Evrimsel Süreç - 2: Evrim Tarihi'nin Büyük Zaman Çizelgesi (2. Kısım)

Yazdır Evrimsel Süreç - 2: Evrim Tarihi

Bir önceki bıraktığımız noktadan, hiç lafı uzatmadan Evrimsel Süreç'i takip etmeye devam ediyoruz.

 

Bir önceki kısma dönmek isterseniz:

 

Evrimsel Süreç - 1: Evrim Tarihi'nin Büyük Zaman Çizelgesi (1. Kısım)

 

İyi okumalar:

 

 

 

 

Mesozoic Era: 251,4 - 65 MYÖ

 

251.4 MYÖ: Bu dönemde, bilim camiasında Mezozoik Denizel Devrimi olarak anılan bir devrim başlar. Bu süreçte denizel canlılardan hareketli olanlar çok ciddi savunma ve saldırı silahları geliştirmeye başlarlar. Bu canlılar, hareket edemeyen, sabit deniz canlıları üzerinde ciddi bir baskı kurarlar. Eskiden çok fazla avcı baskısı hissetmeyen türler, üzerlerinde göreceli olarak kısa bir sürede ciddi bir avcı baskısı hissetmeye başlarlar. Sadece en hızlı ve en kıvrak olan avlar hayatta kalabilirler.

 

245 MYÖ: Günümüz denizlerindeki yunusları andıran, ancak memeli olmayıp sürüngen olan Ichtyosauria ailesi evrimleşmeye başladı. Bu ilginç canlılar, uzun süreler denizlerde köpekbalıkları ile birlikte hakimiyet süreceklerdi. Ichtyosaurlar, denizlere dönen, geri evrim geçiren sürüngenlere örnek teşkil etmektedirler.

 

240 MYÖ: Gerçek Köpek Dişliler olarak geçen Gomfodont Cynodontlar ile Rhyncosaurlar evrimleşti. Bu canlılar memelilerin de evriminde rol oynayan terapsidler ve diapsidler içerisinde önemli bir köşetaşıdır. Cynodontların evrimi daha uzun yıllar sürecektir.

 

225 MYÖ: Sürüngenler içerisinden ayrılan bir diğer kol ise (öteki bir kolun memelilere doğru gittiğini hatırlayın) ayırılıp farklı bir evrim patikasına girerek ilkin dinozorların, yani, prosauropodların gelişimine sebep oldu. Bu canlıların giderek boyutları sıradan sürüngenlere doğru büyümeye başladı (muhtemelen avcılıktaki başarıları, bol besin kaynakları, vb. sebeplerle), boyunları uzadı, kasları bollaştı ve yerden yükseklikleri artmaya başladı. Bu dönemde ayrıca günümüzde insanlarca "yenilebilir çiftkapaklılar" (midyeler ve diğerleri) olarak sınıflandırılan cardid çiftkapaklıların ataları evrimleşmeye başladı (aşağıda fosil örnekleri verilmiştir). Ayrıca bitkilerin geniş çeşitliliğine katkı sağlayan cycadların, bennettitaleanların ve kozalaklıların türleşmesinde bu dönemde artış görüldü. Ayrıca bu dönemde balıkların günümüzdeki en geniş gruplarından biri olan teleost balıklar bu dönemde evrimleşmeye başlamıştır.


 

220 MYÖ: Açık tohumlu bitkiler evrimleşerek karalara hakim olmaya başladılar. Bitkilerdeki bu uzun süredir süren evrimsel yayınım, otçul hayvanların evrimine hız kazandırdı. Ayrıca bu otçul hayvanların evrimine de yön verdi: Zira bolca besin bulabilen, ancak otlardan aldıkları enerji miktarı çok düşük olan hayvanlar devasa mideler geliştirmeye başladılar. Bu midelerin evrimine paralel olarak canlıların boyutları iyice büyüdü. Özellikle de dinozorlara giden kolda gerçek bir büyüme başladı. Otçul dinozorlardaki bu büyüme hızla etçillere de yansıdı. Büyük dinozorları devirebilmek için avcıların da büyümeleri gerekti ve üzerlerinde bu şekilde bir seçilim baskısı oluştu. Bu süreçte ilk sinekler böcekler içerisinde, ilk kaplumbağalar da sürüngenler içerisinde evrimleşmeye başladılar. Memelilerin evriminde ciddi rol oynayan Cynodontların evrimi bu dönemde zirveye ulaşmıştır. Bu dönemde artık çene yapıları modern memelileri temsil etmektedir ve muhtemelen bu dönemde yaşayan memeliler, günümüzdeki tüm memelilerin atalarıdır.

 

215 MYÖ: Bildiğimiz ilk memelilere rastlamaya başladığımız dönemdir. Geçmiş birkaç on milyon yıldır sürüngenlerden ayrılmaya başlayan memeliler, artık bildiğimiz özelliklerini yavaş yavaş kazanmaya başladılar. Bilinen ilk memeli örneklerinden biri Eozostrodon isimli bir cinse aittir (türün bir canlandırmasına aşağıda yer verilmektedir). Bu süreçte bazı omurgalıların da yok olduğunu görmekteyiz. Yani tarihsel geçmişte bu dönemden önce görülen bazı omurgalılara, bu dönemden sonra rastlayamıyoruz. Bunun muhtemel sebebi dinozorlardaki büyümeye bazı diğer omurgalıların ayak uyduramamasıdır. Bu dönemdeki memeliler büyük oranda böceklerle beslenen hayvanlardır. Bu dönemde henüz sabit vücut sıcaklığının (sıcak kanlılığın) tam olarak evrimleşmediği düşünülmektedir. Ancak yine de bu canlıların artık daha dar aralıklarda vücut sıcaklıklarını sabitleyebildiklerine dair izler bulunmaktadır. Ayrıca bu dönemde tek açıklıklı memelilerin ilk defa evrimleşmeye başladığına dair genetik izler bulunmaktadır. Ne var ki tek açıklıklı memelilerin evriminin çok uzun yıllar sürmüştür ve asıl üyelerinin bu tarihten milyonlarca yıl sonra ortaya çıktığı bilinmektedir.


 

200 MYÖ: Günümüzde virüs olduğu tartışmasız kabul edilen ilk Geminiviridae kalıntılarına bu dönemde rastlıyoruz. Muhtemelen virüslerin çok daha eski bir tarihi olsa da, bu dönemdeki bulguların virüslere ait olduğundan eminiz. Ayrıca şimdilik virüslerin gözle görülür evrimine bağlı olup olmadığı bilinmeyen bir sebeple bu dönemde bazı karasal omurgalılar ile amfibilerde ciddi bir soykırım olmuştur. Ancak bu yok oluşlardan ötürü bazı diğer canlılara Evrimsel Süreç'te yer açılmış ve ilk zırhlı otçul dinozorlardan olan Ankhylosaurianlar evrimleşmeye başlamıştır. Bu zırhların muhtemel evrim sebebi etçil dinozorlardaki büyümeye karşı, daha da büyüme haricinde bir savunma geliştirebilmektir.

 

195 MYÖ: Bu dönemde ilk kanatlı dinozorlar olarak bilinen pterosaurlar evrimleşmeye başladılar. Bildiğimiz en eski pterosaur (teruzor) olan Dorygnathus cinsinin bu dönemde evrimleştiği düşünülmektedir. Ayrıca Jurassic Park filmlerinden ötürü oldukça aşina olduğumuz devasa boyutlara ulaşan, metrelerce boyna sahip olan Sauropodlar da bu dönemde evrimleşmeye başlamışlardır. Tahmin edilebileceği üzere bu evrim, birkaç on milyon yıl önce başlayan otçul dinozorların irileşmelerinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca bu süreçte dinozorların diğer grupları olan kuş-benzeri gagalı dinozorlar (aslında kuşlar ile doğrudan bir alakaları yoktur), heterodontosauridler (diş yapısı bakımından farklılaşmış bir dinozor grubu), fabrosauridler (dinozolardan ayrılan ve farklı bir yöne doğru evrimleşmiş bir kuş benzeri dinozor grubu) ve scelidosauridler (dört ayakları üzerinde yürüyen, hafif zırhlı ve otçul bir dinozor grubu) gibi değişik dinozor grupları çeşitlenerek Dünya'ya yayılmaya başlamışlardır.

 

190 MYÖ: Sürüngenler içerisinde denizlere dönen bir diğer grup olan Pliosaurus cinsi evrimleşmeye başlamıştır (aşağıda fosili verilmiştir). Bu sürüngenlerin dinozorlarla yakın akraba oldukları; ancak dinozor olmadıkları tespit edilmiştir. Bu canlılar, denizlerde yaşamaya adapte olacak şekilde uzuv morfolojileri geliştirmişlerdir. Ayrıca bu dönemde kelebeklerin en ilkin atalarının evrimleştiği düşünülmektedir. Bu dönemde evrimleşmeye başlayan ve türleşmenin görüldüğü diğer canlı grupları hermit yengeçleri, modern denizyıldızlarının ilkin ataları, düzensiz ekinoidler, corbulid çiftkapaklılar, tubiloporlar ve benzerleridir. Bu arada, yine bu dönemde mercan resifleri aşırı derecede çeşitlenerek Dünya'ya iyice yayılmışlardır.


 

176 MYÖ: Yine Jurassic Park'tan aşina olduğumuz, sırt bölgesinde sivri plakalara sahip olan Stegosaurus cinsi evrimleşmeye başlamıştır (aşağıda yer veri. Bu otçul dinozorlar, dinozorlar süperfamilyasının en geniş gruplarından birini oluşturacaklardır.

 


170 MYÖ: Günümüzün en ilkin semenderleri, su kelerleri bu dönemde evrimleşmiştir. Bu zaman diliminde, denizlerde yaşamaya daha yatkın canlıların belli bir avantaj sağladığını görmekteyiz. Bunun sebebi, muhtemelen karasal dinozorların karaların tamamını işgal ederek diğer canlılar üzerinde baskı kuruyor olmalarıdır. Ayrıca bu dönemde dinozorların da denizlere yayıldığını görmekteyiz. Cryptoclidid ve elasmosaurid dinozorlar bu dönemde evrimleşmeye başlamışlardır. Bu iki denizel, uzun boyunlu dinozor grubu uzun yıllar denizlerde hüküm süreceklerdir. Bu dönemde memeliler için de önemli bir evrimsel ayrıma girilmiş, yumurtasız doğum yapabilecek memeliler ve tüm yakın akrabalarının ilk ortak atası olan cladotherian memeliler evrimleşmişlerdir. Bu dönemde, muhtemelen bu hızlı evrime ayak uyduramayan, günümüzden 260 MYÖ kadar ortaya çıkan Cynodontların soyu tükenmiştir. Buna karşılık bu canlılardan boşalan ekolojik niş, yoğun olarak sauropodlar tarafından doldurulmuştur. Bu sebeple de, bu dönemde karalarda devasa dinozorların baş gösterdiği görülmektedir.

 

165 MYÖ: İlkin vatozların denizlerde bu dönemlerde evrimleştiği tespit edilmiştir. Denizlerde hakimiyet süren devasa dinozorlar, balıklar ve diğer canlılardan ötürü deniz diplerinde kamufle olmanın verdiği avantajla bu canlıların evrimleştiği düşünülmektedir. Ayrıca bu dönemde glycymeridid çiftkapaklıların da evrimleştiğini görmekteyiz. Bu canlı grubu da deniz diplerinde kamufle olmayı başarıyla becerebilen bir canlı grubudur.

 

161 MYÖ: Yinlong cinsi gibi en ilkin Ceratopsian dinozorlar bu dönemde evrimleşmiştir. Yine Jurassic Park gibi filmler sayesinde yakından bildiğimiz bu devasa, boynuzlu, otçul dinozorlar uzun yıllar Dünya'da hüküm süreceklerdir.

 

160 MYÖ: İlk plasentalı memeli olduğu bilinen Juramaia sinensis ilk defa bu dönemde evrimlemiş bir memeli türüdür (aşağıda hem fosili, hem canlandırması verilmiştir). Memelilerin dallanmaları bu tarihten sonra gittikçe hızlanarak artacaktır.

 


155 MYÖ: Geçtiğimiz zaman diliminde meydana gelen geniş evrimsel süreçler ve yayınımlar, bazı ufak canlıların da çok ciddi bir çeşitliliğe doğru yönelmelerine sebep olmuştur. Bunların başında şüphesiz böcekler gelmektedir. İlk kan emici böceklerin bu zaman dilimin evrimleşmeye başladığı görülmektedir. Ayrıca resif oluşumunda büyük rol oynayan rudist çiftkapaklılar ile cheliosome bryozoanlar (denizel bir hayvan grubu) bu dönemde ortaya çıkmıştır. Daha da önemlisi, kuşların en eski ortak atası olduğu düşünülen, bazı araştırmalarda ise kuşlara biraz daha yakın bir tür olduğu tespit edilen Archaeopteryx cinsinin bu dönemde evrimleştiği bilinmektedir (meşhur fosillerinden biri aşağıdadır). Memeliler de bu süreçte çeşitli evrimsel yayınımlar gerçekleştirmiş ve çok çeşitli memeliler (triconodontidler ve symmetrodonlar) bu dönemde evrimleşmiştir. Ayrıca stegosauruslar ve terapod dinozorlar (arka ayakları üzerinde durabilen dinozorlar) ciddi anlamda çeşitlenmişlerdir.


 

130 MYÖ: Kapalı tohumlu bitkilerin evrimleşerek hızla yükselişe geçtikleri dönem bu zamanlara rastlamaktadır. Bu çiçekli bitkiler birçok canlının evrimine yön veren bir konumdadırlar. Özellikle böcekler, bu bitkilerle doğrudan evrimsel bir ilişkiye girerek karşılıklı evrimin en önemli örneklerini vermeye başlamışlardır. Ayrıca bu dönemde en ilkin tatlı su kaplumbağaları evrimleşmeye başlamıştır.

 

125 MYÖ: Bildiğimiz anlamıyla en ilkin plasentalı memeliler bu dönemde evrimleşmişlerdir. Eomaia scansoria isimli bir tür bunun güzel örneklerindendir (aşağıda fosili görülebilir). Bu türün ağaçlara tırmanabilen bir fare türü olduğu düşünülmektedir. Ancak elbette günümüz farelerinden oldukça farklıdır.


 

120 MYÖ: Tüm bu süreçler, elbette gözle görülmeyen canlılar alemini de sürekli olarak etkilemekte ve bu evrimden bağımsız olarak kendi evrimsel süreçlerini de sürdürmektedirler. Örneğin, mikroskobik ya da makroskopik olabilen hayvan grupları olan heterokontların ilk defa bu dönemde evrimleştikleri düşünülmektedir. Bu gruba oldukça ilginç yapılara sahip diatomlar ve silikoflagellalıların evrimi dahildir.

 

115 MYÖ: Bu dönemde artık memeliler kendi belirgin özelliklerini kazanma sürecine girmişlerdir. İlk tek açıklıklı memelilerin (ornitorenk gibi) bu dönemde evrimleştiği düşünülmektedir. Bu ayrım noktası memeliler için son derece önem arz etmektedir.

 

110 MYÖ: Dişlere sahip kuşların en yaygın grubu olan hesperornitlerin bu dönemde evrimleştiği düşünülmektedir. Dolayısıyla kuşların evriminde çeşitliliğin gittikçe arttığı bir dönem olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca bu dönemde en ilkin limopsidlerin, verticordidlerin ve thyasiridlerin (hepsi çiftkapaklı yumuşakçalar gruplarıdır) evrimleştiği görülmektedir. Yani denizlerdeki çeşitlilik hızla artmaya devam etmektedir.

 

106 MYÖ: Yaşamış en büyük terapod dinozor olan Spinosaurus'un bu dönemde ilk kayıtlarına rastlamaktayız.

 

100 MYÖ: Evrim Tarihi'nde arıların ilk ataları bu dönemlerde karşımıza çıkmaktadırlar. Arıların evriminin en kritik sebebi, çiçekli bitkilerdeki birkaç on milyon yıl önce başlayan çeşitlenmedir. Arılar, ekosistem için çok önemli bir role sahip olacaklardır. Ayrıca bu dönemde fareler ile insanların son ortak atasının yaşadığı bilinmektedir; bu tür Euarchontogliria ailesine aittir. Bu türden sonra fareler kendi evrimsel süreçlerine devam ederken, onlardan bağımsız olan kol insanlara doğru gelen evrim sürecine girmiştir. Tabii ki daha çok uzun on yıllar insanlara uzaktan yakından benzemeyecek türler hüküm sürecektir. Ancak bu canlıların nesillerinin farklılaşması, insanların evrimine sebep olacaktır. Fakat bu zamanlara daha çok vardır.

 

90 MYÖ: Denizlere on milyon yıllardır hüküm süren dev sürüngenler olan Ichtyosaurusların soyu hızlı bir şekilde tükenir. Sebepleri halen net olarak bilinememektedir ancak denizlerdeki güçlü ve vahşi mücadele onları yok etmiş olabilir. Bu dönemde en ilkin yılan türlerine ve nuculanid çiftkapaklıların evrimine rastlarız. Ayrıca, böceklerle yaşadıkları karşılıklı evrim sürecinden ötürü kapalı tohumlu bitkiler hızlı bir çeşitlenme sürecine girerler: magnoloidler (manolyalar ve ataları), rosidler (güller ve ataları), hamamelididler (cadı fındığı ve ataları), monocotlar (tek çenekliler) ve gingerler (zencefiller) bu dönemde evrimleşmiştir. Ayrıca bitkilerdeki ve hayvanlardaki bu aşırı çeşitlenme, ilk kenelerin de ortaya çıkmasına sebep olmuş, evrimsel süreçteki parazitizmin hızlanmasına neden olmuştur.

 

85 MYÖ: Günümüzden 100 MYÖ başlayan farelere giden kol ile insanlara giden kolun ayrılması dönemi, birçok yeni memelinin evrimine sebep olmuştur. Bu süreçte primatların, ağaç sivrifarelerinin ve uçan lemur takımlarının evrimine yol açacak canlılar evrimleşmeye başlamıştır. Primatların en ilkin örneklerini andıran (ancak primat olmayan) canlılar günümüzden 60 milyon yıl öncesine kadar evrimleşmeye devam edeceklerdir. Sonrasında dallanmalar daha da artacaktır. 

 

80 MYÖ: Bu dönemde karıncaların en ilkin atalarının evrimleştiğini görmekteyiz. Karıncalar da şüphesiz canlılık tarihi için çok önemli bir basamak olmuşlardır. Ayrıca son birkaç milyon yılda görüldüğü üzere, canlılar arasında kolonileşme, işbirliği ve iş gücü dağılımı gibi özelliklerin evrimleştiği, memelilerin çeşitlendiği görülmektedir. Çevre etkileri, canlıların davranışları üzerinde de ciddi değişimlere sebep olmaktadır.

 

70 MYÖ: Memeliler, yeni evrimleşen birçok canlıyla etkileşime girerek çeşitliliklerini arttırmaya başlarlar. Günümüzdeki neredeyse her memelinin atası olacak olan çok açıklıklı memeliler ilk olarak bu dönemde evrimleşirler. Bu yeni memeli grubunun en geniş üyelerinden biri kemirgenler olacaktır. Ayrıca bu dönemde yolddid çiftkapaklıların evrimleştiği görülür.

 

68 MYÖ: Otçul memelilerin irileşmesine bağlı olarak onlarca milyon yıldır sürmekte olan "büyüme yarışı", sonunda Tyrannosaurus olarak bildiğimiz dev etçil dinozor cinsinin evrimiyle sonuçlanır (aşağıda bir fosili görülmektedir). Bu dinozor, bilinen en büyük karasal avcı olacaktır ancak çok kısa bir süre hüküm sürebilecektir. Bu cinsin evrimine karşılık birçok av konumuna düşen canlı savunma mekanizmalarını geliştirmek zorunda kalmıştır. Bunların başında, seratosaurusların en bilinen örneği olan Triceratops cinsi gelir. Yine Jurassic Park, bu iki önemli dinozoru ve aralarındaki mücadeleyi güzel bir şekilde aktarmaktadır.

 

 



Cenozoic Era: 65,5 MYÖ - Günümüz

 

65,5 MYÖ: 10 kilometre çapındaki bir göktaşının bugünkü Meksika civarlarında bulunan Yucatan Yarımadası'na düşmesi üzerine tarihin gördüğü en ciddi kitlesel yok oluşlardan biri yaşanır. Bu yok oluşa Kreatase-Tersiyer Yok Oluşu denir. Bu yok oluş sırasında tüm hayvan türlerinin yarısından fazlası yok olur. Bunlar arasında mosasaurlar, teruzorlar (uçan sürüngenler), pleisaurlar, ammonitler, belemnitler, rudistler, birçok çiftkapaklılar, mikroskobik olarak yaşayan planktonik foraminiferler ve kuşlar haricinde kalan bütün dinozorlar bulunmaktadır. Bu yok oluş, net bir şekilde kuşlar haricinde dinozorların sonunu getirmiştir. Bu da, devasa hayvanlar olan dinozorların yüksek sıcaklık, düşük oksijen ve besin kaynaklarından faydalanamamasıyla kolaylıkla açıklanabilir. Denizlerdeki yaşantı da ciddi bir tehlikeye girmiş, bütün ekosistem alt üst olmuştur. Bu olaylar silsilesini başlatan göktaşı çarpması, aşağıda güzel bir şekilde çizilmiştir.


 

65 MYÖ: Devasa kitlesel yok oluşa ilk cevabı bitkiler verebilmiştir. Kozalaklı bitkiler ve ginkgo (kızsaçı) bitkileri yüksek rakıma sahip bölgelerde hızla yayılmaya başlamışlardır (aşağıda bir ginkgo fosili görülmektedir). Sıcakkanlı ve küçük olan memeliler de, kayalara ve mağaraların derinliklerine saklanarak göktaşı sonrasında gelen volkanik patlamalardan, aşırı sıcaklardan ve sonrasında güneş ışınlarının volkanik gazlarca kapatılmasıyla başlayan aşırı soğuklardan korunmayı başarabilmişlerdir. Ayrıca birçok canlı leşinin oluşmasından ötürü memeliler bolca besin bulabilmeye başlamışlardır. Bu süreçte vahşi ve karşı konulamaz dinozorların yok olması, memeliler için sonsuz bir ortam yaratmıştır. Bu sayede hızlı bir şekilde memelilerin hakimiyeti başlamıştır. Bu dönemdeki primatlar öncesi (proto-primatlar ya da primatomorflar) memelilerin ön uzuvları kavrama becerisi edinmeye başlamıştır. Ayrıca bu süreçte çiftkapaklı hayvanlar da her zaman olduğu gibi ortama en hızlı uyum sağlayan canlılardan biri olmuş ve psammobiid çiftkapaklılar evrimleşmeye başlamışlardır. Ayrıca küçük cüsseleri ve çok derin yuvaları sayesinde karıncalar da bu dönemi hızla atlatabilen bir diğer omurgasız grubu olmuştur.


 

63 MYÖ: Birkaç on ve yüz milyon yıl önce gördüğümüz dinozorlardaki irileşme ve güçlenme savaşı bu defa memelilerde görülmüştür. Etçilliğin avantajlı olmasından ötürü ilk olarak creodontlar gibi etçil memeliler çeşitlenmeye başlamıştır. Bu canlılar, Carnivora olarak anılan grupla ortak bir ataya sahiptir.

 

60 MYÖ: Besin kaynakları genellikle sabit bölgelerde toplandığı ve büyük yok oluşun etkilerinin atmosferde hala sürdüğü dönemlerde, dinozorlardan geriye kalan son izler olan kuşlar arasında, uçamayan kuşlar evrimleşmeye ve çeşitlenmeye başlamışlardır. Buı zamanda, primatların da en ilkin atalarının evrimleşmeye başladığı bilinmektedir. Bu atalar, kemirgen memelilerden ayrılarak evrimleşmiştir. Plasentalı memeliler, etçil memeliler, böcekçil memeliler de bu dönemde evrim hızlarını arttırmışlar ve ciddi bir çeşitliliğe sebep olmuşlardır. Ayrıca uçabilen kuşlar da farklılaşarak yeni yaşam biçimine adapte olmaya başlamışlar, eski devasa boyutlarını yitirerek daha ufaklaşmışlardır. En ilkin baykuş atalarına bu dönemde rastlanmaktadır. Bütün etçil memelilerin atası olacak olan miyasidler bu dönemde halen hayattadırlar.

 

58 MYÖ: İklim giderek normal haline dönmeye başlamıştır. Bu dönemde tropikal bir iklimin hakim olduğu görülür.

 

56 MYÖ: Dönemin en vahşi avcılarından biri olacak olan, uçamayan bir kuş olduğu bilinen Gastornis ilk olarak bu dönemde evrimleşmiştir.

 

55 MYÖ: Modern kuş türlerinin ataları ilk olarak bu dönemde evrimleşmeye başlamışlardır. İlk şarkı söyleyebilen kuşların, papağanların, serçelerin ve ağaçkakanların ataları bu dönemde ortaya çıkmaya başlamıştır. Memeliler, son birkaç milyon yıldır sürdürdükleri hakimiyeti bir adım öteye götürerek denizlere de hakim olmaya başlamışlardır. Tıpkı sürüngenlerin ve dinozorların egemen olduğu dönemde olduğu gibi, memeliler de denizlere dönüş yapmışlardır. Bilinen en ilkin denizlere adapte olmuş balinalardan olan Himalayacetus bu dönemde yaşamıştır. Ayrıca bu dönemdeki memeli çeşitliliği de hızla artmıştır: en ilkin kemirgenler, lagomorflar (tavşanların ataları) ve armadillolar bu dönemde evrimleşmiştir. Ayrıca deniz ineklerinin, fillerin, tek toynaklıların ve çift toynaklıların atalarının bu dönemlerde ortaya çıkmaya başladığı tespit edilmiştir. Milyonlarca yıldır son derece başarıyla hayatta kalabilen, ilerleyişleri büyük yok oluş sebebiyle engellenen, ancak yeniden ortama adapte olmayı başaran kapalı tohumlu bitkiler hızla ekosistemi doldurmaya başlarlar. Ayrıca denizlerde de ciddi miktarda kırılan balık türleri yeniden yükselişe geçip, günümüz modern köpekbalıklarının atalarını oluşturacak olan Carcharodon gibi vahşi bir balık denizlere hakim olmaya başlayacaktır.

 

52 MYÖ: Bu dönemde ilk uçan memelilerin (yarasaların) ataları evrimleşmeye başlamıştır. Bilinen en eski cinslerden biri Onychonycteris isimli bir cinstir (aşağıda gösterilmektedir). Uçan memelilerin evriminin ana sebebinin avcı baskısının artması, ağaçlar üzerinde yaşama adapte olan canlıların düşmeye karşı adaptasyonlar geliştirmesi, vb. sebepleri olduğu düşünülmektedir.


 

50 MYÖ: Gözle görülemeyen hayvan grupları da büyük yok oluşun etkilerini atlatmaya başlarlar. Tüm hayvanların atalarını barındırıkları bilinen, ancak günümüzde de belli başlı grupları halen var olan dinoflagellalıların bu dönemde en yüksek çeşitliliğe doğru hızla evrimleştiklerini görmekteyiz. Ayrıca nanofosiller olarak adlandırılan bir diğer canlı grubu da hızla evrimleşmeye başlar. Yine çift kapaklılar, hızlı adaptif becerileriyle çeşitliliklerini arttırırlar. Ayrıca gergedanların, tapirlerin ve develerin en ilkin ataları ilk olarak bu dönemde evrimleşmeye başlar.

 

47 MYÖ: Primatların net bir şekilde ayrılmaya başladıkları dönem bu dönemdir. Darwinius masillae türünün fosilleri bu döneme aittir (aşağıda meşhur fosiline yer verilmiştir). Bu tür, lemurlara biraz daha yakın olduğu düşünülmekle birlikte, tüm primatların atası olabilecek türlere en yakın canlılardan biridir ve bu dönemde yaşamıştır. Artık primatların evrimi göreceli olarak hız kazanacaktır.


 

40 MYÖ: Günümüzdeki kelebeklere oldukça benzeyen en yeni atalar bu dönemde evrimleşir. Ayrıca güvelerin ayrımının da net bir şekilde başladığı görülür. Gastornis isimli uçamayan kuş, nişlerin doldurulması ve besin kaynaklarının sınırlanmasından ötürü yok olur. Denizel memelilerin çeşitlenmesi ve güçlenmesi hızlanır: Denizlerde yaşamış en büyük balinalardan biri olan Basilosaurus cinsinin ilk fosil örnekleri bu döneme aittir. Ayrıca bu dönemde primatlar iki büyük kola ayrılmışlardır: ıslak burunlu primatlar (Strepsirrhini) ve kuru burunlu primatlar (Haplorrhini). Islak burunlu maymunlar, maymun ya da insaymun (insansımaymun) olmayan lemurlar ya da tarsiyerler haricindeki birçok prosimiyen primat grubunu içine alır. Kuru burunlu primatlar ise tarsiyerleri, maymunları ve insaymunları içine alan gruptur. Bu dönemde yaşadığı bilinen en ilkin kuru burunlu primat Teilhardina asiatica isimli bir türdür. Bu maymunlardan itibaren C Vitamini üretme yeteneği yitirilir. Dolayısıyla bu gruba dahil olan bir insaymun türü olarak insan da bu işi başaramaz.

 

37 MYÖ: Sahte Kılıç Dişli Kedilerin ataları olan ilk nimravid etçiller bu dönemde evrimleşirler. Ancak bunlar farklı bir evrimsel sürece girerek günümüzdeki kedilerle olan bağlarını çok ilkin dönemlerinde koparırlar.

 

35 MYÖ: Kapalı tohumlu bitkilerden ilk çimenler evrimleşmeye bu dönemde başlar. Bu ufak ama dayanıklı bitkiler çok kısa sürede Dünya'ya yayılmaya başlarlar. Soğuklara dirençli olan ostracodlar ve foraminiferlerin türlerinde belirgin bir artış olur. Ancak bu dönemde karından bacaklılar, sürüngenler ve amfibilerin birçok grubunun soyu tükenir. Bu boşalan alanlar hızla sıcakkanlı ve dirençli memeliler tarafından doldurulur. İlk gliptodontlar (zırhlı memeliler), yer tembelhayvanları, köpeklerin ataları, yabandomuzlarının ataları bu dönemde ortaya çıkarlar. Kuşlar da bu evrimsel süreçte yaygınlaşırlar ve kartallar ve şahinlerin ataları bu dönemde evrimleşmişlerdir.

 

33 MYÖ: Keseli memelilerin ilk ataları bu dönemde farklılaşmaya başlamışlardır. Badjcinus cinsi keselilerin fosilleri bu döneme aittir. 

 

30 MYÖ: Yengeçler ve ıstakozlarla akrabalığı olduğu bilinen omurgalı hayvanlar olan balanidler bu dönemde evrimleşmeye başlar. Ayrıca Ökaliptuslar ve ataları da ilkin olarak bu dönemde farklılaşan bitkilerdir. Gergedanlarla yakın akrabalığı olduğu bilinen embrithopodlar ve brontothere memeliler bu dönemde yok olmuşlardır. Ancak gergedanlara gidecek olan bir kol hayatta kalmayı başarmıştır. Ayrıca domuzlar ile kedilerin en ilkin ataları bu dönemde yaşamıştır. Bu dönemde primatlarda da önemli bir diğer ayrım meydana gelir. Kuru burunlu primatlar Yeni Dünya Maymunları (Platyrrhini) ve Catarrhini olmak üzere iki büyük dala ayrılır. Yeni Dünya Maymunları uzun kuyruklar evrimleştirirler ve renk körüdürler. Afrika'dan Güney Amerika'ya 700 kilometrelik bir açıklıktan odun ve raft parçaları üzerinde geçtikleri düşünülmektedir. Catarrhiniler ise Amerika ile Afrika ayrılmayı sürdürdükçe Afrika'da kalan gruptur ve insanların evrimi için önem taşımaktadırlar. Bu dönemde, tüm Catarrhinilerin, dolayısıyla da insanların atası olarak yaşamış olan Aegyptopithecus ve Saadanius cinslierne ait fosiller bulunmaktadır.

 

28 MYÖ: Canlıların çeşitlenmesi, tıpkı dinozorlarda da gördüğümüz gibi bir büyüme yarışına sebep olmuştur. Yaşamış olan en büyük memeli olarak görülen Paraceratherium bu dönemde evrimleşmiş bir canlıdır. Aşağıda bir canlandırmasını veriyoruz.

 


25 MYÖ: Memelilerin evrimi bu dönemde de hızlanarak sürmüştür. Catarrhini grubu iki süperfamilyaya ayrılmıştır: Eski Dünya Maymunları ve insaymunlar (Apes). Bu süreçte bu bireyler üç renkli görüş özelliğini evrimleştirmişlerdir. Ayrıca bu dönemde Proconsul isimli bir cins evrimleşmiştir. Bu cinsin catarrhine primatların en eski ortak atası olduğu bilinmektedir. Hem Eski Dünya Maymunları'na, hem de insaymunlara ait özellikler taşımaktadırlar. Proconsul, diş yapısı, dar göğüs yapısı, kısa ön bacaklar ve ağaçlarda geçirilen dört bacaklı bir yaşayış gibi özellikler bakımından Eski Dünya Maymunları'na benzemektedir. Öte yandan kuyruğunun olmayışı, bilek yapıları ve göreceli olarak büyük beyin/vücut oranı insaymunlara ait özellikleri arasındadır. Bu cins içerisinde evrimleşen Proconsul africanus türü hem insanların, hem de diğer tüm insansı maymunların (insaymun) ortak atasıdır. Bu dönemde farklı ekolojik nişlere yayılan memeliler, geyiklerin ilkin atalarının evrimine sebep olmuşlardır. 

 

20 MYÖ: Yine büyüme yarışı, zürafaların atalarını ve dev boynuzlara sahip geyiklerin evrimini sağlamıştır. Ayrıca bu dönemde kuşların da çeşitliliğinde ciddi bir artış görülmektedir.

 

15 MYÖ: Büyüme yarışından kendi üzerine düşeni alan bir diğer memeli de devleşen Mastodonlardır. Mammut olarak bilinen bu cinsin, bildiğimiz mamutların atası olduğu bilinmektedir. Ayrıca keseli memelilerin farklılaşması ve türleşmesi sonucunda kanguruların ilkin ataları bu dönemde evrimleşir. Bovidler denen bir geyik türü de bu zamanlarda evrimleşir. Geyiklerin yüksek rakımlı bölgelere yerleşmeleri, onlara yepyeni yaşam alanları yaratmıştır. Üstelik burada avcıların sayısı da azdır. Bu dönemde Avusturalya'nın mega bitki örtüsü evrimleşmeye başlar. Primatların evriminde bu dönemde önemli bir diğer ayrım yaşanır: Gibonlar, Büyük İnsansı Maymunlar (Büyük İnsaymunlar = Great Apes) grubundan ayrılarak kendi evrimsel süreçlerine girerler.  

 

13 MYÖ: Orangutanlarla diğer insaymunların ortak atası olduğu bilinen Pierolapithecus catalaunicus isimli tür bu dönemde yaşamıştır (aşağıda canlandırması verilmektedir). Bu türden ikiye ayrılan kollardan biri günümüz modern orangutanlarına, diğeri ise insanlara, şempanzelere ve gorillere gidecek yöne ayrılmıştır. Bu ortak ata tıpkı büyük insaymunlar gibi ağaçlara tırmanabilecek adaptasyonlara sahiptir: geniş ve düz bir göğüs kafesi, sert ve alçak bir omurga, esnek bilekler ve sırt kısmına yakın köprücük kemikleri.


 

10 MYÖ: Birkaç on milyon yıl önce evrimleşmeye başlayan çimenler, hızla çeşitlenerek bütün Dünya'ya yayılırlar. Böylece çimenlik alanların ve savanaların sayısı ciddi miktarda artar ve canlıların temel yaşam alanlarından biri haline gelir. Bu, böceklerin evrimini tetikler ve çok ciddi bir çeşitlenme yaşanır. Özellikle büyük yok oluşu atlatabilen karıncalar ve termitlerin tür bazında sayısında kritik bir artış olur. Bu dönemde atların ataları irileşmeye başlar. Çimenlik alanlarda ve savanalarda yaşamaya adapte olan memelilerin ve yılanların sayısında ciddi artış görülür. Bu noktada primatlarda yine önemli bir ayrım gerçekleşir: Goriller, insanlara ve şempanzelere giden evrimsel süreçten ayrılarak kendi evrimsel patikalarına girerler. 

 

6,5 MYÖ: Uzun zamanlar insanlarla şempanzelerin ortak atası olarak görülen Sahelanthropus tchadensis türü bu dönemde yaşamıştır (aşağıda bulunan kafatası fosili gösterilmektedir). Modern araştırmalar bu türün insanlara biraz daha yakın olduğu bilinmektedir, dolayısıyla ortak bir ata olduğu bilgisi kabul edilmemektedir. Bu türün ayrı bir kol olduğu da günümüzde gündemdedir.


 

6 MYÖ: İnsanlar ve şempanzeler bu dönemde birbirlerinden ayrılırlar. İlk Australopithesinler evrimleşir ve çeşitlenir. Orrorin ve Ardipithecus bu dönemde yaşayan önemli insansı cinslerdir. Ancak hala insanların temel özelliklerini görmek pek mümkün değildir. Orrorin tugenensis isimli türün (aşağıda gösterilmektedir) şempanzeler ile insanların birbirinden ayrılmadan önceki son ortak ataları olduğu düşünülmektedir; ancak bu türden sonra bir ya da iki ara tür daha bulunduğu düşünülmektedir. Evrim hızının bu dönemde artması, türlerin teşhisini zorlaştırmaktadır. 


 

5,6 MYÖ: En ilkin insansılardan biri olan Ardipithecus kadabba bu dönemde evrimleşmiştir. Bu, insansılara doğru atılan en net adımlardan biridir.

 

5 MYÖ: İlk ağaç tembelhayvanları, yer tembelhayvanlarından ayrılarak evrimleşmeye başlar. Ayrıca su aygırlarının da ilkin atalarına bu dönemde rastlanır. Memelilerde bu dönemde yine hızlı bir evrimleşme süreci görülür: geviş getiren memeliler, büyük etçiller, kemirgenler, kangurular ve benzeri memelilerde ciddi bir tür artışı görülür. Ayrıca kuşlar ve küçük etçil memeliler de bu evrime ayak uydururlar. Yine, tür sayısındaki aşırı artış, parazitik yaşayan veya en azından leş beslenen canlıların evrimine sebep olur. Leşçiler irileşirler ve türce sayıları artar. Tek toynaklı türlerin sayısında bu dönemde bir azalma görülür; ancak bunun tam sebebi henüz bilinmemektedir. Ayrıca kedilerle eski akrabalığı bilinen nimravid etçillerin soyu bu dönemde tükenir.

 

4.8 MYÖ: Mastodonların göreceli olarak küçülmesiyle evrimleşeren mamutların izlerine ilk defa bu dönemde rastlanır. Bu küçülmenin sebebi olarak besin kaynaklarındaki kısıntı gösterilmektedir. Ancak başka sebepleri olduğu da bilinmektedir.

 

4,4 MYÖ: En ilkin insansı cinslerinden biri olan Ardipithecus'a ait yeni bir tür  bu dönemde evrimleşmiştir. Bu cinse ait iki tür belirlenebilmiştir. 5,6 MYÖ yaşamış olan Ardipithecus kadabba (aşağıda bulunan kemik fosilleri verilmiştir) ile 4,4 MYÖ yaşayan Ardipithecus ramidus. A. ramidus türünün küçük bir beyni bulunuyordu ve yaklaşık 300-350 cm3 hacmindeydi. Bu beyin hacmi günümüz Bonoboları ve dişi şempanzelerinin beyin büyüklüğü kadardır. Ancak bu beyin, daha sonra evrimleşecek Australoptihesinlere göre de oldukça küçüktür. Ardipithecus cinsinin kalça kemiği ve bazı diğer kemiklerinin (foramen magnum gibi) açılarından ve bilek büküm açılarından iki ayak üzerinde durabildiği, ancak dominant olarak bu şekilde yaşamadığı bilinmektedir. 


 

3,6 MYÖ: İnsanlara doğru giden evrimde önemli basamaklar ortaya çıkar: Australopithecus afarensis (aşağıda bir canlandırması gösterilmektedir). Bu tür bütün ömrü boyunca, baskın olarak iki ayak üzerinde yürüdüğü net bir şekilde bilinen ilk insansı türüdür. Bu türün ilk olarak 3,9 MYÖ evrimleşmeye başladığı ve 2,9 MYÖ'sine kadar var olduğu düşünülmektedir. Bu türün Homo cinsi ile diğer Australopithecus'ların ortak atası olduğu düşünülmektedir. Yani bu türden ayrılan bir kol, insanları evrimleştirecektir. Beyin hacmi 300-500 cm3'e kadar ulaşabilir. Bu türün savanalarda yaşadığı düşünülmektedir, bu da insanların evrimiyle örtüşen bir bilgidir. Ayrıca on milyonlarca yıldır evrimleşen tatlısu kaplumbağalarının en irisi olarak bilinen Stupendeyms bu dönemde evrimleşir.


 

3,5 MYÖ: Tüm insanların ortak atası olabilecek bir tür olan Kenyanthropus platypos türü evrimleşmiştir. Bu tür, Australopithesinlerden Homo cinsine doğru atılan bir ara basamaktır.

 

3 MYÖ: Büyük Amerikan Değişimi olarak anılan ve Kuzey Amerika ile Güney Amerika arasındaki ciddi bir hayvan ve bitki örtüsü değişimi olan tarihsel olay bu dönemde yaşanır. Armadillolar, Amerika Keseli Sıçanları (opossum), arıkuşları ve vampir yarasalar gibi çok çeşitli türler Kuzey Amerika'ya doğru göç ederken; atlar, tapirler, kılıç dişli kediler ve geyikler gibi çok çeşitli türler de Güney Amerika'ya yerleşmeye başlarlar. Ayrıca bu dönemdeki bu biyota değişimi birçok canlının evrimine yön verir. Bu dönemde, ilk kısa yüzlü ayılar evrimleşmeye başlar ve ilk örneklerden biri olarak Arctodus cinsi bu dönemde ortaya çıkar. Bu dönemde birçok yeni Australopithesin türü evrimleşir ve hatta bunların Dinofelis cinsi kediler tarafından yenildiği bilinmektedir. Bu süreçte tam iki ayaklılık evrimleşir ve morfoloji buna göre değişir. Kılların kaybının başlangıcı bu döneme denk gelir.

 

2,7 MYÖ: İnsansıların evrimsel dallanmasında birçok yeni tür oluşmaya başlar. Bunlardan Paranthropus bu dönemde evrimleşmiştir. 

 

2,5 MYÖ: Kılıç dişli kedilerin en önemli örneklerinden biri olan Smilodon bu dönemde evrimleşmiştir. İlk Homo cinsine bu dönemde rastlanır. Bu cinse ait Homo habilis, bilinen en eski insan türüdür. Ancak Homo cinsinin evrimleşmesi oldukça dallı bir şekilde gerçekleşmiştir. Örneğin Homo erectus da, Homo habilis'e paralel olarak evrimleşmiştir ve aralarında ata-torun ilişkisi yoktur. Sadece yakın kuzendirler. Bu iki tür, uzun yıllar birlikte yaşamışlardır. İlk taş aletlerin kullanımına bu dönemde rastlarız. Homo ergaster ise Homo habilis'ten evrimleşen bir türdür. Ona göre daha iri ve daha karmaşık yapılıdır. Bu evrim de göreceli olarak kısa bir zamanda meydana gelmiştir.

 

2 MYÖ: İnsanların evrimindeki en kritik dönemeçlerden biri olan Homo cinsine ait ilk bol fosil kayıtları bu dönemlere aittir. Bu sırada bitkilerin evrimi de hızla sürmektedir. Örneğin kozalaklı bitkilerin türlerinde ciddi bir artış görülür. Sığırların evriminde, günümüz modern sığırlarının son atası olan Bos primigenius türü bu dönemde evrimleşir (aşağıda gösterilmektedir). Hindistan'da yaşadığı tespit edilmiştir.


 

1,8 MYÖ: Afrika'da Homo erectus evrimleşir. Günümüz modern insanlarına gerçekten fazla derecede benzeyen bu tür, günümüz modern insanlarının beyinlerinin %74'lük, daha küçük bir versiyonuna sahiptir. Alnı daha dar ve dişleri daha küçüktür. Homo erectus'un çok geniş bir çeşitliliğe sebep olduğu düşünülmektedir: Homo georgicus, Homo ergaster, Homo pekinensis, Homo heidelbergensis bu tür ile çeşitli şekillerde ilişkilendirilebilir. Çünkü bu türler, genel olarak Homo erectus ismiyle anılırlar, halbuki basamaklı bir evrim örneği gözler önündedir. Örneğin Homo erectus "şemsiyesi"ne ait ilk tür olan Homo georgicus türü 1,8 MYÖ günümüzdeki Gürcistan bölgesinde yaşamıştır ve bu türün kalça kemiği ve sırt kemikleri insana daha benzer şekilde evrimleşmeye başlamıştır. Ayrıca bu türün çok uzun mesafeler kat edebildiği bilinmektedir. Bu, Afrika dışında keşfedilmiş en eski insan türüdür.

 

1,7 MYÖ: İnsansıların önemli örneklerinden olan Australopithesinlerin soyu bu dönemde tam olarak bilinmeyen bir sebeple tükenir. Ancak insansıların diğer kollarındaki evrim sürmektedir.

 

1,5 MYÖ: Ateşi ilk defa kontrol altına alan ve Homo georgicus'tan evrimleştiği düşünülen Homo ergaster bu dönemde ortaya çıkmıştır (aşağıda görülmektedir). 1,9 metrelik bir boya sahip olan bu türün koyu bir deri rengine sahip olduğu bilinmektedir. Bu deri renginin evrimi, 1,2 MYÖ'sine kadar sürmüştür. Buna paralel olarak kılların kaybedilmesi de hız kazanır. 


 

1,2 MYÖ: İnsanların ve Neandertallerin en eski atalarından biri olan Homo antecessor bu dönemde evrimleşir. Yani bu türden dallanan iki koldan biri modern insanlara giderken, diğeri Neandertallere gitmiş olabilir. Ancak bu farklı evrimleşme süreçleri, Parantrophus cinsine ait son bireylerin soyunu tüketmiştir. Boşalan bu nişler, diğer yaşayan insansılar tarafından hemen doldurulur.

 

700.000 YÖ: Homo ergaster'den ayrılarak evrimleşen bir diğer tür olan Homo pekinensis ilk defa bu dönemde ortaya çıkar. Bu türün modern insanların atası olmadığı, sadece uzak bir akrabamız oldukları bilinmektedir. Ayrıca Homo antecessor popülasyonlarından ayrılan bir diğer kol da Homo heidelbergensis isimli bir türün evrimine sebep olmuştur. Bu tür çok daha karmaşık keski aletleri üretebilen, çok daha iri bir türdür ve atları avlayabildikleri bilinmektedir.

 

600.000 YÖ: İnsanlara giden kolda önemli bir diğer dönemeç olan Homo heidelbergensis bu dönemde daha da belirginleşmiştir. Bu türün de Homo antecessor türünden ayrılarak evrimleştiği düşünülmektedir. Bu yeni türün, insanlar ile Neandertallerin en yakın ortak atasaı olduğu bilinmektedir. Morfolojik olarak Homo erectus türüne oldukça benzeyen bu tür, daha büyük bir beyin hacmine sahiptir ve günümüz insanlarının %93 hacmindeki bir beyne sahiptir. Ayrıca keşfedilen bireyler oldukça uzundur, yaklaşık 1,8 metre boyundadırlar. 


 

350.000 YÖ: Günümüz modern insanlarının en son, en yakın akrabası olduğu bilinen Neandertaller bu dönemde ilk olarak evrimleşmeye başlamışlardır. 

 

300.000 YÖ: Orangutanların çok yakın bir akrabası olan Gigantopithecus cinsi Asya'da son üyelerini de kaybederek yok olur. Aşağıda, bu cinse ait türler ile insan arasındaki kıyaslama verilmektedir.


 

200.000 YÖ: Anatomik olarak bugünkü insanlara benzeyen ilk insanlar Afrika'da evrimleşirler. Bu bilgiler, günümüzde genlerimizde bulunan Omo genleri ile net bir şekilde ortaya konabilmektedir. Yani en eski Homo sapiens bireyleri bu dönemde evrimleşmiştir. Bu dönemlere ait fosillerden birine aşağıda örnek veriyoruz.


 

160.000 YÖ: Etiyopya bölgesinde evrimleşen Homo sapiens idaltu alt türü ilk ölüm sonrası ritüellerini gerçekleştirmiş, su aygırlarını katletmiş bir türdür. Anatomik ve davranışsal açıdan modern insanlara en yakın olan türdür.

 

150.000 YÖ: Günümüzde yaşayan bütün insanların ortak atası olan ve Mitokondriyal Havva olarak anılan dişi insan, bu dönemde yaşamıştır. Dünya üzerinden alınacak her insan genomunun geriye doğru takip edilmesi, bu dönemde yaşamış bireylerde kesişecektir. 

 

50.000 YÖ: 150 bin yıl boyunca evrimlerini belirli bir yönde sürdüren insanlar, sonunda Afrika'dan çıkarak Dünya'nın diğer bölgelerinde koloniler kurmaya başlarlar. Bu süreçte, günümüz Almanyası bölesinde karşılaştıkları Neandertal insanlarını yok etmeye başlarlar. Ancak bu süreçte, onlarla cinsel ilişkiye de girerek gen karışımına sebep olurlar. Ayrıca Asya'da da evrimleşmiş olan birçok insansı, modern insanlar tarafından katledilir.

 

40.000 YÖ: Avusturalya ve Avrupa'ya en kapsamlı göçler başlar. Bu dönemde, anatomik, morfolojik, davranışsal ve diğer birçok açıdan günümüz insanıyla aynı olan, Homo sapiens sapiens alt türünün ilk bireyleri olarak görülen Cro-Magnon insanları yaşamıştır. 

 

30.000 YÖ: Neandertaller, insanların kıyımına ve çevresel baskılara 20.000 yıl boyunca dayanabilirler. Neandertallerin soyu bu dönemde tamamen tükenir.

 

15.000 YÖ: Kıllara sahip olduğu bilinen son gergedan olan Coelodonta cinsinin soyu tükenir.

 

12.000 YÖ: Homo florensiensis türünün soyu tükenir. Bu tür, Homo sapiens ile birlikte hayatta kalabilen son tür olmuştur. Onların da tükenmesiyle geriye bir tek Homo sapiens kalır. Bu dönem, Evrimsel Biyoloji açısından Yakın Tarih diyebileceğimiz dönemin başlangıcıdır. 

 

11.000 YÖ: Birkaç milyon yıl önce evrimleşmiş olan Arctodus cinsi kısa yüzlü dev ayıların soyu tükenir. Ayrıca yaşayan son Yer Tembelhayvanları'nın da soyunun bu dönemde tükendiği bilinmektedir. Atların bugün de yaşayan türleri haricindeki onlarca türü Dünya çapında yok olur. Bu soykırımların insanlarla bir ilgisi olup olmadığı halen araştırılmaktadır; ancak doğal sebepler ve ekolojik durumlar da buna sebep olmuş olabilir. Zira bu dönemde bir Kartopu Dünya durumu daha yaşanır ve bu süreç, tüm hayvanlar için ciddi kırımlara sebep olmuştur. İnsanlar da buna dahildir.

 

10.000 YÖ: Son Buzul Çağ'ın sona ermesiyle birlikte, birçok türün yok olduğu ve türlerin bireylerinin sayıca çok azaldığı görülür. Yine, buna da insanlar dahildir. Smilodon cinsi tamamen yok olmuştur. İnsanların sayısı çok azalmış ve halen de azalmaktadır. Ayrıca son Kıllı Mamut olarak bilinen Mammuthus primigenus türünün soyu tükenir (aşağıda bir fosili gösterilmektedir). Tüm bunlar, ciddi iklimsel değişimlerden kaynaklanmaktadır.


 

6.000 YÖ: Kuzey Amerika'da kalan son Mastodon örnekleri de yok olarak bu cinsin de soyu tükenir.

 

4.500 YÖ: Alaska bölgesinde küçük popülasyonlar halinde hayatta kalmayı başarmış olan Küçük Mamut türlerinin de soyu tükenir. Tüm bu tükenişler, iklimsel değişimlere adapte olunamamasından kaynaklanmaktadır.

 

385 YÖ (1627): Evcil sığırların atası olarak bilinen Aurochların soyu tükenir.

 

76 YÖ (1936): En ilkin keseli hayvan türlerinden biri olan Thylacinler, milyonlarca yıldır var olmalarına rağmen, korunamyarak yok olurlar. Son örnekleri Tazmanya'daki bir hayvanat bahçesinde ölmüştür.

 

0 YÖ: Günümüz. Şu anda hayatta kalmaya ve üremeye çalışan insanların kurduğu göreceli "yüksek" medeniyetlerin çağı. Akan zamanın şu anda bulunduğu nokta. Bu noktada Evrim gıdım gıdım, her nesilde ilerlemektedir. Bundan binlerce, milyonlarca yıl sonra, bu noktaya bakan -eğer olacaksa- zeki canlılar, kendilerine giden evrimsel süreci bu zamanlardan göreceklerdir. Bu zaman diliminde insan zekasının bilinen doruklarına ulaşmıştır. Bu durumla övünmeyi de öğrenen Homo sapiens sapiens türü hızlı bir şekilde Dünya'daki diğer türleri katletmekte ve kendi sonunu hazırlamaktadır. Bu dönemde doğanın oldukça dışına çıkarak kendisini soyutlayan türümüz, kendi kökenlerini reddetmeye başlamış, tarafsız beyin hacmi bakımından zekileşirken, bunu kullanma kapasitesi olarak değerlendirebileceğimiz akıllılık bakımından gittikçe gerilemektedir. Kendisini ve Evren'i anlamaya yarayan bilimi ayaklar altına almaktadır. Tüm bunlar, sadece insan türünün değil, diğer canlı türlerinin de yaşantılarına yön vermektedir. Gelecek, bugün yaptığımız doğrular ve yanlışlar üzerine kurulacaktır. Ve bu açından insan, geleceğini ciddi miktarda tehlikeye atmaktadır. Aşağıda bir insanların kurduğu medeniyetten bir görüntü verilmektedir (New York şehri).


 

 

Bu yazılarımızda sizlere Evrimsel Tarih'in oldukça detaylı bir özetini vermeye çalıştık. Bu süreç detaylıca analiz edilirse, Evrimsel Biyoloji'nin hayatı açıklamadaki gücünü bir kere daha görmemiz mümkün olacaktır. Her adım birbiriyle ve eldeki bütün bilimsel verilerle uyumlu ve örtüşüktür. Bu, bize bilimin tartışmasız gücünü göstermektedir.

 

Toplamda 9,5 saatlik bir mesai alan bu çalışmamız, umarız tüm okurlarımıza faydalı olacaktır.

 

En içten saygılarımızla.

ÇMB (Evrim Ağacı)


Kaynaklar ve İleri Okuma:

Futuyma, Douglas J. (2005). Evolution. Sunderland, Massachusetts: Sinuer Associates, Inc. ISBN 0-87893-187-2.

Nisbet, E.G., and Fowler, C.M.R. (December 7, 1999). "Archaean metabolic evolution of microbial mats". Proceedings of the Royal Society: Biology 266 (1436): 2375. doi:10.1098/rspb.1999.0934. PMC 1690475.

Anbar, A.; Duan, Y.; Lyons, T.; Arnold, G.; Kendall, B.; Creaser, R.; Kaufman, A.; Gordon, G. et al. (2007). "A whiff of oxygen before the great oxidation event?". Science 317 (5846): 1903–1906. Bibcode 2007Sci...317.1903A. doi:10.1126/science.1140325

Forterre, P., Benachenhou-Lahfa, N., Confalonieri, F., Duguet, M., Elie, C. and Labedan, B. (1992). "The nature of the last universal ancestor and the root of the tree of life, still open questions". BioSystems 28 (1-3): 15–32. doi:10.1016/0303-2647(92)90004-I

Carl Woese, J Peter Gogarten, "When did eukaryotic cells (cells with nuclei and other internal organelles) first evolve? What do we know about how they evolved from earlier life-forms?" Scientific American, October 21, 1999.

Doolittle, W. Ford (February, 2000). Uprooting the tree of life. Scientific American 282 (6): 90–95

Hahn, Jürgen; Pat Haug (1986). "Traces of Archaebacteria in ancient sediments". System Applied Microbiology 7 (Archaebacteria '85 Proceedings): 178–83.

Olson JM (May 2006). "Photosynthesis in the Archean era". Photosyn. Res. 88 (2): 109–17. doi:10.1007/s11120-006-9040-5. PMID 16453059

p.151, Bjornerund, Marcia (2005), "Reading the Rocks: the autobiography of the Earth" (Basic Books)

Hoffman, P.F.; Kaufman, A.J., Halverson, G.P., Schrag, D.P. (1998-08-28). "A Neoproterozoic Snowball Earth". Science 281 (5381): 1342–6. Bibcode 1998Sci...281.1342H. doi:10.1126/science.281.5381.1342. PMID 9721097. Retrieved 2007-05-04.

Chiappe, Luis M., & Dyke, Gareth J. (2002). "The Mesozoic Radiation of Birds". Annual Review of Ecology & Systematics 33 (1): 91–124. doi:10.1146/annurev.ecolsys.33.010802.150517

Alemseged, Z., Coppens, Y., Geraads, D. (2002). "Hominid cranium from Homo: Description and taxonomy of Homo-323-1976-896". Am J Phys Anthropol 117 (2): 103–12. doi:10.1002/ajpa.10032

Stoneking, Mark; Soodyall, Himla (1996). "Human evolution and the mitochondrial genome". Current Opinion in Genetics & Development 6 (6): 731–6. doi:10.1016/S0959-437X(96)80028-1











6 Yorum