Bilim İnsanlarının Üreme Organlarımız Hakkında Keşfettiği Dört Şaşırtıcı (Ve Tıbben Bilgilendirici) Şey

Yazdır Bilim İnsanlarının Üreme Organlarımız Hakkında Keşfettiği Dört Şaşırtıcı (Ve Tıbben Bilgilendirici) Şey

Üreme organlarının evrimi üzerine çalışan bilim insanları genelde iyi mizah anlayışına sahiptir, ancak araştırma alanlarının ciddi bir yanı var. Florida Üniversitesi’nden gelişim biyoloğu Martin Cohn, “harici üreme organlarındaki yapısal bozukluğun insanlarda en sık görülen ikinci doğuştan bozukluk olduğunu ve en çok endişe verici olanınsa, bu bozuklukların görülme oranının endüstriyel ülkelerde geçtiğimiz birkaç on yılda çok keskin bir biçimde artış göstermesi olduğunu” söylüyor. Peki neden? Cohn, bilim insanlarının bunu anlamaya çalıştıklarını ve görülme oranının büyüklüğüne rağmen, cinsel organlarımız hakkında sahip olduğumuz bilginin vücudumuzun diğer kısımları hakkında bildiklerimize göre oldukça az olduğunu söylüyor.

Daha iyi anlayabilmemiz için Cohn ve diğer bilim insanları diğer memelilerin yanı sıra, kuşlar ve sürüngenlerde üreme organlarının nasıl geliştiği üzerine çalışıyorlar. Bu hafta, İngiliz dergisi Nature ile ilişkili Scientific Reports dergisinde çok etkileyici bazı gözlemler yayınlandı. Makaleler şuradan ve şuradan okunabilir:

Bir: Penis neden atık su çıkışının da bir parçasıdır?

Üreme organlarının gelişimi üzerine çalışan bir diğer bilim insanı, Swarthmore Koleji’nden Scott Gilbert, bazen yaptığı halka açık konuşmaları akıllı tasarım teorisinin inandırıcı olmadığıyla ilgili ve özü hiçbir akıllı tasarımcının “kanalizasyonu” “oyun bahçesinden” geçirmeyeceği olan bir şakayla renklendiriyor. Bu haftaki basın bülteninde bilim insanları bu görevin evrimini daha yakından incelediler.

Makaleleri okuduğunuzda açıklık kazanan şey şu ki; bu vücut fonksiyonlarının hepsinin ayrı organlarca yürütülmesi daha hijyenik gibi görünse de, aslında daha kötü bir fikir olabilir.

Amfibiler ve kuşlarda bu işi gören organ, çok-işlevliliği yeni bir boyuta taşıyor. Bu hayvanlarda hem sıvı ve katı atıklar hem de sperm transferi için çıkış sistemi işlevi gören “kloak” denen bir boşluk bulunuyor. Gilbert ‘ın dediğine göre, kloak (cloaca) terimi lağımın Latincesi. “Bundan dolayı büyük Roma kanalizasyonuna Cloaca Maxima deniyordu.”

Embriyo gelişimimizin erken evrelerinde insanda da bir kloak bulunur, ancak biz memelilerde bu organ bölünerek çok daha kompleks bir tesisat yapısına dönüşür. Ancak atalarımızın tesisat/üreme sisteminin bu olması akla yakın görünüyor.

Kasım 2014'te yayınlanan araştırmalardan bir kısmı “harici üreme organı” bulunduran sürüngenler, memeliler ve bazı kuşları kapsayan hayvanlarda bu aşamadan sonra ne olduğunu ortaya çıkardı. Bu arada, bu yalnızca erkeklere özgü değildir. Harici üreme organına sahip omurgalılarda, her iki cinsiyetin embriyosu da genital şişlik denen üniseks bir yapı geliştirir. Daha ileri aşamada, eğer embriyo yeterince testosterona maruz kaldıysa bir penise, östrojene maruz kaldıysa bir klitorise dönüşür.

Harvard Tıp Fakültesi’nde Clifford Tabin, Patrick Tschopp ve çalışma arkadaşları fareler, kuşlar ve sürüngenlerin embriyoları üzerinde çalışarak genital şişliğin kökenlerini araştırdılar. Bir röportajda Tschopp, buldukları şeyin biraz şaşırtıcı olduğunu söyledi. Yılan ve kertenkelelerde harici üreme organları, oluşumlarına “uzuv yumrusu” (uzuvları olan hayvanlarda uzuvlara dönüşen hücre grupları) hücreleri olarak başlıyor. Yılanlarda, yumrular oluşuyor ancak uzuv gelişimi gerçekleşmiyor.

Araştırmacılar kuşlar ve memelilerde farklı bir hikayeyle karşılaştı. Genital şişlik haline gelecek hücreler, embriyonik kuyruğu oluşturan “kuyruk yumrusu”ndan geliyor. Hangi hücrelerin vücudun hangi kısmında görev alacağı kloak ile ilişkili olarak nerede konumlandıklarına bağlı görünüyor, çünkü anlaşıldığı kadarıyla kloak “oyun bahçesi” ve “kanalizasyon” işlevinin yanı sıra gelişimde önemli bir “düzenleme merkezi” işlevine de sahip.

Yılanlar bilhassa ilginç, çünkü biyologlar yılanların dört uzuv üzerinde yürüyen sürüngenlerden evrimleştiğine dair kanıta sahipler. Tschopp’un açıklamasına göre, yılanlar embriyonik gelişimlerinde vücudun daha sonra genital organ geliştirmek için kullandığı bu öncü-uzuv (proto-limb) hücrelerini, yani uzuv yumrularını edindiler. Erkek bireylerde bu yumrular bir değil iki penis haline geliyor. Ama neden? Bu soru bir sonraki keşifle cevaplandı.

İki: Yılanların neden aynı işleve sahip iki penisi vardır?

Teknik olarak yılanlar toplamı iki eden “hemipenis”e sahiptir, ancak estetik ve hijyenik açıdan daha anlamlı gelse de iki penisten biri idrar çıkışı, diğeri çiftleşme için değildir. Bunun yerine, iki penis de her iki işleve de sahiptir. Yılanın bir çiftleşme fırsatı yakaladığında hangisini kullanacağına nasıl karar verdiği ya da yılanlarda sağlak-solaklık olup olmadığı kesin olarak bilinmiyor. Bilim insanları konuyu araştırdı ve yılanların her iki uzvu da eşit hakimiyetle kullanabildiğine dair bazı kanıtlar buldular. Erkek yılan, şanslı günündeyse, penislerinden birini dinlendirirken diğerini kullanabilir.

Yılanların bu durumunun nasıl açığa çıktığı, Florida Üniversitesi’nden Martin J. Cohn’un aynı yayında yer alan makalesinde açıklanıyor.

Cohn, tavuk embriyolarını düz bir plakayı andırdıkları çok erken evrelerinde inceledi. Konu hakkında verdiği bilgi şöyle:

“Hepimizin hayatı bu şekilde başlıyor, plaka daha sonra kıvrılarak vücudun genel şeklini alıyor. Gelecekte genital organ olacak bu doku bir yerde değil; plakanın iki uzak uç köşesinde, iki yerde birden oluşmaya başlıyor. Plaka kendi üzerine doğru kıvrıldığında bu iki hücre grubu birleşiyor. Memeliler ve kuşlarda bu grup tek bir organa dönüşüyor. Yılanlar ve kertenkelelerde öyle olmuyor ve ortaya hemipenis çıkıyor.

Bu işlemin oldukça karmaşık olduğu gerçeği, neden sıklıkla ters gidip insanlarda doğum kusurlarıyla sonuçlandığının açıklaması olabilir. Ve memelilerde, üretranın oluşumuyla beraber yeni bir karmaşıklık katmanı daha ekleniyor. Üretra, yalnızca memelilerde kapalı bir tüp şeklindedir ve bu özelliğin nispeten yeni oluşu neden her seferinde doğru şekillenmediğini açıklayabilir. Sık görülen bir genital doğum kusuru, hipospadias, bu tüp doğru şekilde kapanmadığında ortaya çıkar. Bazı bilim insanlarına göre seks hormonlarını sekteye uğratan ya da işlevlerini taklit eden kimyasallara maruz kalmayla ilişkili olan bu doğum kusurunun artış gösterdiği görülüyor.

Tıp ve evrim arasında ilginç bir sıçrama.”

Üç: Horozlar neden penisle aynı ismi taşıması gereken son hayvandır? (Ç.N. İngilizce “cock” hem horoz hem de argoda penis anlamındadır.)

Horozlanmalarına bakmayın. Gayet “cocky” görünüyor olabilirler ancak, horozların butlarının arasında genital açıklıktan başka bir şey yoktur. Bu açıklığı tavukta bulunan benzeriyle hizalayıp kendi kloakından dişinin kloakına sperm göndererek çiftleşirler. Ancak kuşların %97’si bir penise sahip olmadığından horozların utanmak için bir sebebi yoktur. Peki ama bu nasıl oldu? Memeliler ve sürüngenler harici üreme organlarına sahip olduklarına göre, kuşların atalarında da böyle bir organ bulunması olası görünüyor. Florida Üniversitesi’nden Cohn bu tavuk bilmecesini geçen yıl çözdü.

Cohn kuşların aynı biz memelilerdeki gibi bir genital şişlik, öncü-penis/klitoris, geliştirdiğini buldu, ancak kuşlarda bu uzuv gelişim sırasında dejenere oluyor. Bunun tam olarak neden olduğunu söylemek güç, ancak evrim bazen gereksiz şeyleri elinden çıkarır; tavuklar ile diğer kuşların da harici üreme organı olmaksızın yumurtalarını dölleyip yavru kuşlar meydana getirebildikleri görülüyor.

Kuşlar hakkındaki bir diğer gariplik ise, kalan %3’lük dilimdeki kuşların birçoğunun abartılı birer penise sahip olduklarıdır. Ördek penisleri çok uzun olmalarının yanında tirbuşona benzerler. En fenası ise, 15 inçlik penisi vücudunun kalanından daha uzun olan Arjantin göl ördeğinin durumudur. Bu anatomik gariplik, dişilere karşı evrimsel silahlanma yarışı sırasında evrimleşmiş görünüyor. Bu gizemi (http://www.amazon.com/The-Score-Quest-Shaped-Modern/dp/B001OMHU0G ) araştıran bilim insanları, uzunluk ve tirbuşonvari şeklin dişilerdeki ilginç bir özelliğe karşılık geliştirilmiş bir strateji gibi göründüğünü buldular. Dişi ördekler genellikle yumurta kanalına ulaşmayan ceplere ve çıkmaz yollara sahip olan ve böylece istenmeyen erkeklerce döllenmelerini engellemeye olanak veren burgulu vajinalara sahiptir.

Dört: Doğada neden bu kadar farklı çeşitte hayvan üreme organı vardır?

Cohn diyor ki:

“Üreme organlarının hem omurgalı hem de omurgasız hayvanlarda en hızlı evrimleşen yapılar olduğu biliniyor. Bazı durumlarda taksonomi uzmanları, yalnızca üreme organlarının farklı oluşuyla birbirinden ayrılabilecek kadar benzer türleri ayırmak için bu organlardan yararlanırlar. Penis işlevi gören yapılar bazen böcekler ve balıklarda da görülür . Köpek balıkları, vatozgiller ve vatoz da sperm aktarmak için kullandıkları uzun pelvik yüzgeçlere sahiptir. Lepistes ve akrabası sivrisinek balığı modifiye olmuş bir anal yüzgeç kullanır. Bu, deyim yerindeyse, gerçek bir penis değildir.”

Harvard’dan Tschopp ise, üreme organlarındaki değişimlerin yeni türlere dair kökenlerin oluşumunu hızlandırabileceğini söyledi. (Precipitate karşılığı olarak hızlandırmak doğru oldu mu?) Aynı türe ait iki hayvan grubu coğrafi olarak birbirlerinden ayrılırlarsa farklı görünüşlere sahip olmaya başlayabilirler ancak tekrar birbirlerini bulacak olurlarsa, çiftleşmeye devam edebilirler. Bu, kutup ayıları ve bozayıların birbirleriyle çiftleşmesinde gözlendiği gibi, bilim insanları onları farklı türler olarak ayırdıktan sonra bile olabilir. Daha yakın bir örnek verecek olursak, genetik uzmanları ana insan soyu (Çevirmenin önerisi: modern insanın ataları (? Doğru bir tercüme değil ancak main human linage için aklıma daha iyi bir şey gelmedi)) ile Neandertaller arasında çiftleşme olduğu sonucuna vardılar.

Ancak eğer üreme organları artık birbirleriyle uyumlu değilse, iki grup arasında doğal bir engel oluşacak ve bir tür, iki tür haline gelecektir. Dolayısıyla, üreme organları üzerine çalışmak yalnızca tıp için değil, türlerin kökenini anlamamız için de önemli olacak çıkarımlarla sonuçlanabilir.

Teşekkür: Bu yazıyı çeviren Naz Başak Gürler'e teşekkür ederiz!

Düzenleyen: Şule Ölez

Kaynak: Forbes

6 Yorum