Çarpıtılmış Ara Tür Algısı

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Yüzünüzü güldüreceğini düşündüğümüz bir Photoshop çalışması... Bazı bilim düşmanlarının "ara geçiş"ten kastın bu olduğunu anlaması ne acı, değil mi?

Ara geçiş formu aslında spesifik bir terim değildir. Evrimsel biyoloji açısından, çok belirgin ve ayrık canlı grupları arasındaki geçişi temsil eden, iki gruba ait özellikleri de taşıyan ve gerçekten de soy hattı bu iki grubun evriminin arasına denk düşen türleri kast etmek için kullanılır. Örneğin amfibiler, binlerce türü olan bir şube olarak bir "geçiş"tirler. Çünkü balıklardan evrimleşmişlerdir ve karaya adapte olacak canlılar arasında bir geçiş basamağı konumundadırlar. Daha spesifik olarak "Tiktaalik" ve bu tür kadar meşhur olmayan ancak eş derecede sudan karaya geçiş özelliği gösteren "Ichthyostega sp.", "Panderichthys sp." gibi türleri örnek verebiliriz. Benzer şekilde dinozorlardan kuşlara, bizden önceki maymunlardan insanlara, kıkırdaklı balıklardan kemikli balıklara, tek hücrelilerden çok hücrelilere, alglerden bitkilere, kemirgenlerden primatlara, kısaca tüm büyük gruplar arasında geçişler bulmuş vaziyetteyiz. Bunlar, hiçbir modern türün fotoğrafta gösterildiği gibi bir "karışımı" değil; ancak her biri, geçişi olduğu iki grubun da belli başlı özelliklerini taşıyor ve tarihlendirme yöntemlerine ve genetik araştırmalara göre, gerçekten de büyük oranda geçişi olduğu iki grubun arasında yer alıyor. İşte bu canlılardan söz ederken "ara geçiş türü" deriz. Yoksa özel türler oldukları için değildir.

Açıkçası, her geçiş arasında ara türler bulmak mümkündür. Zaten bu yüzden "ara tür", bilimde spesifik bir terim değildir. Yani taksonomide, "türler" ve "ara türler" gibi bir sınıflandırma yoktur. Her tür, kendisinden önce gelen ve sonra gelen tür arasındaki bir ara türdür zaten, dolayısıyla "her tür bir ara türdür" denebilir. Fakat yine de, az önce bahsettiğimiz gibi, büyük ve kritik gruplar arasındaki geçişi kast etmek için kullanabiliriz.

Bu konuyu sonlandırmadan önce, neden görseldeki gibi bir "geçiş türü" kavramının hatalı olduğunu kısaca izah edelim: Çünkü birbirinin çağdaşı olan türler, birbirlerinden evrimleşmemişlerdir. İnsanlar şempanzelerden evrimleşmemiştir. Atlar ayılardan, timsahlar kurbağalardan, kartallar köpekbalıklarından evrimleşmemiştir ve asla evrimleşemezler de. Evrim, büyük (makro) ölçekte bir türün bir diğerine dönüşmesi demek olsa da, buradaki türlerden kasıt, o anda var olan türlerin birbirine dönüşümü demek değildir. Bu sadece çizgi filmlerde olur. Evrimde olan, zamanın akış yönünde, önceki popülasyonlardaki varyasyonların sürekli olarak değişen çevre koşulları etkisi altında seçilmesiyle, en uyumluların hayatta kalması ve üremesi sonucunda canlıların fiziksel özelliklerinin yavaş yavaş belirli yönlerde değişmesidir. Dolayısıyla evrim, aslında anlaması çok kolay bir olgudur. Sorun, 1 milyon yıl gibi evrimsel açıdan kısacık, insan hayatı açısındansa tahayyül edilemeyecek kadar uzun zaman dilimlerini kavrayamıyor oluşumuzdur.

Bu da gayet normaldir, çünkü bizler, ömrümüz boyunca geçen süreyle kıyaslanabilir miktardaki zaman dilimlerini algılayabilecek şekilde evrimleşmişizdir. Yani bize 1 saniye veya 1 yıl anlam ifade eder; bunlarla ilgili kıyaslarımız vardır, gözümüzün önüne belli bir süre zarfı gelir. Ancak 1 pikosaniyeyi veya 1 milyar yılı algılamakta zorlanırız. Bunu uzunluk ölçülerinde de görebiliriz: 1 santimetre ya da 100 kilometre bizim için anlamlıdır; ancak 1 nanometre veya 1000 ışık yılını hayal dahi etmekte güçlük çekeriz, gözümüzün önüne herhangi bir kıyas birimi gelmez. Tüm bunlar, beynimizin bu ölçülere uygun olarak evrimleşmemiş olmasındandır. Dolayısıyla bu kadar yavaş gerçekleşen veya bu kadar uzun sürelerde gerçekleşen olayları idrak etmekte güçlük çekeriz.

İşte insanlar bu açıdan başarısız beyinlerimiz sebebiyle kıtaların hareketini, evrimi ve iklim değişimlerini reddederler. Neyse ki bilim, siz ona inansanız da, inanmasanız da gerçektir.

Sevgiler.

Polene Bulanmış Yarasa

Turunçgiller!

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim