prum’ın gerçekten istekli  ve entelektüel olarak tartışmaya açık bir yapısı vardır. Bir zamanlar popüler olmayan fikirlerin kazananları tarafında olmuştur.

Yüksek lisans öğrencisiyken hayvanların sınıflandırılma biçimini değiştirmek isteyen araştırmacıların tarafındaydı. Bu yeni fikir kladistik olarak adlandırılmıştı ve şu anda yerleşmiş bir fikirdir. Prum, kuş tüylerinin fiziksel yapısı ve gelişimiyle ilgili çığır açan bir araştırma yapmıştı ve kuşların dinozorların soyundan geldiği fikrinin ilk destekçilerindendi. O zaman için yeni olan bu fikir şu anda hâkim görüştür.

New Jersey, Long Beach’teki erkek alacalı deniz ördekleri. Fotoğraf: George Grall/National Geographic, Getty ImagesNew Jersey, Long Beach’teki erkek alacalı deniz ördekleri. Fotoğraf: George Grall/National Geographic, Getty Images

 

Her iki konuda da Prum görüşlerinde yalnız değildi. Ama kendine güveni tamdı, üstelik de sadece bilimsel çalışmalarında değil. Örneğin pizza meselesini ele alalım.

New Haven'da, pizza neredeyse kutsal bir şeydir ve herkesin sürekli gittiği kendi pizzacıları vardır. Dr. Prum'a şehirde en iyi pizza yapan yeri sorduğumda onun birbirine rakip pizzacılardan birini seçeceğini düşünüyordum ama o hiç tereddüt etmedi. En iyi pizzayı kendisinin yaptığını söyledi. Özel bir parça eklenmiş mangalını kullanarak yaptığı mükemmel pizzasının ayrıntılarını anlattı. Kaşımı kaldırarak inanmaz baktığımı görünce de Prum pizzalarını tatmış olan ortak bir yazar arkadaşımızı referans gösterdi.

Prum, tüm zamanını tek bir konuya ayırarak çalışma alışkanlığında olduğunu kabul ediyor ve takıntılı olduğunu itiraf ediyor. Kuş gözlemciliği ilk ve en uzun ömürlü takıntısı. Evrimsel biyoloji ise en derin olanı. Yemek pişirme, opera, bahçe işleri, siyaset (solcu) de diğer takıntıları.

Yüksek lisans yaptığından bu yana cinsel seçilim hakkındaki baskın görüşe katılmıyor ve yeni kitabının bir manifesto olarak bilim insanlarının ötesine de ulaşmasını umuyor. Kitabın özetlenecek çok bölümü var. Örneğin, insanlarda aynı cinsiyet çekiminin atalarımız zamanındaki erkek cinsel baskısını zayıflatan kadın seçimleri yoluyla evrimleştiğini iddia eden bir bölüm var. Tam olarak anlayabilmek için kitabı okumanız gerekiyor.

Boyalı kiraz kuşu. Fotoğraf: Universal Images Group, Getty Images
Boyalı kiraz kuşu. Fotoğraf: Universal Images Group, Getty Images

 

Fakat argümanının özel bir yönü, neredeyse tüm evrimsel değişimlerin adaptif olduğu ve uyum başarısına katkıda bulunduğunun düşünülmesinden doğan üzüntüsüdür. Başka bir deyişle, eğer bir balık mavi ise bir nedenden ötürü mavi olmak zorundadır. Renk özelliği, yırtıcılardan kaçmaya ya da avcıdan gizlenmeye yardımcı olmalı ya da başka şekilde faydalı olmalıdır. Bu nedenle, güzellik de adaptif olmalı veya altındaki adaptif niteliklerin bir işareti olmalıdır. Bir davranış, süs veya fiziksel özelliği seçin mesela, aksi kanıtlanana kadar faydalıdır.

Güzelliği ele alalım. Hayvanlar estetik tercihlere sahip oldukları ve bunun üzerinden seçim yaptıkları için güzellik kaçınılmaz olarak ortaya çıkacaktır. Prum’a göre, güzellik tesadüfen gelişmiştir ve aksi ispatlanıncaya kadar adaptif olarak düşünülmemelidir.

Prum, bu “boş hipotezi” önerirken Austin’deki Texas Üniversitesi’nde popülasyon genetiği, genomik ve evrim teorisi üzerine çalışan ve The Evolution of Beauty’den bazı bölümler okuyan Mark A. Kirkpatrick’in çalışmasından yararlanıyor.

Dr. Kirkpatrick ise şunları söylüyor:

“Rick'in bu mücadelesinden çok etkilendim. Cinsel seçilimin tüm yönlerinin keyfi güzellik seçimlerine dayandığına ikna olmuş değilim. Ancak Dr. Prum diğer bilim insanlarını varsayımlarını sorgulamaya ikna ederse büyük bir hizmette bulunmuş olacak.”

Dr. Prum ise, Dr. Prakash'ın sorduğu “Kuşlar neden güzeldir?” sorusuna en azından kısmi bir cevap veriyor:

“Kuşlar güzeldir, çünkü kendilerine göre güzeldirler.”


Kaynak: Bu yazı The New York Times adresinden çevrilmiştir.

Ana Görsel: Marcel van Kammen/Minden Pictures

İş-Aile Dengesi ve Bu Dengeyi Etkileyen Faktörler

Kırmızı Şarap ve Siyah Üzümün Gizli Tehlikesi!

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Şule Ölez
Şule Ölez
Editör
Damla Şahin
Damla Şahin
2. Editör
Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim