Kurbağalarda Dişler ve Görevleri

Yazdır Kurbağalarda Dişler ve Görevleri

Evrim Ağacı olarak düzenlediğimiz kitap ödüllü soru-cevap yarışmamızda, gerçekten harika cevaplar elde ettik. Bu cevaplardan en güzel birkaç tanesini burada da yayınlamak istiyoruz. Böylece sizler için de harika bir kaynak olacağını düşünüyoruz.

 

İlk olarak, sayfamız okurlarından Sn. Hümanist Homosapiens'in gerçekten Evrim Ağacı'na yakışır cevabını paylaşmak istiyoruz:

 

Canlılar ilk genetik materyala sahip olduğundan bu yana, kendisi için faydalı olan etkisi küçük mutasyonlarla doğaya ve çevreye adapte olarak değişim geçirmektedir. Bu değişim rastgele olmakla birlikte(mutasyon), doğanın süzgecinden geçerek ayıklanmaktadır. Doğal seçilim dediğimiz bu kuram, değişen yaşam şartlarına en uygun canlıların hayatta kalması, değişim geçirmesi ve başarısızların ayıklanması olarak kısaca özetlenebilir. Kurbağa'nın ata formları olarak adlandırabileceğimiz canlılar sudan karaya geçmiş olan, yaklaşık 400-350 milyon yıl önce yaşamış ilk üyeli balık, amfibi ve sürüngenlerdir. Bu canlılar balık atalara sahipken (400 my) önce kalpleri tek odacıklıydı. Daha sonra karaya yönelmeye başladılar, önce kalp iki odacıklı daha sonra üç odacıklı olan yapılar avantajlı hale geldi. Karaya geçişe paralel olarak akciğerde de aynı oranda büyüme ve işlevselliğin karaya uyumunda faydalı değişimler olmuştur. Kalp odacık sayısı ve akciğerdeki büyüme karaya çıkış sıklığı ve egemen olma oranıyla aynıdır.

 

Peki karaya çıkmalarına ne sebep oldu? Bunun cevabını 375 milyon yıl önce yaşamış olan Tiktaalik Rosaea'nın yanında bulunan balık fosilleri açıklayıcı olabilir. Dişler yaklaşık olarak 500 milyon yıl önce ilk kafa kemiğine sahip "Ostrakodemler" de kendisini göstermiştir. O zamandan beri geçen süreç içerisinde değişik formlar alarak, büyük, keskin, ezici ve parçalayıcı gibi özelliklere yer bırakmıştır. Tiktaalik zamanında basket topu büyüklüğünde başa sahip, 5-6 cmlik çivi büyüklüğünde dişlere sahip balıklar yaşıyordu. Günümüz köpekbalıklarının atalarıda dahil olmak üzere, büyük bir silahlanma yarışı ve acımasız bir av-avcı ilişkisi mevcuttu. Tiktaalik'in yerinde kim olsa karaya yönelirdi, rakiplerine karşı koyamayacağı dişlerini yanına alarak.

 

Tüm bu yaşantılardan çıkaracağımız sonuç, bizim 20 yaş dişi, apandist, kuyruk sokumu gibi körelmiş organlar olarak kurbağalarda kaldığını gösteriyor. Dünya yaklaşık 250 milyon yıl önce Pangea adlı tek kara parçasından ayrılarak şimdi ki kıtaları oluşturdu. Levha tektoniğini öne süren Alfred Wegener ilk başalrda birçok bilim adamının maruz kaldığı gibi, teorisi gülünç karşılanmıştı ancak şimdi biliyoruz ki, Galileo ve Darwin'in de olduğu gibi Alfred Wegener haklı beyler :) Diş konusunda farklılık gösteren kurbağaların evrimsel yalıtılmışlığı yaklaşık 250 miyon yıl öncesine dayanır (keselilerin Avustrlya'da yalıtılması gibi). İlk başlarda dişlere sahipken, daha sonra dişler işlevini kaybetmiştir bazılarında ise; bir insanda apandistin gördüğü işlev kadar işlevselliği vardır. Günümüz dünyasında birçok kurbağa dişlere sahip olmadan dünyaya gelir, ancak bazı kurbağa türleri bunu körelmiş bir genetik miras olarak taşımaktadır. Maxillar ve vomer dişler. İlki sıra halinde üst çene kenarında bulunup, yiyeceği tutmak, kavramak gibi fonksiyonları vardır. Vomer ise burun deliklerinin ortasına lokalize, kurbanın kaçmasını önlemede işlevsel.

 

Biz insanlar genlerimizdeki kodların sadece %1inin kullanılması sonucu bu formlara ulaşıyoruz, kalan %99luk kısım bize atalarımızdan miras kullanılmayan işlevsiz genler. İşte sorumuzun cevabı da burada bazı kurbağalar hala atalarının diş yapma genlerini taşıyorlar. Yılanların omurga, balinaların parmak kemiği ve karabatakların uçamayan kanatları gibi :)

 

Referans: İçimizdeki Balık - Neil Shubin, 

 

http://tr.wikipedia.org/wiki/Levha_hareketleri

 

http://tr.wikipedia.org/wiki/Dola%C5%9F%C4%B1m_sistemi

 

Yazan: Hümanist Homosapiens (Evrim Ağacı okuru)

 

Ayrıca, sayfamız okurlarından Sn. Berk Kaan Kuğuoğlu da muntazam bir cevap vermiştir:

 

Kurbağaların üst çenesinde bulunan iki farklı diş grubundan biri Maxillary diğeri de Vomerine olarak adlandırılır. Alt çenelerindeki diş benzeri yapıların evrim sürecinde kaybolduğu düşünülmektedir fakat son araştırmalarda yeniden oluştuğuna yönelik bulgular da bulunmuştur. ( http://news.nationalgeographic.com/news/2011/02/110209-frogs-teeth-evolution-science/ )

 

Maxillary teeth küçük koni biçiminde olan çok sayıda dişler üst çenede sıralanmıştır. Vomerine teeth diye adlandırılar diğer diş grubuda 2 dişten oluşur ve üst çenenin tepesi ya da daha farklı bir tabirle ağızın çatısında bulunur. Daha çok avlarını kontrol etmek içeride tutabilmek için kullanırlar. Bunların haricinde nadiren de avını yakalamakta kullanırlar. Fakat bu yapıları bizim genellikle kullandığımız anlamda diş olarak adlandırmak biraz güçtür. Çünkü onlar bu yapıları koparmak, parçalamak ya da çiğnemek amaçlı kullanmazlar. Genellikle avlarını bütün halinde yutmayı tercih ederler. 

 

Alttaki link görsel açıdan bize biraz daha kolaylık sağlayacaktır. 

 

http://www.infovisual.info/02/img_en/030%20Mouth%20of%20a%20frog.jpg )

 

Yazan: Berk Kaan Kuğuoğlu (Evrim Ağacı okuru)

 

Evrim Ağacı olarak biz de şöyle bir bilgilendirmede bulunmak istiyoruz:

 

Kurbağaların dişleri konusunda tek bir cevaba ulaşmak zordur. Pek çok okurumuzun doğru şekilde belirlediği gibi, "maksil dişler" (Maxillary Teeth) çene boyunca sıralanan, oldukça keskin ve tırtıklı olan diş yapısına verilen isimdir. "Vomer dişler" (Vomerine Teeth) ise çenenin ortasında, ikili halde bulunan sert, kaygan ve güçlü dişlere denmektedir. 

 

Bu dişlerin görevleri, çoğu zaman birbirlerinin yerine geçerek kullanılmaktadır; ancak kurbağalar hakkında kesin olarak bildiğimiz bir bilgi, avlarını "çiğnemek" amacıyla dişlerini asla kullanmadıklarıdır. "Çiğnemek", bilimsel terminolojide mekanik sindirimi başlatmak adına bilinçli olarak çene kasları ile besini ağız boşluğunda küçük parçalara ayırmak demektir. Kurbağalar, tıpkı yılanlar gibi bunu asla yapmazlar ve avlarını bütün olarak yutarlar. Avlarını yakalamak için, diğer pek çok hayvan gibi keskin dişlerini değil, yapışkan dillerini kullanırlar. Avlarını yakaladıktan sonra, genellikle maksil dişler avın ağızdan çıkmasını önleyen parmaklık görevini görürler. Vomer dişler de benzer bir görevle, avın sabit tutulması için kullanılır. Ancak kaygan yapısından dolayı genellikle vomer dişler, avın kaçmasını önlemek yerine, sert yapılarından ötürü avın ezilmesine yararlar. Bu, bir "çiğneme" işlemi değil, bir "ezme" işlemidir. Ki bu da çoğunlukla bilinçli ve amaçlı olarak değil, avın kaçmak için debelenmesi sırasında, ağız kaslarını sıkıca kapatan kurbağanın dişlerinin ister istemez avı ezmesinden ötürü olmaktadır.

 

Yarışmamıza katılan herkese çok teşekkür ediyoruz.

 

En içten saygılarımızla.

ÇMB (Evrim Ağacı)

6 Yorum