Filler 80 Yıldır, Giderek Dişsiz Olacak Şekilde Evrimleşiyorlar! Sebebi: İnsanlar Tarafından Avlanma!
Filler 80 Yıldır, Giderek Dişsiz Olacak Şekilde Evrimleşiyorlar! Sebebi: İnsanlar Tarafından Avlanma!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

İnsanlar çoğu zaman evrimi gözleyemeyeceklerini düşünürler. Kısmen haklıdırlar; çünkü 80 yıllık ömrümüzün tümüne bile kıyasla evrimsel değişimler çok daha uzun zaman aralıklarında yer alır. Bırakın 80 yılı, 800 yıl bile yaşasaydık tek hücreli bir canlının ayaklanıp koşmaya başladığını göremezdik. Çünkü 800 yıl bile, evrimsel süreç için bir hiçtir. Ancak kıta hareketlerini ömrümüz boyunca hissedemiyor olmamız, jeolojik değişimlerin yaşanmadığı anlamına gelmez. İklim değişimlerini hissedemiyor olmamız, Küresel Isınma'nın olmadığı anlamına gelmez. Aynı şekilde, canlıların büyük değişimlerini gözlerimiz önünde göremiyor olmamız, evrimin olmadığı, türlerin yeni türlere evrimleşmediği anlamına gelmez. Çünkü kayaların kırılmaları, volkanik faaliyetler, depremler ve daha nice unsur bize jeolojik değişimleri geçmişini bir kitap gibi gösterir. Kayaların oksidizasyonu, bitki örtüsündeki değişimler, atmosferik gazların kayaçlarda bıraktıkları izler, iklim değişimlerinin geçmişini bir kitap gibi gösterir. Aynı şekilde, genler, fosiller, paleoekolojik izler evrimin gerçekleştiğini bize kitap gibi gösterir.  

Üstelik evrim, aslında kolaylıkla gözlenebilir. Aynı insanlar, birkaç mutasyonun popülasyon içerisindeki sıklığının değişmesinin, bir türün yeni bir tür oluşturması anlamına gelmeyeceğini söylerler. Tamamen hatalıdırlar. Zira jeolojide, iklimde, fizikte ve evrimsel biyolojide, süreklilik ilkesi (jeolojide buna "üniformateryanizm" denir) vardır. Nehirler 3 milyar yıl önce de vadiler ve yarıklar açıyordu. İklimsel olaylar 3 milyar yıl önce de yaşanıyordu. Tüm cisimler, 3 milyar yıl önce de havada serbest bırakıldıklarında yeryüzüne doğru düşüyorlardı. Bunlar, zamana bağlı olarak değişen yasalar değildir. Aynı şekilde, seçilim 3 milyar yıl önce de etki ediyordu ve bugüne kadar da etkisini sürdürdü. Dolayısıyla bugünkü birikimler, söz konusu zaman aralıklarında değerlendirildiklerinde, bir tür o kadar değişir ki, artık atasal tür ile aynı kategoriye koymanız imkansızdır. İşte bu, makroevrimdir.

Bunun en ilginç örneklerinden birisini, fillerde ve dişlerinde görüyoruz. Normalde bir filin dişsiz doğması, doğa için müthiş bir dezavantajdır. Kendisini ve ailesini diğerlerine karşı savunamaz ve daha önemlisi, hiçbir dişsiz bir bireyle neredeyse hiçbir fil çiftleşmek istemeyecektir. Ayrıca dişler, avlanma ve besin bulma konusunda da görev almaktadır. Bu sebeple doğadaki fillerin neredeyse hiçbiri dişsiz doğmaz. Erkeklerde bu dişler daha iridir; dişilerde ise daha ufaktır; ancak gene de ikisinde de vardır. Yapılan incelemeler, 1930'lu yıllarda doğada bulunan fillerin sadece %1-2 gibi ufacık bir kısmının dişsiz olduğunu göstermektedir. Bu, önemsenmeyecek kadar bir varyasyondan ibarettir (bu dezavantajlı bireylerin neden halen var olduğunu buradaki makalemizden okuyabilirsiniz).

Fakat insan, zalimdir. Boyunlarımıza takıp gezdirmek için, hiçbir işe yaramayan safsata ilaçlara katmak için veya sırf eğlence/spor amaçlı olarak filleri katletmekteyiz. Dişleri, bizi cezbediyor. Normalde birçok hayvana zulmediyoruz; ancak fillere yaptığımız kadar uzun, kapsamlı, vahşi ve sürekli olan bir zulme rastlamak oldukça zor. Ve bu, evrimi tetikledi! Hem de müthiş bir hızla!

Beijing Normal Üniversitesi'nden Prof. Dr. Zhang Li, Afrika fillerinde dişsiz doğumların hızla arttığına dikkat çeken bir Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) raporu hazırladı. Bunun üzerine yapılan araştırmalarda, Dr. Jane Macartney, baş döndürücü bir sonuca ulaştı: dişsiz doğmak, fillerin hayatta kalma şansını arttırıyordu! Öyle ki, gezegenimizdeki önemli fil rezervlerinden olan Zambiya'daki Kuzey Luangwa Ulusal Parkı'nda görev alan Amerikalı zoologlar Mark Owens ve Delia Owens, fillerin artık %38'i gibi devasa bir miktarının dişsiz doğduğunu ortaya koydular. Çünkü dişleri olan filler, insanlar tarafından avlanıyordu ve bu sırada kaybedilen sadece dişler değil, yaşam da oluyordu. Ancak bir fil dişsiz doğarsa, çiftleşmek ve savunma konusunda ne kadar dezavantajlı olursa olsun, insanların zulmüne kıyasla bu dezavantaj önemsiz kalıyordu! BBC'nin yaptığı habere göre "avcılar tarafından uygulanan müthiş seçilim baskısı, fillerin hayatta kalması konusunda evrimsel bir tepkiyi tetiklemiştir ve bu sebeple dişsiz doğumların sayısı artmaktadır."

Daha sonra, Uganda'da bulunan Queen Elizabeth Ulusal Parkı'nda yapılan bir diğer araştırma da, bu sonucu doğruladı ve daha fazla bilgi verdi: Aynı şekilde, bu parktaki dişilerin %15'i, erkeklerin %9'unda dişsiz doğumlar görülmeye başlanmıştır. Bu artış, inanılmaz fazladır. Bununla da kalmıyor... Zhang Li tarafından yapılan 3. bir araştırmadaysa, Çin'de bulunan Asya fillerinin erkeklerinde de aynı durum görülmüştür! Son olarak, 4. bir araştırmada Port Elizabeth Üniversitesi'nden Dr. Anna M. Whitehouse, Güney Afrika'daki Addo Fil Ulusal Parkı'ndaki dişsizlik oranın %98'e ulaştığını yayımlamıştır! Neredeyse fillerin tamamı dişsiz doğmaktadır! Evrim, baş döndürücü bir hızla filleri değiştirmektedir.

Bunun sebebi, dişleri oluşturan genlerinde mutasyonlara sahip olmalarından ötürü bu dişlerin gelişmediği bireylerin, insanların hedefinde olmamasıdır. Bunlar, normalde "sakat filler" olarak kabul edilebilecek olmalarına rağmen, ölümcül insanlara karşı müthiş bir avantaj sağlamaktadır. Bu sayede hayatta çok daha kolay kalabilmekte ve kendileri gibi dişsiz ve dolayısıyla hayatta olan fillerle çiftleşip, yine dişsiz yavrular doğurabilmektedirler. Öte yandan dişli filler, hızla katledilmekte ve daha üreme çağına bile gelemeden yok edilmektedirler. Böylece filler, zaten az sayıda kalmış olmaları bir yana dursun, dişsiz fillere doğru hızla evrimleşmektedir.

Şimdi sormak gerekir: fil dediğimizde aklımıza gelen bir canlı vardır ve her seferinde, o canlının dişleri bulunur (bebek filleri bile ufak dişlerle hayal ederiz). Burada, sadece diş üzerine yapılan bir seçilimden söz ettik ve bunun, sadece 80 senede %99 dişlilikten, %2'lere kadar gerilediğini gösterdik. Bu seçilim, boy uzunluğu, şişmanlık, ayak yapısı, burun kısalığı gibi diğer faktörlere de eş zamanlı olarak genişletilseydi ne olacaktı? Hangi özelliğe göre seçersek, o özellikler daha belirgin hale gelecekti. Peki irice bir kedi boylarında olacak kadar ufacık, kulakları yelpaze gibi olmayan, dişleri bulunmayan, hortumu şu andakinin 20'de 1'i kadar kısa olan, bir köpek gibi rahatça koşup zıplayabilen bir hayvan, artık "fil" demek mümkün olacak mıydı? Elbette hayır. Doğada da, çevre sürekli değişiyor olduğu için, canlıların farklı özellikleri avantajlar ve dezavantajlar sağlarlar. Buna göre meydana gelen Doğal Seçilim, atasal türlerden yepyeni türler yaratır. Bu yeni türler de, kendilerinden evrimleşen yeni türleri... Bu sürekli, bir Evrim Ağacı şeklinde dallanıp budaklanarak devam eder. İşte evrim, tam olarak budur. 

Teşekkür: Bu yazıya katkı sağlayan Alp Yıldırım'a teşekkür ederiz.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Journal of Zoology
  2. Journal of the South African Veterinary Association
  3. BBC
  4. Earth Story
  5. Elephant Aid
  6. EHow

Erkeklerin Sakal Tipi Modası, Evrimsel Sürece Bağlı Şekilleniyor!

İnsanın Hayatta Kalma Mücadelesi: Hastalar, Daha Hızlı İlgi Görmek İçin Ebola Hastası Taklidi Yapıyorlar!

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim