Güneş Sistemi'mizden 6.000 Işık Yılı Uzakta Evren'in Bilinen En Eski Yıldızı Keşfedildi!

Yazdır Güneş Sistemi

Avustralya Ulusal Üniversitesinde, astronomlar tarafından  desteklenen bir takım, evrende big bang’den kısa bir süre sonra 13.7 milyar yıl önce şekil almış bilinen en eski yıldızı keşfetti. Bu keşif, astronomlar evrenin başlangıcına dair daha net fikirler veren  ilk yıldızların kimyasını çalışma imkanını verdi.  Üniversitenin Astronomi ve Astrofizik fakültesinden baş araştırmacı Dr. Stefan Keller şöyle diyor:

"İlk defa net olarak bir ilk yıldızın kimyasal parmak izini bulmayı başardık. Bu, ilk yıldızların nasıl olduklarını anlamaya yönelik ilk adımlarıdan birisi. Bu yıldızın bize sağladı şey ise bir ilk yıldızın parmak izini kayıt altına almamız."

Yıldız, antik yıldızları arayan ve 5 yıldır gökyüzünün güneyinin ilk dijital haritasını çıkarmaya çalışan  üniversiteye bağlı Skymapper adlı teleskop tarafından Siding Spring gözlemevinde keşfedildi. Yıldız, Dünya’dan yaklaşık 6000 ışık yılı uzaklıkta ki Dr.Keller’a göre bu, astronomi için kısmen yakın bir mesafe sayılabilir. Keşfedilen yıldız Skymapper’ın  ilk yılında  fotoğraflanan 60 milyon yıldızdan sadece birisi. Keller şöyle diyor:

"Böyle samanlıkta iğne bulmalarının mümkün olmasını, renklerine bakarak bünyelerindeki düşük demirli yıldızları bulma gibi nadir özelliğe sahip Skymapper adlı teleskoba borçluyuz."

Dr.Keller ve Profesör Bessel Şili’deki Magellan teleskopunu da kullanarak keşfi ayrıca doğruladılar. Yeni keşfedilen yıldızın bileşimi Güneş'imizden 60 kez daha büyük kütleye sahip ilkel bir yıldızın uyanışında oluştuğunu gösteriyor. Keller bunu şöyle anlatıyor:

"Güneş'imiz gibi bir yıldız yapmak için, Büyük Patlama'dan Hidrojen’in ve Helyum’un temel içeriklerini alırsınız ve çok yüksek miktarda demir eklersiniz ve Dünya’nın kütlesinden 1000 kez daha yüksek bir kütleye sahip olursunuz. Bu antik yıldızı oluşturabilmek için Avustralya boyutunda, demirden ve bir çok karbondan oluşmuş bir asteroitten fazlasına ihtiyacınız yok. İlk yıldızların doğaları ve ölümleri hakkında bize bir çok şey söyleyen çok farklı bir formül."

Dr.Keller’ın dediğine göre önceleri düşünülen, ilkel yıldızların uzayın büyük bölümünü demir ile kirleten aşırı şiddetli patlamalarla ölmeleriydi. Ancak bu antik yıldız, demir kirliliğindense karbon ve magnezyum gibi daha hafif elemenlerin kirliliğine dair işaretler gösteriyor. Keller buna dair şunları söylüyor:

"İlkel yıldızın süpernova patlaması şaşırtıcı derece düşük enerjili. İlkel yıldızın parçalara ayrılmasına yeterli olmasına rağmen, neredeyse demir gibi büyük ağır elementlerin tamamı patlamanın kalbinde oluşan karadelik tarafından içine çekilmiş."

Elde edilen sonuç büyük patlama hakkındaki incelemeler ile tahminler arasındaki uyuşmazlıkları da çözebilir. Bu keşif ayrıca astronomların evrende Büyük Patlama'dan kısa süre sonra, 13.2 milyar yıl öncesinde oluşmuş en eski yıldızın da ötesine geçti. HD140283 adı verilen bu eski yıldız, Güneş Sistemimiz'den 186 ışık yılı gibi bir mesafeyle nispeten daha yakınımızda bulunuyor ve astronomlar tarafından 100 yıldan fazladır üzerinde çalışılıyor. Araştırmacılar uzun zamandan beri başarılı yıldız jenerasyonlarından önce evrenin ilk zamanlarına ait olduğunu gösteren, neredeyse tamanen hidrojen ve helyumdan oluşan nesnelerin daha ağır elementlere sahip olduklarını düşünüyorlar. 

Evrim Ağacı Açıklaması

Haber birazcık karışık ve yeterince açık izah edilmemiş, biz izah edelim:

Büyük Patlamadan sonraki oluşum dönemlerine ve dinamiklerine göre yıldızlar birkaç nesil ile tanımlanır. Şu anda evrende gördüğünüz yıldızların yüzde 99'una yakını, Güneş gibi 3. nesil yıldızlardır. 

Birinci nesil yıldızlar, evrende ilk oluşmuş olduğu düşünülen ve ikinci üçüncü nesil yıldızlar için gerekli olan "ağır" elementleri bünyelerinde meydana getirip uzay boşluğuna salan yıldızlara deniliyor. Bu birinci nesil yıldızlar çok ama çok büyüktü. Kütleleri Güneş'in 150-200, hatta 300 katına ulaşabiliyordu ve tümüyle Hidrojen/Helyum karışımından oluşmuşlardı. Evrende şu an böylesi büyük yıldızların oluşabilmesi mümkün değil. Artık en fazla 150-160 Güneş kütlesinde yıldız oluşabiliyor. 

İşte, birinci nesil çok kısa ömürlü dev yıldızların artıklarından haberde söz edilen ikinci nesil yıldızlar oluştu. Nasıl anlamışlar peki bunu? Yıldızın içerdiği Hidrojen ve Helyum harici elementleri (özellikle demiri) tayf analizi ile kontrol etmişler. Sonuçta çok az demir içerdiğini görüp, yıldızın 13.6 milyar yaşında olabileceğine kanaat getirmişler. Çünkü ilk nesil yıldızlar evrenin ilk birkaç yüz milyon yaşında olduğu dönemde doğup ölmüşlerdi. 

Bu şekilde ikinci nesil yıldızlar Samanyolu'nu çevreleyen küresel yıldız kümelerinde bolca bulunuyorlar. Bu kümelerdeki yıldızların önemli bir kısmı 11-13 milyar yaşları arasında. İçerdikleri demir (ve ağır element) miktarını ölçerek bunu anlıyoruz. 

Yeni keşfedilen; kütlesini ve ismini bulamadığımız bu yıldız ise şimdiye kadar ölçülen en düşük demir miktarına sahip. Yani, ikinci nesil yıldızların ilk üyelerinden biri olduğu görülüyor.

Çeviren: Okan Kaya 

Teşekkür: Kozmik Anafor

Kaynak: DailyGalaxy

6 Yorum