Bilinen En Büyük Kuş: Pelagornis sandersi

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Kendisi, Geç Oligosen Dönem ile Erken Pleistosen Dönem arasında yani 25-2,5 milyon yıl önce yaşamış, 2014 yılında keşfedilen en büyük kuş ünvanını sahibidir. Günümüz pelikan ve leyleklerin yakın akrabaları olan, tarih öncesi yalancı dişli (pseudotooth) kuşlar cinsi içerisine girer. 6,1 ve 7,4 metre arasında değişen kanat açıklığı ile günümüzde yaşayan en büyük kuş, beyaz kanatlı albatrosun iki katı büyüklüğündedir. Bu alanda, bir önceki rakibi Argentavis magnificens’in kanat açıklığını 1,2 metre ile geçmiş bulunuyor. Argentavis’in kanat açıklığı 7 metreyi buluyor; ancak tüysüz karşılaştırdıklarında aradaki fark daha iyi anlaşılıyor. Bu arada belirtmekte fayda var; Argentavis, 8-6 milyon yıl önce Geç Miyosen Dönemi’nde, oldukça yakın bir zamanda yaşamıştır. Hata payı doğru hesaplanmışsa, keşfedilen en büyük kuş türü Palegornis sandersi olacaktır. Yine de bu ünvanı, "gökyüzünün hükümdarları” ünvanı ile karıştırmayın. Çünkü, Geç Kretase Dönemi’nde yaşamış 10-12 metreyi bulan kanat açıkları ile gökyüzünün hükümdarları, Hatzegopteryx ve Quetzalcoatlus adındaki pterosaur cinsleridir.

 

Bazı bilim insanlarına göre 40 ile 22 kg arasında değişen ağırlığı ile kuşların uçma mekaniğine oldukça ters düşmektedir. Öyleyse bu ağırlıkta bir kuş nasıl uçar? Belki de kanatlarını, tıpkı theropod ataları gibi termoregülasyon, cinsel seçilim ve aerodinamiklik için kullanıyordu? Kuzey Karolina’da Evrimsel Sentez Merkezi’nde bu türü keşfeden Dan Ksepka’ya göre, albatrosslar gibi zamanın büyük çoğunluğunu okyanusun üzerindeki sert hava akımlarında geçiriyorlardı. Çünkü, göz çukurlarındaki tuz bezleri oldukça büyük ve iyi gelişmişti. Tuz bezleri, elasmobranch’larda (köpekbalığı, vatoz vs.), deniz kuşlarında ve deniz kaplumbağalarında bulunur. Aktif taşıma ile Na-K pompası üzerinden vücuttaki tuz oranını dengeleyerek bazı omurgalıların, deniz suyu içebilmesini sağlar. Kısacası uçamaması için bir neden yok. Zaten içi boş, hafif kemikleri ve insan kolu kadar humerus'u sayesinde uçtuğuna şüphe yok. Fakat bunu nasıl yapıyor? 

Uçma mekaniği, günümüz kuşlardan biraz farklı olacaktır muhtemelen. P. sandersi’nin kısa bacakları ve görece zayıf göğüs kasları nedeniyle durduğu yerden havalanması oldukça güç gibi görünüyor. Bu yüzden havalanması içi düz koşular, aralıklı zıplamalar veya yüksek yamaçlardan bir paraşütçü gibi atlayarak gerekli kaldırma kuvvetini elde etmesi gerekiyor. Bu yüzden büyük ihtimalle, kanat açıklığı 4 metreye yaklaşan albatrosslar gibi yüksek hava akımlarının bulunduğu okyanus yamaçlarını tercih ediyorlardı. Bu kanat genişliği sayesinde, kilometrelerce kanat çırpmadan seyahat edebiliyorlar ve derinlerdeki müren ve ahtapotlar gibi yumuşak bedenlilerin üzerine çullanabiliyorlardı.

P. sandersi’yi asıl ilginç kılan bir başka özellik ise, gagasında diş benzeri yapılar bulundurmasıdır. Adından da anlaşılan “yalancı dişli” ünvanı buradan gelir. Bu diş benzeri yapılarda, iki büyük diş arasında küçük dişler bulunuyor. Bu sayede çeşitli büyüklükteki balıkların tutulması için oldukça kullanışlı oluyor. Ksepka’nın analizlerine göre, bu dişlerin mina organı yok. Bü yüzden büyümüyorlar ve yenilenmiyorlar. Böylece eğer kırılırlarsa, bildiğimiz diş gibi yenileri çıkmıyor. Öte yandan, yalancı dişli kuşların yok olması için tek geçerli kanıt yoktur. Zaten mantıken baktığınızda tırtıklı bir gaga, düz bir gagadan daha iyi işlev görecektir. O halde neden yok oldular? Bu hala araştırılan bir konu. Şimdilik elde olan görüşler; aşırı büyük vücut oranı(günlük gerekli kalori ihtiyacı vs) dezavantajı nedeni ile değişen çevre koşullarına (tektonik hareketler, kıyı ekosisteminin değişimi, buz devri vs.) uyum sağlayamamak ya da hantallıkları nedeniyle birçok köpekbalığı türüne av olmak var. Tekrardan evrimin her zaman en iyiye doğru gitmediğini hatırlatmakta fayda var.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. PLOS One
  2. Macro Evolution

Çocuklara Düşünmeyi Öğretmek ve Vervet Maymunları - Margeret Mead

40 Yılda Okyanus Yaşamının %49'unu Yok Ettik!

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim