Reklam
Reklam

Çılgınlık Engelleme Mekanizması: Bilim Neden Katı ve Şüphecidir?

13 Sayısının Uğursuz Olmadığı Gerçeği, Bize Bilimle İlgili Neler Öğretir?

Gece Modu

Bu türev bir içeriktir. Yani bu yazının omurgası, The New York Times isimli kaynaktan alınmıştır; ancak anlatım ve konu akışı gibi detaylar Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından güncellenmiş, değiştirilmiş ve/veya geliştirilmiştir. Yazar, kaynaktan alınan metin omurgası üzerine kendi örneklerini, bilgilerini, detaylarını eklemiş, içeriği zenginleştirmiş ve/veya çeşitlendirmiş olabilir. Bu ek kısımlarla ilgili kaynaklar da, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

13'ün "uğursuz sayı" olduğunu hepimiz duymuşuzdur. Gerçekten de Amerika'da birçok otelde 13. katın bulunmadığı iddia edilir. Tabii ki bu, asansörlere 13 numarasının konulmamasındandır, yoksa 12. katın üzerindeki, 14. katın altındaki kat her türlü 13. kat olacaktır; siz ona ne isim verirseniz verin! Peki böyle bir iddianın ne gibi bir anlamı vardır? 13 sayısı nasıl "uğursuz" olabilir?

Komik gelecek; ama ciddiyetle inceleyelim: 13 sayısının uğursuz olması için, kozmik bir zekanın insanların saydığı şeyleri sayması ve aynı zamanda 13 sayısının bulunma durumuna bağlı olarak belli şeylerin belli zamanlarda veya mekanlarda olmasını sağlaması gerekiyor. Artık "bulunmak" bu bağlamda ne anlama geliyorsa... Ayrıca bu zekanın "bilge" veya "akıllı" olup da asansörlerine 13 sayısını yerleştirmeyen otelleri ayırt etmesi ve aksi halde o katta olacak trajedilerin başka yerlerde olmasını sağlaması gerekiyor.

Son derece tuhaf, şakacı ve bizim taleplerimizi bu derece önemseyen bir zekanın evrenimizi kontrol ediyor olması haricinde, böyle bir şeyin olabilmesini açıklayabilecek hiçbir geçerli bilimsel mekanizma yoktur. Tüm bunlar fizik yasalarına kökünden zıt olacaktır ve bugüne kadar inşa ettiğimiz bilime dayalı dünya görüşümüz, sırf bu 13 sayısına bağlı şablonlar nedeniyle yerle bir olacaktır. Ya da merdiven altından geçmenin fizik yasalarını etkileyebileceği görüşü ile... Veya siyah renkteki kediler ile, başımızdan geçecek olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi olduğu görüşü nedeniyle... Tüm bunlar, fizik yasalarını çökertecektir!

Ancak şimdi düşünün: Diyelim ki bir araştırmacı, geçtiğimiz yıllar boyunca oteller, uçuşlar, insanların isimleri, vb. üzerinde çok dikkatlice çalışarak, tüm bu iddiaların gerçek olduğunu ileri sürdüğünü düşünün. Böylesi bir araştırma sizce büyük bir bilimsel makale dergisinde yayınlanır mıydı?

Buradaki önemli nokta şudur: Böylesi bir araştırma, sadece 13 sayısının uğuru ya da uğursuzluğu ile ilgili değil; aynı zamanda mecburen yaşadığımız evrenin tümüyle ilgili olmalıdır. Çünkü eğer ki 13 sayısı gerçekten ispatlanabilir bir şekilde uğursuzsa, bugüne kadar ileri sürülen tüm fizik yasaları yanlış demektir, çünkü bildiğimiz hiçbir fizik yasası bu iddiayla uyumlu değildir.

Eğer nümeroloji gibi sahtebilimle ilgili iddiaların herhangi bir tanesi doğruysa, modern bilime dair bildiğimiz tüm temeller yanlış demektir ve dolayısıyla doğaya yönelik bildiğimiz her şeyi yeniden düşünmemiz gerekir. İşte bu sebeple, böyle bir makaleyi basmak çok ciddi bir iştir ve görünen o ki dergi editörleri, böyle bir makalenin yaratacağı sonuçları pek de öngörememektedirler.

Bunu bir diğer şekilde anlatmama izin verin. Eğer ki evrenin, 13 sayısını uğursuz yapmayı tercih edecek büyülü zekalar tarafından kontrol edildiğine inanmıyorsanız ve eğer ki bir bilim dergisinin yayın yönetmeniyseniz, 13'ün gerçekten de uğursuz bir sayı olduğunu güya "ispatladığını" iddia eden bir makaleyi muhtemelen basmayacaksınızdır. Bunu basmayı bir anlığına bile düşünmezsiniz.

Peki bu nedendir? Pekala, bunun sebebi tüm bilimi alt üst edecek devrimsel bir bulguyu basma isteğinizi baskılamanız değildir. Hayır, sebebi bu değildir. Bunun sebebi, bu makalenin mutlaka, kesinlikle, şüphesiz bir şekilde hatalı olduğuna derin bir inanç duymamızdır ve bu makalenin basılması yerine, varlığına inandığımız bu hatalar tespit edilmeli ve ortaya çıkarılmalıdır.

Bunu anlamak biraz çetrefilli bir mesele; çünkü bilimin dogmatik olduğu sanrısına yol açabilir. Ancak nihayetinde görmemiz gereken şudur: Bugüne kadar bildiğimiz bütün bilimi çöpe gönderecek bir makaleyi öylesine yayınlayamayız; çünkü bu yeni makalenin bilinen bütün bilimi iptal etme ihtimali, bilinen bütün bilimden ötürü o makalenin hatalı olma ihtimalinden çok ama çok ama çok küçüktür! Dolayısıyla, geriye kalan ve bugüne kadar bilimle açıklayabildiğimiz her şeyi çöpe atmamızı gerektirecek ve bunun yerine yeni bir bilimsel açıklama koyamayacak bir makaleyi yayınlamaktansa, onun neden hatalı olduğunu bulmamız gerekir. Veya belki de bu tarz iddiaları basitçe görmezden gelmeliyiz, çünkü nihayetinde ortada milyonlarca çılgın fikir dönüyor ve bunların hepsinin hatalarını ayıklayamayız. Buna yetecek kadar vakit yok!

Çılgınlık için sağduyulu bir engelleme mekanizmamız olmalıdır ve bu sınır aşıldığında, basılabilmek için sağlanması gereken şartlar çok, çok ama çok daha sıkı olmalıdır. Aksi takdirde her tipden çılgının her türlü saçmalığına açılmak gerekir ve üst düzey bilim dergilerinin kapılarını bu çılgınlara açması, bildiğimiz bilimin sona ermesi demektir.

Bilim Karşıtları Neden Makale Yayınlayamıyor?

Burada anlatılanlar, bilim dünyasında neden "bilim karşıtı" olarak nitelenen insanların makalelerinin aşırı seyrek görüldüğü (veya hiç görülmediği) konusunu çok güzel bir şekilde anlatmaktadır. Burada basit bir takas ilkesi çalışır:

Evet, bilimle ilgili ya da en azından belli bir bilimin belli bir dalı hakkında bildiğimiz her şey yanlış olabilir, bunda sıkıntı yok. Ancak eğer ki böylesine güçlü bir iddia ileri sürülüyorsa, bunun çok güçlü delillerle, kuşkuya yer bırakmaz şekilde ispatlanması gerekir. Çünkü bilim, tüm hatalarına rağmen, öylesine titiz çalışan bir bilgi türüdür ki, bildiğimiz her şeyi çöpe atacak bir makalenin çıkma ihtimali, o makalenin yanlış olma ihtimaline göre çok çok çok daha düşüktür. Sonuçta Carl Sagan'ın dediği iki söz, bu durumu çok güzel göstermektedir:

Gerçekler, onları teste tutmamız nedeniyle eksilmezler.

Eğer ki iddiamız gerçekse, zaten her türlü testi başarıyla geçecektir; dolayısıyla er ya da geç gerçekler kendini gösterecektirler. Bu yüzden makale dergilerinin, editörlerin ve hakemlerin müthiş sert oluşu ve iddiaları buna göre değerlendirmesi son derece yerindedir. Eğer ki bu katılık olmazsa bir sorun var demektir. Sagan'ın ikinci sözü ise (aslında bu söz Marcello Truzzi'ye aittir), daha sık bilinen bir sözdür:

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıtlar gerektirir.
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 12/11/2019 07:53:30 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/2352

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Reklam
Reklam
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Düşünmeyen tutucudur. Düşünemeyen aptal... Düşünmediğine aldırmayan ise köle...”
William Drummond
Geri Bildirim Gönder