Örümceklerle İlgili 5 Mit ve 5 Gerçek

Yazdır Örümceklerle İlgili 5 Mit ve 5 Gerçek

Örümcekler... Zıplarlar, koşarlar, atlarlar... Örümcek korkusu olan (araknofobik) insanların korkulu rüyasıdırlar. Herhangi bir gece, üzerinizde yürüyor olmamaları için hiçbir neden yoktur. Ancak örümceklere yönelik korkuların büyük bir kısmı gerçekler üzerine değil, uydurma hikayeler, hatalı bilgiler ve mitler üzerine kuruludur. En basitinden, örümceklerin en meşhurlarından biri olan tarantulaların neredeyse hiçbirinin zehrinin insanlara ufacık zararlar vermek için bile çok zayıf olduğunu biliyor muydunuz? Bugüne kadar tarantula ısırığı sonucu görülen tek 1 ölüm kaydı olmadığını biliyor muydunuz? İşte bu yazımızda, örümceklerle ilgili bunun gibi 5 yaygın mite değineceğiz ve doğrularını anlatacağız.

 

Mit-1: "Seni neyin ısırdığını görmedin mi? O zaman bir örümcektir."

Gerçek: İnsanları ısıran canlıların çok az bir kısmı örümceklerdir. Sanılanın aksine örümcekler, buna ciddi anlamda zorlanmadıkları sürece insan gibi iri hayvan türlerini ısırmayı tercih etmezler.

Örümceklerle ilgili bu mitin kaynağı, geceleri bir örümceğin üzerinizde yürüyebilecek olması korkusuna dayanmaktadır. Kimi sabahlar uyandığınızda vücudunuzda benekler, lekeler, kızarıklıklar, vs. oluştuysa ve bir sivrisinek göremiyorsanız, bunun sebebinin bir örümcek olması gerektiği düşünülür. Bir örümcek bazı durumlarda insanları elbette ısırabilir. Örneğin gece üzerinizde gezen bir örümceğin üzerine doğru yatmaya kalkacak olursanız, ısırılma şansınız vardır. Ancak bu çok ama çok nadir olur. Üstelik bu mit tehlikelidir de: bazı vakalarda insanlar deri enfeksiyonlarını veya kanser belirtilerini "Örümcek ısırığıdır." diyerek görmezden gelmektedirler ve bu ölümcül sonuçlar doğurabilmektedir.

 

Mit-2: "Örümcekler bir grup böcektirler."

Gerçek: Örümcekler ile Böcekler aynı şube içerisinde yer alsalar da, tamamen farklı altşubeler içerisinde yer alan tamamen farklı taksonomik sınıflardır. Hiçbir örümcek böcek değildir, hiçbir böcek de örümcek değildir.

Örümcekler, Arachnida sınıfı olarak bilinirler ve Eklembacaklılar (Arthropoda) şubesinin Keliserliler (Chelicerata) alt şubesinde yer alırlar. Böcekler de, Insecta sınıfı olarak bilinirler ve Eklembacaklılar şubesinin Altıbacaklılar (Hexapoda) alt şubesinin içerisinde yer alırlar. Ki bu, iki grup arasındaki farkı da vurgulamaktadır: örümceklerin 4 çift (8 adet) bacağı vardır. Böceklerin ise 3 çift (6 adet) bacağı vardır. Ayrıca örümceklerin 2 vücut segmanı (bölmesi) vardır: bacakların da bağlı olduğu, vücudun ön tarafında bulunan sefalotoraks ile arka taraftaki karın (abdomen). Böceklerde ise 3 vücut segmanı bulunur: kafa, toraks (göğüs) ve karın. Bu da riskli bir mittir, çünkü örümceklerin böcek olduğunun sanıldığı durumlarda, tarlalara gereksiz yere böcek ilacı sıkılabilir. Bu da, tarım ürünlerine zarar verir. Çünkü birçok örümcek, böcekler için hazırlanan zehirlere duyarsızdır. Büyük örümcekleri yakalamak için zehirden ziyade yapışkan tuzaklar kullanılır.

 

Mit-3: "Eğer evinizde bir örümcek görürseniz, onu dışarı atın."

Gerçek: Türünü bilmediğiniz bir örümceği dışarı atmak, hem örümceğe, hem size zarar verebilir.

Karadul gibi bazı örümcekler son derece zehirlidirler ve bunlara iyi davranmak için arka bahçenize geri bırakmanız, bir gün sizin, eşinizin, çocuklarınızın veya evcil hayvanlarınızın ölümüne neden olabilir. Bu sebeple, yaşam alanlarında bulunan örümceklere dikkatle yaklaşmak gerekir. Elbette bu, her gördüğünüz örümceği öldürmeniz gerektiği anlamına gelmez; ancak yine de tehdit unsurlarını ayıklamayı bilmeniz gerekiyor. Ayrıca bir örümceği dışarı atmak, örümcek için de iyi bir opsiyon olmayabilir. Zira evlerinizde görebileceğiniz örümceklerin %95 civarı, evlerde yaşayacak şekilde evrimleşmiş örümcek türleridir. Bunların dışarıya fırlatılması, neredeyse her zaman ölümleriyle sonuçlanır. Örneğin ABD''nin Seattle eyaletinde yapılan bir araştırmada, ev dışında yaşayan 137 örümcek türü, ev içerisinde yaşayan 25 örümcek türü tespit edilebilmiştir. Bu 25 ev örümceğinin sadece 8 türü dışarıda hayatta kalabilmektedir. Bir örümcekle karşılaştığınızda, eğer ki ölümcül olmadığını biliyorsanız, onu kendi haline bırakmanız iki taraf için de en uygunu olacaktır. Zaten evinizdeki örümceklerin tamamından kurtulmanız imkansızdır; binanın duvarlarının içerisinde yuvaları vardır ve sürekli ürerler. Ancak hiçbir örümcek sizin peşinizde değildir. Eğer evinizin içinde görüyorsanız, muhtemelen yanlışlıkla girmiştir. Bir örümceği öldürmek yerine, onun içeriye nasıl girdiğini tespit edip bir daha girmemesini sağlamak en mantıklı adım olacaktır.

 

Mit-4: "Örümcekler saldırgan hayvanlardır."

Gerçek: Örümcekler son derece korkak ve oldukça uysal hayvanlardır. Hiçbir örümcek zevk olsun diye bir insanı ısırmaz; hatta olabildiğince bundan uzak durur.

Örümcekler sadece korktuklarında veya tehdit edildiklerinde, kaçamayacaklarını düşünürlerse ısırırlar. Örneğin biyologlar, birçok örümceği çıplak elleriyle yakalarlar ve çok nadiren ısırılırlar. Bir örnek olarak, Sydney Üniversitesi Biyolojik Bilimler Bölümü'nden Lizzy Lowe, 30 yıllık kariyeri boyunca on binlerce örümceğe dokunduğunu ve sadece 2 defa ısırıldığını söylüyor. Bu iki ısırık da ciddiye almaya bile değmeyecek etkilere neden olmuş. Öfke ve saldırganlık konusunda örümcekler yanlış anlaşılmaktadır. Örneğin zıplayan örümcekler, kısa sürede çok büyük mesafeleri sıçrayarak kat edebildikleri için agresif olarak değerlendirilirler. Halbuki bu, bu canlıların normal hareket yöntemidir. İnsanlara asla saldırmazlar, hatta zehirleri insanları doğru düzgün etkileyemez bile!

 

Mit-5: "Avusturalya ve Brezilya Dünya'nın en zehirli örümceklerinin, en çok sayıda bulunduğu bölgelerdir."

Gerçek: 1-2 örümcek türü haricinde bu iki bölgede insanlar için ciddi anlamda zehirli hiçbir tür bulunmaz.

Ülkeler reklam yapmak için bu tür taktikler kullanabilmektedir. Vahşiyaşamı övmek ve kendilerindekinin en heyecan dolusu olduğunu düşündürmek için "zehirli hayvanlar"ı öne sürmek iyi bir yöntemdir. Avusturalya ve Brezilya konusundaki yaygın kanı da, bunun isabetliliğini göstermektedir. Avusturalya'nın en zehirli örümcekleri Sidney huniağı örümceği olarak bilinen Atrax robustus türü ile kızılsırtlı örümcek olarak bilinen Latrodetus hasselti türüdür. Bunların ikisi de hem ormanlık, hem şehirleşmiş bölgelerde yaşarlar. İki türün de ölümle sonuçlanan vakaları, bundan onlarca yıl önce meydana gelmiştir. Sydney Üniversitesi Biyolojik Bilimler Bölümü'nden Doç. Dr. Dieter Hochuli'nin söylediğine göre ilkiyle ilgili son ölümlü vaka 1981 yılında, ikincisiyle ilgili son ölümlü vakaya 1950'lerde rastlanmıştır. O zamandan beri geliştirilen panzehirler nedeniyle artık pek korkulacak ısırıklara sahip değildirler. 

Aynı durum, Brezilya için de geçerlidir. Brezilya'da 3 ölümcül örümcek vardır ve hepsi Phoneutria cinsine aittir. Riverside'da bulunan Kaliforniya Üniversitesi'nden emekli bir entomoloji profesörü olan Dr. Richard Vetter'ın anlattığına göre, 2000 yılında yapılan bir araştırma, o güne kadar 422 Phoneutria ısırığı vakasına rastlandığını, bunların sadece 2 tanesinin ölüme neden olabilecek sonuçlar doğurduğunu ve bu 2 vakanın da 10 yaşından küçük çocuklar olduğunu ortaya koymuştur. Bu 2 vakadan sadece 1 tanesi ölümle sonuçlanmıştır ve ölen, 3 yaşındaki bir bebektir. Çoğu zaman bu "ölümcül" örümceklerin zehirleri, yetişkinlerde fark edilir bir semptom yaratmaz bile...

 

Görseller: Cüneyt Özdaş (Tüm hakları saklıdır. Fotoğrafçıdan izin alınmadan kopyalanamaz.)

Kaynak: Discovery

6 Yorum