Kuş Halkalama

Yazdır Kuş Halkalama

Göç eden hayvanların takip edilebilmesi amacıyla kullanılan ilk bilimsel metot halkalardı. Bugüne kadar milyonlarca kuşun bu yöntemle işaretlenmesi bize kuş göçlerinin iç yüzünü anlayarak “ne zaman” ve “nerede” gerçekleştikleri hakkında paha biçilmez bilgiler sağlamıştır.

 

Halkaların Geçmişi

Göç eden hayvanların takibinde kullanılan ilk bilimsel yöntemlerden biri, bir kuşun bacağına takılmış metal bir halkaydı. Bu halkalama yöntemi (yüzük veya kelepçe de deniyor) dünyaya Hollandalı biyolog Hans Christian C. Mortensen tarafından tanıtıldı ve ilk defa 1890 yılında kullanıldı. Mortensen iki sığırcık kuşuna (Sturnus vulgaris) çinko halkalar taktı. Ancak daha sonra çinko ağırlığının kuşların davranışları üzerinde etkisi olduğunu fark ederek halka malzemesini alüminyum ile değiştirdi. Mortensen takip eden 15 yıl boyunca sığırcıkları halkalamaya devam etti ve 1906 yılına gelindiğinde 1550 kuşu bu şekilde işaretlemişti. 1930 yılı itibariyle kuşların halkalanarak takibi Avrupa, Kuzey Amerika, Hindistan, Avustralya ve Yeni Zelanda’da yaygın bir hal aldı.

İşaretli kuşların tekrar bulunabiliyor olması öncelikle göç yollarının tanımlanması amacıyla kullanılırken, bu konudaki ilk kapsamlı inceleme 1919 yılında Von Lucanus tarafından yapıldı. Von Lucanus, halka ile işaretlendikten sonra tekrar bulunabilen, 127 ayrı türden 3000 kuşa dair bilgileri derledi ve bu bilgiyi Avrupa boyunca çeşitli göç rotalarını tanımlamakta kullandı. Takip eden 10 yılda halkalama sayesinde tekrar bulunabilen yüzlerce kuş kayıt edilerek ilk ‘Atlas’ta toplandı. (Schütz & Weigold 1931). Atlasta 230 farklı türden 6800 kuşa ait kayıtlar yer alıyordu.

1950’lerin başlarında sis-ağlarının yaygın kullanımı ve fırlatma-ağlarının özellikle kıyı ve deniz kuşlarının yakalanması amacıyla kullanılması kuş halkalamada kökten bir değişimi de beraberinde getirdi. Bunun sonucu olarak, halkalanmış özellikle ötücü tür kuşlardan tekrar bulunabilenlerin sayısında çok ciddi artışlar meydana geldi. 1960’ların ortasında halen Avrupa’da kuşların halkalanmasını koordine etmekte olan European Union of Bird Ringing (EURING) kuruldu (Bairlein 2001). Dünya çapında kuşların yakalanması ve halkalanmasını koordine eden diğer ulusal kuruluşlara örnek olarak Avustralya Kuş ve Yarasa Halkalama Programı (Australian Bird and Bat Banding Scheme) (http://www.environment.gov.au/biodiversity/science/abbbs/) veya Kuzey Amerika Kuş Halkalama Programı (North American Bird Banding Program) (http://www.pwrc.usgs.gov/bbl/) gösterilebilir.

 

Kuş Yakalamak

Kuş yakalamada yöntem seçimi öncelikle kuşun ebatlarına ve doğal ortamına göre yapılır. En yaygın kullanılan yöntem, kara kuşlarının hemen hemen tüm doğal ortamlarında kullanılabilen sis-ağlarıdır (Görsel 1). Sis-ağları genellikle iki dikey direk veya tercihen ağaç arasına, terilenden (sentetik bir polyester malzeme) yapılmış ağların kurulmasıyla meydana gelir. Doğru koşullar altında bu ince örgülü ağların gözle görünmesi imkansızdır ve kuş ya da yarasalar uçarken bu ağlara kolayca takılabilirler. Ancak sis-ağları güvercinler, av kuşları, martılar ya da yırtıcılar gibi daha cüsseli türlerin yakalanmasında sınırlı olarak kullanılabilirler veya tamamen kullanışsızdırlar (Gossler 2004).

Daha ziyade su kenarlarında tüneme eğilimi olan martı, deniz ve su kuşları gibi daha büyük kuşların yakalanmasında barut tahrikli fırlatma-ağlar tercih edilir (Görsel 2). Silah benzeri küçük toplardan fırlatılan bu ağlarla, tünemiş halde veya yerde yemlenmekle meşgul olan kuşlar hedef alınır. Aniden üzerlerine fırlatılan ağın altında kalan kuşlar kaçamayarak yakalanırlar. Fırlatma-ağların bir diğer avantajı da tek seferde çok sayıda kuş yakalamaya imkan vermesidir. Yöntem bir nevi ateşli silah olarak da değerlendirilebileceğinden, kullanılacağı ülkede bununla ilgili yasal uyarılar olabileceği unutulmamalıdır (Gossler 2004).

Diğer yakalama yöntemleri, genellikle yem arayan bir kuşun içine girerek mekanizmayı tetiklediği tuzak kafesler; kuşun adım atmasıyla ayağına dolanan, üzerinde tekli veya çoklu kement benzeri küçük ilmekler bulunan tuzaklar (noose-carpet); veya genellikle yavrulu ötücü kuşlar için yuva şeklinde tuzaklar olarak sıralanabilir. Bazı durumlarda yetişkin kuşlar geceleyin tüneklerinde elle dahi yakalanabilir. Küçük ötücü kuş cinsleri için tuzak yuvalar, veya kıyıya çıkan deniz kuşları için raket benzeri uzun saplı el ağları kullanılabilir (Gosler 2004).

Yakalama sırasında kuşların zarar görmemeleri her şeyden daha önemli olduğu için, bu tür bir kuş avcılığı sıklıkla çok zaman alan ve ciddi çalışma gerektiren bir iştir. Öyle ki pek çok ülkede bu kuş yakalama ve halkalama işi bir lisansa tabi tutulmaktadır (Gregory ve ark. 2004). Şu da unutulmamalıdır ki hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, yakalanan kuşlar strese girme eğilimi gösterirler ve genellikle sıcak, soğuk, rüzgar ya da yağmur sebebiyle hipotermi veya hipertermiye bağlı rahatsızlıklar yaşayabilirler. Bu nedenle kuşların tuzak veya ağlardan mümkün olduğunca çabuk alınması esastır (Gosler 2004).

Görsel 1: Sis-ağı ile yakalanmış ötücü bir kuş. © 2012 Nature Education Fotoğraf: Brendan McCabe.

Görsel 2: Tazmanya, Avustralya’da fırlatma-ağ avı. © 2012 Nature Education Fotoğraf: Danny Rogers.

 

Halka Çeşitleri

Kuş yakalandıktan sonra bacağına, alüminyum veya paslanmaz çelik halka takılır (Görsel 3). Sinekkuşundan kuğuya, çok çeşitli kuşlara uyabilecek tür ve ebatlarda halkalar bulmak mümkündür. Ördek, kaz, kuğu gibi daha iri su kuşlarında halka yerine boyunluk da kullanıldığı olur. Metal halka üzerine kazınmış özel bir kodda kuşu tanımlayan bilgilerin yanında halka ebatları müsade ettiği ölçüde bir de iade adresi bulunabilir. Şayet kuş tekrar yakalanmış ya da ölü bulunmuş ve bulunduğu yer ile zaman raporlanabilmiş ise, kuşun göç zamanı ile rotası, hatta yaşam süresi ile ilgili çıkarımlar yapmak mümkün olabilmektedir (Gosler 2004). Pek çok küçük kuş türünde kuşların tekrar bulunabilme oranları her ne kadar % 0,1 gibi çok düşük değerlerde olsa da, daha büyük türlerde bu oranlar % 20’lere kadar çıkmaktadır (Newton 2008).

Görsel 3: Yeni Zelanda’da erkek bir Kıyı Çamur Çulluğu (Limosa lapponica) Kuşun sol bacağındaki metal halka ok ile gösterilmiştir. © 2012 Nature Education Fotoğraf: Phil Battley.

Metal halkalar dışında, renkli plastik halkalar da sıklıkla kullanılmaktadır (Görsel 4 ve 5). Üzerine rakamlar kazınmış metal halkalardan farklı olarak renkli halka kombinasyonları kullanmanın avantajı, kuşları yakalamaya gerek kalmadan teleskopla hatta dürbünle bile okunabiliyor olmasıdır. Bu yöntem her ne kadar kuşları tek tek ayırt edebilmeye imkan vermese de (üzerinde çalışılan kuş nüfusu çok düşük olmadığı sürece), kuşların mola süreleri veya farklı yaş grupları gibi alt gruplarının hareketleriyle ilgili bilgiler verebilir. Özellikle tropikal iklimlerde bazı halkaların renklerinin solması, hatta renk değiştirmeleri söz konusu olabildiğinden bu yöntem de ayrı bir dikkat gerektirmektedir (Gosler 2004).

Görsel 4: Hem metal, hem de renkli halka takılmış bir ardıç kuşu (Catharus fuscescens). © 2012 Nature Education Fotoğraf: Lisa Kennedy.

Görsel 5: Halkaların yakından görünüşü. © 2012 Nature Education Fotoğraf: Lisa Kennedy.

 

Kuşların Halkalanması ile Ne Öğrendik?

Bugün kuşların göç rotaları ve mola alanları hakkında bildiklerimizin çoğunu halen devam etmekte olan bölgesel ve ulusal kuş halkalama programlarına borçlu olduğumuzu söyleyebiliriz (Åkesson & Hedenström 2004). Sonuçlar ise çoğu zaman ‘İsveç Kuş Halkalama Atlası’ (Fransson & Pettersson 2001) veya ‘Göç Atlası: Britanya’da ve İrlanda’da Kuş Hareketleri’ (Wernham ve ark. 2002) gibi göç atlasları olarak sunulurlar. Kuş halkalama organizasyonları son bulgular hakkında genellikle yıllık raporlar yayınlarlar. Örneğin ‘Ringing & Migration’, Ornitoloji ve Halkalama Programı (Ornithology Ringing Scheme) Britanya bölümüne ait, bu konuda yayın yapan bir dergidir (http://www.bto.org/ringing/). Halkalama ve göç konularında 1975’den beri çalışmalar yayınlayan derginin esas odak alanı Avrupa, Kuzey Afrika ve Batı Asya’yı içine alan Batı Palearktik Bölgedir.

1958 yılında Perdeck tarafından yapılan ilk halkalama çalışmalarından biri, göç eden kuşların yön bulmalarının iç yüzüne dair bilgiler sağladı. Sonbaharda Baltık’tan yola çıkıp kışı geçirmek üzere kuzey Fransa ile güney İngiltere’ye doğru göç eden sığırcık ve ispinozlar (Fringilla coelebs) Hollanda rotasında yakalandılar ve İsviçre’de güney-doğu yönünde tekrar serbest bırakıldılar. Halkalı kuşların tekrar görüldüğü yerleri inceleyen Perdeck, yetişkin ve yavru göçmenler arasında önemli bir farklılığı keşfetti: Yetişkin kuşların çoğu bu yer değişikliğini telafi ederek kışı geçirmeyi planladıkları bölgelere varmayı başarırken, daha genç kuşlar aynı rota üzerinde devam ederek farklı kışlama alanlarına ulaştılar. Fakat baharda, yerleri değiştirilen genç sığırcıklar da geleneksel üreme alanlarına geri dönmeyi başarabildiler (Perdeck 1985, 1983). Bu deney, ilk defa göç eden kuşlar ile daha tecrübeli olanlar arasında yön bulma stratejileri bakımından çok temel farklılıklar olduğuna dair kanıtlar ortaya koydu (Wiltschko & Wiltschko 2003).

Tekrar gözlenebilen halkaların bize işin iç yüzünü gösterdiği bir başka deney de Wilson tarafından yapıldı (2007). Avustralya’da uzun mesafeli göçler yapan bir kıyı kuşu türü olan Kıyı Çamur Çulluğu’na (Limosa lapponica) ait iki farklı nüfus bulunur. Üreme mevsimi dışında, bu kuşların dünyadaki nüfusunun yaklaşık üçte biri Avustralya’ya göç eder. Avustralya’da yakalanan Kıyı Çamur Çullukları, Avustralya-Asya Uzun Bacaklı Su Kuşları Çalışma Grubu “Australasian Wader Studies Group” (http://www.awsg.org.au/) ve Victoria Uzun Bacaklı Su Kuşları Çalışma Grubu tarafından “Victorian Wader Study Group” (http://home.vicnet.net.au/~vwsg/) 1990’ların başından itibaren Victoria’da yakalananlara turuncu, Queensland’de yeşil ve Kuzey-Batı Avustralya’da sarı olacak şekilde tek renkli bayraklı halkalar ile işaretlendi. Çalışma kapsamında 15 yıl içinde 17,170 adet Kıyı Çamur Çulluğu yakalanıp halkalandı ve bu kuşlardan %65 kadarı da bu tek renk bayraklı halkalarla işaretlendi. Tekrar gözlenebilen bu bayraklı kuş sayısı sadece 2000 adet kadar olmasına rağmen, bazı ilginç sonuçlara varmak yine de mümkün oldu. Bu gözlemleri baz alan Wilson ve ekibi (2007), iki ayrı kuş nüfusunun birbirine çok az karıştığını ve ayrıca göç zamanları ile rotalarının da birbirinden oldukça farklı olduğunu gösterdi. Wilson’un morfolojik farklılıklar ile de uyum gösteren çalışmaları, Kuzey-Batı Avustralya’ya göç eden Kıyı Çamur Çulluklarının, Kuzey-Doğu Rusya’da üreyen L. I. menzbieri alt türüne, Güney-Doğu Avustralya’ya göç edenlerin ise, Kuzey ve Batı Alaska’da üreyen L.I baueri alt türüne ait oldukları konusunda sağlam kanıtlar sağladı. Göç yolları hakkında detaylı bilgiler edinmek, türlerin göç menzilleri boyunca korunduğundan emin olunması adına önemliydi.

 

Nüfus Durumu ve Yaşam Sürelerinin Tahmin Edilmesi

Hayatta kalma oranları ve nüfus durumları, tehdit altındaki yaban hayatı türlerinin tespit edilmesinde önemli parametreler olarak karşımıza çıkar (Beissinger & McCullough 2002). Bu tahminlerin yapılmasında, kuşların yakalanarak işaretlenmesi ve sonrasında tekrar gözlemlendikleri takdirde tanımlanabiliyor olmaları büyük rol oynar: ‘Yakalama-İşaretleme-Tekrar Yakalama Yöntemleri’ (Nichols 2004). Bir nüfus ebadının belirlenmesi için, belirli bir bölgeden bir grup kuş yakalandı, işaretlendi ve tekrar doğaya salındı. Belli bir süre sonra, aynı bölgeden ikinci bir grup kuş tekrar yakalandı ve ilk yakalananlar ile ikinci yakalananlar arasında işaretli olan kuşların sayıları karşılaştırılarak toplam nüfus miktarına dair çıkarımlar yapıldı (White & Burnham 1999). İşaretlenen-Tekrar Yakalanmış kuş bilgilerinin uzun dönemler boyunca toplanması da, bir türün ya da nüfusun hayatta kalma oranlarının tahmin edilebilmesine yardımcı oldu (Sandercock 2003, Johnson ve ark. 2010).

Kuşların yaşam süreleriyle ilgili bilgi sağlayan programlara bir örnek de, Kuş Nüfusu Enstitüsü (Institute of Bird Populations) tarafından yürütülen, Kuş Üretkenliği ve Hayatta Kalma Programı MAPS’tır (Monitoring Avian Productivity and Survivorship Program) (www.birdpop.org/maps.htm). MAPS, Kuzey Amerika genelinde yayılmış ve sürekli kontrol altında tutulan yüzlerce sis-ağı istasyonlarından oluşan bir sistemdir. MAPS’ta standardize edilmiş yöntemler kullanılarak böyle geniş ölçekli bir halkalama ile toplanan bilgiler, Kuzey Amerika kara kuşlarının ekolojisini anlamamıza yardımcı olarak ve nüfus değişiminde etkili olan parametreleri değerlendirerek, kuşları koruma çabalarına yön verilebilmesine katkıda bulunmaktadır.

 

Genel Bakış

Halkalamanın kullanılmaya başlanmasıyla göçmen kuş hareketleri konusundaki gizem perdesi de aralanmış oldu (Bairlein 2001). Radar (Mein & Nebel 2012), stabil izotoplar (Zimmo ve ark. 2012), biotelemetri (Hay & Nebel 2012) ve uydu telemetrisi (Perras & Nebel 2012) gibi yeni geliştirilen yöntemler hayvan hareketlerinin takibinde kullanılabiliyor olsa da, Barlein’e (2003) göre bu yöntemler göç çalışmalarında halkalamanın yerini alamaz ve koruma projelerinin başarıya ulaşmasında halkalamanın rolü önemini korumaya devam edecektir (Bairlein & Schaub 2009). Daha yeni teknolojilere kıyasla kuş halkalamanın en büyük avantajları; ucuz olması ve uygulama kolaylığı yanında hem bu işten gelir elde eden, hem de göçmen kuşların korunmasıyla ilgili çalışmalara katılım gösteren çok sayıda tecrübeli gönüllünün olmasıdır. Sıradan vatandaşların bilim ve koruma projelerine dahil edilmelerinin potansiyel faydaları büyük oranda fark edilirken, kuş halkalama projeleri de bu ‘halktan bilim insanları’ nın katılımı için ne kadar ideal mecralar olduğunu göstermiştir.

 

Sözlük

Banding – Halkalama

Shorebirds – Kıyı kuşları

Waterfowl – Deniz kuşları

Mist-net – Sis-ağı

Cannon-net – Fırlatma-ağı

Paserines – Ötücü kuşlar

Terylene – Terilen

Noose-carpet – İlmek tuzağı

Age cohors – Yaş grupları

Bar-tailed Godwit – Kıyı Çamur Çulluğu

Leg-Flag – Bayraklı halka

 

Yazar: Alexandra Cleminson (Biyoloji Bölümü, Batı Ontario Üniversitesi, London, Ontario, Kanada) & Silke Nebel (Biyoloji Bölümü, Batı Ontario Üniversitesi, London, Ontario, Kanada) © 2012 Nature Education 

Teşekkür: Bu çeviri için Barbaros Gülşah’a teşekkür ederiz.

Düzenleyen: Ayşegül Şenyiğit

Orijinal Kaynak: Nature

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Åkesson, S. & Hedenström, A. "Migration." Bird Ecology and Conservation: A Handbook of Techniques, 161-176, eds. W. Sutherland & I. Newton. New York, NY: Oxford University Press, 2004.
  2. Bairlein, F. Results of bird ringing in the study of migration routes and behaviour. Ardea 89 (special issue), 7-19 (2001).
  3. ———. The study of bird migrations-some future perspectives. Bird Study 50, 243-253 (2003).
  4. Bairlein, F. & Schaub, M. Ringing and the study of mechanisms of migration. Ringing & Migration 24, 162-168 (2009).
  5. Beissinger, S. R. & McCullough, D. R. Population Viability Analysis. Chicago, IL: University of Chicago Press, 2004.
  6. Fransson, T. & Pettersson, J. Swedish Bird Ringing Atlas. Stockholm, Sweden: Swedish Museum of Natural History & Swedish Ornitological Society, 2001.
  7. Gosler, A. "Birds in the hand." Bird Ecology and Conservation: A Handbook of Techniques, 85-118, eds. W. J. Sutherland, I. Newton & R. E. Green. New York, NY: Oxford University Press, 2004.
  8. Gregory, R. D. et al. "Bird census and survey techniques." Bird Ecology and Conservation: A Handbook of Techniques, 17-56, eds. W. J. Sutherland, I. Newton & R. E. Green. New York, NY: Oxford University Press, 2004.
  9. Hay, M. & Nebel, S. The use of biotelemetry in the study of migration. Nature Education Knowledge (2012).
  10. Johnson, M. et al. Apparent survival of breeding western sandpippers on the Yulon-Kuskokwim River Delta, Alaska. Wilson Journal of Ornithology 122, 15-22 (2010).
  11. Mein, S. & Nebel, S. The use of radar in the study of animal migration. Nature Education Knowledge (2012).
  12. Nebel, S. Animal migration. Nature Education Knowledge 1(8), 29 (2010).
  13. Newton, I. The Migration Ecology of Birds. Oxford, UK: Academic Press, 2008.
  14. Nichols, J. D. et al. "Estimating survival and movement." Bird Ecology and Conservation: A Handbook of Techniques, 119-139, eds. W. J. Sutherland, I. Newton & R. E. Green. New York, NY: Oxford University Press, 2004.
  15. Perdeck, A. C. Two types of orientation in migrating Sturnus vulgaris and Fringilla coelebs as revealed by displacement experiments. Ardea 46, 1-37 (1958).
  16. ———. An experiment on the orientation of juvenile starlings during spring migration: An addendum. Ardea 71, 255 (1983).
  17. Perras, M. & Nebel, S. Satellite telemetry and its impact on the study of animal migration. Nature Education Knowledge (2012).
  18. Preuss, N. O. Hans Christian Cornelius Mortensen: Aspects of his life and of the history of bird ringing. Ardea 89, 1-6 (1989).
  19. Sandercock, B. K. Estimation of survival rates for wader populations: A review of mark-recapture methods. Wader Study Group Bulletin 100, 163-174 (2003).
  20. Schütz, E. & Weigold, H. Atlas des Vogelzuges. Berlin: Friedländer & Sohn. 1931.
  21. von Lucanus, F. Zug und wanderung der vögel Europas nach den ergebnissen des ringversuchs. Journal für Ornithologie 67, 1-73 (1919).
  22. Wernham, C. et al. The Migration Atlas: Movements of the Birds of Britain and Ireland. London, UK: Christopher Helm, 2002.
  23. White, G. C. & Burnham, K. P. Program MARK: Survival estimation from populations of marked animals. Bird Study 46 S, 120-138 (1999).
  24. Wilson, J. R. et al. Migration ecology and morphometrics of two Bar-tailed Godwit populations in Australia. Emu 107, 262-274 (2007).
  25. Wiltschko, R. & Wiltschko, W. Avian navigation: From historical to modern concepts. Animal Behaviour 65, 257-272 (2003).
  26. Zimmo, S. et al. The use of stable isotopes in the study of animal migration. Nature Education Knowledge (2012).
0 Yorum