Şempanzeler ve Bonoboların (Pan cinsi) Evrimi (Gülşah Güler)

Yazdır Şempanzeler ve Bonoboların (Pan cinsi) Evrimi (Gülşah Güler)

Evrim Ağacı olarak okurlarımızdan gelen paylaşımlar bizler için çok değerlidir. Sayfamız okurlarından Sn. Gülşah Güler, bizlerle, kendi yazılarını paylaşma inceliğinde bulundu ve bu gerçekten bizi çok sevindirdi. Son derece başarılı bir şekilde açıklanan konular, sizlerin biraz daha kolay anlayabilmesi için tarafımızdan yapılan bazı eklemeler ve açıklamalar haricinde, orjinaline tamamen bağlı kalarak aşağıda sunulmuştur. Hepinize iyi okumalar diliyor, okurumuza sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz:

 

İnsan ve kuyruksuz büyük maymunlar aynı üst aileye Hominoidea’ya (hominoidler) dahildirler. En eski primatların ağaçta yaşamları nedeniyle modern primatlar, temelde ağaç yaşamına ilişkin atalarının mirasını yansıtan benzerlikleri paylaşırlar. Anthropoidea alttakımını oluştururlar.

 

Pan Genusu (Şempanze Cinsi) Hominidae familyasının Homininane alt familyasının bir cinsidir.

 

Evrim Ağacı

 

Pan Genusunun Primat Takımında taksonomik yeri:

 

Takım: Primat

     Alt takım: Prosimii

         Üst Familya: Lemuroidea

         Üst: familya: Lorisoidea

         Üst Familya: Tarsioidea

    Alt takım: Anthropoidea

         Üst familya: Hominoidea

              Familya: Hominidae

                   Alt Familya: Ponginae

                        Cins: Pongo

                   Alt Familya: Homininae

                        Cins: Homo

                             Tür: Homo sapiens                 

                        Cins: Gorilla      

                             Tür: Gorilla beringei - doğu gorili

                              Tür: Gorilla gorilla- batı gorili

Cins: Pan

                             Tür: Pan paniscus

                             Tür: Pan troglodytes

 

İnsanla kuyruksuz büyük maymunların ataları Miyosen devirde ayrılmıştır. Orangutanlara yönelen evrimsel hat olasılıkla yaklaşık 16 milyon yıl önce, insanlar, şempanzeler ve gorillerin hattından ayrılmıştır. Afrika kökenli kuyruksuz büyük maymunlarla insanlar arasındaki ayrılma daha geç tarihlerde gerçekleşir.

 

Evrim Ağacı - 2

 

Homo, Goril ve Pan tür adlarından türeterek Hogopanlar olarak adlandırılabilecek Miosen hominoidlerinin ata popülasyonu, zamanla insanlar, goriller ve şempanzeler şeklinde üç yola ayrılarak yayılacaklardır. Kısacası, hogopanlar, insanlarla Afrika kökenli kuyruksuz büyük maymunların ortak atalarına uyabilecek bir isimdir.

 

Hogopanlar, 10 milyon yıl öncesinden daha eski olmayan (ve olasılıkla 8-5 milyon yıl arasındaki) bir zamanda üç gruba ayrılmışlardır. Bu ayrılma, niş farklılaşması, coğrafi ayrışma ve üreme tecritini içerdiğinden, türleşmeye yol açmıştır.

 

Hominoid türlerinin mitokondriyal filogenetik ağacı

 

Hogopanların evrim ağacı

 

Evrim ağacından yola çıkarak Panlara giden evrimsel süreçteki türleri şöyle sayabiliriz:

 

Aegyptopithecus

 

30 milyon yıl önce yaşamış olan bu ilkel anthropoid fosili Mısır’da bulunmuştur. Davranış ve ebat olarak günümüz uluyan maymununa benzer. 32 dişi vardır ve meyve yer. Erken memeliler ve Miosen Ape (Kuyruksuz maymun)’leri arasındaki geçiş halkasıdır. Beyninin görece küçük bir limon kadar olmasıyla ebatı ve görsel korteksin gelişkinliği dikkati çeker. Göz yuvalarından gündüz aktif olduğu anlaşılmıştır.

 

Aegyptopithecus (Fosil)

 

Aegyptopithecus (Rekonstrüksiyon)

 

Proconsul

 

20 milyon yıl öncesi ile tarihlendirilmiştir. Erken miyosen Hominoidleri genelde Proconsül genusuna dahil edilir. Afrika’da yaşadığı bilinen en ilkel Ape(Kuyruksuz Maymun)’dir. Proconsül yaşayan kuyruksuz büyük maymunlara benzerlik gösterir. Orbit(Göz)ler tamamı ile önde yer alır. Beyin kutusuna oranla,  yüz ve burun çıkıntısı iyice küçülmüştür. Vücut büyüklüğüne oranla, kesinlikle gelişmiş olan beyin mevcuttur. Eski Dünya Antropoidlerinde tipik olan 2-1-2-3 diş kalıbına sahiptir. Hominoidlerde alt molarlardaki cusp (Azı dişlerindeki tüberküllerde)’ta görülen 5Y örgüsü vardır. Dişlerindeki ince mine katmanı ise meyve yediğini gösteriyor. Orta ve Geç Miyosenle birlikte iklimde değişiklikler gözlenmeye başlanır. Batı Afrika’da tropikal ormanlıklar azalmakta ve bunların yerine daha açık tropikal ağaçlıklar yer almaktadır. Afrika kıtasının bu bölümünde, orta ve özellikle geç miyosen dönem fosilleri, erken miyosene oranla çok daha azdır. Batı Afrika’da Proconsül, en azından 14 my öncesine kadar yaşamını sürdürmüştür.

 

Proconsul

 

Proconsul (Rekonstrüksiyon)

 

Kenyapithecus

 

14 milyon yıl öncesi ile tarihlendirilmiştir. Proconsül den daha kaba yapıda alt çenesi, daha irileşmiş üst premolarlar(Küçük azı dişi)ı, kalın mine tabakası ve daha gelişmiş özellikleri ile ayrılır. Bacak yapısından Homininlerin evrimleştikçe knuckle-walking (el parmak/tarak kemikleri eklemleri üzerine yürüme hareketi)  aşamasına geçişi takip edilebilmesi açısından önem taşır. Kenyapithecus’un Siyamanglar ve gibonların atası olduğu düşünülüyor.

 

Kenyapithecus (Fosil)

 

Kenyapithecus (Rekonstrüksiyon)

 

Sivapithecus

 

10-7 milyon yıl önce ile tarihlendirilen bir türdür. Asya Apelerinin bilinen birçok formunun (Lufengpithecus, Ankarapithecus, Gigantopithecus) atası olarak kabul ediliyor. Günümüz orangutanlarının bu koldan evrimleştiği düşünülüyor. Pongo(Orangutan) alt ailesine aittirler. Moleküler biyolojinin sunduğu bilgilere dayanarak Asya ve Afrika Sivapithecuslarının birbirinden bağımsız olarak evrimleştiği ileri sürülmektedir. Bu bağlamda Asya Sivapithecuslarının ~16 myö orangutana doğru bir evrim çizgisi oluşturduğu, Afrika Sivapithecuslarının ise goril-şempanze-insan ailesinin ortak atasal formları olabileceği yaygın ölçüde kabul edilmektedir.

 

 

Sivapithecus (Fosil)

 

Sivapithecus (Rekonstrüksiyon)

 

Oreopithecus

 

9-7 milyon yıl önce ile tarihlendirilmiştir. Uzun kolları dallarda uzmanlaştıklarını gösterir. Bipedal (İki ayak üzerinde yürüme) olduğu da iddia edilmiştir. Ancak bu iddia sağlam temellere dayandırılamamıştır.

 

 

Oreopithecus (Fosil)

 

Oreopithecus (Rekonstrüksiyon)

 

Lufengpithecus (8 milyon yıl önce)

 

Yaşayan Büyük Maymunların son ortak atası mı yoksa orangutan atası mı olduğu halen tartışmalıdır. Daha önce Ramapithecus olarak sınıflandırılmıştır. Ancak sonrasındaki çalışmalarla ayrı bir tür sayılabileceği düşünülmüş ve Lufengpithecus olarak isimlendirilmiştir.

 

Lufengpithecus

 

Lufengpithecus

 

Gigantopithecus

 

9-6 milyon yıl önce yaşamış olan bir türdür. Bu türün azı dişleri oldukça kalın mineli ve iridir. Köpek dişleri sivri olmasına karşılık, bir yandan diğer yana çiğnemeye ve öğütmeye dayalı beslenme sonucu aşağı doğru aşınmıştır. Hindistan’ daki Gigantopithecus fosilleri 7 myö tarihlendirilmişlerdir, ama bu kuyruksuz büyük maymunlar Çin’ de belki de günümüzden 500bin yıl öncesine dek varlıklarını sürdürmüşlerdir. Yaşamış olan en büyük primattır. Çin’de yaşayan ve bambu ile beslenen günümüz dev pandasına benzer.

 

Gigantopithecus fosilleri bulunduğunda bilim dünyası uzun sürecek tartışmaların içine girmiştir. Şöyle ki; Bazı bilim adamları da olası Hominid atası için Gigantopithecus’u önermişlerdir. Ne var ki birleşen evrimden çok yakın bir filojeni örneği teşkil eden Gigantopithecus’un diş yapısı sadece Hominid benzeridir. Gigantopithecus’lara bazı spesifik özellikler açısından benzeyen kesin Hominidler 4 myö de Doğu Afrika’da yaşamışlardır. Erken Hominidler Gigantopithecus’un torunlarından çok çağdaşları olmalıydı. Gigantopithecuslar ve Hominidler arası benzerlik, eşkökenli değil bir analoji olmak durumundadır. Benzer beslenme baskıları altındaki biri Afrika’da diğeri Asya’da olmak üzere iki ayrı Hominoid grubu arasında diş yapısı benzerliği (paralel evrimin bir örneğini oluşturmak üzere) bağımsız olarak ortaya çıkmıştır ( Cottak, 1997).

“Gigantopithecusları atalarımız olmaktan uzaklaştıran kuvvetli bir neden daha vardır. İnsanla Afrika kökenli kuyruksuz büyük maymunlar arasındaki birçok biyokimyasal ve genetik benzerliği açıklayabilmek için bir Afrikalı ata bulmak durumundayız” der Conrad Philip Cottak.

 

Gigantopithecus (Rekonstrüksiyon)

 

Gigantopithecus (Fosil Çizim)

 

Ouranopithecus

 

9–6 milyon yıl öncesi ile tarihlendirilmiş bir türdür. İyi gelişmiş kaş kemerlerine ve geniş göz çukurlarıyla çenesine bakınca Hogopan ailesine dâhil gibidir. Ancak, babun, gibon, orangutan, goril ve şempanze özellikleriyle karmaşık bir diş yapısı olduğundan, sınıflandırılmasında tartışmalar yaratmıştır.

 

Ouranopithecus (Çizim)

 

Ouranopithecus (Fosil Çizim)

 

Dryopithecus

 

Dryopithecuslar 16-8 milyon yıl önce, ormanlarda yaşayan ve çoğunlukla ağaç hayatına uyarlanmış birçok türden meydana gelir. Dryopithecine’ler ile Hominidler arasında evrimsel ilişkiler olup olmadığı tartışmalıdır. Bazı bilim adamlarına göre bunların Pongid ve Hominidlerin ortak atası olduğu ileri sürülmektedir. Dryopithecusların, hominoidleri Eski Dünya maymunlarından ayıran alt dişlerdeki Dryopithecine örüntüleridir. Eski Dünya maymunlarının azı dişlerinde birbirine paralel iki sıra halinde dizili dört çıkıntı (Dryopithecine örüntüleri) ya da tümsek ve bunları ayıran derin bir çukurluk bulunmaktadır. Buna karşılık, Hominoidlerin alt öğütücülerinde beş tümsek bulunur ve konturları şekilsel olarak Y harfine benzeyen bir vadi ile birbirlerinden ayrılırlar (Y5 planı).

 

Dryopithecus (Fosil)

 

Dryopithecus (Rekonstrüksiyon)

 

Evrim Ağacı - 3

 

Finarelli’ye göre bonobo-şempanze soy ağacı Dryopithecus ve Australopithecus arasında kola ayrılmıştır. Dryopithecus bilinen fosil kaydı içerisindeki Afrika Ape’lerinin (goril, şempanze-bonobo) ve insanın ortak atasına en yakın hominoiddir. Australopithecus’u da içeren insan ailesi, şempanzelerle olan ortak atadan 5-7 milyon yıl once kola ayrıldığı düşünülmektedir. Evrime göre şempazeler, orangutanlar, goriller ve insanlar aynı atadan gelir. Ancak bizim 46 kromozomumuz var, onların ise 48dir. 46 kromozom aslında 23 çift halinde, anne ve babadan gelenler şeklinde. Bu üçü ise ebeveynlerinden 24’er tane almışlar. Eğer ortak ata var ise; ya 48 ya da 46 kromozomu vardı. Eğer 48 kromozomu vardıysa –ki bu muhtemel, zira 4 canlıdan 3’ü 48 kromozoma sahip- bir çift kromozom birleşmiş olmalıdır. İşte genomuza bakıp, kromozomlarımızdan birinin iki primat kromozomunun birleşimiyle oluştuğunu gözlüyoruz. Kromozomların bazı işaretler taşır. Ortada, mitoz sırasında kromozomları ayırmaya yarıyan sentromerler, uçlarda ise telomerler vardır. Birleşme, telomerleri ait olmadıkları bir yerde, yani orada bırakırlar. Ortaya çıkan kromozomun da iki sentromeri olur. Biri faaliyetini kaybedebilir, ama yinede orada olmalıdır. İki numaralı kromozom bizim soyumuza özgüdür ve diğer primatlarda ayrı kalan iki kromozomun kafa-kafaya birleşmesiyle oluşmuştur. Birleşme yeri:114 455 823. baz ile 114 455 838. baz arası olarak saptanmıştır. Yani 15 baz çifti. Mükerrer telomer-altı diziler görülmüştür. Faaliyetini kaybeden sentromer 13 numaralı şempaze kromozomuna denk geliyor. Genetik analizler şempanzenin bir dizilime göre insana, farklı bir dizilime göre gorile daha yakın olduğunu göstermektedir. Moleküler saatin geriye doğru işletilmesindeki temel ilke, DNA molekülünün belirli bir zaman dilimindeki değişme hızıdır, insan ve şempanzenin DNA moleküllerinde ve albumin proteinlerinde % 99 oranında benzerlik vardır, ancak önemli olan % 1'lik az ama öz ayrılıktır. Araştırmaya göre, özellikle dişi eşey hücresi X  kromozomlar seviyesinde belirgin şekilde görülüyor. Kromozomlardaki benzerlik, her iki evrim çizgisi -şempanze ve insan- arasında uzun süreli melezleşme olduğunu düşündürüyor. Uzmanlar, bu iki çizgi arasındaki nihai ayrılığın, belki de 4 milyon yıl gibi uzun süren bir melezleşme döneminin sonunda ortaya çıkmış olabileceğini düşünüyor. iki tür, yaklaşık 5.4 milyon yıl önce ayrılmıştır ancak gen alışverişleri yani çiftleşmeleri devam etmiştir.

 

Şempanzeler yani Pan Genusu Orta Afrika’da batıda Senegal’den, doğuda Tanzania’ya kadar geniş bir alana dağılmışlardır. Yaşam alanları, yağmur ormanlarından az ağaçlıklı savanlara dek değişkenlik gösterebilir.

 

Şempanzeler yaşadıkları tüm çevrelerde mevsimine bağlı olarak günlerini genellikle ağaçta beslenerek ve beslenme alanlarına yerde yürüyerek ziyaret yaparlar.

 

Şempanzeler gorillerden daha hafiftir ve daha fazla ağaçta yaşarlar. Erişkin erkeğin ağırlığı (45-90 kg arasında) erkek gorilinkinin yaklaşık 1/3 kadardır.

 

Şempanzeler arasında gorillerdekinden çok daha az cinsel boyut farklılığı mevcuttur. Kadınların ortalaması, erkeklerin ağırlığının %88’idir. Bu Homo Sapiens’deki boyut farklılığı oranına yakındır. Şempanzeler hepçildirler, genellikle meyva ve kabuklu yemişlerle beslenirler. Böcek ve yumurtalarla dietlerine protein eklerler. Pek çok bitkiyi de ilaç olarak tükettikleri gözlenmiştir. Şempanzeler meyvalardan sıvıyı çıkarmak için dudaklarını kullanırlar ve lifleri tükürürler.

 

Şempanze

 

Şempanze

 

Şempanzeler günlük aktivitelerinde değişik türlerde aletlerden faydalanırlar; ince dalları sondaj veya kazmak için kullanma, su içmek için yapraklardan sünger yapma, sopaları sert kabuklu yemişleri kırmak için kullanma, hedeflere bir şey atma gibi. Yaşadıkları çevreye göre alet kullanımlarının değişiklik gösterdiği gözlenmiştir. Şempanzeler termit yuvalarını sondayla araştırmak üzere alet yaparlar. Şempanzeler, bir ağaç filizini seçerler, yapraklarını koparır, alttaki yapışkan yüzeyi açığa çıkarmak için kabuğu sıyırarak elverişli hale getirirler. Hazırlanmış filizleri termit yuvalarına götürürler, parmaklarıyla bir delik açıp filizi bu deliğe sokarlar. Sonuçta, filizi çıkarıp yapışkan yüzeye yakalanan termitleri yerler.

 

Şempanzelerde Alet Kullanımı

 

Şempanzelerde Alet Kullanımı

 

Kabuklu yemişleri kırmak için aynı zamanda taş aletleri de kullandıkları Batı Afrika’da gözlenmiştir. Ancak bu taş aletleri ürettiklerine dair bir kanıt bulunamamıştır. Bunları buldukları zaman yanlarına alarak taşıdıkları ve sonradan kullanmak üzere istifledikleri düşünülmektedir.

 

Şempanze grupları yarı kapalıdır. Her iki cinsiyetten yetişkin şempanzeler zamanlarının büyük bir kısmını tek başlarına ve yiyecek bulmak için araştırma yaparak geçirirler. Ancak zaman zaman diğer bireylere katılarak geçici topluluklar oluşturabilirler. Alet kullanma ve beslenme alışkanlıkları gibi sosyalleşmeleri de gruptan gruba farklılık gösterir. Yetişkinlerin komşu topluluklarla ilişkileri genellikle agresiftir. Genç dişiler düzenli olarak topluluklar arası göç ederken, erkekler doğduğu grupta kalma eğilimindedir. Şempanzeler arasında uzun vadeli toplumsal yapı, seyyar dişilerden çok, erkek bireylerin devamı temeline dayanır. Sonuç olarak topluluktaki yetişkin erkekler işbirliği yapabilmek için birbirleriyle yakın ilişki kurar ve sürü içinde kalır.

 

Yazar: Gülşah Güler (Evrim Ağacı Okuru)

Düzenleme: ÇMB (Evrim Ağacı)

6 Yorum