İnsan Genomu Düzenleme Çalışmalarında Araştırma Etiğinin Değerlendirilmesi

Yazdır İnsan Genomu Düzenleme Çalışmalarında Araştırma Etiğinin Değerlendirilmesi

CRISPR-Cas9 teknolojisi kullanılarak insan eşey hücre öncülleri (human germline) düzenlemelerinin gelişmesi ile birlikte embriyolar üzerinde araştırmalar yapılması açısından bazı acil etik hususlar öne çıkıyor.

20 Eylül 2017 tarihinde Nature'da, insan embriyosu kullanılarak DNA üzerinde yapılan gen düzenleme ve değiştirme çalışmaları sonucunda araştırmaların deney sonuçları yayınlandı. Francis Crick Enstitüsünden Kathy Niakan ve çalışma arkadaşları, CRISPR-Cas9 teknolojisini kullanarak OCT4 adı verilen gen içerisindeki mutasyonları gösterdiler. Döllenmiş bir yumurta bölünüp çoğalırken hücre içerisindeki genin hücre kaderini nasıl yönlendirdiğini yine aynı teknolojiyi kullanarak gösterdiler (N. M. E. Fogarty et al. Nature http://dx.doi.org/10.1038/nature24033; 2017).

Araştırma insan biyolojisi açısından temel bir soruyu ele alıyor, fakat erken gelişim süreçlerini anlamak gelecekteki tüp bebek işlemlerinde embriyoların kültür durumlarının düzeltilmesinde yardımcı olabilir. Ayrıca gen düzenleme tekniğini destekleyen mekanizmalar hakkında da önemli bilgiler sunabilir. Tüp bebek tedavisi gören çiftlerin bağışladığı embriyoların laboratuvar ortamında sadece birkaç gün gelişmesine izin verildi.

Nature, Ağustos 2017’de de, CRISPR-Cas9 teknolojisi kullanılarak embriyo içerisinde meydana gelen spesifik gen mutasyonlarının gen düzenleme ile nasıl düzeltilebileceği konusunda bir araştırma makalesi yayınladı (H. Ma et al. Nature 548, 413–419; 2017). Bu deneyler Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesinden Shoukhrat Mitalipov ve çalışma arkadaşları tarafından IVF kliniklerinden embriyo alınmadan yapıldı. Bunun yerine mutant genler taşıyan bir erkek donörün spermi laboratuvar ortamında başka bir donörün yumurtası ile döllenerek embriyo oluşturuldu.

Bu çalışmaların yayınlanması, tüm katılımcıların konuyu ayrıntılı olarak değerlendirmesi ve ayrıca bu tip araştırmalara nasıl yön verilmesi gerektiğini tartışması açısından iyi bir zaman gibi gözüküyor.

 

Etik açıdan ortak görüş

CRISPR-Cas9 teknolojisi dikkatle takip edilmesi gereken etkili bir genom düzenleme yöntemidir, çünkü bilim insanlarının insan eşey hücre öncüllerini kalıcı olarak değiştirmesi gibi bir durum söz konusu olabilir. Alanında uzman bilim insanları, etik açıdan itirazlarını ayrıntılı olarak listeleyip insan embriyosunda uygulanacak gen düzenleme araştırmalarının bundan sonra nasıl yürütülmesi gerektiği hakkındaki tavsiyelerini açıkladılar. Bu çabalarını disiplinlerarası etik konsorsiyuma temellendiren Hinxton Topluluğu ve aynı şekilde ayrı olarak çaba gösteren Amerikan Bilim, Mühendislik ve Tıp Akademileri, Uluslararası Kök Hücre Araştırmaları Topluluğu gibi kuruluşlar temel biyoloji dahilinde insan eşey hücre öncülleri düzenleme araştırmalarının bilimsel amaçlara uygun olacak şekilde kullanılabileceği konusunda fikir verdiler.

Ayrıca gen düzenlemenin klinik bir araç olarak kullanılabilmesi için güvenlik, doğruluk ve uygulanabilirlik açısından temel araştırma yöntemleriyle titiz bir şekilde incelenmesi gerektiğini söylediler. Bu nedenle ancak güçlü bir araştırma altyapısı oluşturulduktan sonra ve ancak o zaman da alternatifler dikkatli bir şekilde incelenip daha fazla toplumsal tartışma yapıldıktan sonra kabul edilebilir bulunan vakalar için klinik uygulamalar düşünülebilir.

Nature'da yayınlanan araştırmalar bazı temel bilimsel sorulara cevap vermeyi amaçlıyor. Ve tabii ki etik ilkelere bağlı kalarak, araştırmaların başlangıcı, uygulanması ve hakem incelemesi (ilkelerimizde belirtildiği gibi) esnasında sıkı ve eksiksiz bir etik değerlendirme ile kontrol edildiler. Araştırmaların her ikisi de embriyo, sperm ve yumurta donörlerinin tam rızası ve etik onayını almışlardı ve ilgili makamlarca yetkilendirilmişlerdi.

Bu çalışmalar birkaç nokta açısından değerlidir. İnsan embriyosu biyolojisinin ve bu bağlamda gen düzenleme sisteminin muhtemel mekanizmalarının anlaşılmasında önemli katkılar sağlıyorlar. Ayrıca önemli teknik ve etik sorunları öne çıkararak bu alanda gelecek araştırmaları değerlendirip planlayan araştırmacılara, kaynak sağlayıcılara, dergilere ve denetleyicilere (regulator) bilgi sağlamış oluyorlar.

Özellikle eşey hücre öncüllerini düzenlemenin farklı yönlerini araştıran insan embriyo projeleri için uygun embriyo tipi ve sayısının doğru bir şekilde değerlendirilmesinin önemini gösteriyorlar.

IVF çalışmalarından arta kalarak bağışlanan embriyoların kullanılması, laboratuvar ortamında döllenen embriyoların kullanılmasına nazaran bazı araştırma sorularına çözüm bulmak için daha iyi bir yol olabilir. Bağışlanan embriyodaki doğal çeşitlilik, CRISPR Cas-9 düzenlemesi sırasında oluşabilecek istenmeyen “hedef dışı” genetik değişiklikler gibi sorunları kontrol etmek için daha titiz ve gerçekçi bir test imkanı sunabilir. Fakat şu an için spesifik mutasyonların hedef odaklı olarak düzeltilmesi, donörlerden alınan o mutasyonlara sahip üreme hücrelerinin laboratuvar ortamında döllenmesiyle devam edecek gibi görünüyor.

Her iki durumda da, Nature, her iki makalenin de metotlar bölümünde belirtildiği gibi, bütün donörlerin kendilerinden alınan örneklerle yapılacak araştırmaların tüm detayları hakkında bilgilendirilmesi taraftarıdır.

Araştırmacılar, bağış yapmanın hassas yapısına bağlı kalarak, kullanılacak embriyoların sayısını belirlemede etik ve bilimsel hususları dengeli bir şekilde göz önünde bulundurduklarını göstermelidirler. Araştırmacılar bu değerli materyali minimum seviyede kullanarak, yaptıkları deney ve araştırmaların güçlü ve sağlam bilimsel cevaplar vermelerini sağlamak zorundadırlar. Bu, araştırmacıların ilk olarak çalışmalarında insan pluripotent kök hücreleri veya fare embriyolarını kullanarak deney koşullarını optimize etmeleri anlamına gelebilir ki yayınlanan her iki çalışmada da bu yol izlenmiştir. Dergiler, inceleme ekibindekiler ve editörler hakem incelemesi sırasında ortaya çıkan soruların insan embriyolarından başka sistemler kullanılarak cevaplanıp cevaplanamayacağını göz önünde bulundurmalıdırlar.

Araştırma camiasının düşünmesi gereken bir başka konu da hipotezin embriyolar üzerinde test edilmesinden önce ön çalışmaların hakem incelemesinden geçirilip yayına uygun olup olmadığının düşünülmesi olabilir. Bağımsız olarak yapılan bu hakem incelemesi ile denetleyicilerin incelemesi paralel olarak yürütülebilir, ve böylece deneylerin sınırları ve embriyoların menşei hakkında alınacak kararlara bilgi sağlanabilir.

Her çalışmada yerine getirilmesi gereken belirli şartlar farklı olabilir, fakat mümkün olduğunca en erken sürede bu şartları değerlendirmek için güçlü bir temel yapının oluşturulması, onların en iyi şekilde yapıldıklarından emin olmanın en doğru yolu olarak görünüyor. Denetleyiciler, kaynak sağlayıcılar, bilim insanları ve editörler eşey hücre öncüllerini düzenleme sistemini daha ileriye taşıyacak yolun detaylarını belirlemek için birlikte çalışmaya devam etmelidirler. Ancak bu yolu izleyerek elimizdeki değerli kaynak ve araçları en doğru şekilde kullanabiliriz.

 

Teşekkür: Bu çeviri için Ali Aslan'a teşekkür ederiz.

Düzenleyen: Şule Ölez

Kaynak: Nature

0 Yorum

Giriş




Tavsiye Edilenler

Bilim Eğlencelidir!

En Aktif Yazanlar

İnsan Türüyle İlgili Gerçekler