İnsan Zekasının Önemi ve Zekanın Üstün Görülmesinin Tehlikeleri Üzerine...

Yazdır İnsan Zekasının Önemi ve Zekanın Üstün Görülmesinin Tehlikeleri Üzerine...

Merhaba arkadaşlar,

 

Bu yazımızda sizlerle insan zekasını biraz daha irdelemeyi ve artı-eksi yanlarını ortaya koymayı hedefliyoruz. Birkaç uyarmak istediğimiz nokta var, bunlara değineceğiz. Konuyu uzatmamak adına, hemen söze girelim:

 

Doğal Seçilim sonucu işleyen Evrim’in bir sonucu olarak, bütün canlılar doğaya üstünlük kuracak özellikler “geliştirirler” (daha doğrusu yaşadıkları ortama her zaman daha çok üstünlük sağlayan canlılar seçilirler, hayatta kalırlar, ürerler, kendilerindeki üstünlükleri sağlayan genetik malzemeyi yavrularına aktarırlar ve böylece Evrim gerçekleşir). Elbette, sık sık değindiğimiz gibi, bu “geliştirme”, Hollywood’un meşhur Transformers filminde olduğu gibi bir “değişim” ve “gelişim” değildir. Arıların atası, durup dururken bir iğne çıkarmamıştır vücudundan. Ya da bir aslanın ölümcül pençeleri, birdenbire oluşuvermemiştir. Bunların nasıl evrimleştiğini anlamak için, Yazı Dizini'mizdeki diğer açıklayıcı yazılara bakabilirsiniz.

 

Bir canlının “doğasını”, o canlının yaşadığı “çevre” belirler. Bu, bir alabalık için bir nehir olabilirken, bir aslan için uçsuz bucaksız bir fundalık olabilir. Ya da bir kertenkele için bir çöl olabilirken, bir insan için yüksek binaları olan bir şehir olabilir. Ancak bu canlılar, bu ortamlarda, bu kadar “mükemmel” bir şekilde yaşamayı elbette anadan doğma öğrenmemişlerdir. Doğal Seçilim ve Evrim sonucu, uzun süren elemeler, her zaman, bulunulan ortama daha uygun olanın hayatta kalmasını sağlamış ve her yeni nesil, bir öncekine göre, o bölgede daha kolay hayatta kalmayı başarmıştır. Bu süreçte de, işte az önce bahsettiğimiz, canlıyı yaşadığı doğaya üstün kılacak özellikler “gelişmiştir”. Her nesil, onların hayatta kalmasını kolaylaştıracak özellikleri kullanarak hayatta kalmış ve yavrularına da gıdım gıdım, adım adım bu özellikleri genetik olarak aktarmışlardır.

 

Bir ayı bu süreçte devasa bir kas gücü ve pençe yapısı geliştirmişken, bir çita Dünya üzerindeki en hızlı kara hayvanı olmasını sağlayacak bacakları, bir antilop dişileri cezbetmek adına ve rakipleriyle mücadele için akıl almaz büyüklükte boynuzları, bir kartal kilometrelerce öteden küçücük bir tavşanı görecek keskin gözleri, bir tavşan üzerine gelen bu keskin gözlü rakibi önceden fark edebilmek için kafanın iki yanında, 360 derecelik görüş sağlayabilecek gözleri, bir peygamber devesi onu bir çalıdan ayırt etmenizi imkansız kılan bir vücut rengi ve yapısını geliştirmiştir. Örnekler sayıca ve çeşitçe çoğaltılabilir.

 

Peki ya insan? İnsanoğlu dediğimiz ve “Homo” ailesine ait olan tür, doğanın bu ezici ve vahşi savaşında, ne gibi bir savunma mekanizması geliştirmiştir? İnsan günümüzde hala var olduğuna göre, mutlaka Doğal Seçilim’e karşı kullanacağı bir koz olmalıdır! Büyük pençeler mi? Daha kola şişesinin kapağını açmakta zorlanan bu basit el yapısıne “pençe” demek bile ayılara hakaret olur. Kuvvetli bir çene ve diş yapısı mı? Pişmiş eti bile çiğnerken zorlanan bu yapıya “güçlü” demek de aslanlara ve diğer kedigillere çok büyük bir ayıp olacaktır (aslına bakarsanız Dünya üzerindeki en güçlü çene yapısı bir tür kaplumbağaya, sonra timsaha, sonra köpekbalığına, sonra pitbull’a ve bu şekilde yaklaşık 40 tür hayvan arasında 34. sırada insana aittir; bkz: Discovery Channel). Peki ya muhteşem bir kamuflaj? Amerika’da bolca görülecek bir obeze sormayı deneyin bunu. Ya da ülkemizden bir örnek olarak, bununla sık sık alay eden Ata Demirer'e örneğin... Muhteşem güçlü bacaklar? Dünya’nın en hızlı kısa mesafe koşucusu olan Usain Bolt’un çıkabildiği maksimum hız yaklaşık 40 km/h’tir yani 11 m/s (saniyede 11 metre). Bunu, hızlanma mesafesini de çıkarırsak yaklaşık 85 metre boyunca, yani 8 saniye boyunca koruyabilir ve sonra biter. Buna “hızlı” demek, 3 saniyede 120 km/h (ya da 33.3 m/s, saniyede 33.3 metre) hıza çıkan ve bunu yaklaşık 15 saniye boyunca (450-500 metre) koruyan çitaya söylediğinizde, onunla dalga mı geçtiğinizi soracaktır. Bunların hiçbiri değilse ne?

 

Evet, bilgisayarı yapılabilinmesini ve şu an sizin tarafınızdan açılıp, bu yazının okunulabilmesini sağlayan, doğaya karşı diğer hayvanlara oranla harika bir “algı gücü” katan ve etrafımızı sadece “vahşi doğada hayatta kalmak” fiilinden farklı görmemizi sağlayan, tarih boyunca binlerce bilimsel gelişme, tarihi olay ve başarıyla birlikte, binlerce ölüm, savaş vb. kötülüklere sebep olan “aklımız”, bizim doğaya karşı en büyük silahımızdır. Aslına bakarsanız tek silahımızdır. Yukarıda saydığımız hayvanlardan biri ile vahşi doğada başbaşa kaldığımızda, onlara karşı kas gücümüzle cevap veremeyiz. Bacaklarımız onlardan kaçmak için yeterince gelişmemiştir. Ya da onlardan ve keskin koku alma duyusuna sahip olan burunlarından saklanamayız. Ancak onlara karşı aklımızı kullanarak ürettiğimiz silahları kullanabiliriz örneğin. Bu, bizim doğaya karşı üstünlüğümüzü koyan ve bizim şu anda doğada dominant tür olmamızı sağlayan meziyettir.

 

Bu, bizi diğer hayvanlardan üstün kılar mı? Ne açıdan baktığımıza bağlı. Evet, onlara göre daha geniş bir algımız var fakat bizden bir önceki dominant tür olan dinozorların böyle bir beyni yoktu. Demek ki algı seviyesinin yüksek olması, Dünya gezegenine hükmetmemizi sağlamıyor. Onların hepsine karşı geliştirebileceğimiz teknolojiyi aklımız sayesinde üretiyoruz. Bu doğru. Ama eğer aklı, teknoloji üretip hayatta kalmak ile değerlendireceksek, aynı aklın ürettiği teknoloji sonucu dökülen kan ve çıkan savaş miktarına bakmanızı tavsiye ederim. Demek ki yeterince akıllı değiliz. Hiçbir aslan, bu kadar zayıf bir algı ve akıl gücüne sahip olmasına rağmen, gidip de 3-5 diğer aslanla birleşip bir diğer aslan ailesinin bölgesine girmez, onları öldürerek yerini geliştirmeye kalkmaz. Demek ki zekanın her zaman olumlu sonuçları yoktur.

 

Ayrıca zeka, pek çok yan etkiyle birlikte evrimleşmiş bir organdır. Çünkü zeka, canlılık tarihinde ilk defa bu kadar ileriye gitmiştir; ancak yeterince Doğal Seçilim'e uğrayamadan, Doğal Seçilim'e üstün gelen bir hal almıştır. Bu da, evrim sırasında meydana gelen hataların ayıklanamamasına ve günümüze kadar taşınmasına sebep olmuştur. Halüsinasyonlar, pek çok batıl ve asılsız inancımız, fobilerimiz, vb. bununla açıklanabilir. İnsanlar üzerinde Doğal Seçilim'in etkilerine ileride değineceğiz.

 

Bazı bilim-dışı sebeplerden ötürü, sürekli olarak insanoğlu pohpohlanmakta ve en üstün varlık olduğu beyin yıkarcasına akla kazınmaya çalışılmaktadır. Bunun siyasi ve şahsi pek çok sebebi olmakla birlikte, temelde insanın egosunu tatmin etme ihtiyacından ileri gelir. Ancak bilimsel gerçek, elbette ki insanın üstün olduğu değildir. Biz, evrim sürecinin doğal sonuçlarıyız. Bizden 1000 yıl sonra yaşayacak olan torunlarımız bizi “Ne kadar da akılsızlarmış.” diye nitelendirebilecektir. Çünkü, bizi doğaya üstün kılan akıl, aynı zamanda doğayı umarsızca yok etmemize vce birbirimize düşmemize de sebep olmaktadır. Sadece bu sebeple bile kendimizi üstün görmek, kibirden başka bir sıfatla açıklanamaz. Evet, biz zeki canlılarız. Evet, biz akıllı varlıklarız. Ancak bui ne evren için özel bir önem taşıdığımızın ispatıdır, ne sonsuza kadar türümüzün var olacağının kanıtıdır ne de biz yok olduktan sonra “sadece bizim için var olan” evrenin yok olacağının bir kanıtıdır. Bunlar, insan aklının kendini büyütmesi sonucu ortaya çıkan yalanlar ve kibirlerdir. Bunlar, insan aklının gelişiminin yan etkilerinin sonuçlarıdır.

 

Şu sözü tekrarlayalım ve lütfen unutmayın: Bizler, Evrim sürecinin basit ve normal sonuçlarıyız. Bizi doğaya üstün kılan akıl, aynı zamanda her şeyden üstün olduğumuzu sanmamızı da sağlamaktadır. Ve bu, düşebileceğimiz en tehlikeli yanılgıdır.

 

Ve unutmayın ki, bizden bir önceki dominant tür, milyonlarca yıllık hegomonya kurduktan sonra, hiç öngörülemez (ve günümüz teknolojisiyle bile engellenmesi imkansız olan) bir şekilde, bir gök taşının Dünya’ya çarpması sonucu, tamamiyle haritadan ve Dünya’dan silinmiştir. Bunun bizim başımıza gelemeyeceğini iddia edenler, açıkça yukarıda bahsettiğimiz kibirlerine yenik düşenlerdir.

 

Bu tip yanılgılara düşüldüğünde şu soru sorularak, bilimsel yola dönülebilir: "Neden, bu özellik/durum, diğerlerinden farklı bir üstünlüğe sahip olsun?"

 

Sevgilerimizle.

 

ÇMB (Evrim Ağacı)

6 Yorum