Antioksidanlar ve Yanılgılar

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Ülkemizde antioksidanlarla ilgili alabildiğine bilgi kirliliği yaşanıyor! 

Hiç kimse hangi antioksidanı, hangi durumda, hangi dozda ve ne kadar kullanacağını bilmiyor. Sadece safsata olarak yayılan bilgilerle ve elbette ki bilinçsizce, antioksidanları "yeri geldiğinde" tüketiyor.

Antioksidan desteklerini genelde toplum olarak "hasta olduğumuz" durumlarda ya da yorgunluk, halsizlik, kırgınlık gibi kendimizi olumsuz hissettiğimiz durumlarda kullanıyoruz. Antioksidan niyetine tükettiğimiz şeyler kimi zaman çoklu-vitamin hapları oluyor, kimi zaman sadece C vitamini oluyor, kimi zamansa piyasada alelade satılan bitkisel kapsüller ya da doğrudan bitki çayları oluyor. Halbuki antioksidanlar hastalıkların iyileştirilmesinden ziyade "genel sağlığın iyileştirilmesi" ve "hastalıklardan KORUNMA" gibi amaçlarla kullanılması gereken "sihirli" moleküller! 

Antioksidanlarla yapılan bilimsel çalışmalarda, bu moleküllerin kalp-damar hastalıklarından, nörodejeneratif (Alzheimer, Parkinson, ALS, MS gibi) hastalıklardan, kanserden, obeziteden, diyabetten, yaşlanmanın getirdiği olumsuz etkilerden olabildiğince KORUDUĞU, bir çok hastalığa yakalanma riskini yüksek oranda azalttığı sürekli olarak vurgulanmaktadır. 

Yapılan bu çalışmaların tümünde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; hangi antioksidanın, hangi dozda, ne kadar süreyle tüketildiğinde söz konusu hastalık riskinden hangi oranda koruduğu konusudur! 

Örneğin, kanımızdaki C vitamini oranı, normal beslenmemize bağlı olarak ortalama 38 mikromolar düzeyinde olsun. Yapılan bir bilimsel çalışma ise C vitamininin kanımızda 45-60 mikromolar düzeyinde olmasının kalp damar hastalıklarından koruyucu özelliğinin olabileceğini ortaya koysun. Bu sonuç kesinlikle "C vitamininin kalp damar hastalıklarından koruduğu" anlamını taşımaz! Bu çalışmadan, C vitamini kalp damar hastalıklarından koruyor vs. gibi sonuçlar çıkartamazsınız! 

Çıkartacağınız sonuç açık olarak şudur: Kanınızdaki C vitaminini SÜREKLİ OLARAK 45-60 mikromolar düzeyinde tutabilirseniz, ancak o zaman C vitamini sizi kalp damar hastalıklarından korur! Yoksa gün aşırı, arada bir, hasta oldukça vs. gibi durumlarda C vitaminini o amaçla kullanmanızın hiç bir anlamı yoktur! Sürekli olarak kanınızdaki C vitaminini konsantrasyonunu yüksek tutabilmeniz için diyetinizi durumunuza göre değiştirmeniz gerekir ya da eğer sadece C vitamini takviyesi almak isterseniz, C vitaminlerinin yavaş salınımlı, gün içerisinde kan düzeyinizi bilimsel çalışmalara konu olacak düzeyde tutabilen yenilikçi ve bilimsel yaklaşımlarla üretilmiş formlarını tüketmeniz gerekir. 

Sonuç olarak, antioksidanlarla sağlıklı bir yaşam kazanmak istiyorsak, tükettiğimiz antioksidanların biyoyararlanımlarını (biyoemilim %'si, kanda ve dokularda yıkımlanmadan kalma süresi) bilgi çağının bir gereği olarak daha çok bilmemiz gerekiyor!

Görsel Kaynağı: Annals

Darwin ve Böceği

Gerçek Vejetaryenler vs. Militan/Radikal Vejetaryenler

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim