Taksonominin (Sınıflandırma Biliminin) Temelleri ve Kuralları

Yazdır Taksonominin (Sınıflandırma Biliminin) Temelleri ve Kuralları

Bilim insanları arasında türlerin standart bir şekilde isimlendirilmesi iletişimin kolaylaşması bakımından büyük öneme sahiptir. İşte bu nedenle, sınıflandırma bilimi olarak da bilinen "taksonomi", bir dizi kurallar bütününe sahiptir.

Birçok tür, belli bir grup organizma üzerinde uzman olan taksonomlar tarafından isimlendirilirler. Yeni bir isimlendirme, denizin derinliklerinde keşfedilen, daha önce hiç görülmemiş bir tür için yapılabileceği gibi, bir müzenin tozlu raflarında incelenmeyi bekleyen, doğadan toplanmış örnekler için de yapılabilir. Kimi zaman yüzlerce yıl önce keşfedilmiş veya doğada yakalanmış canlılar, yeni bir analiz sonucunda yeniden keşfedilebilir ve ilk defa bir tür ismi alabilirler. Dahası, kimi zaman aynı türe ait olduğunu düşündüğümüz canlıların, daha kapsamlı analizlerle aslında ayrı türlere ait oldukları ortaya çıkarıabilir. Buna taksonomi dilinde "revizyon" adı verilir ve "sonradan yapılan detaylı analizler" için kullanılır. Fakat bir türün bilimsel adı, o türe ait analiz resmi bir hakemli dergide yayınlanana kadar resmiyet kazanmaz. 

Bir canlının bilimsel tür adı, cins adı ile belirleyici ad/etiket denen iki sözcükten oluşur. Bunların ikisi de Latin veya Latinleştirilmiş sözcüklerden oluşmak zorundadır. Bunlar yazılırken her zaman italik veya altı çizili olarak yazılırlar. Eğer imkan yoksa, "tırnak içine" alınarak yazılırlar. Her zaman, sadece cins adının ilk harfi büyük yazılır, geri kalan her şey küçük harflerle yazılır. Geleneksel olarak o türe adını veren kişinin ismi de parantez içerisinde (veya parantez olmaksızın) türün adının yanına eklenir. Bir örnek olarak halk arasında mısır kök solucanı böceği olarak bilinen canlının adı Diabrotica virgifera (LeConte) olarak yazılır.

Bir türün adını verirken uyulması gereken çok sayıda kural vardır ve bu kuralların bazıları bir dil olarak Latincenin kurallarından gelmektedir. Örneğin cins adı ile belirleyici ad, cinsiyet bakımından uyumlu olmalıdır. Mesela kahverengi sıçanlar için Rattus norvegicus adı kullanılmalıdır, Rattus norvegica değil. Dahası, verilecek ismin en azından temel düzeyde anlamlı sözcüklerden oluşması tavsiye edilir; ancak bu zorunlu değildir. Örneğin altın kanatlı çalıbülbülü için verilen Vermivora chrystoptera adı "solucan yiyici" ve "altın-kanatlı" sözcüklerinin birleşiminden oluşmaktadır. Bir diğer örnek ise, türü keşfeden veya atfedilen kişinin adının türe verilmesidir: Warschewtisch'in kurbağası olarak bilinen canlının bilimsel adı Rana warschewitschii olarak bilinir. Geleneksel olarak taksonomlar türlere kendi isimlerini vermezler. Bunun yerine, saygın gördükleri veya onurlandırmak istedikleri bir diğer bilim insanının adını verirler.

 

Taksonominin Temel Kuralları

Tabii ki, taksonominin ilk kuralı, birbirinden farklı türden olan canlıların aynı tür ismini asla taşıyamayacak olmalarıdır. Fakat cins düzeyinde kimi zaman çakışmalar görülebilir; buna da ancak farklı alemlerden canlılar için kullanılırsa izin verilmektedir. Örneğin Alsophila cinsi, hem bir eğreltiotu, hem de bir güve cinsinin adıdır. 

Taksonominin ikinci kuralı, öncelik kuralı olarak bilinir. bir canlı grubuna verilen isim, o canlıya ait elde olan eski isim olmalıdır. Bu sayede, ismi önce belirleyenin tercihi garantilenmiş olur. Eğer ki birbirinden bağımsız olarak aynı türü, farklı şekillerde isimlendiren taksonomlar varsa, kabul edilen isim, ismi ilk veren araştımacınınki olacaktır. Fakat kimi zaman iki isim de bağımsız olarak ün kazanabilir. Bu durumda, eski olan isim resmi isim, daha sonradan verilen isim ise eş anlamlı tür adı olarak verilir. Eğer ki birden fazla tür, yanlışlıkla tek bir tür altında isimlendirildiyse, yazarların aslında ayrı türler olan canlılardan hangilerini kullanarak bu ismi verdiklerine bakılır. Eğer ki bu kullanımlar çakışmıyorlarsa, birbirinden ayrılan türlere o yazarların ayrı ayrı seçtikleri isimler resmi isim olarak verilir. Bundan doğacak karışıklıkları önlemek için genellikle taksonomlar öncelikle bir tip-tür (holotip) seçerler. Bu canlı, bir türün adını taşıyan resmi bir bireydir. Genellikle, tek bir canlı olmaması için paratip adı verilen ikincil örneklerle desteklenirler. Bu canlılar, müzelerde özenle saklanırlar ve hiç bozulmamaları sağlanır. Diğer taksonomlar, ona bakarak türlere ve isimlere karar verirler. 

 

Revizyonlar

Genellikle revizyon yapılacağı zaman bir canlı, bir gruptan diğerine taşınır veya yeni bir grup olarak diğerlerinden ayrılır. Bu tür değişimlere bazı örnekler vermek gerekirse:

• Daha önceden ayrı gruplara yerleştirilmiş; aslında aynı türe ait olan canlılar tek bir grup altında toplanırlar. Bu, genellikle, bu canlıların çok yakın olduklarının tespit edilmesi sonrası yapılır. Bu türler kendilerine ait belirleyici adları taşımayı sürdürürler; ancak eğer ki bir diğer cinse taşınacak olurlarsa, o türü tanımlayan araştırmacının adı parantez içerisinde belirtilir.

• Bir tür bir cinsten atılabilir ve diğer bir cinse taşınabilir. Bu genellikle belli bir türün diğerleriyle o kadar da yakın akraba olmadığının keşfi sonucu yapılır.

• Birbirinden farklı olduğu düşünülen türlerin aynı tür oldukları tespit edilir ve tür isimleri eş anlamlı hale getirilir.

• Yeni türler tanımlanabilir.

Daha üst düzey taksonları (canlı gruplarını) isimlendirmek için kullanılan kurallar da, türleri isimlendirme kurallarına benzerdir. Hayvanbiliminde (zooloji) ve giderek artan bir biçimde bitkibilimde (botanik) alt aileler, ailleer ve hatta takımlar, en tipik olarak tanımlanmış cinse bakarak belirlenirler. Bitkilerde birçok aile adı -acea eki ile biter. Zoolojide ise alt aile adları -inae ile, aile adları -idae ile biter. Örneğin ev farelerinin cinsi olan Mus (Latincede "fare" anlamına gelen mus ya da muris sözcüğünden gelir), Muridae ailesine, Murinae alt ailesine aittir. Benzer şekilde güllerin bilimsel adı olan Rosa, Rosaceae ailesine aittir. Bu tür ekler bazı spesifik canlı gruplarında da standart hale gelmiş olabilir; fakat bunlara her zaman uyulmaz. Örneğin Passer cinsi kuşların ait olduğu takım, takımların eki olan -formes ile biter: Passeriformes. Buna genelde uyulmaya çalışılsa da, bazen sapmalar görülebilir.

Dikkat edilebileceği gibi sadece tür ve cins adları italik yazılır. Diğer taksonomik isimler hiçbir zaman italik yazılmaz, sadece ilk harfleri büyük yazılır.

Kaynak: Evolution, Douglas Futuyma (sf: 20)

0 Yorum

Giriş




Tavsiye Edilenler

Bilim Eğlencelidir!

En Aktif Yazanlar

İnsan Türüyle İlgili Gerçekler