Avrupalıların İki Değil, En Az Üç Antik İnsan Grubunun Soyundan Geldiği Keşfedildi!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Yer: Avrupa. Zaman: yaklaşık 7500 yıl önce. Tarım, Yakın Doğu’dan yayılmaktaydı, bu sırada da ilkel çiftçiler, on binlerce yıldır Avrupa’da yaşamakta olan avcı-toplayıcılarla iletişime geçiriyordu. Son on yıldır süregelen genetik ve arkeolojik araştırmalar, günümüzdeki Avrupalıların hemen hepsinin bu iki antik topluluğun karışımının soyundan geldiğini gösteriyordu. Ancak anlaşılıyor ki, olay bundan ibaret değil.

Harvard Tıp Okulu (Harvard Medical School – HMS) ve Almanya’daki Tübingen Üniversitesi’nden araştırmacılar, Avrupalı genetik bileşenlerine üçüncü bir atanın da katkıda bulunduğunu kanıtladı: Antik Kuzey Avrasyalılar. Görünüşe göre bu grup sadece günümüz Avrupalılarının değil, aynı zamanda 15.000 yıl önce Bering Boğazı’ndan Amerika’ya geçen insanların da DNA’sına katkıda bulunmuşlar. HMS’ten genetik profesörü ve çalışmanın kıdemli eş yazarı David Reich şöyle söylüyor:

“Bu makaleden önce, Avrupa sülalesi için yapılan modeller, iki grubun bileşimi şeklindeydi. Biz, üç grup olduğunu gösterdik. Bu aynı zamanda, Avrupalılar ve Amerika Yerlileri arasındaki, yakın zaman önce keşfettiğimiz genetik bağlantıyı da açıklıyor. Aynı Antik Kuzey Avrasyalılar grubu, ikisinde de izler bırakmış.”

Nature dergisinde, 18 Eylül 2014’te yayınlanan araştırmanın ekibi, başka bir şey daha keşfetti: Antik Yakın Doğulu çiftçiler ve onların soyundan gelen Avrupalıların ataları, önceden bilinmeyen çok daha eski bir soydan geliyorlar: İlkin Avrasyalılar.

Avrupalıların miraslarının gizemini ve dünyanın geri kalanıyla ilişkilerini soruşturmak için, Tübingen Üniversitesi’nden arkeoloji ve paleogenetik profesörü kıdemli eş yazar Johannes Krause ve Max Planck Tarih ve Bilim Enstitüsü’nün eş yöneticisinin de içinde olduğu araştırma ekibi, 2300’den fazla günümüz insanının ve dokuz antik insanın (İsviçre, Lüksemburg ve Almanya’dan olmak üzere) DNA’sını topladı ve diziledi. 

Antik kemiklerin sekizinin sahibinin, 8000 yıl önce tarımın gelmesinden önce yaşayan avcı-toplayıcılara; birinin de 7000 yıl önce yaşayan bir çiftçiye ait olduğu keşfedildi.  Ayrıca, araştırmacılar çalışmalarına aynı dönemde yaşayan antik insanlardan daha önce edinilen genetik dizileri de ekledi. Bunların içinde “Buzadam” Ötzi gibi ilkel çiftçiler de vardı. Reich şöyle söylüyor:

“Avcı-toplayıcılar ile çiftçiler arasındaki keskin genetik değişim, Yakın Doğu’dan Avrupa’ya çok sayıda yeni insanın geldiğini gösteriyor.”

Reich’in söylediğine göre, Antik Kuzey Avrasyalı DNA’sı, ne avcı-toplayıcılarda ne de ilkel çiftçilerde bulunmuyor, bu da Antik Kuzey Avrasyalılar’ın bölgeye daha sonra geldiğini gösteriyor. Makalenin başyazarı ve Reich’in labratuvarında bir araştırmacı olan Iosif Lazardis şöyle söylüyor:

“Neredeyse tüm Avrupalılar’ın bu üç soyla akrabalıkları var. Aralarındaki farklılıklar atalarının özelliklerinden geliyor. Kuzey Avrupalılar’ın daha çok avcı-toplayıcı soyları var –Litvanyalılarda yüzde 50’ye kadar– ancak Güney Avrupalıların soyu daha çok çiftçi.”

Lazaridis sözlerine ekliyor:

“Antik Kuzey Avrasyalı soyu, Avrupa’nın her yerinde nispeten en küçük bileşen, asla yüzde 20’den fazla olmuyor, ama onların bileşenini üzerinde çalıştığımız hemen her Avrupalı grupta görüyoruz, hatta aynı zamanda Kafkaslar ve Yakın Doğu’daki topluluklarda da. Çiftçilik geldikten sonra Batı Avrasya’da müthiş bir değişim gerçekleşmiş olmalı.”

Bu araştırma yürütülürken, Antik Kuzey Avrasyalılar bir “hayalet popülasyondu” – sadece bugünün insanlarının DNA’sında bıraktığı izler aracılığıyla bilinen bir grup. Ocak 2014'te ise bir arkeolog grubu Sibirya’da iki Antik Kuzey Avrasyalının kalıntılarını buldu. Reich’in dediğine göre şimdi bu grubun diğer popülasyonlarla nasıl bir bağlantısı olduğunu inceleyebiliyorlar.

Takım, sınırlı sayıdaki antik DNA örneği ile analizlerinde sadece bu kadar ilerleyebildi. Reich’e göre, bugünün Avrupalılarının genetik kimliğine katkıda bulunan üçten fazla antik grup olması oldukça muhtemel. O ve meslektaşları, üç grubun bileşimi şeklindeki modellerin Avrupa’nın bazı bölgeleri için yetersiz kaldığını gördüler. Maltalılar, Aşkenazlar ve Museviler gibi Akdeniz topluluklarının beklenenden daha fazla Yakın Doğu soyları vardı; Saamiler, Finler ve Kuzey Rusları gibi uzak kuzeydoğuluların bileşenlerinde ise Güney Asyalı soyları daha fazlaydı. Ne var ki, Reich için projenin en şaşırtıcı kısmı İlkin Avrasyalıların keşfiydi. Reich ekliyor:

“Bu büyük Afrika dışı soy, diğer tüm Afrika dışı soylar birbirinden ayrılmadan önce ayrılmış. Avustralya Aborjinleri ve Yeni Gineliler, Güney Hintleri ve Amerikan Yerlileri ve diğer yerli avcı-toplayıcılar ayrılmadan önce, İlkin Avrasyalılardan ayrılmışlar. Bu keşif, bazı tutarsız bilgi parçalarını bizim için bağdaştırdı.”

Bundan sonra takım, Antik Kuzey Avrasyalılar’ın ne zaman Avrupa’ya geldiklerini anlamak ve İlkin Avrasyalılar’ın antik DNA’larını bulmak istiyor. Araştırmanın eş yazarı Krause şöyle ekliyor:

“Atalarımızın karmaşık genetik akrabalıklarını daha yeni yeni anlamaya başlıyoruz. Sadece insan kalıntılarından gelecek daha fazla genetik veri, bizim tarih öncesi geçmişimizi çözmemize imkân sağlayacaktır.”

Reich sözlerini şöyle bitiriyor:

“Günümüz insanlarının bulundukları noktaya nasıl geldikleriyle ilgili önemli sorular var. Genetikçilerin bunu çalışırkenki klasik yöntemleri günümüz insanlarını analiz etmek, ama bu çok zor çünkü günümüz insanları bileşimin ve göçün çok farklı tabakalarını yansıtabilir. Antik DNA dizilemesi, önemli demografik olayların olduğu yerlere ve zamanlara gitmenizi sağlayan güçlü bir teknoloji. Bu, insanlığın tarihini öğrenmek için yeni ve harika bir fırsat.”


Görsel: Günümüz Avrupalılarının genetik mirası hakkında bilgi veren 6000 yıllık bir çiftçinin kafatasıJoanna Drath/University of Tübingen

Kaynaklar ve İleri Okuma: 

  1. Bu yazı Science Daily sitesinden çevrilmiştir.
  2. Nature, 2014; 513 (7518): 409 DOI: 10.1038/nature13673
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 20/07/2019 13:32:14 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/2777

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder