Antik Yunan ve Fosiller

Yazdır Antik Yunan ve Fosiller

Antik Yunan döneminde bile fosillerin varlığından haberdar olunduğunu biliyor muydunuz? Böyle bir şeyi öğrenip de Antik Yunan bilgeliğine hayran kalmamak mümkün değil. 

Normalde dağların tepelerinde denizlerde yaşayan canlılara ait fosiller bulmayı beklemeyiz. Öyle ki, asırlar boyunca bu fosiller, "Nuh Tufanı" gibi mitolojik masallara kanıt olarak kullanılmıştır. Bu açıklamanın gerçeklikle bir ilgisi yoksa da, bu tip masalların doğuşundan önce, Antik Yunan'da gerçek açıklamaya çok daha yakın açıklamaların yapılmış olması gerçekten Antik Yunan bilgeliğini göstermektedir. MÖ 400'lerde Herodotus, dağ tepelerindeki denizel canlı fosillerinin deniz ve karaların hareketiyle açıklanabileceğini yazmıştır. Gerçekten de bugünkü modern Tektonik Teorisi ve onun bir alt başlığı olan Orogenez (Dağ Oluşum) Teorisi sayesinde biliyoruz ki, Dünya yüzeyini oluşturan levhaların hareketleri sayesinde eskiden deniz dibinde olan karalar, yükselerek dağları oluşturur. Dağlar oluşurken, okyanus diplerindeki fosiller de dağ tepelerine taşınmış olur. Elbette Antik Yunan zamanında bu dağ oluşumunun tam olarak nasıl olduğu bilinmiyordu; ama yine de müthiş bir gözlem ve mantık gücünü görüyoruz! Örneğin, Aristo şöyle yazıyor:

"Dünya için hayatî olan tüm süreçler çok yavaş ve çok uzun zaman dilimlerinde olur. Bu zaman dilimleri, bizim ömrümüze göre aşırı uzundur. Bu nedenle biz bu değişimleri ömrümüz içerisinde gözleyemeyiz. Bunların olduğu süre zarfında koca uluslar var olur ve yok olur."

Bu, gerçekten muazzam bir tespit ve kelimesi kelimesine doğru! Ne yazık ki Hristiyanlık'ın yükselişi dolayısıyla, bu tip gözlem ve açıklamalara "yasaklar" uygulanmaya başladı. Baskı sayesinde gerçeklere daha yakın olan açıklamalar halka unutturuldu. Kilise otoritesi ve bu otoriteden gücünü alan gericiler, Dünya'nın yaşını kutsal saydıkları kitaplara bakarak "hesapladılar" ve gezegenimizin yaşının 4000-7000 yıl civarında olması gerektiğini buyurdular. Bu hesabın hiçbir geçerli tarafı yoktur ve gerçekte olan, Dünya'nın 4.54 milyar yıllık yaşından komik derecede uzaktır. Ama bu otoriter inanç, Antik Yunan bilgeliğinin üzerini örttü.

Bu noktada sorabilirsiniz: Sonuçta kilise yanlış bir açıklama yaptıığı için fosiller ortadan kalkmıyordu. Bu antik canlıları nasıl izah ettiler, soranlara ne cevap verdiler? Sorgulayan herkese ceza veremeyeceğini bilen kilise, Dünya'nın kilise tarafından biçilen bu kısacık ömrü çerçevesinde bu antik fosilleri ne olarak açıkladı? "Doğanın bir şakası" dediler ("lusi naturae")! Gerçeği görmezden geldiler, izahlarının bariz hatasını umursamadılar. Halbuki gerçeği görmek için ihtiyaçları olan her şey, gözlerinin önünde, burunlarının dibindeydi.

Bu örnekten de bir kez daha görüyoruz ki, gerçekler biz onları görmezden geldik diye yok olmamaktadır. Asla da yok olmayacaklardır. Karanlık Çağlar en nihayetinde bitti, gerçekler yine ortaya çıktı.

İşte tam olarak bu nedenle, 21. yüzyılda insanlığa karanlık çağları yaşatmaya çalışanlara karşı aydınlanma mücadelesini her yerde, her an vermek zorundayız.

Çünkü bir kez daha karanlık çağları yaşamayı göze alamayız.

6 Yorum