Neandertallerden Daha Zeki Değildik, Sadece Daha Dayanıklıydık!

Yazdır Neandertallerden Daha Zeki Değildik, Sadece Daha Dayanıklıydık!

Neandertallerle aynı kaderi paylaşıyor olabilirdik…

Paleolitik çağın şartlarına göre Homo neanderthalensis üyeleri sofistike düzeydelerdi. Bu eski insansılar Avrupa’da ve Asya’nın bir bölümünde 300.000 yıldan uzun bir süreboyunca aletler, mücevherler yapıp etkileyici mağara eserleri ürettiler. Ayrıca hastalarına ve yaşlılarına da bakıyorlardı. Hatta ilkel düzeyde diş hekimliği bile yapmış olabilirler. Fakat Homo Sapiensler’in ortaya çıkışıyla birlikte ortadan kayboldular. Peki tam olarak ne olmuştu?

Yıllardır bilim insanları Neandertaller ile ilgili bir şeylerin yanlış ya da bizimle ilgili doğru şeyler olduğunu düşünüyorlardı ve bu onların yok olmasına neden olmuştu. Belki de H. Neandertalis üyelerinin hastalık yapıcı kötü genleri vardı ya da iklim koşulları hızlı bir şekilde değişmiş ve bu değişime ayak uyduramamışlardı. Belki de modern insanlar daha yenilikçi olup yaşadıkları bölgeyi ve besin kaynaklarını korumada daha iyiydiler. Eski arkeolojik bölgelerde kazılar yapıldı ve akademik dergilerin kütüphaneleri açıklama getirmek isteyen bilim insanlarıyla dolup taştı. Stanford Üniversitesinden evrimsel biyolog Oren Kolodny şunları söylüyor:

“Herkes bir türün, diğer türün yok olmasına yol açtığı tek bir sebebin peşine düşmüş durumda fakat ya o ‘belli sebep’ yok ise?”

Nature Communications’da yayımlanan bir çalışmada Kolodny ve meslektaşı Feldman, Neandertallerin yok oluşunun, popülasyon dinamiğinin ve kötü zamanlamanın sonucu olduğunu düşündükleri bir hipotezi test ettiler.

Bu hipotezin, çoğu durumda, hominin kuzenlerimizin yok oluşunu açıklamak için yeterli olduğu anlaşıldı.

Neandertaller ilk olarak 400.000 yıl önce Avrupa çevresinde ortaya çıktı. Daha sonra, Afrika’da evrim geçiren modern insanlar Avrupa’ya vardı. Günümüzden yaklaşık 51 bin ve 39 bin yıl öncesi bir aralıkta, Sapiens ve Neanderthalensis üyelerinin aynı coğrafyayı paylaştıkları, kimi zaman kavga ettikleri ama kesinlikle akrabalık yaşadıkları bir dönem oldu. Fakat bu birlikteliğin sonunda tek bir tür ayakta kalabildi.

Sapiensin Neandertallerin yerine hızlı bir şekilde geçmesi, bilim insanlarına, modern insanların, kuzenlerine kıyasla, seçilim (evrimsel) olarak daha avantajlı olduklarını düşündürdü.

Başlangıçta Kolodny bu avantajın ne kadar büyük olduğu ile ilgilendi. Bunun için “boş hipotez (null hypothesis)” olarak bilinen varsayımı kullanmalıydı. Boş hipotezi, seçilim veya çevresel değişimler gibi kanıtlanması zor olan iddiaları göz ardı ederek kurgulayabileceğimiz en basit model olarak açıkladı. Diğer bir deyişle, “elde olan bilgiler üzerinden gidersek, ne gerçekleşmiş olabilirdi?”.

Eski hominin popülasyon büyüklüğünü, göç güzergahlarını ve ekolojinin çalışma prensiplerini kullanarak, bilgisayarda Paleolitik dönem Avrupa’sının Neandertal ve Sapiens etkileşimini simüle eden bir model kurdular.

Simülasyonun başında, Avrupa’yı mesken tutan Neandertaller rastgele şekilde dolaşıyor ve ölüyorlardı. Afrika’dan göç eden modern insan toplulukları ise ara sıra Avrupa’daki bu hengameye katılıyorlardı.

Ayrı türlere ait bu gruplar, birbirlerini alt edebilmeleri için, eşit koşullara sahiplerdi: Hiçbirinin doğal seleksiyon açısından diğeri üzerine bir avantajı yoktu.

Kolodny simülasyonun sonunda bir türün yok olması gerektiğini biliyordu. Bu ekolojinin basit bir prensibiydi. Ekolojik nişi aynı olan 2 tür aynı yeri işgal edemezdi.

Bazı durumlarda türler mücadeleye uyum sağlayacak uzlanımcı özellikler geliştirebiliyorlardı. Mesela, İsrail’in belli kesimlerinde gece aktif olan 2 fare türünden biri gündüz aktif olmaya uyumlu hale gelmişti. Fakat hominin türler genel olarak uzlanımcı özellikler sergilemezler. Ayrıca, arkeolojik kanıtlar Neandertallerin yetenek ve davranışlarının bizlere benzediğini gösteriyor.

Kolodny ve Feldman kendi simülasyonlarında çok sayıda değişkenin değerlerini değiştirerek yüzlerce hatta binlerce kez deneme yaptılar. Bunun sebebi ise insanlık tarihinin bu dönem hakkındaki belirsizliklerini ortaya koymaktı. Simüle edilen ve çok çeşitli parametreler altında işleyen olayların çoğunda Neandertaller, Afrika’dan sürekli kuzeye doğru ilerleyen insan gruplarının göçünden dolayı tutunamayarak 12.000 yıl içerisinde yok olmuşlardı.

Bu sonuç, temel ekoloji ilkelerine ve insanların Avrupa kıtasına olan kademeli göçü hakkındaki bilgilerimize dayanan “boş hipotezin” Neandertallerin neden yok olduğunu açıklamamız için yeterli olduğunu gösterdi. Ancak Kolodny şöyle bir uyarıda bulunuyor:

“Sonuçlar, insanların bir seçilim avantajına sahip olduklarını veya iklim değişikliğinin Neandertallerin kaderine etki ettiğini kanıtlamıyor. Ama doğal seçilim ve iklim değişikliği olmasaydı bile nihai sonuç yine aynı olurdu. Bu çok ince ama önemli bir ayrıntı.”

Hollanda’daki Leiden Üniversitesinden Will Roebroeks Associated Press’e bu çalışmanın, Neandertal kuzenlerimizden evrimsel olarak daha avantajlı olduğumuz imasında bulunmadan onların ölüm nedenini açıklamayı hedefleyen diğer araştırmalarla uyum gösterdiğini aktardı.

Evrimin türler arası bir dizi savaş olduğu düşüncesi çok yaygındır. Elbette bunda, biyoloji ders kitaplarında geçen “en uyumlunun hayatta kalması” ve “evrimsel silahlanma yarışı” gibi ifadelerin etkisi yok değil. Fakat doğadaki canlılar evrimsel savaşı kazanabilmek için stratejik kararlar vermezler. Sadece kendi varlıklarını devam ettirmek isterler.

Bireylerin ve türlerin kaderleri tamamen şans eseri belirlenir – genetik talihin yavaş yavaş işlemesi, zamanın cilvesi ve şanslı evrimsel kartların çekilişi gibi… İş bizim türümüze gelince, modern insanların eline doğru kartlar geçmiş olsa gerek.

Kolodny bu bakış açısını, tuttuğu takımın şampiyonluk maçını kazandığını izledikten sonra maçın baştan beri hileli olduğunu fark eden seyircinin durumuna benzetti. Bu durum, kazanan takımın kötü oynadığı anlamına gelmez fakat o taraftarın maç hakkındaki hislerini tamamen değiştirebilir. Kolodny şöyle söylüyor:

“Bu olay demek değildir ki Neandertaller geniş omuzlu, vahşi ve biz gelip onları yok edene dek normal bir şekilde yaşayan ileri düzeyde apelerdi. Daha ziyade, bize benzeyen, dost bir hominin türüydü.”

Doğruyu söylemek gerekirse, onlarla aynı kaderi paylaşıyor olabilirdik ve bu oldukça akla yatkın olurdu.

Teşekkür: Çeviri için Ahmet Kapusuz’a teşekkür ederiz.

Düzenleyen: Ayşegül Şenyiğit

Kaynak: Science Alert

Görsel: Procy/Shutterstock.com

0 Yorum

Giriş




Tavsiye Edilenler

Bilim Eğlencelidir!

En Aktif Yazanlar

İnsan Türüyle İlgili Gerçekler