İnsansılar'ın (Hominidae) Beyinlerine Genel Bir Bakış (Mehmet Arif Sökmen)

Yazdır İnsansılar

Sayfamız okurlarından Sn. Mehmet Arif Sökmen'in bir diğer güzel makalesini sizlerle paylaşmaktan keyif duyuyoruz. İyi okumalar dileriz.

 

İnsansılar'dan Homo Türlerine Kırılma Noktaları 

 

Önce beyin vardı... 

 

Charles Darwin Türler'in Kökeni'ni önce kafasında kurdu. Orville Wright ve Wilbur Wright kardeşler önce kendi kafalarında uçtu. Albert Einstein ise önce kendi kafasında İzafiyet Teorisi'ni oluşturdu.

 

Canlıların evrimi tüm hızıyla kendi içerisinde oluşturduğu yasalar ile devam ediyor. Eskiden insan beyninin 20'li yaşlarda son şeklini aldığını sanıyorduk. Şimdi ise bilim insanları beynin sürekli olarak yoğrulduğunu ve şekillendiğini belirtiyor ve buna Nöroplastisite diyorlar.

 

İnsanın Evrimi batıda Afrika'dan, doğuda Çin ve Güneydoğu Asya'ya kadar tropik ve yarı tropik kuşakta çok merkezli olarak kendi itici güçleri ile şekillenmiştir. Ormanlık ve çalılık habitatlarda, çoğu zaman bir su kaynağına yürüyüş mesafesinde yaşayan İnsansılar, fauna ve flora ile kendi iç biyolojik durumlarının da etkisiyle beyinlerini şekillendirmeye çoktan başlamıştı. Beynin %80'i su, %10'u yağ ve %8'i proteindir. Bu oluşum İnsansılar’da kendi yapılanmasını oluşturmuştur. Bu yapılanma çok yönlü alanlarda kendini göstermiştir. Bu, ilk zamanlarda kullandığı sadece basit amaca yönelik dal, saz, taş, kabuk iken zamanla daha da karmaşıklaşmaya başlamıştır. Derken Homo cinse ait türlerinin evrimi ile bir ruh dünyası kavramı içindeki kaosta kalmıştır.

 

İnsansılar'ın vücut yapısı erken evrelerden itibaren genel olarak narindir. Diğer hayvanlara göre avantaj sağlayan ise, günümüz Homo sapiens'inin vücut ağırlığının %2 sini kaplayan beynin, İnsansılar'daki kullanım yapılanmasıdır. Günümüzde beyin harcadığımız enerjinin %20'sini tüketiyor. Bu tüketim İnsansılar'da kendi vücut yapılarına göre şekillenmiştir. Doğa'da yaşanan süreçler İnsan Evrimi'nde son derece önemli ve etkilidir. Beynin çalışmasında en önemli yakıtlar, Glikoz ve Oksijen. Temiz bir ekolojide yaşayan İnsansılar, Glikoz'u doğadan en iyi hali olan olgunlaşmış meyve aracılığıyla yoğun almıştır. Oksijen ise İnsansılar'a hazır verilen bir sıçrama noktasıdır. Yaşanan ara kuraklık dönemlerinde ise beyinde azalan su miktarına bağlı olarak stres ve dikkat düşüklüğü yaşanmıştır. Bu ara şiddetli kuraklar alet kullanımının İnsansılar’da en düşük olduğu dönemlerdir. Strese ve dikkat düşüklüğüne bağlı olarak İnsansılar yalnızca en temel ihtiyaç olan "hayatta kal, alet kullanımından çok toplayıcı ol ve üre" düşüncesinde kalmışlardır. Yaşanan bu süreçler İnsansılar'da hep yeni bir süreci desteklemiştir. İnsansılar'da dişiler daha değerli olmalıdır. Dişilerin çok yönlü işlerde ve duygusal derinlikte erkeklerden üstün olduğu bilinir. Yaşanan zorlu dönemlerde yönlendirici, üremeninde kaynağı olan dişiler olmuştur. Bu dişilerin önemi yine zaman içerisinde Homo cinsine ait İnsanlar'da farklı olarak dönem dönem kendini belli edecektir.

 

Bazen farkındalık, bazen ise farkındasızlık olarak yaşanan bu zorluklar ve kolaylıklar, yüklendikleri miraslar ile Homo cinsi İnsanlar'a geçişi oluşturmuştur. Zekanın %80'i doğuştan geliyor. Akıl ise %80'den fazla insan çabasıyla gelişiyor. Yani akıl, fırsat eşitliğini getiriyor. İnsansılar'da var olan zeka ve edinilen akıl belli eşitliklerle harmanlanıp Homo cinsi İnsanlar'a aktarılmıştır.

 

Beynimizde 2 tip hücre bulunmaktadır. Bunlar Nöronlar ve Glia Hücreleri'dir. Beyin hücrelerinin %90'ı Glia Hücreleri'nden oluşmuş olsa da, %10'luk Nöronlar daha popülerdir. Nöronların oluşumu Evrim Ağacı'nı andırır. Akson, Dendrit ve Hücre Gövdesi'nden oluşan bir Nöron sosyalleşmenin düzeyine bağlı olarak kendini geliştirir. Sözünü ettiğimiz aktarımlarda bu Nöral Sosyal Ağı'nın etkisi çok büyüktür. Bu sosyalleşme sürecinde korkularla dolu yaşam artık dinginleşmeye başlamıştır.

 

Aşırı korku anlarında beyinde salgılanan kimyasal maddeler nöronlar arasındaki bilgi akışını durdurarak beyni kitler. Bu mantığa karşı işgaldir. İnsansılar’da yoğun yaşanan bu süreç hayatta kal ve üre politikasını belirlemiştir. Homo cinsi üyelerde ise bu artık belli çizgi düzeylerinde ve aralıklarında seyretmeye başlamıştır.

 

Nöronların çalışması Ters Çaba Kuralı olarak yapılanmıştır. Korkularımızı bize çeken Nöronlar'dır. İnsansılar'ın doğaya daha fazla esir olduğunu biliyoruz ve korkuların getirileri o dönemde hat safhadadır. Bu korkuların bir çoğu görsel yolla alınmaktadır. Sinirbilim araştırmaları göstermiştir ki, beynimizdeki verilerin %80'ini görsel yollarla alıyoruz. Enteresan olan ise, sözlü anlatım 72 saat sonra, %10 hatırlanırken, görsel anlatım %65 hatırlanıyor. Lisanın gelişkin olmadığı ama kendilerini götürecek kadar iletişim sistemine sahip olan İnsansılar en ciddi birikimlerini görsel yolla kazanmışlardır. Homo Cinsi'nin ilk üyelelerine yapılan sıçrayışlarda ise bu aktarılan birikim hayati derecede önemlidir. İnsansıların tükenişi ise bu noktada saklıdır.

 

Dış dünyadan gelen bilgi, işlem sırasına göre insan hafızasını 2 aşamalı olarak çalıştırır. Bu Kısa Süreli Hafıza ve Uzun Süreli Hafıza'dır. İnsansılar'da kısa süreli hafıza daha etkin olup, uzun süreli hafıza varlığı ile çok az bulunmaktadır. İnsansılar'dan, ilk Homo cinsine aktarımlar daha çok kısa süreli hafıza ile kodlanmış yaşamsal temel ihtiyaçlardan ibarettir. İlk Homo cinsine ait türler ise tüm bu gelişmelerin belli düzeye gelmiş hali ile alımlarını daha da ileriye taşımıştır. Uzun Süreli Hafıza ise kendi içinde Örtük Hafıza ve Açık Hafıza olarak ayrılmaktadır. İnsansılar'da Açık Hafıza'nın anılar kısmı belli düzeyde gelişmiş olup anlamsal kısmı gelişkin olarak gelişmemiştir. Açık hafıza İnsansılar'da belli bir alet kullanım düzeyi oluşturmuştur. Homo cinsi tarihindeki daha karmaşık aletlere giden yolun başlangıç aşaması bu noktadadır. Örneğin Açık Hafıza'yı geliştiren ilk Homo cinsine ait bireyler Oldowan Endüstrisi'ni oluşturmuştur. Bu gelişmelerin başında yer alan İnsansılar'da alet kullanımı kabul edilmesi gereken bir gerçektir. Bu gerçek 2 aşama halinde gelişmiş olmalıdır.

 

1 - Doğa'da hazır olarak bulunan, basit kullanımlara yönelik taş, dal, saz.

 

2 - Homo Türü ilk örneklere geçişlerde yer alan, İnsansılar'ın son evreleri olan taşa çok daha basit düzeyde şekil verme.

 

Sokrat sınıfta ders yapmadı. Anısal Hafıza güçlü olsun diyerek, gezerek anlattı öğrencilerine vermek istediklerini. Göçe başlayan ilk Homo bireyleri, insansılardan aldıkları yaşama dair her türlü miras ile, göçlerinin etkisi ile Anısal Hafızalar'ının temellerini attılar. Gelişkin Anısal Hafıza ilk Homo türlerine daha gelişkin aletler armağan etti.

 

Bilim insanları öğrenmeden sonra hatırda kalması ve etkili kullanılabilmesi adına uyumanın önemine sürekli olarak dikkat çekmektedirler. İnsansılar'da her doğan yavru temel ihtiyaçları haricinde yeni bir öğrenim sonrasında çoğu zaman uyuyor olmalıdır. Bu ise erişkin İnsansılar'da hayatta kalma mücadelesi sonrası uyku olarak şekillenmiş olmalıdır. Bu sayede yavaştan karmaşıklığa hatta kendi iç dinamikleri ile kurumsallaşmaya başlamışlardır.

 

Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Ruh Sağlığı Merkezi eski başkanı Dr. Paul Maclean'ın beyin araştırması İnsansılar'ı ve ilk Homo Türleri'ni anlamada çok önemlidir. Dr. Maclean'a göre 3 katman vardır beyinde. En içte yer alan ve en ilkel olan kısım Reptilian Sistem'dir. Reptilian Sistem hayatta kalma içgüdüsünün merkezidir. Burayı akıl değil, "içgüdü" yönetir. İlk İnsansılar'a geçiş aşamasında bu Reptilian Sistem önemli olmalıdır. İnsansılar'ı diğer hayvanlardan ayıran kırılma noktası ise Reptilian Sistem'in geliştirilmiş olmasıdır. İnsansılar'da Reptilian Sistem'in kullanımı daha önce de belirttiğimiz gibi "hayatta kal ve üre" şeklinde olmalıdır.

 

Beyinde yer alan ikinci kısım ise Limbik Beyin'dir. Limbik Beyin’i, Reptilian Sistem kuşatır. Bu kısım Holosen İnsanı'nda %20'lik kısmı kaplamaktadır. Bu kısım hafıza üzerinde çok etkilidir. Reptilian Sistemi geliştiren daha gelişkin İnsansılar, Limbik Beyni kullanmaya daha çok odaklanmıştır.

 

Üçüncü ve en üstte yer alan kısım ise Neo Korteks'tir. Burası akıl, kültür ve mantığın merkezidir. Gelişkin İnsansılar'da bu yavaştan kullanılmaya başlanmıştır. İlk Homo türlerine geçiş kısmında ise İnsansılar'da en etkili kullanıldığı dönem olmuştur. Gelişim her zaman çok yönlü itici güçler ile oluşmuştur.

 

Ben İnsansılar'ın fazla hafife alındığına inanıyorum. Ateşin kontrollü kullanımı evet Homo erectus'ta tartışmasız vardır ama bunu tetikleyen daima ilklerdir. Cevaplar ise Gelişkin İnsansılar’dadır. Diğer hayvanlar ateşi tanırlar, kontrollü kullanamazlar ama İnsasılar’da bu mutlaka belli bir düzeyde var olmuş olmalıdır. Çıkış noktam Charles Darwin. O farklı kırılma noktalarına inanıyordu. "Çocukların herhangi bir deneyim yaşamadan kapıldıkları yersiz ama gerçek korkuların altında eski yabanıl çağlardaki gerçek tehlikelerin ve boş inançların yattığından kuşku duyabilir miyiz?" diye yazmıştı. Tüm bu dahili ve harici aşamaları diğer hayvanları kendimizden daha aşağı görmeden onları anlayarak ve tanımaya çalışarak kat edeceğimize inanıyorum. Bunu ise diğer hayvanlarda söze dökülemeyen bir düşünce sisteminin varlığını kabul ederek, onlara makine ya da idol olarak yaklaşmayı bırakarak, varlıklarına eşit saygı duyarak başarabiliriz…

 

Yazan: Mehmet Arif Sökmen (Evrim Ağacı)

Düzenleme: ÇMB (Evrim Ağacı)

 

KAYNAKÇA

 

Arsebük, G., ‘İnsan ve Evrim’, Ege Yayınları.

Gülçur, S., ‘Güvercinkayası Kazısı. Kazı sonrası genel sohbet notları. 2005’.

Sekman, M., ‘Her şey Beyinde Başlar’, Alfa Yayınları.

Steven, M., ‘Aklın Tarih Öncesi’, Dost Kitapevi Yayınları.

Winston, R., ‘İnsan İçgüdüsü’, Say Yayınları.!

 

6 Yorum