Genler ''Kader''iniz Değil: Psikoterapi, Genetik Nedenlerle Depresif Fareleri Bile İyileştirebiliyor!

Yazdır Genler

Yeni bir çalışmaya göre, genler bir kişinin depresyondan muzdarip olup olmayacağının belirlenmesinde kader değil. Bakım doğanın önüne geçebiliyor. Fareler için ‘psikoterapi’nin dengini aldıklarında, genetik olarak depresyona uygun yetişmiş bulunan farelerin depresif davranışları hafifledi. Depresyondaki fareler terapiyi aldıktan sonra, kanlarındaki bazı depresif biyobelirteçler depresif olmayan seviyelere düştü.

Northwestern Tıp Fakültesi’nin yeni bir araştırmasında bildirildiğine göre genler bir kişinin depresyondan muzdarip olup olmayacağının belirlenmesinde kader değil. Çevresel koşullar ana etkenlerden biri, ve beslenme, doğanın önüne geçebilir. Fareler için ‘psikoterapi’nin dengini aldıklarında, genetik olarak depresyona uygun yetişmiş bulunan farelerin depresif davranışları hafifledi. Depresyondaki fareler terapiyi aldıktan sonra, kanlarındaki bazı depresif biyobelirteçler depresif olmayan seviyelere düştü. Northwestern Üniversitesi Feinberg Tıp Fakültesi’nde Psikiyatri ve Davranış Bilimleri profesörü ve çalışmadaki baş araştırmacı olan Eva Redei şöyle diyor:

"Çevre genetik bir yatkınlığı depresyona dönüştürebilir. Eğer bir kimsenin ailesinde güçlü bir depresyon geçmişi varsa ve kendisinin ya da ilerideki çocuklarının depresyon geçireceğinden korkuyorsa, çalışmamız moral verecektir. Çalışmamıza göre,depresyona şiddetli yatkınlık durumlarında dahi, psikoterapi ya da davranışsal eylem terapisi bunu hafifletebiliyor."

Çalışma aynı zamanda depresyonda genetik ve çevresel etkilerin muhtemelen farklı moleküler yollarla çalıştığını gösterdi. Depresyon için yetiştirilmiş fareler ile çevresel faktörler ile depresifleşmiş fareler, kanlarında tamamen farklı depresyon biyobelirteçlerinde seviye farklılıkları gösterdi. İki tür depresyonu ayırt edebiliyor olmak ilaç tedavisi ya da psikoterapide daha kesin sonuçlar sağlayacaktır.

Çalışma 29 Mart 2016’da yerel bir dergi olan Translational Psychiatry dergisinde yayımlandı.

Northwestern çalışmasında yer alan fareler 33 nesildir depresyonvari davranışlar için yetiştirilmişti ve büyük umutsuzluk gösteriyordu. Redei şöyle diyor: 

"İnsanlarda, farelerde olduğu gibi depresyona genetik olarak tamamen yatkınlık gibi bir durum olmaz. Eğer bu farelerde depresyonu değiştirebiliyorsanız, çok büyük ihtimalle insanlarda da yapabilirsiniz demektir."

Redei, kandaki depresyon biyobelirteçleri üzerindeki önceki araştırmalarında genetik fare depresyon modelinin, insan depresyonuna biyolojik olarak benzerlik gösterdiğini göstermişti. Northwestern çalışmasında, Redei ve ekibi, farelerin çevrelerini değiştirerek
genetik sebepli depresyonlarını değiştirip değiştiremeyeceklerini görmek istedi. Depresif fareleri aldılar ve çiğneyecekleri birçok oyuncak ve tırmanıp saklanacakları yerler olan geniş kafeslere, bir nevi fare Disneyland’ine aldılar. Fareler bir ay oyun alanında tutuldu. Redei şöyle anlatıyor:

"Buna fare psikoterapisi dedik. Çünkü bu zenginleştirme onları çevre ile ve birbirleriyle daha fazla bağ kurmalarına izin verdi. Oyun alanında geçen bir ayın sonunda farelerin depresif davranışları çarpıcı bir şekilde azaldı."

Oyun alanı psikoterapisinden sonra, fareler su dolu bir hazneye kondu. Haznedeki davranışları depresyon için bir ölçüttü. Kontrol fareleri etrafta yüzüp kaçacak bir yol arardı. Depresif fareler umutsuz bir davranış sergileyerek sadece su üstünde kalırdı. Oyun alanındaki bir aydan sonra, genetik olarak depresif fareler de enerjik bir şekilde hazne içinde çabalayarak bir çıkış aradılar. Redei farelerin umutsuzluk göstermediğini belirtti.

Northwestern bilim insanları çevresel stresin deneydeki depresif olmayan grupta da depresyonu artırıp artırmayacağını görmek istedi. Bu fareler normalde umutsuz davranış sergilememekteydi. Kontrol fareleri psikolojik stres yaratacak bir duruma sokulmaları için iki hafta boyunca günde iki saat boyunca hapis tutuldu. İki haftanın sonunda, stresli kontrol fareleri su dolu hazneye bırakıldıklarında depresif davranış sergilediler. Sadece su üstünde kaldılar, umutsuz bir davranış içindelerdi, kaçmaya çabalamadılar. Çevresel stres sonrası, kanlarındaki depresyon belirteçleri, depresif olmayan seviyelerden, genetik olarak depresif farelerde görülen seviyelere yükseldi. Bir sonraki adım bu biyobelirteçlerin gerçekten çevreye tepki olarak davranış değişikliğine yol açıp açmadığını bulmak. Redei şöyle diyor:

"Eğer böyle ise, belki de depresif farelerdeki biyobelirteç seviyelerini depresif olmayan seviyelere çekecek yeni nesil ilaçlar bulabiliriz, böylece yeni antidepresan tedaviler keşfedebiliriz."

Kaynak: ScienceDaily

0 Yorum

Giriş




Tavsiye Edilenler

Bilim Eğlencelidir!

En Aktif Yazanlar

İnsan Türüyle İlgili Gerçekler