Etik İkilem Soruları ve Bunların Analizi

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bu albümümüz dahilinde size 4 temel, 1 orjinal etik ikilem sorusu yönelttik. Bu soruları tekrar gözden geçirmek için buraya tıklayabilirsiniz. Bunlardan ilk dördü, bilimsel araştırmalar amacıyla geliştirilmiş sorulardır ve okurlarımızı birbirine düşürmek için değil, kendileriyle yüzleşmeleri için sorduğumuz sorulardı. Şimdi bu soruların ne olduklarına biraz daha yakından bakacak ve bilimsel açıklamalarını vereceğiz. Böylece kendinizle yüzleşmenizi biraz daha temellendirmiş ve anlamlandırmış olabilirsiniz diye umuyoruz.

Tüm bu etik ikilem sorularını Tren Problemi adı altında toplamamız mümkündür; çünkü her bir soru, bu ana sorunun bir türevidir ve farklı araştırmacılar tarafından geliştirilmiş versiyonlarıdır. Tren Problemi, ilk olarak 1967 senesinde Philippa Foot tarafından ileri sürülen, etik alanındaki düşünce deneylerinden birisidir. Etik alanındaki düşünce deneylerinin bundan çok daha eski bir tarihi olsa da, yine de bu deney biçimi ve türü açısından önem taşımaktadır. Bu problem, sonradan Judith Jarvis Thomson, Peter Unger ve 1996 senesinde Frances Kamm tarafından analiz edilmiş ve geliştirilmiştir. Geleneksel felsefi tartışmaların haricinde, tren problemi sinirbilimler ve daha güncel alt dallarından biri olarak nöroetik açısından önemli bir düşünce deneyidir. İnsan psikolojisini ele alan birçok televizyon programı ve internet sitesinde de bu soru gündeme getirilmiştir.

Fark edebileceğiniz ve buraya tıklayarak hatırlayabileceğiniz gibi, sorunun genel formatı bellidir: tren rayları üzerinde gitmekte olan bir tren vardır. Biraz ileride, bu raylar üzerinde 5 insan bağlı olarak bulunmaktadır ve hareket edememektedirler. Eğer hiçbir müdahale olmazsa tren bu kişileri öldürecektir. Siz, bu tren yolunu izleyen kişi olarak, rayların yönünü değiştirebilecek kolun yanındasınızdır. Dolayısıyla bu 5 kişiyi kurtarabilirsiniz. Ancak bu defa, trenin yöneleceği tarafta 1 kişi bulunmaktadır ve bu defa tren kesinlikle bu tek kişiyi öldürecektir. Bu durumda ne yapardınız? Hiçbir şey yapmayıp 5 kişinin ölümünü mü izlerdiniz, yoksa kolu çekip 1 kişinin ölümüne mi neden olurdunuz? Hangisi "doğru" olan tercihtir?

Burada, faydacılık akımı ve genel olarak bu akıma yakın olan insanlar, kolu çekerek 1 kişinin ölümünü tercih edecektir. Basit faydacılığa göre böyle bir karar sadece mantıklı değil, aynı zamanda ahlak açısından da daha doğru olan seçimdir. Buna karşı olan bakış açısı ise, rayları değiştirmenin ahlaki bir hata olacağı, zaten ortada var olan ahlaki yanlışın bir parçası haline gelmek olduğunu düşünmektedir. Bu ikinci düşünce sistemi dahilindeki insanlar, insan yaşamının değer biçilemez olduğunu savunacaktır. Yani 5 kişinin hayatı, 1 kişinin hayatından daha değerli değildir; arada matematiksel bir ilişki bulunmamaktadır. 

Bu soruların insanı zorda bırakan tarafı, başka çözüm yolu bırakmıyor oluşu ve bu senaryoya dahil olmanıza zorluyor olmasıdır. Normalde konuyla ilişkisi olmayan sizin, konu içerisinde karar verici pozisyonda olmanıza neden olmaktadır. Birçok okurumuzun sorulara tepki göstermesinin ana nedeni de bu rahatsızlık hissidir. Hayatta bu tip seçimlerin olmadığını iddia etmekte ve yanılmaktadırlar. Hayatta sıklıkla anlık kararlar vermemiz gereken durumlar vardır ve bu kararlar, çok ciddi değişimler yaratabilir. Bu sebeple, bu sorudan "Gerçekte böyle bir şey olmaz." diyerek kaçmak boş bir çabadır. Zira elbette belki gerçek hayatta 5 kişinin tren çarpmasına bağlı hayatını 1 kişinin hayatıyla değişme tercihini vermeyecek olabilirsiniz; ancak bu basit örnekle modellenebilecek birçok zor kararı, anlık olarak vermeniz gerekebilir (sokakta giderken aniden fırlayan bir çocuğa çarpmamak için bir kediye çarparak öldürme kararı gibi). 

Bu sorularda olay mantıklı bir çıkış yolu bulmak değil, bireylerin kendi geçmişlerinden gelen bilgileri, kültürleri, eğitimleri, kişilikleri ve benlikleri dahilinde etik ikilemlere nasıl yaklaştıklarıdır. Bu sebeple soruların doğru ve yanlış cevapları yoktur. Doğrular ve yanlışlar, kişilerin kendilerine göre değişir ve görecelidir. Bu sorulara verilen cevaplar çeşitli şekillerde yorumlanabilir ve birey hakkında yargılayıcı sonuçlara varabilmemiz için yeterli değildir. Ancak yine de ilginç ve önemli bilgiler verebildiği için bu sorular ilgi çekicidir. Aşağıda bu analizlerden bahsedeceğiz. Burada hepsine girmeyeceğiz; ancak diğerlerini de tarafsız bir şekilde, verdiğiniz cevaptan bağımsız olarak analiz ederseniz, farklı görüşlerin hangi açılardan doğru, hangi açılardan hatalı olabileceğini keşfedeceğinizi umuyoruz.

 

Tren Problemi ile İlişkili Diğer Sorular

Şişko Adam İkilemi

Temel tren problemi, hatırlayacak olursanız bu soruların sadece ilk kısmıdır. Sonradan, diğer araştırmacılar tarafından soruya farklı unsurlar eklenerek farklı araştırmalar yapılmıştır. Bunlardan ilki, Judith Jarvis Thomson tarafından geliştirilen Şişko Adam Problemi'dir. Bu probleme buraya tıklayarak gidebilirsiniz.

Temel Tren Problemi'nin aksine, aynı sorunun çok ufak bir farkla sorulmuş bu versiyonuna gösterilen direnç çok daha kuvvetlidir. Temel Tren Problemi'nde rayları değiştirmeyi kabul eden birçok insan, bu soruda 5 kişinin ölümünden o kadar şüphe duymamaktadır ve şişman adamı itmeyi reddetmektedir. Bu durum, araştırmacıları iki durum arasında ilişkili ahlaki farklılıklar araştırmaya itmiştir. 

Bu farklılıklardan ilki, insanların tanımadıkları bir diğer insan için herhangi bir kötülük düşünmüyor olmasıdır. İlk durumda rayları değiştirmeniz sonucu 1 kişinin ölümü, sadece 5 kişiyi kurtarma faaliyetinin bir yan etkisi olarak görülmektedir. Ancak ikinci durumda bir kişiyi öldürmek, 5 kişiyi kurtarma planının içinde yer alan bir cinayettir. Bu durum, Shelley Kagan'ın Ahlakın Sınırları kitabında tartışılmaktadır.

İki durum arasındaki bir diğer ahlaki fark ise, ikinci durumda 5 kişiyi kurtarmak için 1 kişinin ölümünü arzuluyor olmanızdır, ki bu birçok kişi için yanlıştır. İlkindeyse aslında böyle bir niyetiniz yoktur ve bu, hafifletici bir nedendir. Bu duruma çifte etkinin doktrini adı verilir ve buna göre, kötü yan etkileri olan bir aksiyonu gerçekleştirmeyi seçebilirsiniz; ancak bilerek zarar vermek yanlıştır.

Fakat eylemci faydacılar olarak bilinen bir grup bu iddiaya karşı çıkmaktadır. Hatta faydacı olmayan, Peter Unger gibi bazı ünlü isimler de, rayları değiştirme sonucu bir kişiyi öldürmek ile bir kişiyi raylara itmek arasında ahlaki bir fark olmadığını savunmaktadır. Öte yandan kuralcı faydacılar, en fazla sayıda kişini, en fazla miktarda mutluluğunu hedefleyenler olarak bir kişinin ölümünün beş kişinin ölümünden önemsiz olduğunu savunacaktırlar. 

Bu durum, kontrolü yitirilmiş bir uçağın pilotunun insan yoğunluğunun daha fazla olduğu bir yer yerine, daha az olduğu bir yere çakılmakla kıyaslanmaktadır. Böyle bir durumda herkes, düşünmeksizin daha az sayıda insanın olduğu yere çakılmayı tercih edecektir. Kendinizi daha çok kişiye kıyasla, daha az kişinin ölümü için feda etmeniz asillik olarak değerlendirilmekteyken, 5 kişinin hayatını kurtarmak için bilerek 1 kişiyi feda etmek ahlak açısından yetersizlik olarak görülmektedir.

 

Şişko Kötü Adam İkilemi

Bu ikilemi hatırlamak için buraya tıklayabilirsiniz.

Soru bu şekilde sorulduğunda, bir önceki soruda şişman adamı itmeyecek kişilerin bir kısmının, bu sefer rahatlıkla şişman adamı raylara ittiği görülmektedir. Bunun sebebi, kötü adamın yaptıklarının cezasını çekmesi isteğimizdir. Ancak burada tartışılması gereken, bu kararı verebilecek kişinin biz olup olmadığımızdır. Tabii ki anlık kararlar vermek gerekirken, kötü bir adamın ölmesini, iyilik durumundan emin olmadığımız insanların ölmesine yeğleriz. 

Bu durumda tartışılması gereken ana unsur ise, insanların iyi veya kötü olma durumlarına göre acı çekmelerine veya ölmelerine izin verip vermeyeceğimizdir. Bu sorunun bir varyasyonu olan ve saatli bomba ikilemi olarak bilinen diğer bir ikileme ileride yer vereceğiz ve tartışmaya açacağız. Orada da göreceğimiz gibi, insanlar işkence konusunda, kötü olduğu bilinen insanlar için daha umursamaz olmaktadırlar. Ancak birçok insan hakları örgütü bunu hatalı bir yaklaşım olarak görmekte, insanların ne yapmış olurlarsa olsun insanca davranılmayı hak ettiğini ileri sürmektedirler. Bu tür değerlendirmelerde duyguların yeri olmaması gerektiğini vurgulamaktadırlar. 

Görebileceğiniz gibi etik ikilem soruları, bireylerin durumlara yaklaşımıyla ilgili ilginç bilgiler verebilmektedir. Şimdi sorulara geri dönüp, yorum kısmında farklı sorulara aynı insanların nasıl tepkiler verdiğini gözleyerek, fikirlerinizi test edebilirsiniz.

 

Kaynak: Wikipedia

Soğuğu En Çok Seven Böcek!

Bağdat Pili Efsanesi ve Gizem Fetişizmi

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim